Aras Gundogdu
15-02-2007, 01:12
http://www.fotomac.com.tr/i/y/1315.jpg
Anlat abi Barış'a 04.07.07 Çarşamba
Özgürlük adına bütün hayatı protesto edip, bunu ifade tarzını kulağına küpe takarak işleyen Afrikalı köleler var vakti zamanında. Gittiği Mısır seferinde, bu küpelerin anlamından müthiş etkilenen o kölelerin davasına ortak olaraktan, kulağında küpeyle İstanbul'a dönen Yavuz Sultan Selim var tarihin bir köşesinde. İşte kulağında özgürlük küpesi, hayata isyan, beyninde özgürlük nidaları... Hem rakı kadehine, hem mavi sulara demir atmış, o lanet hastalığa !!!! kalmış tüm canlılar adına savaşan biri daha var Bodrum'un bir yerlerinde. Ölüm ne yana düşer be Kazım usta. Hiç giymediğin bir ceketin cebine mi yoksa taktığın küpeye mi? Yoksa, yoksa!! Buruşturup çöp tenekesine mi attın? Eğer öyle yaptıysan, iki adım ötende Barış yatıyor. Savaşmakta, hayatla "barış" için. Azrail'e o da küpesini göstermiş, özgürlük adına. Hani bir şeyler öğretirsin diyorum. Ölüme nasıl çalım atılır, hatta kale boydan boya kapalıyken, gol nasıl olur. Sen daha tecrübelisin ağabey, anlatırsın işte... Anlat, o sürmeli gözlüye. Bembeyaz, karla kaplı dağlarda, kankırmızı gelincikler nasıl açar? Nasıl uçar simsiyah Kartal gökyüzünde, anlat. Sahiden ölüm ne yana düşer be Barış kardeş. Çaldığın gitarın teline mi düşer, yoksa taktığın küpeye mi? Nereye düşerse düşsün, ayağa kalk arkadaş. Bana sözün var unuttun mu? Maçta yanıma gelecek ve bağıracaktık. Korkutmaz bizleri musalla taşı...
Değirmenin suyu 27.06.07 Çarşamba
Beşiktaş'a dair ne varsa sorgulanmakta. "X futbolcu alınırsa takım dengeleri bozulur" denmekte. "Falancayı alırsak genel kurula ne deriz" diye düşünülmekte. Bir sorgu-yargı meselesidir gidiyor. Lakin elin oğlu hem de finansal olarak "çöktü" denilen Galatasaray bile "mali açıdan" şovunu yaparken, kimseden çıt çıkmıyor. 7 milyon euro'yu bir yılcığına Lincoln'e sayarlarken o kadar rahatlar ki insanın sorası geliyor; Bu değirmenin suyu nereden hemşerim?! Neden Beşiktaş'ın "kalesi (!)'' devamlı irdelenirken daha kalecileri bile olmayan G.Saray ve F.Bahçe hiç sorgu odasına alınmaz. Benim gücüme gidiyor arkadaş. Ülkenin iki milli kalecisi sende olacak. Adamlarda yabancı kontenjanı dolu olduğundan dışarıdan kaleci bile getiremeyecekler. Köşeye iyice sıkışmışken federasyon konusunda ve karşısında salya sümükken, bu işin doktorları virüsü senin yemeğine katacaklar. Anlaşılan benim bağışıklık sistemim bozulmuş! Vatandaşın en önemli yerdeki adamları terk-i diyar etmiş. Kabaca ağzı burnu kan içinde yani. Nöbetçi doktor mahiyetinde de bir pansumancı almışlar. "Siz ne yapıyorsunuz?" diye hayıflanıldığında "Carlos'u getirdik" ya desinler diye... Fenerbahçe medyasında bunu bir kişi karıştırabiliyor mu! Ama senin Ali Güneş'in daha havaalanındayken!!! Vallahi çok yazık. Sayın Mahmut Uslu'nun, sayın Aziz Yıldırım'ınmış gibi lanse ettiği aslı sayın Ali Şen'e ait olan o komik cümleye bizim camiadan bir tek Reha Muhtar cevap veriyorsa... Daha ne diyeyim ki ben size?
