Orijinalini görmek için tıklayınız : Tomas Zapotocny-(Futbol)
Namik Kartaloglu
21-08-2008, 21:39
http://img149.imageshack.us/img149/493/zapatocnynq9.jpg
Adı soyadı :Tomas Zapotocny
Önceki Takımı :Udinese
Forma Numarası :26
Pozisyon :Defans
Doğum Tarihi :13.09.1980
Boy :181
Kilo :
Ayakkabı No :
Takım :A Takım
Medeni Durum :Belirtilmedi
Milli Maç :
Namik Kartaloglu
15-09-2008, 18:31
Yavru Kartallarla Ropörtaj
“Burası Artık Benim Evim”
15.09.2008 14:35
Yavru Kartal Dergisi Fun Club Üyelerimiz Göktuğ Atahan ve Çağla Yaman sordu, Futbol Takımımız’ın yeni transferlerinden Tomas Zapotocny yanıtladı...
Ben Çağla Yaman... Nilüfer Hatun İlköğretim Okulu’nda okuyorum. Bu sene 2. sınıfa başladım. Yavru Kartal Dergisi’nde en çok karikatür ve resim yarışması sayfalarını beğeniyorum.
Ben Göktuğ Atahan... Cenap Şahabettin İlköğretim Okulu’nda okuyorum. Bu sene ben de 2. sınıfa geçtim. Doğuştan Beşiktaşlıyım. Yavru Kartal Dergisi’nde en çok bulmaca sayfalarını seviyorum.
Biz Yavru Kartal Fun Club Üyeleri olarak Futbol Takımımız’ın başarılı futbolcularından Tomas Zapotocny’i BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde ziyaret ettik ve çok güzel bir sohbet gerçekleştirdik. İşte futbolcumuza sorduğumuz sorular ve O’nun bize verdiği yanıtlar...
Göktuğ Atahan: Türkiye’ye gelmeden önce Beşiktaş ile ilgili bilginiz var mıydı?
Tomas Zapotocny: Beşiktaş’ı çok iyi tanımıyordum ama takip ediyordum. Türkiye’nin en iyi kulübü olduğunu biliyordum.
Holosko, Nobre, Delgado ve Bobo’yu tanıyordum. Filip Holosko ile zaten daha önce yine aynı takımda forma giymiştik.
Çağla Yaman: Neden eski takımınızdan ayrıldınız?
Tomas Zapotocny: Çünkü Beşiktaş beni çok istedi. Bunun üzerine Filip Holosko ile görüştüm. O da bana, takımda çok iyi yıldız oyuncular olduğunu, Beşiktaş’ın çok büyük bir kulüp olduğunu, takımın fizyoterapistinden teknik kadrosuna kadar bütün herkesin profesyonel olduğunu söyledi ve tesislerin güzelliğinden bahsetti. Gelmeden önce de yoktu ama geldikten sonra da aklımda hiçbir soru işareti kalmadı. Her şey çok güzel.
Göktuğ Atahan: Neden hep turuncu renkli krampon giyiyorsunuz?
Tomas Zapotocny: (Gülüyor) Özellikle turuncu giymek gibi bir isteğim yok. Çek Cumhuriyeti’ndeki sponsor firmam bana bu renk krampon gönderdiği için giyiyorum.
Çağla Yaman: Hiç İstanbul’u gezdiniz mi?
Tomas Zapotocny: Beşiktaş’a transfer olmadan önce İstanbul’a gelme şansım olmamıştı. Geldikten sonra da çok gezme fırsatı bulamadım ama gördüğüm kadarıyla çok büyük ve çok güzel bir şehir İstanbul.
Göktuğ Atahan: Beşiktaş taraftarını nasıl buluyorsunuz?
Tomas Zapotocny: Tek kelimeyle harikalar... Onların önünde daha çok az maç oynadık ama bize öyle bir destek veriyorlar ki, sahadaki 12. oyuncu gibiler.
Çağla Yaman: Beşiktaş’taki arkadaşlarınız hakkında ne düşünüyorsunuz?
Tomas Zapotocny: Buradaki tüm oyuncular gerçekten çok iyi insanlar. Hepsiyle çok iyi arkadaş ve dost olduk. Ama özellikle geçirdiğim sakatlıktan dolayı şu anda en yakın arkadaşlarım masörlerimiz ve fizyoterapistlerimiz. Elbette tercümanımla da çok iyi anlaşıyorum.
Göktuğ Atahan: Eğer futbolcu olmasaydınız hangi mesleği seçerdiniz?
Tomas Zapotocny: İtfaiyeci olurdum. Zaten futbolcu olmadan önce itfaiye eğitimi almıştım. Muhtemelen orman ya da şehirde çıkan yangınlara müdahele ediyor olurdum.
Çağla Yaman: En sevdiğiniz film hangisi?
Tomas Zapotocny: Biliyor musun bilmiyorum ama bir Amerikan filmi olan Forrest Gump’ı seviyorum.
Göktuğ Atahan: En beğendiğiniz oyuncular kimler?
Tomas Zapotocny: Dünyada en çok Paolo Maldini’yi beğeniyorum. Küçüklüğümden beri O’na hayranım. Türk oyuncular arasında da en çok Nihat Kahveci’yi beğeniyorum.
Göktuğ Atahan: Nihat sakatlandı ama...
Tomas Zapotocny: Bakıyorum, sen benden daha iyi takip ediyorsun (gülüyor).
Çağla Yaman: Geceleri hiç kitap okuyor musunuz?
Tomas Zapotocny: Ben fazla kitap okuyan biri değilim. O nedenle maalesef geceleri ya da gündüzleri pek kitap okumuyorum.
Göktuğ Atahan: Futbol dışındaki zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz?
Tomas Zapotocny: Sizin gibi dünya güzeli iki çocuğum var. Birisi 4 yaşında, birisi de 4 aylık. Futbol dışında kalan tüm vaktimi aileme ayırıyorum. Onlarla gezip, dolaşıyoruz.
