Orijinalini görmek için tıklayınız : Fulya'nın 10 yıllık gelirlerinin kırdırılması - Ö. Özçetin Yazısıyla
Mustafa Ozyurt
21-08-2007, 10:55
Öncelikle kim olursa olsun saygıda efendilikte kusur etmeyelim,hele bu kişi tribünlerin görevlendirdiği bir arkadaşımızsa ve medyada maçlarda bizi temsil ediyorsa daha dikkatli ve üstüruplu deyimler cümleler kullanalım.Alen benim enaz 25 yıldır tanıdığım bir kişidir.İyi bir Beşiktaşlıdır,dişi tırnağı ile kazıyarak amigoluk görevine gelmiştir.Konjüktür amigoluğun yanısıra kendisine yönetimle basınla tvlerle diyalog görevini de vermiştir.Yıllarca ben de tvlerde taraftarı temsil ettim ama son 4 -5 yıldır değişen dünya gelişen bazı olaylar Beşiktaş yönetimlerindeki başdöndürücü değşiklikler tribünlerde de bazı adımların atılmasını yaratmıştır.
Ben özellikle Halkın Takımı forumundaki arkadaşlarıma kardeşlerime ve benden yaşça büyük bir iki abime bazı mevzuları anlattığımda veya tribün tecrübeme dayanan bazı sonuçlar çıkardığımda hep yanlış anlaşıldım,sanki ben Çarşı komiteden gocunan veya Alenden rahatsız olan bir kişi olarak anlaşıldım,oysa beni tek karşı çıktığım,herhangi bir ismin asla efsane olarak lanse edilmesi,mitleştirilmesi ve Çarşının siyasi argümanlarla bezenerek heryerde kullanılması idi.Elbette Çarşı Dünya görüşü olarak bizlere yakındı ve hatta grup içinde zamanında emek verenler olarak bizimle aynı düşünen insan çoktu ama aksi siyasi yönde düşünenler de vardı.Bu nedenle Çarşı ismine siyasi elbise giydirilmesine ve bunun özellikle Birgünde 32.günde Radikal ve Cumhuriyette yazarlarca bilmeden,özellikle Halkın TAkımına yön verenlerin abartısıyla yanlış yorumlarda bulunmasına yol açmasına şaşırıyordum.32.güne çıkınca Alenle ilgili hayal kırıklığı yaşamanız beni daha da şaşırtmıştı.Evet Alen çok iyi bir Beşiktaşlıydı ama asla siyasi bir yönü yoktu ve yoktur da.
[devamı birazdan]
Gelelim Çarşı mevzuuna,Çarşı efsane KAPALI nın bağrından çıkan yüzlerce yiğidin yüzlerce yiğitlikle yarattığı bir oluşumdur.Elbette içinde farklı görüşler ve tartışmalar olacaktır.Biz H.T olarak dünya ya aynı pencereden bakmamıza rağmen bir yığın tartışma yaşamadık mı,forum üç kere med cezir yaşamadı mı.Koskoca Çarşıda da bu tip tarışma ve görüş ayrılıklarının olması doğal değilmidir.
SE ni son şans olarak gören Başkan hatırlarsınız Şairlerde yaşadığımız SE mevzuunu,tribünlerin mesajını doğru okumamıştır veya bildiğini okumuştur.Yönetim içinde yaşanan C.K. tramvasını aşmak adına onu pasifleştirince tesisler boş kaldı zannedip gerek E S ın acemi olması gerekse A G nin ağırbaşlı ve pasif görünmesi tribünleri karşısına alma pahasına bir tasarrufa gitmesini gerektirmiştir.AG lehine yapılan tezahürat hepimizin ortak görüşüdür,SE alyhine bağırılmaması ise kargaşa çıkmadan işi çözmek istememizdir.Buna rağmen YD bildiğini okuyarak taraftarı zorda bırakmıştır.Demokrasinin gereğini pankartla görüşünü dile getiren arkadaşlarımız eylemi sonunda sıkışan YD çözüm olarak 4 yıldır görüştüğü kömiteyi önce K.Önerle ardından SE ile görüşmeye ikna etmiş ve mecburen Alen ve bazı kardeşlerimiz bu görüşmelerde bulunmuşlardır.Alenlerin düşüncesi gerek takımın gerek camianın kargaşa yaşamaması,gerekse rakiplere ve kamuya birlik mesajı vermekti.
SE ve Alen konusunda bu kadar duyarlı olmak güzel de neden fulya gelirleri ve Cengizin açtığı mahkeme konusunda tek satır yazmıyorsunuz,yoksa Beşiktaşın geleceği sizleri ligilendirmiyormu.Beşiktaş güzlen yüzü aydınlık geleceği olan HT en can alıcı konuda fikirsiz mi.
Pankart açanda destek verende SE yanlısı olanda bizim Beşiktaşlı arkadaşlarımzıdır.Konjüktür böyel istemiş böyle olmuştur.
Haydi Beşiktaşın geleceği olan Halkın Takımı pamuk eller tuşlara ,ne düşünüyorsunuz Fulya hakkında.Yalnız tüm eleştiri ve övgülerde dikkatli o9lalım,HT ağırlığına yakışan tavır sergileyelim,Cemler Alenler Ayhanlar Cengizler kolay yetişmiyor.
Özer Abi, Fulya konusunda ben Halkın Takımı'nda senin fikirlerinden ayrı bir fikir olacağını düşünmüyorum.
Zaten bu olaya dur demenin -gerek hukuk yoluyla gerekse aklıma gelmeyen diğer yollarla- karşıt fikri de yine Beşiktaş'ın menfaati uğruna.
