PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sinan Engin'e alışmak-Rıdvan Akar


Yusuf Helvaci
22-08-2007, 15:59
20/08/07

"Alışırsınız, alışırsınız" diye göreve başlamıştı. Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlığı ile birlikte "benim memurum işini bilir" ve "köşeyi dönmek" kavramlarında simgeleşen bir toplumsal çürüme, ahlaki zafiyet ve değer aşınmasına da alışıldı. Turgut Özal ile oluşan iklim "yükselen değerlendi. Kısa vadeli başarıların, bedeli ne olursa olsun kazanmanın fetiş olduğu bir düzendi. O gün esen herkesi mest eden rügar bugünkü fırtınanın habercisiydi.

Onun için; Sinan Engin, karakolda doğru söyler mahkemede şaşar misali, televizyonda yönetim aleyhinde atıp tuttuktan sonra 50 bin dolar maaşla o yönetimin memuru olduğu için değil, Sinan Engin, "istesem tribüne 150 tane beni destekleyen pankart astırırdım" diyerek taraftarı kendisine memur sandığı için de değil, Sinan Engin, Ali Gültiken gibi Beşiktaş duruşu ve ahlakına simge olmuş bir ismin bile "benim yerime gelmek isteyen arkadaşın kulisleri" demek zorunda kaldığı ayak oyunları yaptığı için değil, Sinan Engin, Tigana için "bu renkte teknik direktör kalmadı" diyerek pespaye bir ırkçılığa imza attığı için değil, Sinan Engin, Çarşı anketinde taraftarın yüzde 63'ü tarafından istenmeyen adam ilan edildiği için değil, VE Sinan Engin, yöneticisi olduğu kulübün menfaatlerini ve kurumsal kimliğini Çakıcı için kullandığı için değil, Hepsi için Beşiktaş kulübünün kapısından içeri bile alınmamalıydı.

Bu utanç verici gelişme, Beşiktaş'ta her geçen yıl artan değer aşınması ve diğer kulüplerle "aynılaşma" sürecinin bir devamıdır. Eğri oturup doğru konuşalım. Çakıcı ile ilgili yapılan araştırmalar ve bilinen gerçekler Çakıcı'nın bu kulüple ilişkilerime sürecinin Seba'nın Mehmet Üstün-kaya'ya karşı seçim yarışında olduğu defalarca yazıldı. Üstünkaya'ya karşı Kongre'de psikolojik üstünlük Çakıcı ve arkadaşlarının katkılarıyla sağlanmıştı. Bugün futbol bir endüstri. Milyarlarca dolarlık bir rant ve güç kaynağı. Böylesi bir sektörden ne-malanmak isteyen iktidar, para, güç ve şöhret peşinde koşanları ayırmak olanaklı değil. Bu gerçek. Ama bir başka gerçek daha var. Bu çevrelere karşı biz taraftarlar mesafemizi koyabiliriz. Zira biz yukarıda anılan "şeylerden" hiç birine talip değiliz.

Biz takımımızı severiz. Bırakın para pul işlerini bilet ve forma satın alır üste para veririz. Biz formamızı severiz, takımımızı severiz. 15 yıl şampiyon olmaz, olamaz, oldurulmaz biz yine severiz.

Beşiktaş taraftarını muarızlarından ayıran en önemli özelliği budur. Gerçekten "karşılıksız sever." Mağlubiyet bir kriter değildir. Oyuncu oynamazsa terini akıtmazsa kızar ama sevmekten vazgeçmez. Beşiktaş taraftarını muarızlarından ayıran budur. "Beşiktaş Duruşu" denilen tevazu, centilmenlik, alçak gönüllülük, semt takımı olma özelliği, sporun ahlakına duyulan saygı ve alın teri biricik kriter olmalıdır. Sportif başarı uğruna bu değerlerden vazgeçilmesi ya da bu değerlerin ertelenmesi konusunda Beşiktaşlılar muhafazakar olmalıdır.

