PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Rodrigo Alvaro Tello-(Futbol)


Namik Kartaloglu
21-08-2008, 21:23
http://img168.imageshack.us/img168/8421/tellosxd0.jpg

Adı soyadı : Rodrigo Alvaro Tello
Önceki Takımı :Sporting Lisbon
Forma Numarası :14
Pozisyon :Orta Saha
Doğum Tarihi :14.10.1979
Doğum Yeri :Şili
Boy :167
Kilo : 70
Ayakkabı No :40
Takım :A Takım
Medeni Durum :Evli
Milli Maç :27

Namik Kartaloglu
05-09-2008, 19:58
söylesi/ soru-cevap

Rodrigo Alvaro Tello

Şilili futbolcumuz Rodrigo Alvaro Tello, 02-25 Ekim tarihleri arasında Cola Turka ile Soru Cevap köşemize gönderdiğiniz sorularınızı yanıtladı.


Beşiktaş taraftarını ve İstanbul’u nasıl buldun?
Koray Özgür, Mehmet Kılınç, Nurgül Çelik, Kübra Taban, Adem Aktaş

Her açıdan çok mükemmel bir ülkeye ve şehre geldiğimin farkındayım. İstanbul, inanılmaz bir şehir. Taraftara gelince; en son oynadığımız Liverpool maçında tüm dünya ne kadar muhteşem bir taraftara sahip olduğumuzu gördü. Onların desteği ile başarılı olacağız.

Beşiktaş’ı buraya gelmeden önce biliyor muydun? Beşiktaş’ta mutlu musun? Türkiye ile Avrupa’yı kıyasladığında nasıl bir fark var?
Onur Aydoğmuş, Emre Keten, Ahmet Bircan Eren, Tuğba Arıcı, Gözde Öztürkoğlu

Evet biliyordum. Avrupa’da forma giydiğim dönemde Türk futbolunu ara sıra takip ediyordum. Beşiktaş’ta ise çok mutluyum. Kariyerimin en mutlu günlerini geçiriyorum diyebilirim. Avrupa’da futbol daha teknik ve tempolu oynanırken, Türkiye’de çok teknik oyuncular olmasına rağmen daha sert ve fiziğe dayalı bir futbol oynanıyor. Şunu söyleyebilirim ki Türkiye, Avrupa ayarında bir futbol yapısına sahip.

Takımda en iyi kiminle anlaşıyor?
Gökhan Emre Çıtak, Tahsin Can Baltalı

Bütün futbolcu arkadaşlarımla çok iyi anlaşıyorum. Siz de kabul edersiniz ki aynı dili konuştuğum için Delgado ve Higuain ile daha yakınız.

Türkiye’de kimsenin tanımadığı bir futbolcuyken takımın en önemli oyuncusu olmak nasıl bir duygu?
Barış Demirbağ, Meral Durmaz

Önemli olan buraya gelmeden önce tanınman değil; geldikten sonra tanınmaktır. Ben de elimden gelenin en iyisini yaparak takımıma faydalı olmaya çalışıyorum.

Türkiye’de sert futbol oynandığı görüşüne katılıyor musun?
Fatih Çelik

Evet…

Sahadaki hırslı ve mücadeleci oyununu neye borçlu?
Er-Ka Yapı İnşaat

Bu benim futbol karakterim. Formasını giydiğim ve para kazandığım bir takım için gerekeni yapmalıyım. Sahada hırsımı ve mücadelemi en iyi şekilde yansıtarak bana verilenleri hak etmem gerekiyor.

Maç içinde gereksiz reaksiyonlara girebiliyor. Bunun farkında mı? Farkındaysa nasıl önlem almayı düşünüyor?
Serkan Toprakkazan

Bazen sinirli ve agresif davrandığımın farkındayım ama söylediğim gibi sahada tekniğimin yanısıra hırsımı da yansıttığım için olumsuz sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Ama bunların hiçbirisi bilerek yapılmış şeyler değil. Tüm bunların sebebi, başarılı olma isteği ve kazanma hırsı…

Küçükken futbolcu olmayı düşünüyor muydunuz yoksa şartlar mı seni futbolcu yaptı?
Ardıç Agus

Kendimi bildim bileli futbolcu olmayı istiyordum. Bu hedefime de kavuştuğum için çok mutluyum.

