PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ekrem Dag-(Futbol)


Namik Kartaloglu
21-08-2008, 18:33
http://img149.imageshack.us/img149/9227/ekremdaguw5.jpg

Adı soyadı : Ekrem Dağ
Önceki Takımı :Gaziantepspor
Forma Numarası :17
Pozisyon :Orta Saha
Doğum Tarihi :05.12.1980
Doğum Yeri :Avusturya
Boy :175
Yabancı Dil :Almanca
Kilo :
Ayakkabı No :
Takım :A Takım
Medeni Durum :Belirtilmedi
Milli Maç :

Namik Kartaloglu
28-11-2008, 13:53
28.11.2008

Ekrem Dağ

Cola Turka ile Futbolcu Günlüğü’nde sırayı son haftaların büyük çıkışını yapan Ekrem Dağ alıyor. Başarılı futbolcumuzla dikkat çeken performansını ve yarınki derbiyi konuşuyoruz...




Ekrem Dağ, transferi gerçekleştikten sonra aslında kulübeye yapılan bir transfer gibi gözüküyordu. Zaten ilk haftalarda da fazla şans bulamadı ve rotasyonun gerekli olduğu dönemlerde kullanıldı. İzlediğimiz kadarıyla da Beşiktaş formasıyla hiç sırıtmadı. Teknik Direktörümüz Mustafa Denizli’nin gelişiyle birlikte ilk 11’de forma şansı buldu ve sanki yıllardır bu formayla mücadele ediyormuş gibi oynadı. Özellikle son 5 maçta kendisini on birde gördük. Acaba neydi bu işin sırrı?

“Kulübede oturduğum zaman her futbolcu gibi bana da şans geleceği günü bekliyordum. İlk haftalarda fazla oynayamadım. Ama hiçbir zaman çalışmayı bırakmadım. Şans gelirse hazır olayım diye sürekli olarak aynı tempoda idman yaptım ve kendimi böyle hazırladım. Son 5 maçtır da üst üste oynuyorum. Umarım hocam şans vermeye devam eder ve ben de elimden gelenin en iyisini yaparak takımıma faydalı olurum. Özetle çalışmayı bırakmadığım için bugün böyleyim.”

Her futbolcu oynamak ister. Kimileri Ekrem gibi çalışmasına ara vermez bir yerlere gelir, kimileri de küser. Onlar biter ama futbol yine kaldığı yerden yoluna devam eder. Ekrem, Avusturya’da yetişmiş bir futbolcu. Dolayısıyla ilk futbol eğitimini de orada almış. Bu eğitimin bu düşüncede bir payı var mıdır peki?

“Bu kişinin kendisiyle alakalı bir şey. Ne olursa olsun çalışmayı bırakmamak lazım. Küsersen kendine küsersin, başka bir şey olmaz. Bir futbolcu her zaman çalışacak ve kendisine şans gelmesini bekleyecek. Bundan daha da önemlisi var. Herkese şans mutlaka gelir ama önemli olan bu şansı ilk andan itibaren kullanabilmektir. Küstüğün bir vakitte oynama fırsatını yakalarsan yüzde yüz performansını yansıtamazsın. Bu da bir daha formayı giyemeyeceğin anlamına gelir.”

Bu işin ilk tahsilini yurt dışında almış olmak futbolunu nasıl etkiledi?

“Buradaki altyapıları henüz tam anlamıyla inceleyemedim. Nasıl olduklarını bilmiyorum o yüzden. Ama dikkatimi çeken bazı şeyler oldu. Mesela PAF takımda oynayan bir futbolcu A takımla maça çıktığı zaman, biraz şans bulduklarında hemen şımarıyorlar. Avusturya’da böyle değildi. Futbolcunun şımarmasına kimse izin vermiyor orada. Bu sıkıntıda basının da rolü çok büyük. Genç bir futbolcu maça çıktığı zaman hemen gazetelerde, televizyonlarda kendisinden bahsediliyor. Bu da futbolcunun şımarmasında bir etken. Bunun böyle olmaması lazım diye düşünüyorum.”

100. yılımızdan sonra bir lig şampiyonluğu yaşamak nasip olmadı. Şeytanın bacağını bu sefer kıracağız sanki. Takımımız oynadığı futbol ve aldığı sonuçlarla bu heyecanımızı yükseltiyor. Tribündeki bizler bile heyecan kaynaklı şampiyonluk baskısı yaşıyoruz. Ligin ilk yarısının bitmesine dört beş maç kaldı. Takımda baskı var mı peki?

“Bu sene herkes şampiyonluğu çok istiyor. Geldiğim günden beri bunu görüyorum. İdmanlara çıkarken bile şampiyonluktan bahsediliyor takımda. Başka şansımız yok, bu sene mutlaka şampiyon olmalıyız. Üzerimizde tabii ki bir baskı var, ama bunu hissetmemeye çalışıyoruz. Ama ligin uzun bir maraton olduğunu unutmamak lazım. Puan kayıpları yaşayacağız, derbiler kazanacağız, rakiplerimiz puan kayıpları yaşayacak. İyi bir takımımız var, bu hedefe ulaşmak için aynı bilinçle ve devamlı olarak bu şekilde çalışmaya devam etmeliyiz. Bu şekilde gidersek kazanırız”

Ekrem Dağ birçok özelliğe sahip bir futbolu. Sağ ve sol açık olarak görev yapabiliyor. Bazen orta sahada top kesiyor, zaman zaman sağ bekten hızlı çıkışlar yapıyor. Bu da tercih edilmesindeki en önemli etkenlerden birisi şüphesiz. “Sahanın hangi alanında kendini daha etkili görüyorsun, nerede daha rahat olduğunu hissediyorsun?” sorusunun cevabını biraz farklı veriyor:

“Açıkçasını söylemek gerekirse kendimi en iyi hissettiğim yer, oynadığım maçtaki performansıma göre değişiyor. Eğer o haftaki maçta sağ açıkta iyi oynamışsam kendimi orada daha iyi buluyorum. Orta sahada verilen görevi yerine getirebilmişsem en iyi yerim orta sahadır diyebilirim. Son maçlarda hocam orta sahada görev veriyor. Ama sağ bekte daha çok katkı sağladığımı düşünüyorum. Bütün bunlar aslında hocaya bağlı. Beni nerede oynatmak isterse ben orada oynamakla görevliyim. Nerede oynarsam oynayım amacım elimden gelenin en iyisini ortaya koymaktır.”

Büyük takımlar, milli takım için bir sıçrama taşıdır aslında. Anadolu’nun bir kulübünde görev yapan kaliteli bir futbolcuyla büyük takımlarda oynayan bir futbolcunun şansı aynı değildir. Büyük takımdaki oyuncu diğer adaylardan bir adım öndedir. Ekrem’in bu çıkışının milli takımda oynama şansına nasıl bir etkisi olacak diye soracağız ama futbolcumuzun durumu biraz faklı:

“Ben Avusturya’da oynarken oradaki yetkililer beni milli takımda oynatmak istediler. Bunun için bana Avusturya pasaportu verdiler. Şu anda Avusturya vatandaşıyım. Vatandaşlığa geçtikten 3 ay sonra Gaziantepspor’a transfer oldum. Şimdi bana Türk ve Avusturya milli takımlarından teklif gelebilir. Avusturya milli takımında oynamadığım için şimdi her iki takımda da oynama şansım var. İki takımdan da teklif gelirse tercihim kesinlikle Ay-Yıldızlı formadır.”

Fatih Terim’den bir davet bekliyor musun peki?

“Bekliyorum tabii ki. Ben de Türk milli takımında görev yapmak isterim. Büyük bir gurur olur benim için. Ama tercih edilmem benim oynayacağım maçlara göstereceğim performansa bağlı.”
Ekrem Dağ’ın hayat hikayesi biraz garip. Mardin doğumlu olan futbolcumuz çocukken ailesi birlikte bir kamyon kasasında Avusturya’ya göç ediyor. Sonra uzun yıllar burada kalıyorlar. Gaziantepspor’a transferiyle birlikte artık doğduğu topraklara dönüyor. Bir kaç sezon süren Gaziantep macerasından sonra soluğu İstanbul’da alıyorlar. Avusturya da Gaziantep de İstanbul’a nazaran daha sakin yerler. Ekrem için İstanbul’a alışmak kolay olmamış...
“Yavaş yavaş alışıyorum İstanbul’a. Trafiği beni çok sıkıyor. Bir yerden bir yere giderken 3-4 saat arabada kalabiliyorsunuz. Trafikte kalmak, yolda kalmak hiç hoşuma gitmiyor. Ama burayı seviyorum. İstanbul’u sevmeyen kesinlikle yanılmıştır. Bir de trafiği olmasa daha güzel olurdu galiba.”

Ekrem Dağ, Bosnalı eşi ve iki çocuğuyla birlikte –nazarlardan ırak olsun- mutlu mesut bir aile hayatı yaşıyor. Zaten sahadaki duruşuna bakarsanız sadece işini yapmaya çalışan bir futbolcu görürsünüz. Gazetelerde, televizyonlarda futbolun dışında bir şeyle anılmadı. Hakkında çıkan haberler hep olumluydu, kendisini işini kötü yaptığı yönünde eleştirenler de olmadı. Dolayısıyla kamuoyu tarafından fazla tanınan bir yüzü yok. Dışarıda rahat rahat gezebilen nadir şöhretlerden birisi yani. Yavaş yavaş kendisini tanıyanlar çıkıyormuş, ama bu 5 maçlık performansı devam ederse kesinlikle kendisinden imza isteyenlerin sayısında da artış olacak. Peki Ekrem bunu istiyor mu?

“Şu anda 20 bin kişiyle karşılaşsam belki içlerinden 1 kişi beni tanıyordur. Şimdilik fazla bilinen birisi değilim. Ben de çok tanınan birisi olmak isterim ama aynı zamanda bunun çok sıkıcı olacağını tahmin ediyorum. Mesela Delgado’yu düşünürsek, kendisini herkes tanıyor, biliyor. Ailesiyle bir yemeğe çıktığında bile bir sürü imza isteyen, fotoğraf isteyen oluyordur. Kendisi rahat edemiyordur. Bu aslında zor bir şey. İnsan bir süre sonra rahatsız olur. İyi olduğu kadar da kötü bir şey aslında. Ben şimdiki halimden memnunum...”

Ekrem şimdiye kadar ciddi bir sakatlık geçirmedi. Bir tek sezon öncesi hazırlık kampında bir sorun oldu, o kadar. Bu dayanıklılık bünyesiyle mi alakalı yoksa dikkatiyle mi diye merak ediyoruz.

