PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Alen Markaryan


Aras Gundogdu
15-02-2007, 01:12
http://www.fotomac.com.tr/i/y/1315.jpg

Anlat abi Barış'a 04.07.07 Çarşamba

Özgürlük adına bütün hayatı protesto edip, bunu ifade tarzını kulağına küpe takarak işleyen Afrikalı köleler var vakti zamanında. Gittiği Mısır seferinde, bu küpelerin anlamından müthiş etkilenen o kölelerin davasına ortak olaraktan, kulağında küpeyle İstanbul'a dönen Yavuz Sultan Selim var tarihin bir köşesinde. İşte kulağında özgürlük küpesi, hayata isyan, beyninde özgürlük nidaları... Hem rakı kadehine, hem mavi sulara demir atmış, o lanet hastalığa !!!! kalmış tüm canlılar adına savaşan biri daha var Bodrum'un bir yerlerinde. Ölüm ne yana düşer be Kazım usta. Hiç giymediğin bir ceketin cebine mi yoksa taktığın küpeye mi? Yoksa, yoksa!! Buruşturup çöp tenekesine mi attın? Eğer öyle yaptıysan, iki adım ötende Barış yatıyor. Savaşmakta, hayatla "barış" için. Azrail'e o da küpesini göstermiş, özgürlük adına. Hani bir şeyler öğretirsin diyorum. Ölüme nasıl çalım atılır, hatta kale boydan boya kapalıyken, gol nasıl olur. Sen daha tecrübelisin ağabey, anlatırsın işte... Anlat, o sürmeli gözlüye. Bembeyaz, karla kaplı dağlarda, kankırmızı gelincikler nasıl açar? Nasıl uçar simsiyah Kartal gökyüzünde, anlat. Sahiden ölüm ne yana düşer be Barış kardeş. Çaldığın gitarın teline mi düşer, yoksa taktığın küpeye mi? Nereye düşerse düşsün, ayağa kalk arkadaş. Bana sözün var unuttun mu? Maçta yanıma gelecek ve bağıracaktık. Korkutmaz bizleri musalla taşı...

Değirmenin suyu 27.06.07 Çarşamba

Beşiktaş'a dair ne varsa sorgulanmakta. "X futbolcu alınırsa takım dengeleri bozulur" denmekte. "Falancayı alırsak genel kurula ne deriz" diye düşünülmekte. Bir sorgu-yargı meselesidir gidiyor. Lakin elin oğlu hem de finansal olarak "çöktü" denilen Galatasaray bile "mali açıdan" şovunu yaparken, kimseden çıt çıkmıyor. 7 milyon euro'yu bir yılcığına Lincoln'e sayarlarken o kadar rahatlar ki insanın sorası geliyor; Bu değirmenin suyu nereden hemşerim?! Neden Beşiktaş'ın "kalesi (!)'' devamlı irdelenirken daha kalecileri bile olmayan G.Saray ve F.Bahçe hiç sorgu odasına alınmaz. Benim gücüme gidiyor arkadaş. Ülkenin iki milli kalecisi sende olacak. Adamlarda yabancı kontenjanı dolu olduğundan dışarıdan kaleci bile getiremeyecekler. Köşeye iyice sıkışmışken federasyon konusunda ve karşısında salya sümükken, bu işin doktorları virüsü senin yemeğine katacaklar. Anlaşılan benim bağışıklık sistemim bozulmuş! Vatandaşın en önemli yerdeki adamları terk-i diyar etmiş. Kabaca ağzı burnu kan içinde yani. Nöbetçi doktor mahiyetinde de bir pansumancı almışlar. "Siz ne yapıyorsunuz?" diye hayıflanıldığında "Carlos'u getirdik" ya desinler diye... Fenerbahçe medyasında bunu bir kişi karıştırabiliyor mu! Ama senin Ali Güneş'in daha havaalanındayken!!! Vallahi çok yazık. Sayın Mahmut Uslu'nun, sayın Aziz Yıldırım'ınmış gibi lanse ettiği aslı sayın Ali Şen'e ait olan o komik cümleye bizim camiadan bir tek Reha Muhtar cevap veriyorsa... Daha ne diyeyim ki ben size?