S. Lizbon’daki başarılarını Beşiktaş’ta da yaşayacağını düşünüyor musun?
Çağdaş Yıldırım

Takım arkadaşlarımla birlikte daha fazlasını da yaşayacağımızı düşünüyorum.

Bazı futbolcularımız taraftar baskısından söz ediyorlar. Sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
kartalruhu@since1903.org

Kesinlikle böyle bir şey söz konusu değil. Ben tezahüratlarla daha çok motive oluyorum.

Transferinden sonra Sporting Lizbon taraftarları kendisine çok kızmıştı. Kendisi de onlara kızgın mı?
Samet Yüksel

Hayır değilim.

Oynadığın mevkiden memnun musun? Takımda nasıl bir hava var?
Ersin Uslu, Emre Şenkartal

Beşiktaş’a geldiğim günden beri sabit bir yerde oynamadım. Bazen defansın solunda bazen de orta alanda mücadele ettim. Benim görevim, neresi olursa olsun üzerime düşeni yerine getirmek ve başarılı olmak.

Beşiktaş Jimnastik Kulubü'nde, bir Ferdinand, bir Amokachi, bir Şekerbegoviç, bir Zlatan Arnavutoviç, bir Sava Paunoviç, bir Erwin Kuzman, bir Mirsad Kovaçeviç, bir Alan Walsh, bir Stefan Kuntz, bir Fani Madida, bir Ronny Johnsen, bir Marjan Mrmic, bir Pascal Nouma, bir Ronaldo Guiaro, bir Oscar Cordoba, .... gibi unutulmaz futbolcular arasına girmeyi ve adınızı sizi oynarken hiç görmemiş, ama izleyenlerin bir savaş kahramanı edasında anlattığı efsanelerden biri olmayı hedefliyor musunuz?
İlker Ahmet

Saydığınız oyunculardan Cordoba ve Ronaldo’yu tanıyorum. Tabii ki ben de onlar gibi unutulmazlar arasına girmeyi isterim.

Portekiz’deki yaşamınla Türkiye’deki hayatın arasında nasıl farklar var?
Erman Çelebi

Orada çok zorlanmıştım. Çünkü ilk kez ülkemden dışarı çıkmıştım ve adaptasyon sorunu yaşamıştım. Burada ise böyle sorunlarla uğraşmadım. Ailemle birlikte Türkiye’de olmaktan çok mutluyum.

Türkiye mi yoksa Portekiz mi daha zor? İki ülke arasındaki lig farkı ne?
İsmail Yüksel, Nihat Bayraklı

Türkiye daha zor. Çünkü burada sert futbol oynanıyor.

Ertuğrul Sağlam nasıl bir teknik direktör?
Ahmet Yörük, Fırat Özalp

Yaşı genç olmasına rağmen çok iyi bir teknik adam. Oyuncularıyla birlikte çok iyi bir ekip oluşturabiliyor. Çalıştığım en iyi teknik direktör diyebilirim. Bizimle diyalogları çok iyi; kendisi ile birlikte başarılar kazanacağımızı düşünüyorum.

Takımın kötü futbol oynaması seni etkiler mi?
Orhanxm

Tabii ki etkiliyor. Çünkü ben de takımın bir parçasıyım ve başarıya sevindiğim gibi kötü sonuçlara da üzülüyorum.

Ligde kaç gol atmayı ve attırmayı hedefliyorsun?
Atılay Güvercin

Önemli olan benim gol atmam değil takımın kazanması.

Forvet arkasında oynarsan daha başarılı olacağına inanıyor musun?
İbrahim Halil Taşkesen

Benim görevim, verilen vazifeyi yerine getirmek.

Daha iyi olmak için ne yapmamız lazım?
Tugay Savrım

Sabırla çalışmalarımızı sürdürmeliyiz. Başarılı olmak isteyenler çalışmaktan ve hedeflerine inanmaktan vazgeçmemeli.

Şampiyonlar Ligi’nde gruplardan çıkabilir miyiz? Türkiye’deki iki kupayı kazanır mıyız?
Emre Mete, Ali Bekdaş, Zekeriya Akbal

Türkiye’deki hedefimiz zaten iki kupayı kazanmak. Avrupa için ise ilk hedefimiz Şampiyonlar Ligi grubumuzda ilk ikiye girmek.

Bu kadro şampiyon olmak için yeterli mi yoksa devre arasında transfer gerekiyor mu?
O. Okyay

Bu soruya benim cevap vermem doğru olmaz. Bu yönetim ve teknik heyetin ilgilendiği bir alan.

