Arda Can
09-06-2007, 13:14
2005/06 sezonunda Beşiktaş’taki hocalık görevinden istifa ederek ayrılan Rıza Çalımbay ‘Tek hatam Demirören’e inanmaktı’ dedi. Çalımbay, Ertuğrul Sağlam’a ise dışarıdan destek olduğunu söyledi. Çalımbay, Rıdvan Dilmen'in de kendisine yalandan destek verdiğini söyledi.
Sağ kanattan, Ali’ye, Metin’e ve Feyyaz’a yaptığı ortanın haddi hesabı yoktur. Üstün bir tekniğe sahip değildi ama yüksek bir mücadele gücü ve azmi vardı.
Futbolu sadece Beşiktaş’ta oynadı ve şampiyon olarak bıraktı. Beşiktaş’ın en çok şampiyon olan, en fazla formasını giyen oyuncusu olarak tarihe geçti Rıza Çalımbay. Namı diğer 80'lerin çizgi film kahramanı Atom Karınca.
Futbolu bıraktıktan sonra teknik direktörlüğe başlayan Çalımbay, özellikle Denizlispor ile UEFA Kupası’nda 4. tura kadar yükselerek büyük sükse yaptı. Gittiği takımlara damgasını vuran Çalımbay, nihayetinde gözünü futbola açtığı Beşiktaş’ının başına hoca olarak da geçti. 1995’te “Atom Karınca'' olarak ayrıldığı Beşiktaş’a 2004/05 sezonunun ikinci yarısında “Rıza hoca'' sıfatıyla geri döndü. Beşiktaş’ın evladı statüsündeki Rıza hoca, Real Madrid’in evladı sayılan Vicente Del Bosque’nin yerine geldi.
Şampiyonluk iddiası olmayan Beşiktaş, Çalımbay ile ikinci yarıyı tek bir yenilgiyle kapattı. Rıza hocalı Beşiktaş, ligin ikinci yarısının lideriydi ama sezonu 3. bitirdi. Yine de Rıza hocalı Beşiktaş, bu “ölü sezon''da yıllarca unutulmayacak bir zafere imza attı: Beşiktaş, Kadıköy’de Fenerbahçe’yi 4-3 yenerken son 15 dakikada kalesini forvet oyuncusu Rumen Daniel Pancu korudu. Kaleci Cordoba kırmızı kart görmüş, oyuncu değişiklik hakkı da dolduğu için maçın son bölümünde siyah/beyazlıların kalesini golcü Pancu korumuştu. Kalesinde böylesine büyük bir gedik veren Beşiktaş, Fenerbahçe’yi 4-3 yenerek unutulmaz bir zafer kazandı.
O gün bu zafere tanıklık edenler herhalde Rıza Çalımbay’a 10 yıllık mukavele önerilmesine ses çıkarmazdı.
Ne var ki yeni sezonun daha başında “evlat Rıza'' ile yollar ayrıldı. Rıza Çalımbay, hırslı bir sporcuydu ve bu karakter özelliğini hâlâ daha koruyor. Şurası muhakkak: Rıza Çalımbay’ın aklı fikri hâlâ Beşiktaş’ta. Zira o, bir şeyleri yarım bırakmayı sindirebilecek biri değil. Hele de başarısız olduğuna inanmadığı halde bir şeyler yarım kalmışsa.. Rıza Çalımbay ile hem Beşiktaş’taki hocalık dönemini hem de siyah/beyazlıların çiçeği burnundaki yeni hocası Ertuğrul Sağlam’ı konuşmak için Ulus Parkı’nda Boğaz’a nazır bir kafede buluşuyoruz. Hoca daha bizimle başlama vuruşu yapmadan, telefonda transfer görüşmeleri yapıyor. Yabancı bir takımdan teklif var ama şartlarını pek beğenmiyor.
Sohbete buradan kopya çekerek giriyorum: “Rizespor ile devam etmeyecek misiniz?'' “Valla söz verdiğim için bekliyorum ancak ‘Başkan Irak’ta, şurada burada’ deyip duruyorlar. Koşullarım kabul edilmezse gitmem'' diyor.
