PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kupayı Geri Verin! - Asena Özkan (Radikal Gazetesi)


Cihan Güngör
12-05-2007, 10:12
Kupayı geri verin!

'Kupayı aldık, oleyyy' coşkusunu yaşayan Beşiktaşlı var mı? Bu kupa Beşiktaş için 'onur' değil olsa olsa 'utanç' kaynağı olur! Bu kupa Beşiktaş tarihine 'kara leke' olarak geçer... Doğrusu kupayı geri vermek ya da Kayseri Erciyesspor'a göndermektir!.. Fenerbahçe'nin 'masa başı', Galatasaray'ın 'akıl' oyunlarını kanıksayıp, Beşiktaş'ı dürüstlük ile örtüştüğü için sevdik uzun yıllar.
Ne farkı kaldı şimdi Beşiktaş'ın benzerlerinden? İsmet Arzuman, milyonların izlencesinde Kayseri Erciyespor'un iki penaltısını gasp etti ve kupanın gideceği camekân vitrini belirledi. Arzuman görmedi de mi çalmadı, gördü de görmezlikten mi geldi, bunu bilme olasılığımız yok. Bildiğimiz; Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören ile Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy arasındaki aile bağı... Bir önceki kupanın hastaneye, Haluk Ulusoy'un o dönemde tedavi gören babasına taşındığı! Vefa, İstanbul'un en eski semtlerinden birisi!..

***

Gözlerinizi kapayın! Baba ile oğul keyifle televizyon karşısına geçmiş, kupa finalini izliyor. Televizyon yorumcusunun 'bu kesinlikle penaltı' cümlesi üzerine çocuk, babasının yüzünde anlam aramaya başlıyor, 'Baba niye verilmedi bu penaltı?' dercesine...
Babanın, vereceği yanıt ne olacak oğluna? "Evladım bu hatalar Fenerbahçe lehine yapılır, Beşiktaş'ın da hakkı çok yenilirdi" mi, yoksa; "Çocuğum olsun vermedi işte hakem penaltıları, Beşiktaş da kupayı kazandı" mı? Ya da; "Bak oğlum, futbol göründüğü kadar basit bir oyun değildir. Oyun içinde çeşitli oyun versiyonları vardır! Futbolda kazanma prensibi 'Ohm Kanunu' ile bileşiktir.
Bireysel ilişkilerinin güçlülüğü ile kazanma şansın aynı paraleldir!.."
Her şey öylesine hızla kirleniyor ki, karşı koyma şansı giderek azalıyor. Milyonların tanıklığında ve göz göre göre Kayseri Erciyesspor'un kupası çalındı. Bunu yazmazsam 'spor yazarı' kimliğimden şüphe edeceğim!

* * *

Beşiktaş'ın bu kupaya çok mu gereksinimi vardı? Son haftalara bakıldığında Beşiktaşlı oyuncuların hiçbir şey üretmediği futbol ile fazla ilgisi oymayanlar tarafından dahi rahatça algılanabiliyor. Kimi, neden kandırma gereksimi var? Yıldırım Demirören, oturduğu koltuktan Kayseri Erciyesspor'un verilmeyen penaltılarını gözlemleyemedi mi? Telefonu ile sormadı mı, televizyondan izleyen yakın arkadaşlarına, 'penaltı mıydı?' diye. Kabullenilecek gibi değil, nasıl çalınır o kadar insanın emeği? Birisi çıkacak diyecek ki, "Geçmişte Beşiktaş'a bundan daha beterleri yapıldı!" Doğru, çoğuna da tanıklık ettim üstelik. Ancak dürüstlüğün bedeli ağırdır! Yaşamı bakış açısı önemli elbette.
Hedefe giden her yol 'mubah' mı?
En çok garibime giden ise Demirören ile yönetim kurulu üyesi arkadaşlarının kupa töreni sırasındaki, tavırları oldu.
Herkes gördü, neler olup bittiğini sahada.
Siz nasıl çekinmeden zafer çığlıkları atabiliyorsunuz, Beşiktaş bu kupayı hak etmiş gibi? Kim ne derse desin, bu kupa Beşiktaş tarihine 'kara leke' olarak geçecek. Benzerlerindeki lekeler ise onların sorunu!..

Asena Özkan

İsmail Şahin
12-05-2007, 10:43
bu kupa içime sinmedi zaten
benim için sorun yok...

hee yönetim mi ?
utanmadan lig şampiyonluğunu nasıl alırız diye düşünüyorlar hâlâ...

