PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Marcio/Mert Nobre-(Futbol)


Namik Kartaloglu
21-08-2008, 21:08
http://img401.imageshack.us/img401/4886/nobre8216vt8.jpg


Adı soyadı : Mert Nobre
Önceki Takımı :Central Espanyol
Forma Numarası :11
Pozisyon :Forvet
Doğum Tarihi :01.11.1980
Doğum Yeri :Jatei-Brezilya
Boy :183
Kilo : 81
Ayakkabı No :43
Takım :A Takım
Medeni Durum :Evli
Milli Maç :

Namik Kartaloglu
03-09-2008, 23:57
Mert Nobre

Cola Turka ile Futbolcu Günlüğü’nde yeni konuğumuz son haftalarda attığı gollerle tribünleri sevince boğan ve önemli puanlar kazandıran Mert Nobre…


Golcü bir isim olarak Jean Tigana’nın döneminde takıma kazandırılan Nobre’nin Siyah Beyazlılarımız’ın hücum gücünü en üst seviyeye çıkartacağı düşünülüyordu... Geride kalan sezonlarda sahada basmakdık yer bırakmayan, takım için mücadele eden, terinin son damlasına kadar savaşan yıldız futbolcumuz, gol yollarındaki şanssızlığın bir türlü yenemiyordu. Bu yıl Ertuğrul Sağlam’ın yönetimindeki Takımımız’da yeni ve beyaz bir sayfa açan Mert Nobre, beklenen patlamayı Fortis Türkiye Kupası’nda yaptı; golleri ve çıkışı ligin ikinci devresinde de devam ediyor.

Suskun geçen günlerde Mert Nobre, çok üzüntülü vakitler geçirmiş, gözüne uyku girmemiş... Fakat son haftalarda attığı gollerle yeniden kendisine gelmiş. Kasımpaşa maçındaki performansı kendisini de çok sevindirmiş ve bu maçın bir milat olduğunu söylüyor.

“Gollerimin devamını getirmek istiyorum. Bundan sonraki maçlarda da hocam görev verirse elimden gelenin en iyisini yaparak gollerime devam edeceğim” diye konuşan Mert Nobre için gol atamadığı dönemlerde çeşitli teoriler ortaya atılmıştı. Bunlardan birisine göre, Nobre eski takımında kiralık oynuyordu ve göze girmek için büyük bir mücadele sergiliyordu. Oysa Beşiktaş’a bonservisiyle gelince kontrat kendisini rahatlatmıştı. Yerini sağlama aldıktan sonra ne diye oynasındı ki…

Nobre’ye göre, bunu söyleyenler kontratın çok fazla bir anlamının olmadığını unutuyorlar. “Futbolcunun kontratı hiçbir şeyi garantilemez. Uzun yıllık kontratınız olabilir ama kulüp ya da futbolcunun istediği anda sözleşme sona erdirilebilir. Kontrat kimseyi rahatlatmaz” ifadelerini kullanan Nobre’nin Kasımpaşa maçından sonra yaptığı hareketi hatırlarsınız. İlk golde kale arkasındaki gazetecilere doğru baş parmağını emerek koşmuştu, ikinci golde de yayıncı kuruluşun kameralarına doğru koştu. Haberimiz yoktu ama Nobre, 2 aylık kızı için yapmış bu hareketi. Baba sevgisi işte…

Bu konudan bahsederken aklımıza geldi. Hani şu maç öncesi yapılan uğurlar falan… Herhangi bir şey yapmıyormuş ama maça çıkmadan önce kimsenin sakatlanmaması, herhangi bir sağlık sorunu yaşamaması için dua ediyormuş.

Nobre, kısa ya da uzun vadede plan yapan birisi değil: “1.5 sene daha Beşiktaş’tayım. Neler olacağını bilemem, önce bu kontratımı tamamlamak istiyorum. Yarın ne olacağını bile bilmiyoruz, o yüzden ileriyi fazla düşünmeye gerek yok.”

-Hiç mi hedef koymuyorsun kendine?
-Benim hedefim hayatımı her zaman daha ileriye götürebilmek, daha rahat yaşamak. Şu anda da şampiyon olmayı düşünüyorum.