Ertuğrul dış destekli
Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, Rıza Çalımbay ile yolları ayırdıktan sonra “Bir daha yerli ile çalışmam'' demişti. Oysa atalarımız boşuna “Büyük lokma ye, büyük söz söyleme" dememiş, değil mi?
Demirören’in bu demecine Çalımbay çok kızmış: “Niye böyle diyorsun, ben başarısız olmadım ki. 30 maç oynadım. 17 galibiyet, 7 beraberlik ve 5 yenilgi aldım. Ben çok başarılıydım.'' Rıza hocanın, “zehir zemberek'' açıklamalarını ilerleyen dakikalara bırakalım ve “Ertuğrul Sağlam ne yapar?'' diyelim evvela. “Ertuğrul Sağlam’a iki yönlü bakmalı. Bir kere benim gibi değil. Onun desteği var; hem yönetim destek vermek mecburiyetinde hem de dışarıdan desteği var.'' Elbette pozisyonu kaçırmıyorum ve soruyorum: “Nedir bu dış destek; siyasi ve cemaat desteği falan mı?'' Hoca, politik olmayı bilmediğini söylüyor fakat politik bir yanıt veriyor: “Ben cemaat olayını falan anlamam. Başkalarının yönlendirmesiyle geldiği falan söyleniyor. Yani Ertuğrul desteksiz değil, belli bir desteği var. Ben ise tek başıma gittim, kimseden bir şey istemedim. Başarılı olduğum için oraya geldim.''
Demirören dürüst davranmadı
Söz çabucak dönüp dolaşıp, Demirören-Çalımbay ilişkisine geldi.
Önce bir anı fotoğraflamak lazım: Çalımbay’ın oyun sistemi homurtulara neden olmaya başlamıştı. Kendisine verilen desteğin azaldığını gören Çalımbay da UEFA Kupası’nda Malmö ile oynanan maçın daha yedek kulübesinde istifa kararı alıyor. Beşiktaş deplasmanda 4-1 galip gelirken Demirören havaalanında Rıza Çalımbay’a bir baba gibi sarılarak “Ancak birlikte gideriz, sonuna kadar arkandayız'' der. Lakin sadece 2 maç sonra, “baba'' evde kalırken “evlat'' bavullarını toplamıştır bile.
“Neden bıraktınız?'' “Maalesef başkanın tutumu yüzünden bırakmak zorunda kaldım. Demirören bana dürüst davranmadı. Yaptığım en büyük hata başkana inanmaktı'' diyerek giriş yapan Çalımbay, sözü şöyle bağlıyor: “İstifa kararından vazgeçirdi. Fakat inanmadım ‘Maçın havasındandır’ diye düşündüm. Türkiye'ye döndüğümüzde kendisiyle yine konuştum. Bana, ‘Benimle geldin, benimle gideceksin. Sonuna kadar beraberiz, ne olursa olsun’ dedi. Ve ben de inandım, devam ettik. Ondan sonra da takım kötü gitmedi. Samsun'u yendik, Kayseri ile de beraber kaldık. Olay bu.''
Sinan’ı aleyhime konuşturdu
“Peki Demirören’in desteği neden çekildi?'' Çalımbay, buna gerekçe olarak tanıdık bir isim veriyor: Futbolculuğuyla değil de menajerliğiyle “imparator'' unvanını alan tek futbol adamı Sinan Engin’den başkası değil bu isim.
Top sağ kanatta yine Rıza hocada: “Başkan Yıldırım Demirören burada Sinan Engin’i kullandı. Sinan Engin’e telefon etmiş. ‘Bir gazetede Rıza hakkında şunları şunları söyle. Rıza hoca da gelsin istifa etsin’ demiş. Ben bunları duydum ama inanmadım. Sonra kendisine böyle bir şey yapıp yapmadığını sordum. ‘Yaptım’ dedi. Ben de ‘O zaman burada benim ne işim var’ dedim ve görevi de orada bıraktım. Bunu da ilk defa size söylüyorum.''