Şöyle ki; Fulya'nın 1o yıllık gelirleri kırdırılsın, faizlerden ve borçlardan kurtulunsun, bu şekilde olası başkan adayları rahatlasın ve kongre daha sağlıklı olsun gibisinden bir düşünce hakim bu olaya evet diyenelerde.
Öte yandan başkanın verdiği parayı bu şekilde alması, Beşiktaş'ın 10 senelik gelirinin kırdırılması ve bu başkanın bu kadar paranın kontrolünü sağlayabilecek ve bu para ile yeni ve sağlam projeler üretebilecek kapasitede olmaması, akıldaki soru işaretleri.
Başkan odaklı kulüp olmaktan çıkmalıyız bir an önce.
Bir kişinini eline bakmak, ondan gelecek paralara bağımlı olmak Beşiktaş gibi büyük camiaların işi olmaması gereken bir durum. Zaten Fulya yatırımı da bu sistemden çıkış için bir sürecin başlangıcı idi. Beşiktaş kendi kendini kimseye bağımlı kalmadan döndürebilecekken, şimdi başkanın borçlarına feda edilen bir yatırım olacak.
not: Ayrı başlık açtım, Özer Abinin yazısı temeliyle tartışabilmek için bu konuyu.
Özer Özçetin
21-08-2007, 18:35
Mustafa teşekkür ederim duyarlılığın için,her Beşiktaşlının bu konuda iki kelamı olmalı.
Ozgur Ozdemi
21-08-2007, 22:25
Fulya Projesi'nin Mali konuları hakkında açıkçası pek bir malumatım yok, sadece duyduğum, herhangi bir mesneti olmayan ancak söylenti de olsa miğde bulandıran, tribünde yer alıp mevcut yönetimden Fulya Projesi dahlinde arsa değil ama parsa koparmaya çabalayan kişilerin olduğuydu... Ancak işin bu kısmı bile beni enterese eden tarafı değil. Nede olsa "liderler sultasının" olduğu yerlerde bu tür vakıalar makul görülüyor.
Fulya Projesi denilenin beni asıl rahatsız eden veçhesi çevre, mimari, estetik ve doğal sonuçları. Bugünlerde Fulya'da yürüyen birisi kendini pek ala Dubai'de de hissedebilir. O kadar dar bir alana, üstelik Beşiktaş ve civar muhitlerin oksijen kaynağı denilen bölgeye, dahası zeminin dere yatağı olduğu söylenen bir toğrağa o biçimsiz ve biçimsiz olduğu kadarda sevimsiz "gökdelen", "plaza" yada şimdilerin moda terimi ile "residence"ları dikmekte ne demek? Zamanında 56 dediğimiz ve duvarlarından atlayarak girip top koşturduğumuz yere kondurulan BJK plazalarda olduğu gibi. Halbuki bu her iki arazi üzerine geniş halk kitlelerinin ortak kullanımında olacağı spor ve kültür kompleksleri inşa edilseydi daha hoş olmaz mıydı? Vakti zamanında şen şakrak top oynadığım zeminin üzerine inşa edilen B Blok Plazada yıllar sonra gecelerce çalışmanın acısını ve orada geçen 2 senemin hüznünü kimseye hiçbir kelime ile açıklayamam. Aynı tarihlerde A Blok'un tepesindeki Vogue adlı restaurant'a gelen onca cipin çevreye yaydığı karbonları solurken, bir zamanlar o ciplerin park ettikeri yerlerde basket oynadığımı unutabilir miydim?
Bu kadar para ve yükseklik arzusu niye? Belki gündelik hayatta yaşadığımız sürüyle sorunun kökleri bu binaların temellerinde gizi olabilir mi?
Benim söylediklerim tabi pek çok kişiye göre birer saçmalık ve lüzumsuzluk olabilir. Birer hayal mahsulu de, ne de olsa biz ortak kullanımlara açık kollektif spor, kültür ve eğitim komplekslerine kompleks sahibi kişileriz. Böyle olsa da hayal etmek bırakın bana kalsın.
Fulya Projesi denilen binalar belli bir yüksekliğe ulaştığı tarihten itibaren her akşam mıntıkasına ışık saçıyor. Tüm katlardan güneşin doğuşuna değin kimbilir kaç bin vat enerji haranıyor. Buna da yine işletme terminolojisi ile pazarlama tekniği yada reklamcılık deniyor olabilir. Psikoloji disiplininin deyişi ile de belki güç gösterisi yada hükümranlık histerisi deniyor olabilir kimbilir. Ancak her ne denilirse denilsin yeryüzü diye bildiğimiz cennette o elektrik gücüne ihtiyacı olan binlerce kişi dururken bizdeki bu tüketim çılgınlığı sizinde canınızı sıkmıyor mu?
Fulya Projesi ile ilgili söyleyebileceklerim şimdilik bunlardan ibarettir...
Seval Ortakcı
21-08-2007, 22:36
Önce Bobo'yu satmaya kalkın(ki devre arasında böyle bir durum sözkonusuymuş), sonra Fulyayı kırdırmaya...
Sayın (!) başkan kanımızı emdin,daha ne istiyorsun bizden :mad:
Hakan Kirezci
22-08-2007, 04:36
İki kelimeden fazlası var hocam; Yalnız önce çok kısa bir iki teknik ön açıklamaya ihtiyaç duyuyorum.
Bilanço, aktif,pasif kelimeleri neyi anlatır?. İşinizi yapmanız için gerekli değerleriniz aktif ve bu değerlerin karşılığını izah eden açıklamalar da pasifte yer alır. Örneğin;
100 Liralık limonla pazarda tezgah açtınız. Size soruyorum;
-Kardeşim, bu limonları nasıl aldın?
-50 lira bende vardı (Öz sermayeniz), 50 lirada arkadaştan borç aldım abi. (Kredi borçlarınız)
Bu bilançoda aktifiniz 100 lira karşılığı limon, pasifi ise 50 lira öz sermaye 50 lira da borç.
