PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bu İşin Sonu Ne Olacak?


Mustafa Ozyurt
02-10-2007, 22:32
Bu yazıyı porto maçından önce yazıyorum , çünkü yarın sahadan çıkacak hiçbir sonuç kötü gidiş hakkındaki fikirlerimi değiştirmeyecek.

Bu işin sonu ne olacak?
Cidden soruyorum. Herkesin vardır kendine göre bir kurtuluş reçetesi inanıyorum. Öyle sloganvari laflarla değil, somut kurtuluş reçeteleri, gerçekçi çıkış yolları ama.
Soruyorum, çünkü gerçekten çok umutsuz hissediyorum ve aklıma hiçbir çıkış yolu gelmiyor.
2 - 3 kişi ile yönetilen kulüp, hiçbir muhalif sesin çıkmaması, hocanın ve takımın düzenini bozan menejer, Beşiktaş'ın hakkını yiyen federasyon.
Sanki uykuya daldık. Hiçbir şey yapamıyoruz.
Herkes aynı fikirde ama hiçbirimiz birşey yapamıyoruz.

Bu hoca da harcanacak, bu kadrodaki genç topçular da harcanacak, bu sene de heba olacak.
Tüm bunları geçtim, bu tazminat davaları, temlikli gelirler, Beşiktaş'ın geleceği kararıyor. Giderek siyaha batıyoruz.
Resmi sitede gördüm iftarlarda buluşuluyor, herkes bana dokunmayan yılan bin yaşasın der gibi bakıyor.
Anlamıyorum. Kestiremiyorum.

Eskiden de sportif başarılarla başımız dönmüş değildi ama hiç bu kadar söyleyecek hiçbir iyi şeyin olmadığı bir dönem yaşamamıştık.
Hiç bu kadar değerlerden taviz verilmemişti.

Ötekiler gibi olduk galiba. Bu başkan bizi ötekiler gibi yaptı. Şimdi ötekiler gibi bir zengin iş adamının gelip bizi kurtarmasını mı bekleyeceğiz?

Cem Ozel
02-10-2007, 23:39
Beşiktaş'ımızın simsiyah gündemi sanırım bu gidişi durdurmak için uğraşanları yorar oldu artık... tabi yönetim usanmadan yorulmadan icraatlarına devam etmekte.

Muhittin Saban
02-10-2007, 23:58
Sevgili Mustafa,

Tüm forumları oku, tüm sayfaları incele. Aslında o kadar çok çıkış yolu var ki!. Ama iş uygulamaya gelince "Stop!...."

Bir tek çıkış reçetesi camianın ağır toplarından ve medyadaki sesimiz Beşiktaş'lı yazarlardan gelmiyor. Sadece dile getiren Kazım Kanat!.. Sloganı da " Demirören İstifa"

Hoş taraftar artık medyadaki seslere de pek önem vermiyor. İsyan hat safhada. Umarım tek bir kahraman ortaya çıkmaz!.. Çünkü kahramanlar korkak toplumların basiretsizliğinde cesaretsizliğinde ortaya çıkar ancak. Yoksa korkak olmayan bir toplumun tek kahramanı yoktur çoğunluğu kahraman gibidir zaten.

Şu durumda taraftarın bir tek ama bir tek göstereceği irade ve tavır vardır, gerisi bana göre "Hi-ka-ye"dir!....

Mevcut yönetimi toplu ama güçlü olarak derhal istifaya çağırıp sonucuna katlanmak!..Haa "yapılr mı?" dersen tabi ki şu an ki mevcut taraftar profili ile " Hayır" yapılamaz.

Zaten halen orada olmaları da tuhaf!.. Hele del Bosque olayından sonra orada kalmak, o koltuğu ne kadar sevmekle ve kendi özel işlerini piyasada diri tutmakla alakalı sanırım.

Benim ümidim yok. İster Porto galibiyeti, ister Liverpol hiç farketmez.

İşte kuru kuru güzellik dolu konuşmalar yapıyoruz!.. Başka da bir şey değil.

