Vedat Benakay
23-09-2007, 09:56
Beşiktaş niye bu kadar az gol atıyor diye taraftarı dert ediyordu...
Beşiktaş niye bu kadar az gol yiyor diye rakipleri de dert ediyordu...
Beşiktaş şimdiye kadar attığı toplam golü neredeyse bir maçta attı, taraftarlarını bu dertten kurtardı...
Beşiktaş bugüne kadar yediği golden daha fazlasını bir maçta yedi, rakiplerini rahatlattı...
Sizin anlayacağınız mübarek ramazan gününde Beşiktaş seveni sevmeyeni herkesin gönlünü aldı...
Bugün okuyacağınız yorumların tamamına yakınında “Ricardinho yokken Delgado oynamaz mı” diye eleştiriler okuyacağınız için, en iyisi ben başka taraflara yol alayım ...
Marsilya maçında yenen garip golden sonra kusurlu olarak rüzgar bulunmuştu...
Üç gün sonra İstanbul’da da benzeri bir gol yenmez mi?
İster misiniz “Marsilya’daki deli rüzgar İstanbul’a geldi” desinler...
Allah’tan fırtına çıkmıyor... O zaman Beşiktaş kalecisi de, savunması da tam dağılacak...
Bakmayın siz Denizli’nin ilk on dakikada iki gol birden bulduğuna...
İki ikram golü ...
Hadi birincisine “rüzgar-fırtına” bir bahane bulunur da...
İkincisine ne demeli?
Fatih Egedik, tam 15 saniye eli-kolu havada “buradayım” diye bağırdı, Tomas gördü, gol pasını verdi, Beşiktaş takımından bir Allah’ın kulu görüp önlemini alamadı...
Kim ne derse desin ben orta alanda Koray’ı arıyorum... Hırsını, mücadelesini, sertliğini, öfkesini... Arıyorum Koray’ı ...
Cisse iyi maçlarından birini oynarken, son dakikalarda oyundan atılıp, Galatasaray maçı öncesinde kendisini kızağa çekti...
Hadi sarıyı öyle gördün, böyle gördün...
Kardeşim daha geçen hafta alkıştan Konyalı Sabin atıldı... Onu da mı görmedin?
Tello, Beşiktaş takımının, hatta maçın en iyi adamıydı... Sahanın her yerine gitti, geldi, özellikle duran topları çok iyi kullandı... Attığı gol, ikram yarışı içindeki gollerde, hazırlanışıyla, yapılışıyla, son vuruştaki ustalığıyla maçın aklı başında tek golüydü...
Beşiktaş’ta çift santrforu da gördük... Nobre çalışkandı ama verimsizdi... Bobo golü attı ama isteksizdi... Yani Nobre ile Bobo’yu toplasanız bir santrfor etmezdi...
Bakmayın Denizli’nin iki gol attığına... Beşiktaş’a maçın her dakikasında çok geniş alanlar bıraktı... Beşiktaşlı oyuncuların hep uzağında oynadı... Beşiktaş savunması da bu konuda Denizlispor’dan geri kalmadı...
Beşiktaş seyircisinin gün gelecek “Ulusoy istifa” diye bağıracağı aklımın ucundan geçmezdi... Bunu da duyduk, bunu da gördük...
Demek ki akrabaların arası iyice açık...
Sadece sahada değil, başka yerlerde de açık...
Dilerim bu kavga sahaya daha fazla sıçramaz...
Apploud kork_!
Beşiktaş niye bu kadar az gol yiyor diye rakipleri de dert ediyordu...
Beşiktaş şimdiye kadar attığı toplam golü neredeyse bir maçta attı, taraftarlarını bu dertten kurtardı...
Beşiktaş bugüne kadar yediği golden daha fazlasını bir maçta yedi, rakiplerini rahatlattı...
Sizin anlayacağınız mübarek ramazan gününde Beşiktaş seveni sevmeyeni herkesin gönlünü aldı...
Bugün okuyacağınız yorumların tamamına yakınında “Ricardinho yokken Delgado oynamaz mı” diye eleştiriler okuyacağınız için, en iyisi ben başka taraflara yol alayım ...
Marsilya maçında yenen garip golden sonra kusurlu olarak rüzgar bulunmuştu...
Üç gün sonra İstanbul’da da benzeri bir gol yenmez mi?
İster misiniz “Marsilya’daki deli rüzgar İstanbul’a geldi” desinler...
Allah’tan fırtına çıkmıyor... O zaman Beşiktaş kalecisi de, savunması da tam dağılacak...
Bakmayın siz Denizli’nin ilk on dakikada iki gol birden bulduğuna...
İki ikram golü ...
Hadi birincisine “rüzgar-fırtına” bir bahane bulunur da...
İkincisine ne demeli?
Fatih Egedik, tam 15 saniye eli-kolu havada “buradayım” diye bağırdı, Tomas gördü, gol pasını verdi, Beşiktaş takımından bir Allah’ın kulu görüp önlemini alamadı...
Kim ne derse desin ben orta alanda Koray’ı arıyorum... Hırsını, mücadelesini, sertliğini, öfkesini... Arıyorum Koray’ı ...
Cisse iyi maçlarından birini oynarken, son dakikalarda oyundan atılıp, Galatasaray maçı öncesinde kendisini kızağa çekti...
Hadi sarıyı öyle gördün, böyle gördün...
Kardeşim daha geçen hafta alkıştan Konyalı Sabin atıldı... Onu da mı görmedin?
Tello, Beşiktaş takımının, hatta maçın en iyi adamıydı... Sahanın her yerine gitti, geldi, özellikle duran topları çok iyi kullandı... Attığı gol, ikram yarışı içindeki gollerde, hazırlanışıyla, yapılışıyla, son vuruştaki ustalığıyla maçın aklı başında tek golüydü...
Beşiktaş’ta çift santrforu da gördük... Nobre çalışkandı ama verimsizdi... Bobo golü attı ama isteksizdi... Yani Nobre ile Bobo’yu toplasanız bir santrfor etmezdi...
Bakmayın Denizli’nin iki gol attığına... Beşiktaş’a maçın her dakikasında çok geniş alanlar bıraktı... Beşiktaşlı oyuncuların hep uzağında oynadı... Beşiktaş savunması da bu konuda Denizlispor’dan geri kalmadı...
Beşiktaş seyircisinin gün gelecek “Ulusoy istifa” diye bağıracağı aklımın ucundan geçmezdi... Bunu da duyduk, bunu da gördük...
Demek ki akrabaların arası iyice açık...
Sadece sahada değil, başka yerlerde de açık...
Dilerim bu kavga sahaya daha fazla sıçramaz...
Apploud kork_!