PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Fasulyeler ve patatesler...


Hakan Kirezci
27-05-2008, 21:21
Taraftarın kendisini takımına adamasına dair ettiği bazı laflar münevveran taifesi arasında hep alayla karşılanır. Bu adanmışlık kimlik bunalımına bağlanır, eğitim yetersizliğine bağlanır; o da yetmez iş karakterlerin yetersizliği boyutuna kadar taşınır hayasızca. Öyle ya insana dair tüm ideolojilerden münevveran sınıfı sorumlu olmuştur. Tekel onlardır ya, ağızlarını büzecek ne ipleri vardır bunların ne de çüş diyeni. Oysa bilmek, anlamak bu denli zor mudur ki insan olmak sadece tabiatın evrilmesinden sıçrayan basit bir tesadüften ibarettir. Halbuki taraf olmak bir öz tercihtir. Enjekte edilmez, melezlenmez, genetik müdahaleye asla izin vermez. Burada analiz edilmesi gereken şey taraf olanın söylemi değil bizzat naturasıdır. İşte bu naturayı da biz analiz edelim de kendi aydınlığından gözleri kamaşanlara bir nebzecik gölge olsun.

Taraftarlık bir özellik, bir tanrı vergisi değildir bizzat tercihtir dedik. Burada irdelenmesi gereken, bu tercihin bastığı hatta köklendiği zeminin kendisi olmalıdır. Tercihleri yönlendiren nelerdir? Nerelerden beslenip büyür ve nerelere değin uzanabilir?

Bir taraftarın, içinde yer aldığı devasa kitlenin hamasi söylemlerinden etkilenip, adanmışlık üzerine son derece keskinleşebilmesi kuvvetle muhtemeldir ancak bu işin mihenk taşı başarı/başarısızlık ekseninde ortaya çıkan gerçek tavırdır. İşte lisanslı taraftar takkelerinin düşüp de muhtelif yoğunluktaki kellerin ortalığı aydınlattığı zamanlar bu zamanlardır. Kazananın ardında oluşan kortejin ters istikametinde yol alan bizimkiler, ardına baktıklarında ne görmektedirler? Başarı nedir? Şart mıdır? Taraftarlığın beslendiği ortam mutlak başarı mıdır yoksa başkaca dinamikleri de mevcut mudur gönüllerde?

Fasulyeler güzel bitkilerdir. Sırık fasulyesi hele daha bir güzeldir. Kökleri toprakta çok derine inmez ama o kadarcığı bile onun gökyüzüne uzanıp gitmesine yeter de artar bile. Gövde kalınlaşır, küçücük kök emebildiği kadar emer topraktan ve gönderir gövdeye, yapraklara ve tomur tomur fasulye meyvasına. Birkaç metre kareye dikilen fasulye bitkisi kısa sürede ortamda yemyeşil bir cümbüş yaratmasını bilir hep. Toprağa bağı zayıftır dedik ya ışığa da bir o kadar düşkündür. Oysa; hemen yanıbaşında, aynı büyüklükte bir alana dikilen patates bitkisi o kadar gösterişli bir tavır sergileyemez. Bitkinin toprak altında kalan yumruları nişasta bakımından zengin olduğundan önemli bir besin maddesidir. Bitkinin toprak üstü kısımlarında zehirli alkoloitler bulunmasına karşılık yumruları zehirli değildir. Susuzluğu giderir. Barsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Sert bir şey yutulduğu zaman yabancı maddenin vücuda zarar vermeden çıkartılmasını sağlar. Basur memesi, yanık ve çıbanların ağrılarını geçirir.

Bu iki bitki arasındaki temel fark ilkinin toprağa son derece zayıf köklerle bağlı olmasına karşın sürekli ışığa saldırması, ışıktan mahrum kaldığı zaman da çabucak ölmesidir. Oysa diğeri ışığa çok az ihtiyaç duyar. Işık onun için belirleyici olmamıştır hiçbir zaman. Beslendiği ana kaynağın toprağın ta kendisi olması bir yana kendi en değerli varlığını da bu beslendiği toprağa emanet etmiştir. Öyle kulağından tutup sökemezsiniz.

Beyazımız bizim aydınlıktır, temizliktir ve bir deyişimize göre de hayattır. Siyahımız ise aynı deyişe göre ölüm olarak tarif edilse de bana göre siyah topraktır. Orada gözlerden uzak tüm değerli varlıklarımızı saklar, korur ve büyütürüz. Başarıya özdeş gibi görünen, onu simgeleyen beyazlığa ise küçük bir kısmımızı salarız ama o da zehirlidir. Sakındığımız değerlerimizi ise gerektiğinde susuzluğumuzu gidermek, yutulan sert şeyleri zarar vermeden çıkarıp atmak, barsak solucanlarını dökmek ve basur memelerini, çıbanları yok etmek için kullanabiliriz. Bu şansımızı her zaman kara toprağımız muhafaza eder. Beyazlığın içerisinde uzanan boyunların ise ne zaman söküleceği, ne yana çevrileceği ve hasadını kimin yapacağı hiç belli olmaz.