Bahadır Ahıska
12-05-2007, 11:56
başka takımı tutan hiç bir köşe yazarı böyle bir yazı yazmaz. onlar içlerine sindirirler bir şekilde.

beşiktaş sen bizim vicdanımızsın (Emirhan abimizin dediği gibi) :)

Alper Sahin
12-05-2007, 16:23
Beşiktaşımı hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim. yıldırım demirören artık yaptığı hataların farkına varmalı.

Emirhan Oğuz
12-05-2007, 17:37
Ne oluyor yahu?

Kardeşim, bu nasıl muhabbet böyle!

Ne zamandan beri Kupa İade Törenleri yapılıyor bu memlekette?

Bu Asena kardeşimiz yakın aylarda bizim "İnadına Tigana" kampanyamıza bok atan "bizim yazar"lardan değil miydi?

Büyük Fener Operasyonu hakkında böylesi bir Doğrucu Davut edasıyla kaç metin kaleme almıştır?

Kazım Kanat efendi sinekten önce boka koşup Beşiktaşımızı şaibe takım olmakla itham eder, akıldışı Bursa şizofrenyasının ebesi olur, hala bu paranoyak Feneroğlanları tarafından referans gösterilir...

Asena biraderimiz de Kupa dekodörü kesilmiş başımıza şimdi, iyi...

Güzel arkadaşlar, güzel, vallahi bravo....

Çok sinirliyim, incitici ifade kullandıysam önceden özür dilerim...

Sinan Dedeli
12-05-2007, 19:40
asena özkan i hatirlayan var mi bilmiyorum ama 3 yil kadar önce elveda besiktas adli bir yazarak besiktasi tutmayi biraktigini aciklamisti. besiktas caninin istedigi zaman tutacagin, canin istemedigin zaman tutmak istemedigin bir takim degildir. besiktas bir hayattir. besiktas gönlümüzün sahibidir. bu yüzden ne dedigi belli olmayan, yanar döner insanlari cok fazla ciddiye almamak gerekiyor diye düsünüyorum. hatta bu sahis mümkünse besiktas in adini bile anmasin. bu arada emirhan kardes aynen katiliyorum sinir olayina ve özür dilemesi gereken kisi aslinda sen degilsin. bu yaziyi yazan kisi gecmisine bakmali ve söyle bir iyice düsünmeli bence.

Birkan Bürüngüz
12-05-2007, 23:37
asena özkan kimdir ki kendinde klübün içişlerine karışma yetkisi buluyordur. Kazanılmış bir kupayı kimden alıp kime veriyordur. Beşiktaşlı olmaktan vazgeçtim diyen bir insan hala kuyruk acısı varmışcasına neden hala beşiktaş kelimesini ağzından düşürmez. Dİğer köşe yazarlarının üstümüzden prim yapmasını kıskanıp o da mı bu yola başvurmuş. Sinirlenmemeye çalışıyorum ama artık bazılarına haddini bildirmek lazım. Ana sayfaya iki satır yazı yazmakla olmaz bu işler. Gerekirse stada girmek isterse alınmasın, yaptırımlar uygulanacaksa uygulansın. Beşiktaş kimsenin üstünden prim yapacağı, herkesin her ağzına geleni söyleyeceği bir klüp değildir.

İrem Oğuz
14-05-2007, 11:35
İnsanın haddini bilmesi gereken yerler vardır!
Kendisinin istikrarsızlığı zaten takımını kıyafet değiştirir gibi değiştirmesinden,işine gelmeyince reddetmesinden belli zaten!Böyle bir insanın söylediklerinin ne gibi bir geçerliliği ve dikkate alınabilirliği olabilir ki..
Bence bunlar şuursuzca sarfedilmiş cümleler.Yoksa eminim kendisi kimin kupasını alıp kime vermeye çalıştığının daha farkında değil.

Burada önemli olansa buna tepki gösterenlerin sadece bizler olması.!!Uyuyanlar zaten hala deri koltuklarına oturmuş keyif peşindeler..

