PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ugur Inceman-(Futbol)


Namik Kartaloglu
21-08-2008, 17:29
http://img84.imageshack.us/img84/7057/ugurincemanlx3.jpg

Adı soyadı : Uğur İnceman
Önceki Takımı :Vestel Manisa-Turkey
Forma Numarası : 8
Pozisyon :Orta Saha
Doğum Tarihi :25.05.1981
Doğum Yeri :Aachen-Almanya
Boy : 183
Kilo :
Ayakkabı No :
Takım : A Takımı
Medeni Durum :Belirtilmedi
Milli Maç :23

Namik Kartaloglu
03-09-2008, 16:30
Uğur İnceman’a Dair Her Şey
03.09.2008 14:16

Başarılı oyuncumuz Uğur İnceman, Beşiktaş Dergisi'nin Eylül 2008 sayısındaki röportajında kendisine dair her şeyi içtenlikle anlattı.

Bu röportajımızda özel dünyasının kapılarını aralayan Uğur İnceman, sorularımızı içtenlikle yanıtladı.
Çocukluğundan beri tanıdığı eşine nasıl evlenme teklif ettiğinden, oğlunun hayatında neleri değiştirdiğine; özel zevklerinden hayallerine kadar her şeyi bu röportajda anlattı...

Yeni transferlerimizden Uğur İnceman ile futbol dışı bir sohbet gerçekleştirdik.
“Gurbetçi” olarak babasının Almanya’ya çalışmaya gitmesinden başladı sohbetimiz... İki kültürün üzerindeki etkilerinden konuştuk, daha çocukken yaşadığı zor tercihi anlattı bize; “Tekwando mu, futbol mu?”... Ve eşiyle tanışması, gelgitleri, oğlunun dünyaya gelmesi, zevkleri, beklentileri, hayalleri... İşte Uğur’un çok özel dünyası:

Beş kardeşin en küçüğüsün. Almanya’da kalabalık bir ailede büyümüşsün. Biraz ailenden söz edebilir misin?
Yaklaşık 30 sene kadar önce babam Almanya’ya gitmiş. Daha sonra da annemi yanına aldırmış. O zaman iki çocukları varmış. Ben 1981 yılında doğdum. Babam Almanya’da değişik birçok işte çalışmış. Fabrikadan başlayıp reklamcılığa kadar... Babam, yedi yıl önce vefat etti.

Nasıl bir çocukluk dönemin oldu? Bir Türk olarak Almanya’da zorluk çektin mi?
Çocukluk dönemim çok güzeldi. Birçok arkadaşım vardı. Zaten sürekli spor aktiviteleri içindeydim. Sonuçta Türkiye’ye geldiğimizde “Alamancı”, Almanya’ya gittiğimizde de “yabancı”ydık. Ama ben yine de memnunum. İki kültürü de tanıma şansım oldu. Ailem evde Türk kültürünü öğretiyordu, okulda ve dışarıda da Alman kültürünü görüyordum. Doğal olarak da daha çok Alman yapısı içinde büyüdüm. Zaten esmer de değilim (gülüyor).

İki kültür arasındaki farkları biraz anlatabilir misin?
Türk kültürü daha sıcak, daha canayakın. Mesela biriyle tanıştığınızda ve yardıma ihtiyacınız olduğunda her zaman yardımcı olmaya çalışıyorlar. Almanlar ise önce mesafeli davranıyor ve karşısındakini tanımaya çalışıyor. Daha soğuklar...

Sen de soğuk musun?
Soğuk değilim ama önce insanları tanımak isterim. Tanımadan çok fazla samimi olmam.

Futbol nasıl hayatına girdi?
Beni hep abim futbol oynamaya götürürdü. 4 yaşımda ilk olarak Aachen’da küçük bir kasaba takımına yazıldım. 2-3 sene oynadıktan sonra tekwandoya başladım. 4 yıl da tekwando yaptım.