Şimdi siz bu limonları 150 liraya satarsanız borcunuzu öder ve öz sermayenizi ikiye katlarsınız. İkinci kez kalan 100 lirayla aldığınız limonları 150 liraya sattığınızda kalan 50 lira sizin karınızdır. Yapın yatırımınızı artık.
Diyelim ki başkanla görüşme olanağı bulduk ve soruyoruz kendisine;
-Sayın başkanım. Bizim kulübün bilançosuna bir bakalım. Aktifimizde ne var?
-yüz milyonluk futbolcu var.(Kayıtlı bonservis bedelleri)
-Peki bunu nasıl aldık biz? (Yani pasif nedir?)
-10 milyonluk değer altyapıdan yetişti. (Yani öz sermayemiz bu)
-Eee...? 90 milyon nerden çıktı?
-Kasada 20 vardı; Havuz geliri,futbolcu satışı,tribün geliri derken 40 milyon geldi,
-30 milyon?
-O da bankaya borç.
-İyi o zaman. Demek ki futbolcuların tamamını satsak, 30 milyon borcu ödeyip 70 milyon kara geçiyoruz. Bununla da borçsuz yeni bir takım kurar mıyız başkanım?
-Kuramayız.
-Niye?
-Banka borcu 60 milyon. 40 milyon da bana var.
-Nasıl oldu bu iş sayın Başkan?
-Şöyle oldu; bir kere para verip aldığımız topçuları aynı fiyata satamadık. Hatta bir kısmı beleşe gitti. Bazı hocalara da tazminat ödedik. E.. yeni transferlerde ayrıca para.
-Peki biz satarken para etmeyecek topçuları niye aldık?
-Başarı kazanıp gelirleri artırmak için.
-Hala niye alıyoruz?
-Aynı sebepten.
-Hocaya ne tazminatı bu?
-Başarı gelmeyince kovduk keratayı.
-Peki başarı ?
-Yok.
-Ne olacak peki bu iş böyle? Başarı umuduyla borçlanıyoruz ama başarı ve dolayısıyla gelir artışı yok ortada. Biz bu borçları nasıl ödeyeceğiz başkanım?
-Valla satacağız birşeyler.
-Neler?
-Valla yeni formalar çıkarıp çıkarıp size satarız. Yanında tonla ıvır zıvır satarız. Kombine satarız. Bilet satarız. Yayın haklarımızı satarız. Formaya sponsorlar alırız. Hatta formayı turuncu yapıp ülkere gömersek çok paraya satarız. Takımın adını satarız. Stadın adını satarız. Salonun adını satarız.Yönetim kurulundan koltuk satarız. O da yetmedi Fulya’nın gelecekte getireceği gelirleri peşin paraya satarız. Yetmedi kulübün hisselerinden birazını daha satarız.
-Karşılar mı peki?
-Karşılamaz çünkü yeni transferler yapıcaz arada. Yıldız futbolcu falan alıp forma satacağız.
-Sonra?
-Sonra yetmezse yine ben cepten veririm.
-Nereye varacak bu işin sonu?
-Kulübü satarız..
İşadamından tut yerli yabancı büyük sermaye şirketleri bu kadar yatırımı niye yaparlar bir kulübe dersiniz? Çünkü o kulübün arkasında bizim tanımımızla büyük Beşiktaş taraftarı, onların tanımıyla ise milyonlarca tüketicinin olduğu büyük bir Pazar var da ondan. Bir kulübün karlılık derecesi arkasında duran büyük taraftar kitlesiyle doğru orantılıdır. Taraftar her şey için para öder. Karşılık olarak da gönüllerinden geçeni görmek ister. Bu en basit tanımıyla sportif başarıdır elbette. Ülkenin en büyük sermaye gruplarından birini büyük bir verimlilikle yöneten bir işadamının toplam hacmi birkaç yüz milyon doları geçmeyen bir kurumu göz göre göre batırması söz konusu bile değildir. O halde sorun nerde?
Sorun, adına endüstriyel futbol denilen şu yukarıda ki bilançonun yaratıcısının futbolla, kulüple falan değil arkasında ki büyük potansiyelle ilgilenmesinde yatıyor. Bu büyük pazarı elde tutmanın yolu bağlı oldukları kulübü elde tutmaktan geçtiği açıktır. Yoksa birkaç yüz milyon dolar bunlar için çekirdek parasıdır emin olun.
Şimdi bizim, yani taraftarın da bir bilançosu var elbette. Bu bilançonun aktifinde olanlar yani varlıklarımız;
1. BJK ismi.
2. Siyah ve beyaz formamız.
3. armamız
4. Simgemiz kartalımız.
5. Beşiktaşlı duruşumuz.
Peki biz, Beşiktaş taraftarı olarak bu varlıklarımızı nasıl edindik? Yani pasifimiz nedir?
Pasifimizde öz sermayemiz olan 104 yıllık tarihimiz var. Peki karşılar mı? Karşılamaz çünkü en önemli varlıklarımızdan biri olan Beşiktaş’lılık duruşunu bizlere taşıyan Şeref Beyler, Baba Hakkı’lar, Ahmet Fetgeri’ler ve daha nicelerine olan ve asla da ödeyemeyeceğimiz bir gönül borcumuz var.
Bizim Bilançomuzda her dönem mutlak kar var. Bu kar asla şampiyonluk kupaları, bilmem ne zaferleri değil ama Beşiktaş’lı olmanın verdiği onur ve gururdur her daim kazancımız bizim.
Peki ne olacak sahiden bu işin sonu?
