PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kaybetmenin altın kuralları ATİLLA GÖKÇE (Milliyet)


Bahadır Ahıska
14-05-2007, 17:17
Kaybetmenin altın kuralları

Başarılı olmak, kazanmak, rekor kırmak herkesin, her alanda, her sektörde hayalidir. Kazanmanın formüllerini herkes merak eder, öğrenmeye çalışır.
Ama kaybetmenin de altın kuralları var... Onları da öğrenip, neyin nasıl yapılmayacağını çözmelisiniz.
Beşiktaş şu gergin ve tartışması bol Bursa deplasmanına giderken ruhunu İstanbul'da bırakmış. Demek ki birinci kural, kaybetmek için ruhsuz oynamamız gerek.
O da yetmez, iyi bir eğitici, kötü bir yarışmacı antrenöre sahip olmalısınız. Takımdan ayrılacağınızı, en önemli lig ve kupa maçları öncesinde açıklayıp motivasyon kavramını tamamen çözmelisiniz, dağıtmalısınız.
Aferin Tigana'ya, bu işi becerdi!
"Arkadaş, ben seyircimi de Bursa'ya götürürüm" diye böbürlenmeli, ortalığı karıştırmalı ama sonra beklenmeyen bir Viyana ziyareti dolayısıyla takımı yalnız bırakmalısınız...

Tebrikler Demirören!
Tebrikler Sayın Yıldırım Demirören... Başkan olarak bu yanlışı da yaptınız!
Takımın en pahalı oyuncusu özellikle deplasmanlara canı isterse gidecek. Çoğunlukla İstanbul'da kalıp, tedavisini (!) sürdürecek.
Aferin Delgado'ya, o da dün Bursa'da yoktu. Üzerine düşeni fazlasıyla yaptı.
Eklektik bir takım kuracaksınız. Ne savunmacılar tam savunmacı, ne hücumcular tam hücumcu olacak. Ve bu takıma koca bir sezonda ancak savunmayı öğretip, orada da eskimiş çizgi defans formülüyle en önemli maçları kaybedeceksiniz.
Takım toptan öcü gibi korkacak.
Aferin Beşiktaş'a... Bu korkaklık formülünü de tam uyguladılar.
Taktik anlayışınız da anlaşılmaz olacak. Üç santrforla (Gökhan Güleç, Bobo, Nobre) oynayıp, yine de "santrforsuz" taktik harikasını gerçekleştirebileceksiniz.
Aferin onlara... Bu işi çok iyi becerdiler.
Yine de bu altın (!) kurallar yerine getirilirken, Bursaspor'a saygısızlık etmeyelim. En başta Can Cumhur olmak üzere yeşil-beyazlı timsahların tümünü tebrik edelim.
Umarız Beşiktaş'la ilgili öfke bulutları artık dağılmıştır, rahatlamışlardır.
Beşiktaşlılar ellerini vicdanlarına koysunlar, şampiyonluğu kaybettiklerine üzülmesinler... Hep birlikte, ikinciliğe dahi layık olup olmadıklarını oturup düşünsünler!

14.05.2007

Umut Tutun
16-05-2007, 10:31
ekleme yapalım:
köpekler gibi çalışacaksın, 12 - 14 saat, haftada bazen 6-7 gün. adamın birinin o günkü psikolojik durumuna göre işteki gidişatın belirlenecek, ruh muh kalmayacak, modun hep kayacak. sonra faturalar, masraflar...sonunda yine kaybedeceksin. ama Beşiktaş her durumda hayatının güzelliği olarak kalacak.
orada kazanacaksın. ( kazanmanın bir kuralını ekledik, gökçe de duysun diye)

kazanmanın kurallarına devam edelim:

şirketinin karşıladığı masraflar ile şehirler gezeceksin, maç izleyeceksin, sonra tvlere çıkacaksın, gazeteye yazacaksın, özel mekanlarda tribün keyfi yapacaksın, dünya kupaları göreceksin, eğlenip coşacaksın.tv başında yorum yapacaksın elde çıtır çerezler...sonunda Beşiktaş ne yaparsa yapsın kazanacaksın. hesaplar dolu olacak.

ama Beşiktaşlı olmak ile zaten kazanananların karşısında aslında kaybedeceksin.
yürekten sevenler hayatınıza saygı duymadığı için.

atilla veya ahmet veya ismail...fark etmiyor bazen.okumak iyi oluyor, teknik anlamda faydalanıyoruz elbet.

ama Beşiktaşlıya batıyor hayatlarınız,durduğunuz yerler, ötede duruşunuz, oralardan kesişleriniz. çok iyi insan olsanız da bu böyle.

se-ve-mi-yo-ruz...

Emirhan Oğuz
17-05-2007, 14:23
Orada, locada oturduğunuz için sadece ağaçlara bakacak, ağaçlar yüzünden ormanı göremeyeceksiniz...

Yerel İç Savaş ilan edecekler, şehrin sınırlarına surlar, bilgiye ulaşmaya barikatlar kurulacak, siz bunlardan zerrece söz etmeyeceksiniz...