Çağla Yaman: Ailenizle hiç piknik yapmaya gittiniz mi?
Tomas Zapotocny: İstanbul’da daha piknik yapmadık. İstinye Park’ta bir restaurant var. Yağmur ormanları gibi düzenlemişler. İçinde hayvanlar da var. Çocuklarım orayı çok seviyor. İstanbul’a geldiğimden beri iki kez gittik. Özellikle de timsaha bayılıyorlar.
Göktuğ Atahan: Maça çıkarken uyguladığınız bir uğurunuz var mı?
Tomas Zapotocny: Batıl inançlarım yoktur. Maça çıkarken tek yaptığım, elimden geldiğince konsantre olmak ve tamamıyla kendimi maça vermektir. Aslında ben biraz da futbol tanrısına inanıyorum. Takımım için en iyi sonucu versin diye ona dua ediyorum.
Çağla Yaman: Türkiye’ye geldiğinizden beri hiç tatil yapabildiniz mi?
Tomas Zapotocny: Geldikten sonra henüz tatile çıkma fırsatım olmadı. Sadece İstanbul içinde biraz gezebildik. Daha sonra fırsatımız olursa Antalya taraflarına gitmeyi düşünüyoruz.
Göktuğ Atahan: Hangi tür müzikten hoşlanıyorsunuz?
Tomas Zapotocny: Güzel olan her müzikten hoşlanıyorum. Rock da, pop da, klasik müzik de dinliyorum. O anda ne iyi hissettirirse onu dinliyorum.
Çağla Yaman: En çok hangi hayvanları seviyorsunuz?
Tomas Zapotocny: En çok köpekleri severim. Zaten onlar insanın en yakın dostlarıdır. Ama henüz burada bir evcil hayvanımız yok.
Göktuğ Atahan: Türk yemekleri ile aranız nasıl?
Tomas Zapotocny: Türk mutfağı bence çok güzel ve çok seviyorum. Henüz hepsini denemesem de, denediklerim çok hoşuma gitti. Özellikle kebap ve döneri çok sevdim.
Göktuğ Atahan: Ben de kebap ve döneri çok seviyorum.
Çağla Yaman: Atatürk’ü tanıyor musunuz?
Tomas Zapotocny: Türkiye için çok önemli bir lider olduğunu biliyorum ama çok yakından tanımıyorum.
Göktuğ Atahan: Türkiye’de olduğunuz için mutlu musunuz?
Tomas Zapotocny: Çok mutluyum... Burası artık benim evim...
Çağla Yaman: Başka kardeşin var mı? Onlar da futbolcu mu?
Tomas Zapotocny: 2 erkek kardeşim var ama onların futbolla hiç alakası yok. Birisi aşçı, diğeri garsonluk yapıyor.
Göktuğ Atahan: Ben ileride futbolcu olmak istersem neler yapmam gerekir?
Tomas Zapotocny: Henüz yaşın daha çok küçük. Ama futbolcu olmak için en önemli iki şey, çok istemek ve çok çalışmaktır.
Ne kadar çok antrenman yaparsan iyi futbolcu olmak için o kadar şansın olur.
Çağla Yaman-Göktuğ Atahan: Teşekkür eder, başarılar dileriz.
Sinan Kara
15-09-2008, 19:00
allah nazardan saklasın defansın en iyisi..
Sinem Yildirim
16-09-2008, 19:02
onu bize aLLah gönderdi. :)
tek başına defans mübarek. Apploud
Ali Erken
16-09-2008, 23:30
Burada transferi yapanlari da tebrik etmek gerek. Sinan veya Ertuğrul hoca. İlk başta herkes şüpheli yaklaştı ama Sivok-Zapotocny ikilisi hakkaten kaliteli adamlar.
Zaza Karatas
17-09-2008, 00:43
cok iyi adam ilk geldiginde herkes gibi benim aklimdada tereddutler vardi ama performansini gorunce sevdim super zapo
Namik Kartaloglu
23-10-2008, 17:27
Zapotocny Sorularınızı Yanıtladı
Cola Turka ile Soru Cevap bölümümüzün konuğu olan Tomas Zapotocny, taraftarımızın sorularını yanıtladı:
Örnek aldığın defans oyuncusu kim? Beşiktaş taraftarını ve stadın atmosferini nasıl buldun? Taraftar karşısında kendini nasıl hissediyorsun?
Mehmet Altuntaş, Büşra Göktürk, Necati Yılmaz, Özcan Çakır, Oğuz Volkan Apaydın, Erkan Yıldız, Serkan Demirel, Serhat Paksoy, Burak Varlık, Taha.
-Her zaman söylediğim gibi Maldini... Çocukluğumdan beri benim favorim. Milan'da bu kadar uzun süre kalması, o takımın kaptanı olması beni çok etkiliyor. Genel karakterini de örnek alıyorum kendime. Her zaman sakin ve soğukkanlıdır.
Buraya gelmeden önce Beşiktaş taraftarının büyüklüğü ve tribünde yaptıkları hakkında herhangi bir şey duydun mu? Taraftarlarımız senin için ne anlam ifade ediyor.
Can Metin
- Bu inanılmaz bir şey, hayatımda bunun gibi bir şeyi hiç yaşamadım, ilk kez Türkiye'de yaşıyorum. Taraftara bizim için yaptıklarından dolayı minnettarım. Onlar tam anlamıyla bizim 12 oyuncumuz.
Daha fazla para alsan ve Türkiye’deki kadar sevilmeyeceğini bilsen profesyonellik gereği gider misin yoksa Türkiye’de mi kalırsın?
Ali Yetik
- Zor bir soru. Çünkü 28 yaşındayım ve kendimden çok ailemi düşünmek zorundayım. Ama şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, Fenerbahçe ve Galatasaray'dan teklif gelse gitmem, burada kalırım.
Sivok’la beraber geriden oyun kurma konusunda kendinizi nasıl buluyorsunuz?