Bu işin sonunda; ya arkasına kendi öz sermayesi olan büyük taraftarını alan bir akil adamlar heyeti işe el koyar, üç-beş senelik şampiyonluk, zaferler, yıldız futbolcu geldi gelmedi stresinden uzak bir dönem yaşanır ve kulüp sırtlanların ağzından sökülüp alınır, ya da kıçı kırık birkaç şampiyonluk kupası, arkasında adı yazan bir takım emekli yıldızların lisanslı formalarını evladına bırakacağı miras sananların dışında kalanlar için gönül verdikleri takım yerine bir endüstriyel ucube, doymaz bir kar makinesine dönüşmüş olan bu şirketler kendi hallerine bırakılır. Kendi aramızda ki yapay kavgalarla, şununla bununla uğraşmaktan vazgeçilip taraftarın kendi bilançosunda ki değerlerle işe taa en baştan başlanır.
Yeni Ahmet Fetgeri’ler, yeni Şeref Beyler, Baba Hakkı’lar elbette bulunur.
Yusuf Helvaci
22-08-2007, 16:08
Gelirleri kırdırılması düşünülen projemizle ilgili aşağıdaki yazıyı yazmıştım Forza'da. Hemen 1 satır sonra bir arkadaş gelirin çok iyi olacağını artık kurtulacağımızı çağrıştıran kelimeler yazmıştı... :)
Proje kendi başına zaten sanıldığı kadar büyük gelirler getirici bir proje değil.
2005 genel kurulda ibra etmek istemeyen insanların projeyle ilgili kaygıları çiğnenip geçilmişti, şimdi aynı insanlar daha da kötü olmasın diye mahkemelerde uğraşacaklar.
Yönetimin yaptığı bu kör döğüşü,Hakan Kirezci abimizin üzgünce belirttiği sonla bitmesin dilerim.
-------------------------
Yuvarlak hesaplarla konuşmuş olmayalım. Biraz araştırınca bakın nasıl bir projeye sahipiz görünüyor zaten. Buyrun:
http://img96.imageshack.us/img96/8905/fulya1ty2.png
http://www.ascioglu.com/projeler.php
Arazimiz 29 dönüm.
Teslim tarihi Eylül 2008.
Kuleler 30 katlı.
2 kulede toplam 222 residence daire,
10 katlı iş merkezi 8000 metrekare,
6000 metrekare çarşı,
16000 metrekare hipermarket,
15000 metrekare hastahane,
toplam 165 bin metrekare kapalı inşaat alanından oluşuyor.
55 bin metrekare otopark+açıkalan bu 165 bin metrekarenin içinde.
Burada bahsi geçen 222 dairenin tamamı Aşçıoğlu İnşaata ait.
Ve metrekaresi 3500 $ ila 6000$ + kdv arasında değişiyor satış fiyatı.
Biz ortalama 5000 $ +kdv olarak alalım.
Toplam kaç metrekare aşçıoğluna kalıyor bir hesaplayalım:
16000 m2 hipermarket+
6000 m2 çarşı+
15000 m2 hastahane+
8000 m2 işmerkezi+
55000 m2 otopark+açık alan=
___________________
100000 m2 kulubumuzun. (+7 milyon dolar açıktan para veriyor aşçıoğlu kulübümüze. Bu bir
kenarda dursun şimdilik)
165000 m2-
100000 m2=
___________________
65000 m2 Aşçıoğlunun.
Hadi bunun 50 bin metrekaresi dairelerin kapladığı alan olsun.
Hepsini satsa 50000 m2 x 5000 $ = 250000000 $
%18 kdv = 45000000 $
________________________
toplam = 295000000 $ (295 milyon dolar)
Peki bizim elimizde kalan alanlar ne durumda.
Hastahane ve iş merkezinin buyuk kısmı konusunda Acıbadem Grubu ile kira anlaşması yapıldı.
TARİH:02/11/2005
HABER:
ACIBD Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’nin 02.11.2005 tarihli yazısı aşağıya çıkarılmıştır. “Konu: Sermaye Piyasası Kurulu’nun Seri:VIII, No: 39 sayılı Tebliği uyarınca yapılan açıklamadır.Şirketimizin, BJK Süleyman Seba Ticaret Merkezi bünyesinde kurulacak hastane işletmesine verdiği teklif doğrultusunda Beşiktaş Jimnastik Kulübü Derneği (BJK) ile karşılıklı anlaşmaya varılmış olup, imzalanan protokole göre 20.000 metrekare kapalı alana sahip hastane binası BJK tarafından anahtar teslim esası ile yaptırılacaktır.Taraflar BJK'nın sahibi bulunduğu İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, 56 pafta, 7 ada, 62 nolu parsel üzerinde 2007 yılı sonunda bitirmeyi planladığı ve inşaatını ihale ettiği "BJK Fulya Süleyman Seba Projesi" bünyesinde kurulacak hastane binasına aylık kira bedeli olarak stopaj dahil 300.000 USD (stopaj dahil 300.000 USD + KDV) veya cirodan % 4 pay vermek üzere anlaşmaya varmışlardır. Kira tutarları tarafların karşılıklı pazarlığı ve piyasa koşullarına göre tespit edilmiş olup, herhangi bir ekspertiz yaptırılmamıştır. Kira süresi 20 yıl olup, Şirketimizin sözleşme şartlarıyla 5 yıl daha uzatma opsiyonu bulunmaktadır.Kiralayan şirket ve/veya hissedarları ile Şirketimiz arasında herhangi bir şekilde yönetim ve sermaye ilişkisi yoktur.Taraflar bir aylık süre içerisinde sözleşme imzalanması hususunda mutabakata varmışlardır.”¾ · ¾ ¾ · ¾¾ · ¾ ¾ · ¾¾ · ¾ ¾ · ¾
http://www.imkb.gov.tr/sirkethaberleri.htm
Bu adresten HISSE bolumude ACIBD-ACIBADEM SAGLIK secenegini ve YIL bolumunde 1998-2007 secip dosyayı indirebilirsiniz. Word dosyası içinde “fulya” diye arattığınızda ilgili haberler gelecektir.