-Beşiktaş’ın şampiyonluk şansını nasıl görüyorsun?
-Beşiktaş çok büyük bir kulüp. Bir takımın şampiyon olması için bütün bireylerinin şampiyonluğu düşünmesi ve istemesi lazım. Uzun süredir bütün takım arkadaşlarım da şampiyonluğun hayalini kuruyor. Yani takım olarak şampiyonluğu çok istiyoruz ve bu da bizi sene sonunda hedefe götürecek diye düşünüyorum.

Bildiğiniz gibi bir zamanlar Brezilya vatandaşı olan Nobre, geçen sezon Türk vatandaşlığına geçmişti. Mert Nobre, Aurelio gibi Türk Milli Takımı’nda oynayamamıştı ama son haftalardaki yükselen performansı ay-yıldızlı forma için ümiklendirmiş Mert’i. “Bu senenin geçen seneden farklı olmasını istiyorum” şeklinde konuşan Nobre, “Uzun yıllardır Türkiye’deyim ve Türkiye’yi çok seviyorum. Burası da asıl vatanım Brezilya gibi. Tam bir Türk hayranıyım. Dolayısıyla Türk Milli Takımı’nda sevdiğim insanlara hizmet etmek isterim” diyor. Milli takımın kurmaylarına mesaj göndermeyi de ihmal etmeyen golcü oyuncumuz, şu ifadeyi kullandı: “Performansım yükseliyor. Terim’in gözü önünde olmak istiyorum, umarım milli takıma seçilirim…”

-Brezilya’dakiler Türk olmanı nasıl karşıladı?
-Vatandaşlığını değiştiren bir çok futbolcu arkadaşım var. Öncelikle kimse bana karşı olumsuz bir harekette bulunmadı. Normal karşıladılar ve tebrik ettiler.

Belki dikkatinizi çekmiştir. Nobre gollerinin büyük bir kısmını ikinci yarıda atıyor. “Acaba rakibin yorgunluğunu mu değerlendiriyorsun yoksa çok güçlü bir oyuncu musun?” diye sorduğumuzda şu cevabı verdi tecrübeli isim: “Ben her zaman gol atmak için mücadele ederim ama hiçbir zaman ilk yarı atmayım ikinci yarı atayım gibi bir düşüncem olmadı. Demek ki ilk yarıda gelmeyen pozisyonlar ikinci yarıda gelmiş. Garip bir durum ama oldukça ilginç bir tesadüf.”

Hatırlarsanız Turkcell Süper Ligi’nin ilk yarısındaki Vestel Manisaspor maçında gözlükle sahaya çıkmıştı Nobre. O kadar kötü dakikalar geçirmiş ki, “Bir daha gözlükle oynamamayı temenni ediyorum” diyor. Gözlüğün camları buğulanmış ve hiçbir şey görememiş saha içinde. “Görmeyen futbolcu nasıl futbol oynasın” diye veryansın ederken konu kitap merakına geliyor. Nobre, kitap okumayı çok seven birisi. Hoşuna ne giderse okuyor. Her hangi bir tarzı yok. En sevdiği yazar ise Brezilyalı yazar Paulo Coelho…

Nobre, Brezilya’daki futbolla Türkiye’deki futbol arasında bir kıyaslama yaparken burasının daha çok güç gerektirdiğini ifade ediyor. Brezilya’da ise tekniğe dayalı futbolu tercih edilirmiş. Türkiye’de güçlü olanın, Brezilya’da ise kıvrak olanın yüzü gülüyor. Futboldan başka voleybolu çok seviyor Nobre, ne zaman tatile gitse plaj voleybolu oynamayı ihmal etmiyor.

RÖPORTAJ: Hüseyin Eroğul

Namik Kartaloglu
31-01-2009, 14:23
Beşiktaş’ın Savaşçısı Mert Nobre
31.01.2009 10:02

Futbol Takımımız'ın mücadeleci ismi Mert Nobre, Beşiktaş Dergisi'nin Şubat sayısına konuştu. Nobre, Beşiktaş'a ve kendisine dair ilginç açıklamalar yaptı.