Gursel Metin
03-10-2007, 00:39
Eskiden...... diye başlayan son iki paragraf bana eskiyle yeni arasındaki farkı tekrar düşündürdü.Aklıma gelen bazı şeyleri sıralamaya çalışayım;
Eskiden Beşiktaş herkezin ikinci takımıydı.Kendi takımlarından sonra bizim başarılı olmamızı isterdi.Şerefli ikincilikleri hatırlatmaya gerek yok herhalde.Şimdi birçok anadolu takımının en sevmediği,taraftarının en çok yenilmesini istediği kulüp olduk.(hepsi olmasa bile haklılık payı yokmu,nasıl olmasın biz bile aylardır kirlilikten başka birşey konuşamaz olduk).
Yöneticilerimiz,başkanımız dünya beyefendisiydi,şimdi en saygısızları bizde(f.b.nin hakkını yemiyelim onlardada var).
Derbilerden önce onlarınkiler çıkar atar tutar 5 atacaz derlerdi gasteler onları yazardı,bizim çocuklar 3-4 çakardı..Şimdi bizimkiler gazetelere çıkmak için yarışıyor.Yenemezsek lig bitermiş ne oldu yenildik bittimi hadi evinize.
F.b.gruptan geçilmezdi her seçim birbirine girerlerdi,şimdi bizde olduğu gibi ulufeler dağıtırlardı,herkez birinin adamıydı,ali şen hepsini döverdi.Bizimkileri biliyorsunuz....
İkinci olunca göğsümüzü gere gere gezerdik, şampiyon olurlardı ama boyunları bize karşı eğikti,diğer benzerlerine hava atarlardı...
Yönetim karşısında boyun eğmez bir taraftarımız olduğunu,farkımızı birazda burdan aldığımızı düşünüyorduk,öyleydikte zaten.Taraftar doğru bildiğini gür bir şekilde haykırır onuru için,Beşiktaş için kimseyi tanımaz,canını tehlikeye bile atardı.Şimdi...................................... ...(sahi Yılmaz abi,Özer abi siz o dönemden arkadaşlarınızla konuştuğunuzda y.d. ve s.e. ye neden destek verdiklerini,s.e.ye karşı pankart açanlara neden öyle tepki verdiklerini sormuşsunuzdur herhalde.Benim en çok merak ettiğim soru bu Beşiktaşla ilgili).
Çünkü y.d. nin yaptıklarını,fulyada olanları,gruplarda olanları,s.e.yi neden getirdiğini çok iyi anlıyorum(hak vermiyorum sadece anlıyorum).Onlar bu sene bu yaptıklarına ve birbirlerine muhtaçlar.s.e.yi başkanın getirmesi çok doğal,ama bu ne kadar doğalsa taraftarın bunu istemesi o kadar anormal,hele ki sizin kuşağınız Beşiktaşlılar için.
Benim için Beşiktaşın en büyük sorunu budur.Ne takım,ne teknik direktör,ne iyi kötü futbol,ne ocaktaki transferler.Bunlar gelir geçer her sene şampiyon olmuyoruz ki olmayalımda zaten.(en güçlünün yanında olmak bize yakışmaz değilmi ki).
Sorun NEDEN TEPKİ GÖSTERMİYOR ÖVÜNDÜKLERİMİZ VE NEDEN KORKARAK TEPKİ GÖSTEREMİYOR GERİ KALANIMIZ .Bundan büyük sorunumu var Beşiktaşın bu düzelmeden herşey yarım,herşey eksik kalacak.Taraftarın önceliği başını dik tutan değerleri,duruşu değilmidir size ne defansın duruşundan delgadodan.
Yanımızdakine arkamızdakine güvenemedikten sonra çokmu önemli tek önlibero.(önliberoya k....... en güzel günlerimiz Ulvi, Gökhan la olmadımı).
Feci dağıttım bunları yazmayacaktım halbuki kafam dağınık anlamışsınızdır umarım.Sevgi,saygı,hürmetler....

Hakan Kirezci
03-10-2007, 01:31
Güzel soru; Bu işin sonu ne olacak?
Sahi, ne olacak?
Hangi işin sonu ne olacak bu arada? Sıkıntımız mı var?
Varmış... Biraz etrafa kulak verince bakıyoruz da sahiden ne çok sıkıntımız varmış bizim.
Bir kere federasyondan memnun değiliz. Hakemleriyle, ceza kurullarıyla üstümüze geliyorlar. Hem hakkımız yeniliyor hem de cezayı biz alıyoruz.
Çözüm?...... Federasyon istifa.
İyi.
Sonra bizim yönetimden de memnun değiliz. Yumruk vuracağız diyorlar vurmuyorlar. İyi oyuncular alamıyorlar. Kulübü borçlandırıp duruyorlar sonra da parayı cepten verip muhalefet çıkmasını önlüyorlar.
Çözüm?..... Yönetim istifa.
Bu da iyi.
Bir de menacer sorunumuz var. Şaibeli birini, mafyoz ilişkileri olan bir kabadayıyı takımın başına menacer yaptılar. Duruşumuzu zedeledi, hocaya karıştı, takımın uyumunu bozdu.
Çözüm?... Menacer de istifa.
Ohh. Rahatladık. Başka kim kaldı? Hakemler.
Bunlar zaten bizi yemeye çoktan and içmişler. Her maç bizi ince kalın doğrayıp durmaktalar.
Çözüm?... Hakemliği bıraksınlar ya da bizim maçlarda istemiyoruz.
Cola Turka?... Yeşil sermayedir gitsin.
Futbolcu?... Sevinmiyor. Ya ayağını denk alsın ya da gitsin.
Öbür futbolcu? Orta yapmayı öğrenemedi bunca yıl. Yeter artık. Kenara çıksın biraz.
Beriki?... Ruhsuzdur kendileri yok olsun.
Dert çok hemdert yok.