Ne diyor borsaya bildirdiği yazıda Acıbadem :
“20.000 metrekare kapalı alana sahip hastane binası BJK tarafından anahtar teslim esası ile yaptırılacaktır”
Yani hastahane için kiraladıkları alan “20 bin metrekare”.
Aşçıoğlu hastane binası 15 bin metrekare diyor.
O zaman 10 katlı 8000 metrekare iş merkezinin 5000 metre karesi de “doktor muayene haneleri ve hastahane idari binası olarak kiraya aynı sozleşmeyle veriliyor”.
Oradan geriye 3000 metrekare alan kalıyor kulube (bu bir kenarda dursun şimdilik)
Acıbademden gelecek kira geliri aylık 300 bin dolar + kdv yani total 354 bin ytl.
Peki net gelir mi kaydedilecek bu.
Tabiiki hayır.
Orada bahsi gecen (stopaj dahil 300.000 USD + KDV) dahil ibaresi varya işte o “kiracının yıllık odemeyi taahhut ettigi kira gelirinden %22 oranında stopaj kesintisi + stopaj kesintisinin %10 u oranında fon payı kesintisi yapıp odemeyi oyle yapacagı anlamına geliyor.
Yani :
354000 $ aylık x 12 ay = 4248000 $ yıllık brut gelir.
4248000 $ yıllık kiranın %22 si –
934560 $ kiracı tarafından odenmeyecek ve bu 934560 $ ın %10 u –
93456 $ da odenmeyecek =
______________
3219984 $ kulubumuzun vergi oncesi yıllık net kira geliri olacak.
Bu ulkede kira gelirleri vergisi diye ayrı bisey de var.
Enson 2006 icin belirlenen oran :
Brüt kira geliri beyanı yıllık 40000 ytl yi geçiyorsa , 40000 ytl lik kısmı için 9190 ytl , 40000 ytl yi aşan kısmı için %35 oranında kira gelirleri vergisi odenir.
Yani bizim gelir 40 bin ytl yi geçtiğine göre 9190 ytl yaklaşık 7000 dolar yapar (kuru 1,3 civarında sabit dusunursek). 40 bin ytl de 31000 dolar yapar (küsürat yuvarlanmıştır.)
3219984 $ yıllık brut kira gelirden -
31000 $ lık indirimli vergiye tabi kısım dusulur =
___________
3188984 $ dolar kalır.
3188984 $ ın %35 i vergiye gider –
1116144 $ =
____________
2072840 $ kalır.-
7000 $ lık ta indirimli kısım (31 bin dolar) için vergi odenir=
____________
= 2065840 $ kalır.+
31000 $ lık vergiden indirimli olarak muaf tutulan para da net gelire eklenir =
____________
= 2096840 $ ACIBADEM DEN ALACAGIMIZ YILLIK NET KIRA GELIRI olarak
ortaya cıkar. (2 MİLYON 96 BIN 840 DOLAR)
Peki hiç mi artış olmayacak kira da.
Tabiki olacak.
Yıllık tüfe+üfe oranlarının yarısı kadar artış olacak sözleşmeye göre.
Yani yani yaklaşık %3.
1 nci yıl 2 milyon 100 bin $ 6 ncı yıl 2 milyon 435 bin $
2 nci yıl 2 milyon 163 bin $ 7 nci yıl 2 milyon 508 bin $
3 ncu yıl 2 milyon 228 bin $ 8 nci yıl 2 milyon 583 bin $
4 ncu yıl 2 milyon 295 bin $ 9 ncu yıl 2 milyon 660 bin $
5 nci yıl 2 milyon 364 bin $ 10 ncu yıl 2 milyon 740 bin $
11 nci yıl 2 milyon 823 bin $ 16 ncı yıl 3 milyon 272 bin $
12 nci yıl 2 milyon 907 bin $ 17 nci yıl 3 milyon 370 bin $
13 ncu yıl 2 milyon 995 bin $ 18 nci yıl 3 milyon 471 bin $
14 ncu yıl 3 milyon 84 bin $ 19 ncu yıl 3 milyon 575 bin $
15 nci yıl 3 milyon 177 bin $ 20 nci yıl 3 milyon 683 bin $
20 yılda toplam net kira gelirimiz = 56 milyon 433 bin $ (57 milyon $ olarak yuvarlayalım)
Şimdi gelelim Real Hipermarketin kiralarına :
Şirketin hisseleri halka açık olmadığı için real hipermarketler grubunun haberini borsadan bulamıyoruz.
Ama kulubumuz ve basın açıklamalarından 16 bin metrekare alan için aylık 187500 $ + KDV ye sözleşme imzalandığını biliyoruz.
Sözleşme 15 + 5 +5 yıl olarak opsiyonlu.
Biz yine hesabımızı acıbademle imzalanan 20 yıllık sözleşmeye denk olsun diye , bu firma için de 20 yıl üstünden yapalım (15+5 opsiyonunu kullanacakmış gibi).
187500 $ x %18 kdv = 221250 $ brüt aylık kira geliri.
221250 $ x 12 ay = 2655000 $ yıllık brüt gelir.
2655000 $ yıllık kiranın %22 si –
584100 $ kiracı tarafından odenmeyecek (stopaj) ve bu 584100 $ ın %10 u (fon payı)–
58410 $ da odenmeyecek =
______________
2012490 $ kulubumuzun vergi oncesi yıllık net kira geliri olacak.
Bu ulkede kira gelirleri vergisi diye ayrı bisey de var.
