PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Teşekkürler Tigana (Atilla Gökçe - Milliyet)


Bahadır Ahıska
09-05-2007, 10:38
Teşekkürler Tigana

Malili göçmen bir ailenin çocuğu olarak Fransa'da hayata en alttan başladı. Bulabildiği en iyi iş postacılık oldu. Sonra tanrı vergisi yetenekleriyle futbolda kendine yepyeni bir hayat kurdu. Bir zamanlar sokaklarına kan ter içinde arşınladığı, çaldığı kapıların teşekkür edilmeden yüzüne kapatıldığı Borda'da şaraplık üzüm bağlarına sahip olmanın güven duygusunu yaşıyor şimdi. Çok özlediği ve özendiği şarap sektöründeki patronluk, futbol teknik direktörlüğü kariyerinde de belli belirsiz bir boşluk, hedefsizlik, kimbilir belki de erken bir doyum yaratmış durumda. Monaco'da kazandığı lig şampiyonluğunun, Şampiyonlar Ligi'nde yarı final oynamış olmanın devamını getiremedi.
Dünya görüşü ve felsefesi, bağcılıkta da futbolda da değişmiyor : "En iyisini yetiştirmeye çalış... Acele etme... Sabırla çalış ve bekle! "
Doğru ya da yanlış... Katılırsınız ya da karşı çıkarsınız... Ama Jean Tigana'yı değiştiremezsiniz.
O hiçbir zaman rekolte (üretim miktarı) ya da skor peşinde koşmadı... Ama kaliteyi sürekli aradı... Acele etmeden... Sabırla.
Böyle bir dünya görüşünün bize ne vereceğini hiç düşünmedik, merak etmedik...
Tigana'dan hep daha fazlasını bekledik.
Oysa giderek yoğunlaşan, hırçınlaşan, göz ve gönül karartıp kazanmayı her şeyin önüne koyan bir rekabet anlayışımız var. Hep birlikte şampiyonluklara kilitlendiğimiz ve başka hiçbir şeyi ciddiye alıp değer vermediğimiz için Tigana ile uzlaşamadık.
Tigana yarışmacı değil, eğitimci bir karakter taşıyordu. Bunu çok geç anladık..

Farklı tercihler
Örneğin Serdar Kurtuluş'tan hiç de alışık olmadığı, denenmediği bir alanda yararlanmayı koydu kafasına. Ondan başarılı bir ön libero çıkardı... O kadar inandı ki, Kleberson'dan da vazgeçmeyi göze alabildi.
Örneğin, sadece Beşiktaş'ın değil, hemen tüm takımların temel noksanı olan savunmayı yeniden inşa etti. Evet, dört stoperden beksiz dörtlü savunmalar kurdu. Evet, beklerinin ileri çıkmasını hücuma katılmasını sürekli engelledi. Evet, İngilizlerin bile artık dudak büktüğü eskimiş çizgi defans anlayışına bir çare olarak sarıldı... Yaptıklarını beğenmedik belki. Ne var ki ligin en az gol yiyen takımı da böyle bir savunma anlayışından doğdu...
Giresse ve Platini ile birlikte Fransa'nın en unutulmaz orta alan oyuncuları arasında yer almasına rağmen, teknik direktör olarak savunmadan daha zor olan "hücum ve yaratıcılık" dersinde çaktı! Elindeki kadronun özelliklerinden sihirli bir formül oluşturamadı.
İnönü Stadı'ndaki son Fenerbahçe derbisinde Ali Tandoğan, Koray, Bobo ve İbrahim Akın'ı kulübede tutarak oyuna başlaması, elbette çok büyük bir hata, Sanlı (Sarıalioğlu) Kaptan'a göre resmen "intihar"dı. O dört adamdan üçünü Bobo, Ali Tandoğan ve İbrahim Akın 46 - 67. dakikalar arasında oyuna aldı almasına da, atı alan (Fenerbahçe) çoktan Üsküdar'a geçmişti...
Stratejik hatalarıda oldu elbet... Örneğin France Football'a verdiği röportajda kalmaya pek de gönüllü olmadığını, gönlünde yatan asıl aslanın Fransız Milli Takımı olduğunu açıklaması, futbolcularıyla arasında zaten pek de sağlam ve sıkı olmayan bağları gevşetti, belki de kopardı. Tam da derbi arifesinde. Liderliği ve şampiyonluğu kazanabileceği bir fırsat maçından önce olacak şey değildi. Derbiden sonra da gönülsüzlüğünü Başkan Demirören'e açıklaması, tam anlamıyla bir gaftı... Fortis Türkiye Kupası finaline 48 saat kala bir teknik direktörün konuşacağı konu bu olmamalıydı.
Anlaşılan o ki, bu zoraki ve aceleye getirilmiş nikah, artık yürümeyecek. Devre arasında O'nu gönderme formülleri arayanlar, şimdi tazminatsız bir veda ile rahatlamış sayılabilirler.

Herkes razı olurdu
Yine de hatırlamakta yarar var...
Sezon başında birileri Beşiktaşlılara deseydi ki :
" Ligin 31. haftasında İnönü'de Fenerbahçe ile bir liderlik maçına 2 puan geriden çıkacaksınız. Lig ikinciliği ve Şampiyonlar Ligi vizesi de cebinizde olacak... Fortis Türkiye Kupası'nda da final oynayacaksınız..."
Hiç kuşkunuz olmasın, Başkan Yıldırım Demirören'den en bızdık Beşiktaş taraftarına kadar herkes zil takıp oynardı.
O nedenle haksızlık etmeyelim...
Sonuç ne olursa olsun, yaptıkları ve yapamadıklarını doğru tartarak O'na adam gibi veda edelim :
Teşekkürler Tigana, güle güle!

Rasim Bektaş
09-05-2007, 10:58
Beceriksiz bir yönetimin, ikinci sürümü daha bir beceriksiz ve işlevsiz çıktı. Ne istediğini bilmemek ne kötü, her şeyi bildiğini sanmak aptalların işidir, cahillerin…
düzden

Muhsin Ogretme
09-05-2007, 16:03
A. Gokce oldukca iyi analizler yapmis, akilci bir yazi yazmis. Son cumlesini ozellikle begendim; "O'na adam gibi veda edelim".

Gürhan Oğuz
09-05-2007, 16:15
alıntı
......

Sezon başında birileri Beşiktaşlılara deseydi ki :
" Ligin 31. haftasında İnönü'de Fenerbahçe ile bir liderlik maçına 2 puan geriden çıkacaksınız. Lig ikinciliği ve Şampiyonlar Ligi vizesi de cebinizde olacak... Fortis Türkiye Kupası'nda da final oynayacaksınız..."
Hiç kuşkunuz olmasın, Başkan Yıldırım Demirören'den en bızdık Beşiktaş taraftarına kadar herkes zil takıp oynardı.
O nedenle haksızlık etmeyelim...
....................

medyadan bu ses aylar önce çıksa idi şu an ne tigana giderdi
nede yönetim şu fevri çıkışlarını yapardı
öyle ya yönetim tigananın arkadında biraz durabilse idi bu ligde çok şey değişirdi inanıyorum

Erkan Özberk
09-05-2007, 23:49
Seni çok sevdik siyah adam. kazandırdığın kupalar, yaşattığın sevinçler için sağol. Seni unutmayacağız