PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İbrahim Toraman-(Futbol)


Namik Kartaloglu
21-08-2008, 21:44
http://img501.imageshack.us/img501/3596/ibrahimtoromaniq1.jpg

Adı soyadı : İbrahim Toraman
Önceki Takımı : Gaziantepspor
Forma Numarası : 58
Pozisyon : Defans
Doğum Tarihi :20/11/1981
Doğum Yeri :Sivas
Boy : 179
Yabancı Dil :
Hobiler :Müzik dinlemek
Kilo : 74
Ayakkabı No :41
Takım :A Takım
Medeni Durum :Bekar
Eğitim :Lise
Milli Maç :43

Namik Kartaloglu
04-09-2008, 00:09
İbrahim Toraman

Cola Turka ile Futbolcu Günlüğü’nde 2006 yılının son konuğu genç yaşta kaptanlık pazu bandını koluna geçiren İbrahim Toraman... Başarılı futbolcumuz Turkcell Süper Ligi’nin ilk yarısının değerlendirmesini taraftarlarımız için yaparken bazı itiraflarda da bulundu...




İdman öncesinde konuştuğumuz İbrahim Toraman ile özel hayatına fazla karışmadan sadece futbol diyerek röportajımıza başlıyoruz. Öncelikle ilk yarının değerlendirmesini dinliyoruz başarılı futbolcumuzdan:

“Beşiktaş gibi büyük bir Camia’nın hedefleri her zaman en tepedeki noktadır. Bizim de hedefimiz bu. Ancak ilk yarıda çok basit maçlarda puan kayıpları yaşadık. Şimdilik sadece ilk yarı tamamlandı. Bu maratonun bir de ikinci yarısı var. 8 puanlık farkı ben çok abartılı bulmuyorum. Bu sezon yeni bir takım kuruldu. Aramıza uzun yıllar bu kutsal formayı giyecek bir çok genç arkadaşımız katıldı. Tecrübesizlik yüzünden 8 puan gerideyiz. Bu fark daha az olabilirdi ama dediğim gibi çok basit maçlarda önemli puan kayıpları yaşadık.”

Bütün bu olanlardan sonra bazı taraftarlarımızın aklına “Beşiktaş hedeften uzaklaştı mı?” sorusu geldi diyoruz. Yanıtı net oluyor Toraman’ın:

“Yaşananları bu şekilde değerlendirirsek yanlış olur. Bunun en canlı örneğini geçtiğimiz yıllarda Takımımız yaşadı. Geçen sezon ise Fenerbahçe ilk yarı bitmeden şampiyon ilan edilmişti; ama 34. haftanın sonunda gülen taraf Galatasaray oldu. Hem de Fenerbahçe bir ara yine 8 puanlık bir fark yakalamıştı. Biz genç bir takımız. Bu sezon ilk yarıda bundan kaynaklanan puan kayıpları yaşadık. Bunların bir çoğunun sebebi ise tecrübesizlikti. Bazı şeyler yavaş yavaş oturmaya başladı. Son maçlarda çok iyi mücadele ediyoruz. Performansımız çok güzel. Bunu ikinci yarıya da yansıtacağız. Özetle ben her şeyin bittiğine inanmıyorum. Böyle olmamızdaki sebeplerden bir tanesi de Anadolu takımları ile yaptığımız maçlardı. İkinci yarıda her şey çok daha güzel olacak. Bundan eminim.”

