Nazim Ziya Tasdogen
15-11-2007, 02:47
Yeni hedef kitle olan orta sınıf yalnızca sahada uslu durmakla kalmayacak, daha çok para da ödeyecektir.
Bu tez, sorumluluk, adalet ve futbol kulüplerinin kendi şehirleri, mahalleleri için merkezi bir rol oynayıp oynamaması gerektiği hakkındaki esaslı noktaları gözden kaçırıyor. Fakat bunu bir kenara koysak bile, mantıkla ölümcül bir hata yapılıyor gibi geliyor bana. Büyük futbol stadyumlarında yaşanan keyif kısmen, başkalarını taşımakla başkalarına sırtını dayamanın bir karışımıdır, çünkü koltuksuz tribünlerde dikilmeyen seyirciler, gerekli atmosferi yaratmak için ötekilere muhtaçtır ve bu atmosfer futbolun belkemiğidir. Koltuksuz tribünler kulüpler açısından en az oyuncular kadar önemlidir; bunun sebebi yalnızca, buradaki taraftarların güçlü tezahuratta bulunması veya kulübe büyük paralar kazandırması değil (bunlar da değilse ama), onlar olmasa hiç kimsenin maça gitme zahmetine katlanmayacak olmasıdır.
Bütün stadyum özel localarla dolu olursa, kim loca için para öder ki? Kulüp bu locaları, yanında bedava atmosfer sağlandığı zihniyetiyle sattı, dolayısıyla Kuzey tribünü en az futbolcular kadar para kazandırır oldu. Peki şimdi tezahuratı kim yapacak? Orta sınıf banliyö çocukları, bunların anne babaları, tezahuratı kendileri yapmak zorunda oldukları zaman da maça gelmek isteyecekler mi? Yoksa kazıklandıklarını mı düşünecekler? Çünkü sonuç olarak kulüp onlara, asıl izlenilmek istenenin yer kazanmak amacıyla kaldırılmış olduğu bir şovun biletlerini satmış oluyor.
Futbolun istediğine karar verdiği seyirci tipi üstüne son bir şey söyleyeceğim: Kulüpler takımın iyi olduğundan, önlerinde kötü bir sezon olmadığından emin olmak zorunda artık, çünkü yeni seyirci başarısızlığa tahammül edemez. Bu insanlar, ligde on birinci sıraydayken ve bütün kupa maçlarından elenmişken sizi Wimbledon'da seyretmeye gelecek türden insanlar değiller. Neden gelsinler ki? Yapacak başka bir sürüşeyleri var.
Biz baldırı çıplaklar buna katlandık, takım ne kadar kötü olursa olsun (ki bazen, gerçekten ama gerçekten çok kötüydü) en azından yirmi binimiz maçlara geldi. Fakat bu yeni insanlar...
Pek sanmıyorum.
"futbol ateşi - nick hornby"
Bu tez, sorumluluk, adalet ve futbol kulüplerinin kendi şehirleri, mahalleleri için merkezi bir rol oynayıp oynamaması gerektiği hakkındaki esaslı noktaları gözden kaçırıyor. Fakat bunu bir kenara koysak bile, mantıkla ölümcül bir hata yapılıyor gibi geliyor bana. Büyük futbol stadyumlarında yaşanan keyif kısmen, başkalarını taşımakla başkalarına sırtını dayamanın bir karışımıdır, çünkü koltuksuz tribünlerde dikilmeyen seyirciler, gerekli atmosferi yaratmak için ötekilere muhtaçtır ve bu atmosfer futbolun belkemiğidir. Koltuksuz tribünler kulüpler açısından en az oyuncular kadar önemlidir; bunun sebebi yalnızca, buradaki taraftarların güçlü tezahuratta bulunması veya kulübe büyük paralar kazandırması değil (bunlar da değilse ama), onlar olmasa hiç kimsenin maça gitme zahmetine katlanmayacak olmasıdır.
Bütün stadyum özel localarla dolu olursa, kim loca için para öder ki? Kulüp bu locaları, yanında bedava atmosfer sağlandığı zihniyetiyle sattı, dolayısıyla Kuzey tribünü en az futbolcular kadar para kazandırır oldu. Peki şimdi tezahuratı kim yapacak? Orta sınıf banliyö çocukları, bunların anne babaları, tezahuratı kendileri yapmak zorunda oldukları zaman da maça gelmek isteyecekler mi? Yoksa kazıklandıklarını mı düşünecekler? Çünkü sonuç olarak kulüp onlara, asıl izlenilmek istenenin yer kazanmak amacıyla kaldırılmış olduğu bir şovun biletlerini satmış oluyor.
Futbolun istediğine karar verdiği seyirci tipi üstüne son bir şey söyleyeceğim: Kulüpler takımın iyi olduğundan, önlerinde kötü bir sezon olmadığından emin olmak zorunda artık, çünkü yeni seyirci başarısızlığa tahammül edemez. Bu insanlar, ligde on birinci sıraydayken ve bütün kupa maçlarından elenmişken sizi Wimbledon'da seyretmeye gelecek türden insanlar değiller. Neden gelsinler ki? Yapacak başka bir sürüşeyleri var.
Biz baldırı çıplaklar buna katlandık, takım ne kadar kötü olursa olsun (ki bazen, gerçekten ama gerçekten çok kötüydü) en azından yirmi binimiz maçlara geldi. Fakat bu yeni insanlar...
Pek sanmıyorum.
"futbol ateşi - nick hornby"