Ufuk Naici
- Daha önce beraber bu şekilde oynamamıştık. Artık birlikte oyunumuzun oturduğunu düşünüyorum. Hazırlık maçlarından bu yana da geriden oyun kurma konusunda büyük bir aşama kaydettik.
Beşiktaş’ta yedek kalma korkusu yaşadınız mı? Ligimizdeki bütün takımların seni istediğini varsayalım; hangi takıma giderdin?
H. Can Karadaş, Mustafa Kılıç, Furkan Tarakçı
-Böyle bir korkum hiç olmadı, olmaz da. Ben her zaman elimden gelenin en iyisini vermek için oynayan bir oyuncuyum. Yedek kulübesinde otursam bile arkadaşlarıma destek vermek isterim. Hocamız neyi düşünüyorsa her zaman o doğrudur. Udinese’de oynarken çok daha ciddi bir rekabet vardı futbolcular arasında. Orada bile böyle bir korku hissetmedim. Buraya gelirken Ertuğrul Sağlam ve Sinan Engin, beni oynatmak istediklerini söylediler. Bu konudan hiçbir korkum yoktu. Diğer soru içinse şunu söyleyebilirim ki, Beşiktaş benim için bir numaradır.
Avrupa’da bir takım defans oyuncusu alacaksa genelde topla ilişkisi ön plandadır. Top tekniği nasıl ön libero ile uyumu iyi mi kontrol futbolu oynatabiliyor mu genelde bu tip şeyler ön plandadır. Türkiye'de ise tamamen kesici özelliklere bakılıyor. Sence bir defans oyuncusu için hangi özellik daha önemlidir? Sende bu özelliklerden hangisi daha ağır basıyor?
Halil İbrahim İnan
-İyi bir stoper teknik olmalıdır, hızlı olmalıdır, pozisyona girmelidir, oyun kurabilmelidir. Bunların hepsi beraber olmalı. Ama günümüz futbolunda en iyi özelliklerin hangileri olduğunu söylemek çok güç. Her oyuncunun kendine göre çok farklı özellikleri var. O yüzden ‘şu daha iyidir’ diye söyleyemiyorsun. Türkiye tekniğin üst düzeyde olduğu, oyunun hızlı oynandığı bir ülke. Burada elbette kesici özelliklerinin çok yüksek olması lazım. Kendimde ne gibi özelliklerim olduğunu ben söylemek istemem. Bunu başkalarının benim adıma değerlendirmesi lazım.
Formana sen mi ZAPO yazdırdın?
Arif Gökeloğlu
-Evet, ben tercih ettim.
Kaç sene Beşiktaş’ta oynamayı düşünüyorsun?
Yüksel Barış Ev
-3+1 yıllık bir kontratım var. Bu süreyi tamamlamayı düşünüyorum ve daha sonra uzatmayı da çok isterim. Aslında buradaki hayalim, Beşiktaş’ta kalıp, takımın çok ciddi bir parçası olup Beşiktaş’ın kaptanlığına kadar yükselmek.
Futbol hayatın boyunca seni en çok duygulandıran, hiç unutamadığın bir hatıran var mı?
Yalçın Ergene
-En duygusal anlarımdan birisini Metalist Kharkiv maçında yaşadım. Gerçekten hayatımdaki en duygusal maçlardan bir tanesiydi. O maçtan sonraki akşamı, o akşam çektiklerimi unutamayacağım. Hayatımdaki en kötü oynadığım maçlardan birisiydi ve ömrüm boyunca unutamam diye düşünüyorum.
İstanbul’u ve Beşiktaş’ı nasıl buldun?
Emre Günay
-İstanbul çok büyük ve mükemmel bir şehir. Ailemle birlikte son derece mutluyuz burada. Beşiktaş ise kariyerimde geldiğim en yüksek nokta ve bunun keyfini sonuna kadar çıkaracağım.
Sivok oynamadığı zaman sende biraz düşüş gözleniyor. Bunun sebebi nedir?
Serdar Yılmaz, Mustafa Dündar
-Bu sadece lisandan kaynaklanan bir sorun. Temel kelimeler dışında Türkçe bilmiyorum ve diğer arkadaşlarımda çok fazla yabancı dil bilmiyorlar. Sivok ile birlikte çok rahat iletişim kuruyoruz. O yüzden birbirimizin açıklarını kapatabiliyoruz.
Çek liginde hangi takımı tutuyorsun?
Serkan Ciner
-Taraftar olarak hiçbir takımı tutmuyorum ama ailemin yaşadığı kasabanın takımı Marila Pribram’ın maçlarını takip ediyorum. Bir de yıllarca oynadığım ve şampiyonluk kazandığım Slovan Liberec takımını izliyorum.
Beşiktaş’ta en çok hoşuna ne gitti? Neden?
Gökhan Beğendik
-Stadın tamamen dolu olması ve taraftarlarımızın bizi desteklemesi. Stada çıktığım zaman tribünlerin desteğini görünce transa girmiş gibi oluyorum.
Beşiktaş hakkında gelmeden neler düşünüyordun, şimdi ne düşünüyorsun?
Fatih-Anıl
-Daha önce Beşiktaş’ı Avrupa Kupaları’ndan takip ediyordum ve her zaman için bu ülkenin en güçlü takımlarından biri olduğunu biliyordum. Türkiye’de ve Avrupa’da söz sahibi olan Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe gibi takımlardan birinde oynamış olmayı istiyordum, transferim konuşulmadan önce. Şu anda bu takımlar arasında en iyisi olan Beşiktaş’tayım ve bu benim için kariyerimde çok güzel bir yer tutacak.
Beşiktaş’ın ve Türkiye’nin en çok neyini seviyorsun?