Neden tekwando?
Filmlerden dolayı herhalde... Çok meraklıydım. Tekwandoda çok başarılı oldum. Herkes futbolcu olursam daha çok para kazanacağımı söylüyordu ama ben tekwando hocası olmak istiyordum. Arkadaşlarım hep birlikte futbol oynamaya giderken ben tek başıma tekwandoya gidiyordum. Bu biraz beni sıkıyordu. Onlar bir aradayken, ben yapayalnız kalıyordum. Gerçi futbolu hiçbir zaman bırakmadım. Bir kulüpte olmasa da sokakta hep futbol oynardım. Sonra dayanamadım ve futbola döndüm. Tekwando hocam beni çok sevdiği ve benden çok ümitli olduğu için gidip “Bırakıyorum” diyemedim. Ayrılmam zor oldu ama iyi ki futbola dönmüşüm.

Eşin Almanya’da çocukluk arkadaşınmış, değil mi?
Evet, küçük yaştan beri tanışıyoruz. Aynı mahallede büyüdük. Ben 14, o 12 yaşındayken de kız arkadaşım oldu. Orada aileler özellikle kız çocuklarını daha çok sıkarlar, fazla dışarı çıkmasına izin vermezler. Biz de çocuktuk ve parkta filan görüşüyorduk. Kısa bir dönem sonra ayrıldık, zaten bizim mahalleden de taşındılar. Fazla görüşemiyorduk. 4 yıl kadar sonra yine bir araya geldik. Ardından yine ayrıldık. Hep böyle devam etti.

Sonra nasıl evlenmeye karar verdiniz?
Ben Hamburg’a transfer olmuştum. Transfer olmadan önce yine görüşmeye başlamıştık. Ben uzaktaydım ama ilişkimiz devam ediyordu. Yanına gittiğimde de ailesinden izin alıp fazla dışarı çıkamıyordu. Bu durum da bana zor gelmeye başladı. Daha fazla zaman geçirmek istiyordum ve bu nedenle evlenmeye karar verdim. Zaten küçük yaştan itibaren ben onunla evleneceğimi söylüyordum.

Evlilik teklifini nasıl yaptın?
Yine bir izin günümdü. Anneme evden gitmesini söyledim ve eşimi çağırdım. Evde otururken çiçek verip, evlilik teklif ettim. 22 yaşımdaydım. Evlendik ve şimdi de 2 yaşında Egecan isimli bir oğlumuz var.

Baba olmak nasıl bir duygu? Oğlunun olması hayatında neleri değiştirdi?
Çok güzel bir duygu. Daha önce abilerimin ve ablalarımın çocukları rahatsızlandığında nasıl üzerine titrediklerini görüyordum ama pek de anlayamıyordum. “Çocuğun olunca anlarsın” derlerdi. Gerçekten de öyle oldu. En ufak bir şeyde bile hemen ayaklanıyorsun, endişeleniyorsun. Yorucu ama güzel bir duygu baba olmak.

Beş kardeş olmak, kalabalık bir aileye sahip olma isteği mi yaratıyor yoksa tam tersi mi?
Önceden hep büyük bir ailem olsun isterdim ama beş çocuk çok fazla (gülüyor). Gerçi tek çocuk da olmaz, Egecan’ın kardeşi olsun istiyorum. Biraz da zaman gösterecek.

Oğlunun da futbolcu olmasını ister misin?
Babam, hiç benim üzerimde baskı kurmadı. Futbola başladım, yarım bırakıp tekwandoya gittim, tekwandoyu bırakıp futbola devam ettim. Annem ve babam bana hiçbir şey demediler. Her zaman destek oldular, maçlarımı izlediler. Ben de oğlumu serbest bırakmak istiyorum. Neyi tercih ederse etsin, destek olmak istiyorum. Meslek olarak olmasa da futbolla ya da başka bir spor dalıyla muhakkak ilgilenmesini isterim. Futbolcu olmak isterse de, bu camiayı iyi bildiğim için ona daha fazla yardımcı olabilirim. Zaten birçok konuda ileriye dönük çok fazla şey düşünmüyorum, şu anı yaşamaya çalışıyorum. Şimdi 2 yaşında oğlumla oynamak, vakit geçirmek çok hoşuma gidiyor.