İşte sözün boğazını sıkacağım yer; Taraftarlık tercihtir. Tercihler değişebilir. Ama Beşiktaş taraftarı olmakla Beşiktaşlı olmak arasındaki fark fasulyeyle patates arasındaki fark kadardır.

http://img38.imageshack.us/img38/4901/patato.jpg

yumurtakafa yılmaz
27-05-2008, 21:59
hakan ağabey, uzunca konuları bir solukta geniş bir perspektifle sunmuş.

yaşam biçimlerinde tercih edilebilecek unsurlar ve zorunluluklar.

hayat kimi zaman tercih hakkı tanımaz...

toprağımızın sesi, "AŞIK VEYSEL" ne demiş...

GÜZELLİĞİN ON PARA ETMEZ.
BU, BENDEKİ AŞK OLMASA.
EĞLENECEK YER BULAMAN
GÖNLÜMDEKİ KÖŞK OLMASA.

KİM OKURDU, KİM YAZARDI.
BU DÜĞÜMÜ KİM ÇÖZERDİ.
KOYUN, KURT İLE GEZERDİ.
FİKİR BAŞKA BAŞKA OLMASA.

SENDEN ALDIM BU FERYADI.
BU İMİŞ DÜNYANIN TADI.
ANILMAZDI "VEYSEL" ADI
O; SANA AŞIK OLMASA.

aşığız; işte,o kutsal nesneye...

sevdamızdır bizi var eden unsur.

ve biz; birlikte var oluruz...

yaşanılası dünyada.

vallaha da.

Sinan Kara
28-05-2008, 00:08
hayat kimi zaman tercih hakkı tanımaz

hayat belkide hiç tercih etme hakkı tanımaz..
ama hissetme ait olabilmenize de engel olmaz.
bizim beşiktaş a beşiktaş ın bize ait olduğu gibi...

Gokhan Yerlikaya
28-05-2008, 01:06
Bu Asi ruhumuz,Anarşik bedenimiz bir tek Beşiktaş Aşkına esir düştü.Bu delicesine seven yüregimiz,Bir tek siyah-beyaz dünyaya tutsak edildi.Ama biz yine severek özgürleştik tutsaklıkta.
Beşiktaş Aşkı başka birşey be abi.Tarifi imkansız birşey.Bu hayatta vazgeçemeyecegim tek şey diyebilirim.

Bahadir Ozdemir
12-06-2008, 15:19
Ey yaşam !
Sen ne yaşanılası şeysin,
içinde yaşanamayacaklılığı da barındıran !..
Geceler üşütmüyor artık eskisi gibi,
sövmüyor öğle sıcağı alnımın terine..
Dostlar koluma takılı,
yürümek zamanıdır
en "Siyah"a , "Beyaz" diye haykırarak..
--
Bazı gözü karalıkların anlatması değil ama anlaşılmaması işe gelmediğindendir.Tercihler cesaret ister, mutlaka karşısında güç kıyımı adına birileri bulunur.Bulunmalıdır da..O zaman anlaşılsın dayanışmanın değeri.

Tek parola "omuz omuza" !

Umit Bayezit
13-06-2008, 11:12
siyAh ulAn...

Safak Batman
13-06-2008, 12:08
Kartol denir bizim oralarda patatese,beyaz un gibi olur haşlanınca yemeye doyum olmaz.
Kartallar arasındaki kartollar giderek azalmakta malesef ki
fasulyelerin sesi daha çok çıkmakta son günlerde.
Hele birde pek güneşi göremediğimiz ortadayken son günlerde...
Kartol olsun tüm Kartallar...

Adnan Gur
15-06-2008, 02:17
Artvin de de Kartol derler sonuna kadar kartol

Hakan Kirezci
20-09-2009, 01:39
Konu yukarı kökler aşağı...

Mert Kavak
20-09-2009, 02:10
çok! seviyoruz deli gibi
yok! bu sevdanın bir tarifi
sen bu gönüllerin sahibi
kartal!

Hakan Kirezci
13-02-2011, 22:27
Yukarı

Sabri Haluk Erdem
15-02-2011, 01:27
Harika bir yazı.
Bize düşen görev, anlamayana, inatla anlatmaya çalışmak.

Murat Baylan
18-02-2011, 22:23
Artvin de de Kartol derler sonuna kadar kartol

Almanlar da Kartoffel der patatese, benzerlik çok ilginç..

Sinan Temur
19-02-2011, 22:56
Almanlar da Kartoffel der patatese, benzerlik çok ilginç..

Artvin de de Kartol derler sonuna kadar kartol

Sanırım ilçe ilçe değişir, bizim ilçede "kartopi" derler.

Mesut Geçgel
24-02-2011, 21:14
çok iyi bir yazı olmuş..

Murat Ödemiş
24-02-2011, 21:28
ee bizde kürtçe patatese Qartol diyoruz ..enternasyonalist bi bitkimi bu

Neyzen Ünal
25-02-2011, 10:50
öncelikle trübündeki değişime göz atmak gerek...taraftar seyirciye dönüştü ve şimdide müşteri kapasitesi artıyor.

Anıl Boydağ
25-02-2011, 17:20
Kapalının fiyatları ortada,yeni açığın fiyatı ortada gerçek taraftar dışarda böyle bir ekonomide böyle bilet fiyatları sunarsan olucağı budur heralde türkiyede değilde almanya ingiltere de falan yaşadıklarını sanıyorlar çoğu zaman.

Murat Aru
15-03-2011, 12:45
Yukarı!..