PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sinyaller İyi Değil - Cem Dizdar


Murat Aru
20-09-2007, 09:48
Sinyaller iyi değil

19.9.2007


Eldeki futbolcuların kumaşı yeterli. Bundan sonrası Sağlam ve ekibinin işi. Ancak Beşiktaş’tan iyi sinyaller gelmediği açık...
Beşiktaş’ın, bu sezon için oluşturulan kadrosu, teknik heyet dahil camianın hedefleri için yeterli midir?
Bana sorarsanız forvet dışında Beşiktaş’ın kadrosu yeterli durumda. Özellikle Diatta’yla birlikte çok önemli bir eksik olan, geriden oyun kurma sorunu da -elbette bir maça bakılarak kesin hüküm verilemez ama - çözülmüş gibi görünüyor.
Forvet hattında ise bana göre Nobre baştan beri yanlış bir tercihti. Kötü oyuncu değil elbette Nobre ama sanki bu oyun kurgusu içinde iş yapamaz gibi duruyor. O daha çok ‘karambol’ oyuncusu, o nedenle Beşiktaş Nobre’den faydalanmak istiyorsa ceza sahası içine daha çok girecek bir hücum anlayışı geliştirmeli. Ama görüyoruz ki bu henüz mümkün olmadı.
Yine de eldeki futbolcu kumaşı iyi bir takım oluşturmak için yeterli duruyor. Bundan sonrası Ertuğrul Sağlam’a ve ekibine kalıyor. Ama ligin başından beri izlediğim Beşiktaş’tan iyi sinyaller almadığımı söylemeliyim.

Marsilya karşısında oynanan ürkek futbol -gol pozisyonsuz 90 dakika- Şampiyonlar Ligi’nde oynanacak diğer maçlar için ya da lig şampiyonluğu için umut veriyor mu?
Dediğim gibi iyi sinyaller almıyorum Beşiktaş’ın oyun anlayışından. Ben genellikle bir maça iki yönlü bakılmasından yanayımdır. Siz dersiniz ki; “Beşiktaş rakip kaleye inemedi”, bir başkası der ki; “Marsilya orta sahayı ve müdafasının önünü öyle kitledi ki..” Sanırım bizim ülkemizde hemen her konuda olduğu gibi ‘öteki’ni ihmal etme gibi temel bir yanlışa düşülüyor. Önceki akşamki maçta da Beşiktaş’tan konuşmak gerekirse, rakip iyi analiz edilememiş gibi geldi. Bu nedenle de ‘taş gibi bir Marsilya’ buldu karşısında Ertuğrul Sağlam. Bir kaç atak dışında orta sınıf bir takım görüntüsündeki Marsilya’ya karşı, en azından üç beş hücüm organizasyonu gösterilebilirdi rakip iyi analiz edilebilseydi. Evet rakip iyi kapattı hücum koridorlarını ama bana kalırsa Beşiktaş’ın potansiyeli de bu değil. Henüz o potansiyeli açığa çıkaracak organizasyon sağlanmış gibi görmedim ben.
Ama bir maç her şey değildir. Yılgınlığa gerek yok, futbol takımı oynadıkça eksiklerini gördükçe düzelir, toparlanır. Unutmayalım ki Beşiktaş, son 5-6 senedir futbol takımıyla çok oynadı. Taşların yerine oturması biraz zaman alacaktır. Ama izlediğim 6-7 maçın ve şu Marsilya maçının ardından ben Ertuğrul Sağlam’ın takımı doğru rotaya oturtacağı konusunda endişeye kapıldım.

Sinan Engin maçtan sonra “Mazeret değil ancak rakip sert oynadı, hakem es geçti, oyuncularımız sakatlandı” gibi açıklamalar yaptı. Bu sözler, Avrupa’da Türkiye’de olduğu kadar dikkate alınır mı?
Hiç sanmam. Ben başından bu yana Sinan Engin’in kerametinin ne olduğunu hiç anlamış değilim. Beşiktaş yönetimi neden böyle bir tercih yaptı anlayamadım. Yazdıklarını okuduğumda, televizyonda konuşmalarını dinlediğimde bende hep ‘vasat bir futbol adamı’ duygusu uyardırdı Engin. Elbette, bazı konuları biliyor olabilir ancak ben yaptığı açıklamaların ardından “Yetkin biriyle karşı karşıyayız” duygusuna hiç kapılamadım nedense. Tabii belki de ben yanılıyor olabilirim ve umarım ki öyledir. Problemi içerde değil de dışarda görme alışkanlığını terk etmediğimiz, kendi özeleştirimizi yapamadığımız sürece, işleri yoluna koymak da güçleşecektir.