İyi bir baba olduğun izlenimini veriyorsun...
(Gülüyor) Çok iyi bir baba olduğumu söyleyemem. Yorucu idmanlarımız olduğu zaman ben de eve gelip dinlenebiliyorum. Bu nedenle çocuğumla fazla vakit geçiremeyebiliyorum ve istediğim kadar ilgilenemiyorum. Ama izin günlerimi tamamen ona ayırmaya çalışıyorum.

Peki Uğur İnceman nasıl bir eştir?
Ben bulunduğum ve girdiğim ortama uyum sağlayan biriyimdir. İnsanlarla da uyumlu olurum genelde. Eşimle de uyumlu olmaya çalışıyorum. Elbette her ilişkide olduğu gibi bizde de sorunlar oluyordur ama...

Romantik misin?
Eşim hiç romantik olmadığımı söylüyor.

Yaptığın en romantik şey neydi?
Ona evlilik teklif etmem (gülüyor). Belki başka bir şey daha yapmışımdır ama şimdi hatırlamıyorum.

Peki ya eşinin yaptığı...
Hamileydi ve tatile çıkmıştık. Benim doğumgünüme denk geldi tatilimiz. Kaldığımız otelin odasını çiçeklerle süslemişti. Çok güzel de bir akşam yemeği ayarlamıştı. Çok güzel bir gündü.

Oğlunun olması günlük yaşantında neleri değiştirdi?
Mesela önceden sinemaya çok giderdik. Şimdi film alıp evde izliyoruz. Yine dışarı yemeğe çok çıkıyorduk. Şimdi de gidiyoruz ama daha zor oluyor. Yemekten sonra keyif yapmak istiyor insan... Bu tamamen ortadan kalktı, bir yere gittiğimizde yemekten hemen sonra eve dönüyoruz.

Ne tür filmleri seversin?
Daha çok aksiyon seviyorum. Eşim ise komedi ya da romantik filmleri izliyor.

En sevdiğin aktör veya aktrisler kimler?
Birçok kişi var. Zaten genelde aktöre göre film seçerim. Sevdiğim oyuncu varsa o filmi muhakkak alır ve izlerim. Mesela Al Pacino, Denzel Washington gibi yıldızların filmlerinin hepsini izlemişimdir.

Kitap okumaya vakit buluyor musun?
Geçen sene epey kitap okudum. Özellikle meraklı olduğum için tarih kitapları okuyorum. Çünkü Almanya’da hep Almanya tarihini öğrendik. Osmanlı ve Türkiye’nin tarihinden fazla bir şey bilmediğim için ilgimi çekiyor. Tarihi değiştiren efsanelerin anlatıldığı bir kitabı okudum son olarak.

Tarih kitaplarını okurken, etkilendiğin ve yaşamak istediğin dönemler var mı?
Elbette insanların yaşantısını merak ediyorum ama özellikle savaş dönemlerinde yaşamayı hiç istemezdim. Savaş gerçekten çok kötü bir şey. Bitse bile sonrasında insanlarda derin izler bırakıyor. Mesela maç için Bosna’ya gittik ve oradaki binalarda hala kurşun izleri var.

Peki hoşlandığın müzik türü...
Pop, arabesk, hiphop dinlerim. R&B’yi çok severim. Yeni çıkan albümleri almaya çalışıyorum. “Kesinlikle şu grubu ya da şu kişiyi çok seviyorum” demiyorum. Hemen hemen her tarzı dinlerim.