“Kendime iyi bakıyorum. İdmandan önce ve sonra yapılması gerekenleri yapıyorum. Şimdiye kadar idmanlarda herhangi bir sakatlığım olmadı. Sadece sahada değil salonda da çalışıyorum. Hocanın verdiği programlara uyuyorum. Zaten bu şekilde profesyonel olabiliyorsunuz. Saha içinde de ciddi bir durumla karşılaşmadım. Siz kendinize ne kadar iyi bakarsanız bakın, maç içinde alacağınız bir darbeyle kritik bir sakatlık geçirebilirsiniz. Mesleğinizi ciddiye almalısınız. Almazsanız en ufak ters bir harekette bile sakatlanabilirsiniz. O zaman yapacak bir şey yok ama bir futbolcu kendisine her zaman iyi bakmak zorundadır.”



Fark ettiğiniz gibi Ekrem Dağ tam anlamıyla profesyonel bir futbolcu. Yapılması gerekenlerin ve uyulması gerekenlerin hepsini harfiyen yerine getiriyor. Saat 23.00’de yatıyor, beslenmesine dikkat ediyor. Evde olduğu zaman eşi ve çocuğuyla vakit geçiriyor. Takım arkadaşlarıyla sadece idman saatlerinde değil dışarıda da görüşüyor...

Geçiyoruz yarınki kritik derbiye. Ekrem yarın forma giydiği takdirde ilk kez bir derbide mücadele etmiş olacak. Belki de dünyada milyonlarla ifade edilen futbolcu sayısının bir çoğuna kısmet olmayacak bir tecrübe olacak Ekrem için. Derbiye dair ilk soru ‘Heyecanlı mısın?’ oluyor.

“Ben her maça çıkarken heyecan duyarım. Aslına bakarsanız bu maç da diğer maçlarla aynı. Sonuçta 3 puan için mücadele edeceğiz. Fakat yarınki maç derbi olduğu için diğerlerine nazaran biraz daha heyecanlı olduğumu söyleyebilirim.”

Takımımız artık tam anlamıyla derbiye konsantre olmuş durumda sen kendini büyük maça nasıl hazırlıyorsun?

“Eskişehir maçının bitimiyle birlikte Fenerbahçe maçını düşünmeye başladık. Benim ilk derbim olacak, ama her maça nasıl çıkıyorsam buna da aynı şekilde çıkacağım. Sakinim, panik yapmıyorum sadece 3 puan almayı düşünüyoruz ve ben de diğer arkadaşlarım gibi galibiyete nasıl katkıda bulunurum diye düşünüyorum. Bu maç da diğerlerinde olduğu gibi 3 puanlık bir maç.”
Teknik Direktörümüz Denizli sizleri nasıl hazırlıyor peki?
“Normal idmanlarımızı yaptık hafta boyunca. Hocamız Fenerbahçe maçının önemli olduğunu söylüyor, ama telaş yapmıyor. Hocamız genellikle ‘idmanlarımızı güzel yapalım, panik yapmadan maça hazırlanalım’ diyerek bugüne getirdi bizi.”

Son olarak Fenerbahçe maçıyla ilgili olarak neler düşünüyorsun?

“Rakibimizin üzerinde büyük bir baskı var. Bu seneye iyi başlamadılar. Bu bize dezavantaj mı olur yoksa avantaj mı olur onu bilmiyorum. Deplasmanda kazanma şansımız yüksek. Fenerbahçe’nin şu anda içinde bulunduğu durum kesinlikle oyunlarına yansıyacaktır. Porto maçında aldıkları mağlubiyet, Ankaragücü karşısında kaybedilen 2 puan rakip futbolcuları hırslandırmıştır, Beşiktaş maçını çıkış olarak görebilirler. Bizim için avantaj mı, dezavantaj mı olduğunu kestiremediğim bu durumu lehimize çevirmeye çalışacağız. Ama şunu söylemek istiyorum ki 3 puan almak için yarın Kadıköy’e çıkacağız. Kazanıp yolumuza devam edeceğiz.”

Röportaj: Hüseyin EROĞUL

Namik Kartaloglu
15-12-2008, 18:30
“Herkes Gibi Yaşamayı Seviyorum”
15.12.2008 12:07

Yavru Kartal Dergisi Fun Club Üyelerimiz Gözde Salbaş ve Alp Salbaş sordu, Futbol Takımımız’ın başarılı futbolcusu Ekrem Dağ yanıtladı...

Ben Gözde Salbaş... 11 yaşındayım ve Bostancı İlköğretim Okulu 6. sınıf öğrencisiyim. En sevdiğim ders matematik. Büyüyünce mimar ya da fotoğrafçı olmak istiyorum.
Takımımız’da en sevdiğim futbolcu Matias Delgado. Yavru Kartal Dergisi’nde en çok sevdiğim bölümler ise bulmacalar ve resim yarışması...

Ben Alp Salbaş... Bostancı İlköğretim Okulu’nda okuyorum. 10 yaşındayım ve 5. sınıfa gidiyorum. En sevdiğim ders matematik. Büyüyünce futbolcu olmak istiyorum.
En sevdiğim futbolcu benim de Matias Delgado. Yavru Kartal Dergisi’nde ise bulmacaları çok severek çözüyorum.

Biz Yavru Kartal Fun Club Üyeleri olarak Futbol Takımımız’ın başarılı futbolcusu Ekrem Dağ’ı BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde ziyaret ettik ve çok güzel bir sohbet gerçekleştirdik. İşte futbolcumuza sorduğumuz sorular ve O’nun bize verdiği yanıtlar...

Gözde Salbaş: Futbola Avusturya’da nasıl bir başlangıç yaptınız?
Ekrem Dağ: Öncelikle okul takımında başladım. Orada gol kralı olmuştum. Ondan sonra babam beni bir kulübün alt yapısına yazdırdı.

Alp Salbaş: İlk çıktığınız maçlardaki performansınız nasıldı?