Tribünlerimizin tercih ettiği futbolcu karakterine en uygun isimlerden birisi Mert Nobre... Yenilse de ezilmiyor ve rakipleriyle terinin son damlasına kadar mücadele ediyor. Saha içinde takımı ateşliyor, arkadaşlarını harekete geçiriyor, atıyor, attırıyor. Bu da Beşiktaşlılar için yetiyor, hatta artıyor.

Sezon başında alınan bir kararla pazu bandının iki numaralı adamı olarak yeni sezona başlayan Mert Nobre, saha içindeki mücadelesi ve attığı gollerle taraflı tarafsız herkesi kendisine hayran bırakıyor. Tabelanın aleyhimize olduğu dakikalarda canını dişine takarak oynayan ve savaşçı futboluyla takım arkadaşlarına da şevk veren Nobre’yle biraz futboldan, az biraz futbol dışından konuşmaya çalıştık...
Türk vatandaşlığına geçtikten sonra ülkemizin tarihiyle daha yakından ilgilenen Mert Nobre’nin dikkatini Cumhuriyet tarihi çekmiş. Bizim buralarda vatan-millet ve bayrak üçlüsü için gözünü kırpmadan ölüme gitmek vak’a-i âdiyeden sayılır ama Nobre, necip milletimize ait bu özelliğe hayran kalmış:
“Uzun zamandır Türkiye’de yaşıyorum. Dolayısıyla insan yaşadığı ülkenin tarihini merak ediyor. Nesi var nesi yok diye araştırmaya başlıyor. Ülkenizin çok güzel bir tarihi var. Elimden geldiğince Türkiye’yle ilgili yeni şeyler öğrenmeye çalışıyorum.”

Tarihimizde ilgini en çok ne çekti?
“Türklerin vatansever bir millet olması, bayrağı uğrunda ölümden bile çekinmemesi beni her zaman etkilemiştir.”

Hazır vatandaşlıktan söz açılmışken; Mert ismini nereden buldun?
“Tercümanım Arda yardımcı oldu. Anlamı da hoşuma gittiği için bu ismi tercih ettik.”

Futbolseverler olarak İspanya’da, İngiltere’de ve birkaç ülkede ırkçılığın ne durumda olduğunu biliyoruz. Ten renginden dolayı insanları aşağılamanın uygar dediğimiz toplumlarda halen daha var olması bizleri hayrete düşürüyor. Geçtiğimiz günlerde gazetelerimizin sayfalarını ırkçılıkla ilgili iki haber süslemişti. Turkcell Süper Ligi’nde forma giyen iki yabancı futbolcu, iki farklı teknik direktörümüzün kendilerine karşı “ırkçı” bir tutum içinde olduklarını söylemişti. Okuyanların kaçta kaçı inandı bu habere bilmem ama Nobre’nin söyledikleri fikir sahibi olmamızda yardımcı olacak cümleler:
“Ben uzun zamandır Türkiye’deyim ve yaşadığım süre içerisinde ne futbolda ne de futbol dışında böyle bir şeyle karşılaşmadım. Ertuğrul Sağlam’la da çalıştım, Mustafa Denizli’yle de çalışıyorum ama başıma ırkçılıkla ilgili herhangi bir şey gelmedi. Irkçılığın her çeşidine karşı bir insanım aynı zamanda. Din, dil, ırk ve renk bakımından yapılan ırkçılığın her türlüsü çok saçma.”
Mert Nobre, Mustafa Denizli’nin gelişiyle birlikte rakip filelerle daha bir haşır neşir olmaya başladı. Ertuğrul Sağlam zamanında forma şansı bulduğu maçlarda 2’si Avrupa Kupaları’nda, 2’si de ligde toplam 4 gol atmıştı. Ama Denizli’nin değişen sisteminde hem daha çok görev yapmaya başladı hem de sadece ligde 6 gol atarak kazandığımız galibiyetlerde büyük pay sahibi oldu.
“Gerek hücum hattı olsun, gerekse defans hattı olsun; oyunun her alanında etkili olmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Takım atak yönden daha iyiye gidiyor. O bölgede oynayan birisi olarak bu beni de etkiliyor tabii ki. Ertuğrul hoca zamanında fazla şans bulamamıştım ama şu anda daha fazla görev alıyorum ve daha çok gol atıyorum. Umarım bu şekilde devam eder.”