Hünkar Demir
-Türkiye’de çok farklı, çok sıcak bir ülke buldum. Bambaşka bir kültür ve mantalite var burada. Şimdiden çok güzel arkadaşlıklar edindim burada. Benim için bu gerçekten çok güzel bir tecrübe. Ayrıca burası bizim ülkemizden sıcak bir yer ve ben sıcağı da severim. Burada bulunmaktan çok mutluyum.
Beşiktaş’a gelmeden önce ne gibi beklentileriniz vardı? Türkiye hakkında önceden bir şeyler biliyor muydunuz?
Mert Can Kılınç
-Beklentilerim çok yüksekti. Buranın büyük bir kulüp olduğunu biliyordum. Benden hem yönetimin hem teknik kadronun hem de taraftarların çok şeyler beklediğini biliyordum. Bu da bir futbolcuya pozitif bir baskı yapar. Buraya geldiğimde doğrudan ilk on bir oyuncusu olacağımı değil, takımdaki yerim için mücadele etmem gerektiğini biliyordum. Bu kadar büyük bir kulübün elinde her zaman için iyi oyuncular olacağını, milli takım için futbolcuları bulunacağını biliyordum ve mücadele etmem gerektiğinin farkındaydım. Gelmeden önce de buradaki ligin de çok iyi bir lig olduğunu biliyordum. İtalya’dan Türkiye’ye geldikten sonra futbol anlamında çok şey değişmedi. Burada da İtalya’daki gibi çok büyük yıldızlar var. İsimleri o kadar büyük olmasa da çok önemli futbolcular var. Bu iki lig arasında taktik anlamda farklılıklar var. Taktik anlamdaki disiplini burada görmek mümkün değil. Orada edindiğim taktik bilgimi, elimden geldiği kadarıyla burada takıma vermeye çalışıyorum.
Taraftarların birçoğu senin en iyi stoper olduğunu düşünüyor. Sen kendini böyle görüyor musun?
Mustafa Yünlü
-Her zaman kendimi çok eleştiririm. Daha iyi olmaya çalışırım. Dolayısıyla böyle bir şeyi kabul etmem mümkün değil.
Eksiklerin olduğuna inanıyor musun? Maç esnasında eksiklerini en iyi kapatan oyuncu kim?
Burak Kaplan
-Elbette çok eksiğim var. Ben, bir Cristiano Ronaldo değilim. Çok hızlı ve teknik değilim. Yani her oyuncunun kendine ait özellikleri vardır. Ben kendi özelliklerimi en uç noktaya kadar kullanmaya çalışıyorum. Bence açıklarımı en iyi Tomas Sivok kapatıyor.
Lig ve Türkiye Kupası hakkında ne düşünüyorsun?
Doruk Akbakın
-Ligde üstümüzde ciddi bir baskı var. 5 yıl sonra şampiyonluk kazanmak için. Takım olarak kazanacağımıza inanıyorum. Kupada da gerçekten güçlü rakiplerimiz var. Öncelikle amacımız bulunduğumuz gruptan çıkmak. Şimdiden final oynarız, şampiyon oluruz diye bir şey söylemek istemiyorum, çünkü bunu söyledikten sonra UEFA Kupası’ndan elendik ve kendimizi gerçekten çok kötü hissettik.
Türkiye’ye gelmeden önce kimlerden bilgi aldın?
Recep CS
-Udinese’den ve menajerimden Türkiye hakkında bilgi aldım. Aslında gelmeden önce Türkiye hakkında bilgim vardı. Vestel Manisaspor beni Udinese’ye transfer olmadan önce istemişti. Dolayısıyla Ersun Yanal’la da görüştüm.
Daha önce oynadığın takımlarda Beşiktaş taraftarları gibi bir topluluk gördün mü? Türkiye’ye alışabildin mi?
Mustafa Şensöz, Yusuf Erman, İbrahim Özmen, Oğuzhan Kervancı, Büşra, Mertcan Derin, Ferhat Deniz Varol
-Bence alıştım. Şu anda kendimi evimde gibi hissediyorum.
Fenerbahçe maçıyla ilgili olarak ne düşünüyorsun?
M. Burak Özdemir
-Böyle büyük maçları dört gözle bekliyorum. En çok da deplasmanda oynayacağımız maçları bekliyorum. Çünkü rakip taraftarların nasıl bir ortam hazırlayacaklarını, bizim taraftarlarımıza yaklaşıp yaklaşamayacaklarını merak ediyorum. Böyle maçlar her zaman heyecan ve adrenalin dolu olur, ben de böyle ortamları çok severim.
Son yıllardaki en iyi defansa sahibiz. Bu başarıda kendini nasıl buluyorsun?
Feyyaz
-Bu başarı benim ya da başka bir oyuncunun sayesinde olan bir başarı değil. Bu bütün takımın çalışmasının sonucudur. Takım savunması bu kadar iyi olmasa birkaç kişinin oyuna girip çıkması savunmayı bu kadar düzeltmez. Dolayısıyla bu antrenörlerimizin ve takımımızın başarısı.
Türkiye’ye ilk geldiğin anda neler hissettin?
Murat Eyüboğlu
-Gerçekten çok heyecan verici bir tecrübeydi çünkü havaalanına Sivok ve menajeriyle birlikte indiğimizde bizi gazeteciler ordusu karşıladı. O anda ‘ne oluyor, nereye geldik’ diye düşünerek korktum. Bu nasıl bir karşılama diye hayret ettim. Hayatımda hiçbir zaman bir yıldız gibi davranılmamıştı bana. O açıdan da çok hoşuma gitti.
Türkiye’de ne gibi uyum sorunlarıyla karşılaştın? Bunları atlatmak için neler yaptın?
Özkan Özer
-Çok çabuk adapte oldum buraya. İtalya’da uyum süresi daha uzun sürmüştü. Belki İtalya’dan buraya geldiğim için böyle oldu. Orada uyum sorununu atlatmıştım zaten. O yüzden burada ciddi bir sorun yaşamadım. Hazırlık kampındayken 1.5 yıldır bu takımdaymışım gibi hissettim kendimi. Bu, benden çok diğer takım arkadaşlarımın ve antrenörlerimin sayesinde oldu.