Sinan Engin ile ilgili iddialar mahkemededir. Kulübün kurumsal kimliğini kullandırttığı iddiası en ciddi ve en kaygı verici olanıdır. Mahkemeler bir telefon konuşmasını kanıt olarak değerlendirmeyebilir ama bakın Engin ile Çakıcı arasında hangi konuşmalar yaşanmıştır; - "Alaattin Çakıcı: 'Sinan Sinan, ufak bir şey istiyoruz onu da halledemiyorsun. Oğlum, şampiyonlukta hiç mi payımız yok? O kadar olay oldu. Bir Allah'ın kulu açıp ağzını size bir şey söyleyebildi mi? Kızdırıyorsunuz beni.' Sinan Engin: 'Şey abi, tamam tamam... Abi, öyle değil başka bir şey oldu. Biliyorsun. Telafi ederiz abi. Kızma."

Ve bir başkası: "Gencay Çakıcı: 'Abimin konuştuğunuz gibi futbolcu bakmaya gitmesi gerekiyor. Transfere ihtiyaç var, biliyorsun. Çabuk ol, Sinan.' Sinan Engin: "Elimden geleni yapacağım. Abime canım feda. O en iyisini bilir. Ben halledeceğim. Eskisi gibi, aynı şekilde. Hi, hi tamam. Gider beğenir futbolcu."

Ve bir başkası; Alaattin Çakıcı: 'Oğlum ne oluyor. Sen yavaşlamışsın. Hâlâ halledemedin işleri.' Sinan Engin: "Abi, biliyorsun senin için yapmayacağım şey yok. Eskisi kadar kolay olmuyor bu işler. Sen sıkma canını." İddialara göre sözü edilen "futbolcu" ve "transfer" sözcükleri şifreliydi ve Alaattin Çakıcı'nın yurt dışına çıkışının Beşiktaş Kulübü üzerinden gerçekleştirilmesini amaçlıyordu.

Şimdi bu konuşmaların hukuki değerini sorgulamak haddimiz değil ama vicdani değerini sorgulamak hakkımız. Sinan Engin hakkında kulüp olanaklarını kullandırtmak gibi çok ağır bir itham sözkonusudur. Sinan Engin taraftarın vicdanında mahkum olmuş bir isimdir. Bu gerçeği hiçbir görüşme ve erteleme değiştirmez. Kulübünün el değiştirmesine itiraz eden ve yeni patronunu tanımayan, hatta bu uğurda yepyeni bir takım kurulmasını bile gündemine alan Manchester United taraftarı ortada hukuki bir sorun olmamasına karşın- tavrını koyabilmişti. Hiç kimse bu inadı sürdürmeyecekse bile... "Kapalı alttaki bu Beşiktaş taraftarı Sinan Engin'e karşı..." O sahaya çıktığında arkasını dönecek.

Hasan Aslan
23-08-2007, 01:01
Bursa, Beşiktaş'a prim gönderecek'
Mayıs 2004. İddiasını kaybeden Beşiktaş'ta başkan Serdar Bilgili, teknik direktörü Mircea Lucescu. Beşiktaş, son maçında kümede kalmak için mutlaka 3 puana ihtiyacı olan Rizespor'la oynamaya hazırlanıyor. 15 Mayıs'taki maç için Rizespor son kozlarını oynuyor. O günlerdeki telefon konuşmaları, Sedat Peker'e yönelik "Kelebek operasyonu" için yapılan teknik takibe takılıyor. Telefon kayıtlarında "evladımız" sıfatıyla anılan Sergen, maça çıkmıyor. Emre Aşık, kötü oynuyor, Tümer 78. dakikada oyundan alınıyor. Serdar Topraktepe, "müsait" bir pozisyonda geri dönerek olası bir golün önüne geçiyor! Ve Beşiktaş, Rize'ye verilen "ilginç" bir penaltıyla maçı 1 - 0 kaybediyor. Sonuçta Rizespor 42 puanla 1. Lig'de kalıyor. 40 puanlı Bursaspor ise küme düşüyor.