Kartal 3 maçtır gol atamıyor. Bunun nedeni ne olabilir, bu saatten sonra bu sorun nasıl çözülür...
Başta da belirtmiştim; Beşiktaş’ın en sorunlu bölgesi forvet hattı gibi görünüyor. Orta saha ile ileri uç arasındaki mesafe bu kadar uzak olunca gol atmak da güçleşiyor doğal olarak. Özellikle başta gayet iyi çalışan iki Serdar’ın olduğu sağ kanat da aksayınca işler kötüye gitmeye başladı gol açısından.
Forvetteki sıkıntıya bir örnek. En beğendiğim oyunculardan Serdar Özkan bile, Marsilya maçında bir anda İbrahim Üzülmez gibi geldi gözüme. İleri taşıdığı her topu ya kendisi geri dönerek ya da arkaya pas yaparak olumsuz kullandı. Genç oyuncuların bile bu denli ürkek oynadıkları bir maçta gol bulmanız elbette güç olacaktır.
Sorun bence, yeni bir forvet oyuncusu almak yerine eldeki oyunculara uygun bir oyun anlayışıyla sahaya çıkmak. Marsilya maçının sonlarına doğru birlikte maç izlediğimiz hemen herkesin ortak kanaati şuydu; “Takımın başında Lucescu olsa bu maçı rahat alırdık.” Sanırım işin sırrı burada. Sinan Engin’in pek hoşuna gitmeyecek ama “Lucescu ne yapmıştı, şimdi neler yapılmıyor” sorusu Beşiktaş’ı yönetenlerin ufkunu açacak sorudur. Biraz tarihi kurcalamakta fayda var...

Cem Dizdar

cdizdar@fanatik.com.tr (cdizdar@fanatik.com.tr)

Hakan Kirezci
20-09-2007, 23:58
Cem Dizdar'ın bu yazısına uzun süre yorum bekledim ama şu ana kadar ses çıkmadı. Taraftar olarak hocamızın arkasına bir geçiyoruz bu kez de önümüzde olan biteni pek göremiyoruz gibi sanki.

Marsilya maçında sahaya çıkan kadro en iyisiydi denilebilir. Zaten Beşiktaş'ı takip eden hemen her taraftarın da "Yaz kadroyu" desen karalayacağı onbir budur. Elde ki topçuların kalitesi konusunda kendi şartlarımız doğrultusunda hiçbir itirazım yoktur. Tek tek iyi parçaların en verimli kombinasyonunun oluşturulması, bu oluşumdan ortalamanın biraz üzerinde verim alınabilmesi için gerekli saha içi ve dışı koşulların yaratılıp hayata geçirilmesi işleri ise teknik kadronun görevidir artık. Bu aşamada adamlığına, Beşiktaş'lılığına zerrece laf edemeyeceğimiz Ertuğrul Sağlam'ın bu görevi layikiyle yapıp yapamadığı konusunda, kendi adıma ciddi endişelerim var.

Son bir kaç yıldır seyrettiğim en kötü Avrupa takımıydı Marsilya. Bu niteliklerini de zaten kendi liglerinde tescillemiş durumdalar. Futboldur bu. Atamazsın, atarlar. Yenemezsin, yenerler. Sorun şu ki; Cem Dizdar'ın da vurguladığı gibi, bu kadro, bir ikisi hariç Avrupa'da mücadele eden takımların neredeyse tamamıyla mücadele edebilecek, kafa tutabilecek, tek kelimeyle ezilmeyecek potansiyele sahipken bu potansiyelin açığa çıkacağı organizasyonun ipuçlarını artık görmemiz gerekirdi.

Lig maçlarında sürünen F.Bahçe'nin İnter maçında tam tersi bir karakter gösterip dikine bıçak gibi oynayabileceğine (maçtan önce), Feldkamp'ın playstation oynamaya heves ederek çıkardığı garip kadro 3-0 a geldiğinde ise G.Saray'ın maçı beraberliğe taşıyabileceğine dair bahis koyabilecek kadar güvendiğim vizyonum Beşiktaş 2-0 önde girdiği son beş dakikayı 2-2 yapmadan bitirebilir mi endişesiyle daraldıkça daralabiliyorsa burada ki yanlışı ben kadro'da aramam.

Lucecu'yla ne maçlar oynadık. Biliyorduk ki en zor maçlarda kenarda Lucescu oturuyorsa bizi teslim almak o kadar kolay olmaz. Biliyorduk ki Lucescu her oyuncusunun limitlerini bilir ve onu sonuna kadar kullandırtmayı da becerir.