Daha önce Beşiktaş taraftarı gibi bir taraftar gördü mü?
Çağdaş Sezgin

Uzun yıllardır futbol dünyasının içindeyim ama böyle bir taraftar topluluğu görmedim. Futbolun hayatın bir parçası olduğu Güney Amerika’da dahi böyle bir taraftar yok.

Beşiktaş’a gelmeden önce başarılı olacağını düşündün mü?
İbrahim Güran

Başarıya inanmasam gelmezdim.

En çok hangi futbolcu ile oynamak istiyorsun?
Metin Alkılıç, Gökhan Dişçi

Maradona ile oynamak isterdim.

Oynadığın takımlarda stad atmosferi hangisinde daha iyiydi?
Mert Şatır

Beşiktaş’taki atmosferi başka bir yerde görmemiştim. Liverpool maçını unutamıyorum.

Beşiktaş’a gelmendeki en önemli sebep nedir?
Ezgi Gülpınar, Gökhan Aygener

Beşiktaş’ın ortaya koyduğu hedeflerdi ve hedefleri büyük olan bir takımda oynamak istiyordum.

Türkçe öğrenmeyi planlıyor musun?
Ertürk Yılmaz

Zaten yavaş yavaş öğreniyorum

Sana göre dünyanın en iyi forveti kim?
Utku Serinözü

Bu listeye bir çok isim girebilir.

Futbol dışında nelerden hoşlanırsın?
Özge Sim

Ailemle vakit geçirmekten hoşlanıyorum.

Taraftarların söylediği tezahüratların anlamlarını arkadaşlarına soruyor musun?
Özge Şimşek

Zaman zaman sorduğum olmuştur.

Maçtan önce Teknik Direktörümüz sizi nasıl hazırlıyor? Devre arasında soyunma odasında nasıl motive ediyor?
Özge S.

Bunlar her maç değişen ve özel konular. Her teknik direktörün farklı yöntemleri var. Bizim hocamız da değişik konuşmalar ve yöntemler uyguluyor.

Şu andaki oyun sistemine göre kendi performansını, yabancıların performansını nasıl değerlendiriyorsun? Yabancılarla aranızdaki uyum nasıl?
Berk Aktan

Yabancılarla çok iyi anlaşıyoruz. Her geçen gün artan bir performansımız var ve bunun bizi başarıya ulaştıracağını düşünüyorum.

Örnek aldığınız futbolcu var mı?
Kadir Özyürek

Bir çok futbolcuda olduğu gibi benim de idolüm Maradona’ydı.

Turgut Eren
09-09-2008, 15:54
tello gider yan giderrr, telloo.
ilk seneki formunu yakalayamadı bi türlü. kendine gelmesini bekliyorummm...

Namik Kartaloglu
13-11-2008, 18:45
Tello'ya milli onur

Beşiktaşımıza 2007-2008 sezonu başında transfer olan ve takımımıza geldiği günden bu yana sadece 20 Ağustos 2008 tarihinde oynanan Türkiye - Şili özel maçında milli takım kadrosuna alınan Rodrigo Tello, Şili milli takım kadrosuna yeniden girmeyi başardı. Mustafa Denizli'nin Beşiktaş teknik direktörü olmasının ardından performansı yükselen ve iyi bir grafik yakalayan Tello, Şili'nin 19 Kasım'da İspanya ile oynayacağı hazırlık maçı Şili milli takımı kadrosuna seçildi.

Karşılaşma Nihat Kahveci'nin formasını giydiği Villarreal takımının maçlarını oynadığı El Madrigal Stadı'nda oynanacak.

Kaynak: DHA
13.11.2008

Namik Kartaloglu
14-11-2008, 18:01
Holosko ve Tello’ya Milli Davet
14.11.2008 11:06

Slovak oyuncumuz Filip Holosko ile Şili'li futbolcumuz Rodrigo Alvaro Tello, milli takımlarına çağırıldı.

Şilili futbolcumuz Rodrigo Alvaro Tello, A Milli Futbol Takımımız'ın Dünya Kupası Eleme Grubu'ndaki rakibi İspanya ile 19 Kasım'da Villereal'de oynayacağı özel maçın kadrosuna çağrıldı.

Slovak golcümüz Filip Holosko ise, ülkesinin Liechtenstein ile yine 19 Kasım'da Zilina'da oynayacağı özel maçın kadrosuna davet edildi.