Bir cihazın arızasını tesbit ve tamir edebilmek için öncelikle onun nasıl çalıştığına dair bilgimiz olması gerekir. Örneğin; Bir çamaşır makinesi çalışırken çok ses yapıyor diye motorunu söker atar ve de yenisini takarsanız ses kesilmeyebilir. Çünkü asıl ses yapan motorun çalışmasıyla birlikte harekete geçen patlak bir amörtisör de olabilir gevşek bir vida da. Belki de üzerinde durduğu zemin bozuktur kim bilir?

Bu nedenle itirazımızı yapacağımız hedefin doğru tesbiti için hedefin varoluş sebebini doğru kestirebilmek gerekir. Hiç olmaması gerekeni değiştirmek çözüm değil sorunu güçlendirmek anlamına gelir. Olmaması gerekiyorsa olmaması gerekir. Ayağına batan devedikenini söker atarsın, gül dikeniyle değiştirmezsin. Her iki durumda da iltihap kaçınılmaz çünkü.

O zaman önce makine nasıl çalışıyor ve de olması gerekenler ve olmaması gerekenler üzerinde ortak bir payda oluşturmak, en azından çözümün ne olduğunu anlamak açısından birincil koşul oluyor.

Şu kavramlar bizim için ne ifade ediyor? Sorusundan başlayabiliriz.
Sponsorluk mekanizmasının şu an için durduğu yer, hakları ve yaptırım gücü nelerdir ve biz bu konuda ne düşünüyoruz? Karar verdik mi?

Korsan ürün/Lisanslı ürün ikileminde kafamız karışmakta mı yoksa net bir tavrımız belirlendi mi?

Kombine bilet, sponsorlara verilen biletler ve kalan 3 biletin de bir pazarlama tekeline sunulması hakkında ne düşünüyoruz?

Sporcu transferlerinde ilkeler ne olmalı ne olmamalı emin miyiz?

Kulübün yönetim ilkeleri ve biçimi üzerine tavrımız aslında nedir? Nasıl bir yönetim biçimi ve ne tür bir yönetici profili ya da kim(ler) kulübü yönetmeli?

Geleneklerimizden süzerek takındığımız duruşumuz bir efsane mi yoksa sahiden o duruşun arkasında durabiliyor muyuz. Dahası niyetimiz var mı?

Endüstriyelleşme ile “üç korner bir penaltı” anlayışları arasında “Özde” sıkışmış durumda mıyız yoksa kesin bir tavır koyabilecek miyiz?

“Büyük taraftar projesi” ne oldu? Hatırlıyor muyuz yoksa kuyruğunu çoktan bıraktık mı. Ya da aslında biz o projeden hiçbir halt anlamamışmıydık zaten?

Son barikatın arkasında biz neyi koruyoruz? Yoksa sadece asi renkli güzel bir laf diye mi bağırıp dururuz son barikat, son barikat diye?

İşte bunlar ve benzeri çoğaltılabilecek diğer soruların cevapları üzerinde oluşacak bir ortak platform çözümün de yeşereceği (Belki de kuruyacağı) bir alan olacaktır. Yoksa ötesi aksı kırık otomobil gibi... Ver gazı, ver gazı, aynı yerdesin

Necdet Bulut
03-10-2007, 01:32
porto maçı oncesi istifaya devet edilmeli yıldırım demiroren sonuç ne olursa olsun !!! yeter bu kadar sabır nereye kadar surecek beşiktaşımızın değerleri bundan daha kotu yerlerde olmaz, yıldırım demiroren beşiktaşın butundeğerlerini bir bir yok etti eskiden saygı duyulan bir kuluptuk' beşiktaşlıyız deyince insanlar bir başka gozle bakarlardı ayrıcalığımız vardı diğerlerinden, rakip oyuncular sahaya çıkınıca beşiktaşla oynamanın gururu ve korkusu olurdu hele birde beşiktaşın başkanı olunca herkes hizaya gecerdi onunu iliklerdi saygıdan ama şimdi ne saygı gosteren ne korkan kaldı hepsini tek tek yitirdik beşiktaş başkanı alay konusu oldu kamoyunda sokaktaki çocuk bile ağıza alınmayacak lakaplarla hitap eder oldu ! yeter artık kimsenin beşiktaşımızı bu hallere düşürmeye hakkı yok eğer birazcık beşitaş sevgisi varsa bırak beşiktaşımızı o senin oyuncağın değil kendine başka oyuncaklar bullll!!!!!!!!!!!!!