Ekrem Dağ: Çok iyi geçti. Bir devre oynamıştım ama güzel oynamıştım.

Gözde Salbaş: Türkiye’ye gelmeye nasıl karar verdiniz?

Ekrem Dağ: Avusturya’da 5 sene oynadım. Türkiye’ye geldiğimde ilk sene biraz zorluk çeksem de diğer seneler gayet güzel geçti.

Alp Salbaş: İyi bir futbolcu nasıl olunur?

Ekrem Dağ: Önce futbolcu olmayı seveceksin. Sonra eğer yeteneğin varsa ve ailen de destekliyorsa iyi bir futbolcu olabilirsin.

Gözde Salbaş: İki ayağını da kullanan bir oyuncu olarak hangi pozisyonda oynamanız sizi verimli kılıyor?

Ekrem Dağ: Genellikle sol ya da sağ açıkta oynuyorum. İkisinde de oynayabildiğim için bir sorun olmuyor. Ama hocamız beni her yerde deniyor.

Alp Salbaş: Günlük yaşantınızdan örnekler verebilir misiniz?

Ekrem Dağ: Sabah genellikle idman oluyor. Kalktığımda çocuklarımla kahvaltı yapıyoruz. Ben idmana gidiyorum, onlar okula gidiyorlar. Akşam da yine ailemle beraber oluyorum. Günlerim böyle geçiyor.

Gözde Salbaş: Büyük bir kulüpte, Beşiktaş’ta forma giymek bir oyuncuya neler getiriyor?

Ekrem Dağ: Beşiktaş’ta oynamak herkes için büyük gururdur. Ben de bu formayı taşıdığım için mutluyum. Burada kendimi çok iyi hissediyorum.

Alp Salbaş: Sizi sahada en çok ne hırslandırır?

Ekrem Dağ: Hep pozitif olmaya çalışıyorum. Oradan gücümü kazanıyorum ve iyi bir şey yaptığım zaman daha da hırslanıyorum.

Gözde Salbaş: Gol atmak ya da asist yapmak nasıl bir his?

Ekrem Dağ: İkisi de çok güzel duygular. Herkes zaten bunu yapmaya çalışıyor. Becerdiğinde de çok seviniyorsun.

Alp Salbaş: Özel hayatında futbolcu olmanın ne gibi farklılıkları oluyor?
Ekrem Dağ: Birisi bizi tanıdığında belki diğer insanlardan daha iyi davranıyor. Ama bu benim pek hoşuma gitmiyor. Diğer insanlar gibi hareket etmek daha doğru geliyor bana.

Gözde Salbaş: Neden 17 numaralı formayı giyiyorsun?

Ekrem Dağ: Aslında özel bir nedeni yok. Hep 23 giyiyordum ama onu Holosko giydiği için 17 numarayı aldım ben de.

Alp Salbaş: Ali Tandoğan ve Gökhan Zan’la daha yakın görştüğünüzü duymuştum. Takımdaki arkadaşlık ne düzeyde?

Ekrem Dağ: Bizim ortamımız çok güzel. Sadece Ali Tandoğan ve Gökhan Zan ile değil bütün arkadaşlarımla aram çok iyi.

Gözde Salbaş: Her zaman farklı olan Beşiktaş taraftarı sadece gol atanı değil, sahada kalbini verenleri maç içinde alkışlayarak onu tebrik etmektedir. Bu sizin için ne ifade etmektedir?

Ekrem Dağ: Sahada savaştığımız zaman onlar bunu görüyorlar ve biz de onlardan destek alıyoruz. Bu da beraberinde başarıyı getiriyor.

Alp Salbaş: Milli Takımımız’da sizi izlemek isteriz. Siz de ister misiniz?

Ekrem Dağ: Tabii ki herkes Milli Takım’da oynamak ister. Şu anda Avusturya ve Türk Milli Takımları’nda oynama hakkım var. Ama ben Türk Milli Takımı’nda oynamak istiyorum.

Gözde Salbaş: Biz Yavru Kartallar’a tavsiyeleriniz nelerdir?

Ekrem Dağ: Dergimizi okuduğumda oradaki çocuklar sizin gibi çok hoşuma gidiyor. Böyle devam edin ve bizi sevindirin.

Alp Salbaş: İstatistiklere baktığımızda 2006 sezonundan beri kırmızı kart görmediniz. Centilmenlik bakış açınızı bizimle paylaşır mısınız?

Ekrem Dağ: Maç içinde bazen faul yaptığında kart yiyebiliyorsun.
Bu tabii ki pozisyona bağlı ama bilinçli bir şekilde rakibimi incitmek ya da ona küfür etmek istemem.

Gözde Salbaş: Şimdiye kadar unutamadığınız bir maç var mı?

Ekrem Dağ: Her maç benim için heyecanlı geçiyor.

Alp Salbaş: Sizi tribünden iyi koşan, yardımlaşan, paylaşan biri olarak görüyoruz. Ekrem Dağ nasıl birisidir?

Ekrem Dağ: Oynarken her şeyimi ortaya koymak ve mücadele etmek isteyen biriyim. Takımım için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

Gözde Salbaş: Bu yıl ligi nasıl bitireceğiz?

Ekrem Dağ: Biz tabii ki şampiyon olmak istiyoruz. Bu zor bir süreç çünkü diğer takımlar da bunu istiyor. Ama biz bu sene bunu başaracağız.

Alp Salbaş: Oynadığınız maçların başından sonuna kadarki süreçte hep çıkış gösteriyorsunuz. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Ekrem Dağ: Maç içinde kendimi yüzde yüz maça veriyorum, bırakmıyorum ve en iyi şekilde bitirmek istiyorum. Sanırım bu performansım buna bağlı.