:mad: :mad: :mad:

Adnan Gur
20-05-2007, 22:24
Öncelikle Asena özkan'ın yazısına katılmamakla birlikte bu sitede yazılanları okuyunca aman allahım bune yaa dedim.(!) Yani Beşiktaşlı biribile (Medyadaki spor yazarları (!) içinde daha objektif geleni H.Babaogludur) asla eleştiremez yapısına dönüşmüş durumda. Kusura bakmayın ama özeleştiriyi bilmeyenin eleştirisini ben görmemezlikten gelirim.Hani Rıdvan Akar, Özer Özçetin gibi arasıra Birgün Gazetesinde yazılarına rastladığım severek okuduğum (Bizim sitedede yazan )kişiler eğer Beşiktaşı eleştirseler neyapardınız? Sanırım SUSARDINIZ. Lütfen biraz eleştiriye açık olalım hemen herkese art niyetli diye yaklaşmayalım. Bu sitenin müdavimlerinin sanırım biraz bukonuda düşünmeleri gerekiyor. 1 yıldır bazı şeylere özellikle dikkat çekmek istedim ama sanırım pek başarılı olamadım. Vefa duygusu üzerine (klebersonla ilgili) yazdıklarıma nerdeyse Kleberson ....... diye yazan oldu. Lütfen kendimize,özbenimize saygı biraz vefa. Yani FB maçında FB li taraftarlara gül karanfil sunacaksın klebersona,baki ye hatta (bu sitede yazan arkadaşlar bile yazdılar) TİGANA ya nefret kusacaksın. Birkez daha lütfen olgunluk hoşgörü diyorum.

Serenat Tutaklı
21-05-2007, 00:07
Söz konusu olan Asena Özkan ise o vefa duygusu illa ki tartışılır.Beşiktaş'ı bıraktım,tutmuyorum diyen zat,bunları yazınca ve de eleştirilince neden vefa özürlü oluyoruz?

Ha bir de Kleb mevzusu.Herkes tartışma seviyesini iyi bilir bu forumda.Aynı şeyleri düşünmek zorunda değiliz,üslup korunur.Sizin yaptığınız o yorum sizin yakıştırmanızdır.Unutmadan,forumda kısaltma dahi olsa küfür yasaktır!

Adnan Gur
21-05-2007, 00:45
Asena Özkan'ı tanımam bilmem. Pazardan pazara aldığım radikal gazetesinde denk gelirse okurum. Beşiktaşlı olduğunuda (tahmin etmekle beraber) bu siteden öğrendim. (Ayrıca Asena adlılardanda hiç hazzetmem ama adı Asena diye kimseden nefret etmem.) Aynı şeyleri düşünmek zorunda olmamakla beraber bir beşiktaşlılık duruşunu beklemekten bahsetmiştim. Sanırım yanılmışım. Tigana ya neler yazılmadıki. Vefamızı çok güzel gösterdik......farkındayım.

Hakan Kirezci
28-05-2007, 22:56
Mehmet Barlas televizyonda anlamıştı.
Vehbi Koç'la oturmuşlar bunlar birgün. V.Koç'un nasıl etsem de kurtulsam dediği bir şirketi midir, başka birşeyi midir neyse artık umulmadık bir biçimde 10 milyon dolara satılmış. Havadan gelen para gibi bir muhabbet dönerken Barlas müthiş önerisini yapmış Koç amcaya. Demiş ki;
- Hiç beklemediğiniz bir paraydı nasıl olsa sizde bu parayı eğitim kurumlarına bağışlayın çok güzel bir jest olur.
Koç amca da aynen şöyle demiş Barlas'a
- Evlat, senin hiç 10 milyon doların olup da jest yapma fırsatı yakalamış mıydın?

Murat Yıldırım
29-05-2007, 00:00
Yani şöyle mi anlamalıyız,
bedeli ne olursa olsun edinilmiş bir kupamız var ve kimse bunu sorgulamaya kalkışmasın. Sorgulayan BJK li değildir. Bjk de diğerleriyle aynı silahlara sahiptir ve gerekirse en kralından kullanır... Aksini söyleyen diğerlerinin değirmenine su taşır ve bunun da Beşiktaşlı duruşu ile alakası falan yoktur... Yani ; Bizim kupa, en büyük kupa...

Hakan Kirezci
29-05-2007, 08:41
Hayır şöyle anlamalıyız.. Fair olmanın ve salaklığı en saf haliyle savunmanın sınırlarını embesilliğin duvarına toslamadan dikkatlice genişletmek gerekiyor.

Her "Hıyarım var" diyene elinde tuzluk en önde koşmadan önce biraz durup hıyar kimdeymiş bakmak gerekiyor.

Bu Asena Özkan denilen Dandanakan kahramanının ne menem bir fikir önderi olduğunu uzmanından, örneğin Erkan Goloğlu'ndan bir sormak, öğrenmek gerekiyor.

Bunun ve benzeri at sineklerinin amatör hakemlik kariyerlerinin mezuniyet tezlerini bizim üzerimizden hazırlama meraklarına artık prim tanınmaması gerekiyor.

