PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : sahip mi çıkalım terk mi edelim...


Murat Yıldırım
20-08-2008, 01:44
Bizim kuşağın (78) eğri doğru bir çok özelliği vardır. En doğru ile en eğri şeyin bir arada ve aynı zaman dilimi içinde yapılmış olması sadece ve sadece 78 kuşağının eseridir. Bu yazının konusu olmadığı için detaya girmeyeceğim… Bir an önce bu tespitin , bu başlık ile bağlantısına gelmek istiyorum. Evet en eğrisini de en doğrusunu da bizim kuşak yaptı. Ama yaptı. İşte gelmek istediğim yer tam da burası : Yaptı…Halkın Takımı, 3. sayı dergisini çıkarıyor. Muhtelif başlıklarda okuduğum yazıların genel olarak hakim olan vurgusu şudur; senin için canımız feda Beşiktaş… Bunu yazan her arkadaşımın bu lafı yüreğinin en derin yerinden ve sonuna kadar inanarak söylediğine hiç kuşkum yok. Gerçekten yok. Ama her nasılsa, lafa,yazıya geldiğinde bu kadar derinden sahiplendiğimiz şeye, emek ve zaman harcamak gerektiğinde, nasıl gelişir sorusunda sorumluluk gerektiğinde epey uzak bir mesafede kalıveriyoruz. Doğru ya da yanlış, bize düşen şeyi yapmak, üzerine birkaç şey üretmek gibi bir sahiplenme ve heyecan içinde olamıyoruz. Onun için de dergimiz yeterince dağıtılamıyor, dağıtıldığı kadarıyla bedeli tahsil edilemiyor, onun için yeteri kadar sahiplenilmiyor ve onun için nitelik ve nicelik olarak gelişemiyor…Beşiktaşlı olmak bilmem ne maçında tribünleri inletmekten ibaret ise mesele yok. Ondan ibaret ise bu söylenenlerin anlamı da yok. Ama , Beşiktaşlı olmak, tribünden çıktıktan sonra da devam eden ve hayatın ondan sonrasına ilişkin yaşama biçiminin de bir tarifi demek ise bu dergiye sazla sözle değil fiilen sahip çıkmalıyız. Çünkü bu dergi bizi ve inançlarımızı şu ortamın dışına ve üstelik kalıcı Ama görünen o ki, bu dergi, bu seviyede bir sahiplenme ile yürümeyecek ve HT. Üç beş sayıdan sonra pes etmenin dayanılmaz ağırlığından kolay kolay kurtulamayacak. …Ya gerçekten sahip çıkalım ya da hiç uzatmadan ve rezil olmadan peşini bırakıverelim…

Barış Şahinler
20-08-2008, 15:09
bu konuda çok haklısın abi,

Bu sevmek tapmak işin gerçekten kolay yolu "Ağzı ile yaşamak" anlamında.
Ama gerçekten birşey üretmek, üretilene destek vermek zor zanaat.
Zor olmasına zorda sevgi emek istiyor.

İlkayın seslendirdiği bir parça geldi aklıma,
Sevgi güzellik ister gülüm,
Güzellik emek ister,
Güzelliktende değil gülüm yürekte ateş ister.

Heralde bu 4-4-2 dizilişinin ağır sonuçları, önce yürekte ateş, sonra emek, sonra güzellik... Mali durum iyi olsun ekip iyi olsun dağıtım kanalları iyi olsun GOL gelir mantığı. Gelmeyen golde direkte patlar "VaaaV" sesleri içinde heyacan yaratır.

3-5-2 dizilişinde de vahim bir nokta var, orta sahayı kalabalık tut, yani derginin üretimi güçlü olsun, iyi üretim gol getirir mantığıyla yola devam. burada da üretim iyiyse mali tabloda iyi olur anlayışı.

4-4-3 dizilişi tamamen tarzanlık gibi bişi, çağdaş bir diziliş değil gibi geldi bana, mali durum iyi olsun, üretim iyi olsun, gol olsun. Abicim bu dizilişte hepsi mümkün değil ki yahu, biraz riskli. Gerçeklik payı yook.

Valla benim şu anki gördüğüm dizilişse mahalle maçı dizilişi,
Mevzu şu: Top neredeyse Allah ne verdiyse hucum.
Dergi çıkacak pataküte, satılacak pataküte, para pataküte.
Ama burada gözüme batanda bir yer var bu patakütede her alana koşan oyuncular hep aynı.
Hiç seyircilerden bahsetmemiştim ama bu dizilişte seyircilerin faktörü çok güzel,"Olmuş baboww" "La bu adamın ben babasınıda sevmezdim" "Bu fazla dayanmaz" "Bakkalada borcu var ödemedi daha" "Toz ettila etrafı sulasakmı sahayı" Gol oluncada "bak benim dayımın oğlu" "kanki beeeee" "ayagına kurban koçum" "şu ahmetede kıl oldum çocuklara söle maç bitince dövelim"...

Neyden mi bahsettim, belkide hiç bir şeyden.

Ama Murat Abiye katılmamak elde değil...
70 ler bişi yaptı ama yaptı...
Bizde bişi yapıyoruz ama yapıyoruz.
Biraz daha emek biraz daha özveri.
Dizilişmi, yalan yada yanlış ama pata küte bana daha uygun yahu, yeterki şu etraftaki seyircilerde maç bitimi bir gazoz ısmarlasalar.