|
|
|
Biz kimiz?
Biz, büyük olmayı "çok" olmak, önüne her
geleni ezebilmek, görgüsüz hezeyanlarını tatmin için herşeyin ve
herkesin alınıp satılabildiği ortamları yaratıp sonra da oradan
beslenmek olan ve tapınılası tek değeri sadece ve sadece "güç" olarak
görenlerin yer aldığı tribünün tam karşısında, Eto'o
ların,Pluton'ların,Pakistan'lı bebelerin, Irak'lı dedelerin, Latin
Amerika'lı
işçilerin,siyahların-beyazların,kızılderililerin-eskimoların-çingenelerin,pazar
malı ucuz beyaz pamuklusunun üzerine siyah şeritler diktirerek mahalle
maçına çıkan veletlerin, o ucuz formayı o velete etiketini koymadan
diken komşu teyzenin, topumuzu bize bedeli ruz-ı mahşerde ödenecek bir
"borç" karşılığı veren bakkal amcanın, sözün özü "Halkın Takımı" yız.
|
|
|
|

|
 |
Beşiktaşk
engel tanımaz ...
16 Ağustos Pazar günü Beşiktaş Engelliler Futbol Takımı ile
birlikteydik.Oynadıkları güzel futbolla bizleri büyüleyen
arkadaşlarımıza,bizlere çok güzel bir gün yaşattıkları ve Beşiktaş
aşkının engel tanımadığını birkez daha gösterdikleri için teşekkür
ediyoruz.
|
 |
|
 |
Güneşin
sofrasında,dostların arasındaydık !
Şampiyonluk kutlamaları dolu dizgin devam
ediyor.Halkın Takımı taraftarları Bolu Dağı’nda gerçekleştirdikleri
piknikle şampiyonluğu kutladı.Ankara,İstanbul ve İzmit’ten “Güneşin
sofrasında,dostların arasındayız” sloganı ile Bolu’ya akın eden Beşiktaş
taraftarları 2 kupayı,türküler tezahüratlar ve halaylarla kutladı. |
|
|

 |
|
Yaşasın 1 Mayıs !
Sabah saatlerinden beri abluka altına alınan İstanbul'da Beşiktaş'lı
taraftarlar işçilerle,emekçilerle birlikte 1 Mayıs alanındaydı.
"Makul" olmadığı gerekçesiyle ara sokaklara kurulan barikatlarla
durdurulmaya çalışılan Halkın Takımı üyeleri son barikatı yararak DİSK
kortejiyle buluştu."Halkın Takımı Terketmedi sevdan beni" pankartıyla alanda
yerini alan Beşiktaşlılar yoğun ilgi ve takdirle karşılandı.
devamı için tıklayın... |
|
|

