PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : BİRGÜN' de Yayınlanmayan VEDA Yazım... H.CEM


Alaattin Çam
30-06-2007, 00:26
Aşağıdaki yazıyı 27 Haziran 2007 tarihinde yayınlanmak üzere Birgün Gazatesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü’ne ve Spor Servisine yolladım. Gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü beni telefonla arayarak yazımın tamamını yayınlayamayacaklarını, bunun polemiğe yol açacağını söyledi. Yazımda belirtilen ayrılma nedenlerimin çıkartılarak yayınlanmasının daha uygun olacağını belirtti. Bugüne kadar yazdığım yüzkırk makalemin tek satırına dahi müdahale etmeyen Gazete yönetiminin bu tavrını yadırgadım. Okuyucularıma karşı olan duyarlılığımdan dolayı bu son veda yazımı kendi web sitemde yayınlama kararı aldım. )

Birgün gazetesi, yayın hayatına girdiği günden beri, ülkemizin demokratikleşmesinde önemli bir görevi yerine getirmekte ve doğru haber alma hakkımıza katkıda bulunmaktadır. Bu yüzden bu gazeteye gönül koydum. İş yaşamım dolayısıyla çok sınırlı zamana sahip olmama rağmen, 18 Ağustos 2004 tarihinden bu yana hemen hemen her hafta düzenli olarak yazmaya çalıştım. Bugüne kadar toplam 140 adet yazım yayınlandı. Bu süre içerisinde, gazete yönetimi bir kez bile yazdıklarımın tek satırına, tek kelimesine müdahale etmedi. Yazmak istediğim her şeyi özgürce yazabilme imkanını sundular. Sadece bu yüzden, pek çok yüksek tirajlı gazetenin “transfer” tekliflerini reddettim..

Yazılarıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı sizlere allaha ısmarladık demeden gitmenin saygısızlık olacağını düşündüm. Ayrıca gitme nedenlerimi de sizlerle paylaşmayı aynı saygının bir parçası olarak gördüm. Bu kararı vermeden önce gazetemizin genel yayın yönetmeniyle gazetemizin politikaları üzerine bir süre mail yoluyla tartıştık. Aldığım cevaplar beni tatmin etmediği için ve de gazetemizin mevcut politikalarını değiştirmeyeceğini kesin bir dille öğrendiğim için ayrılma kararı aldım.

Peki neydi karşı çıktığım politikalar? Aslında bu politikalar “şehit” ve “terörist” kavramlarında yoğunlaşıyor. Gazetemizde yayınlanan haberleri dikkatli bir şekilde incelediğinizde göreceğiniz üzere askerlerimize yönelik hiç bir saldırı terör eylemi olarak nitelendirilmediği gibi, öldürülen askerlerimiz de şehit olarak nitelendirilmemektedir. Terör tanımı elbette uluslararası platformda ve ülkemizde sulandırılmıştır. Yaygın medya her türlü demokratik eylemi bir terör eylemi olarak adlandırıp, kitlelerin demokratik taleplerini haksızlaştırmak isteyebilir. Bu noktada gazetemizin yayın çizgisi, yaygın medyadan elbette farklılaşmalıdır.

Bunu yaparken de demokratik kitle hareketleri ile terörist eylemleri ayırt etmekte yarar var.

1 Mayıs'ta demokratik haklarını kullanmak isteyen kitlelere resmi ağızlarca terörist denmesine karşın Birgün gazetesi gösterdiği tavrı ile onlardan ayrışmaktadır. Ancak bu demokratik kitle hareketleri ile PKK eylemlerini aynı kefeye koymak da demokratik kitle örgütlerine yapılmış bir haksızlıktır. PKK’nın eylemlerinin niteliğini tartışmaya gerek görmüyorum. Bu tür silahlı eylemlerin demokrasi mücadelesi ile uzak yakın bir ilişkisi yoktur. Silahlı eylemler şayet bireysel değil ve örgütlü bir şekilde yapılıyorsa ve de işin içinde yurt savunması ya da meşru müdafaa yoksa hiç şüphesiz ki “terör eylemi” olarak nitlendirilir ve uygulayıcıları da “terörist”tir. Şehit edilen vatan evlatlarına ne kadar yüreğim yanıyorsa inanın dağda öldürülen PKK’lılara da aynı ölçüde yüreğim yanıyor. Her ikisi de bu memleketin evlatlarıdır. Her ikisinin de ataları aynı kaderi paylaşmış ve emperyalizme karşı omuz omuza savaşmışlardır. Ancak, PKK’lıların bugün kullandığı yöntemler sadece ve sadece terör olarak adlandırılabilir.

Gazetemizle ayrıştığım temel noktaları özetlersek;

1) 04/06/2007 tarihinde Tunceli’de yaşanan karakol baskını ve daha önce muhtelif yerlerde yaşanan terör olaylarına gazetemizde sıradan olaylarmışcasına az yer verilmektedir. Sıradan sayılabilecek olaylarla aynı büyüklükte yer verilerek bu haberler de sıradanlaştırılmaktadır. Oysa, Tunceli’de 8 askerin şehit edilmesi ve 7 askerin yaralanması hiç de sıradan olaylar değildir. Bu olaylara herkesin bakış açısının farklı olması demokrasilerde normal ve olağandır. Ancak olaylara bakış açısının faklılığı olayların önem derecesini etkilemez, yapılan yorumları etkiler. Dolayısıyla, bu tür olayları küçümsemek ve sıradanlaştırmak gazetecilik etiği açısından yanlış ve uygunsuzdur.

