PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Atlar,aşklar ve insanlar.


Kemal Kıcır
09-07-2007, 19:37
Ben senden öğrendim özlem yazmayı.Özlemin bu halleri bana bildik değildi.
Mayısı Hazirana Haziranı Temmuz sıcağına bağlayan bu gecelerin varlığından bile haberdar değildim uzun zamandır üstelik.

Aynı şarkımı dedin ?
Aynı şarkı değil elbette..Bir ayinde ruhunu arındıran ‘inançlı ’bir dindarın günahlarıyla cennet umudu arasında coşkulu acı çekmesi aynı şarkıyı dinlemek..’bağışlayan ve yaratanın adıyla ’başlamak gibi….

‘Ağlıyorsam gözyaşım iki gözüme dursun’

Bir aşka üçkezden fazla ağlamamalı.
Birincisi biriken zehirin boşalması adına belki makullüğü.
İkincisi sökülenin arkasından süpürülmesi için.
Peki üçüncüsü…Belkide Cemal Süreyya’nın anlatmak istediği üçüncünün anlamı…Boynu bükük kalmasın diyedir.

‘Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük’

Yada;

‘Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin’

Belki bilmenin anlamının hayat karşısında etkisiz ve elleri baglı kaldığı zaman tamda budur.


‘Hayat gül kokulu sağanak,Hayat bir şeyler anlatmak istiyor genede.

Aşkla gözler insan olmak arasında bir karşıtlık olmasa gerek.Hani çok zaman oldu sahiden göz yaşı döke bildiğimiz hayatın gül kokulu sağanağından payımıza bir şeyler düşmeyeli.
Çaresiz bir yazıcılık olsada sonucu.Bir cevher bir dokunulmazlık var işin bir yanında.
Hesapsız kitapsız sevgiler insanların uzağına düştükçe.Acılar da anlamını bulamıyor.

Yüzyılın getirdiği bir çoraklık ve hiçsizlik var.Her şeyin ulaşıla bilir olduğu bir çağ .
Bir doğallık sorununı doğurdu belkide.Güneş görmeden büyüyüp domates süsü verilmiş cinayet aleti gibi yeni çağın aşkları.Kan yapar yaptığı kanı çürütür.Marks sanayi dönemine dair;burjavazi kendi mezar kazıcılarını çıkartıyor bağrından demişti.Yeni çağ insanlığın sonunu getirecek ‘yabancılaşmayı’ doğurdu bagrından.

Yaşar Kemal yıllar önce Akça sazın ağalarında ‘O güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler’ diye yazdığında çağa ait belleği gönderdi belkide bir bilinmezin ardına.

Sorunun adı belleksizlik.
Bir belleği olanlara haksızlık etmek olmaz.
Ama insana ve hayata dair belleğin güçsüzlüğüdür.Giden atların ve insanların ardından baka kalmamızı sağlayan.

Ama genede çare .Günü umuda ayarlamak.

.

Hakan Kirezci
09-07-2007, 20:30
Umutlanma lüksünü taşıyamayacağımız bir nokta var
ve o kahrolası noktayı en başa koymuşlar.
Tartışmak istemiyoruz tabii ki böyle bir konuda;
Tartılacak birşey de yok ki zaten karşında...
Langadanak oturur tahterevalli, kıçın acır.
Çok kıymetliyse eğer kaldır kendini ki o zaman da uçarsın.
Alternatifin; Sadece kaçarsın...
Kaçmadım ama buradayaım.
Kıçım acıdı ama farkındayım ve onunla birlikte buradayım ve varım usta.
Sıkıyosa geç bakalım diğer uca.
Bu bir rus ruleti, bir kere oynarsın eğer kaybedersen.
Kazandığımı hissettim biliyo musun kurşunu kafama yerken...
Kazandım ve öldüm...