Resmi siteden alintidir.

Namik Kartaloglu
03-12-2008, 12:29
Takımımız’ın Yeni Atom Karıncası Tello
03.12.2008 11:39

Özellikle son zamanlarda müthiş bir performans yakalayan Şilili yıldızımız, oynadığı futbolla göz kamaştırıyor. Futbol grafiğindeki iniş-çıkışlarıyla ilgili tüm sorularımızı içtenlikle yanıtlayan Tello, aynı zamanda Türkiye’de yaşayan bir ‘yabancı’ olarak gözlemlerini ve düşüncelerini Beşiktaş Dergisi'ne anlattı.
Gelirken sürpriz olan, geldiğinde yıldız olan, bu seneye ise hayal kırıklığıyla başlayan Futbol Takımımız’ın Şilili yıldızı Rodrigo Alvaro Tello, Teknik Direktörümüz Mustafa Denizli’nin gelişiyle birlikte çıktığı ilk maçında 1 gol, 1 asistle üzerindeki ölü toprağını attı.

Özlenen ve beklenen Tello’yu izlettirmeye başlayan yıldız futbolcumuz için sezon başında bir sürü söylenti vardı gazetelerde ve televizyonlarda... Haberlere göre sol beki benimsememişti. “Yerim dar” demişti, yeri değiştikten sonra da “Yenim dar” demişti:

“Benim sol beki beğenmemem gibi bir durum söz konusu değil. Beşiktaş’a gelmeden önce de Sporting Lizbon’da 3 sene o pozisyonda oynadım. Sol bekte bir sıkıntı yaşamadım. Sadece Büyükşehir Belediyespor, Gaziantepspor ve Metalist Kharkiv maçlarında kötü oynadım ama bunun, defansta oynamamak istemememle alakası yok. Sonuçta defansın soluna da uyum sağlamış bir futbolcuyum.”

Sezon başında sanki üzerinde ölü toprağı vardı fakat şimdi beklediğimiz Tello’yu izliyoruz. Neye bağlıyorsun bunu?
“Aslında lige iyi başladık, maçlar da kazandık. Sadece Ertuğrul Hoca’nın son birkaç maçında iyi oynayamadığımızı söyleyebilirim. Şu anda daha ileride oynuyorum. Bu da daha çok göz önünde olmamı sağlıyor.”

“Özgürlük Avantaj”
Teknik Direktörümüz Mustafa Denizli, gelir gelmez Takımımız’da bir takım değişiklikler yaptı. Oyun şablonunu değiştirdi, futbolcuların mevkiilerine el attı, sistemine uygun oyun planı oluşturdu. Bu değişikliklere göre Tello’nun da oyundaki yeri değişmişti. Daha ileride ve serbest bir oyuncu olarak görev yapmaya başladı. Bu, Tello’ya da yaramış olacak ki, Gençlerbirliği maçı, Tello’nun maçı oldu. Şilili’yi sahanın her tarafında görmemizi kendisi nasıl değerlendiriyor?
“Bu, benim için çok güzel bir şey. Sadece ben değil, takımdaki bütün arkadaşlarım özgürlüklerine kavuştular. Önceden herkesin bir pozisyonu vardı ve orada oynatılıyordu. Şimdi herkes değişerek oynuyor. Önemli olan sadece bir kişinin yerinin değişmesi değil. Şu anda blok halinde oynamaya çalışıyoruz. Bunları takım halinde yaptığımız için sağa, sola, ileri, geri gittiğimizde bir farklılık olmuyor. Tek değişiklik yerlerimizin değişmesi. Bazen kendinizi daha iyi bir yerde bulabiliyorsunuz. Bu yüzden ben bunu avantaj olarak görüyorum.”

Saha içinde yeni oyun sisteminin bir parçası, oyunu yaşayan birisi olarak neler düşünüyorsun?
“Ertuğrul Sağlam zamanında sistemimiz 4-4-2’ydi. Ben de ya orta sahanın solunda ya da defansın solunda oynuyordum. Şu anki sistemde atağa çıkıldığı zaman orta sahadaki ve forvetteki arkadaşlarımızın farklı yerlere geçme özgürlüğü var. Sağdaki sola, soldaki sağa geçebiliyor. Bunu eski sistemde yapamıyorduk.”