Enson 2006 icin belirlenen oran :
Brüt kira geliri beyanı yıllık 40000 ytl yi geçiyorsa , 40000 ytl lik kısmı için 9190 ytl , 40000 ytl yi aşan kısmı için %35 oranında kira gelirleri vergisi odenir.
Yani bizim gelir 40 bin ytl yi geçtiğine göre 9190 ytl yaklaşık 7000 dolar yapar (kuru 1,3 civarında sabit dusunursek). 40 bin ytl de 31000 dolar yapar (küsürat yuvarlanmıştır.)
2012490 $ yıllık brut kira gelirden -
31000 $ lık indirimli vergiye tabi kısım dusulur =
___________
1981490 $ dolar kalır.
1981490 $ ın %35 i vergiye gider –
693522 $ =
____________
1287968 $ kalır.-
7000 $ lık ta indirimli kısım (31 bin dolar) için vergi odenir=
____________
= 1280968 $ kalır.+
31000 $ lık vergiden indirimli olarak muaf tutulan para da net gelire eklenir =
____________
= 1311968 $ REAL DEN ALACAGIMIZ YILLIK NET KIRA GELIRI olarak
ortaya cıkar. (1 MİLYON 311 BIN 968 DOLAR)
Peki hiç mi artış olmayacak kira da.
Tabiki olacak.
Sözleşmede “Eurozone için birleştirilmiş tüketici fiyat endeksinde (Euro CPI) gerçekleşen değişim oranının % 70 dikkate alınarak yıllık olarak her kira döneminde yapılacaktır.
deniyor.
Nedir 2006 yılı için bu oran %2,6... %70 lik kısmını dikkate alırsak %1,82... (Biz bunu hesabımızda yıllık %2 de sabitleyelim)
1 nci yıl 1 milyon 312 bin $ 6 ncı yıl 1 milyon 449 bin $
2 nci yıl 1 milyon 338 bin $ 7 nci yıl 1 milyon 478 bin $
3 ncu yıl 1 milyon 365 bin $ 8 nci yıl 1 milyon 507 bin $
4 ncu yıl 1 milyon 393 bin $ 9 ncu yıl 1 milyon 538 bin $
5 nci yıl 1 milyon 420 bin $ 10 ncu yıl 1 milyon 569 bin $
11 nci yıl 1 milyon 600 bin $ 16 ncı yıl 1 milyon 768 bin $
12 nci yıl 1 milyon 633 bin $ 17 nci yıl 1 milyon 803 bin $
13 ncu yıl 1 milyon 666 bin $ 18 nci yıl 1 milyon 839 bin $
14 ncu yıl 1 milyon 699 bin $ 19 ncu yıl 1 milyon 876 bin $
15 nci yıl 1 milyon 733 bin $ 20 nci yıl 1 milyon 913 bin $
20 yılda toplam net kira gelirimiz = 31 milyon 899 bin $ (32 milyon $ olarak yuvarlayalım).
Şimdi dönelim elimizde kalan alanlara.
3 bin metrekare 10 katlı iş merkezinden geriye kalan alan.
6 bin metrekare çarşı.
Toplam 9 bin metrekare ticari alan.
Burayı kulübümüz kendi işletemez. Masrafsız getiri için kiraya verecektir.
Kiralayabileceği alanın ticari kullanım alanını toplam alanın %75 i kabul edersek 7 bin metrekare kiralayabilir.
Piyasadaki benzer ticari alan kiraları metrekaresi aylık 12 dolar (bu kadar bile yok ya, biz oyle diyelim) civarı.
7 bin metre kare ticari alan maksimum 7000 m2 x 12 $ = 84000 $ aylık yapar.
84000 $ x 12 ay = 542844 $ yıllık net gelir.
Tabi yine stopaj + fon payı kesintileri ve tabii gelir vergisi hesabı (yukarıda 2 defa yaptık tekrarlamadan sonucu yazıyorum) sonrası yıllık et kira geliri 271309 $.
20 yıl kiralanmaya devam ettiğini düşünüyoruz yine ve artışlarla birlikte (buradaki artışları da tüfe+üfenin yarısı olarak ortalama alalım)
20 YILLIK TOPLAM = 7 MİLYON 290 BİN $ (7 milyon 300 bin olarak yuvarlayalım)
yapar.
Şimdi birtek otopark kaldı değil mi elimizde...
Kulubumuz otopark hakkındaki kullanım haklarını hastahane ve hiper market kira sözleşmelerinde belli oranlarda bölüştürüp , geri kalan kısmı için kiraya verme hakkını saklı tutmuş.
Ama birçok hukukçu , plazalardan ayrı bir yapı olmadığı için “otopark” olarak kimseye kiraya verilemeyeceğine, bu amaç dışında sadece alan olarak kiraya verilse de , burayı alan işletmenin “otopark işletme ruhsatı” alamayacağına dair görüş bildiriyor.
Yani Acıbadem ve Real insafa gelir de belli bir ucret karşılığı anlaşılırsa oradan gelir elde edebileceğiz gibi görünüyor. Yoksa projede otopark olarak görünen bölüm ticari açıdan ölü bir alan. (Otopark olarak kullanılabilecek alanı 55 bin değil 40 bin m2 olarak düşünsek bile koskoca proje alanının 4 te 1 i kazançsız gayrimenkul olarak elimizde patlıyor. Zaten aşçıoğlunun en büyük kazığı bu)
Kişisel fikrim otopark alanından 1 kuruş para ödemezler kulübümüz. Ne acıbadem , ne de Real hipermarket.
