Hakan Kirezci
26-02-2008, 15:19
Bir pasta şefinin elleriyle özenerek 1 saatte hazırladığı pastayı makineler yardımıyla aynı zaman içinde o pastadan 1000 tane hazırlanmasıdır.
Makine tadıdır endustri...
üretim hızlandırılması için bulunan hormon ilaçlarıyla,normal bir çiftlikte 4 ayda büyüyen tavuğun,2 ayda semirtilmesi,şişirilmesidir endüstri...
Ha sonra çıkan hastalıklar da insanlık aleminin kıçına girecektir.
Kültürün yalnızca insan türünün bir başarısı, insanı insan kılan özelliklerden biri olduğu felsefeciler tarafından çok uzun zamandır biliniyor.
20. yüzyılın ilk yarısında gelişen kapitalizm sayesinde, kültürün de dahil edildiği seri üretim dönemi, gelişimini ve yayılmasını “halk için üretim” etiketine borçludur.
Oluşan bu endüstrinin amacı insanların kapitalizmi benimsemesini kolaylaştırmaktır. İnsan, iletişim araçları tarafından her gün tekrar tekrar uyuşturularak sıradan, standart bir tepki mekanizmasıyla yeniden yapılandırılır. Böylece siyasetten ve ekonomiden arınan insanlar yaşamları ve hakim ideoloji arasında bir bağ kurma fikrinden ve yetisinden uzaklaşırlar.
Çünkü “sermaye sahiplerinin ideolojisi ticarettir, alışveriştir” ve bu ideolojiyle birlikte yüzeysel hale getirilen kültür, içerdiği her şeyi birbirine benzetmekte zaman kaybetmez.
Teknoloji ve bilgi çağının gölgesinde gerçeklik imajlara dönüşür. Her şey birbirine benzediği için artık bir umursamazlık ve unutkanlık vardır. Geçmişte silinmesi gerekenler silinir.
Her şey önceden tasarlandığı ve önümüze sunulduğu için artık bilmediğimiz değil farkında olmadığımız bir geleceğimiz vardır. Bizler işletmenin öznesi değil nesnesiyiz.
Bizler dünyayı yöneten kültür endüstrisinin giderek maddileşen ürünleriyiz artık.
Makine tadıdır endustri...
üretim hızlandırılması için bulunan hormon ilaçlarıyla,normal bir çiftlikte 4 ayda büyüyen tavuğun,2 ayda semirtilmesi,şişirilmesidir endüstri...
Ha sonra çıkan hastalıklar da insanlık aleminin kıçına girecektir.
Kültürün yalnızca insan türünün bir başarısı, insanı insan kılan özelliklerden biri olduğu felsefeciler tarafından çok uzun zamandır biliniyor.
20. yüzyılın ilk yarısında gelişen kapitalizm sayesinde, kültürün de dahil edildiği seri üretim dönemi, gelişimini ve yayılmasını “halk için üretim” etiketine borçludur.
Oluşan bu endüstrinin amacı insanların kapitalizmi benimsemesini kolaylaştırmaktır. İnsan, iletişim araçları tarafından her gün tekrar tekrar uyuşturularak sıradan, standart bir tepki mekanizmasıyla yeniden yapılandırılır. Böylece siyasetten ve ekonomiden arınan insanlar yaşamları ve hakim ideoloji arasında bir bağ kurma fikrinden ve yetisinden uzaklaşırlar.
Çünkü “sermaye sahiplerinin ideolojisi ticarettir, alışveriştir” ve bu ideolojiyle birlikte yüzeysel hale getirilen kültür, içerdiği her şeyi birbirine benzetmekte zaman kaybetmez.
Teknoloji ve bilgi çağının gölgesinde gerçeklik imajlara dönüşür. Her şey birbirine benzediği için artık bir umursamazlık ve unutkanlık vardır. Geçmişte silinmesi gerekenler silinir.
Her şey önceden tasarlandığı ve önümüze sunulduğu için artık bilmediğimiz değil farkında olmadığımız bir geleceğimiz vardır. Bizler işletmenin öznesi değil nesnesiyiz.
Bizler dünyayı yöneten kültür endüstrisinin giderek maddileşen ürünleriyiz artık.