Ütücü 13 Haziran 2007 Çarşamba

Yıldızları kırpıp kırpıp ya da cilalayaraktan, belki de parlatıp vitrinin önüne koymaktansa aynanın karşısında pantolonuma bakarım. Söküğü nerededir, yaması var mıdır, neresi dikiş tutmaz, kısalmış mıdır ya da benim mi boyum uzamıştır? İyice süzerim... Ve bilesiniz ki pantolunu gösteren ütüdür! Yıllardır sağ ayaklı Ümit Özat'ı sol tarafta çürütmeye çalışan mantık, o bölgeye cilalı ve ışıldar halde Roberto Carlos'u getirdi. O damarı besleyen Tuncay bile gözden düşmüş durumda. Defoyu örten Tuncay ile söküğü yamayan Özat, yerini dikişsiz bir kumaşa bırakmıştır. Eyvallah... İyi güzel de 37 yaşındaki Roberto Carlos satılamayacağına göre, 35 yaşındaki bu yıldıza 10 milyon euro ödemek, pantolona "ince" bir ütü atmak değil midir? Bu pantalonu iki sene sonra giyerler mi, bilmem! Lakin geçtiğimiz dönem 24 yaş ortalaması ile oynayan Beşiktaş'ı yerden yere vuran zihniyet; türlü entrikalarla ikinci olup başarısız sayılırken hayrettir ki bu başarısız Beşiktaş'ın önünde birinci olan F.Bahçe'yi yere göğe sığdıramıyor. Bakkal hesabı yaparaktan, yalnızca Kezman ve Carlos'a 25 milyon euro'luk bütçe ayıran F.Bahçe "basınları, basınımız ve üyeleri" tarafından hiç sorgulanmazken; bizim Beşiktaşımızdan ne istemektedir? Baliç'ler, Ortega'lar, Okocha'lar duyuyor mudur acaba beni! Onların borçları "Büyük F.Bahçe" yaftası altında örtülmeye çalışılmaktadır da "Büyük Beşiktaş" dillere çok mu uzak gelmektedir? Bütün hatları birbirine girmiş G.Saray bile bu kadar kurcalanmazken, neredeyse bastonla yurtdışından antrenör getiriyorken, Beşiktaş'a devamlı sallamalarının altında ne yatmaktadır? Geleceği tehdit, gelecekten korku, kompleks, ihtiras! Siz ne derseniz deyin ama ben yine de pantolon diyorum. Akıllı seçim ve hatasız terzi, iyi bir vitrinle; mükemmel bir giriş yaparız tekstil piyasasına. Unutmadan, bir de "son ütücü" lazım!

Sayın... 06 Haziran 2007 Çarşamba

Sayın Haluk Ulusoy; Sezon başından beri F.Bahçe kulübü ile itişmeli kakışmalı olduğunuz aşikârdı. Çok gitmek istediğiniz Alkmaar maçına dahi, sizi stada davet bile etmemişlerdir. Size hakaret eden F.Bahçe yöneticisine, kavlinizce ve üslubunuzca cevap verdiğinizi TV'lerden takip ettik. Hal böyleyken, Kadıköy'e gidip şampiyonluk kupasını ellerinizle vermek istemezini mantıklarımıza sığdıramayaraktan, anlayamadık! Beşiktaş taraftarını ve spor kaumuoyunu aydınlatmanız temennisi ile... Sayın Şansal Büyüka; Programınıza bağlanan F.Bahçe yöneticisinin sizi tahrik ederek hemen yanınızda en azından 5 senedir oturan Erman Toroğlu'ndan "o adam" diye bahsetmesini kulaklarımızla duyduk. O aynı yöneticinin, yöneticisi olduğu statta sizin televizyonunuzun kabloları, hem de maç oynanırken ve siz yayındayken "kırt" diye kesiliverdi. Tüm kamuoyu ne yapacaksınız diye düşünürken ve hatta beklerken, ses karşı taraftan geldi: "Kabloları belki kendileri kesmiştir!" Şahsınızın tarafsız bir televizyoncu olduğunu tahmin ederekten... Sayın Hıncal Uluç; "Çarşı hesap sormalı" başlıklı yazınızı çok dikkatli ve etüt ederek okudum. Lucescu'yu, eğer Beşiktaş'a gelirse söylemlerinden dolayı Çarşı'nın sorgulaması gerektiğini vurgulamışsınız. Beşiktaş Çarşısı'nı köşenize taşıdığınızdan dolayı teşekkür ediyoruz ama her yeni gelen teknik direktörümüze bir "kulp" yapıştırılan bu devranda; hocalarımızı sorgulamak yerine savunmaya geçeceğimizi, sorunlarımızı aile içinde tartışacağımızı, sayenizde tüm kamuoyuna bildiririz... Sayın Altan Tanrıkulu; Şahsınızın, şahsıma olan düşmanlığını hayretler içerisinde izlemekteyim. "Dostça" istediğiniz Karaelmas Üniversitesi'ndeki panelin bandını, Beşiktaş TV olarak size "dostça" takdim ettik. Siz; o dinletiden, o konuştuklarınızı mı çıkarttınız? Vallahi bravo!

Düşenler 30 Mayıs 2007 Çarşamba

Şampiyonlar Ligi finalinde Liverpool kiminle oynadı? Milan... Avrupa'nın en büyüğü kim oldu? Milan... İtalya Ligi'nde Reggina küme düşme (me) maçında kiminle oynadı? Milan... Tüm dünyada iddaa 1'e 9 oranı kimin galibiyetine verdi? Milan... Maçı kim aldı? Reggina... Ee bee Bursaspor. Senin mantığında Milan maç sattı. Chievo küme düştü. Ee ne diyeyim, ardık sen de benim aklıma düştün. Düşen hayallerim içerisinde ucunu sivrilttiklerim var mesela. Dilaracık var. Logar kapağı açık bırakılmışken içine düşen! Kayseri'de 6 tane bebe var. Çöpten marul toplarken ehliyetsiz bir kamyona düşen. Lacivert tişörtlü bir herif var, uçarak tekme atarken Rico'ya ekranlara düşen. Bir de Beşiktaş defansı çizgideyken nice adamlar var, bol bol ofsayta düşen. Dişlerimizi sıkıp ağlarken bu hallerimize içten içe, ağlamayı huy bilip meslek edinenler var, dillere düşen. Ve bir ortak paydadır yalnızdır kişi başına düşen, sorumluluk. Ne düşen kalkanlar vardır da bir düşmez kalkmaz olan Allah'tır. Bir zamanlar bir yerlere kişi başına düşen Şahin marka otomobildir de şimdi onların canı yanmıştır, teşvikten feryattadırlar. Dedik ya düşmez kalkmaz bir Allah var. Ve 93 yılında şehrin tekinde takım başına bir maçta 8 gol düşmüştür de!!!