Futbol Takımımız üzerine yaptığımız sohbet devam ediyor; “Bu sene üç kulvarda başarı parolası ile yola çıktık. UEFA Kupası’na erken veda ettik. Geriye kaldı iki önemli hedef. Bundan sonra neler olacak ?” diye soruyoruz. Genç Kaptanımız karamsarlığa gerek olmadığını ifade ediyor. Avrupa’da başarılı olabilmek için birbirleri ile uzun yıllar oynayan bir kadroya gerek olduğunu söyleyen İbrahim Toraman’a göre tek problem kadronun kaliteli, fakat tecrübesiz olması. “Avrupa’da başarılı olmak kolay değil” diyor başarılı oyuncumuz, “Avrupa tecrübe işi. Böyle bir başarı isteniyorsa biraz sabrı kimse esirgemeyecek. Bakın Avrupa futboluna; başarılı takımların yaş ortalamaları kaç ve ne zamandır beraber oynuyorlar ? Ben bu takıma çok güveniyorum. Şu anda UEFA Kupası’ndan elendik sadece. Bunun da sebebi belli. Tekrar ediyorum; Avrupa’da başarılı olmanın en önemli kuralı tecrübe. Ligde ise çok şey kaybetmedik. Bunun sebebi ne diye soracaksınız ama bunda da en önemli faktör tecrübesizlikti. Kayseri Erciyesspor maçı mesela; tecrübesizlikten kaybedilen bir maçtı. Çok özverili çalışan bir Başkanımız ve Yönetim Kurulumuz var. İstediğimiz her şeyi yapıyorlar. Her zaman arkamızdalar. Şu anda her şey tamam, tek eksiğimiz sportif başarı. Ben bunun da geleceğine inanıyorum.”

Karamsarlığa kapılmamak lazım diye uyarmayı da ihmal etmiyor genç kaptanımız:

“Biz futbolcular başarıya inanıyoruz. Yönetimimiz de bu şekilde düşünüyor. Taraftarlarımızın da bizim gibi düşündüğüne inanıyorum. Fakat dışarıdaki bazı kimseler içlerindeki karamsarlığı yansıtmaktan çekinmiyor. Böyle olduğu zamanda bu taraftara yansıyor, tribünlerden de futbolcuyu etkiliyor. Bu şekilde zincir olarak devam ediyor”

Tecrübe, başarı, Avrupa derken şanssız Bayer Leverkusen maçını hatırlatıyoruz. Söz yine İbrahim’de:

“Maçın başında çok baskılı oynadılar. Çok net pozisyonları vardı ama bu süreyi çabuk atlattık ve oyuna ortak olduk. Deplasmanda yapılması gereken her şeyi yaptık. Bir tek gol atamadık. Bulduğumuz pozisyonlardan bir tanesini değerlendirsek çok şey değişecekti. Yediğimiz gol ise her şeyi bitirdi. Moral bozukluğu başladı. Bana göre çok iyi oynayan bir Beşiktaş vardı. Almanya’da kötü oynayıp yenilsek bu kadar kötü olmazdı ama iyi oynayıp kaybedince gerçekten çok büyük üzüntü yaşadım. Daha önemlisi takım olarak çok üzüldük. Çünkü bu maçı kazanmayı çok istiyorduk.”

Konuyu gündemden biraz uzaklaştırıyoruz. 3 yıl öncesine dönüyoruz. Yani İbrahim’in Anadolu’nun bağrından koparak İstanbul’un çekici hayatına gelişi ve Beşiktaş formasını ilk kez giydiği günlere. Toraman korkmamış İstanbul’a gelirken. “Ben de diğerleri gibi o değirmende öğütülür müyüm ?” diye bir korku düşmemiş içine. Teklif gelince kabul etmiş, taşına toprağına bakmamış İstanbul’un. “İstanbul hayatı diye adlandırılan o korkunç gerçek beni hiç etkilemedi” diye anlatıyor İbrahim. “Beşiktaş’tan teklif gelince hiç düşünmeden kabul ettim. Evet, İstanbul hayatı bir gerçek. Fakat ben buraya gelirken bir çok unsuru atlatarak geldim. İstanbul’da kendinize biraz dikkat edeceksiniz, dikkatli davranacaksınız. Burada insanlar biraz farklı. Çevrenizdekiler çok önemli. Zaten o girdapta boğulmanızın sorumlularından bir tanesi bu. Ben kolay olanı yaptım; Gaziantep’teki hayatımı burada da devam ettirdim ve hiçbir şey olmadı.”