Sezon başında yönetimimizin aldığı karar neticesinde Delgado’dan sonra takımımızın kaptanı olmuştu Mert Nobre. Kaptanlık neleri değiştirdi peki?
“Her futbolcu için öyle midir bilmiyorum ama benim için futbolumda, oyunumda bir şey değişmedi. Tek değişiklik hakemle takım arasındaki ilişkiyi kurmak. Mesela para atışına gidiyorsunuz, bir pozisyon olduğu zaman hakemle ilk siz konuşuyorsunuz. Benim için tek değişiklik bunlar ama kaptanlığın oyunumu değiştirdiğini düşünmüyorum.”

Kaptanlığın sorumluluk kısmıyla ilgili olarak neler söyleyebilirsin?
“Ben zaten sorumluluk sahibi bir insanım. Herhalde beni kaptanlığa seçenler de bu yüzden seçmiştir. Ama bu sorumluluk beni fazla zorlamıyor açıkçası.”
Geçtiğimiz yıl hakem hatalarından çok canımız yanmıştı. Eksik olmasınlar bu yıl da aynı tempoda devam ediyorlar. “Ayrıcalık değil, adalet istiyoruz” diye diye dilimizde tüy bitti. İlk yarıyı bu şekilde tamamladık.

Öyle ümit ediyoruz ki ikinci yarıda hakemler adalet dağıtmaya başlarlar. Saha dışındaki bizlerin canını fazlasıyla yakan bu hatalar saha içindekileri nasıl etkiliyor hep merak etmişimdir. Nobre, “Ben futbolcuyum. Bu tür işlerle başkanımız ve yöneticilerimiz ilgileniyorlar” diye cevap veriyor ama ben zaten hakemin verdiği yanlış karar esnasında neler hissettiğini sorduğum için yinelemek zorunda kalıyorum sorumu. “Attığınız bir gol geçerli sayılmıyor, beklemediğiniz bir anda oyunda eksik kalıyorsunuz. Bunlar oyun içinde seni ve takımı nasıl etkiliyor? İlla ki oyundan düşüyorsunuz ama bizim göremediğimiz, bilemediğimiz bir şeyler olmalı çünkü saha içinde olan sizlersiniz” dediğim anda Nobre, gergin ve titreyen bir ses tonuyla “Mesela Galatasaray maçında Delgado atıldı diye hakeme gidip küfür etsem, tepki göstersem ve kart görsem benim için aptal dersin. Orada çözemeyeceğiniz bir olaya tepki göstermeniz sizin için sadece zaman kaybına ve hatta maçı kaybetmenize yol açacaktır” diyerek araya giriyor. Nobre, kendisinin de belirttiği gibi uzun yıllardır burada yaşıyor. Dolayısıyla Türkçe’yle arasında çok büyük bir problem yok. En azından ‘derdini anlatacak kadar’ biliyor. Belki de biz tercümana soruyu sorarken Nobre, çeviriyi beklemeden anlayabildiğini cevaplıyor. Ama yanlış anlıyor. Üçüncü denemede sorabiliyoruz sorumuzu.

Ben zaten tepki göstermenden bahsetmiyorum. Mesela geçtiğimiz yıl Ankaraspor maçında attığın gol, elle atıldığı gerekçesiyle iptal edilmişti. Saha içinde bunun gibi olaylar yaşandığı zaman neler hissediyorsun. Özetle saha içindeki durumu merak ediyoruz.
“Takımı her türlü etkiliyor. Mesela oyuna ısınmışken takım maçtan soğuyor. Asıl etkileyen ise tabeladaki puanlar. Onlar daha çok etkiliyor tabii ki.”

Bu anlaşamazlığın ardından Galatasaray maçıyla biten ilk yarının değerlendirmesini ve ikinci yarıdan beklentilerini alıyoruz golcü futbolcudan:
“İlk yarı hiç hesapta olmayan puanlar kaybettik” diyor Mert Nobre: “Özellikle içeride kaybetmememiz gereken puanlar vardı. Ama inanıyorum ki ikinci yarıda iyi şeyler yapacağız ve sonunda şampiyonluğa ulaşacağız. Şampiyonluk şansımız hala devam ediyor. Liderle aramızda sadece 6 puan fark var ve bu kapatılmayacak bir şey değil. Şampiyonluğun üç adayıyla da kendi sahamızda oynayacağız ve bu avantajı en iyi şekilde değerlendirmek istiyoruz.”