Alen Markaryan'ın Tüm Yazılarını İndir! (http://rapidshare.com/files/34425150/Alen_Markaryan.txt.html)

Ertan Eylem
15-03-2007, 23:04
Sevgili Alen Markaryan: Bak şöyle dönüp bak ,arkana, sağına ,soluna işte gördüğün bu yürekli insan topluluğunu kaybetmek istemiyosan gereğini yap.Susma hakkını yeterinden fazla kullamadın mı?Ç@rşı nın sana da mı k@rşı olmasını bekliyorsun.Gerekirse sana yapılan şantaj ve tehditleri dahi haykır paylaş yani KARTAL gibi aç kanatlarını ve uç özgürce uç ve uçur!!!

Berk Sezenler
16-03-2007, 00:31
Alen Markaryan'a ayrıca karşı olmaya gerek yok.çArşı zaten kendine bile karşı.
''Gerekirse sana yapılan şantaj ve tehditleri '' derken neyi kastettiniz acaba?

Serenat Tutaklı
16-03-2007, 00:35
.Gerekirse sana yapılan şantaj ve tehditleri dahi haykır paylaş

Siz de bizimle paylaşın o zaman.Nelermiş bunlar?

Cem Ozel
16-03-2007, 01:37
Sevgili Alen Markaryan: Bak şöyle dönüp bak ,arkana, sağına ,soluna işte gördüğün bu yürekli insan topluluğunu kaybetmek istemiyosan gereğini yap.Susma hakkını yeterinden fazla kullamadın mı?Ç@rşı nın sana da mı k@rşı olmasını bekliyorsun.Gerekirse sana yapılan şantaj ve tehditleri dahi haykır paylaş yani KARTAL gibi aç kanatlarını ve uç özgürce uç ve uçur!!!

bencede bir açıklama yapılsa iyi olur. komplo teorisi gibi durmasın.

Gürhan Oğuz
16-03-2007, 08:31
Sevgili Alen Markaryan: Bak şöyle dönüp bak ,arkana, sağına ,soluna işte gördüğün bu yürekli insan topluluğunu kaybetmek istemiyosan gereğini yap.Susma hakkını yeterinden fazla kullamadın mı?Ç@rşı nın sana da mı k@rşı olmasını bekliyorsun.Gerekirse sana yapılan şantaj ve tehditleri dahi haykır paylaş yani KARTAL gibi aç kanatlarını ve uç özgürce uç ve uçur!!!

açıklama gerekli .
bu satırların altını boş bırakmamalısın eğer bir teori ise hayata yansımasını
değilse ispatı gerekir
ki bizimde ufkumuz açılsın

Ertan Eylem
24-03-2007, 23:17
açıklama gerekli .
bu satırların altını boş bırakmamalısın eğer bir teori ise hayata yansımasını
değilse ispatı gerekir
ki bizimde ufkumuz açılsın


Sevgili Dostlar bazı şeyler duyumdan ibarettir.Ama son dönem Beşiktaşımız da boy gösteren mafya bağlantıları ve başkan ın adamları bu fısıltıları doğrular nitelikte görünüyor.Alen in yönetim tarafından baskı altında tutulduğu söylentilerini sanırım çoğumuz duymuştur.

Serdar Bilgili nin başkanlğı S.Engin in menejerliği ile başlayan mafyalaşma süreci sonucu taraftarlar arası yaşanan olayları hepimiz çok iyi bilmekteyiz.Bugün Demirören döneminde dahi s.engin in gizli bir güç odağı olması sizler e de ilginç gelmiyor mu?

İşte hal böyle iken Alen in bu denli sessiz kalmasının ardında yatan gerçek neden bu olmasın.

Cihan Güngör
20-06-2007, 12:40
Tanıyın bunları!

Zulam kan ter içinde asi, ha desen koparacak dizginlerini; der ya şair işte aynen o haldeyim... Anlaşılamaz bir düzenin garip bir yolcusuyum. Yıllardır içimdeki asiyi zapdederim de, gayrı mani olamam diye korkarım. Dört yarım ketenpere sarması gibi kaşlarını çatmış, kollarını büzmüş, bizi beklemekteyken nedir bu camianın hali? Herkeste bir savrulmuşluk... Boksör gibi köşesine çekilmiş, gong sesini beklemekte. Neresinden vurayım diye hesap yapmakta. Lakin, hesabı düşmana değil, dostuna görmekte... Yıllarca aynı masada rakı kadehini terletmiş, tribünde omuz omuza verip kim bilir kime karşı yürümüş yüzlerce adamın birbirine kan davası gibi Beşiktaş'sız bu duruşu nedir? Nedir bu dostunu düşmanını tanıyamama... Kamplara bürünmüşlük, gruplara ayrılmışlık, "isimlerin" peşinden koşma hali nicedir... Herkes Beşiktaşlı değil mi? Bir topçunun gelişi ya da gidişi, camiayı böylesine bölebilir mi? Her zaman söylüyorum, forma aşkıyla oynayan kaç oyuncu sayabilirsiniz!? Peki, formasını hakkını vererek terleten futbol sayısı? Kapitalist sistem gırtlağımıza kadar dayanmışken ne ruhu? Futbolcuya ruhu tribün verir, yoksa her ruhsuzlukta ne diye Pascal diye bağırıyorsunuz ki? İşte o yüzden yedi düvelin profesyonel olduğu bir ortamda, kadın-erkek aşklarının bile çıkar evliliklerine düştüğü, sözüm ona "Love Story"lerde o Fener'den gelmiş, bu G.Saray'dan dönmüş; o kadar da önemli değil dostlar. Sen, Atletico Bilbao tarzını felsefe ve camia olarak benimsersin ve bu işe soyunursun, o zaman bütün bu ayrımcılıklara amenna. Bu dedikodu kervanı, bu ihtiras, bu kapris, mayın döşenmiş tarla gibi gelmekte gözüme. Ey kara gözlü, ak alınlı; sanadır sözüm iyi dinle... Tanı bunları! Zago'dan bu yana, pusu hep sana çalışmaktadır. Düşme çiyan kuyularına... Tanı bunları, tanı da öyle büyü!

