Murat Aru
24-09-2007, 15:10
http://www.birgun.net/resimler/yazarlar/iskender_gurdol.gif İskender Gürdöl
(http://javascript%3Cb%3E%3C/b%3E:resizeFont%28-1%29)http://www.birgun.net/themes/default/images/pix.gifiskendergurdol@birgun.net
24/09/07 Pasta o kadar büyük ki neredeyse herkesin ağzının suyu akıyor. Bu pastadan bir lokma kapabilmek için yapılmadık entrika, girilmedik kılık kalmıyor. Yeter ki çöplenebil-me kesilmesin.
Şöyle bir düşünün; futbolcusundan, antrenörüne; antrenöründen medya mensubuna; medya mensubundan, futbolcu simsarına; futbolcu simsarından, spor malzeme satıcısına; spor malzeme satıcısından, otel işletmecisine; otel işletmecisinden, spor hekimine; spor hekiminden, masöre; masörden, takım malzemecisine vs. kadar bir dolu insan bu pastadan nemalanıyor. Unuttuklarım da cabası... Kimi az, kimi çok, kimi de çoook çok...
İşte bu nedenledir ki, Türkiye de ki futbol olayı on yıllardır bir kaos içinde sürüp gidiyor. Ve, ne hikmettir ki bu kargaşaya hiç kimse dur demiyor, demek isteyenlerde bir çırpıda ortadan siliniveriyor.
Böyle ortamı seven kurtlarda " mutlu, mesut "yaşayıp gidiyorlar.
Bu koşullar altında anlamlı, bilimsel ve üretken bir sonucun oluşturulması da mümkün olmuyor.
Araya ahbap çavuş, siyasi ve feodal ilişkiler girince doğru olanı uygulamak zor oluyor. Bu nedenle de Futbol Federasyonu Trabzons-por-Sivasspor maçı için tekrar kararı veriyor. Tahkim Kurulu ise maçın yeniden oynanması gerektiğine kanaat getiriyor.
Futbol Federasyonu bu sonuca varmak için günlerce bekliyor, aynı uygulamayı Tahkim Kurulu da yapıyor. Amaç; iş sulansın, zaman tepkilerin azalmasını sağlasın sonrasında da " ne şiş yansın ne de kebap" Yani tamamen uyutma politikası.
Öte yanda; milyonlarca kişinin gözü önünde ahlak dışı el kol hareketleri ile tepkileri üzerine çeken bir Ulusal Takım futbolcusu, diğer yanda bu işi için sus pus oturan yetkililer.
Olayı birkaç gün şişirip şişirip gündemde tutan basın, sonrasında işi takip etmeyen yine basın.
Takımının aleyhine yapılan bir hatadan yola çıkıp, bir yumrukta neredeyse tüm futbol camiasını ezen bir kulüp başkanı, diğer yanda bunun için soruşturma açma zahmetine bile katlanmayan bir federasyon...
Ne acıdır ki; bacasız sanayi denilen futbol bizim ülkemizde uyulmayan yasalar, kurallar ve ilkelerle yönetiliyor.
Neredeyse uygulanan her karar çelişkili oluyor. Bunun akabinde de doğal olarak çifte standart ortaya çıkıyor. Böyle olunca da haklı haksız her kes avaz avaz bağırıyor, ağzına ne gelirse söylemekten geri durmu-yor.Ama, iş icraata gelince bir bakıyorsunuz ortalıklarda kimseler yok. Özellikle televizyon kanallarında "dön baba dönelim" oynayan, atıkları zaman mangalda kül bırakmayan sözüm ona duayyenlerin hiç birinden ses çıkmıyor. Varsa yoksa; kafaları takılı olan teknik direktör, futbolcu veya kulüp yöneticisini karalamak: Üstüne üstlük otuz iki hafta aynı formatta,
"pehlivan tefrikası" gibi bitmeyen ve değişmeyen konuşmalar ve suratlarla.
