Murat Aru
21-09-2007, 09:59
http://www.birgun.net/resimler/yazarlar/muslum_gulhan.gif Müslüm Gülhan
(http://javascript%3Cb%3E%3C/b%3E:resizeFont%28-1%29)http://www.birgun.net/themes/default/images/pix.gifmuslumgulhan@birgun.net
'Nasipse yeneriz'
20/09/07 Futbolun kendi süreci içindeki devinimi onun bilimsel metotlar ile iç içe geçmesine ve gelişim düzeyinin endüstriyel yapı içinde anlaşılmasına neden olmuştur. Futbolcuların antrenman metotları bilimsel deneyler ile geliştirilerek futbolcuların daha tempolu ve daha kolay oynamasını sağlamıştır. Eskiden 6-7 km koşan bir futbolcu bugün maç içinde 12-13 km koşabilmektedir. Bunun dayanağı bilimsel çalışmalardır. Futbolcuların kullandıkları malzemeler, saha zemini gibi bir takım yardımcı öğeler yapılan araştırmalar ile teknolojik anlamda en kaliteli şekilde üretilerek futbolun daha çabuk, daha dinamik oynanmasına yardımcı olmuştur.
"Endüstriyel Futbol"un mali portföyünün büyümesi ile kullanılan metotlar, artık şansa ya da ilahi dogmalara bırakılmayacak kadar önem arz etmeye başlamıştır. Galip gelmenin temel dayanağı hata payını en aza indirerek teknik ve taktik metotların kullanılmasıyla sağlanmıştır. Bu ise teknik direktörün bilgisi ve donanı-mıyla doğru orantılı olarak ortaya çıkar. Günümüz futbolu oynanan futbolu kenardaki teknik adamın bilgisi ve yetenekleri kadar olduğu unutulmamalıdır.
İşte asıl ironi burada kendini göstermektedir. Kenar yönetimi dayanakları "nasip, kısmet ve inşallah" kadarsa oynanan futbol da "tanrı yardımcı olsun" düzeyinde kalır.
Ertuğrul Sağlam'ın Beşiktaş'ın hâlâ taktiksel olarak temel prensiplerini oluşturmadığını görmekteyiz. Ankaraspor ve Marsilya maçlarında oynana oyun; sadece saha dizilişinin düşünüldüğü ve defansif yapının biraz oturtulmaya çalışılan fakat genel ve özellikle hücum organizasyonu için hiçbir grup veya takım taktiğinin oluşmadığı ortadadır.
Şimdi bu kadar eksik varken ve bunların giderilmesi ise tamamen çalışmayı ve temel prensiplerin takıma kazandırılması gerekirken bazı dogmatik söylemler ile maçın skoru hakkında yorum yapamazsınız. "3 puan nasip değilmiş" gibi söylemler Türkiye'de kendine taraf bulabilir ve Ertuğrul Sağlam da bundan dolayı zaman kazanabilir ama Avrupa'da kimse bu söylemleri ciddiye almaz. Aksi takdirde tıpış tıpış evinize dönersiniz.
Ertuğrul Hoca için kriterin "Kayserispor'u aşmak" olmadığını asıl sorunun "Beşiktaş'ı aşabilmesi" olduğunu daha evvel belirtmiştim. Ertuğrul Sağlam'ın teknik adamlığının önüne kendine ait bir takım değerleri koyup kendini tartışma konusu yapmamsı gerekir. Beşiktaş bir cemaat yapılanması içindeki kulüp değildir. Birçok branşı içinde barındıran bir spor kulübüdür ve tüm formatlarını Dünya'da tüm ülkeler tarafından kabul edilen sporun evrensel değerleriyle donatmalıdır. Bunun unutul-mamasında yarar olduğu kanısındayım.
http://www.birgun.net/bolum-73-yazar-139.html
(http://javascript%3Cb%3E%3C/b%3E:resizeFont%28-1%29)http://www.birgun.net/themes/default/images/pix.gifmuslumgulhan@birgun.net
'Nasipse yeneriz'
20/09/07 Futbolun kendi süreci içindeki devinimi onun bilimsel metotlar ile iç içe geçmesine ve gelişim düzeyinin endüstriyel yapı içinde anlaşılmasına neden olmuştur. Futbolcuların antrenman metotları bilimsel deneyler ile geliştirilerek futbolcuların daha tempolu ve daha kolay oynamasını sağlamıştır. Eskiden 6-7 km koşan bir futbolcu bugün maç içinde 12-13 km koşabilmektedir. Bunun dayanağı bilimsel çalışmalardır. Futbolcuların kullandıkları malzemeler, saha zemini gibi bir takım yardımcı öğeler yapılan araştırmalar ile teknolojik anlamda en kaliteli şekilde üretilerek futbolun daha çabuk, daha dinamik oynanmasına yardımcı olmuştur.
"Endüstriyel Futbol"un mali portföyünün büyümesi ile kullanılan metotlar, artık şansa ya da ilahi dogmalara bırakılmayacak kadar önem arz etmeye başlamıştır. Galip gelmenin temel dayanağı hata payını en aza indirerek teknik ve taktik metotların kullanılmasıyla sağlanmıştır. Bu ise teknik direktörün bilgisi ve donanı-mıyla doğru orantılı olarak ortaya çıkar. Günümüz futbolu oynanan futbolu kenardaki teknik adamın bilgisi ve yetenekleri kadar olduğu unutulmamalıdır.
İşte asıl ironi burada kendini göstermektedir. Kenar yönetimi dayanakları "nasip, kısmet ve inşallah" kadarsa oynanan futbol da "tanrı yardımcı olsun" düzeyinde kalır.
Ertuğrul Sağlam'ın Beşiktaş'ın hâlâ taktiksel olarak temel prensiplerini oluşturmadığını görmekteyiz. Ankaraspor ve Marsilya maçlarında oynana oyun; sadece saha dizilişinin düşünüldüğü ve defansif yapının biraz oturtulmaya çalışılan fakat genel ve özellikle hücum organizasyonu için hiçbir grup veya takım taktiğinin oluşmadığı ortadadır.
Şimdi bu kadar eksik varken ve bunların giderilmesi ise tamamen çalışmayı ve temel prensiplerin takıma kazandırılması gerekirken bazı dogmatik söylemler ile maçın skoru hakkında yorum yapamazsınız. "3 puan nasip değilmiş" gibi söylemler Türkiye'de kendine taraf bulabilir ve Ertuğrul Sağlam da bundan dolayı zaman kazanabilir ama Avrupa'da kimse bu söylemleri ciddiye almaz. Aksi takdirde tıpış tıpış evinize dönersiniz.
Ertuğrul Hoca için kriterin "Kayserispor'u aşmak" olmadığını asıl sorunun "Beşiktaş'ı aşabilmesi" olduğunu daha evvel belirtmiştim. Ertuğrul Sağlam'ın teknik adamlığının önüne kendine ait bir takım değerleri koyup kendini tartışma konusu yapmamsı gerekir. Beşiktaş bir cemaat yapılanması içindeki kulüp değildir. Birçok branşı içinde barındıran bir spor kulübüdür ve tüm formatlarını Dünya'da tüm ülkeler tarafından kabul edilen sporun evrensel değerleriyle donatmalıdır. Bunun unutul-mamasında yarar olduğu kanısındayım.
http://www.birgun.net/bolum-73-yazar-139.html