Gözde Salbaş-Alp Salbaş: Teşekkür eder, başarılar dileriz.

http://img355.imageshack.us/img355/8576/ekremdagveyavrukartallaiu6.jpg

http://img222.imageshack.us/img222/2891/ekremdagveyavrukartallajz0.jpg

Namik Kartaloglu
31-12-2008, 13:44
“Taraftarımızın Desteği Beni Gururlandırdı”
31.12.2008 11:26

Beşiktaşlı Gazeteci Turgay Demir ile Başarılı Futbolcumuz Ekrem Dağ Beşiktaş Dergisi için Buluştu.

Beşiktaş Dergisi’nde dev bir buluşma daha... Spor yazarı olarak Fotomaç Gazetesi’nde görüşlerini kaleme alan Turgay Demir ile başarılı futbolcumuz Ekrem Dağ’ı BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde bir araya getirdik.

T.Demir: Beşiktaş’a gelişinden başlayalım sohbetimize...
E.Dağ: Beni Beşiktaş’ın istediğini ilk olarak gazetelerden okudum. Henüz kimse benimle görüşmemişti. Tabii ki çok gururlandım ve çok sevindim. Ama haberleri okuyunca da hemen bu iş olacak gözüyle bakmadım. Bir de Antep bonservis bedelini yüksek tutuyordu. Hatta bir ara “kesin olmayacak” diye düşünmeye başlamıştım. Sonunda oldu ve çok sevindim.

T.Demir: Seni kim arayıp haber verdi?
E.Dağ: İlk önce menajerim aradı, ardından da Sinan (Engin) Abi.

T.Demir: Seni aradıkları gece uykusuz kalmışsındır o zaman...
E.Dağ: Tabii... Babamlarla, çocuklarla Çeşme’de tatildeydik. Tam da umudu kesmişken İstanbul’dan telefon edip, imzaya çağırdılar. O gece babamla sevinçten sabaha kadar uyumadık.

(Röportaj yaptığımız odaya gelen Batuhan Karadeniz, gülerek Turgay Demir’den Ekrem’e gerçek ismini sormasını istedi.)
T.Demir: Peki, Batuhan’ın sorusunu da soralım. Gerçek ismin nedir Ekrem?
E.Dağ: Ekrem Hayyam Dağ...
T.Demir: Hayyam çok güzel bir isim...
E.Dağ: Evet, Ömer Hayyam’dan geliyor zaten. Annem “Hayyam” demek istiyordu ama herkes “Ekrem” deyince böyle kaldı. Batuhan, daha dün doğduğu için bilmiyor böyle şeyleri (gülüyorlar)...

T.Demir: Ömer Hayyam’ı ben de çok severim. İki ismin var, zaten sen de iki kişilik oynuyorsun. Peki Ekrem, Antep ile Beşiktaş’ın -teknik anlamda değil- takımsal yapısını karşılaştırarak değerlendirebilir misin?
E.Dağ: Açıkça konuşmak istiyorum. Ben Antep’te çok mutluydum. Orada kalsaydım da güzel işler yapacağımı biliyordum. Çünkü ortam çok güzeldi. Bu sezon iyi bir takım da kuruldu. Oradan Beşiktaş’a geldiğimde, takıma ve arkadaşlarıma yavaş yavaş alıştım. Başta biraz zorluk çektim ama şu anda müthiş bir ortamımız var ve bütün arkadaşlarımla ilişkilerim çok iyi.

T.Demir: Zorluk çektiğin zaman, kimleri kendine daha yakın gördün?
E.Dağ: Kamp dönemimiz çok güzeldi. Benim gibi takıma yeni transfer olan arkadaşlarım vardı. Genellikle onlarla daha çok konuşuyordum. Tuna olsun, Uğur olsun, onlar da benim gibi yeni oldukları için birbirimizi daha iyi anlıyorduk. Türk futbolcuların hepsi bana çok yardımcı oldu.

T.Demir: Ertuğrul Hoca, sana çok fazla şans vermiyordu, değil mi?
E.Dağ: Evet, doğru...

T.Demir: Mustafa Denizli de seni çok fazla düşünmediğini ama antrenmanlarda kendisini etkilediğini söyledi.
E.Dağ: Ben idmanda ancak kendimi gösterebileceğimi düşündüm. Daha önce fazla maça çıkmadığım için beni nereden bilecek ki!..
Kendimi ancak lafta değil, idmanda çalışarak gösterebilirdim. Gerçi idmanda herkes çok çalışıyor ama ben öncesinde de, sonrasında da daha çok çalıştım. Bu takımda oynamayı çok istiyordum. Ben mesela evimizde oynadığımız son maçta inanılmaz gururlandım.

T.Demir: Niye?
E.Dağ: Taraftarlarımız ismimi söyleyerek tezahürat yaptı, beni tribünlere çağırdılar.

T.Demir: Bilmiyorum, okuyor musun ama ben sana “Atom Karınca” diyorum. Taraftarın gözünden hiçbir şey kaçmaz. Taraftar sahada kim oynar gibi yapıyor, kim yüreğini koyuyor, bunu hemen fark eder. Beşiktaş taraftarının, Pascal Nouma’yı bu kadar çok sevmesinin ana sebebi de budur.
Aslında Beşiktaş taraftarını Antep’teyken de biliyordun. Senin için önünde oynamanın farkı nedir?
E.Dağ: Gerçekten çok acayip bir duygu. Taraftarlar, bana daha çok güç veriyor. Mesela yorgun olduğum zaman, stat ayağa kalktığında tüm yorgunluğum gidiyor, direncim artıyor.