Nihayetinde TOPLAM PROJE GELİRLERİMİZ’i yıllık ve 20 yıllık olarak bir toplayalım :
YILLIK :
2096840 $ ACIBADEM +
1311968 $ REAL +
271309 $ DİĞER =
_____________________
3680117 $ (3 MİLYON 680 BİN 117 DOLAR)
20 YILLIK :
57000000 $ ACIBADEM +
32000000 $ REAL +
7300000 $ DİĞER =
______________________
96300000 $ (96 MİLYON 300 BİN DOLAR) (Şimdi yukarıdaki yıllığı 20 ile çarpıp
aradaki fazlalık nedir diye sormayın
çünkü yıllık kira artışlarını da
hesapladık hastırlarsanız.)
20 YILDA TOPLAM GELİR yaklaşık 97 MİLYON DOLAR.
Unutmadan ekleyelim.
Aşçıoğlu açıktan 7 milyon veriyordu kulübümüze.
EDER 20 YILDA 104 MİLYON DOLAR.
KULÜBÜMÜZÜN GÜNCEL BORCU NE DEMİŞTİNİZ ?
GENEL BORÇ yaklaşık 35 MİLYON DOLAR
BAŞKANIMIZA BORÇ yaklaşık 45 MİLYON DOLAR
YANİ 80 MİLYON DOLAR.
Başkanımız fulya projesi kira gelirlerini 70 milyon dolarlık kısmını kırdıracak ve borçlarımızı ödeyeceğiz.
Nasıl yapılır bu. ?
Bu yukardaki gelirlerimizi hesapladığımız gibi bir bankaya expertiz raporu hazırlatılır, gelirler tespit edilir. Ve aylık olarak temlik konulur kira gelirlerine.
AMA TABİ PARA BANKADAN PEŞİN OLARAK ALINIR VE “BORÇLAR” ÖDENİR.
70 milyon dolar paraya da 20 yıl vadeli kredide nerden baksan 30 milyon dolar faiz gelir (en insafli bankayı bulursak tabi)
20 sene sonra 100 milyon dolar olarak kredimizi de odemis oluruz.
Nasıl yani ya...
20 SENE BİR KURUŞ KASAMIZA GİRMEYECEK ANLAYACAĞINIZ.
ÜSTÜNE ÜSTLÜK MALLAR TEMLİKLİ OLDUĞU İÇİN ÇİVİ BİLE ÇAKAMAYACAĞIZ.
E ne yapacağız.
20 sene yanlış transfer yapmayacağız.
20 sene hocalarımızın sözleşmelerini yanlış yapmayacağız.
20 sene kartal yuvalarımıza ihtiyaçtan fazla mal stoğu yapıp bazı ürünleri elimizde patlatmayacağız.
20 sene başkana borçlanmayacağız.
20 sene BJK Turizm Yatırımları A.Ş.de zarar etmeyeceğiz.
20 sene tribün olayları nedeniyle ceza almayacağız.
20 sene malımızı mülkümüzü teminat gösterip kredi çekmeyeceğiz.
Sonra...
Sonunda 20 Sene Sonra Dünyanın “Düzenli Gelirine Sahip” Tek Kulübü Olacağız.
Özer Özçetin
22-08-2007, 19:03
Yusuf harikasın emeğine sağlık
Eren Cemaloğlu
22-08-2007, 20:11
gerçekten harika bi araştırma olmuş abi emeğine sağlık.bu araştırma sonuçlarını yönetimimize de birileri anlatsa çok iyi olcak ama...ve en son yazdıklarından hepsi olur da abicim başkana borçlanma olayı biraz zor...ne hallerdeyiz...
Anıl Tanrıyar
22-08-2007, 21:50
dürüst insanlar başrolde olması lazım...
Safa Şenyıldız
22-08-2007, 23:37
Ellerine sağlık Yusuf Abi... Bu bilgilere ek olarak şu da var:
Gelirlerin kırdırılması demek, daha önceki anlaşmaların ya feshi ya farklı şekillerde üzerinde oynanması demek; ki bu da şirketler açısından bütçe sapması demek (Tahmin edilebileceği üzere bir şirket için en istenmeyecek şeylerin başında gelir bütçe sapması). Zaten kulübümüz Turkcell'den ColaTurka'ya ve Umbro'ya geçişte sözleşmeleri fesh etti. Yani güven kaybı yaşattı. Bu da demek oluyor ki; şirketler bizimle anlaşma yaparken ona göre tazminat maddeleri koyacaklar yine öyle bir durumla karşılaşmamak için. Sanırım -eğer ki geliri kırdıracağımız bankada işi bilen bir kişi dahi varsa- bizim çok aleyhimize olacak bir sözleşme imzalanacaktır.
Bu geliri kırdırmanın bence tek bir sebebi var: Başkanın parasını geri alabilme isteği. Bir başka ihtimal daha var ki hiç aklıma getirmek bile istemiyorum.
Hakan Kirezci
23-08-2007, 00:50
Sevgili Sefa... Başkan parasını neden geri almak istesin ki?
Burada uygulanan Aziz Yıldırım modelidir. Gelir kaynaklarını tamamen öz kontrolden çıkararak tek hareketli kaynak olarak kendin kalırsan karşına kimse çıkamaz. Bu işi Aziz Yıldırım bir kaç kişilik çetesiyle ve daha büyük paralarla yapıyor. Burada ise kullanılan kasa aile kasası. Vereceksin... Daha çok vereceksin... Bir tek sen vereceksin... Öyle ki sonunda yürürlükte ki hukuk kuralları ve yasalar çerçevesinde kulübü senin elinden alabilecek kimse kalmayacak ortalıkta.
Ha tabi masanın üzerine çat diye 3-4 yüz milyonu artı faiziyle birlikte koyacak ve ayrıca bir ona yakınını da sadece kulübe kanalize edecek bir babayiğit çıkarsa o ayrı. Var mı öyle babayiğit dersen var elbette. Suriye'de var, Kuveyt'te var, ABD'de var, İsrail'de var..