(Fotomaç - 20.06.2007 - Çarşamba)

***

Düzenin böyle olmasını sağlayan yöneticilerimiz değil midir? Yaptıkları uygulamalar sonucunda bu kulübün ve taraftarın bu hale gelmesindeki en büyük suç yine bu yöneticilerimizin değil midir? "Alem oturgaç olmuş, düzene ayak uyduralım" şiarı hiç hoş olmamış. Ve bana göre bu yazının hedefi direk yöneticilerimiz olmalıydı.

Ayrıca Atletico Bilbao değil, Athletic Bilbao.

Serenat Tutaklı
20-06-2007, 13:10
"o Fener'den gelmiş, bu G.Saray'dan dönmüş; o kadar da önemli değil dostlar"

Çok önemli,önemli olduğunu Alen'de biliyor.Ama niye bunu yazıyor?Neyse mi demeliyiz burda??!

Gürhan Oğuz
20-06-2007, 13:10
desene ruh önemini kaybetti artık..
semt, barikat , şerefbey, babahakkı,
duruş, arma, nerede bunların varlığı
olmadı olmamalıydı

Eren Cemaloğlu
20-06-2007, 15:01
demek önemli değil..acaba alen sadece tribün liderliği mi yapsa diye düşünüyorum..

Fatih Demirezen
20-06-2007, 16:31
eline sağlık alen abi ne güzel yazmışsın tebrik ederim

Muhittin Saban
21-06-2007, 00:52
Beraber tanımaya çalışalım, sen sor ben sorayım!....



TANIYIN BUNLARI

Zulam kan ter içinde asi, ha desen koparacak dizginlerini; der ya şair işte aynen o haldeyim... Anlaşılamaz bir düzenin garip bir yolcusuyum. Yıllardır içimdeki asiyi zapdederim de, gayrı mani olamam diye korkarım. Dört yarım ketenpere sarması gibi kaşlarını çatmış, kollarını büzmüş, bizi beklemekteyken nedir bu camianın hali?

Daha neyi bekliyorsun o zaman? Zaptetme Asi'ni sal gitsin. Beşiktaş'ın değerleri elden gidiyor eğer sen zaptetmeye devam edersen millet te senin gözünün içine bakarsa "Alen ne tepki verecek"diye işte o zaman kuşatılmışlığın alası başa gelir. Sen ve senden gelecek gelecek tavra göre hareket edecek olanlar da o bahsettiğin kapitalist sistemin karşısında boğazlarını bir koyun gibi teslim etmek zorunda kalırlar!

Herkeste bir savrulmuşluk... Boksör gibi köşesine çekilmiş, gong sesini beklemekte. Neresinden vurayım diye hesap yapmakta. Lakin, hesabı düşmana değil, dostuna görmekte...

Sorarım Allah için; peki o dost bizleri hiç takıyor mu? Bizlerin manevi değerlerine ve Beşiktaş etiğine yaraşır hareketlerde kusur etmiyor da biz mi ona saldırı hazırlığı içindeyiz.Zaten "İlk ve sürekli vuran" senin o dostun dediklerin Başkan ve bazı arkadaşları değil mi?



Yıllarca aynı masada rakı kadehini terletmiş, tribünde omuz omuza verip kim bilir kime karşı yürümüş yüzlerce adamın birbirine kan davası gibi Beşiktaş'sız bu duruşu nedir? Nedir bu dostunu düşmanını tanıyamama... Kamplara bürünmüşlük, gruplara ayrılmışlık, "isimlerin" peşinden koşma hali nicedir... Herkes Beşiktaşlı değil mi? Bir topçunun gelişi ya da gidişi, camiayı böylesine bölebilir mi? Her zaman söylüyorum, forma aşkıyla oynayan kaç oyuncu sayabilirsiniz!? Peki, formasını hakkını vererek terleten futbol sayısı? Kapitalist sistem gırtlağımıza kadar dayanmışken ne ruhu? Futbolcuya ruhu tribün verir, yoksa her ruhsuzlukta ne diye Pascal diye bağırıyorsunuz ki? İşte o yüzden yedi düvelin profesyonel olduğu bir ortamda, kadın-erkek aşklarının bile çıkar evliliklerine düştüğü, sözüm ona "Love Story"lerde o Fener'den gelmiş, bu G.Saray'dan dönmüş; o kadar da önemli değil dostlar. Sen, Atletico Bilbao tarzını felsefe ve camia olarak benimsersin ve bu işe soyunursun, o zaman bütün bu ayrımcılıklara amenna. Bu dedikodu kervanı, bu ihtiras, bu kapris, mayın döşenmiş tarla gibi gelmekte gözüme. Ey kara gözlü, ak alınlı; sanadır sözüm iyi dinle... Tanı bunları! Zago'dan bu yana, pusu hep sana çalışmaktadır. Düşme çiyan kuyularına... Tanı bunları, tanı da öyle büyü!