İlk yarıda kaybedilen puanlar bir strese sebep oldu mu? Eğer olduysa takım içinde bu durumu nasıl çözüme kavuşturacağınızı konuştunuz mu?
“Ben stres olduğuna inanmıyorum. Takımdaki bütün arkadaşlarım sorumluluklarını biliyor. Kaybedilen puanlar ya da ters giden bir şeyler eğer strese dönüşürse; herkes biliyor ki bu, hedeflerimize ulaşmamızı daha çok engelleyecektir. Kimse burada stres yapmıyor. Takım içindeki herkes profesyonel ve böyle devam edip güzel günlere kavuşacağız.”

Nobre ilk geldiği yıl taraftarlarımız tarafından pek kabullenilmemişti ama şu anda takımın en sevilen oyuncularının başında geliyor. Çünkü saha içindeki futbolu tribünlerimizin tercih ettiği futbolcu karakterine uygun. Yenilse de ezilmiyor ve rakipleriyle terinin son damlasına kadar mücadele ediyor. Saha içinde takımı ateşliyor, arkadaşlarını harekete geçiriyor, atıyor, attırıyor. Bu da Beşiktaşlılar için yetiyor, hatta artıyor. Bizler zaten forması için mücadele eden futbolcuları daha çok seviyoruz, tabelayı değiştirmeleri çok sonra geliyor.

Taraftarın sana karşı aşırı bir sevgisi var. Sen de bunu somut olarak hissedebiliyor musun?
“Tabii ki... Taraftarın rakip takımdan gelen bir futbolcuyu kabul etmesi zordur. Ancak taraftarlarımız da benim formamın hakkını vermek için saha içinde elimden geleni yaptığımı gördüler ve işin rengi değişti. Bundan sonra da böyle oynamaya devam edeceğim. Ben takımın kazanması için çalışıyorum. Takımın kazanması demek taraftarın mutlu olması demektir.”

Dünyanın en kolay işi ‘eleştiriyi’ dünyada en iyi yapan milleti olduğumuz için Nobre de zaman zaman en fazla eleştirilen isimlerden birisiydi. Hakkında yapılan olumsuz eleştiriler seni nasıl etkiliyor?
“Eleştirilerin büyük bir bölümü hayatında hiç futbol oynamamış insanlardan geliyor. Bu yüzden bu eleştirilerin bilgisizlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Bir de futbol oynamış bir kesim var. Onların eleştirileri tabii ki diğerlerinden farklı oluyor. Futbol oynayıp eleştirenle oynamayıp eleştirenler arasında çok büyük bir fark var. Ama olumsuz eleştirilerin futbol topuna ayağını sürmemiş isimlerden geldiğini bildiğim için fazla umursamıyorum. Brezilya’da ‘Sahanın dışında herkes Pele’ diye bir söz var. Fakat sahanın içine girince durum değişiyor.”

Peki futbol oynayanların yaptığı eleştirilerden kendine bir şeyler katmaya çalışıyor musun?
“Eleştirinin tarzına bağlı tabii ki. Her futbolcu her maçta iyi oynayacak diye bir şey yok. 10 maç iyi oynayıp 1 maçta kötü oynadı diye eleştirmek yanlıştır. Eleştiri gerçekten doğruysa kabul edilir ve gücünüze güç katar. Bu eleştiriyi kabul edersiniz zaten. Ben olgun bir insanım. Kötü oynadığım bir maç sonrasında kendi kendimi eleştirecek kadar olgunluğum var.”

Peki gazeteleri takip ediyor musun?
“Gazetelerle çok fazla aram yok. Çünkü çıkan haberlerin büyük bir çoğu doğru olmadığı için fazla ilgilenmiyorum. İçlerinde doğru yazanlar da var ama çoğu yalan yanlış şeyler yazıyorlar.”