Tezahüratları anlıyor musun? En çok hangi tezahürat hoşuna gitti?
Seyfettin Köroğlu
-Kartal gol gol gol… Çok hoşuma gidiyor.
Stadımıza çıkıp taraftarlarımızı ilk gördüğün anda içinden neler geçti?
Rıza Kalmış
-Tüylerim diken diken oldu. İnanılmaz bir andı benim için. Ben burada hayatta oynayamam, burada inanılmaz bir atmosfer var diye düşündüm.
Attığımız goller sonrasında kaleciye gidip seviniyorsun. Bunun belli bir sebebi var mı?
Uğur Ulusoy
-Golden sonra herkes sahanın bir tarafında sevinirken kalecinin yalnız kalması beni çok üzüyor. O yalnız başına seviniyor, bende hiç olmazsa ben gidip kutlayım diye kaleciye gidiyorum.
Yıllarca İtalya’da oynadın. En ateşli taraftar sence hangi takımda?
Can Yalçın
-Sampdoria’nın taraftarları çok ateşli. Ama İtalya’daki taraftarların hiçbiri Beşiktaş taraftarı gibi değil. Onlar belli anlarda bağırıyorlar, Beşiktaşlılar gibi ilk dakikadan uzatmanın son dakikasına kadar desteklemiyorlar takımlarını.
En iyi anlaştığın Türk futbolcu kim? Türk yemeklerinden en çok hangisini beğendin?
Hüseyin Çırpan, Barış Ateş
-Arkadaşlarımın hepsi çok değerli insanlar, hiçbirini diğerinden ayıramam ama Ekrem Dağ ve İbrahim Toraman’la daha çok vakit geçiriyorum. Baklavayı çok seviyorum.
En çok hangi futbolcuyla yan yana oynamak isterdin?
Emre Öç
-Maldini, Ronaldinho, Cristiano Ronaldo, Rooney...
Özel hayatında da futboldaki gibi başarılı, hırslı, çalışkan birisi misin?
Mesut Peşken
- Başarılıyım çünkü iki tane sağlıklı çocuğum var, çok güzel bir eşim var. Futbol, hayatımda ilk planda değil. İkinci veya üçüncü sırada yer alıyor benim için futbol. Daha önce maçları kaybettiğimizde çok üzgün, kazandığımızda çok mutlu oluyordum ama benim için önemli olan şimdi ailem.
Türkiye’de ve Beşiktaş’ta seni en çok ne etkiledi?
Utku Keskin
-Taraftarlarımız.
Futbol dışında nasıl vakit geçiriyorsun?
Onur Taylor, Mete Okumuş
-Ailemle vakit geçiriyorum.
Türkiye’de en beğendin futbolcu kim?
Metin, Yıldırım Tuna
-Roberto Carlos’u beğeniyorum.
Türkiye’ye gelmeseydin hangi ülkede futbol oynamayı düşünüyordun?
Dilek Yalaman
-İtalya’da oynamaya devam ederdim.
Kademe anlayışın ve geriden oyun kurma becerin çok yüksek. Bunun için ekstra çalışmalar yapıyor musun?
-En hızlı oyunculardan biri olmadığımı biliyorum. Dolayısıyla patlayıcı kuvvet çalışmaları yapıyorum.
Sivok ile birlikte Zago-Ronaldo ikilisi gibi olabileceğinize inanıyor musunuz?
Serkan Nişancı
-Bunu bize taraftarlar yakıştırdı. Onlara çok teşekkür ediyorum. Bu ikili kadar başarılı olup olamayacağımızı bilemiyorum ama taraftarlarımızın da bizi en az onlar kadar seveceğinin sözünü verebilirim.
“Zapo” kısaltmasını daha önceden kullanıyor muydun?
Şansal Gündüz
-İlk defa burada kullanmaya başladım. İtalya’dan biraz daha farklı olsun istedim çünkü orada ismimi söylerken zorluk çekiyorlardı burada kimse zorlanmasın istedim.
Neden 26 numaralı formayı istedin?
Serhat Eren
-21 numarayı istemiştim ama o doluydu. 26 numara ise bir arkadaşımın forma numarasıydı.
Türk futbolundaki defans anlayışını nasıl buluyorsun?
Mrt Kyh
-Şu ana kadar izlediğim ve yaşadığım kadarıyla savunmacılar sürekli hücum etmek istiyorlar. Buradaki oyuncular çok teknik, çok yetenekli ancak taktik açıdan sorunlar var. Biz İtalya’da hiç durmadan taktik çalışırdık. Burada çok az taktik çalışılıyor.
Senin için Altın Kafa diyorlar. Bununla ilgili ne düşünüyorsun?
Burak Özkan
-Çok hoş iltifatlar bunlar. Daha önce duymamıştım. Gerçekten hoşuma gidiyor ama kendime yakıştıramıyorum böyle şeyleri. Bana bunları yakıştıran taraftarımız için sürekli iyi oynamak, her maçımızı kazandırmak ve takımı şampiyon yapmak isterim elimden gelse.
Mustafa Denizli ile ilgili ne düşünüyorsun? Daha önce 2 takımı şampiyon yaptı.
Atilla Boz
-Bizi de şampiyon yaparsa kesinlikle kendisine şapka çıkarırım. Kendisine çok saygı duyuyoruz ve bütün oyuncular olarak şampiyon yapacağına inanıyoruz.
Deniz Akkuş
23-10-2008, 19:40
zapo çok mütevazisin ve bir okadarda kanımca iyisin işinde.. dilerim daha çok kalırsın beşiktaşımda ve elinden gelenin en iyisisini yaparsın..
