PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Çarşı’ya ne oldu?


Barış Şahinler
13-06-2008, 20:10
http://foto.fanatik.com.tr/Article/2008/6/9_216688_carsi1306.jpg
Çarşı’ya ne oldu?
Futbolun hiç de matah olmayan ancak kapı gibi bir gerçeği haline gelen “endüstriyelleşmesinin” temelindeki unsur taraftardır... Bunun en alt düzeyinde “tüketici futbol izleyicisi”, üst düzeyinde ise örgütlü taraftar/kulüp taraftar grupları bulunur...
Uluslararası liglerin de daha çok izlenmesi ile birlikte, kulüplerimizin vizyon ve organizasyon değişimlerine kaçınılmaz olarak giriştiği dönemde taraftar grupları da son derece hızlı bir şekilde değişime ayak uydurdular...
Endüstriyel futbolun istediği, sorun çıkartmayan, stadyumu istenilen şekilde kullanan, ürünleri iştahla tüketen, yönetimler ile mesafeli duran taraftar olmak yolunda zorluklar çıkartsalar da, taraftar grupları, kendi internet sitelerini kurarak, daha sıkı ve yaygın bir iletişim ile güçlendiler, görünümlerini düzelttiler, sürekli olarak yaratıcı arayışlar içinde oldular...
Sürekli eleştirdik ve bu konuda bir ikna gücümüz bulunmadı: Taraftar grupları, “taraftar” kimliği altında birleşerek hakları için ortak hareket etme bilincini geliştiremediler. Geliştikçe o noktaya da gelecekler, yalnızca geciktiler...
Taraftar temelinde Türk futbolu açısından son derece önemli bir gelişme yaşanırken herkesin bu durumu görmezden gelmesi, Avrupa Şampıyonası ve transfer haberleri ile ilgilenmesi oldukça garip bir tutum olarak dikkati çekiyor...
Yarın İngilizler “Burada unutulmaz bir tribün gösterisi yapanlar neredeler” diye sorduklarında “Onlar artık yoklar, kendilerinden vazgeçtiler” gibi anlaşılmaz bir yanıt yaratıldı?
Çarşı, kendine özgü toplam bir organizma; kendi ahlakı, kendi vicdanı olan, en azından tribündeki duruşları ile iyicil bir muhalefet gösteren, sürekli ilerleyen bir ruh hali idi...
Aniden ve kısaca; açıklaması, tartışması ertelenmiş bir anons ile “Çarşı artık yok!” dendi... Bu susup beklenmeyecek kadar önemlidir...
Bu büyük organizma, bu futbol yorumu, bir kulübün karakter ögesi birkaç kişinin nedenleri belirsiz açıklaması ile ortadan kaldırılabilir mi? Bu, lider kadronun ve çevresindeki hardcore taraftarların kendilerini tasfiyesi bile olsa Çarşı’nın varlığını sona erdirebilir mi? Çarşı liderlerinin tribünden çekilmesi ile Çarşı yok olacaksa Çarşı’nın o bağımsız, demokratik ve uluslararası katılımcılığının bir önemi gerçekten var mıdır?
Çarşı değişecek mi, yoksa değiştirilecek/değişmek zorunda mı kalacak, gerçekten yok mu olacak?
Çarşı’da olup biten tüm çıplaklığı ile konuşulmadıkça futbolun endüstrileşmesindeki önemli bir kilometre taşı, Türk futbol kitabının önemli bir bölümü eksik kalacaktır...
Yazarlar: Cem CAN-Hakan CAN

Hakan Kirezci
13-06-2008, 21:33
Beşiktaş taraftarı, muadili olan diğerleri ile aynı süreçten geçti geçmesine ancak sahneye çıkışı sanatçı kapısından olmadı. Hatta sahneye bile çıktığı söylenemez. Gösterinin devam ettiği sahnenin dekoru arkasında ayrı bir gösteri kendiliğinden gelişince gözleyen, izleyenlerin dikkatleri de sahne arkasına yöneliverdi haliyle.

Sözünü ettiğim bu sürecin önceden planlanan hedeflere varabilmesi için işlenen materyal, diğer ikisi irdelendiğinde doğru materyaldi. “Endüstriyel futbolun istediği, sorun çıkartmayan, stadyumu istenilen şekilde kullanan, ürünleri iştahla tüketen, yönetimler ile mesafeli duran taraftar olmak…” İşte bu ifadelerle tanımlanan mamul maddenin hammaddesi diğerlerinde cuk otururken, Beşiktaş taraftarı önce sınıfsal genetiği sonra da Şeref Beyler, Hakkı Kaptanlar ve son olarak Süleyman Seba ile süregelen düzenli aşılamaların bünyede oluşturduğu antikorlar tarafından belli oranda korunmayı becerebilmiştir. Serdar Bilgili ve Yıldırım Demirören eliyle uygulanan endüstriyel-modern genetik mühendisliği bünyede bir takım arazlar yaratmış olsa da öz aynen kendini korumayı bilmiş ve itirazını sürdürebilmiştir.