Türkiye’de futbolcuların bir çoğu Nobre’nin bu söylediklerine hak veriyor ve bu durumdan çokça şikayet ediyorlar. Nafakamızı bu meslekten kazanıyoruz ve gazetecilik, bünyesinde barındırdıkları için çok büyük anlamlar ifade ediyor. Meslektaşlarıma, büyüklerime yol göstermek haddime değil ama birçok kişinin bu şekilde düşünmesi mesleğimizin onurunu da lekeliyor aslında. Mert Nobre, basın dünyasının kanayan yarası ‘yalan haber’i şu sözlerle değerlendiriyor:

“Mesela geçtiğimiz günlerde Fenerbahçeli Alex’le dışarıda yemekteydik. Sonrasında neler yazıldığını herkes biliyor. Gazeteciler çok basit düşünüyorlar. Muhakkak bundan fazlasını düşünebilirler ama bu şekilde düşünmek işlerine geliyor. Beşiktaş’ın bir futbolcusu başka bir takımda oynayan birisiyle yemeğe çıkınca; diğer futbolcu için “Beşiktaş’a geliyor” diye düşünmeleri çok basit geliyor bana. Beşiktaşlı birisi başka bir takımın oyuncusuyla yemeğe çıkamaz mı?”

Nobre, sergilediği performansla sporun içindeki birçok isim tarafından “Milli takımda mutlaka oynaması gereken bir futbolcu” diye değerlendirildi ama henüz Fatih Terim’den kendisine ulaşmış milli bir davet yok.
“Benim milli takımım Beşiktaş’tır. Beşiktaş’ta iyi oynamam ve elimden gelenin en iyisini yapmam lazım.”

Aktif bir futbolcu olarak günün birinde Brezilya’ya dönmeyi düşünüyor musun?
“Şu anda Brezilya’da oynamak gibi bir isteğim yok. Bir zamanlar teklif alıyordum ama zaten şimdi gelen bir teklif de yok. Avrupa’da futbol oynamaya devam edeceğim. Ama eğer Brezilya’ya dönersem de kardeşimin ve babamın tuttuğu takımlarda yani Palmeiras ve São Paulo’da oynamak isterdim.”

Peki senin tuttuğun bir takım yok mu Brezilya’da?
“Küçükken São Paulo’yu tutuyordum.”

Son olarak Ortadoğu’da yaşanan olayları sormak istiyorum. Bu acı durumla ilgili söylemek istediğin bir şey var mı?
“Her çeşit savaş ağır yaralayıcı ve üzüntü vericidir. Olayların daha farklı şekillerde çözülmesi lazım. Savaşarak bir yere gelineceğine inanmıyorum. Daha değişik daha güzel yollar bulunabilir. Bizim de küçük çocuklarımız var. Televizyonlardaki o sahnelerde yaralı çocukları, ölü çocukları, babasının kucağında bombadan kaçan çocukları görünce insanın ilk önce aklına kendi çocukları geliyor. Böyle bir şey büyük bir insanlık trajedisi. Biz çocuklarımızı daha iyi bir dünya için yetiştiriyoruz. Ama bu olanları onlara açıklamak gerçekten çok zor.”

İnan Ceylan
02-02-2009, 15:40
dün sahayı ağlayarak terk etmiş..öyle duydum spor haberlerinde.bobo bobo tezahüratlarından sonra.salak denizli boboyu takıma nobreyide taraftara küstürecek bu gidişle

Serkan Balcı
02-02-2009, 22:28
bence taraftarların da şuçu vardı.açıktaki arkadaşlar bobo bobo diye bağırdılar.
anlamıyorum kimi protesto ediyorlar.nobre yimi prostesto ediyorlar.
herkes hocalığa soyundu.

artık bizde de başlıyor sanırsam fener taraftarı gibi futbolcu peşinde koşuyoruz.

şunu anlıyamıyoruz yensen de yenilsende seviyoruz seni demeyi öğrenemedik.

Samet Şaher
05-02-2009, 17:07
dün sahayı ağlayarak terk etmiş..öyle duydum spor haberlerinde.bobo bobo tezahüratlarından sonra.salak denizli boboyu takıma nobreyide taraftara küstürecek bu gidişle

yok yaa..kolpa basının kolpaları,adam terini siliyor ağlıyor diye haber yapılıyor. ayrıca NOBRE'ye de bi protesto yoktu.Bu takımın en büyük savaşçılarından birine protesto neden olsun ?NOBRE , BOBO tezahüratını yanlış anlamış heralde ama..