2) Gazetemiz öldürülen Türk askerlerine şehit demekten imtina ediyor. Bunu da açık yüreklilikle söyleyemiyor. Ulus'taki , Mavi çarşıdaki ve sinagogdaki saldırılara terör eylemi diyebiliyor ama burada öldürülen askerlere şehit diyemiyor.

3) PKK'nın saldırılarına terör eylemi sıfatını kullanmakta imtina ediyor. Bu eylemciler gazetemizde “saldırganlar” olarak tanımlanıyor. Sokakta gasp yapan kişilere de ülkemizde saldırgan denilmektedir. Bu eylemcilere sadece “saldırgan” tanımlamasını kulanmak, yapılan eylemleri basit birer asayiş olayı halinde getirmektir. O zaman gazetemiz PKK eylemlerinin adını koyabilmelidir? Bu eylemler terör eylemi midir? Adi bir saldırganlık mıdır? Ya da bir ulusal kurtuluş savaşı mıdır? Bu konuda açık ve samimi olmalarını beklerdim.

Gazetemizden ayrılma kararımın temel nedenleri bunlardır. Anlayışla karşılanacağını umuyorum.

Saygılarımla.

http://www.hayricem.com/news/templates/basin.asp?articleid=466&zoneid=2

Cihan Güngör
30-06-2007, 09:25
Sayın Hayri Cem Birgün'de 140 adet yazı yazdığını belirtmiş. 140 tane yazısının çıktığı dönemde bunları görmemiş miydi? Eğer gördüyse kendisiyle çelişmiş olmuyor mu? Eğer görmediyse, yazılarının çıktığı gazeteyi okumuyor mu?

Murat Aru
30-06-2007, 15:05
Hayri Cem Akıntıya Kapılmış, bari Bogulmasa, malum yeni yetmeleri eziyolar :)

Özenç Kurt
09-07-2007, 21:50
Transfer teklifleri kafasını karıştırmış olabilir sayın hayri Cem'in :)

Ali Erken
09-07-2007, 22:04
güzel yazmış...

Ozgur Ogutcu
10-07-2007, 12:54
Silahlı eylemler şayet bireysel değil ve örgütlü bir şekilde yapılıyorsa ve de işin içinde yurt savunması ya da meşru müdafaa yoksa hiç şüphesiz ki “terör eylemi” olarak nitlendirilir ve uygulayıcıları da “terörist”tir.
Bu durumda Che bir terörist mi oluyor?

Ozan Kaya
10-07-2007, 14:11
Ilahi Hayri CEM..! ,sende katil bakalim bu koroya.Sarkini dogru ezberle,yoksa sinif gecemezsin.

Sinan Kara
14-07-2008, 13:38
can sıkıntısında siteyi dolaşırken gördüm bu yazıyı,ama dikkatimi çekti.kendisini şahsen tanımam adını da ilk defa burda duydum,ama gerçekten gazeteden ayrılma sebebi yukarda belirttiği gibiyse ben kendisini tebrik ederim valla.vatan sevmek kolay değildir.

Can Topal
25-07-2008, 22:32
Bu adamın bu fikirlerini kimse göremedimi Birgün de ?

1. ya teklifler cazip geldi..
2. ya solcu olmak zor geldi, malum yükselen sövenist dalga..

Özer Özçetin
26-07-2008, 16:58
Hayri Cem Beşiktaşta yöneticilik yapmıştır.
Teklif almasına gerek yok,Birgünde para karşılığı yazmamıştır
Solcudur,solculuğunu kimseye yargılatmaz,Diyarbakır maçında o çok solcu zannettiğiniz tribünler küfürlü şeklide..........dışarı diye bağırırp tribündeki Diyarbakırlı ailelere saldırırken ayağa kalkmış gövdesini siper etmiş bir kişdir.
Bu konuyu da köşesinde yazmıştır.
İnsanları eleştirirken biraz bilgi sahibi olun arkadaşlar

Zulfikar Kaya
15-08-2008, 00:11
Sayin Hayri Cem keske veda yazisinda kurt sorununa ve sorunun cozumune yonelik dusuncelerinide belirtseydide kizilelma solcusumu yoksa enternasyonal sol deger yargilari ile hareket ettigini anlasaydik gunumuzde 'kahrolsun amerikan emperyalizmi ' siari asla solculugun kriteri degildir.cunku bu soylemi ,eli kanli fasistlerde, iran mollalarida ve daha niceleride kullaniyor ama asla bu bahsini ettigim gerici gucler solcu degildir.
Cografyamizda cagdas , tam bagimsiz ve demokratik Turkiye siarini savunmanin , solcu olmanin ve hatta demokrat olmanin kriteri; esit, ozgur,onyargisiz ve katilimci bireyler yaratmaktir.Buda kurt sorununun otomatikman cozumu demektir.

Cüneyt Saltan
21-11-2008, 20:34
çok aşırı eleştirmişsiniz adamı

Salih Güçlü
10-04-2009, 13:15
Zulfikar kaya arkadaşlımızın yazısı herhalde en güzel eleştiri olmuştur. hani orta okulda lisede deney yapardık turnusol kağıdı ile o nişastaya denk geldiğinde rengini değiştirirdi. ülkemizin solcularının turnusol kağıdıda kürt sorunu. karşısına çıkana dek soldan solculuktan yazılmadık çizilmedik bir şey bırakmazlar. taa dünyanın öbür ucundaki sorunlara enternasyonel çözümler bulurlar, onların acılarını acıları sayarlar ama kendi topraklarındaki kürt sorunu çıkınca karşılarına hemen renk değişiverir. bizimde turnusol deneyimiz kürt sorunu olsa gerek.