PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Geçmiş Olsun Şampiyon


Özer Özçetin
28-02-2008, 08:12
Öyle sıkıcı birgündü,her zamankinden başka,bir de tam işin gücün ortasında gündüz maçı.Hayatinin bürosunda buluştuk,Bülen Ortaçgil oradaydıt,çayla birlikte Beşiktaş sohbeti taksiye bindik Beşiktaşa gitmek için,taksici gsli ve Rizeli,bugün çok sevineceğim diyordu,sıkıcı daha da sıkıcı olmaya başladı,heykelin oradan Hayatinin Yavru Kartalı Ulaşı aldık stada geldik.Ters saate rağmen umduğumuzun üzerinde taraftar kitlesi vardı ve az sayıya rağmen coşkuluydu,sıkıcı gün birden neşeye dönmeye başladı tezahüratlarla,Cisse sakatlanınca eyvah dedim demez olaydım.En üstte yeniaçığa yakın yerde Bayrampaşalı Şenol,Karga Mustafa,Dayı Hakan,Serhat Abişle izlemeye başladık,ardında Hilmi geldi yanımıza,yerimiz 30 yıllık tarih kokuyordu,bir yandan anılardan szö ediyor bir yandan maçı izliyorduk,skora takılmıyorduk bile,illaki yeneceğiz hem de tur skorunu alarak diyorduk.Sağlı sollu bindirdik yendik ama yıkamadık.Aynen rengimizdeki Siyah Beyaz gibi derdi neşeyi bir arada yaşadık maç boyunca,hissemize Siyah düştü sonunda.
Olsun dedik bir kez yere düşmekle En büyük olmaya halel gelmez ya.Bırakalım bir kez daha bir Anadolu takımı alsın kupayı dedik.Şimdi sırada şampiyonluk var,hakemlerin kıyağı ile haybeden 15 puan cebe indiren biri gelecek İnönüye ve o gün orada 30 bin sevdalı dar edecek Dolmabahçeyi haksız yere lider olana.Gün şampiyonluğa yelken açma günü olacak,o sakat bu sakat o yok bu yok demeden biz varız diyeceğiz ve şampiyonluk türkülerini söyleyeceğiz.

Siyah Beyaz renginle uç açabildiğince
Yüksel ta arşa kadar Ey Şanlı Karakartal....

Serdar Yeşil
28-02-2008, 09:04
Evet başka diyecek bir şey yok Geçmiş olsun, üstüne birde cisse sakatlığı İnşallah derbide oynarsın cisse
Maça gidemedim Özer abiyi arıyayımda atmosferi soluyayım dedim demez olaydım 2-2 lik eşitlik golünü atdılar, BEŞİKTAŞIM' ın Canı Sağolsun

Murat Yıldırım
28-02-2008, 10:29
Saat 15.30 gibi oturdum televizyonun başına, her zaman yaptığım gibi koltuğumu tam karşısına ve biraz daha yakınına çekerek. Rakımı ve çerezimi yanımdaki sehpaya keyifle yerleştirdim. Gol de fazla gecikmeyince “eh bugün rahat bir maç seyredeceğiz galiba” dedim kendi kendime, “karaciğeri de fazla zorlamayacağız…” Demez olaydım. Zaman ilerledikçe aynı senaryo tekrarlanmaya başladı. Birilerinin bizim oyunculara, maçların ilk yarılarının da maça dâhil olduğunu iyi bir anlatması gerekiyor. Maçı koparmak için illa son dakikaları beklemek diye bir futbol kuralı olmadığını anlatmalılar. İkinci yarının başlarında mutfakta bir şeyler yapan hanıma seslendim : “ 60. dakikaya kadar bir tane atarsak gerisi gelir.” İkinci gol ikinci dublenin sonuna yetişti. İçerden seslendi hanım “ kaçıncı dakika ?” Keyifle arkama yaslanmaya hazırlanıyordum ki 2. golü yedik. Canım sıkkın bir iki tur attım evin içinde. Hanımın meyve teklifini geri çevirdim. Nobre’nin golü geldiğinde yeniden umutlandım. Turu getirecek gol için yeterli zamanımız vardı. Meyve önerisini 3. dubleyle birlikte kabul ettim. Ne yazık ki kalan dakikalar golü de turu da getirmedi. Ben de karaciğer de mutsuz, bir 90 dakikayı öylece tamamlayıp Pazar günü için kampa girdik…