PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : `Beşiktaş’ta taktik yok!` - Orhan Yıldırım


Burak Güven
18-05-2007, 08:35
İsmi bizde saklı bir oyuncu diyor ki: Birçok yerli ve yabancı hoca ile çalıştım. Hiç taktik çalışmadık, sadece kuleleri dizip aralarından koştuk.
18.05.2007

Böyle bir hocayla hiç çalışmamıştım ağabey... Ne Avrupa maçları, ne de ligdeki maçlar öncesi bir tane bile taktik çalışmadık. Şu rakip böyle oynuyor, o şöyle demedik. Biz de böyle yapalım, şöyle oynayalım diye bir söz, uygulama ve taktik idmanı yapmadık...” Bu isyanı dile getiren isim bizde saklı oyuncuyu istisnasız herkes doğruladı...

Medya kavgası
Dedik ya kampta olaylar su yüzüne çıktı diye. Önce futbolcu, ardından yönetim basın ile zıtlaşma başladı. İlk olay yine Almanya’da yaşandı. Termal otelde kamp yapan takıma izinli gününde kaplıcaya giriş izni verildi. Birçok giriş kapısı olan tesislere takımı izleyen Fatih Doğan ve Vahap Hacıoğlu da girmişlerdi. Ellerinde ne fotoğraf makinesi, ne de başka bir şey mevcut olmadığı halde. İşte Tigana ile burada karşılaşma ortamı gerdi. Fransız hoca bütün programı iptal etti. Hatta işi kişiselleştirip verdiği yemeğe bu iki meslektaşımızı davet etmedi.

Yüzüme tükürün
Tigana, basına verdiği davette, ülkesi Mali’ye yaptığı yardımlardan bahsetti. Ardından, “Fransa ve İngiltere’de basınla bu kadar samimi olmadım. Benim bu halimi görseler, gözlerine inanamazlar. Burada yönetim her hafta BJK TV ve kulübün dergilerine röportaj vermemi istedi. Kabul etmedim ve sadece bir kez yaparım dedim. Eğer beni bunun dışında bir yerde görürseniz, gelin yüzüme tükürün. İkiyüzlü, sahtekar deyin” dedi. Kendisine teklifte bulunduk, “Röportaj için açık arttırma yapalım. Kim fazla parayı verirse, o kuruluş ile özel iş yapın. Para da Mali’deki çocuklara yardım olarak gitsin” dedik. Fikrimizi benimsedi. İstanbul’a dönüşte uygulamaya koyacağını söyledi...
Ancak Tigana söylediğinin tam aksini yaptı. Böylece yönetim ve takımdan sonra medya ile de arasına güvensizlik girdi. Ancak bizleri asıl üzen, meslekte büyük tecrübesi olan Bilal Meşe’nin röportajında meslektaşlarına benzer yaklaşımda bulunmasıydı. Hani derler ya ‘körle yatan şaşı kalkar’ diye...

Ayrıcalıklılar
Tigana takımdaki bazı oyunculara ayrıcalık verdi. Başkan’a yakın olan takım kaptanları İbrahim Üzülmez, İbrahim Toraman ve Koray Avcı ile pek sorun yaşamadı. Bunun iki ismi vardı ki, öz evladı gibi apayrı gözle baktığı Delgado ve Runje... Delgado, “Benim bebeğim var” diyerek kampa bile katılmadı. Deplasman maçlarına gitmedi. Sakatım diye idmana çıkmadı. Tek çalışma ile ilk onbirde kendine hep yer buldu. Runje’ye ise bambaşka bir sempati ve yaklaşımda bulunuldu. Bunlara yakın olarak Bobo da vardı Fransız hocanın takıntılı olduğu isimlerde. Ali Güneş, İbrahim Akın, Gökhan Güleç, Mehmet Sedef, Ali Tandoğan, Ricardinho bunların takıntılılar listesinin başındaki isimler. Ve Ali Gültiken elbette Abdi Celalettin Kolot... Ve de, “Bettoni bizden para almıyor. Biz Tigana’ya o da Bettoni’ye veriyor” gerçeğini açıklayan yönetici Ertunç Soğancıoğlu...

Aksu engeli
Bükreş maçı öncesi karar çıktı. Yenilgi halinde Tigana gönderilecekti. Lucescu ile görüşüldü. UEFA’ya kalamazsak ocak ayında gelirim karşılığını verdi Rumen hoca. Bükreş’te Beşiktaş sezonun en iyi maçını oynayıp kaybetti. Burada İkinci Başkan Aksu devreye girdi. Aksu, “Tigana’yı isteyen, saygı duyan, seven futbolcu yok. Ne olursa olsun sezon sonuna kadar kalsın. Futbolcu, ben istemediğim hocayı gönderirim diye kendine has düzen kurulmasın” tezini ortaya atıp frenledi.

İki mars, bir oyun!
Kamplarda Tigana’nın vazgeçmediği üç şey vardı. Tavla, şarap ve bulmaca. Saatlerce tavla oynayıp, şarap içerdi. Bunun dışında ise bulmaca merakı. Öyle ki, takım sahada ısınırken hatta devre arasında bile soyunma odasındaki özel bölümde bulmaca çözerdi. Ayrıca bundan öncekilerin aksine sağlık ekibi ile ayak tenisi oynama merakı da vardı. Ve kesinlikle futbolcular ile aynı masada yemek yemedi.