T.Demir: Her iki ayağını da kullanabiliyorsun.
E.Dağ: Daha doğrusu kullanmaya çalışıyorum.
T.Demir: Peki, hangisi asıl, hangisi yedek?
E.Dağ: Mesela penaltı kullanacak olsam sol ayağımla atmam. Ama bu sağ ayağım, soldan daha iyi anlamına gelmesin. Normalde sağ ayaklıyım ama 8-9 senedir profesyonel olarak futbol oynuyorum, bunun 6 senesi hep solda oynadım. Mesela Sturm Graz’da daha çok solda oynuyordum. Çünkü solda adam eksiğimiz vardı.
T.Demir: Orada mı sol ayağını daha çok geliştirdin?
E.Dağ: Zaten çocukken de sol ayağımı çok kullanırdım ama orada daha çok geliştirdim.

T.Demir: Peki, solda mı, sağda mı oynarken kendini daha rahat hissediyorsun?
E.Dağ: Bu zor bir soru ama şöyle söyleyebilirim; nerede oynuyorsam orada iyiyimdir. Diyelim sağda bir maç oynadıktan sonra “Sağda çok iyi oynadım”, solda oynadıktan sonra da “Burada daha iyi oynadım” diye düşünüyorum. Kötü olunca da yine fark etmiyor.

T.Demir: Antepli bir futbolcuyla, Beşiktaşlı bir futbolcunun sahada hakemlere karşı rahatlığı açısından bir fark var mı?
E.Dağ: Ben bu konuda bir şey diyemem. Çünkü ben sahada hakemlerle fazla tartışmıyorum. Daha önce 2 kırmızı kart görüp, 8 maç ceza aldım. Birinde rakip yüzünü tuttuğu için benim ona vurduğumu sandılar ama böyle bir şey yoktu. Diğerinde de faul yaptım ama 4 maç ceza alacak kadar ağır değildi. Belki büyük takımda oynuyor olsaydım bu kadar çok ceza almazdım.

T.Demir: Beşiktaş’ın hasret olduğu bir şampiyonluk var. Bu sende baskı yaratıyor mu?
E.Dağ: Bütün takımlar şampiyon olmak istiyor. Beş senedir olmadığımız için de bu baskı normaldir. Ama bu profesyonel futbolcuyu etkilememeli ki bizi de etkilemiyor. Öyle bir puan tablosu var ki, iki maçta her şey değişebilir. Bence sezon sonundaki durum önemli.

T.Demir: Şampiyon olacağınıza inanıyor musun?
E.Dağ: Ben çok inanıyorum. İdmanlarda olsun, maçlarda olsun arkadaşlarımız da her şeylerini ortaya koymak istiyor.

T.Demir: Sen kendini nasıl tanımlarsın; yıldız futbolcu musun, asker futbolcu mu?
E.Dağ: Ben görev adamıyım diyebilirim ama sınırlarımı da zorluyorum. Topla oynamayı çok seviyorum. Futbol oynamaktan zevk alıyorum.

T.Demir: Maça çıkarken yaptığın herhangi bir şey var mı?
E.Dağ: Herkes dua eder ama ben sakatlık olmamasından başka bir şey dilemiyorum. İyi gitmesi için de sadece maç günü dua edilmesi bana doğru gelmiyor.

T.Demir: Savunmada olduğunu varsayarsak Türkiye’de karşısında oynamak istemeyeceğin oyuncu var mı?
E.Dağ: Nobre ve Bobo’nun karşısında oynamak istemem. Çok güçlüler, düşmüyorlar. Acayip hırpalıyorlar.

T.Demir: Sence en önemli özelliğin ne?
E.Dağ: Bence hızım önemli, bir de çabuk hareket edebildiğimi düşünüyorum.
T.Demir: Bu performansınla Milli Takım’a çağrılmayı bekliyor musun?
E.Dağ: Beklemiyorum desem yalan olur.

T.Demir: Sence bir futbolcu Milli Takım’a kendisi mi gider, hoca mı alır?
E.Dağ: Futbolcunun önce çok çalışarak kendi futbolunu göstermesi, hocanın da görmesi lazım.

T.Demir: Teşekkür ederim Ekrem.
E.Dağ: Asıl ben teşekkür ederim.

Namik Kartaloglu
13-01-2009, 14:04
“Şampiyonluk İçin Çalışıyoruz”
13.01.2009 12:25

Başarılı Futbolcumuz Ekrem Dağ, BJK TV’nin sorularını yanıtladı.
BJK TV’nin Yayın Koordinatörü Erdem Ulus’un sorularını cevaplayan Ekrem Dağ şunları söyledi:

-Beşiktaş'a transfer olduğun ilk dönemde çok fazla forma şansı bulamadın. Biz de Ekrem'i çok fazla izleme fırsatı bulamadık. Görev aldığın süreyi o kadar iyi değerlendirdin ki bir anda Beşiktaş’ta en çok konuşulan isim oldun. Bu süreç nasıl gelişti?

-Hocam bana şans verdi. O yüzden çok mutluyum. Hocama çok teşekkür ediyorum. Önemli olan, bunun peşini bırakmamak ve hep çalışmaktır. Bir gün şans gelecektir. Onu en iyi şekilde değerlendirirsen tabii ki senin için daha güzel olur. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum.