Tigana'da bu kargaşayı yaşadıktan sonra Ertuğrul'a büyük bir sempatiyle ancak temkinle yaklaşmıştım. Ön elemeleri boşverin. Zurnanın ses verdiği yerde neler yapabileceğini, elinde ki potansiyeli nereye kadar kontrol edebileceğini merakla bekledim ve maalesef şu ana kadar endişelerim haklı çıktı.

Bundan sonrası benim için kaygılı bekleyişlerden oluşmaktadır. Beşiktaş'ın Beşiktaş gibi olabilmesi, bundan sonra Ertuğrul Sağlam'ın Beşiktaş hocası gibi olabilmesine bağlı. Olabilecek mi peki? Ben umutsuzum. Umarım yanılırım ve sezon sonunda geniş bir kapak kolleksiyonum olur.

Onur Özgen
21-09-2007, 16:34
beşiktaş'ın sinyalleri bundan 2-3 hafta önce mükemmeldi ne oldu da hemen sinyaller iyi gelmemeye başladı. aslında hiçbir şey değişmedi ki. ligin ilk üç haftasına bakarsak; konya (1-0), kasımpaşa (1-2), g.antep (0-1) galibiyetler almışız. ama kasımpaşa ve g.antep maçlarında son dakikalarda galip gelmişiz. o zamanlar sinyaller iyiydi çünkü kazanıyorduk. peki 4.haftadaki kayseri maçından sonra ? kayseri (0-0), ankara (0-0), marsilya (2-0). ne değişti ? 3-4 hafta önce 1 veya 2 gol atıyorduk en az, gol yemiyorduk. şimdi gol atamıyoruz; ama gol de yemiyoruz. marsilya maçında yediğimiz golleri saymıyorum ben, ilk gol o kadar olmayacak bir goldü ki, hatalı olan hakan'a bile kızamıyorum. o top ancak o kadar dönebilirdi, şanssızlık. rüzgarı hesap edemedik ve o gol olmasaydı cisse'nin golünü de yemezdik. yani bizim ligin başından beri gol sorunumuz var. savunma disiplinimiz harika. e ne değişti ? zaten aynı şeyleri tigana da yaptırıyordu. geri çekiliyorduk, gol yemiyorduk, disiplinli oynuyorduk, bir kontratakla maçları 1-0 kazanıyorduk. şimdi de aynı hemen hemen. ama birşey var unuttuğumuz. kadroda hücum elemanları oldukça çok ve kaliteli. delgado, ricardinho, bobo, serdar özkan, nobre, higuain, i.akın, tello, m.yozgatlı... bu tip adamlara sahipsek ve gol atamıyorsak, hücum varyasyonlarında eksiğizdir. bunu sağlamak da ertuğrul sağlam'a düşüyor elbette. bence beşiktaş denizli maçında nobre-bobo-delgado-yozgatlı-tello gibi hücum elemanlarıyla patlama yapacaktır ve sinyaller gene düzelecektir (!) ben telaşlanmıyorum, geçen hafta f.bahçe ligden kopuyor mu deniyordu, zico ne zaman yollanacak deniyordu, bu hafta inter maçından sonra f.bahçe dünyanın en iyi takımı, zico da dünyanın en iyi teknik direktörü oldu. g.saray 5.dk'da mağlup duruma düşmüş hemen ardından da 10 kişi kalmış konya'ya 6 çektiğinden ligin şampiyonuydu geçen hafta, bu hafta sion maçından sonra g.saray tartışılıyor. yani ülkemizde herşey günlük, hatta saatlik. beşiktaş bu ülkenin şu an en iyi ve en genç kadrosuna sahip takımıdır. bunu da ilerleyen haftalarda herkes görecek, ben inter'i sahayı dar eden f.bahçe'yi bu hafta bursa'da göreceğim, beşiktaş'ı da denizli önünde göreceğim, bakalım bu hafta sonunda kim neler diyecek ???

Özer Özçetin
22-09-2007, 10:37
Ben yorumumu değil bu konuya ana başlık olacak düşüncelerimi İnönüde fenere kaybettiğimiz maçtan sonra Birgün Gazetesinde Hücum Futbolo ve Beşiktaş başlıkta yazıda yazmıştım Hakan Hocam.
Yani medyanın uyanmasından 4 ay önce.

Mert Atasayar
24-09-2007, 14:50
En yaşanılası aşkın adına bedenleri ile bedeller ödemiş Beşiktaş'lıların en yüksek desibelli sesidir yok edilmek istenilen ve onunla birlikte devralınmış ve devredilecek bir gelenektir
DENİZ CAN

GELENEKTEN GELECEĞE BEŞİKTAŞ SEN BİZİM HERŞEYİMİZSİN !!!!