Emre Tetik
03-10-2007, 04:55
yarın olası bi kötü sonuçtan sonra olacakları düşüşnem bile istemiyorum....

Özer Özçetin
03-10-2007, 08:20
Evet bu işin sonu ne olacağın cevabı unutturulan aslında bir başka bahara ertelenen projemizde gizli.Daha doğrusu gizli değil açık.
Beşiktaşın yaşayacağı kaos yakın dünlerden dili geçmiş zamanlardan değil,uzak dünlerden mişli geçmiş zamanlardan beri belliydi.Milenyum çağı yutturmacasıyla cilalı devir başlayacak sözleri gözleri boyamıştı.Evet Seba devri bir şekilde aşılmalı ama aşılmalıydı.Geriye götürerek değil daha da ileri taşıyarak,Sebanın yaptıklarının üzerine katarak aşılmalıydı.1957-1967 altın 10 yılın sonunda da aynısı Baba Hakkıya yapılmış.Şampiyonluklarla dolu yakın geçmişe rağmen,kasa dolu olmasına rağmen,daha Avrupai bir Beşiktaş için 40 bin kişilik stad için batı standartları için yola çıkanlar onca başarıyı dolu kasayı unutup Baba Hakkıyı harcıyor ve Beşiktaşta kaos dönemi başlıyor neticesi 1982 ye kadar şampiyon olamama,bir yığın borç,kibrit çakma kampanyaları ,kaybedilen yıllar.
Aynen Sebaya yapılanlar ve sonrası gibi.
Haydi Avrupai kulüp olalım,hayi stadı büyütelim,haydi sponsorlar,elde var sıfır olsa razıyız,elde var 100 milyon dolar borç,gelecek yılların gelirleri çoktan bitmiş,tazminatlar kapıda,sportif başarı araki bulasın,aynen eski yıllarda alınan bir iki Spor Toto kupası gibi,bir iki Türkiye kupası.
E ne kazandık,hiç...Ne kaybettik belli değil mi.
Bu işin sonu elbette bir düzlükle aşılacak,ama cesarettir ilk gereken.Gerekirse iftar yemeklerinde,gerekirse Şairlerde Kazanda,gerekirse Dolmabahçe önlerinde buluşulacak,yeter artık denecek.Başka çıkış yok,varsa bilen söylesin.Taraftar üzerindeki abluka dağıtıldığı gün,taraftar özgür iradesini ortaya koyduğu gün,iş tamamdır.Şu anda Başkanın tek beklentisi Porto ve Liverpol galibiyetleridir.Beşiktaş taraftarı alınabilecek iki galibiyetle tamam bu yeter bize derse,felaket o gün iyice yakmaya başlar Beşiktaşın geleceğini.Maç sonuçlarına göre değil,görünen köye göre harekettir doğru tavır.

Olgun Şimşek
03-10-2007, 09:21
yensekte yenilsekte
YÖNETİM İSTİFA

Derya Banu Akgul
03-10-2007, 11:07
Bizim Porto galibiyetimiz hiç kuşkusuz ortamı yumuşatacak ve fb ' yi her yendiğimizde olduğu gibi unutucaz yaşananları ha bu arada sakın yenmeyi istemiyorum gibi algılamayın ama artık yeter bu yönetimle bişey olduğu yok kendimizi kandırıyoruz hep inadınalarla ,ama inat yapacaksak artık başka şeyler için inat yapma vakti yoksa Kulüp elden gidiyor onu bilir onu söylerim.Bazı forumlarda yeni yönetim başkan adayı ve yönetcilerle ilgili yazılar var bilmediğimiz bişeymi var :) Sanmıyorum istifa olayının olacağını olsada şartalarını sunup parasını ister öyle gider.Yada çok yakında ailece sahip olurlar Beşiktaşıma !_kork_! !_kork_!

Onur Sarısoy
03-10-2007, 12:31
Bu yönetimle hiç bir yere varamıycaz.Anlamıyorum bu insanların Beşiktaş ımızı bu hale düşürtükten sonra hagi yüzle ortalıkta gezebiliyorlar?hiç mi utanma yok bu insan kılıklı patron bozuntularında???

Sercan Hosafci
03-10-2007, 14:41
Nasıl yapılır bilemem ama. Ne yönetimin istifasıyla ne bu senin heba olmasıyla,ne yeni gelecek başkanla,nede yeni kurulacak kadro ve teknik heyetle olacak iş değil bu. Bu senenin heba olacağınıda ben sanmıyorum başarılı olacaktır bu kadro Ertuğrul Hoca başaracaktır bu işi buna inanıyorum.