Ismail Hakki Demirel
23-10-2008, 20:26
gençler maçında devre arasında soyunma odasına giderken tribünleri alkışlıyordu,,, seviyorum seni ya
Serkan Keskin
23-10-2008, 21:07
zapo şu an takımda en beğendiğim oyuncu metalist maçındaki hatalarınıda unutmamış helal sana yolun açık olsun altın kartal
Mert Kavak
11-04-2009, 21:17
zapo, defans ortasaha forvet nerde oynuyor???? her yerde bu adam ruh budur seviyorum bu adamı
Namik Kartaloglu
30-04-2009, 13:37
“Kendi İçimizden Gelen Güzel Bir Gücümüz Var”
30.04.2009 12:02
Fotomaç Gazetesi Beşiktaş Yazarı Fatih Doğan, başarılı futbolcumuz Tomas Zapotocny ile Beşiktaş Dergisi için bir araya geldi, ortaya keyifli bir söyleşi çıktı...
Bir tarafta Fotomaç Gazetesi’nin Beşiktaş yazarlarından Fatih Doğan, diğer tarafta Beşiktaşımız’ın yetenekli futbolcularından Tomas Zapotocny... Fatih Doğan’ın her sorusuna büyük bir özenle yanıt veren futbolcumuz, röportaj yapılırken duvarda asılı olan 100. yıl şampiyonluk kutlaması fotoğraflarını göstererek, “Beni şampiyonluk yolunda en motive eden şeylerden birisi de tesislerimizin duvarlarında asılı olan fotoğraflar... Bu fotoğraflara baktığım zaman, tüylerim diken diken oluyor. Ben de kupayı kaldırdığım bir fotoğrafın bu duvarlarda olmasını istiyorum ve iki kupa için böyle bir şansımız var” dedi.
F.Doğan: Futbolcu olarak yetenekli olmanın ötesinde kimliğinle ve karakterinle de Beşiktaş’ta seni gördüğümüz için mutluyuz. Gözlemlerime göre, sen de 106 yıldır var olan Beşiktaşlı duruşuna çok çabuk adapte oldun.
T.Zapotocny: Çok teşekkürler (Türkçe söylüyor)...
F.Doğan: Futbol, yaşamında neyi ifade ediyor?
T.Zapotocny: Futbol, artık hayatımda en üst sıradaki öncelik değil. Daha gençken ve hayatımda henüz ailem yokken benim için sadece futbol vardı. Başka bir şey düşünmezdim. Futbolla yatar futbolla kalkardım. Evlendikten ve özellikle de çocuklarım olduktan sonra futbol, hayatımda daha alt sıralara geçti. Benim için şu anda en önemli öncelik, ailem ve onların sağlığı. Belki şöyle desem daha doğru olur, futbolu işim olarak algılıyorum.
F.Doğan: Futbolculuk yaşamın bittikten sonra yine futbolun içinde yer almayı düşünüyor musun? T.Zapotocny: Çocukluğumdan beri hayatımda futbol olduğu için elbette futbolun içinde kalmayı tercih ederim. Eskiden beri kafamda, futbolu bıraktıktan sonra antrenör olmak vardı. Ama hem kendim hem de futbol hayatım olgunlaştıkça bu düşüncem değişti. Antrenörlük, eskiden düşündüğüm kadar kolay bir meslek değil. Sürekli stres ve baskı altındasınız. Futbolculuktan daha fazla ailenizden ayrı kalıyorsunuz. Daha fazla bir zaman ayırmanız lazım. Hayat ne getirir hiç bilinmez ama şimdiki düşüncem menajer olmak ya da scout olup çeşitli ligleri ve oyuncuları takip etmek, genç yetenekleri çıkartmak.
F.Doğan: Avrupa’da birçok yeri dolaştın. Sanırım 3-4 dil biliyorsun.
T.Zapotocny: Çekce dışında iki yabancı dili yeterli şekilde konuşuyorum. İtalyanca’yı iyi, İngilizce’yi de çat pat... İngilizce’mi geliştirmek ilerideki hedeflerimden biri... Ayrıca Türkçe dersleri alıyorum.
F.Doğan: Futbol, aileni rahat bir şekilde geçindirecek kadar sana güzellikler sundu mu?
T.Zapotocny: Futbolcu olarak kazandıklarımdan hiç şikayet edemem. Futbolcular, özellikle de iyi kulüplere transfer olunca iyi ücretler alıyorlar. Udinese’ye ardından da Beşiktaş’a geldim. Ama şöyle bir gerçek de var; futbolculuk hayatı çok kısa... Diğer işlerde olduğu gibi 60 yaşınıza kadar çalışıp, ondan sonra emekli olmuyorsunuz. Emekliliğiniz çok erken geliyor. Hatta sakatlık yüzünden futbol hayatınız gerektiğinden çok önce bitebiliyor. Dolayısıyla çok da garanti paralar yok. Futbolculuk hayatımın bitmesine yakın gelecekle ilgili planlarım biraz daha netleşir. Ama şu ana kadar hem kendim hem de ailem adına hiç şikayetçi değilim.
F.Doğan: Aile kavramına çok vurgu yapıyorsun. Bir kızın, bir oğlun var. Çocukların senin için ne ifade ediyor?
T.Zapotocny: Çok fazla... Çok fazla şey ifade ediyor... Bu konuda konuşmak gerçekten zor. Aslında dünyanın gidişatını görünce onlar hakkında endişe etmiyor değilim. Dünyadaki açlık, küresel ısınma ya da yaşanan savaşlar yüzünden endişem artıyor. Çocuklarım benim her şeyim...
F.Doğan: Peki, eşinle tanışmanız nasıl oldu?
T.Zapotocny: Öncelikle şunu söylemeliyim, eşimi çok seviyorum, onunla çok mutluyum ve birbirinden güzel iki çocuğumuz var. Umarım onunla olan beraberliğim ölene kadar devam eder. Tanışmamız ise şöyle oldu; yaşadığımız kasaba küçük bir yerdi ve sürekli gittiğimiz bir cafede karşılaştık. Arkadaşlarımız aracılığıyla tanıştık ve kendisine sinemaya gitmeyi teklif ettim. Sonra da aramızdaki her şey başladı.