“Tanı da büyü” diyorsun ya işte asıl senin bu yeni jenerasyon gençlere örnek olman ve iyiler ile kötüleri senin işaret etmen gerekir. Sen o tribünlerde lider konumunda olansın. Bizler de burada yada böyle forumlarda bir şeyler yazmaya çalışan ve gençlere Beşiktaş değerlerinin öneminden bahsetmek için çırpınan Beşiktaş’lılarız. Son Barikat’ız diyoruz yıkılmayacağız diyoruz ama maalesef savunduğumuz değerlerin yetkili koruyucuları işlerini yapamıyorlar ellerine gözlerine bulaştırıyorlar ve üç kuruşluk ağızlarda sakız gibi dillere dolanıyoruz. Zago’dan beri diyorsun!..... Peki Zago’dan beri susulur mu hiç? Neyin beklentisi var da biz bilmiyoruz. 3 sene öncesinden başlayan erezyon halen bizden çok şey alıp götürmekte ama karşı olarak yapılan nedir? Hele hele senden hiç ses yok!. Dedim ya beni asıl şaşırtan senin gibi lider konumda olan ve yıllardır Beşiiktaş için mücadeleler veren bir yüreğin bu kadar sessiz kalması anlaşılır gibi değil. Bu kızgın ve tepkili taraftarın daha neyi beklemesi gerekiyor? Sen ısrarla konuşmayalım,bölünmeyelim, tepki vermeyelim ve homurdanmayalım diyorsun. Yok be sevgili Alen testi doldu ve taştı. Daha fazlasını bu taraftardan beklemek ve susmalarını istemek haksızlık oluyor. Ucunda bir ışık görsek hep beraber sonuna kadar susalım ama senin tepki vermediğin Başkan ve bazı arkadaşları korkarım yakında Beşiktaş kulübünün anahtarlarını da resmi bir törenle rakiplerine verirlerse hiç şaşmam. Çünkü o cesaret onlara bu 2 yıldır gösterilen suskunlukla zaten aşılanmış durumda.Çünkü bu kadarını yapandan o kadarını da beklemek hayalcilik olmaz. İşte bu kadar umutsuzluk veriyorlar!...



Yazık ya hakikaten yazık 104 yıllık koca çınar koca camia koca Kulüp bunları ve böyle yönetilmeyi haketmedi. Hoş bir laf var ya “ İnsanlar hakettikleri gibi yönetilirler” diye. İşte bu anlamsız ve zorlanan suskunluk hakettiriyor başımızdakileri bize!...


Artık bundan sonra da ne konuşmanın ne de laf anlatmanın bir önemi yok. 2 yıldır bir şeyler anlaşılmadıysa bu durum, bağışıklık yaptığı için korkarım ki bundan sonra da hiç anlaşılmayacaktır.



Tüm bu olanlardan sonra; Biz konuşmayalım da Mahmut Uslu’mu konuşsun!........?

Yani biz tanıyacağımızı çoktan tanıdık zaten..

.

Anıl Tanrıyar
21-06-2007, 01:54
tam 10 dakıkadır yazıyorum yazıyorum siliyorum çok tereddutlerde kaldım muhıttın abıye katılıyorum bende...

Muhittin Saban
23-06-2007, 16:43
Bugün Forza'da buraya yazdığım yazıyı yazdım aynı şekilde yani Sen Sor Ben Sorayım diye başlayarak girdim yazıya. Ne tesadüftür ki Alen o yazıdan 3 saat sonra Forza'ya kendi yazdığı bir yazı ile giriş yaptı.

Uyanın ve Silkelenin başlıklı bir yazı.

Sanırım okumuşsunuzdur eğer bugün forzaya girdinizse. Yalnız yazı biraz ilginç geldi bana içeriğinde ki ifadeleri itibarıyle. Şöyle ki;

Sanırım baya rahatsız oldu gelen tepkilerden. Aslında bu açıklamaları sürekli yapabilse niyetini aktarabilse kendi açısından daha iyi olacak. Tabi aktarırken karşındakileri de sayarak yapması lazım bunu yoksa bugün de yaptığı gibi sadece yazıya başlarken; "Abiler, kardeşler, dostlar vs..... "diye başlayıp sonra tuhaf bir çaresizlik ile giydirmeye çalışmak yakışıkşız kaçmış biraz. O da şundan kaynaklanmış olabilir; Çünkü belli ki oteritesini ve güvenilirliğini kaybettiği hissine kapılmış sanki.