'Canlı para getir, sorumlusu benim'
'Çıkar amaçlı suç örgütü lideri' olduğu iddiasıyla yargılanan Rizeli Sedat Peker'in abisi Vedat Peker, maç için gerekli girişimlere başlıyor. O dönem Rizespor'un futbol şube sorumlusu olan Peker, kendisine "Başkanım" diyerek hitap eden ve kayıtlara 'X Bay' olarak geçen kişiye "canlı para getirmesini ve elinden geleni yapacağını" söylüyor.

10 Mayıs 2004 (Saat: 13.15)
...
VP: Şimdi prim de yollanacak herkese.
X: Göndeririz ya!
VP: Bursaspor, Beşiktaş'a prim yollayacak.
...
X: Başkanım sana geleceğim, beni reise götüreceksin.
VP: Gel. Ama reis yok, problem var biliyorsun. Telefonla elimizden geleni yaparız.
X: İnşallah! Onun selamı yeter.
VP: Hayır! Prim yolluyorlar.
X: Baba yolluyorlar da! Sergen'i çağıracaksın, iş bitecek da! Sergen bizim evladımız değil mi? Gerçi ha reis, ha sen fark etmez. Baba yanına geleceğim.
VP: Para al gel, para! Anladın mı? İsteyene prim falan yollamayın, para getirin. Prim var! Söylemiştim sana, anlıyorsun değil mi? Canlı para getir. Sorumlusu benim paranın.
X: Canlı olmaz da, tamam hallederiz.

Çok koşan Sinan'a küfür!

"Gereğinden fazla koşan" Sinan'a öfkelenen Vedat Peker, kimliği açıklanmayan bir kişiyle şunları konuşuyor:

15 Mayıs 2004 (Saat: 19.33)

VP: 11 numara Sinan var ya!
X: Abi, o özellikle koştu, abi biraz koşması lazımdı.
VP: Yok yok, .... çocuğu gol atmak için oynadı.
X: Yok abi! Sergen konuşmuş şimdi abi. Yemin ediyor öyle bir şey yok.
VP: Sergen mi diyor?
X: Evet.
VP: Ne dedin Sergen'e? .... edecek Vedat abin dedin mi?
X: Evet abi. Hiç koşmasak olmaz!
VP: Tamam onu da kaybetmeyelim! Hepsine teşekkür et, Sergen'le konuş. Hepsiyle konuş, hepsine teşekkür et.
X: Konuşacağım tabii abi!
VP: Uçakta beraber olacağım zaten hepsiyle ya!

Kafanı takma
Rizespor Futbol Şube Sorumlusu Peker, maç günü 0543 334 34.. numaralı hattı arıyor. Dosyada hattın sahibi belirtilmiyor. Aldığımız bilgilere göre, numara o tarihte Sergen'e aitti.

15 Mayıs 2004 (Saat 12.37)

VP: Sen oynamayacakmışsın, haberin olsun!
X: Tamam abi. Merak etme abi.
VP: Aman gözünün yağını ... seyirci var ya! Var ya kalbim durmaya başladı ya!
X: Yok be, bir şey olmaz ya. Sen kafanı takma.

'Reis olmasa bu takım küme düşmüştü'
Sedat Peker'e yakın isimlerden Yaşar Durmuşoğlu'nun, maç akşamı Hasan isimli kişiyle yaptığı telefon konuşması, Rize'de yaşananların özeti gibi.