Gördüğümüz kadarıyla idmanlar da çok neşeli geçiyor...
“Futbol bir eğlencedir. Hem futbolseverleri eğlendirmek hem de bizim saha içinde eğlenmemizdir. Bunu yapıp olabildiğince zevk almaya çalışıyoruz. Bütün bunların yanında Beşiktaş’ta oynadığımızın da farkındayız. Bunu ciddiye almamız gerektiğini de biliyoruz. Eğlenirken de sorumluluklarımızı unutmuyoruz. İdmanların neşeli geçmesinin bir sebebi de sorumluluklarımızın farkında olmamız. Herkes aynı şeyi düşündüğü için kimse surat asmıyor.”

Anladığım ve gördüğüm kadarıyla takım içinde çok olumlu bir hava var...
“Kesinlikle çok olumlu bir atmosfer var takımda. Sadece futbolcuların havası da değil bu. Kulüp çalışanları, bize yardım edenler, malzemeciler, mutfaktaki görevliler ve diğer çalışanlarımızla birlikte çok olumlu ve uyumlu bir ekibiz. Kazandığımız zaman daha iyi oluyor ama önemli olan, kaybettiğimizde de bu havanın bozulmaması. Bunu da yakaladığımızı düşünüyorum. Tabii ki insan maç kaybedince üzülüyor ama sonuçta hemen bir sonraki maçı düşünmemiz gerekiyor. Kimse yüzünü asmıyor.”

Bu arada 5 yıldır şampiyonluğa hasret bir takımda olan birisi için; futbolun eğlence kısmının değil de sorumluluk ve baskı kısmının daha hissedilir olduğunu düşünüyorum. Bu durum baskı altına alıyor mu seni?
“Benim üzerimde değil ama takım üzerinde bir şampiyonluk baskısı var. Beşiktaş büyük bir kulüp olduğu için bu baskı her zaman olacaktır. Geçen sene şampiyonluğa çok yaklaştık, kazanabilirdik ama olmadı. Bu sene yine şampiyonluk için mücadele ediyoruz. Çok iyi bir takımımız olduğunu düşünüyorum ve öyle tahmin ediyorum ki ipi göğüsleyeceğiz.”

“Mustafa Denizli Şili’de de Tanınıyor”
Turkcell Süper Lig, son yıllarda Anadolu takımlarının sivrilmesiyle daha heyecanlı bir hale geldi. Herkesin malumu... Bu yılın flaş ekipleri arasında Trabzonspor’u, Ankaraspor’u, geçen yılki yükselişiyle herkesin takdirini kazanan Sivasspor’u, büyük bir potansiyele sahip olan ve futbolseverlerin önümüzdeki yıllarda patlama yapmasını beklediği Kayserispor’u gösterirsek yanlış bir şey söylemeyiz.

Henüz ligde ilk devre bile bitmedi ama oynanan maçlara bir göz atarsak neler tahmin ediyorsun bu yılla ilgili?
“Sonuçta her sene dikkat çeken takımlar oluyor. Geçen sene Sivasspor böyleydi. İyi başladı, iyi devam etti, iyi bitirdi. Bu sene de lige iyi başlayan takımlar var. Önümüzdeki haftalarda neler olacağını söyleyebilmek gerçekten çok zor ama şunu söyleyebilirim ki, artık futbolda zayıf takım diye bir kavram yok. O yüzden her maça aynı konsantrasyonla çıkıp, maçlarımızı kazanıp ligin en tepesine çıkıp orada kalıcı olmalıyız. Açıkçası geriye kalan takımların durumu beni pek ilgilendirmiyor. Öyle tahmin ediyorum ki, bu yıl da geçen seneki Sivasspor örneğinde olduğu gibi birkaç takıma şahit olabiliriz.”

Artık yeni bir teknik direktörle çalışıyorsunuz...
“Teknik adam değişiklikleri futbolun içindeki normal olaylardan bir tanesi. O yüzden futbolcu bunlara hazırlıklı olmalı ve garipsememeli. Benim en büyük avantajım Mustafa Denizli’yi biliyor olmamdı. Kendisini daha önceden bire bir tanımıyordum ama Galatasaray ve Fenerbahçe’yi şampiyon yaptığını, Euro 2000’de Türk Milli Takımı’nı çalıştırdığını biliyordum. Kendisine çok büyük saygım var. Hatta beni Şili’den ‘Yeni teknik direktörünüz Mustafa Denizli olmuş. Başarılar’ diye arayanlar vardı. Düşünün, orada bile tanınıyor.”