Sinan’ı futbolcular istemedi
Futbolculuk döneminde takımın sağ kanadını birlikte kullanan Sinan Engin ile Rıza Çalımbay’ın arasındaki sorun neydi peki? “Genç takımdan beri arkadaştık. Benim bir sorunum yoktu'' diyor Çalımbay. “O halde Sinan Engin’in bir sorunu vardı.'' “Onun benimle olmuş olabilir. Sinan menajerliğe gelmek istedi. Ama yönetimden istemediler. Fakat ‘Rıza istemiyor’ dediler. Yöneticiler, Sinan’dan korktuklar için benim üstüme attılar. Halbuki benim alakam yok. Ne o zamanki takım kaptanı Tayfur Havutçu ne de Futbol Şube Başkanı Kıvanç Oktay istedi Sinan’ı. Ama Demirören gidip bunu söylemedi; ‘Futbolcular, yöneticiler seni istemiyor’ diyemedi. ‘Rıza hoca istemiyor’ dedi. Ondan sonra da Sinan’ın basındaki davranışı değişti.'' Sinan Engin’in Beşiktaş’taki futbolculuk kariyeri Rıza Çalımbay’ın çok gerisindedir. Futbolcu olarak siyah/beyazlılarla 1 şampiyonluk yaşayan Engin, 2002/03 sezonundaki 100. yıl şampiyonluğunda ise menajerdi. Ve büyük bir fiyaskoyla sonuçlanan 2003-04’te de.
Ayrı bir ilişkileri var
“Sinan Engin bu gücü nereden alıyor?'' Çalımbay yine sert bir orta yapıyor: “Başkanla Sinan’ın ayrı bir ilişkisi var. Ne olduğunu bilmiyorum ama onların ikisinin ayrı bir ilişkisi var. Başkan, Sinan’a sormadan bir şey yapamaz, mümkün değil. Tigana bile giderken Sinan’ı kötülüyor. Ne alakası var ama kötülüyor.'' Sinan Engin’in Beşiktaş’a başkan olmak istediğini hatırlattığımda ise Çalımbay, “Türkiye’de her şey olabilir, Sinan da Beşiktaş’a başkan olabilir yani.'' “İyi ama daha menajer bile olamıyor'' dediğimde ise “Bilmiyorum, tek engel olarak beni görüyorlardı. Ben ayrıldım. Şimdiki Futbol Şubesi Başkanı Celal Kolot onun çok iyi arkadaşı. Her an gelebilir. Beşiktaş’ta Demirören varken her şey olabilir'' diyor Çalımbay.
kaynak 'milliyet'
Sağ kanattan, Ali’ye, Metin’e ve Feyyaz’a yaptığı ortanın haddi hesabı yoktur. Üstün bir tekniğe sahip değildi ama yüksek bir mücadele gücü ve azmi vardı.
Futbolu sadece Beşiktaş’ta oynadı ve şampiyon olarak bıraktı. Beşiktaş’ın en çok şampiyon olan, en fazla formasını giyen oyuncusu olarak tarihe geçti Rıza Çalımbay. Namı diğer 80'lerin çizgi film kahramanı Atom Karınca.
Futbolu bıraktıktan sonra teknik direktörlüğe başlayan Çalımbay, özellikle Denizlispor ile UEFA Kupası’nda 4. tura kadar yükselerek büyük sükse yaptı. Gittiği takımlara damgasını vuran Çalımbay, nihayetinde gözünü futbola açtığı Beşiktaş’ının başına hoca olarak da geçti. 1995’te “Atom Karınca'' olarak ayrıldığı Beşiktaş’a 2004/05 sezonunun ikinci yarısında “Rıza hoca'' sıfatıyla geri döndü. Beşiktaş’ın evladı statüsündeki Rıza hoca, Real Madrid’in evladı sayılan Vicente Del Bosque’nin yerine geldi.
Şampiyonluk iddiası olmayan Beşiktaş, Çalımbay ile ikinci yarıyı tek bir yenilgiyle kapattı. Rıza hocalı Beşiktaş, ligin ikinci yarısının lideriydi ama sezonu 3. bitirdi. Yine de Rıza hocalı Beşiktaş, bu “ölü sezon''da yıllarca unutulmayacak bir zafere imza attı: Beşiktaş, Kadıköy’de Fenerbahçe’yi 4-3 yenerken son 15 dakikada kalesini forvet oyuncusu Rumen Daniel Pancu korudu. Kaleci Cordoba kırmızı kart görmüş, oyuncu değişiklik hakkı da dolduğu için maçın son bölümünde siyah/beyazlıların kalesini golcü Pancu korumuştu. Kalesinde böylesine büyük bir gedik veren Beşiktaş, Fenerbahçe’yi 4-3 yenerek unutulmaz bir zafer kazandı.