Ancak,kötü gidiş yani Beşiktaş'ın esas değerleri ve mali yapısı. İşte bu sorunun kaynağı sadece yönetim kesinlikle değil. Kongre üyeleri,ileri gelenler,divan kurulu,Beşiktaş'ın sorunu buralarda. Önce bunlar düzelecekki daha sonra bunlar,Beşiktaş'ı yönetecek bi başkan çıkarsın. Bizim sorunumuz çok derinlerde,kendi yazdığım yazıda da bunu belirttim. Dernekler herkes rant herkes menfaat peşinde. Biz diğerleri gibi oldukta,diğerlerinden beter olmayalım bari.

Mustafa Ozyurt
07-11-2007, 10:48
Daha dip bir nokta var mı?
Beşiktaş'ın kaderini bir adama teslim ettik, bekliyoruz.

Erkut Akpinar
07-11-2007, 12:01
.

Mustafa Ozyurt
07-11-2007, 12:11
Hani başkan çıkıp konuşuyor ya televizyonlarda '' Türkiye'de 2 takım yaratılmak isteniyor '' diye.
Bence kendisi bu projenin en büyük mimarı.

Ertan Eylem
07-11-2007, 12:23
Sonumuz ne olacak sorusu o kadar fazla sorulduki artık bir anlamda herkes umudunu kesmiş durumda.Gelecekten, bu yönetimden ,kongre üyelerinden v.s v.s fakat umut fakirin ekmeği biliyosun umutsuz da yaşanmıyor.

Hakan Kirezci
07-11-2007, 13:50
Umudu kaybetmeyi gerektirecek kadar abartılacak bir durum yoktur arkadaşlar. Karşımızda tek darbeyle yıkılacak denli yaralı bir takım vardı ancak kötü bir kaleci performansıyla biz kendimizi vurduk; o darbeyi vurabilecek inancımız zaten yoktu, gücümüz de kalecinin ve savunmanın yaptığı asistlerle tamamen kayboldu. Burada arada kaynayan, bu harala gürelde duyulamayan bir tesbiti ben de dile getirmek istiyorum. ihtiyacı olan galibiyeti daha ikinci yarının hemen başında garantileyen bir takımın daha sonra kan görmüş köpekbalığı gibi çökmüş rakibinin üzerine çullanmasını ben insani değerler adına üzüntüyle izledim. zamanında bunu biz de Adana Demirspor'a yapmıştık ve o utanç verici 10-0 lık skoru yaratmıştık. Karşısında her türlü darbeyi savuşturmaktan aciz duruma gelmiş meslektaşlarını böylesine vahşice hırpalamaktan çekinmeyen insan vahşetinin de üzerinde durulası, ayıplanası bir durum olduğunu düşünüyorum. Hatırlıyorum da, 4-0 öne geçtiğimiz bir maçta Lucescu, takımı yaptığı iki değişiklikle frenlemişti. Sebebi sorulduğunda ise az önce belirttiğim değerlere ilişkin bir iki laf etmeye çalışmıştı ama onlar da salyaları akan medya sayfaları arasında güme gitmişti tabii her zamanki gibi.

Burada bir yetersizlik sözkonusu. Yönetim basiretsizliğinden başlayıp teknik ve psikolojik yetersizlikler bizi buraya getirdi. Bundan sonrası biraz sukunet ve sağduyulu tesbitlerle hayata devam etmek olmalıdır.

Ben, büyük Beşiktaş taraftarının bu sağduyuya ve dirayete sahip olduğundan eminim.

Serdar Yeşil
07-11-2007, 14:01
Umudu kaybetmeyi gerektirecek kadar abartılacak bir durum yoktur arkadaşlar. Karşımızda tek darbeyle yıkılacak denli yaralı bir takım vardı ancak kötü bir kaleci performansıyla biz kendimizi vurduk; o darbeyi vurabilecek inancımız zaten yoktu, gücümüz de kalecinin ve savunmanın yaptığı asistlerle tamamen kayboldu. Burada arada kaynayan, bu harala gürelde duyulamayan bir tesbiti ben de dile getirmek istiyorum. ihtiyacı olan galibiyeti daha ikinci yarının hemen başında garantileyen bir takımın daha sonra kan görmüş köpekbalığı gibi çökmüş rakibinin üzerine çullanmasını ben insani değerler adına üzüntüyle izledim. zamanında bunu biz de Adana Demirspor'a yapmıştık ve o utanç verici 10-0 lık skoru yaratmıştık. Karşısında her türlü darbeyi savuşturmaktan aciz duruma gelmiş meslektaşlarını böylesine vahşice hırpalamaktan çekinmeyen insan vahşetinin de üzerinde durulası, ayıplanası bir durum olduğunu düşünüyorum. Hatırlıyorum da, 4-0 öne geçtiğimiz bir maçta Lucescu, takımı yaptığı iki değişiklikle frenlemişti. Sebebi sorulduğunda ise az önce belirttiğim değerlere ilişkin bir iki laf etmeye çalışmıştı ama onlar da salyaları akan medya sayfaları arasında güme gitmişti tabii her zamanki gibi.