-Hoca sana yeri geldiğinde sağ kanatta, yeri geldiğinde sol kanatta görev veriyor. Aynı zamanda takımın jokerlerinden birisin. Nerede eksik varsa Mustafa hoca seni oraya yerleştirebiliyor ve sen nerede olursan ol oradaki performansınla her zaman beğeni kazanıyorsun. Daha önce bu kadar dönüşümlü oynadın mı yoksa bu bir ilk mi?

-Bu benim kaderim. Hem solda, hem sağda çok maç yaptım. Hemen hemen solda ve sağda eşit derecede maç yapmışımdır. Ortada da oynadım. Yani benim için nerede oynadığım önemli değil. Yeter ki o gün iyi oynayayım. Benim için mutluluk bu.

-Fenerbahçe maçındaki performansın da çok beğenildi. Orada bir asistin de vardı. Ama Beşiktaş o karşılaşmayı kazanamadı.

-Tabii ki önemli olan o maçı kazanabilmekti. Ama kaybettik. O maç geride kaldı artık.

-Ekrem, zaman zaman biz böyle çıkışlar, başarılı performanslar; hiç umulmayan futbolculardan çok üst düzey performanslar gördük. Senin bu üst düzey performansın da Beşiktaşlılar için aslında bir sürpriz oldu. Taraftarlar buna çok sevindi. Bu tempo devam eder mi? Ekrem şu anda yüzde kaç ile oynuyor?

-Ben her zaman yüzde yüzle oynamaya çalışıyorum. Tabii ki bunun üzerine de koymak istiyorum. Ama dediğim gibi çalışmak, bırakmamak lazım. Bazen kötü oynayabilirsin ama bunu yaparsan yine de toparlayabilirsin.

-Mustafa Denizli ile aranız nasıl? Hocan için neler söylersin?

-Zaten bir isim olarak hocamızı herkes biliyor. İnsanlık olarak da çok iyi. Bence en iyi hoca şu anda bizde. Hem takımla iyi anlaşıyor, hem de her şeyi iyi yönetiyor.

-Ekrem, ligin ikinci yarısında önemli maçlar var ama bu önemli maçların birçoğu BJK İnönü Stadı'nda oynanacak. Bu, Beşiktaş için bir avantaj olacak mı?

-Bu taraftarın önünde oynamak rakip için çok zor bir şeydir. Seyircinin desteğiyle o maçları kazanıp inşallah bu sezon şampiyon oluruz.

-Beşiktaş taraftarı senin için ayrı besteler yapıyor. Seni tribüne çağırıyor. Bu da biliyoruz ki senin bir hayli hoşuna gidiyor, öyle değil mi?

-Tabii ki çok hoşuma gidiyor. Onlara buradan teşekkür etmek istiyorum. Artık inşallah başarılı da oluruz. Hedefimiz bizim statta her maçta üç puan almak. Herkesin ismini çağırsalar bence daha güzel olur.

-Ekrem, yurt dışında ve yurt içinde birçok akraban, arkadaşın var. Beşiktaş’taki performansın yine çok konuşuluyor. Sürekli ilk 11'desin. Yakınların seni nasıl değerlendiriyor?

-Tabii ki onlar da seviniyor. Bütün arkadaşlarımla, herkesle görüşüyorum. Onlar da tabii ki televizyondan takip ediyorlar, konuşuyoruz. Onlar da benim için seviniyorlar. İnşallah bunun devamı gelir.

-Kamp nasıl geçiyor? Otel son derece güzel...

-Otel güzel, antrenman sahası da güzel. Werder Bremen’le hazırlık maçı var. Lige hazırlanıyoruz ve inşallah bu sezon bizim için iyi geçer.

-Yusuf da Beşiktaş’a transfer oldu. Yusuf da Türkiye’de bilinen bir oyuncudur.

-Tabii ki ben her zaman Yusuf ağabey'i beğenirdim. Hem onun için, hem takım için hayırlısı olsun. Takım için faydalı olacağını düşünüyorum.

-Ekrem, şampiyonluk yarışında sürpriz takımlar da var ama üç büyükler yine yarışmanın favorileri gibi gözükse de Galatasaray, Fenerbahçe, Sivasspor, Trabzonspor ve hatta şu an Ankaraspor bile zirveyi zorlayan takımlar. Rakipleriniz olduğu için tabii ki sen bu takımları takip ediyorsundur. Sana göre hangisinin futbolu Beşiktaş'ı şampiyonluk yarışında zorlayabilecek derecede?

-Lige başlarken bütün takımların hedefi illa ki şampiyonluktur. Sivasspor bunu düşünmüyor gibi gözükse de bilinçaltında şampiyon olma isteği var. Onlar da iyi takım, Ankaraspor da iyi takım. Ama önemli olan son haftayı birinci bitirmek. O yüzden herkesin şansı var. Kim iyi çalışırsa, kim daha şanslı olursa o gün şampiyon olacaktır.

-Teşekkür ederim.

Namik Kartaloglu
23-02-2009, 15:59
http://img179.imageshack.us/img179/1488/ekremdagkardaantreman.jpg

Ertan Eylem
10-04-2009, 22:39
Hırs iyi, mücadele iyi, topu oyuna sokmada Ben den bile kötü.

Namik Kartaloglu
10-04-2009, 22:51
Hırs iyi, mücadele iyi, topu oyuna sokmada Ben den bile kötü.

Ögrenecek abisi ögrenecek:D Ben azmine ve Besiktasta futbolu ruhuyla oynamasini seviyorum.

Cihangir Cirak
11-04-2009, 18:46
Beşiktaş taraftarının sevdiği türden bir oyuncu; iyi niyetli, hırslı ama sâkin ve dürüst aynı zamanda. Yapabildikleri ortada, daha yapabilecekleri de olduğuna inanıyorum. Umarım Beşiktaş'ta kalır senelerce.