O gün bu zafere tanıklık edenler herhalde Rıza Çalımbay’a 10 yıllık mukavele önerilmesine ses çıkarmazdı.
Ne var ki yeni sezonun daha başında “evlat Rıza'' ile yollar ayrıldı. Rıza Çalımbay, hırslı bir sporcuydu ve bu karakter özelliğini hâlâ daha koruyor. Şurası muhakkak: Rıza Çalımbay’ın aklı fikri hâlâ Beşiktaş’ta. Zira o, bir şeyleri yarım bırakmayı sindirebilecek biri değil. Hele de başarısız olduğuna inanmadığı halde bir şeyler yarım kalmışsa.. Rıza Çalımbay ile hem Beşiktaş’taki hocalık dönemini hem de siyah/beyazlıların çiçeği burnundaki yeni hocası Ertuğrul Sağlam’ı konuşmak için Ulus Parkı’nda Boğaz’a nazır bir kafede buluşuyoruz. Hoca daha bizimle başlama vuruşu yapmadan, telefonda transfer görüşmeleri yapıyor. Yabancı bir takımdan teklif var ama şartlarını pek beğenmiyor.
Sohbete buradan kopya çekerek giriyorum: “Rizespor ile devam etmeyecek misiniz?'' “Valla söz verdiğim için bekliyorum ancak ‘Başkan Irak’ta, şurada burada’ deyip duruyorlar. Koşullarım kabul edilmezse gitmem'' diyor.
Ertuğrul dış destekli
Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, Rıza Çalımbay ile yolları ayırdıktan sonra “Bir daha yerli ile çalışmam'' demişti. Oysa atalarımız boşuna “Büyük lokma ye, büyük söz söyleme" dememiş, değil mi?
Demirören’in bu demecine Çalımbay çok kızmış: “Niye böyle diyorsun, ben başarısız olmadım ki. 30 maç oynadım. 17 galibiyet, 7 beraberlik ve 5 yenilgi aldım. Ben çok başarılıydım.'' Rıza hocanın, “zehir zemberek'' açıklamalarını ilerleyen dakikalara bırakalım ve “Ertuğrul Sağlam ne yapar?'' diyelim evvela. “Ertuğrul Sağlam’a iki yönlü bakmalı. Bir kere benim gibi değil. Onun desteği var; hem yönetim destek vermek mecburiyetinde hem de dışarıdan desteği var.'' Elbette pozisyonu kaçırmıyorum ve soruyorum: “Nedir bu dış destek; siyasi ve cemaat desteği falan mı?'' Hoca, politik olmayı bilmediğini söylüyor fakat politik bir yanıt veriyor: “Ben cemaat olayını falan anlamam. Başkalarının yönlendirmesiyle geldiği falan söyleniyor. Yani Ertuğrul desteksiz değil, belli bir desteği var. Ben ise tek başıma gittim, kimseden bir şey istemedim. Başarılı olduğum için oraya geldim.''
Demirören dürüst davranmadı
Söz çabucak dönüp dolaşıp, Demirören-Çalımbay ilişkisine geldi.
Önce bir anı fotoğraflamak lazım: Çalımbay’ın oyun sistemi homurtulara neden olmaya başlamıştı. Kendisine verilen desteğin azaldığını gören Çalımbay da UEFA Kupası’nda Malmö ile oynanan maçın daha yedek kulübesinde istifa kararı alıyor. Beşiktaş deplasmanda 4-1 galip gelirken Demirören havaalanında Rıza Çalımbay’a bir baba gibi sarılarak “Ancak birlikte gideriz, sonuna kadar arkandayız'' der. Lakin sadece 2 maç sonra, “baba'' evde kalırken “evlat'' bavullarını toplamıştır bile.