Burada bir yetersizlik sözkonusu. Yönetim basiretsizliğinden başlayıp teknik ve psikolojik yetersizlikler bizi buraya getirdi. Bundan sonrası biraz sukunet ve sağduyulu tesbitlerle hayata devam etmek olmalıdır.

Ben, büyük Beşiktaş taraftarının bu sağduyuya ve dirayete sahip olduğundan eminim.

Sen Uzaklardan, satırlara döktüğün yazılarınla azda olsa beyinleri yumuşattın hakan abi, işte eksik burda takımın ve yönetemin böylesi durumlarda akil davranmama gibi bir sorunu var bu sorun halledildiğinde azda olsa bir şeyler halolur diye düşünüyorum, dün akşamdan beri ilk defa kendime geldim KARTAL yürekli abi teşekkürler

Serafettin Aydin
07-11-2007, 14:24
Umudu kaybetmeyi gerektirecek kadar abartılacak bir durum yoktur arkadaşlar. Karşımızda tek darbeyle yıkılacak denli yaralı bir takım vardı ancak kötü bir kaleci performansıyla biz kendimizi vurduk; o darbeyi vurabilecek inancımız zaten yoktu, gücümüz de kalecinin ve savunmanın yaptığı asistlerle tamamen kayboldu. Burada arada kaynayan, bu harala gürelde duyulamayan bir tesbiti ben de dile getirmek istiyorum. ihtiyacı olan galibiyeti daha ikinci yarının hemen başında garantileyen bir takımın daha sonra kan görmüş köpekbalığı gibi çökmüş rakibinin üzerine çullanmasını ben insani değerler adına üzüntüyle izledim. zamanında bunu biz de Adana Demirspor'a yapmıştık ve o utanç verici 10-0 lık skoru yaratmıştık. Karşısında her türlü darbeyi savuşturmaktan aciz duruma gelmiş meslektaşlarını böylesine vahşice hırpalamaktan çekinmeyen insan vahşetinin de üzerinde durulası, ayıplanası bir durum olduğunu düşünüyorum. Hatırlıyorum da, 4-0 öne geçtiğimiz bir maçta Lucescu, takımı yaptığı iki değişiklikle frenlemişti. Sebebi sorulduğunda ise az önce belirttiğim değerlere ilişkin bir iki laf etmeye çalışmıştı ama onlar da salyaları akan medya sayfaları arasında güme gitmişti tabii her zamanki gibi.

Burada bir yetersizlik sözkonusu. Yönetim basiretsizliğinden başlayıp teknik ve psikolojik yetersizlikler bizi buraya getirdi. Bundan sonrası biraz sukunet ve sağduyulu tesbitlerle hayata devam etmek olmalıdır.

Ben, büyük Beşiktaş taraftarının bu sağduyuya ve dirayete sahip olduğundan eminim.


hakan abi o lucescu'nun büyüklüğüydü,o maç inönüde 5-0 kazandığımız trabzonspor maçıydı,yanlış hatırlamıyorsam 3-0 dan sonra tamam tempoyu yavaşlatın gibilerinden talimat vermişti,buna rağmen ahmet hassan 2 gol atıp 5-0 a getirmişti maçı,ama elin ingilizi anlamaz o duygulardan gerçi senin kalecin 3 asist yaparsa(1 tanesinde çaresizdi kabul),milli takımına yolladığın stoperin topu taça atmayı öğrenemeyip bunca senede arkasında topçuya topu çarptırıp asist yaparsa,top büyük ihtimal kalecin kurtaracakken defansa çarpıp gol olursa,psg de oynamış ön liberon rakibe asist yaparsa,yine fransa liginde oynamış 32 yaşında tecrübeli sayılacak oyuncun ayağındaki topu kaptırıp sonrasında faul yaparsa ceza sahası çizgisi civarında son olarakta hakemin şansızlıkla senin tacını rakibe vermesiyle ve o tacın yaklaşık 5 m ileriden atılmasıyla gelen gol üzerine bence liverpool lu topçulara fazla kızmamalıyız.
dün bence ilahi bir adaletti liverpool burdada 28 şut çekmişti(ordakiler kadar net değildi kabul) dün gecede 30 şut çekti,bence sorun liverpoolda deil bizim topçulardaydı.
saygılarımla

Hakan Kirezci
07-11-2007, 15:14
Hafızamda olayları detaylarıyla tutamıyorum artık ama sen söyleyince olayı daha net hatırladım Şerafettin; Doğru, Trabzon maçıydı ama önemli olan zaten mantalitenin, yaklaşım biçiminin niteliğidir burada. Diğer yandan söylediklerin zaten belirttiğim teknik, psikolojik yetersizlikerin doğal sonucu. Elin İngilizi anlamaz demişsin ama elin Romeni anlıyor işte be Şerafettin. İnsani değerler adı üstünde insan için var.