Şimdi yiğidi öldür hakkını yeme felsefesinden yola çıkarak onun da aktardığı bazı noktalarda haksız olmadığının farkındayım. Kendisi diyor ki; " neden hep benden bekleniyor bu eleştiri hamlesi? Varsa babayiğit varsa organize olacak kişiler buyrun yapsın neden ben ve Çarşı markası (!) ön plana atılıyor. yapsınlar itiraz da etmem diyor. Şimdi burada haklı. Ama bizim ve bizim gibilerin anlatmak istediği gerçek anlamı ile anlaşılamıyor. Çünkü araya giren yeni jenerasyon gençlerin ve bazı şahısların amaç dışı söylemlerinden dolayı bizlerin anlatmak istediği de mutasyona uğruyor.

"Ayarlayın bir yer yüz yüze konuşalım o zaman tek tek sorularınızı içtenlikle cevaplayayım ama böyle her eleştirene cevap veremem" diyor, haklı...

Aslında diğer taraflarında yazının çok cevap verilecek yanlar var ama hakikaten böyle araya giren diğer mesajlar ile olmuyor bu işler. zaten kendi yazdığı yazıya da cevap hakkı yok sadece okuma yazısı olmuş!. Burada da haklı bin tane cevap gelecek ve sil baştan olacak.

Ama maalesef Alen'e sorulması gereken onca soru var. Eğer bir kişi lider konumundaysa hükmettiği kitlenin de tepkilerine duyarsız kalma gibi bir umursamazlığı olmamalı. İşte burada anlaşamıyoruz sanırım.

Bu iş günden güne sıkışır kalır. Ben bugünde yazdım artık yönetimi eleştirmek istemiyorum, gelmiyor içimden onun için Muhalefete yükleneceğim(Olmayanına ama)

Asıyorum yazıyı....

Ertan Eylem
25-06-2007, 22:03
Sevgili Arkadaşlar siyasi yapılanmaların en demokratik olduğunu iddia edenleri dahi denetim mekanizmasındaki demokratik kontrolü kaybettiğinde bürokratik oligarşi oluşur.

Her nekadar üretken ve sıradışı bir yapılanma da olsa Ç@RŞI sonuç itibarı ile futbolun içinde varolan bir yapılanma.Dolayısı ile böylesi bir yapılanmanın demokratik denetim mekanizma ve kontrol organ-araçlarını oluşturmak meşakatli iştir.Ama mümkün değildir diyebilirmiyiz? tabiki hayır.Ama zordur.

Herzaman ifade etmeye çalışıyorum Alen tek başına ne suçlu ne de kahraman.
Ana sorun Ç@RŞI içerisinde sistematik bir yapılanma ve örgütlenme anlayışının kurumsallaşmaması.

Oysaki Ç@RŞI zoru başararak sıra dışı çizgisini daha nitelikli bir noktaya sıçratabilir.

Bu durumda TEK YOL herkafadan bir ses çıkmamak kaydı ile bir değerlendirme ,tavır belirleme ve sürece müdahale edebilme adına ciddi bir organizasyon yapılabilir.Herkes eteğindeki taşları dökme şansı elde edebilir.

Sonuç itibarı ile mevcut yapı içinde herbiri özne olabilen bireysel gelişimi -özgüveni ne kadar fazla birey mevcutsa o yapılanma raydan çıkma -amaçtan sapma tehlikesinden o denli uzak kalır.

Özenç Aktaş
30-06-2007, 20:43
http://img510.imageshack.us/img510/9453/imagesdf3.jpg
Sevgili Alen Markaryan: Bak şöyle dönüp bak ,arkana, sağına ,soluna işte gördüğün bu yürekli insan topluluğunu kaybetmek istemiyosan gereğini yap.Susma hakkını yeterinden fazla kullamadın mı?Ç@rşı nın sana da mı k@rşı olmasını bekliyorsun.Gerekirse sana yapılan şantaj ve tehditleri dahi haykır paylaş yani KARTAL gibi aç kanatlarını ve uç özgürce uç ve uçur!!!
bencede bir açıklama yapılsa iyi olur. komplo teorisi gibi durmasın.

alen maçlarda arada bir maça bak
__________________
Kartal PenCHEsi..!

Alaattin Çam
02-07-2007, 02:18
Ben çok yetkinim diyeceksin ama hiçbir organizasyonun içinde yer almayacaksın.

Ben her şeyi çok mükemmel analiz ederim ama pratikte biraz işim mi var diyeceksin.

Eleştiri olur, ama karşılığında proje sunulursa eleştiri harika bir kıvama girer. Eleştiri yaparken insanları aşağılamak, şöyle yap-böyle yapılarla saygı ve emeğe hürmet platformundan epey uzaklaşarak bir bilinmeze gittiğini okumak ne acı!

Alen Markaryan’ı bilen bilir bilmeyenler ve aklında kırıntılar-takıntılar olan kim olursa olsun A.Markaryan’la her zaman ortak bir görüşme sağlayabilirim. Sorularınız kuşkularınız buralarda yazdığınız kadar atik olsun ama.

İlgililerin bilgisine…

Ozgur Ogutcu
03-07-2007, 16:57
Alen abi anlayışlı ve duyarlı bir insandır,birebir görüşmede her şeyi konuşabilirsiniz,bence bir buluşma yapılabilir herkes ilk elden aklındakileri sorma fırsatı bulur..Çünkü bazen her şey dışarıdan göründüğü kadar kolay olmuyor..