Endüstriyel futbol ve biz.
Daha önce yazmış olduğum bir yazıda (Neden son
barikat?),endüstriyelleşme olgusunun genel hatlarına değinmiş ve “Son
barikat” esprisinin anlamını kendimce yorumlamaya çalışmıştım. Şimdi ise
bu konuyu biraz daha derinleştirmek niyetindeyim. Hazır şu önümüzde ki
on-oniki günlük süreçte gündemimizde Beşiktaş maçı yokken verimli bir
tartışma çıkarma şansımız olsun.
Halkın Takımı platformu, genel anlamda endüstriyelleşmiş futbol olgusuna
karşıt fikirlerin sunulduğu, Beşiktaş geleneklerinin ve felsefesinin
muhafazasını besleme sportif başarıların önüne koyan bir nitelik
sergilemekte ve bununla da gurur duymaktadır. Bu anlamda Halkın takımı
forumu standart taraftar forumlarından tematik olma özelliğiyle
ayrılmaktadır. Halkın Takımı ahalisinin endüstriyelleşmiş futbol üzerine
söylenecek bir çift lafı her zaman olmalı ve sloganların da biraz dışına
çıkıp, sahip olduğu birikimi bu bir çift lafın temeline harç gibi
koyarak onun sağlamlaştırılması amacını gütmeli.
Bu doğrultuda derinleşecek tartışmalardan alınacak olan verimin kalitesi,
konulacak tavrın netleşmesine hizmet edebilecektir.
19. yüzyılın ikinci yarısında (1870 ler), nüfusun artması sonucu kentlerin
oluşması, ihtiyaçların çeşitlenmesi, icat ve buluşların yoğunluk
kazanması sonucu başlayan endüstri devriminin ilk aşaması fabrikaların
ve dolayısıyla tarım dışı proleteryanın doğması ve gelişmesini de
getirdi. İkinci aşama olan makineleşme, bilgisayarın icadı ve internet
sayesinde bugün etrafımızı saran ve adına endüstri devriminin 3. aşaması
da denilen Globalleşmeye evrilmiş durumda artık.
Sanayi devrimiyle birlikte sermayenin azınlık elinde birikmesi sonucu
oluşan geniş tekel ağları, karteller artık kitlelerin mevcut
ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapılan üretim-tüketim ilişkisiyle
yetinmemeye başladı. Yeni ihtiyaç alanları yaratmak, dahası ihtiyaç dışı
lüks tüketimi körüklemek amacıyla beslenen yeni trendler, moda, marka
yaratmak gibi yollara hızla sapan sermaye birikimi elbette ki
milyarlarla ifade edilen büyüklükte bir kitleyi çekim alanına hapseden
futbola kayıtsız kalamazdı ve kalmadı da.
devamı için tıklayın...
 |
|
Neden son barikat ?
Neden endüstriyel futbola karşı çıkıyoruz?
Son barikat esprisi nedir?
Hakkı, Şeref, gelenekler, duruş gibi kavramlar ile yıldız futbolcu,
kazanmak, şampiyonluk, Onu neden isteriz de bunu istemeyizlerin altında
neler yatmakta? vb.vb.
Canlının en temel sorunu yaşamını sürdürebilmekse eğer bunun için en temel
gereksinimi karnını doyurmaktır. Bunu yaptığı andan itibaren tüketmeye
başlamıştır ve böylelikle tüketici sıfatını kazanır. Peki tükettiklerini
hazır mı bulmaktadır? Başlarda belki ama ağaçtaki elmayı yemek için bile
önce onu ağaçtan koparmanız gerekir. Ya da avlanmak için belirli bir
çaba ve araca ihtiyaç duyarsınız Bu da doğal olarak tüketimin karşısına
üretim kavramını çıkarmakta.
İhiyaçların çeşitlenmesi, sosyalleşme eğilimi gibi durumlar karşılık
olarak üretimin de gelişip çeşitlenmesi sonucunu ve işbirliği
kavramlarını doğuruyor. Toplumsal yaşamın gelişmesiyle birlikte
ihtiyaçlar da karnını doyurmaktan daha karmaşık tüketim ilişkilerini, bu
da daha karmaşık üretim biçimlerini gündeme getiriyor. Tarımsal üretimin
yanısıra sanayileşmeyle birlikte kırsal kesimden kısmen kopan emek
kentleri ve kır-kent arası coğrafi zorunluluklar da aracı hizmet
sınıflarını (Tüccar sınıfı) ortaya çıkarıyor.
İşte sosyalleşmenin kilometre taşlarından en önemlilerinden biri, Daha
Türkçesiyle “Zurnanın zırt dediği yer” tam burası oluyor.
“Üretim-Emek-Tüketim” doğal sıralamasının yanısıra “üretim-tüketim”
yapay sıralamasına şahit oluyor insanlık. Burada eksik olan emek
faktörünün yerini üreticiden alıp tüketiciye satarak elde ettiği rantı
biriktirip üretici güclere hakim olmaya çalışan sermaye faktörü alıyor.
Üretici ile tüketici arasında bir artı değer oluşmasına yol açan bu
oluşum tüketim maliyetini de otomatikman artırıyor haliyle. Bu durumda
tüketici, ihtiyaçlarını karşılamak için üretim maliyetinin üstünde bir
bedel ödemek zorunda kalıyor ki bu fazlalık da sermaye olarak aracı
sınıfın elinde birikiyor ve üretim araçlarına hakim olmak için
kullanılmaya başlıyor.
devamı için tıklayın...

|
|
Fasulyeler ve Patatesler
Taraftarın kendisini takımına adamasına dair ettiği bazı
laflar münevveran taifesi arasında hep alayla karşılanır. Bu adanmışlık
kimlik bunalımına bağlanır, eğitim yetersizliğine bağlanır; o da yetmez
iş karakterlerin yetersizliği boyutuna kadar taşınır hayasızca. Öyle ya
insana dair tüm ideolojilerden münevveran sınıfı sorumlu olmuştur. Tekel
onlardır ya, ağızlarını büzecek ne ipleri vardır bunların ne de çüş
diyeni. Oysa bilmek, anlamak bu denli zor mudur ki insan olmak sadece
tabiatın evrilmesinden sıçrayan basit bir tesadüften ibarettir. Halbuki
taraf olmak bir öz tercihtir. Enjekte edilmez, melezlenmez, genetik
müdahaleye asla izin vermez. Burada analiz edilmesi gereken şey taraf
olanın söylemi değil bizzat naturasıdır. İşte bu naturayı da biz analiz
edelim de kendi aydınlığından gözleri kamaşanlara bir nebzecik gölge
olsun.
devamı için tıklayın...
 |
|
|
|
diğer yazılarımız... |
|
Karar verme zamanı geldi. |
|
Neden sadece iki büyük!... |
|
Endüstriyel ahlak... |
|
Hangi büyüklük?.. Seçim bizim. |
|
Delikanlı gibi sevmek. |
|
Son Barikat
|
| |
| iletisim :halkintakimidergisi@hotmail.com |
|