Ve son olarak da şimdiye dek Türkiye ligleri denilen çukurdan çıkarılmış tüm takımlara ait tüm kupaların önce iadesi ve sonra yeniden tevzii gerekiyor.

Murat Yıldırım
31-05-2007, 00:44
Mesajların; hele bir de cevabi nitelik taşıyor ise, bu kadar öfke ve aşağılama vurgularıyla yazılmasının yeni bir cevabı baskılayan faşizan bir mahiyet arz ettiği kanaatindeyim. Bu tarz cevaplar okuyanı ; “özür dileriz abi, ne hakla böyle bir densizlik yaptım farkında değilim bir daha yapmam” cevabına mecbur bırakma haleti ruhiyesi ile yazılıyor duygusunu vermekte… Sanırım, en temel özelliklerinden bir tanesi, demokratik bir platform olma iddiası olan Halkın Takımı forumu için bu; fazlaca otoriter bir tarz…

Üslup sorunsalını bir kenara koyup öze ilişkin değerlendirmelerimizi esas, ifade etmeliyiz diye düşünmekteyim.

Öncelikle değerlendirmeye sunulan konunun, içeriği üzerinden değil de yazarı üzerinden tartışılıyor olmasını sağlıksız buluyorum. Bir kısım değerlendirmelerde, yazarın kimliğine duyulan güvensizlik, yazının içeriğinin gözden kaçırılmasına sebep olacak kadar şiddetli. Yazı değil yazar eleştiriliyor. Bir kısmında ise , yazarın kimlik olarak reddi kadar foruma sunulan düşüncesi de reddediliyor.
İşte ciddi bir biçimde tartışılması gereken nokta da tam burası.

Bu noktada ileri sürülen görüşler, çok da derinlemesine değerlendirilmemiş gibi…
Bir yandan endüstriyel futbola karşı açık ve net bir muhalefetin pırıltılı bir sesi olup bir yandan da o anlayışın fetişi olan “başarı” üzerinden bir varoluş tanımlamak kaygı verici bir çelişkidir. Vehbi Koç’un 10 milyon dolarına yüklediği anlamı bir şekilde kazanmış olduğunuz kupaya ekleyen ve bunları birbirine eşitleyen bir örneğe anlam yüklerseniz endüstriyel futbolun ne pahasına olduğuna hiç bakmadığı “başarı” hedefini siz de fetişleştirmiş olursunuz. Sahip olduklarınızı kaybetme korkusu bütün hayatınıza egemen oluverir. Kaybetmek korkusu o kadar kuvvetlidir ki, nasıl kazandığınızı sorgulamanıza fırsat bile vermez… Bu durumun kaçınılmaz sonucu şöyledir: Bir yandan bu bağlamdaki muhalefetiniz sizi “gerekirse amatör kümeden yola çıkarız” iddiasına taşıyacak kadar kuvvetli olacak , diğer yandan bu muhalif anlayış ile tamamen çelişen bir değerler yelpazesinin ürünü olarak bir başarıya, ne pahasına olduğunu tınmayarak sahip çıkacaksınız… Bu sahiplenmeyi haklı kılan referansınız ise “diğerlerinin yaptıkları” olacak, başka şeyler, mesela “duruş”lar değil… Bu noktada , öfkenin baldan tatlı lezzetine teslim olmadan, onlarla var olan benzerliklerimizin batağından farklılıklarımızın kırlarına doğru kaçabilmeliyiz.Çünkü Beşiktaşlı duruşu öncelikle, “her ne pahasına olursa olsun başarı” anlayışını reddeder. Adil olmak, emeğe değer vermek , saygı göstermek, güç ve otoritenin sunduğu imtiyazlardan faydalanmayı reddetmek, mazlum edilmeye isyan ederken mazlum olanın yanında yer almak, hak ve adalet adına ,“değerli” diye öğretilmiş olan her şeyden gözünü kırpmadan vaz geçebilmek, içine sinmeyen hiçbir şeyi benimsememek ve benzeri hasletler Beşiktaşlı olmanın olmazsa olmaz özellikleridir.Son dönem taraftar formasyonunun bu doğrultuda geliştiğinin en tipik göstergesi, Beşiktaş taraftarının maç sonunda Erciyesli topçuları saygıyla alkışlaması değimlidir?
Ben, kupamızı geri verelim demiyorum.(Çünkü kupayı bize getiren hataların oluşumunda dahlimiz olduğuna inanmıyorum)
Ama , kupanın alınış sürecinde yaşananları tartışmaya dönük davetlerin de, bir tutam tuz ile koşulan hıyarlı davetler olarak tanımlanmasını ne sevimli n de derinlikli buluyorum…