PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Taraftar uyuma, kulübüne sahip çık (ibrahim altınsay)


Ferhat Talan
13-06-2007, 13:03
Taraftar uyuma, kulübüne sahip çık

İbrahim Altınsay

13/06/2007

Öyle bilinç yaralanmaları yaşıyoruz ki memleket çarpılmış kavram mezarlığına döndü. Örneğin 'sivil toplum örgütü' kavramı... Kötü şöhretli JİTEM'in eski komutanının başında olduğu militarist bir örgüt var, sivil toplum kuruluşu sayılıyor örneğin.
Oysa memleket gerçek sivil toplum kuruluşu ve sivil girişim kıtlığından şiddetle mustarip. Köklü spor kulüpleri konum bakımından sivil kitle örgütleri tanımına uyuyor. Ne var ki onlar da bir şekilde yönetimi ele geçirmiş başkanın sultası altında. Hiçbir şekilde sorumluluk taşımayan başkanlar kulübü borçlandırıp ya da borçları kişisel teminatlarının altına alıp 'krallık'larını ilan etmiş durumda. Yaptıkları yaptık, dedikleri dedik.
Yönetim kurulu üyelerinin çoğunun 'kendilerini göstermek'ten başka işlevleri yok. Mazbataları aldıkları gün ilk kez karşılaşıyor, önemli kararlardan haberleri bile olmuyor. Stadın yolunu yönetici olduktan sonra öğrenip de yönetimden ayrılınca unutanlara sıkça rastlanıyor... Ya da yönetim kurulları tam bir koalisyon. Son Beşiktaş yönetimi gibi herkesin bir teknik direktörü ve futbolcuları var.
Takımın başındaki hocaya rahat vermiyorlar. En doğrusu her hafta birinin takımı yönetmesi...

Emeğin değerini bilirseniz
Başkanların ve bir avuç yöneticinin en hoş tarafı, bütünüyle keyfi aldıkları kararlarını milyonun katlarıyla ifade ettikleri taraftar kitlesine mal etmeleri... Özeleştiri gerektirecek bir durum olduğunda ise federasyona ya da kendi dışındaki kişilere, takımlara ve kurumlara suçu yüklüyorlar, taraftara bunları hedef gösteriyorlar. Kupa kazandıklarında sahadalar, işler sarpa sardığında hep başkaları sorumlu. "20 milyon, yetmedi 25 milyon, yetmedi 30 milyon, taraftar affetmez," tehditleriyle inliyor statlar. Sonuçlarının nereye varacağını umursamadan taraftarın duygu bağını sömürüyorlar... Bir başka hoş tarafları da, fırsat bulduklarında haksızlık yapmaktan çekinmezken, işler kötüye gidince büyük
haksızlığa uğramış pozlara girmeleri... Ekrana çıktığında bana otobüslerin arkasındaki 'ağlayan çocuk'u hatırlatan Fenerbahçe Asbaşkanı Ali Koç'un "Ekmeğimizle oynuyorlar, emeğimizi çalıyorlar" deyişini unutmadınız herhalde.
Ekmeğin kaç para olduğunu bilip bilmedikleri bir yana emekten de ne anladıkları şüpheli. Emeğini ortaya koyup bir şeyler üretmiş insanlar bilir sadece emeğin değerini... Emeğin değerini bilen insan gerçekçi olur. Hatalalarını, zaaflarını bilir. Bol keseden atıp tutmaz. Kazandığını, gıdım gıdım hak ederek kazanır.