F.Doğan: Gençlik aşkı...
T.Zapotocny: 22 Mart’ta evliliğimizin yedinci yılını kutladık. Evlenmeden de iki yıl önce tanışmıştık. 19 yaşımdan beri, dokuz yıldır beraberiz.
F.Doğan: Sahada yırtıcı bir şekilde ve yüreğini ortaya koyarak oynayan futbolcular, genellikle evde kuzu gibi, naif olurlar. Sen de bu fotoğrafa giriyor musun?
T.Zapotocny: Babamdan aldığım biraz asabiyet, saman alevi gibi parlama durumlarım var. Ama bunu eve hiç yansıtmıyorum. Evde her zaman son derece sevecen ve sakin oluyorum. Aramızda bir tartışma geçtiğinde gerçekten sakin bir şekilde tartışmayı bilmediğim için sessiz kalıp, alttan almayı her zaman için tercih ediyorum. Hatta küçük tartışmalar yaşadıktan sonra eşim bana “Keşke seninle bağıra çağıra kavga edebilsem. Senin susman beni çıldırtıyor” der.
F.Doğan: Yemek yapmakla aran nasıl? Sahadaki kadar bu konuda da becerikli misin?
T.Zapotocny: Aslında en kötü yaptığım şeylerden biri... Mutfakta gerçekten rezaletim. Sadece makarna gibi basit yemekleri yapmayı becerebilirim. İyi yemek yapan arkadaşlarımı gördüğümde çok takdir ederim ama ben hiç beceremem.
F.Doğan: Özellikle dinlediğin müzik tarzı ya da gruplar var mı?
T.Zapotocny: Dinlediğim belli bir tarz olduğunu söyleyemem. Rock’tan pop’a, hiphop’a kadar her türlü müzik türünü zevkle dinlerim.
F.Doğan: Film izlemeyi sever misin?
T.Zapotocny: Özellikle kamplarda pek yapacak bir şey olmadığı için arkadaşlarla sürekli film izliyoruz. Aksiyonların yanı sıra dram türünü çok seviyorum.
F.Doğan: Bazı futbolcular arabalara çok meraklıdır ve son model arabalar kullanırlar.
T.Zapotocny: Bu tür konularda sıradan bir adam olduğumu söyleyebilirim. Arabalara, modaya, kılık-kıyafete ekstra ilgim yoktur. Özellikle çocuklarım doğduktan sonra harcadığım parayı ailemin geleceği için her zaman kontrol etme ihtiyacı içindeyim. Onlara güzel bir gelecek, güzel bir yaşam sağlamak ve içinde bulunduğumuz koşulları daha da iyileştirmek için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Kimi şeyler, bu nedenle bana lüks geliyor.
F.Doğan: İstanbul’da yaşamak hakkında neler düşünüyorsun?
T.Zapotocny: Kısaca şunu söylemem gerekirse, İstanbul devasa bir şehir ve İstanbul’da korkunç bir trafik var. Gelirken çok büyük beklentilerimiz yoktu ama kısa sürede İstanbul bizi çok şaşırttı. Ailece İstanbul’u çok seviyoruz. Birkaç hafta önce, bir izin günümüzde nihayet tarihi ve turistik yerleri gezme şansına ulaştık. Hem tarihi inanılmaz hem de çok çok çok güzel bir şehir.
F.Doğan: Futbola geri dönecek olursak, geldiğin günden beri tribünler sana büyük bir sevgi ve ilgi gösterdi. İnönü, taraftar, atmosfer hakkında neler söylemek istersin?
T.Zapotocny: Böyle bir tecrübeyi hayatımda ilk kez yaşadım. İnanılmaz bir his, Beşiktaş taraftarının önünde oynamak... Gerçekten çok özel taraftarlarımız var. Bugüne kadar önünde oynadığım taraftarlar arasında Beşiktaşlılar’ı kesinlikle bir numaraya koyarım. Maç boyunca durum ne olursa olsun bizi destekliyorlar. Stadımız da gerçekten anlatılamayacak kadar özel bir stat. Örneğin Fenerbahçe’nin stadı son derece modern ama bizim stadımız, tarihi bir yerde yapılmış, kendisi içinde tarihi özellikleri barındıran ve tam olarak kelimelerle bunu ifade etmem çok zor ama her şeyiyle daha önce oynadığım bütün statlara göre daha özel... Bilmiyorum, bu taraftardan mı kaynaklanıyor, stadın şeklinden, yapısından mı kaynaklanıyor... Ama belki de dünya üzerinde bulunması güç statlardan birine sahibiz. Emin olun ki şampiyon olup, o statta, o taraftarların önünde, o atmosferde şampiyonluğu doyasıya kutlamak istiyorum. Ve bu eminim hiçbir şeye değişmeyeceğim bir tecrübe olacaktır.
F.Doğan: Trabzonspor’a attığın golden sonra, hakkını verdiğin, çok güzel bir sevincin vardı. Sence şampiyonluk sevincinin hakkı nedir?
T.Zapotocny: Umarım şampiyonluğu benim o golü kutladığımdan çok daha güzel bir şekilde kutlarız. Mesela 100. yıldaki şampiyonluk kutlamalarındaki bayrağı gördüm. Dehşet bir şeydi. Şampiyon olduğumuzda Beşiktaş’ta, Beşiktaşlılar’la beraber orada olmayı, kutlama yapmayı çok istiyorum. Herkesle sokaklarda olmak istiyorum. Çek Cumhuriyeti’nde şampiyon olduğumuzda Liberec’in meydanındaki küçük kaleye çıktık. Altımızdaki meydan binlerce taraftarla doluydu. Şimdi bile o anı hatırladığımda tüylerim diken diken oluyor. Aynı şeyi kesinlikle Beşiktaş’ta da yaşamak istiyorum.