Büyük Fenerbahçe Pasifikasyonu operasyonunda değil yazar, sıradan insani sorumluluklarınızı hatırlamayacak, arı kovanına çomak sokmaya cesaret edemeyecek, ama öfkeli taraftara fair-play öğütleri kaskallayacaksınız...

Takımınız arması söktürülmüş otobüsle 50 kilometre saklanarak gitmek ve cehennem tehdidiyle yıldırılmak istenecek, misli görülmemiş küfür ve hakarete uğrayacak, futbol oynamak için gerekli asgari psikolojik koşulları yerle yeksan edilmiş olacak, siz Bursasporlu Can'lara Cumhur'lara övgü düzeceksiniz...

Bir avuç nevzuhur terbiyesiz yerel sermayedar, ağababa akıldanelerinden buldukları yüzle, 105 yıllık dev çınara astar hesabı sormaya kalkacak, siz, öyle ya, camia kalemşorlarının duayeni sayılırsınız, üç maymunu köşenizde müseccel logo haline getireceksiniz...

Taraftarınızın boş bırakılan kalesine (deplasman tribünü, tabii sizin "objektif" radarınızın algılayabileceği bir şey değil) iğrenç işgal bayrağı dikilecek, körelmiş bakışınızla onu sadece tribüne renk veren bir leke zenginliği sayacaksınız...

Nesebi gayrı sarih tiksinti verici suçlamalarla koca bir camia töhmet altında bırakılacak, muhabirinden köşeyazıcısına sinsi yerleştirmelerle müseccel şikeciler tarafından adınız şikeciye çıkarılmak istenecek, siz sanki sıkıyönetim sansürü altındaymışcasına kayda değer tek söz etmeyeceksiniz...

Kusura bakmayın ama kuzum,

bu oyunda bu Fener medyalamacıları için sizin misyonunuz zaten tedavülden kalkmış durumda...

Mutlaka ki farkında olmayarak onların istediği her şeyi yapıyor olsanız bile...

Çok heyecansızsınız be üstadım...

düşer reytinginiz sizin...

düştüğünden de öteye...

Ne olursa olsun, öte yandan, rahatsızlığınızdan kurtulmanızı, bir an önce sağlığınıza kavuşmanızı dileriz.

Hoşçakalınız !....

Gürhan Oğuz
17-05-2007, 15:48
Edelim sayın Gökçe edelim bakalım neler varmış şu Beşiktaşta?neler varmış sözde Beşiktaş medyasında?
..edelim satın gökçe edelim!

Mesela fenerli medyaşörler kalemlerinden kan damlayarak BEŞİKTAŞIMA saldırırken sizler köşenizde belkide yazılan yazıların cümle düşüklüklerini düzeltiyordunuz.
Mesela sayın yönetimdekiler şapkalarına senin o eleştirdiğin futbolcularına selam vermeleri için koridorlara koyduğunda alkış tutuyordunuz.
Mesela fener yönetimi ağlayarak federasyona saldırırken haklı olduğu yerde Beşiktaşı savunmak yerine Aziz Yıldırımın göz yaşlarını silmekle meşguldünüz.
Mesela sahaların da 14 cana kıymaya kalkan fenerli taraftarların olayları medyaya yansımasın diye adli olaydır diyenlerdensiniz.Neymiş fener UEFA'dan caza alırmış.Aynı sizler ŞEREFBEY'de en küçük olayda Çarşı ve Beşiktaş taraftarına acımadan saldırıdınız.

Mesala tv lerde hakem eskilerinin Beşiktaş aleyhine yaptığı demogojilere cevap veremediniz.Fenerli yöneticilere verilen cezaların arkasında duramadınız.Öyle ya ekmeğinizi o fenerli medyadan yiyordunuz.

Şimdi sormazlar mı size siz üç maymunun nesi olursunuz diye ha sormazlar mı size..
Siyahın Beyazın neresindesiniz diye ha!!!

Oturduğunuz tribünden şöyle karşınıza bir bakın neler göreceksiniz?
Karşınızdaki taraftara bir bakın.!
Gırtlaklarından kan gelene kadar haykırıyor!!!!!


Ya sen ve senin gibi BJK li yazarlar,eski topçularımız,anca eleştirerek bir yerlere geliyorsunuz.Oda yine bizim sırtımızdan.
Gün olur devran döner;ama bu taraftar ne seni nede senin gibi yazarları asla unutmaz!!!!!!


SON BARİKATIN SON TAŞI KONANA DEK SEMTTEKİ KAVGAMIZ SÜRECEK...

Hakan Kirezci
17-05-2007, 16:40
Körler mağazasında reyon yoktur; Herşey kokuyla bulunur ve kokuyla ödenir malların bedelleri.

Mallar bile yoktur aslında, yalnızca kokular.

Yalnızca özel bir tek koku için çıkar tüm kavgalar; Çok özel kokar ölüler.

Bunu bildiğini ya da anladığını iddia edenler, görelim bakalım siz nasıl kokuyorsunuz-kokuyor musunuz?-

Gerçekten size koklatılanı kokluyor musunuz? Yoksa sahtekarlığın laneti midir bu.

Zavallı zekalarınızın kof sesleri arasında çoksesli olarak gömülürsünüz- haberiniz olsun- Ve tanrınız sizi geri kalan seslerin tümünden korusun.