'Din kardaşı' değil miyiz?
Emeğin değerini bilmezseniz rakamların da anlamını bilmez, bol keseden sallarsınız. Bizim yöneticilerin söylediği taraftar sayılarını toplayın, ülke nüfusunu aşıyor. Ama nedense tribünler dolmuyor. Lig seyirci ortalamamız İngiltere üçüncü liginin altında. Görkemli 100. yıl kutlamasında bile tribünleri dolduramayan Şampiyon Fenerbahçe'nin seyirci ortalamasını İngiltere'de birçok ikinci lig takımı geçiyor... Açık bir gerçek var; nüfusun yarısı futbolla hiç ilgilenmeyen ya da 'laf olsun diye' ilgilenen yurttaşlardan oluşuyor. Öteki yarısını da futboldan soğutmak için elimizden geleni yapıyoruz.
İktidarlarını büyük ama açık bütçelere dayandıranlar rakamlar üzerinden büyüklük efsaneleri yaratarak taraftarın gözünü boyuyor. Örneğin Fenerbahçe, 1 milyon taraftar kartı satmak için yola çıktı, hedef tutmayınca CEO'sunu görevden aldı ve aslında hiç de kötü bir rakam olmayan 80 binde kaldı... Forma satışlarıyla transfer parasının çıkacağı ise en büyük safsata... Forma ve bilet satışları takımın başarısına, transferlere bağlı bir şey değil. Başarı durumunda taraftar belki başka yerden kısıp takımı için harcar ama bir yere kadar... Taraftarın harcaması alım gücüne, ülke milli gelirine ve gelir dağılımına doğrudan bağlı bir şeydir aslında. Bu yüzden forma satışının da bir sınırı ve belli bir geliri var... Maliyetler düşünüldüğünde bu rakamlarla bir transferin parası zor çıkar.
'Büyük kulüpler' gerçekten büyük ama büyüklükleri şişirilmiş rakamlardan gelmiyor. Tarihlerinden, değerlerinden, rakiplerine olan saygılarından ve taraftarlarının gönül bağından geliyor.

Halk takımı halka kapalı
Pekiyi nasıl oluyor da bir avuç yönetici, böyle asılsız büyüklük laflarıyla ayakta kalıyor. Çeşitli biçimlerde çıkar sağlayıp, kulübü karıştırmak için vurucu güç olarak kullandıkları ve birçok yerde mahkûm oldukları lümpen holiganlarla, yani 'profesyonel taraftarlar'la çevrelerine bir dokunulmazlık duvarı örüyor?
Tek sebebi var bunun: Anti demokratik kulüp yapıları... Taraftar sayısına gelince üst perdeden atanlar nedense kulübün ve genel kurulun kapılarını taraftarlara açmıyor. Kilit üzerine kilit vuruyor.
Ayrı bir cumhuriyet olarak algılanmaya özen gösteren Türkiye'nin en büyük kulübü Fenerbahçe'ye üye olmak için 10 bin YTL vermeniz gerekiyor. O da veto yemezseniz.
Bu cumhuriyet işte bu kadar 'demokratik' bir cumhuriyet. 10 bin YTL'niz yoksa 'cumhur'dan değilsiniz... Emeğiyle geçinen bir taraftarsınız, 'halk takımı Beşiktaş'a üye olmak için 2 bin YTL giriş ücreti vermeniz gerek. Ancak üye olduktan sonra yıllık aidat ne kadar biliyor musunuz?
50 YTL. Yani Beşiktaş gibi bir kulübe üye olmanın bedeli ayda sadece 4 lira 30 kuruş! Bütün bunlar Kongre ağaları, grup şefleri iktidarlarını yitirmesin, halkı kulübe sokmasın, aidatları toplu ödesin diye... Galatasaray'a değinmiyorum bile. Avrupa'da kupa almış bu takımın yönetimini bir avuç ayrıcalıklı kongre üyesi belirliyor.
Kulübe üye olmak en gizli örgütten daha zor.
Oysa takımına duygu bağıyla bağlanmış, takımını izlemekten başka beklentisi olmadan stada giden bir taraftar kitlesi var her kulübün. İnternette tartışıyorlar, dünyayı izliyorlar, kulüplerinin daha iyi yönetilmesini istiyorlar. Kulüp yönetimleriyle ilkesiz bağlar içine girmeyi istemiyorlar. Bu dinamik kitle, böylesine yönetim dışı bırakılınca sağlıksız yollardan ifade edebiliyor kendini zaman zaman. Ama bu da önemli değil; nasıl olsa her olayda onlar sorumlu tutuluyorlar. Günah keçisi yapılıyorlar. Seyircisiz oynama cezaları yiyorlar ama yöneticiler
o maçları tribünde gamsız izleyebiliyor.
Soru şu: Halk takımlarının kaderi ne kadar halkın elinde?

Canberk Abuk
13-06-2007, 13:20
.

Bahadır Ahıska
13-06-2007, 15:05
lamı cimi yok, sorun sistem sorunu,
sorun endüstriyel futbol sorunu...

Mustafa Ozyurt
13-06-2007, 23:34
Bu adam başkan olsun Beşiktaş'a kurban kesecem o gün.
İbrahim Altınsay Başkan
Beşiktaş Halkın Takımı!
Kafiyesiz oldu ama sloganım budur benim.