F.Doğan: Galatasaray da, Trabzonspor da ve Sivasspor da şampiyon olacağını iddia ediyor. Sen de oyuncusu olarak Beşiktaş’ın şampiyon olacağını söylüyorsun. Bunu nasıl gerekçelendirirsin?
T.Zapotocny: Elbette her takımın böyle söylemesi anlaşılır bir şey. Futbol biraz da psikolojik bir oyun. Böyle söylemek de futbolun taktiklerinden birisi. Beşiktaş’ın neden diğerlerinin arasından sıyrılıp şampiyon olacağına ilişkin basit ve tek bir cevap vermek mümkün değil. Ama takımda hissettiğim, gördüğüm çok güzel ortak bir karakter var. Kendi içimizden gelen güzel bir gücümüz var. Örneğin, onların sahasında Sivasspor’a 1-0 yenik duruma düşen başka bir takım olsaydı ikinci golü çok rahat yiyebilirdi. Ama bizim o gün, çok zor şartlar ve atmosfere rağmen beraberliği sağlayıp, hatta biraz daha üstün oynadığımızı söyleyebilirim. Bu da bize, bu takımda çok ciddi bir karakter ve birbirini desteklemekten gelen çok güzel bir güç olduğunu gösteriyor. Takım karakterimiz savaşçılık oldu. Herkes skoru elde etmek için elinden gelen desteği sonuna kadar veriyor. Dolayısıyla şampiyonluk yolumuz açık.
F.Doğan: Fenerbahçe ve Galatasaray’ın İnönü Stadı’na gelecek olmasını avantaj olarak görüyor musun?
T.Zapotocny: Bu maçları dört gözle bekliyorum. Bana anlatılan, bu maçlarda stadın atmosferinin şimdikinden daha da özel olduğu, tamamen dolu tribünlerin takıma inanılmaz destek verdiği... Bir yandan da onlarla kapatılmamış bir hesabımız var. Bence, kendi stadımızda oynayacağımız bu derbi maçlardan başarılı olarak ayrılacağız.
F.Doğan: Fabian ve Yusuf’un transferleri yapıldı... Ayrıca ikinci yarıyla birlikte sistem değişikliği oldu. İkinci yarıyı bu gelişmelerle analiz edebilir misin?
T.Zapotocny: Elbette bu iki oyuncunun gelmesi takımı güzelleştirdi ve futbolun kalitesini artırdı. İkisi de çok önemli oyuncular; kazanmayı bilen, kazanan tipte oyuncular... Örneğin Fabian Ernst, hem savaşçı hem de çok kaliteli bir oyuncu. Önünüzde böyle bir oyuncu olunca çok daha fazla rahatlıyorsunuz. Elbette ki bu transferler bizim ikinci yarıdaki performansımızı çok fazla etkiledi. Sistem açısından bakarsak da, belki dışarıdan çok fazla belli olmuyor ama maçtan maça taktiğimiz birazcık oynuyor. Aslında ilk yarıyla aynı taktikle oynuyoruz, sadece ufak tefek değişiklikler oluyor.
F.Doğan: Mustafa Denizli, çok başarılı bir teknik adam. Uluslararası başarıları var. Futbolcular olarak sizin hocayla iletişiminiz nasıl?
T.Zapotocny: Antrenörümüz, en yaşlı oyuncudan en gencine kadar herkesle aynı şekilde iletişim kuruyor. Bence bu çok güzel bir şey. Takımın mümkün mertebe bir arada olması için, çeşitli faaliyetler düzenlenmesine ön ayak oldu. Takımın, takım olmasını, herkesin birbirine destek olmasını istiyor. Şunu da görmek mümkün ki, hoca takımda savaşçı oyuncuları görmek istiyor. Sahanın bir ucundan diğer ucuna kadar kat edecek, maçın başından sonuna kadar savaşacak, yüzde 101’ini sahaya koyacak oyuncuları istiyor.
F.Doğan: Attığın bir golden sonra, golünü Ertuğrul Sağlam’a hediye ettin. Niçin böyle bir şey yaptın?
T.Zapotocony: Bir kere takımdan ayrılmasına üzülmüştüm. Son derece talihsiz bir karşılaşma sonrasında istifa etti. Onunla beraber çalışıyor olmaktan mutluydum ve kendisini seviyordum. Benim Beşiktaş’a gelmem de Ertuğrul Sağlam zamanında oldu, beni oynatmayı çok istediğini biliyordum. Onunla olamamanın da burukluğuyla golü ona hediye etmek istedim.
F.Doğan: Bence çok şık bir hareketti. Metalist maçından sonra birçok futbolcunun o gece uyuyamadığı söylendi. Sen de uyuyamayan futbolcular arasında mıydın?
T.Zapotocony: O futbolcular arasında en kötü durumda olan bendim. Hiç kimse bu sonucu beklemiyordu. Metalist korkunç bir performans gösterdi. Bu performansı kimse beklemiyordu. Gruplara çok kolay kalırız, diye düşünüyorduk. Dinamo Kiev’e elense de Metalist’in geldiği noktayı görünce herkes yanıldığını anladı.
F.Doğan: Son olarak, eklemek istediğin bir şey var mı?
T.Zapotocony: Beni şampiyonluk yolunda en motive eden şeylerden birisi de tesislerimizin duvarlarında asılı olan fotoğraflar...
Bu fotoğraflara baktığım zaman, tüylerim diken diken oluyor. Ben de kupayı kaldırdığım bir fotoğrafın bu duvarlarda olmasını istiyorum ve iki kupa için böyle bir şansımız var.
F.Doğan: Teşekkür ederim.
Yakup Serhat Akay
23-12-2010, 12:36
Zapotocny de, Fink ile birlikte Bucaspor'a kiralanacak sanırım..Sevdiğim ve futbolunu beğendiğim bir oyuncumuzdu..Ama kadrodaki yabancı oyuncuların fazla olmasından ve kontenjandan dolayı gönderiliyor,bana göre..Hayırlı olsun..
vBulletin v3.6.5, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.