Rasim Bektaş
04-07-2007, 09:07
Alaattin Çam'a gider bu yazı


Yavuz Sultan Selim _40 Bin Alevi'nin Katili

--------------------------------------------------------------------

Yavuz Sultan Selim, Sünni inancı Anadolu Alevileri için bir zulüm nedeni yapan Osmanlı sultanıdır.
Yavuz Sultan Selim'in Sünnilik adına Alevi halkı kitlesel olarak yok etmeye kalkışmasının nedeni Osmanlı'nın doğu sınırlarında hızla gelişen Türk Safevi Devleti'dir; bu devletin Anadolu Alevileri için Osmanlı zulmüne karşı bir umut olması ve Anadolu insanının Osmanlı topraklarından kaçmaya başlamasıdır.

Bu güçlü Türk devletinin gelişip kökleşmesinin, sömürü alanı olarak görüp değerlendirdikleri Anadolu'nun elden çıkması demek olduğunu anlayan Osmanlı, bu gelişimin "tek ıslam devleti" kurma çabalarını da engelleyeceğini düşünüyordu.

Sıra sıra cellatlar, sürü sürü Türkmen'i doğramaya başladı. Zaten Fatih ta 1473 yılından itibaren (Otlukbeli) bu işe başlamıştı. Ardından Sünnilik güç buldukça Alevi düşmanlığı körüklenmeye başlandı.

Yavuz Sultan Selim, halifeliği, Abbasiler'den kılıç zoruyla aldıktan sonra Sünnilik tutucu bir niteliğe bürünmüş ve artık toplumsal gelişmeye ayak uyduramaz hale gelmişti.

Anadolu'da Türklerin anlayamadığı Arap ve Acem dili yaygınlaşmaya
başlamıştı. ışte Anadolu'da yaygın olan Alevilik, Sünniliği bir baskı
aracına dönüştürmüş olan padişahların kabul edemeyeceği bir düşünceydi.
Aleviler aynı zamanda Doğu sınırındaki Türk devletini destekliyorlardı ki;
Osmanlı devleti bu nedenlerden Ötürü Anadolu Alevilerine baskı uyguluyordu.

Yavuz Sultan Selim, şah ısmail üzerine sefere çıkarken; ordunun arkasında
kendisine karşı çıkabilecek bir güç olsun istemiyordu. Savaş başladığında
Alevilerin şah ısmail'den yana tavır alma olasılığı da oldukça yüksekti. Ve
Yavuz Sultan Selam 40 bin Aleviyi kılıçtan geçirdi. Kendini haklı çıkarmak
için Alevilerin kadınları ortaklaşa kullandıkları, Kuran'ı, camileri
yaktıkları şeklinde iddialarda bulundu ve bunun üzerine fetvalar yazdı.
Yavuz Sultan Selim'in Alevi kırımı yapabilmek için yazdırdığı fetvalardan
birisi

Müftü Hamza'ya ait olanıdır; "Ey Müslümanlar, bilin ve haberdar olun ki,
reisler; Erdebil oğlu ısmail olan Kızılbaş topluluğu, Peygamberimizin
şeriatını, sünnetini, ıslam dinini, iyiyi ve doğruyu açıklayan Kuran'ı küçük
gördüler. (...) Onlara sempati gösteren, batıl dinlerini kabul eden veya
yardımcı olanlar da kafir ve dinsizdirler. Bu gibi kimselerin topluluğunu
dağıtmak bütün Müslümanların görevidir. Bu arada Müslümanlar'dan ölen kutsal
şehitlerin yeri yüce cennettir. O kafirlerden ölen ise, hakir olup
cehennemin dibinde yer tutacaklardır. (...) Bu türlü topluluk hem kafir ve
imansız hem de kötülük yapan kimselerdir. Bu iki sebepten onların
öldürülmesi vaciptir."

Dönemin büyük fıkıh ve hadis bilgini olarak tanınan Müftü Hamza 1521 yılında
ölmüştür. Tarihte yalnız böyle yüz karası bir fetvayla değil, rüşvet almak
gibi bir suçla da anılır. Kuran üzerine yemin etmesine rağmen 50 bin akçe
karşılığında Semendire Valisi Yusuf Bali'nin yolsuzluklarını ve
haksızlıklarını kapatır. Müftü Hamza'nın rüşvet aldığını öğrenen Yavuz
Sultan Selim onu sıkıştırıp canının bağışlanması karşılığında bu fetvayı
verdirir.

Osmanlı, iktidarı için her şeyi kullanmıştır, kullanmaya çalışmıştır.
Alevi kırımına izin veren bir diğer fetva da şeyhülislam ibni Kemal
tarafından kaleme alınmıştır. "...
Kızılbaş topluluğu şeri yasalar gereği öldürülmeleri helaldir.
Islam askerlerinden onları öldürenler gazi, ellerinde ölenler ise şehittirler."
Halkı birbirine düşman etme kırdırma Osmanlı'dan bugüne devredilmiş bir
devlet geleneğidir.

24 Aralık 1978'de
"Müslüman Türkiye",
"Kanımız Aksa da Zafer ıslamın" haykırışlarıyla Maraş'ta Alevi halkı katledilir. "Allah
Allah" diyerek "Komünistlerin büyüğü, küçüğü demeyip kafasını ezin" diye
bağıranların sloganlarıyla, Alevilere yönelik Osmanlı dönemindeki fetvaların
benzerliği çarpıcıdır.