Namik Kartaloglu
30-04-2009, 13:32
Yıldız futbolcumuz Mert Nobre, Beşiktaş Dergisi’nin Mayıs sayısında Kartal Yuvası yaz koleksiyonunu tanıtmak için objektiflerimizin karşısına geçti...

Beşiktaşımız’ın yıldız golcüsü Mert Nobre, bitmek bilmez mücadeleciliğiyle tribünlerimizin çok sevdiği bir isim... Yeşil sahadaki başarısıyla alkış alan futbolcumuzu, bu kez terinin son damlasına kadar hakkını verdiği Siyah-Beyaz formamız ile değil, Kartal Yuvası’nın 2009 yaz koleksiyonu ile görüntüledik. Kartal Yuvası’ndaki lisanslı ürünlerimizi tanıttığımız bu sayfalar için oyuncumuz, Rahman Sağıroğlu’nun objektifine sizler için birbirinden güzel pozlar verdi. İşte müthiş performansıyla Mert Nobre, işte Kartal Yuvası’nın lisanslı ürünleri... Beşiktaş Dergisi farkıyla yayınlıyoruz...

En iyi huyu: Sakin olması
En kötü huyu: “Başkasının söylemesi lazım.
Ben bir şey göremiyorum” diyor
En büyük başarısı: Çocukları
En heyecanlandığı an: Çocuklarının doğdukları gün
En korktuğu şey: Ölüm
En beğendiği film: Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı
çok iyi mesajlar verdigi için; Çarpışma
En beğendiği kitap: Okumayı çok sevdiği ve çok okuduğu için kitap ismi vermenin zor olduğunu söylüyor ama “Başucu kitabım İncil’dir” diyor
Hoşlandığı müzik türü: “Hiçbir müzik türü arasında ayrım yapmam. Kulağıma hoş gelen her türlü müziği dinlerim. Buna çocuk müzikleri dahil” diyor
En sevdiği yemek: Balık ve deniz ürünlerinin yanı sıra Türk yemeklerinden döner ve sütlaç; Brezilya’dan ise, picania isimli bir et yemeği
En son tatili: Brezilya
En beğendiği ülke: Brezilya

En beğendiği yeri: Her yerini beğeniyor
En beğenmediği yeri: Yok
En son ne için ağladı:
Kampa giderken, çocuklarından uzak kalacak diye
En son ne için çok fazla dua etti:
Her gün ailesi ve kendi sağlığı için dua ediyor
Hayatında en değer verdiği şey: Sağlık
Kıyafetlerinde nelere dikkat ediyor: Spor olmasına
Hep yapmak istediği ama sürekli ertelediği bir şey: Yok
Elinde olsa dünyada neyi değiştirirdi:
“Savaş ve açlığı sona erdirirdim” diyor
Batıl inancı: Yok
Uğuru: İnanmıyor

Serpil Kurtay - Hüseyin Şimşek
Fotoğraflar: Rahman Sağıroğlu

Mustafa Şengezer
07-01-2010, 13:13
sena bu takımda kaptanlık verenin.

Ali Savasan
29-01-2011, 23:51
Mustafa'ya inat gol atıyor Nobre :D

Murat Kogu
25-04-2011, 21:14
http://www.hursertekinoktay.com/mert-nobre.jpg

Hüseyin Eraslan
25-04-2011, 21:34
http://www.hursertekinoktay.com/mert-nobre.jpg

2,4 milyon dolar. Elbette güler.

Başka bir takıma 2 milyon dolar verin Nobreyi alsınlar diye arkasını dönüp kaçar yöneticiler.

Beşiktaşa geldiği günden beri kulüpte bir uğursuzluktur gidiyor. 2006 dan beri.

Hakan Kirezci
25-04-2011, 21:59
Bağları kopmuş Nobre'nin. Geçmiş olsun...

Özgür Ergün
25-04-2011, 21:59
Geçmiş olsun..!

Murat Baylan
25-04-2011, 22:07
Geçmiş olsun, hayatta kaldığına da şükür..:-)