‘Gültiken dolap çeviriyor!’
Fransız hoca, Ali Gültiken’i hep bir engel olarak gördü. Ayağını kaydırıp, Mustafa Denizli’yi göreve getirmek için dolaplar çevirdiğini bizzat yöneticelere söyledi. Fransız çalıştırıcı basına kapadığı çalışmalarda ise takımı yardımcısı Guy Stephan’a emanet etti.

Kleberson saldırdı
Jose Kleberson sakinliği ile bilinen bir oyuncuydu. Bir idman öncesi Tigana’nın üstüne saldırdı. Kendinden geçmişti. Araya girdiler. Brezilyalı, “Futbolcuya ne kadar kötü davrandığını oynamayınca anladım..”diyordu. Tigana, oyuncuların Kleberson’u alkışladığını duyarak oradan uzaklaştı. Herkes Kleberson’nun kadro dışı kalmasını
beklerken, o haftaki maçta onbirdeydi...

Fahri de şaşırdı
Fahri Tatan, Tigana’nın özel daveti ile İstanbul’a geldi. Yemekte buluştular. Tigana, “Benim jokerim olacaksın. Kale hariç her mevkiide forma vereceğim. Herkes seni konuşacak” gibi bir sürü vaatte bulundu. Fahri de, “Başka takımlar da istiyor. Yerim garanti değil ise buraya gelmeyim” diye söz aldı. O günden sonra Tigana, ne Fahri ne de başka bir oyuncu ile bir kez bile yüz yüze konuşmadı.

Aşağılamalar
Kaybedilen her maç sonrası fırtınalar kopuyordu. Tigana sürekli Fransa’dan örnek verip durdu, “Fransa, dünya ve Avrupa şampiyonu oldu. Takımlar Avrupa kupalarında başarılı. Türkiye’nin tarihinde bir kez dünya üçüncülüğünün dışında ne başarısı var?.. Hepiniz aynı kafadasınız. Bu mantık ile ne kazandınız?.. Altyapınız sıfır. Mantelite olarak çok geridesiniz” gibi ağır eleştirilerde bulundu. Psikolojik olarak hep takımı geriye çekti.

Ve taraftar...
Her ne kadar taraftar, “Seni seviyoruz” diye tempo tutsa da, aslında hoca ile aralarında sıcak ilişki, bir gönül bağı oluşmadı. Kendi açıklamaları ile, “Beşiktaş’a destek adına” arkasında durdular. Tigana, “Aldığımdan daha bir takım bırakıyorum” dese de olay tam tersi. Bireysel olarak Beşiktaş’ın kadrosu çok iyi ancak takım olarak içi boşalmış, kafa olarak bitirilmiş durumda. Tigana Beşiktaş’tan maddi olarak büyük paralar kazandı, kaybeden kulüp oldu. 1.5 yıl boşa geçti, bunun Tigana da farkında. Yoksa bırakıp gider mi...
Uğurlar olsun!..

Orhan Yıldırım
oyildirim@fanatik.com.tr

Gürhan Oğuz
18-05-2007, 14:51
burak, bu orhan yıldırım ismail er gibi yalan haber uzmanıdır
bu tür haberlerin doğruluğuysa su götürür varsa böyle bir olay çıkartır ortaya o topçunun adını yazar yazamıyorsa

ki yazamaz bu haber uçan balondur, mide bulandırır
bizce muteber değildir

Burak Sığırcı
18-05-2007, 15:01
bunlara inanmamız mı bekleniyor?

Cihad Erbek
18-05-2007, 16:18
bu ismail er ve orhan yıldırımı yalan makinesi tabi tutsak makine kafayı yer

Emirhan Oğuz
18-05-2007, 19:07
Orhan'ın anlattığına bakılırsa, Hoca dakika birde golü atmış bu uyuz medyalaklara, kıç acıları oradan kalma belli ki :mad:

Serenat Tutaklı
18-05-2007, 22:34
He Orhan he...

Eren Cemaloğlu
18-05-2007, 22:41
ya ne garip bi medyamız var yaa..ulan beşiktaşlısı da (!) bize vuruyoo diğerleri de bize vuruyo.ohh ne güzel yaa.yeter ulan yeter.madem bu kadar güvenip de herifin sözleriyle bu şekilde bi haber yapıyosun açıkla da ögrenelim kimmiş.woowww ne haber beaa .flaş flaş flaş !!!

Cem Ozel
18-05-2007, 23:32
"Bir takım ancak bu kadar içten yıkılır, engellenir, sabote edilir! "

bunu söyleyen Orhan Yıldırım.. Tigana için aynaya bakmıyor demiştin. Bunu söylediğine göre aynada kendine baktın sanırsam..

Şenel Kızıldaş
18-05-2007, 23:37
bu haberi okudum orhana mail attım :D adam bana dediki akşam rüyamızda görüp sabah uyandığımızda yazmıyoruz :D euheuehueheu
baya esprili bi adam hakkatten öyle ya bu adamın üstüne gitmeyin beni eğlendiriyo :D

Erkan Özberk
20-05-2007, 10:29
akşam rüyanda görüp sabah da yazıyosun. yeme biziii :D

Birkan Bürüngüz
20-05-2007, 12:18
Anlat orhan anlat heyecanlı oluyor.