15 Mayıs 2004 (Saat:22.29)

YD: Baba böyle bir stres olmaz! Hiç oynamadılar abi, kaleye gidemiyorlar! Hakem bir penaltı verdi de, kurtardı bizi be. Ya reis olmasa, bu takım küme düşmüştü Hasan!
H: Bir de pankart asmış, "Vedat Peker seninle gurur duyuyoruz" diye! Onu yazanı ...! Ulan bunun neresinden gurur duyuyorsunuz!
YD: Vedat Peker diye bağırdılar desem, reis bunu...
...
H: İyi ki sen kapışmadın onunla!
YD: Benimle nasıl kapışacak? Görevli geldim buraya! .... onu vallahi billahi burada!
H: Beni makaraya saracaktı, gelmemem iyi oldu değil mi?
YD: Vallahi iyi oldu! Ama millet var ya, fino gibiydi be abi! Böyle süt dökmüş kedi gibi! "Kesin düştük" diyordu ya, bunu bir gördüler abi! Ama o Beşiktaşlı çocuklar var ya! Helal olsun! Ya o Serdar var ya! Seyrettin mi maçı?
H: Seyrettim seyrettim...
YD: Hasan, bu Rize takımı Fener'i nasıl yenmiş abi ya?
....
H: Bursa yendi, Akçaabat yendi, İstanbul yendi!
YD: Ya berabere kalsak var ya kesin düşüyor takım! Ulan bu reis var ya, büyük adam ya! Yok abi, reis olmasa vallahi gelmezdim. Takım harbi düşüyordu... Beşiktaş'a prim yollamış Bursa, çocuklar kabul etmemiş... O Serdar, Emre falan var ya! Ah be abi! Öyle bir şey olsa, kesin sahaya atlayacaktım.
H: Ya Tümer var ya Tümer! Tümer'le telefonda konuştum. "Biz ..... bayıltırdık" diyor.
YD: 5 yaparlardı bizi 5, 5!
H: "Fenerbahçe'nin karşında bizim için oynadılar. Bizim için çalışan takımı kümeye göndermemiz ayıp olur" dedi.
YD: O çocuklar, bizim evlatlar var ya! Onlardan Allah razı olsun, babaya da söyledim... Çocuklar bizi koridorda gördüler, hepsinin gözleri parlıyordu ya!

Lucescu ne dedi?
Lucescu, geçen günlerde Vatan gazetesine yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Özellikle kariyerinin sonuna gelmiş oyuncularım resmen bana ve takıma ihanet ettiler. Başta Zago, Cordoba ve Ronaldo olmak üzere yabancılar iyice kenara çekildiler. Ama yöneticilere söylemiştim. Onlara kariyerinin sonuna gelmiş, para için oynayan futbolcuların, her şeyi deneyebileceğini anlatmıştım. Buna rağmen Beşiktaş yönetimi onların parasını vermedi. Onlara yol açtı. Boşluk bıraktı. Konya maçından sonra Cordoba'yı kenara çekip 'Maç sattın mı?' diye sordular... Geriye dönüp baktığımda, şüphelerimin yerine oturduğunu görüyorum. Şimdi kendime kızıyorum. Çünkü o zaman kötü adam ben olmuştum. Türkiye'deki sisteme karşı mücadele etmek çok zor."

Yarın Sivasspor, Samsunspor, Diyarbakırspor ile Akçaabat Sebatspor'un maçlarına ilişkin konuşmalar...

Milliyet

Rasim Bektaş
23-08-2007, 13:34
Optik Başkan’ın gidişine
Si enin gelişine alışamadım.

Ne tuhaftır ki iki eylemde hayatın bize koca kazığıydı. Ne tuhaftır ki ikisinin zamanlaması da aynı burca denk getirildi.
Zamanlama- amanlama

Acımıza ağlarken ve henüz acımızın haftasındayken apar ve topar Sie yi getirdiler. Yasımızı bile tutturmadılar.

Soğuk bir lig başlangıcı yaptık. Neyimiz sınanıyor anlamıyorum hala. Sabrımız mı, acı çekerliliğimiz mi yada tahammülümüz mü bilemiyorum.

Alışamadım!
Alışmayacağımda!

Sergen Kurt
30-08-2007, 12:04
kimsenin hayal kırıklığına uğramaması gerekir.. beşiktaş'ta sinan engin ve yıldırım demirören'e karşı olanlar, o pankarta ( Çarşı Sinan Engine Karşı) sığmayacak kadar çoklar.

yanlış pankartı dikkate alıyoruz aslında. orada önemli olan bu pankart değildi. olayın özünü yansıtan başka bir pankart vardı;

"ne imparatorlar olsun, ne krallar olsun, sağlam olsun, kaçıncı olursa olsun".

sinan engin'le çarşı uzlaşma sağlamış olabilir ama bu pankarttaki fikre sahip on binlerle uzlaşma sağlanması mümkün değil.


SERKAN KURT