Lucescu her yönüyle, gerek mesleki bilgi birikimi, gerek tecrübesi ve bunları doğru kullanabilme yetileri ve gerekse de bizim savunduğumuz duruş ve felsefesiyle kanımızın, dokumuzun birebir uyuştuğu bir hocaydı. Adı Ertuğrul Sağlam'dan önce geçtiğinde heyecanlanmıştım kendi adıma ama olmadı. Sebep? 5 milyon euro mu dolar mı ne istemişmiş. Peki senin (kişiliğine birşey diyemem) teknik anlamda Sergen'in sağ bacağı etmeyen Delgado'ya verdiğin 5 milyon euro karşılığı aldığın verim makul mudur? Ertuğrul Sağlam'ı da yanına versen, o da orada mesleki tecrübesini katlayıp büyütse daha iyi olmaz mıydı?

Neyse... Bir tesellim şudur ki bu hezimet yetersizliğin, beceriksizliğin ve doğru ile yanlışın neler olup neler olmadığının bir yansıması olarak tarihe geçecek. Biz nice 8-0 lar gördük ki tarihe galibiyet olarak geçti. Bu yenilgi emin olun ki o tür galibiyetlerden daha bir şereflidir. Bunun çözümü vardır, silkelenirsin biter. Diğerleri ise teneke kupalar halinde muhtelif müzelerde birer utanç anıtı olarak sergilenmeye devam etmekteler.

Serafettin Aydin
07-11-2007, 15:46
hakan abi inanki 8-0 veya 18-0 umurumda değil,beni asıl yaralayan BEŞİKTAŞLILIK duruşunun günden güne erimesi...
zaten bizim diğerlerine göre asla yıldızlarla dolu bir takımımız olmadı ama takım olan takımlarımız oldu(kolej takımı benzetmesini özledim).Silkelenmesi gereken sensin abi veya benim kısacası taraftarımız,ikimizde biliyoruz ki başkan istifa etmeyecek bundan sonra bildiği yolda devam edecek BEŞİKTAŞLILIK duruşunu ağzına sakız ederek.
Lucescu adı ortalığa atılınca zerre kadar heyecanlanmadım abicim,neden diyecek olursan zaten o ADAM'ı gönderen ta kendisiydi,kombine satışlarının bittiği gün se yi getirende kendisiydi(13.000 yerine 3.000 bile satamayacağını biliyordu tabi).Ayrıca başkanımız mağlubiyetten pek haz etmediği için kamuoyuna 0-1 mağlupken 2004-1 öne geçmiştir.
Eruğrul Sağlam başkan olsa inanki ölene kadar kalsın isterim ama hoca olarak yetersizliği fazla(ekibinden bahsetmiyorum bile,takımın hali ortada) dediğin gibi lucescu gibi bir markanın yanında staj yapması harika olurdu ama bunu kayserispor egosuyla Ertuğrul hocanın kabul edeceğini zannetmiyorum.
Son olarak bu 8-0 lık skor seninde dediğin gibi 2-1 lik derbi galibiyetlerine sevinenlere göre çok daha şereflidir...

Firat Sezginsoy
07-11-2007, 16:03
Sonumuz ne olacak sorusu o kadar fazla sorulduki artık bir anlamda herkes umudunu kesmiş durumda.Gelecekten, bu yönetimden ,kongre üyelerinden v.s v.s fakat umut fakirin ekmeği biliyosun umutsuz da yaşanmıyor.

Evet hala umudum var. Hatırlayın en son Umutlar ölür...

Ama bu idareciler olduğu sücere belki PAF takımı mucize yapar maçı kazanır, belki Marsilyayı da burda devirir düzlüğe çıkarız ama sonra gider Portodan 5 yeriz yine dibe batarız.

Herşeye rağmen bu skorun bence ilerisi için çok büyük getirisi olacaktır. Artık camia avrupanın Türkiye liginden farklı olduğunu anlamıştır diye umut ediyorum. Biz annemizin liginde oynarken dünyada neler olup bittiğini unutuyoruz üstelik bir de buna ukala tavırlarımız eklenince işte sonuç.

Avrupada hezimet yaşayan tek kulüp değiliz ama eğer futbola bu sığ bakış açısı devam ederse başarısızlıktan ders çıkartamayan tek takım olarak sadece biz kalırız.

Duygularımızın ve umutlarımızın daha fazla ırzına geçilmemesi dileğiyle bir kez daha: Demirören lütfen istifa!