Alışverişi sever misin ya da gördüğünde kesinlikle almadan duramadığın bir şey var mı?
Ben de ceket takıntısı var. Gardırobum ceketlerle doludur. Her gittiğim yerden tişört ya da pantolon değil de ceket alırım. Hatta eşim de bu yüzden kızar bana.
Bunun dışında klasik giyinmeyi de, spor giyinmeyi de severim. Duruma göre değişebiliyor... Ama renk olarak giysilerimde en çok siyahı tercih ediyorum.

Eşine evde yardım ediyor musun? Mesela yemek yapar mısın?
Elimden geldiğince yardım etmeye çalışıyorum. Yemeği de bekarken yapıyordum ama pek güzel olmuyordu. Evlendikten sonra da arada sırada salata filan yapıyorum.
Ben daha çok yemeğin gelmesini beklerim (gülüyor).

En sevdiğin yemek hangisi?
En çok makarna yiyorum. Değişik soslarla yapılan makarnaları seviyorum. Eşim de bu tarz yemekleri çok güzel yapıyor ve çok güzel soslar hazırlıyor. Almanya’ya gittiğimizde de annemin yemeklerini yemek çok hoşuma gidiyor.

Annen Türkiye’ye gelmeyi düşünmüyor mu?
Yalnız yaşadığı ve bütün kardeşlerim orada olduğu için düşünmüyor.

Şimdi işin nedeniyle Türkiye’desin ama tercih hakkın olsa nerede yaşamak isterdin?
Türkiye’ye geleli neredeyse 5 yıl olacak. Almanya’daki arkadaşlarımı ve ailemi elbette özlüyorum ama gittikten birkaç gün sonra orada sıkılıyorum. Tercihimi kesinlikle Türkiye’de yaşamaktan yana kullanırım. Türkiye’de de İzmir’i ve İstanbul’u çok seviyorum.

Namik Kartaloglu
23-10-2008, 16:25
Uğur İnceman

Cola Turka ile Futbolcu Günlüğü’nde bu seferki konuğumuz Siyah Beyazlılarımız’ın orta sahaya yaptığı yeni takviye Uğur İnceman…


Geçtiğimiz yıl Takımımız’ın en sıkıntılı bölgesi diye bahsediliyordu orta sahamızdan. Sakatlıklar belimizi bükmüştü, orta saha istim üstünde duruyordu. “Cisse’ye bir şey olsa ne olacak” sorusu vardı herkesin aklında. Neyse ki geçen yıl geçmişte kaldı, bu yıla yeni takviyelerle başladı Siyah Beyazlılarımız. Geçen sene şampiyonluğu son anda kaçıran Ekibimiz, o kadroyu bozmadan yeni takviyelerle girdi sezona. Bu yeni Beşiktaşlılardan birisi de Uğur İnceman’dı. Türk futbolunun göze çarpan isimlerinden birisi olan genç futbolcumuz önemli bir yükün altına girdi. 07-08 sezonunu küme düşen bir ekipte tamamlayan Uğur İnceman, şimdi şampiyonluğa oynayan bir ekibin başarısı için ter döküyor. En alttan en üste geçiş bir futbolcunun hayatında neleri değiştirir?

Küme düşen takımlarda bile sezona belirli bir hedef için başlarsınız. Orada da hedefleriniz vardır, olur ya da olmaz… Eski takımımda oynarken hedeflerim farklıydı, şimdi daha farklı. Şu anda şampiyon olmak için mücadele ediyorum. Büyük takımlarda hedefim ve sorumluluklarım arttı. Motivasyonumuzu sürekli yüksek tutmamız ve çok çalışmanız gerekiyor burada.

Beşiktaş forması giymek nasıl bir şey?

Herkese nasip olmayacak bir formayı giyiyorum. Bunun bilincindeyim. İşte bu yüzden çok mutlu ve gururluyum.

Geçen yıl bizi çok korkutan bir bölgeye transfer oldun. Bu seni ürkütüyor mu? Üzerinde baskı hissediyor musun?