Mustafa Hoca’nın çalışma sistemi hakkında neler söyleyebilirsin peki?
“Her teknik adamın kendisine göre farklı çalışma stili var. Hocamız kararları tabii ki kendisi veriyor ama bizden de gerektiği yerlerde fikir alıyor. Bize de düşünme payı veriyor. Takımla hocanın diyaloğunun çok iyi olduğunu görüyorum. Bir futbolcunun hocasıyla sürekli iletişim halinde olması çok önemli bir şey. Bu mutluluğu bütün takım arkadaşlarımda görebiliyorum.”

“Burada Aradığınız Her Şey Var”

Tello, dünya futboluyla ilgili bir isim. Elinden geldiği kadar futbol dünyasında ne olup bittiğini öğrenmeye çalışıyor. Mesela Türkiye’yi 1999-2000 senesinde takip etmeye başlamış. 2000 Avrupa Şampiyonası’nda, 2002 Dünya Kupası’nda Milli Takımımız’ı izlemiş. Millilerimiz’in başarılarının yanı sıra birkaç futbolcuyu da gözüne kestirmiş. Rüştü Reçber, Hasan Şaş, Hakan Şükür bunlardan birkaçı. Şilili Futbolcumuz, Sporting Lizbon’a gidişiyle ülkesini ilk kez terk etmiş ve ciddi sıkıntılar yaşamış Portekiz’deki ilk 1.5 yılında. Türk futboluyla Portekiz futbolunun birbirine çok benzetiyor ve kısa sürede buraya uyum sağlamasını da buna bağlıyor.

Tello, Şilili; eşi Kanadalı fakat Türkiye’de yaşıyorlar. Bir dönem de Portekiz’in havasını solumuşlar. “Memleket” dedikleri eğer doydukları yerse, şimdilik Türkiyeliler... Tello ve ailesi buraya hemen alışmış, ülkemizi çok sevmişler ve uzun süre burada kalmak istiyorlarmış. Ne kadar severlerse sevsinler, gurbetteler ve farklı bir kültürü yaşıyorlar...

Seni çok şaşırtan bir şey oldu mu burada?
“Bazı şeyler var tabii ki ama benim için sürpriz olan, şaşkına çeviren bir şey görmedim. Trafik biraz garip gelmişti ama alıştım artık. Yemekler farklıydı, o da alışılmayacak bir şey değil. Ezan sesine alıştım, hatta oğlum bile alıştı. Açıkçası burada çok farklı şeyler görmedim. Zaten burada aradığınız her şey var.”

“Türkler Çok Yardımsever”

Güney Amerika’dan gelen hemen her futbolcu, Türkler’i kendi vatandaşlarına benzetir ve sık sık burayı kendi evleri gibi gördüklerini söylerler. Mesela Avrupa’dan, Balkanlar’dan transfer edilen futbolculardan böyle şeyleri pek fazla duyamazsınız. Zaten öyle bir şey söylerlerse de pek inandırıcı olmazlar. Misal, herkesin soğuk ve somurtkan olduğu bir Orta Avrupa vatandaşı “Türkiye bizim oralara benziyor” derse ne kadar inanabilirsiniz ki? Latin Amerikalı Tello da aynı şeyleri düşünüyor. Ve Türkiye’de kendisini rahat hissetmesinin sebeplerini anlatıyor:

“Bizim oralarda da yerli halk yabancılara karşı çok misafirperverdir. Türkiye’de de durum farklı değil. Aynı zamanda Türkler çok yardımsever bir millet. Dilinizi bilmeseler de, sizinle iletişim kurmakta güçlük çekseler de anladıkları kadarıyla ve mümkün olduğunca yardım etmeye çalışıyorlar. Burada mutlu olmamızın ve ailece burada kalmak istememizin arkasında bunlar da vardır mutlaka.”

Türkçe ile aran nasıl peki?
“Bazı kelimeleri ve tam bir cümlenin yüzde 30’unu anlıyorum. Eşim bu konulara benden daha çok ilgi gösteriyor. Türkçesi benden daha iyi. Evde olduğumuz zaman Türkçe konuşmaya çalışıyoruz. İnsanlarla konuşabilecek kadar Türkçe öğrenmek istiyorum.”

