Halkın Takımı Dergi
11.Sayı çok yakında bayilerde...

* * * * * *

Tekel İşçilerinin direnişini destekliyoruz...

* * * * * *

Kongrede tavrımız :
söz, yetki, karar,
taraftara !

* * * * * *

 

 

Dergimizin 11.Sayısı çok yakında sizlerle...

 


 

   

Söz, yetki, karar, TARAFTARA !

Genel Kurul zamanı geldi çattı. Sayın Demirören ve Sayın Aksu aday...Beşiktaş'a dair söz söylemeye aday, iki başkan ve yönetimindeki insanlar. Halkın Takımı olarak kongreye dair tavrımız ; taraftarın daha çok söz sahibi olduğu yeni bir yapılanmadan yanadır.Beşiktaş'ın geleceğine dair alınacak kararlarda tribünlerinde söz sahibi olmasıdır...

Kaan kazanacak

10 yıldır DMD Hastalığıyla pençeleşen ve çok koyu bir Beşiktaş taraftarı olan Kaan Kardeşimizi ziyarete gittik.Kaan kardeşimizin bu amansız hastalığa karşı yürüttüğü savaşı kazanacağına inancımız sonsuz.Diren Kaan !

 

Tekel İşçisi Yalnız değildir !

Ankara'nın soğuğunda eylem yapan TEKEL işçilerine destek için alandaydık.

 

Biz kimiz?

Biz, büyük olmayı "çok" olmak, önüne her geleni ezebilmek, görgüsüz hezeyanlarını tatmin için herşeyin ve herkesin alınıp satılabildiği ortamları yaratıp sonra da oradan beslenmek olan ve tapınılası tek değeri sadece ve sadece "güç" olarak görenlerin yer aldığı tribünün tam karşısında, Eto'o ların,Pluton'ların,Pakistan'lı bebelerin, Irak'lı dedelerin, Latin Amerika'lı işçilerin,siyahların-beyazların,kızılderililerin-eskimoların-çingenelerin,pazar malı ucuz beyaz pamuklusunun üzerine siyah şeritler diktirerek mahalle maçına çıkan veletlerin, o ucuz formayı o velete etiketini koymadan diken komşu teyzenin, topumuzu bize bedeli ruz-ı mahşerde ödenecek bir "borç" karşılığı veren bakkal amcanın, sözün özü "Halkın Takımı" yız.

 

 

Beşiktaşk engel tanımaz ...

16 Ağustos Pazar günü Beşiktaş Engelliler Futbol Takımı ile birlikteydik.Oynadıkları güzel futbolla bizleri büyüleyen arkadaşlarımıza,bizlere çok güzel bir gün yaşattıkları ve Beşiktaş aşkının engel tanımadığını birkez daha gösterdikleri için teşekkür ediyoruz.
 

Güneşin sofrasında,dostların arasındaydık !

Şampiyonluk kutlamaları dolu dizgin devam ediyor.Halkın Takımı taraftarları Bolu Dağı’nda gerçekleştirdikleri piknikle şampiyonluğu kutladı.Ankara,İstanbul ve İzmit’ten “Güneşin sofrasında,dostların arasındayız” sloganı ile Bolu’ya akın eden Beşiktaş taraftarları 2 kupayı,türküler tezahüratlar ve halaylarla kutladı.

 

 

Yaşasın 1 Mayıs !

Sabah saatlerinden beri abluka altına alınan İstanbul'da Beşiktaş'lı taraftarlar işçilerle,emekçilerle birlikte 1 Mayıs alanındaydı.
"Makul" olmadığı gerekçesiyle ara sokaklara kurulan barikatlarla durdurulmaya çalışılan Halkın Takımı üyeleri son barikatı yararak DİSK kortejiyle buluştu."Halkın Takımı Terketmedi sevdan beni" pankartıyla alanda yerini alan Beşiktaşlılar yoğun ilgi ve takdirle karşılandı.

devamı için tıklayın...

Endüstriyel futbol ve biz.

Daha önce yazmış olduğum bir yazıda (Neden son barikat?),endüstriyelleşme olgusunun genel hatlarına değinmiş ve “Son barikat” esprisinin anlamını kendimce yorumlamaya çalışmıştım. Şimdi ise bu konuyu biraz daha derinleştirmek niyetindeyim. Hazır şu önümüzde ki on-oniki günlük süreçte gündemimizde Beşiktaş maçı yokken verimli bir tartışma çıkarma şansımız olsun.

Halkın Takımı platformu, genel anlamda endüstriyelleşmiş futbol olgusuna karşıt fikirlerin sunulduğu, Beşiktaş geleneklerinin ve felsefesinin muhafazasını besleme sportif başarıların önüne koyan bir nitelik sergilemekte ve bununla da gurur duymaktadır. Bu anlamda Halkın takımı forumu standart taraftar forumlarından tematik olma özelliğiyle ayrılmaktadır. Halkın Takımı ahalisinin endüstriyelleşmiş futbol üzerine söylenecek bir çift lafı her zaman olmalı ve sloganların da biraz dışına çıkıp, sahip olduğu birikimi bu bir çift lafın temeline harç gibi koyarak onun sağlamlaştırılması amacını gütmeli.

Bu doğrultuda derinleşecek tartışmalardan alınacak olan verimin kalitesi, konulacak tavrın netleşmesine hizmet edebilecektir.