1514 yılında 40 bin kişiyi kılıçtan geçiren gelenek, 1978'de Maraş'ta ihtiyar, çocuk, kadın ayrımı yapmaksızın halkı katleder.

Yakılıp yıkılan evler, çivilenen, gözleri tornavidalarla oyulan, bıçaklarla,
baltalarla, satırlarla parçalanan insanlar... Tecavüz edilen kadınlar,
karnında bebeleriyle şişlenen hamile gelinler...
Maraş'ta tablo budur.
Bu vahşet tablosu Osmanlı'da bir başka dönem uygulanan kırımla da benzerlik
taşır. Osmanlı 1875-1876 Bulgar ayaklanmalarını bastırmada Çerkesler ve
başıbozuk birliklerini kullanır. Dönemin tanıklarından biri o günleri şöyle
anlatır: "Kadınlar ve kız çocukları saçlarından tutuldular, bir darbeyle diz
çökertildiler, boyunlarından kesildiler. Çocuklar süngülere geçirildiler,
hamile kadınların karınları deşildi. Bir çoğu sırayla soyuldular ve bir odun
parçasının üzerinde hayvan sürüleri gibi büyük bir serinkanlılıkla
kesildiler..."
Yine Meclisi Meb'usan tutanaklarında o günlere ilişkin şöyle anlatımlar yer
alır: "1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında gayri-resmi olarak teşkil
edilen ve Çerkeslerin ağırlıkla olduğu Osmanlı birliklerinin yolları üstünde
rastladıkları Hıristiyan köylerini yağmalayıp, insanları kılıçtan
geçirdikleri yüzlerce, hatta binlerce çocuğu köle olarak yanlarına
aldıkları, çocuk ve eşyaların bir bölümün sattıkları...."

Yavuz Sultan Selim'le birlikte din, imparatorluğun üst yapı kurumlarından en
kapsamlısı olarak güçlü bir varlık kazanmıştır. Artık iktidarı tehdit eden
her şey "din zararına" ilan edilecek, her düşünce, eylem "din sapkınlığı"
olarak anılacaktır. Ve fetvalar, fermanlar, bu yollu açıklamalarla
muhalefetin ezilmesinde önemli role sahip olacaktır... Yani her türlü
katliam, vahşet böylece meşrulaştırılacaktır. O günün toplumsal gerçekliği
Anadolu halk şiirlerine ve türkülerine de yansır

Cihan Güngör
04-07-2007, 09:43
Barış'a tekrardan acil şifalar diler, Alen Abi'ye de Yavuz Sultan'ı iyi araştırmasını tavsiye ederim! (Ayıptır.) (Forza Beşiktaş'a da yazılmıştır, ilk fırsatta Alen'in yüzüne de söylenecektir.)

Omer Kalaycıoglu
04-07-2007, 10:05
zaman herşeyin ilacıdır bekleyip göreceğiz

Özer Özçetin
04-07-2007, 16:21
Uzun zamandan sonra duyurlar ve beleştepe dışındaki ilk yazımdır.
Okumak cehaleti alır eşeklik baki kalır denilen atasözü burada kendini çürütmüştür.Ne yazık k okumak gerekiyormuş,okumadan olmuyormuş,yani eğitim şart.
Bir yaz ama bin düşünüp bir yaz,ben ce atasözünün babası budur,yada sofrada elini mecliste dilini sakın atasözü de bir başka doğrudur.
Olabilir kızmayın arkadaşlar darılmayın,düşüncede sürçebilirmiş demek ki.
Bir zamanlar neyin mücadelesini verip nelere alındığımı bir nebze daha iyi anlarsınız umarım.

Umut Şen
04-07-2007, 16:39
Yavuz mu? sultan mı ? bi de Selim olanından hem de .... bana da bi küpe getirin delirmek üzereyim

Muhittin Saban
04-07-2007, 19:46
Son günlerde artmaya başlayan ve Alen'in suskunluğuna dair yükselmeye başlayan sesler nedeni ile ne de olsa Alen rahat olamıyor. Sanki üzerinde büyük bir baskı var. Eğer o yazıları destek alarak yazıyorsa ben o desteği verenin iyi niyetinden şüphe ederim. Çünkü kendisi farkında olup Alen'in farkında olmadığı bir tezgaha düşmüş. Tabi kendisinin okuyan ve bilgi sahibi olan birisi olarak daha dikkatli olması gerekirdi. Bence katakulleye gelmiş!.. Onun da bunda suçu olduğunu zannetmiyorum. Ya bu hassas dönemde kitlelerle karşı karşıya gelmesi için düzenlenen çirkin bir tezgahtı ve farketmedi ya da hakikaten ayrıntılardan haberi yoktu. Tabi bunlar teoriden ibaret. Sanırım kendisi bu konuya açıklık getirecektir.

Ozgur Ogutcu
05-07-2007, 13:54
Ben Alen'e haksızlık yapıldığını düşünüyorum..Şu an muazzam bir baskı hali var ve bu sıkışmışlıkta kafaların bazen karışması normal..Optik'in gelişinin tribünü tekrar toparlayacağını,Alen'i de rahatlatacağını düşünüyorum ya da umuyorum..