PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Gürses Yanlış Biliyor/Nilay Yılmaz


Serenat Tutaklı
01-06-2007, 19:20
Gürses yanlış biliyor!

Kanallarımız futbol programlarından geçilmiyor. Çakışan programlar için bulabildiğim çözüm ise bir kısmını izleyip, diğerlerini kaydetmek... Futbol programları bu kadar çok olunca yeterli-yetersiz birçok isim de ekranlarımızı dolduruyor... Balık hafızalıyız ya, bu isimler de kafalarına göre takılıyor... Her şeyi ben bilirim edasıyla, pişkin pişkin konuşuyorlar beyaz camda... Mesela bu isimlerden, yaptığı geyik muhabbeti dışında, vasıflı sınıfına koyabileceğimiz Faik Gürses bile, doğru bildiğini sanıp yanlış bilgiler verdi geçtiğimiz pazar akşamı Futbolmania'da... Siz düşünün artık vasıflısı böyleyse, yorumculuk yerine soytarılık yapanların halini!..
Gürses, kendinden çok emin bir edayla diyor ki; "2003-2004 sezonunda 11 puan öndeyken Beşiktaş'ın teknik direktörü Lucescu'ydu. Sezon bittiğinde toplam 25 puan farkla şampiyonluğu Fenerbahçe'ye hediye etti. O sene Yıldırım Demirören Futbol Şube Sorumlusu'ydu Kıvanç Oktay'la beraber. Serdar Bilgili'nin yönetiminde bu 3 kişi Lucescu'nun gönderilme kağıdına imza attılar ve Rumen Hoca apar topar gönderildi. 11 puan öndeyken şampiyonluğu Fenerbahçe'ye kaptırmış bir teknik direktör, şu anda Beşiktaş'ın gündeminin birinci maddesinde ve 21 Haziran günü oğluyla beraber Beşiktaş Teknik Direktörlüğü yapmak üzere buraya geliyor... Bu kadar net! Beşiktaş Teknik Direktörü Mircea Lucescu olmuştur"
Şimdi, tarih takıntılı biri olarak en başından başlayayım Gürses'in yanlış bildiklerini düzeltmeye...
* Sadece benim değil, birçok Beşiktaşlının da hafızasından çıkmayan kötü günlerin başlangıcı olaylı Samsun maçının olduğu gün, yani 25 Ocak 2004 günü yapılan Beşiktaş Kongresi'nde Serdar Bilgili yeniden başkanlığa seçilmişti; ama Bilgili'nin yeni döneminde ne Yıldırım Demirören vardı, ne de Kıvanç Oktay vardı... Beşiktaş Futbol Şube Sorumlusu ise Haşmet Bedii Kürüm'dü.
* Sonra 25 Nisan 2004'te oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe maçından sonra Serdar Bilgili tüzüğün 10. maddesini devreye sokup olağanüstü genel kurul kararı almıştı. 30 Mayıs 2004'te yapılan ve 4 adayın katıldığı seçimlerde ise Yıldırım Demirören Beşiktaş'ın yeni başkanı olmuş, Kıvanç Oktay da Demirören başkanlığındaki Beşiktaş yönetim kurulunda yer almıştı.
* Yukarıda görüldüğü üzere Demirören, Oktay ve Bilgili'nin ortaklaşıp Lucescu'nun gönderilme kağıdını imzalamaları imkansız... Zaten Gürses'in "apar topar gönderildi" dediği Lucescu, 18 Mayıs 2004 günü, Shakhtar Donetsk'e imza attıktan sonra istifa etmişti. Lucescu'nun istifasından sonra açıklama yapan Futbol Şube Sorumlusu Haşmet Bedii Kürüm, "Lucescu kulübe yazısını gönderdi ve görevini resmi olarak bıraktı. Bu durum kovulması halinde Rumen hocaya ödenmesi gereken tazminat durumunu da ortadan kaldırdı" demişti...
Velhasıl, sevgili okur Gürses bu konuda her şeyi yanlış biliyor... Neyse… Ben kendisini aydınlatmış oldum... Rahatladım!

İzmir'siz lig istemiyorum!