Kargalar sürü ile KARTALLAR yalnız uçar ...

Onur Özgen
25-09-2007, 00:09
ben inter'i sahayı dar eden f.bahçe'yi bu hafta bursa'da göreceğim, beşiktaş'ı da denizli önünde göreceğim, bakalım bu hafta sonunda kim neler diyecek ???

evet gördük. !_nanik_!

Murat Aru
25-09-2007, 10:11
Onur Özgen, Şanşlı günündeymişsin bu_!

Ama birde bu sabah bu yazıyı okudum onuda paylaşayım.


http://www.milliyet.com.tr/sabitimg/07/gazete/yazar/ic/k_ydemirkol.gif

Sağlam bir hayal kırıklığı


Samsun'da belli bir 11'i olan, Kayseri'de marka bir takım yaratan Ertuğrul Sağlam, neden Beşiktaş'ta bu kadar çok değişiklik yapıyor?
Beşiktaş'ta Gökhan Ünal, Mehmet Topuz, Kemal, Iglesias, Bülent Bölükbaşı, Toledo, Aydın, Ragıp vs. yok mu? Eldeki kadro Kayseri'nin gerisinde mi?
Eğer öyleyse Ertuğrul Sağlam neden kabul etti Beşiktaş'ın teklifini? Daha iyi bir takım değilse geldiği, neden 2 yılda iyice pişmiş, bu sene değilse gelecek yıl zirveyi zorlaması muhtemel bir takımı bıraktı? Tamam Beşiktaş çekicidir, İstanbul da. Sürekli gündemde olmak her hafta naklen yayında olmak hoştur. Kazanılan para da başka türlüdür. Ama bir devrimci neden çıkmaz bu ülkede. Beşiktaş'ta şampiyon olsan, kaçıncı olacaksın tarihte, Kayseri'de olsan kaçıncı olacaksın? Neyse aslında konumuz olması gereken bu da, bugünün konusu bu değil.
Tabii Sağlam'ın bu tavrı için şu da söylenebilir: Beşiktaş'ta aynı seviyede çok daha fazla oyuncu var ve hoca hepsini kullanmak istiyor. Aynı seviye ama hangi seviyede bir aynılık bu?

Kazanmayı denemek

Açıkçası Marsilya maçı bu seviye konusunda şüphe yarattı.
Her hafta Türkiye'de TV'de seyretmenin mümkün olduğu bir rakip Marsilya. Tüm eksiklikleri apaçık ortada olan bir ekip. Her yerinde türlü arızalar olan bir rakip.
Evet ne olursa olsun bu rakibe yenilebilir bir takım. Ama bu kadar etkisiz kalınması akıl almaz. Misal Kayserispor daha iyi bir takım olan AZ'ye elenmişti belki ama, 180 dakikanın hiçbir anında bu kadar pasif olmamıştı. Beşiktaş, Marsilya'da hiçbir şey yapamadı değil, hiçbir şey denemedi. Beşiktaş, Marsilya'ya kaybetmedi. Kazanmayı denemedi.
Bir takım genel anlamda savunma stratejisiyle bir oyuna girebilir. Marsilya deplasmanına bu tür bir stratejiyle gitmekte bir sakınca yoktur ve bu doğrudur da. Ama eğer bir hücum tehdidini en azından masaya koymazsanız, rakibinizi rahatlatırsınız ve işiniz mucizeye kalır. Beşiktaş bunu yapmadı. Örnek nettir: Serdar Özkan maçı başında bir faul aldıktan sonra rakibi geçmeye teşebbüs dahi etmiyor, her topta geri basıp yan veriyor. Tabii olmuyor. Yani Ertuğrul Sağlam ve takımının Marsilya'da kaybettiği sadece maç değil. Kayıp daha büyük.
Bu bir yenilgi değil, bir hayal kırıklığı, kapasite ve niyet hakkında ciddi bir yıkım.
Gerçek tamir edilmesi gereken de bu. Yoksa maç kaybedilir.

Onur Özgen
25-09-2007, 21:03
ligin 6.haftasında hiçbir ligde hiçbir takım bu kadar eleştiri almaz sanırım. hele hele bu takım hala "namağlup" ise. bilinçli olarak beşiktaş'a saldırılıyor. dikkatinizi çekmedi mi, fb'nin bursa maçı hiç konuşulmadı bile medyada, tamamen inter maçı, ama o inter'i serie a sonuncusu livorno'nun bile perişan ettiği konuşulmuyor bile, belki de bilinmiyor.