Bulunur yani kurtaracak bahtı kara maderini.
Adnan Gur
23-08-2007, 01:21
helal olsun arkadaş sana bunu göremeyenlerede tabiiki her kuruş haram olsun...
Cem Ozel
23-08-2007, 02:19
Aydoğan Cevahir soylemiş:
Beşiktaş mali olarak felakete doğru gidiyor. Son olarak Fulya Projesinde yapılan hatalar ortada. Biz bu projeyi bir kurul ile yapalım dedik. Ama istemediler. Şu anda Fulya'daki müteahhit 40. kata çıkıyor.
Safa Şenyıldız
23-08-2007, 02:47
Hakan Abi...
Ben parayı almak istediğini değil, alabilme isteği dedim. İkinci bir ihtimal daha var -ki yukarda da yazmak istemediğimi belirttim-, o da kulübün satılacak hale getirilmesi. Zaten altyapıyı hazırlıyorlar. Yok BEŞİKTAŞ ColaTurka'dır, yok ColaTurka Arena'dır, yok (yapılamasa da uygun fiyat olsa yapılacaktı) Vodafone Stadı'dır. Satıla satıla bir kulüp kalacak ve onun da satılmak zorunda bırakılabilmesi için yapılma ihtimali var. Ama bu ihtimali düşünmek bile istemiyorum. O yüzden kendi parası için, diye düşünüyorum dedim. Yoksa bu ihtimal de yok değil.
Cem Ozel
23-08-2007, 03:03
proje 30 katlı ama kongre uyesi 40 ncı kattan bahsediyor.. bir malumatı olan varmıdır?
Devrim Doyran
23-08-2007, 14:09
kaçak kat çıkacaklar herhalde ek gelir olsun diye.
gelir,gider..
alayına gider:mad:
Alper Sahin
24-08-2007, 00:32
bakalım nereye varacak bu iş. bu ülkede ne zaman "şimdi birlik ve beraberlik zamanıdır" lafını duysam anlarım ki kötü bir şeyler oluyor ve bu lafı diyenler bunu ört-bas etmeye çalışıyor. Belki farkındasınızdır bu lafı en çok bizim yöneticilerimiz kullanıyor son yıllarda. Şimdi ben çıkıp bir şeyler desem birkaç Beşiktaşlı kardeşim hakverecek, birkaç kardeşim eleştirecek. kendi kendime karar alsam protesto etsem kulubü tavşan dağa küsmüş olacak, bi protesto başlatmaya kalkasam ya da var olan bir başkaldırıya katılsam kimi taraftarlarca Beşiktaşlılığım sorgulanacak, çatlak ses olup dışlanacam(yaptığım doğru olacak mı, bilmiyorum ayrıca)... S.E olayında olduğu gibi sadece izleyeceğim fakat bir zaman sonra neyi izlediğimi, neden izlediğimi unutacağım. İşte o zaman kendime soracağım "ben Beşiktaşlı mıyım diye". Çünkü hepimiz biliyoruz Beşiktaşlı olmak takım tutmaktan farklı bir şeydir. Kendi adıma konuşuyorum ben yavaş yavaş takım tutmaya başlıyorum galiba.
sadece izliyorum...
Cem Ozel
24-08-2007, 01:08
Beşiktaş Kulübü Kongre Üyesi Cengiz Sarıkaya, siyah-beyazlı kulübe ihtarname göndererek, Fulya Süleyman Seba Spor Kompleksi'nin kira gelirlerinin kırdırılması halinde ceza davası açacağını bildirdi.
Sarıkaya, kulübe gönderdiği ihtarnamede, Fulya Süleyman Seba Spor Kompleksi ile ilgili olarak 26 Şubat'ta yapılan BJK Mali ve İdari Genel Kurul toplantısında alınan, ''Kira gelirinin teminat göstererek, uzun vadede alınan senetlerin kırdırılması'' konusundaki kararın iptali için 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı davanın, Yargıtay tarafından tekrar görüşülmesine karar verildiğini belirterek, şunları kaydetti:
''Devam eden hukuk sürecinde belirtilen bu kira gelirleri ile ilgili uzun vadede işlem yapıldığı takdirde, sizlere tazminat davası açacağımı ve cezai yönden şikayette bulunacağımı, Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün menfaatlerini düşünerek, duyarlı bir genel kurul üyesi ve taraftarı olarak, tarafınıza üzülerek, önceden, iyi niyetle ihbar ve ihtar ederim.''
maraton.com.tr de yer alan bir haber
Hakan Kirezci
24-08-2007, 01:36
Sevgili Alper..
Birileri senin destekliyor diye güvenle çıktığın yolun yanlış olma ihtimali kadar, herkes eleştiriyor ve desteklemiyor diyerek çıkmaya korktuğun yolun doğru yol olması ihtimali de vardır.
Yanlış yolda yürümekten daha kötüsü ise yalnız kalırım korkusuyla hiç yola çıkmamaktır. "Hak bildiğin yolda yalnız yürüyeceksin" demiş Tevfik Fikret. Yola çıkarken motivasyonun, ardında ki muhtemel destek değil senin o yolun doğru olup olmadığına dair olan inancın olsun.
Doğruları dile getirdiğine inanıyorsan, onu savunacak gücün ve birikimin varsa, dışlanmaktan neden korkuyorsun? Yeter ki söyleyecek sözün ve arkasında durabilecek gücün,inancın olsun kardeşim. Çatlak ses olmak bazen iyidir meğer ki çatlattığın kase kırılması gereken bir kase olsun. Unutma ki şu sıralarda çıkan en çatlak ses Son barikatın çıkardığı sestir.
vBulletin v3.6.5, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.