Anlaşılan o ki temsil özürlü süper ligimizin gelecek sezonu da geride bıraktığımız sezon kadar enteresan geçecek. Beş İstanbullu, dört Ankaralıyı da peşine takıp ligimizi misak-ı milli sınırlarından ziyade eski ve yeni başkentlerin kapışmasına dönüştürecekler. Ligimizin dokuz takımının sadece iki ilden çıkması ve yüzde elli temsil hakkının da 79 ile dağıtılması seçim tartışmalarıyla alevlenen siyaset gündemimize paralel bir görünüm arzetmiyor mu?
Ligin hali ve pür melali böyleyken Ankara 19 Mayıs Stadı'nın çimlerini ağlayarak ve boynu bükük terk eden sadece Altaylılar'dı da, büyük İzmir'in süper ligde halen temsil edilememesi İstanbul ve Ankaralılar'ın kusuru olmasa gerek. İki yıldır bir üst ligin kapısından dönen Altay, İzmir'e gönül verenleri hüzünlendiriyor. Pek tabi bu satırların yazarını da...
Karşıyakalılar, Altaylılar ve hatta Göztepeliler başlarını ellerinin arasına sıkıştırıp düşünsün; İzmir yolculukları sürgün cezası hatırına mı tepilsin, yoksa şen deplasman yolcuklarıyla mı şenlensin buna bir karar versinler...
Üzüntümden hamasi bir laf edesim geldi: Sanırım İzmir'in temsiliyet meselesi artık İzmirliler'e bırakılamayacak kadar önem arzetmektedir. İzmirliler karar versinler; hayır hayır bence artık el ele versinler...





Futbolu 1 milyon dolar param, iki evim, bir arabam olsun diye oynamıyorum. 'Bu ülkeden bir kaleci Orkun geçti' dedirtmek istiyorum.
(Kayseri Erciyes kalecisi Orkun Usak)



Haberiniz var mı?

Kuzey Galler'de bir ada takımı olan Amlwch, yalnızca ünlü harflerini değil, bir defasında bütün topları kaybetmiş bir takımın adıdır. Kasım 1999'da Maesgeirchen'le yapılan maçta mevcut dört top da İrlanda Gölü'ne kaçtığı için, maçın ertelenmesi gerekmişti.



Aaa, hayatta inanmayız!
Kazım Kanat: Hocam, sen siyaseti düşünmüyor musun? Vallahi düşün ya!
Ahmet Çakar: Beni ne yapsınlar ya!
KK: Hocam, Deniz Baykal'ı tek bloke edecek adam sen olursun! Vallahi billahi!
AÇ: Ben süt dökmüş kedi gibiyim Abi. Enseme vurursun lokmamı alırsın.

(Santra - ATV)


Çıkmıyor işte çıkmıyor!
O müthiş Cumhuriyet Mitingi'ni yapan İzmir, Süper Lig'e takım çıkaramaz mı?

(Şansal Büyüka-Maraton, Lig TV)



Yok satmış!
Mecidiyeköy'deki Migros'ta su falan kalmamıştır.

(Can Bartu - Futbol Pazarı, KanalTurk)



Bekleyen derviş muradına ermiş!
Özhan Canaydın: Stuttgart'taki ASF Firması Seyrantepe'deki stat konsepti ile ilgili bazı çizimler gönderdi. 9 Mayıs'taki Divan Kurulu toplantısına daha detaylı planlar ve hazırlanacak maketi de getireceğiz. Fakat, ASF Firması'nın gönderdiği çizimler toplantıya geç gelebilir.
Galatasaraylı üye: Bekleriz, 5 senedir bekliyoruz.



Yap da görelim!
Antrenörlük fazla abartılacak bir şey değil İlker Abi.

(Sinan Engin - 3. Devre, Kanal D)



En süper Abi!!!
Tümer'i transfer ederek takımıma iyi bir ağabey kazandırmak istiyorum.

(Seoul Kulübü Teknik Direktörü Şenol Güneş)


Tamam o zaman!
Ahmet Çakar: Voleybol kaç set üzerinden oynanır?
Kazım Kanat: Ben oynamadım, karım oynadı.

(Santra - ATV)



Amiiiinnnn!
Vay anam vay... Sen şu Fenerbahçe'nin büyüklüğüne bak. Pardon, bu arada unutmadan söyleyeyim, 100. yıl nedeniyle Fenerbahçe'nin şampiyon yönetiminin yaptığı çeşitli etkinlikler de cabası. Bu ne zenginlik, bu ne kadar büyüklüktür yarabbi. Darısı öteki büyüklerin başına.

(Hulki İlgün - Fanatik)



İzledik Abi!
Uğur'u iyi izlediniz mi?

(Turgay Şeren - Akşam)

Ali Mandacı
01-06-2007, 22:51
nilay haftada iki gün değil 22 gün yazmalı ancak yetişir bunlara....

Serenat Tutaklı
01-06-2007, 22:57
Nilay Yılmaz her hafta biri ve birilerini açıkca işlerini yapmamakla teşhir ediyor bizlere,herkese.Hala görmezden gelip insanlar,bu insanlara inanıyorlar.

Adnan Gur
03-06-2007, 01:56
''kurban olam eline diline kalemine''

Ümit Kurt
04-06-2007, 09:19
sen bu işi biliyosun...