Ütücü 13 Haziran 2007 Çarşamba
Yıldızları kırpıp kırpıp ya da cilalayaraktan, belki de parlatıp vitrinin önüne koymaktansa aynanın karşısında pantolonuma bakarım. Söküğü nerededir, yaması var mıdır, neresi dikiş tutmaz, kısalmış mıdır ya da benim mi boyum uzamıştır? İyice süzerim... Ve bilesiniz ki pantolunu gösteren ütüdür! Yıllardır sağ ayaklı Ümit Özat'ı sol tarafta çürütmeye çalışan mantık, o bölgeye cilalı ve ışıldar halde Roberto Carlos'u getirdi. O damarı besleyen Tuncay bile gözden düşmüş durumda. Defoyu örten Tuncay ile söküğü yamayan Özat, yerini dikişsiz bir kumaşa bırakmıştır. Eyvallah... İyi güzel de 37 yaşındaki Roberto Carlos satılamayacağına göre, 35 yaşındaki bu yıldıza 10 milyon euro ödemek, pantolona "ince" bir ütü atmak değil midir? Bu pantalonu iki sene sonra giyerler mi, bilmem! Lakin geçtiğimiz dönem 24 yaş ortalaması ile oynayan Beşiktaş'ı yerden yere vuran zihniyet; türlü entrikalarla ikinci olup başarısız sayılırken hayrettir ki bu başarısız Beşiktaş'ın önünde birinci olan F.Bahçe'yi yere göğe sığdıramıyor. Bakkal hesabı yaparaktan, yalnızca Kezman ve Carlos'a 25 milyon euro'luk bütçe ayıran F.Bahçe "basınları, basınımız ve üyeleri" tarafından hiç sorgulanmazken; bizim Beşiktaşımızdan ne istemektedir? Baliç'ler, Ortega'lar, Okocha'lar duyuyor mudur acaba beni! Onların borçları "Büyük F.Bahçe" yaftası altında örtülmeye çalışılmaktadır da "Büyük Beşiktaş" dillere çok mu uzak gelmektedir? Bütün hatları birbirine girmiş G.Saray bile bu kadar kurcalanmazken, neredeyse bastonla yurtdışından antrenör getiriyorken, Beşiktaş'a devamlı sallamalarının altında ne yatmaktadır? Geleceği tehdit, gelecekten korku, kompleks, ihtiras! Siz ne derseniz deyin ama ben yine de pantolon diyorum. Akıllı seçim ve hatasız terzi, iyi bir vitrinle; mükemmel bir giriş yaparız tekstil piyasasına. Unutmadan, bir de "son ütücü" lazım!
Sayın... 06 Haziran 2007 Çarşamba
Sayın Haluk Ulusoy; Sezon başından beri F.Bahçe kulübü ile itişmeli kakışmalı olduğunuz aşikârdı. Çok gitmek istediğiniz Alkmaar maçına dahi, sizi stada davet bile etmemişlerdir. Size hakaret eden F.Bahçe yöneticisine, kavlinizce ve üslubunuzca cevap verdiğinizi TV'lerden takip ettik. Hal böyleyken, Kadıköy'e gidip şampiyonluk kupasını ellerinizle vermek istemezini mantıklarımıza sığdıramayaraktan, anlayamadık! Beşiktaş taraftarını ve spor kaumuoyunu aydınlatmanız temennisi ile... Sayın Şansal Büyüka; Programınıza bağlanan F.Bahçe yöneticisinin sizi tahrik ederek hemen yanınızda en azından 5 senedir oturan Erman Toroğlu'ndan "o adam" diye bahsetmesini kulaklarımızla duyduk. O aynı yöneticinin, yöneticisi olduğu statta sizin televizyonunuzun kabloları, hem de maç oynanırken ve siz yayındayken "kırt" diye kesiliverdi. Tüm kamuoyu ne yapacaksınız diye düşünürken ve hatta beklerken, ses karşı taraftan geldi: "Kabloları belki kendileri kesmiştir!" Şahsınızın tarafsız bir televizyoncu olduğunu tahmin ederekten... Sayın Hıncal Uluç; "Çarşı hesap sormalı" başlıklı yazınızı çok dikkatli ve etüt ederek okudum. Lucescu'yu, eğer Beşiktaş'a gelirse söylemlerinden dolayı Çarşı'nın sorgulaması gerektiğini vurgulamışsınız. Beşiktaş Çarşısı'nı köşenize taşıdığınızdan dolayı teşekkür ediyoruz ama her yeni gelen teknik direktörümüze bir "kulp" yapıştırılan bu devranda; hocalarımızı sorgulamak yerine savunmaya geçeceğimizi, sorunlarımızı aile içinde tartışacağımızı, sayenizde tüm kamuoyuna bildiririz... Sayın Altan Tanrıkulu; Şahsınızın, şahsıma olan düşmanlığını hayretler içerisinde izlemekteyim. "Dostça" istediğiniz Karaelmas Üniversitesi'ndeki panelin bandını, Beşiktaş TV olarak size "dostça" takdim ettik. Siz; o dinletiden, o konuştuklarınızı mı çıkarttınız? Vallahi bravo!