Ha evet değişen bir şey oluyor: O da televizyon kanalının logosu...
http://www.birgun.net/bolum-73-yazar-103.html
(http://javascript%3Cb%3E%3C/b%3E:resizeFont%28-1%29)http://www.birgun.net/themes/default/images/pix.gifiskendergurdol@birgun.net
24/09/07 Pasta o kadar büyük ki neredeyse herkesin ağzının suyu akıyor. Bu pastadan bir lokma kapabilmek için yapılmadık entrika, girilmedik kılık kalmıyor. Yeter ki çöplenebil-me kesilmesin.
Şöyle bir düşünün; futbolcusundan, antrenörüne; antrenöründen medya mensubuna; medya mensubundan, futbolcu simsarına; futbolcu simsarından, spor malzeme satıcısına; spor malzeme satıcısından, otel işletmecisine; otel işletmecisinden, spor hekimine; spor hekiminden, masöre; masörden, takım malzemecisine vs. kadar bir dolu insan bu pastadan nemalanıyor. Unuttuklarım da cabası... Kimi az, kimi çok, kimi de çoook çok...
İşte bu nedenledir ki, Türkiye de ki futbol olayı on yıllardır bir kaos içinde sürüp gidiyor. Ve, ne hikmettir ki bu kargaşaya hiç kimse dur demiyor, demek isteyenlerde bir çırpıda ortadan siliniveriyor.
Böyle ortamı seven kurtlarda " mutlu, mesut "yaşayıp gidiyorlar.
Bu koşullar altında anlamlı, bilimsel ve üretken bir sonucun oluşturulması da mümkün olmuyor.
Araya ahbap çavuş, siyasi ve feodal ilişkiler girince doğru olanı uygulamak zor oluyor. Bu nedenle de Futbol Federasyonu Trabzons-por-Sivasspor maçı için tekrar kararı veriyor. Tahkim Kurulu ise maçın yeniden oynanması gerektiğine kanaat getiriyor.
Futbol Federasyonu bu sonuca varmak için günlerce bekliyor, aynı uygulamayı Tahkim Kurulu da yapıyor. Amaç; iş sulansın, zaman tepkilerin azalmasını sağlasın sonrasında da " ne şiş yansın ne de kebap" Yani tamamen uyutma politikası.
Öte yanda; milyonlarca kişinin gözü önünde ahlak dışı el kol hareketleri ile tepkileri üzerine çeken bir Ulusal Takım futbolcusu, diğer yanda bu işi için sus pus oturan yetkililer.
Olayı birkaç gün şişirip şişirip gündemde tutan basın, sonrasında işi takip etmeyen yine basın.
Takımının aleyhine yapılan bir hatadan yola çıkıp, bir yumrukta neredeyse tüm futbol camiasını ezen bir kulüp başkanı, diğer yanda bunun için soruşturma açma zahmetine bile katlanmayan bir federasyon...
Ne acıdır ki; bacasız sanayi denilen futbol bizim ülkemizde uyulmayan yasalar, kurallar ve ilkelerle yönetiliyor.
Neredeyse uygulanan her karar çelişkili oluyor. Bunun akabinde de doğal olarak çifte standart ortaya çıkıyor. Böyle olunca da haklı haksız her kes avaz avaz bağırıyor, ağzına ne gelirse söylemekten geri durmu-yor.Ama, iş icraata gelince bir bakıyorsunuz ortalıklarda kimseler yok. Özellikle televizyon kanallarında "dön baba dönelim" oynayan, atıkları zaman mangalda kül bırakmayan sözüm ona duayyenlerin hiç birinden ses çıkmıyor. Varsa yoksa; kafaları takılı olan teknik direktör, futbolcu veya kulüp yöneticisini karalamak: Üstüne üstlük otuz iki hafta aynı formatta,
"pehlivan tefrikası" gibi bitmeyen ve değişmeyen konuşmalar ve suratlarla.
Ha evet değişen bir şey oluyor: O da televizyon kanalının logosu...
http://www.birgun.net/bolum-73-yazar-103.html