19. yüzyılın ikinci yarısında (1870 ler), nüfusun artması sonucu kentlerin oluşması, ihtiyaçların çeşitlenmesi, icat ve buluşların yoğunluk kazanması sonucu başlayan endüstri devriminin ilk aşaması fabrikaların ve dolayısıyla tarım dışı proleteryanın doğması ve gelişmesini de getirdi. İkinci aşama olan makineleşme, bilgisayarın icadı ve internet sayesinde bugün etrafımızı saran ve adına endüstri devriminin 3. aşaması da denilen Globalleşmeye evrilmiş durumda artık.

Sanayi devrimiyle birlikte sermayenin azınlık elinde birikmesi sonucu oluşan geniş tekel ağları, karteller artık kitlelerin mevcut ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapılan üretim-tüketim ilişkisiyle yetinmemeye başladı. Yeni ihtiyaç alanları yaratmak, dahası ihtiyaç dışı lüks tüketimi körüklemek amacıyla beslenen yeni trendler, moda, marka yaratmak gibi yollara hızla sapan sermaye birikimi elbette ki milyarlarla ifade edilen büyüklükte bir kitleyi çekim alanına hapseden futbola kayıtsız kalamazdı ve kalmadı da.

devamı için tıklayın...

Neden son barikat ?

Neden endüstriyel futbola karşı çıkıyoruz?
Son barikat esprisi nedir?


Hakkı, Şeref, gelenekler, duruş gibi kavramlar ile yıldız futbolcu, kazanmak, şampiyonluk, Onu neden isteriz de bunu istemeyizlerin altında neler yatmakta? vb.vb.

Canlının en temel sorunu yaşamını sürdürebilmekse eğer bunun için en temel gereksinimi karnını doyurmaktır. Bunu yaptığı andan itibaren tüketmeye başlamıştır ve böylelikle tüketici sıfatını kazanır. Peki tükettiklerini hazır mı bulmaktadır? Başlarda belki ama ağaçtaki elmayı yemek için bile önce onu ağaçtan koparmanız gerekir. Ya da avlanmak için belirli bir çaba ve araca ihtiyaç duyarsınız Bu da doğal olarak tüketimin karşısına üretim kavramını çıkarmakta.

İhiyaçların çeşitlenmesi, sosyalleşme eğilimi gibi durumlar karşılık olarak üretimin de gelişip çeşitlenmesi sonucunu ve işbirliği kavramlarını doğuruyor. Toplumsal yaşamın gelişmesiyle birlikte ihtiyaçlar da karnını doyurmaktan daha karmaşık tüketim ilişkilerini, bu da daha karmaşık üretim biçimlerini gündeme getiriyor. Tarımsal üretimin yanısıra sanayileşmeyle birlikte kırsal kesimden kısmen kopan emek kentleri ve kır-kent arası coğrafi zorunluluklar da aracı hizmet sınıflarını (Tüccar sınıfı) ortaya çıkarıyor.

İşte sosyalleşmenin kilometre taşlarından en önemlilerinden biri, Daha Türkçesiyle “Zurnanın zırt dediği yer” tam burası oluyor. “Üretim-Emek-Tüketim” doğal sıralamasının yanısıra “üretim-tüketim” yapay sıralamasına şahit oluyor insanlık. Burada eksik olan emek faktörünün yerini üreticiden alıp tüketiciye satarak elde ettiği rantı biriktirip üretici güclere hakim olmaya çalışan sermaye faktörü alıyor. Üretici ile tüketici arasında bir artı değer oluşmasına yol açan bu oluşum tüketim maliyetini de otomatikman artırıyor haliyle. Bu durumda tüketici, ihtiyaçlarını karşılamak için üretim maliyetinin üstünde bir bedel ödemek zorunda kalıyor ki bu fazlalık da sermaye olarak aracı sınıfın elinde birikiyor ve üretim araçlarına hakim olmak için kullanılmaya başlıyor.

devamı için tıklayın...

Fasulyeler ve Patatesler

Taraftarın kendisini takımına adamasına dair ettiği bazı laflar münevveran taifesi arasında hep alayla karşılanır. Bu adanmışlık kimlik bunalımına bağlanır, eğitim yetersizliğine bağlanır; o da yetmez iş karakterlerin yetersizliği boyutuna kadar taşınır hayasızca. Öyle ya insana dair tüm ideolojilerden münevveran sınıfı sorumlu olmuştur. Tekel onlardır ya, ağızlarını büzecek ne ipleri vardır bunların ne de çüş diyeni. Oysa bilmek, anlamak bu denli zor mudur ki insan olmak sadece tabiatın evrilmesinden sıçrayan basit bir tesadüften ibarettir. Halbuki taraf olmak bir öz tercihtir. Enjekte edilmez, melezlenmez, genetik müdahaleye asla izin vermez. Burada analiz edilmesi gereken şey taraf olanın söylemi değil bizzat naturasıdır. İşte bu naturayı da biz analiz edelim de kendi aydınlığından gözleri kamaşanlara bir nebzecik gölge olsun.

devamı için tıklayın...

 

diğer yazılarımız...

Karar verme zamanı geldi.

Neden sadece iki büyük!...

Endüstriyel ahlak...

Hangi büyüklük?.. Seçim bizim.

Delikanlı gibi sevmek.

Son Barikat

 
iletisim :halkintakimidergisi@hotmail.com