Düşenler 30 Mayıs 2007 Çarşamba
Şampiyonlar Ligi finalinde Liverpool kiminle oynadı? Milan... Avrupa'nın en büyüğü kim oldu? Milan... İtalya Ligi'nde Reggina küme düşme (me) maçında kiminle oynadı? Milan... Tüm dünyada iddaa 1'e 9 oranı kimin galibiyetine verdi? Milan... Maçı kim aldı? Reggina... Ee bee Bursaspor. Senin mantığında Milan maç sattı. Chievo küme düştü. Ee ne diyeyim, ardık sen de benim aklıma düştün. Düşen hayallerim içerisinde ucunu sivrilttiklerim var mesela. Dilaracık var. Logar kapağı açık bırakılmışken içine düşen! Kayseri'de 6 tane bebe var. Çöpten marul toplarken ehliyetsiz bir kamyona düşen. Lacivert tişörtlü bir herif var, uçarak tekme atarken Rico'ya ekranlara düşen. Bir de Beşiktaş defansı çizgideyken nice adamlar var, bol bol ofsayta düşen. Dişlerimizi sıkıp ağlarken bu hallerimize içten içe, ağlamayı huy bilip meslek edinenler var, dillere düşen. Ve bir ortak paydadır yalnızdır kişi başına düşen, sorumluluk. Ne düşen kalkanlar vardır da bir düşmez kalkmaz olan Allah'tır. Bir zamanlar bir yerlere kişi başına düşen Şahin marka otomobildir de şimdi onların canı yanmıştır, teşvikten feryattadırlar. Dedik ya düşmez kalkmaz bir Allah var. Ve 93 yılında şehrin tekinde takım başına bir maçta 8 gol düşmüştür de!!!
Alen Markaryan'ın Tüm Yazılarını İndir! (http://rapidshare.com/files/34425150/Alen_Markaryan.txt.html)
Anlat abi Barış'a 04.07.07 Çarşamba
Özgürlük adına bütün hayatı protesto edip, bunu ifade tarzını kulağına küpe takarak işleyen Afrikalı köleler var vakti zamanında. Gittiği Mısır seferinde, bu küpelerin anlamından müthiş etkilenen o kölelerin davasına ortak olaraktan, kulağında küpeyle İstanbul'a dönen Yavuz Sultan Selim var tarihin bir köşesinde. İşte kulağında özgürlük küpesi, hayata isyan, beyninde özgürlük nidaları... Hem rakı kadehine, hem mavi sulara demir atmış, o lanet hastalığa !!!! kalmış tüm canlılar adına savaşan biri daha var Bodrum'un bir yerlerinde. Ölüm ne yana düşer be Kazım usta. Hiç giymediğin bir ceketin cebine mi yoksa taktığın küpeye mi? Yoksa, yoksa!! Buruşturup çöp tenekesine mi attın? Eğer öyle yaptıysan, iki adım ötende Barış yatıyor. Savaşmakta, hayatla "barış" için. Azrail'e o da küpesini göstermiş, özgürlük adına. Hani bir şeyler öğretirsin diyorum. Ölüme nasıl çalım atılır, hatta kale boydan boya kapalıyken, gol nasıl olur. Sen daha tecrübelisin ağabey, anlatırsın işte... Anlat, o sürmeli gözlüye. Bembeyaz, karla kaplı dağlarda, kankırmızı gelincikler nasıl açar? Nasıl uçar simsiyah Kartal gökyüzünde, anlat. Sahiden ölüm ne yana düşer be Barış kardeş. Çaldığın gitarın teline mi düşer, yoksa taktığın küpeye mi? Nereye düşerse düşsün, ayağa kalk arkadaş. Bana sözün var unuttun mu? Maçta yanıma gelecek ve bağıracaktık. Korkutmaz bizleri musalla taşı...