“Neden bıraktınız?'' “Maalesef başkanın tutumu yüzünden bırakmak zorunda kaldım. Demirören bana dürüst davranmadı. Yaptığım en büyük hata başkana inanmaktı'' diyerek giriş yapan Çalımbay, sözü şöyle bağlıyor: “İstifa kararından vazgeçirdi. Fakat inanmadım ‘Maçın havasındandır’ diye düşündüm. Türkiye'ye döndüğümüzde kendisiyle yine konuştum. Bana, ‘Benimle geldin, benimle gideceksin. Sonuna kadar beraberiz, ne olursa olsun’ dedi. Ve ben de inandım, devam ettik. Ondan sonra da takım kötü gitmedi. Samsun'u yendik, Kayseri ile de beraber kaldık. Olay bu.''
Sinan’ı aleyhime konuşturdu
“Peki Demirören’in desteği neden çekildi?'' Çalımbay, buna gerekçe olarak tanıdık bir isim veriyor: Futbolculuğuyla değil de menajerliğiyle “imparator'' unvanını alan tek futbol adamı Sinan Engin’den başkası değil bu isim.
Top sağ kanatta yine Rıza hocada: “Başkan Yıldırım Demirören burada Sinan Engin’i kullandı. Sinan Engin’e telefon etmiş. ‘Bir gazetede Rıza hakkında şunları şunları söyle. Rıza hoca da gelsin istifa etsin’ demiş. Ben bunları duydum ama inanmadım. Sonra kendisine böyle bir şey yapıp yapmadığını sordum. ‘Yaptım’ dedi. Ben de ‘O zaman burada benim ne işim var’ dedim ve görevi de orada bıraktım. Bunu da ilk defa size söylüyorum.''
Sinan’ı futbolcular istemedi
Futbolculuk döneminde takımın sağ kanadını birlikte kullanan Sinan Engin ile Rıza Çalımbay’ın arasındaki sorun neydi peki? “Genç takımdan beri arkadaştık. Benim bir sorunum yoktu'' diyor Çalımbay. “O halde Sinan Engin’in bir sorunu vardı.'' “Onun benimle olmuş olabilir. Sinan menajerliğe gelmek istedi. Ama yönetimden istemediler. Fakat ‘Rıza istemiyor’ dediler. Yöneticiler, Sinan’dan korktuklar için benim üstüme attılar. Halbuki benim alakam yok. Ne o zamanki takım kaptanı Tayfur Havutçu ne de Futbol Şube Başkanı Kıvanç Oktay istedi Sinan’ı. Ama Demirören gidip bunu söylemedi; ‘Futbolcular, yöneticiler seni istemiyor’ diyemedi. ‘Rıza hoca istemiyor’ dedi. Ondan sonra da Sinan’ın basındaki davranışı değişti.'' Sinan Engin’in Beşiktaş’taki futbolculuk kariyeri Rıza Çalımbay’ın çok gerisindedir. Futbolcu olarak siyah/beyazlılarla 1 şampiyonluk yaşayan Engin, 2002/03 sezonundaki 100. yıl şampiyonluğunda ise menajerdi. Ve büyük bir fiyaskoyla sonuçlanan 2003-04’te de.
Ayrı bir ilişkileri var
“Sinan Engin bu gücü nereden alıyor?'' Çalımbay yine sert bir orta yapıyor: “Başkanla Sinan’ın ayrı bir ilişkisi var. Ne olduğunu bilmiyorum ama onların ikisinin ayrı bir ilişkisi var. Başkan, Sinan’a sormadan bir şey yapamaz, mümkün değil. Tigana bile giderken Sinan’ı kötülüyor. Ne alakası var ama kötülüyor.'' Sinan Engin’in Beşiktaş’a başkan olmak istediğini hatırlattığımda ise Çalımbay, “Türkiye’de her şey olabilir, Sinan da Beşiktaş’a başkan olabilir yani.'' “İyi ama daha menajer bile olamıyor'' dediğimde ise “Bilmiyorum, tek engel olarak beni görüyorlardı. Ben ayrıldım. Şimdiki Futbol Şubesi Başkanı Celal Kolot onun çok iyi arkadaşı. Her an gelebilir. Beşiktaş’ta Demirören varken her şey olabilir'' diyor Çalımbay.
kaynak 'milliyet'