Mutlaka bir baskı var, yok dersem olmaz. Futbolda her zaman için bir baskı vardır aslında. Ama bu baskıyla yaşayabilmek, onu iyi değerlendirmek çok önemli. Bir futbolcu işini iyi yaparsa, iyi konsantre olursa bu baskıyı aşar diye düşünüyorum. Ben de böyle yaparak üzerimdeki sorumluluğu layıkıyla yerine getireceğim diye düşünüyorum. Baskı her zaman olacak, önemli olan onu avantaja çevirmek.

Bu sözleriyle gönlümüzü ferahlatan Uğur İnceman, Siyah Beyazlı formamızı ilk giydiği günden beri rahat tavırlarıyla yıllardır Beşiktaş’ta oynuyormuş izlenimi veren bir futbolcu. Sahaya hakim olması, arkadaşlarıyla sık sık diyalog halinde olmasıyla sanki 40 yıllık Beşiktaşlıymış gibi davranıyor. Böyle olmasının sebebi adaptasyon sürecinin atlatılması mı yoksa başka bir şey mi?

Lig daha yeni başladı, 4-5 maç yaptık. Fakat –geç katılmış olsam da- iyi bir kamp dönemi geçirdim. Uyum süreci fazla uzun sürmedi. Bunun en büyük etkenlerinden birisi de takımdaki oyuncuların birçoğuyla aynı dili konuşuyor olmamız. O süreci iyi atlattığımı düşünüyorum. Henüz yolun başındayım ancak gün geçtikçe daha iyi olacağım. Takım arkadaşlarımın hepsi iyi karakterli, doğru insanlar. Bu etkenler de uyum sürecinizin kısa sürede bitmesine yardımcı oluyor.

Daha önceden tanıştığın isimler var mıydı Beşiktaş’ta?

Bir tek İbrahim Toraman’ı tanıyordum. Onunla da Ümit Milli Takım’dan tanışıyorduk.

Cisse ile saha içinde nasıl anlaşıyorsunuz?

Herhangi bir sorun yaşamıyoruz maç içinde, İngilizce konuşarak yardımcı oluyoruz birbirimize.

Gördüğümüz kadarıyla saha içinde Cisse ile çok iyi anlaşıyorsun. Bizim izlerken kaçırdığımız saha içi durumunuzdan bahseder misin?

İkimiz birbirimizi tamamlıyoruz. Yerimi terk ettiğimde, prese gittiğimde hemen arkamı kapatıyor. Keza ben de aynı şekilde onu kolluyorum. Yapılması gereken her türlü varyasyonu Cisse ile çok rahat yerine getiriyoruz.

Cisse-Uğur isimleri bu kadar geçince Takımımız’ın bu seneki yeni sisteminden biraz bahsetsek fena olmaz. Teknik Direktörümüz Ertuğrul Sağlam, sezon öncesi oynanan hazırlık maçlarında çift ön liberolu bir oyun şekli denemişti ve yaptığı açıklamalarda bu sistemle oynamayı sürdüreceklerini deklare etmişti. Sağlam, her maça bu yeni sistemle çıkmayacağını; oyun kurgusunu rakibe, skora göre değiştirebileceklerini söylemişti. Avrupa’nın önemli kulüplerinin geçiş yapalı çok olduğu bu yeni sisteme göre Cisse-Uğur ikilisi orta sahanın defansif ve ofansif yükünü sırtlayacaktı. Yükün ağırlığını yükü çekene sormak lazım.
Ne düşünüyorsun yeni sistem için, daha önce çift ön liberolu bir sistemde görev yaptın mı?

Avrupa’da birçok takım bu sistemle oynuyor. Dizilişe, sisteme ve tek forvete ilk baktığınızda defansif gibi gözüken bir kurgu var, ancak hücumda bir anda kalabalık olmanıza olanak veriyor bu oyun. Bazen forvette 3 futbolcu bile olabiliyorsunuz. Ben daha önce de böyle bir sistemde oynadım. Bana göre güzel bir oyun şekli. Ayrıca Takımımız’da bu sisteme uygun oyuncular da var umarım bu şekilde devam eder.