Sercan Çıracıoğlu
24-08-2009, 21:32
Ekrem Dağ'a milli davet

Beşiktaşlı futbolcu Ekrem Dağ, Avusturya Milli Takımı aday kadrosuna çağrıldı.

Kulüpten yapılan açıklamada, Ekrem'in Avusturya Milli Takımı'nın 5 Eylül'de Faroe Adaları, 9 Eylül'de de Romanya ile oynayacağı 2010 Dünya Kupası Eleme Grubu maçları için teknik direktör Dietmar Constantini tarafından aday kadroya çağrıldığı bildirildi

Mert Kavak
09-02-2010, 19:46
hırs! çok kabileyet yok belki ama formanın hakkını veriyo

Hakan Gültekin
09-02-2010, 19:49
Namık Abim Tekrar Hoş Geldin.seni Cok özlemiştik

Ali Savasan
18-02-2010, 23:09
antep maçındaki hatasını anlamakta zorluk çektiğim futbolcu

Mustafa Şengezer
16-04-2010, 03:02
kitabımda pes etmek yok

Futbolcumuz Ekrem Dağ, siyah-beyazlı kulübün çocuklara yönelik çıkardığı aylık Yavru Kartal dergisinin nisan sayısında, derginin fun club üyeleri Esra Özkan ve Sencer Süleymanoğlu'nun BJK Nevzat Demir Tesisleri'nde sorularını yanıtladı.

Beşiktaş'a geldiğinde başlangıçta yedek kaldığını hatırlatan Ekrem, ''Ama başarılı olacağıma yine de inanıyordum. O sebeple benim kitabımda pes etmek yok. Her zaman devam'' ifadelerini kullandı.

UEFA Şampiyonlar Ligi'nde İngiltere'nin Manchester United takımını deplasmanda yendikleri maçı unutamadığını anlatan Ekrem Dağ, unutamadığı golün sorulması üzerine de, bu sezon Turkcell Süper Lig'de Eskişehirspor'a deplasmanda attığı golü gösterdi.

Beşiktaş taraftarına övgüde bulunan gurbetçi futbolcu, ''Bu seyircilerin önünde oynamak herkese nasip olmuyor. Gerçekten coşkulu bir seyirci potansiyelimiz var. Zamanında takım kötü gittiğinde bile ateşlediği anlar oluyor ve o zaman insan her şeyini sahada veriyor. O sebeple onların önünde futbol oynamaktan çok memnunum'' diye görüşlerini aktırdı.

Beşiktaş'ta jübile yapmak istediğini belirten Ekrem, zaman zaman kendisini eleştirdiğini vurgulayarak, ''Kendimi yüzde 100 beğenmiyorum. Mesela bir pozisyon oluyor, şut çekmem gereken yerde çekmiyorum. Pas veriyorum ya da topu kaybediyorum. Maçtan sonra 2-3 gün boyunca o anı düşünüyorum'' ifadelerini kullandı.

Ekrem, ''Beşiktaş'ın hayatınızdaki yeri nedir?'' sorusuna ise, ''Beşiktaş, her şeydir! Özel hayatım bile Beşiktaş... Her gün sabah kalkıyorum ve buraya geliyorum. Aynı zamanda Beşiktaş'ın taraftarıyım'' yanıtını verdi...


'bu adamı seviyorum abi'

Kutay Tarakçı
16-04-2010, 09:39
seviyoruz seni dağ gibi ekrem.

Mustafa Şengezer
02-01-2011, 23:04
Serçe parmağındaki sakatlığından dolayı 5 aydır sahalardan uzak ve 1 ay daha forma giyemeyeceği söyleniyor.Bu nasıl bir rahatsızlıktır anlamak mümkün değil.

Bu kadro içinde direk ilk 11 de oynaması gereken bir oyuncu.hızı ve oyun disipliniyle bol hücumcuyla oynayacak takımımızın ihtiyacı olan bir oyuncu.Artık dönmesini umuyoruz.

Arda Topaloglu
14-02-2011, 13:36
''yetersizsin kardesim'' demek yerine, ''hirsini seviyoruz'', '' besiktas ruhunu tutuyoruz'' deyip kendimizi kandirdigimiz, Ibrahim Uzulmez'den sonra hemen gonderilmesine cok sevinilecek adam. yazik bize ki o kadar iyi futbolcunun yaninda sizi izlemek zorunda kaliyoruz.

Kutay Tarakçı
14-02-2011, 18:26
Ibrahim Uzulmez'den sonra hemen gonderilmesine cok sevinilecek adam. hocam kusura bakmayında ibrahim üzülmez ne kadar kötü oynasa da ne kadar orta yapamasa da beşiktaşlılık ruhunu taşıyan adam gibi bir adamdır ve kaptanımızdır.onun gönderilmesine sevinecek beşiktaşlı var mı sizden başka merak ediyorum ben

Arda Topaloglu
14-02-2011, 22:18
hocam kusura bakmayında ibrahim üzülmez ne kadar kötü oynasa da ne kadar orta yapamasa da beşiktaşlılık ruhunu taşıyan adam gibi bir adamdır ve kaptanımızdır.onun gönderilmesine sevinecek beşiktaşlı var mı sizden başka merak ediyorum ben

Bak kardesim, dun dedim, bugun gonderildi. demek ki varmis :)

Ali Savasan
15-02-2011, 14:29
Bak kardesim, dun dedim, bugun gonderildi. demek ki varmis :)

O zaman rahat rahat sevinin Arda bey. Apploud