Değirmenin suyu 27.06.07 Çarşamba
Beşiktaş'a dair ne varsa sorgulanmakta. "X futbolcu alınırsa takım dengeleri bozulur" denmekte. "Falancayı alırsak genel kurula ne deriz" diye düşünülmekte. Bir sorgu-yargı meselesidir gidiyor. Lakin elin oğlu hem de finansal olarak "çöktü" denilen Galatasaray bile "mali açıdan" şovunu yaparken, kimseden çıt çıkmıyor. 7 milyon euro'yu bir yılcığına Lincoln'e sayarlarken o kadar rahatlar ki insanın sorası geliyor; Bu değirmenin suyu nereden hemşerim?! Neden Beşiktaş'ın "kalesi (!)'' devamlı irdelenirken daha kalecileri bile olmayan G.Saray ve F.Bahçe hiç sorgu odasına alınmaz. Benim gücüme gidiyor arkadaş. Ülkenin iki milli kalecisi sende olacak. Adamlarda yabancı kontenjanı dolu olduğundan dışarıdan kaleci bile getiremeyecekler. Köşeye iyice sıkışmışken federasyon konusunda ve karşısında salya sümükken, bu işin doktorları virüsü senin yemeğine katacaklar. Anlaşılan benim bağışıklık sistemim bozulmuş! Vatandaşın en önemli yerdeki adamları terk-i diyar etmiş. Kabaca ağzı burnu kan içinde yani. Nöbetçi doktor mahiyetinde de bir pansumancı almışlar. "Siz ne yapıyorsunuz?" diye hayıflanıldığında "Carlos'u getirdik" ya desinler diye... Fenerbahçe medyasında bunu bir kişi karıştırabiliyor mu! Ama senin Ali Güneş'in daha havaalanındayken!!! Vallahi çok yazık. Sayın Mahmut Uslu'nun, sayın Aziz Yıldırım'ınmış gibi lanse ettiği aslı sayın Ali Şen'e ait olan o komik cümleye bizim camiadan bir tek Reha Muhtar cevap veriyorsa... Daha ne diyeyim ki ben size?
Ütücü 13 Haziran 2007 Çarşamba
Yıldızları kırpıp kırpıp ya da cilalayaraktan, belki de parlatıp vitrinin önüne koymaktansa aynanın karşısında pantolonuma bakarım. Söküğü nerededir, yaması var mıdır, neresi dikiş tutmaz, kısalmış mıdır ya da benim mi boyum uzamıştır? İyice süzerim... Ve bilesiniz ki pantolunu gösteren ütüdür! Yıllardır sağ ayaklı Ümit Özat'ı sol tarafta çürütmeye çalışan mantık, o bölgeye cilalı ve ışıldar halde Roberto Carlos'u getirdi. O damarı besleyen Tuncay bile gözden düşmüş durumda. Defoyu örten Tuncay ile söküğü yamayan Özat, yerini dikişsiz bir kumaşa bırakmıştır. Eyvallah... İyi güzel de 37 yaşındaki Roberto Carlos satılamayacağına göre, 35 yaşındaki bu yıldıza 10 milyon euro ödemek, pantolona "ince" bir ütü atmak değil midir? Bu pantalonu iki sene sonra giyerler mi, bilmem! Lakin geçtiğimiz dönem 24 yaş ortalaması ile oynayan Beşiktaş'ı yerden yere vuran zihniyet; türlü entrikalarla ikinci olup başarısız sayılırken hayrettir ki bu başarısız Beşiktaş'ın önünde birinci olan F.Bahçe'yi yere göğe sığdıramıyor. Bakkal hesabı yaparaktan, yalnızca Kezman ve Carlos'a 25 milyon euro'luk bütçe ayıran F.Bahçe "basınları, basınımız ve üyeleri" tarafından hiç sorgulanmazken; bizim Beşiktaşımızdan ne istemektedir? Baliç'ler, Ortega'lar, Okocha'lar duyuyor mudur acaba beni! Onların borçları "Büyük F.Bahçe" yaftası altında örtülmeye çalışılmaktadır da "Büyük Beşiktaş" dillere çok mu uzak gelmektedir? Bütün hatları birbirine girmiş G.Saray bile bu kadar kurcalanmazken, neredeyse bastonla yurtdışından antrenör getiriyorken, Beşiktaş'a devamlı sallamalarının altında ne yatmaktadır? Geleceği tehdit, gelecekten korku, kompleks, ihtiras! Siz ne derseniz deyin ama ben yine de pantolon diyorum. Akıllı seçim ve hatasız terzi, iyi bir vitrinle; mükemmel bir giriş yaparız tekstil piyasasına. Unutmadan, bir de "son ütücü" lazım!