Şili’nin Türkiye’deki İkinci Konsolosu

Tello, Türkiye’yi de Beşiktaş’ı da çok seviyor ve burada kalabileceği kadar kalmak istiyor. Günün birinde Şili’ye dönmek onun da aklında var lakin çok da dert etmiyor. Eğer kendince gerekli olan şartlar yerine gelmezse başka bir yerde de futbolu bırakabileceğini söylüyor.
Tello, Türkiye’de futbol oynayan ilk Şilili olarak tarihe geçti. Bugüne kadar oralardan kimseyi getirmemişiz Türkiye’ye. Bizim için çok önemli bir şey olmasa da Tello, Avrupa-Asya arasında bir yerde ülkesinin reklamını yapıyor.

Şili’nin Türkiye Başkonsolosu, Tello’nun transferinden sonra kendisini arayarak “Hoş geldin Rodrigo” demiş. Hatta kendisine “Şili’nin Türkiye’deki ikinci konsolosu sensin” diyerek ülkesi adına önemli bir misyon yüklemiş.

Tello, ülkesinin tanıtımı için yapılan organizasyonlarda elinden geleni yaparak aynı zamanda ülkesine de hizmet etmeye devam ediyormuş. Vatanına, milletine, Beşiktaş’a hayırlı bir evlat yani Rodrigo Alvaro Tello.

Röportaj: Hüseyin Eroğul

Mustafa Şengezer
25-07-2009, 21:07
bu adamı seviyorum...rodrigo alvaro tello

Akin Akoglan
01-08-2009, 22:44
"Hiçbir zaman omuzlarını indirmeyeceksin"
Beşiktaş'ın Şilili futbolcusu Rodrigo Tello, eşi Valerie ve oğlu Axel ile birlikte Beşiktaş Dergisi'nin ağustos sayısının moda sayfalarına konuk oldu.

Kartal Yuvası'ndaki lisanslı ürünlerin tanıtıldığı sayfalar için Tello Ailesi, objektiflere poz verdi.

Oğlu Axel'e iyi bir baba olmaya çalışan Rodrigo, ''Ona iyi bir eğitim, iyi bir gelecek sağlamak ve tıpkı babamın bana öğrettiği gibi hayatı oğluma iyi öğretmek istiyorum. Sahte bir hayat yaşamasını değil, ana temelleri ve kuralları olan gerçek bir hayatı olsun istiyorum'' ifadelerini kullandı.

Tello, hayat felsefesini ise, ''Hiçbir zaman omuzlarını indirmeyeceksin'' olarak tanımlıyor.

2000 yılında Dünya Şampiyonası'nın ardından 4 arkadaşıyla Meksika'nın Cancun kentine tatile giden Tello, eşiyle burada tanışır. Aynı dili konuşmadıkları için genelde el işaretleriyle, mimiklerle anlaşan Rodrigo ve Valerie'nin iletişimi tatil sonrasında da kopmaz. Kanada'da yaşayan Valerie, kısa bir süre sonra, Sporting Lizbon'da oynayan Rodrigo'yu ziyarete gider. Futbolla ilgisi olmadığı için Rodrigo'nun sıradan bir okul takımında oynadığını sanan Valerie, Portekiz'de her şeyin farkına varır.

Bu tanışma hikayesini ne zaman anlatsa Tello da, ''Ünlü ve para sahibi bir futbolcu olarak eşimi kazanmadım, 'Rodrigo Tello' olarak kalbini çaldım'' ifadesini kullanıyor.

Hakan Gültekin
01-08-2009, 22:47
ikide bir para konusunu açtıktan sonra ben baya soğudum bu adamdan.iyi topcu ama beşiktaşım ondan cok daha büyük.

Melisa Cebe
07-11-2009, 20:33
BU SENKİ FAVORİM HERKEZE KAPAK BÜTÜN TAKIMA TAKIMLARA KAPAK HERKEZE İNAT VE ALAYINA RORİGO ALVARO TELLO BENİM GÜNLÜMÜN ŞİLİLİSİ

Uğur Cem Yavuz
28-11-2009, 23:18
Benim Bu Oyuncunun En Sevdiğim Yönü Çok SERT Şutları war ÖRN:MANCHESTER UNITED Maçındaki GOL Gibi Ve De Çok İİİ Bir ADAM..!!! 1 Numara

Erhan Mahan
31-05-2010, 13:52
bu sabah oynanan şili-israil maçında çok güzel bir atmış tello.

doğru teknik direktörle efsane olabilecek bir oyuncumuz.kesinlikle kalmalı.

Ali Savasan
14-01-2011, 15:57
Eskişehir futbolcusu