Çarşı, bir taraftar grubu olarak bu özden beslenip Beşiktaş taraftarının muhalif kimliğini dışa vurmayı iyi becerdi doğrusu; öyle ki, bir süre sonra tüm Beşiktaş taraftarı kendisini çarşı olarak ifade etmeye başladı. Bu durum bazen pratik, bazen duygusal ve bazen de kişisel sorunları ön plana çıkardı. Çarşının pratik sahipleri olan dar bir kitle ile felsefi anlamda sahipleri olduğunu düşünen/sanan geniş kitleler arasında bir anlaşmazlığın sıkıntıları sık sık su yüzüne çıkmaya başladı. Sorun kısaca şuydu artık; Çarşı kimdir? Bir Beşiktaş taraftar grubu mu, yoksa tüm Beşiktaş taraftarının genel adı mı?

Ben burada meseleye sadece ve sadece en genel manada Beşiktaş taraftarının her türlü özel/genel, gizli/açık ilişkilerden alesta olarak salt duygularıyla yaklaştığı açıdan yaklaşabiliyorum çünkü ben, en genel manada bir Beşiktaş taraftarıyım. Benim için çarşı sahip olduğumuz tribünlerin gür sesi, milyonlarca taraftarın (yani benim) gözler önündeki temsilcisi ve benim bayraktarlığımı yapmasından gurur duyduğum duygusal anlamda kendimi ait hissettiğim bir felsefenin adıydı. Bu taşınması çok ağır ve paylaşılması gereken bir yüktü ama taşınamadığı gibi paylaşılmaya da yanaşılmadı.

Can kardeşlerin bu yazılarında sözünü ettiği “kendi ahlakı, kendi vicdanı olan, en azından tribündeki duruşları ile iyicil bir muhalefet gösteren, sürekli ilerleyen bir ruh hali olan, kendine özgü organizma” tanımı Beşiktaş taraftarını tarif eden bir tanımdır. Çarşı liderlerinin tribünden çekilmesi bir yana çarşının tribünlerden çekilmesiyle dahi yok olabilecek bir şey de değildir. Beşiktaş taraftarının varlığını ve duruşunu besleyen unsurlar yukarıda da sözünü ettiğim genetik yapı ve yapılan doğru aşılardır. Bunu ortadan kaldırabilmenin mekanizmaları bir basın toplantısından çok daha geniş, toplumsal bir çap ister. Bu da ancak ihtilal olurdu ki ihtilali kime karşı yapacaksınız? İhtilalcilere karşı mı?

Özer Özçetin
14-06-2008, 08:02
Soruya bak ya,
buralarda gösteri yapanlar vardı şimdi neredeler.....
Bu ne şimdi arkadaşlar.Tribünü taraftar ruhunu Çarşının ne demek olduğunu bilmeyen birilerinin konu üzerinde yazmaları ne kadar komik oluyor.
Yani yıllardır tribünlerde Beşiktaşı izleyen,tezahüratlar yapanlar ,dün aldıkları mirası iptal ettiklerini söyleyenleremi bağlı olarak gelmiş Beşiktaşın yanına.
Yani şimdi 8-10 kişi kenarda duruyor diye Siyah Beyaz sevdası haykırılmayacakmı,eğer o tribüne gelip marşlara şarkılara bestelere eşlik etmeyen olursa,Beşiktaşım sen çok yaşayı söylemezse oraya gelenler ihanet ettiği Beşiktaşıdır.Bu böyle biline.
Çok komik bir cümle,ingiliz gelecek hani nerede o tezahürat yapanlar diyecekmiş...
yAni bu hem Çarşıyı sadece tribünde gürültü yapan olarak görmek ve Beşiktaş taraftarını sadece bir kaç kişiye göre hareket eden sanmaktır.Bunun adı komedidir.

Sinan Kara
14-06-2008, 21:05
adamlarda malzeme sıkıntısı var.bugün şirkette bana bu yazıdan bahsettiler.ama umursamadım yazı burda karşıma çıktı.barış kardeşim kusura bakmasın emek vermiş yazıyı buraya asmışsaygı duyarım ama yarısını bile okuyamadım.ruh u ne şekile sokacaklarını şaşırmış bunlar.sanki ortada oynayan ayı var...can lar bu sefer saçmaladılar...