Sayın... 06 Haziran 2007 Çarşamba
Sayın Haluk Ulusoy; Sezon başından beri F.Bahçe kulübü ile itişmeli kakışmalı olduğunuz aşikârdı. Çok gitmek istediğiniz Alkmaar maçına dahi, sizi stada davet bile etmemişlerdir. Size hakaret eden F.Bahçe yöneticisine, kavlinizce ve üslubunuzca cevap verdiğinizi TV'lerden takip ettik. Hal böyleyken, Kadıköy'e gidip şampiyonluk kupasını ellerinizle vermek istemezini mantıklarımıza sığdıramayaraktan, anlayamadık! Beşiktaş taraftarını ve spor kaumuoyunu aydınlatmanız temennisi ile... Sayın Şansal Büyüka; Programınıza bağlanan F.Bahçe yöneticisinin sizi tahrik ederek hemen yanınızda en azından 5 senedir oturan Erman Toroğlu'ndan "o adam" diye bahsetmesini kulaklarımızla duyduk. O aynı yöneticinin, yöneticisi olduğu statta sizin televizyonunuzun kabloları, hem de maç oynanırken ve siz yayındayken "kırt" diye kesiliverdi. Tüm kamuoyu ne yapacaksınız diye düşünürken ve hatta beklerken, ses karşı taraftan geldi: "Kabloları belki kendileri kesmiştir!" Şahsınızın tarafsız bir televizyoncu olduğunu tahmin ederekten... Sayın Hıncal Uluç; "Çarşı hesap sormalı" başlıklı yazınızı çok dikkatli ve etüt ederek okudum. Lucescu'yu, eğer Beşiktaş'a gelirse söylemlerinden dolayı Çarşı'nın sorgulaması gerektiğini vurgulamışsınız. Beşiktaş Çarşısı'nı köşenize taşıdığınızdan dolayı teşekkür ediyoruz ama her yeni gelen teknik direktörümüze bir "kulp" yapıştırılan bu devranda; hocalarımızı sorgulamak yerine savunmaya geçeceğimizi, sorunlarımızı aile içinde tartışacağımızı, sayenizde tüm kamuoyuna bildiririz... Sayın Altan Tanrıkulu; Şahsınızın, şahsıma olan düşmanlığını hayretler içerisinde izlemekteyim. "Dostça" istediğiniz Karaelmas Üniversitesi'ndeki panelin bandını, Beşiktaş TV olarak size "dostça" takdim ettik. Siz; o dinletiden, o konuştuklarınızı mı çıkarttınız? Vallahi bravo!
Düşenler 30 Mayıs 2007 Çarşamba
Şampiyonlar Ligi finalinde Liverpool kiminle oynadı? Milan... Avrupa'nın en büyüğü kim oldu? Milan... İtalya Ligi'nde Reggina küme düşme (me) maçında kiminle oynadı? Milan... Tüm dünyada iddaa 1'e 9 oranı kimin galibiyetine verdi? Milan... Maçı kim aldı? Reggina... Ee bee Bursaspor. Senin mantığında Milan maç sattı. Chievo küme düştü. Ee ne diyeyim, ardık sen de benim aklıma düştün. Düşen hayallerim içerisinde ucunu sivrilttiklerim var mesela. Dilaracık var. Logar kapağı açık bırakılmışken içine düşen! Kayseri'de 6 tane bebe var. Çöpten marul toplarken ehliyetsiz bir kamyona düşen. Lacivert tişörtlü bir herif var, uçarak tekme atarken Rico'ya ekranlara düşen. Bir de Beşiktaş defansı çizgideyken nice adamlar var, bol bol ofsayta düşen. Dişlerimizi sıkıp ağlarken bu hallerimize içten içe, ağlamayı huy bilip meslek edinenler var, dillere düşen. Ve bir ortak paydadır yalnızdır kişi başına düşen, sorumluluk. Ne düşen kalkanlar vardır da bir düşmez kalkmaz olan Allah'tır. Bir zamanlar bir yerlere kişi başına düşen Şahin marka otomobildir de şimdi onların canı yanmıştır, teşvikten feryattadırlar. Dedik ya düşmez kalkmaz bir Allah var. Ve 93 yılında şehrin tekinde takım başına bir maçta 8 gol düşmüştür de!!!
Alen Markaryan'ın Tüm Yazılarını İndir! (http://rapidshare.com/files/34425150/Alen_Markaryan.txt.html)