Sen oyunun bölgenin hangi tarafında kendini daha etkili buluyorsun. Hücum özelliklerin mi daha iyi, yoksa savunma özelliklerin mi?

Her iki yönüm de var, hiç böyle bir ayırım yapmadım. Ama her iki özelliklerim de eşit diye düşünüyorum.

Ön liberoda görev yapan bir futbolcunun hangi özelliklerinin üst seviyede olması gerekir?

Top ayağındayken oynayacağı yeri bilmeli. Nereye oynayacağına çok çabuk karar vermeli. Görev alanları dar bir bölge yani orta saha olduğu için çok dikkatli olmalıdır. Çünkü kimse böyle bir zamanı size vermez. İleri görüşlü ve çabuk olmalı. Bir oyuncu belki çabuk birisi olmayabilir ancak çabuk düşünerek, çabuk bir futbolcudan bile daha iyi olabilirsin.

Uğur İnceman, İstanbul’da oynanan Siroki Brijeg maçıyla birlikte ilk kez BJK İnönü Stadı’na ve Beşiktaş taraftarlarının karşısına çıktı. Bir futbolcu için en önemli anlardan, kariyerinin unutulmaz hatıralarından birisidir mutlaka o gün. Uğur için de böyle olmuş, “O geceyi unutamam” diyor. Uğur’un o geceyi unutamamasının en büyük sebeplerinden birisi de şüphesiz attığı gol. Kuvvetle muhtemel, bir futbolcu için çok büyük bir önemi vardır yeni takımının sahasında, taraftarların karşısına çıktığın ilk maçta attığın golün. Hele de ilk golün…

Siroki Brijeg maçı benim BJK İnönü Stadı’ndaki ilk maçımdı. Heyecanım çok fazlaydı. Maçta ilk golü ben attım. Bu golün diğer gollerimden çok daha anlamlı olduğunu söyleyebilirim. Taraftarlarımızla, Camiamızla ilk buluşmamızda bir golle karşılarına çıkıyorum. Bu herkese nasip olmayan bir şey. O anki sevincimi tarif etmem çok zor. Zaten golden sonra çok sevindiğimi hatırlıyorum o ana dair. Daha sonra maçı tekrar izleyip golü görünce yine çok sevinmiştim.

İnönü Stadı’na ilk çıktığında neler hissettin?

İlk başta çok heyecanlıydım, ama kısa sürede o heyecanı attım üstümden.

Stadın atmosferi için neler söyleyebilirsin?

Özellikle Siroki maçında stat hemen hemen doluydu. İnanılmaz bir şey orada oynamak. Çok keyif verici. Taraftarın coşkusunu hissedince futbolcu olduğunu anlıyor insan. Müthiş bir taraftar desteği var.

Bir zamanlar rakip olarak geliyordun.

O zaman da taraftarın karşısında oynamak zordu. Beşiktaş baskı kurduğunda, arkasına taraftar desteğini aldığında karşı takım olarak zorlanıyorduk tabii, ama şimdi o desteğin bizim için olduğunu düşününce bu durum motivasyonumuzu ikiye katlıyor.

Uğur İnceman, boş vakitlerini ailesine ayıran bir futbolcu. Oğluyla, eşiyle, sinemayla, kitapla vakit geçirmeyi tercih ediyormuş. Kitaplığında en çok tarih kitapları varmış, tarihe de zaten çok meraklıymış. Atilla’yla Cengiz’i çok beğeniyormuş, her ikisinin de savaşçı, mücadeleci özellikleri, hükmetmeleri ve hırsları Uğur’u çok etkilemiş. Ama kendisine tarihten kimseyi örnek almıyormuş. Futbolda da durum böyleymiş, idolü olan birisi henüz hayata gelmemiş. Bir tek Zidane’ı çok sevmiş.

Röportaj: Hüseyin Eroğul