Mustafa Ozyurt
07-11-2007, 19:33
Şimdi şöyle bir haber var LİG TV'nin sitesinde:

Sağlam'ın istifası istendi ama...

Beşiktaş'ta Liverpool karşısında alınan 8-0 gibi tarihi yenilginin ardından İngiltere'de bulunan yönetim kurulu üyeleriyle bir araya gelen Başkan Yıldırım Demirören'in, Teknik Direktör Ertuğrul Sağlam'ın istifasını istediği öğrenildi. Bunun üzerine Ertuğrul Sağlam'ın da istifasını sunduğu ancak bu kez İstanbul'da bulunan yönetim kurulu üyelerinin kendi aralarında yaptığı toplantıda, "Sadece Ertuğrul Sağlam'ın istifası yetmez, Sinan Engin de istifa etmelidir" şeklinde görüş belirtmeleri üzerine, Başkan Demirören'in adeta iki arada bir derede kaldığı belirtildi.
Geçtiğimiz Cumartesi akşamı Fenerbahçe'yle oynanan derbi maçında sahadan 2-1 yenilgiyle ayrılan siyah beyazlılarda maçın ardından TFF Başkan Vekili Affan Keçeci ile hakem İsmet Arzuman'ın istifası istenirken, Sivasspor maçına PAF takımla çıkma kararı alındığı açıklanmış, ardından İMKB'ye gönderilen yazıda, "Böyle bir düşüncenin olduğu ancak kesin olmadığı" ifade edilmişti.

Fenerbahçe maçı sonrası yaşanan gerilim henüz son bulmadan bu kez Şampiyonlar Ligi A Grubu'nda Liverpool karşısında alınan tarihi yenilgi, siyah beyazlı yönetimde yeni bir kaosa neden oldu.
Başkan Yıldırırm Demirören, Liverpool'da bulunan yönetim kurulu üyeleriyle yaptığı toplantıdan sonra Teknik Direktör Ertuğrul Sağlam'ın istifasını istedi. Karşılıklı görüşmelerden sonra Sağlam, Başkan Demirören'e "evet" dedi. Ancak bu gelişme İstanbul'da kalan yönetim kurulu üyeleri arasında yetersiz bulundu. İstanbul'da Asbaşkan Levent Erdoğan'la birlikte toplanan üyeler, sadece Ertuğrul Sağlam'ın istifasının yeterli olamayacağı, Menajer Sinan Engin'in de istifa etmesi gerektiği şeklinde görüş birliğine vardılar.

Fenerbahçe maçı sonrası Menajer Sinan Engin'in, Sivasspor maçında sahaya PAF takımla çıkacakları şeklinde sözler sarfetmesi üzerine Başkan Demirören'in de bu şekilde açıklama yapma zorunluluğu duyduğunu belirten bazı yöneticiler, Engin'in sözlerinin kendilerini zor durumda bıraktığını, bu yüzden kendisinin de istifa etmesi gerektiği görüşünde birleştiler.

İstanbul'da alınan bu karar üzerine Başkan Demirören adeta iki arada bir derede kaldı. Sinan Engin'in istifasına sıcak bakmayan Yıldırırm Demirören, tüm yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla yapılacak toplantı sonrası kesin kararını verecek.

Şimdi camiada neler olacağı büyük bir merakla bekleniyor. Başkan Demirören'in ya Ertuğrul Sağlam'ın istifasını açıklayacağı, ya da Sinan Engin'e sahip çıkarak bu şekilde yola devam edeceği gibi düşünceler camiada merak konusu olmuş durumda.

Bu arada, Beşiktaş'ta yaşanan bu gelişmelerin ardından Onursal Başkan Süleyman Seba'yla, Divan Başkanı Yalçın Karadeniz, eski yöneticilerden Fahrettin Curoğlu, gazeteci Rauf Tamer ve camianın ileri gelenlerinden bazı isimler bir araya gerelerek, gelişmeleri değerlendireceği öğrenildi. Toplantıda, camianın ismi üzerinde durduğu Murat Aksu'yla ilgili karar alınması da bekleniyor.

Erdem EROL
HABER MÜDÜRÜ
erdem.erol@ligtv.com.tr

Doğrudur yanlıştır bilmiyorum ama Özer Abi gibi büyüklerimizin Murat Aksu hakkındaki düşüncelerini öğrenmek istiyorum.
101. yılda giden şampiyonlukta federasyon as başkanı olduğu söyleniyor ama suçu var mı yok mu bilmiyorum.

Bir de; bu yönetim gerçekten Ertuğrul SAĞLAM'ı gönderebileceğini mi düşünüyor?

Şu kara gecenin ertesinde bunları konuşmak istemiyorum ama bir an önce ayağa kalkmamız gerekli.
Yoksa 101. yıl travmasına dönecek iş yine.