Üç sene önceki Beşiktaş ile şimdiki arasında ne gibi farklar gördüğünden de bahsediyor:

“Geldiğim zaman çok büyük problemlerle uğraşılıyordu. Şimdi bunların çoğu bitti. Bu sene çok iyi transferler yapıldı. Çok iyi genç oyuncular geldi. Hepsi kısa bir zaman sonra parmakla gösterilecek isimler olacak. Kaliteli yabancılar alındı. Ben geldiğim zaman tam bir kaos ortamının içine düşmüştüm. Kaybedilen bir Şampiyonluk vardı. Yeni bir yönetim gelmişti ve yeni bir teknik direktörle yepyeni bir takım kurulmuştu. Bunların hepsi teker teker değerlendirilse bile kitap olur. Şimdi bu sıkıntılar bitti, artık başarıya odaklanan bir ekip var. Sezon başında söylediğimiz gibi; geliyoruz...”

Röportajımızda sürekli genç futbolcularımızdan bahseden İbrahim’e en nihayetinde gençlerimizi soruyoruz ve o da arkadaşlarının satır aralarından kurtulmasının rahatlığıyla anlatmaya başlıyor:

“Gençlerimiz hem kişilik olarak hem de futbolcu olarak adam gibi adamlar. Futbolcu olarak bence Türkiye’nin en iyi genç oyuncuları arasındalar. Serdar Kurtuluş, Serdar Özkan, Mehmet Sedef, Burak, İbrahim Akın ve diğerleri. Bu arkadaşlarımıza biraz sabır lazım. Şimdi, “Üç yıldır sabır sabır nereye kadar?” diye soracaklar ama bu bir gerçek. Taraftarlarımız da haklı. Fakat şu çok iyi bilinsin ki, alınan kötü sonuçların ardından en çok üzülen insanlar biziz. Şampiyonluğu en çok biz istiyoruz. Bizden daha çok isteyen olabilir mi? Futbol bizim işimiz ve biz yaptığımız işte başarılı olmak istiyoruz. Galip geldiğimiz zaman o haftamız çok iyi geçiyor. Çok mutlu vakit geçiriyoruz. Mağlubiyette ise bunların tam tersi yaşanıyor. Tadımız tuzumuz kalmıyor. Bazı insanlar bizim puan kaybettiğimiz zaman üzülmediğimizi düşünüyorlar. Yenildiğimiz zaman kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Gerçi ben bu insanlara da hak veriyorum. Kimse bizim iç dünyamızı bilmiyor. Soyunma odasında maç sonrası yaşananlardan kimsenin haberi yok. Evet biz de insanız ve aldığımız başarısız sonuçlardan sonra ağlayabiliyoruz.”

Gençlerle neler konuştuklarını merak ediyoruz; “Olumlu veya olumsuz her şeye uzun vadede bakmalılar. Günü kurtarmanın hesapları içine girmemeli genç bir futbolcu. Kalıcı başarılara imza atmalı, oynadıkları takımın tarihine adlarını yazmamalılar” diye cevap alıyoruz.

İbrahim Toraman bu sene İbrahim Üzülmez ve Koray Avcı’nın yanına kaptan olarak adını yazdırmıştı. “Beni bu göreve getiren Başkanımız’a ve Yönetim Kurulumuz’a çok teşekkür ediyorum. Beşiktaş gibi bir Camia’da bu yaşta kaptanlık yapmak beni çok gururlandırıyor. Önemli olan bundan sonrası; kaptanlık bilinciyle mücadele etmeliyim” diyen Milli futbolcumuz, “Bu takımda kötü giden bir şeyler olduğu zaman bunda sorumluluğun büyük bir kısmı da biz kaptanlarda. Bunun bilincindeyiz. Herhangi bir aksaklık olduğu zaman önce biz futbolcular olarak aramızda toplanıyoruz ve yaşanan problemleri ortadan kaldırmaya çalışıyoruz” şeklinde konuşuyor.

Ve son zamanlarda tekrarlanan nakarattan bahsediyoruz; “Beşiktaş takımının defans oyuncularını teker teker ele alırsak hepsi çok kaliteli isimler. Fakat bir araya geldikleri zaman bir şeyler eksik gidiyor. Defansta problem yaşanıyor” yorumları... Özetle, “Defanstaki sorun ne ?” diyoruz Kaptanımıza:

“Basında çok eleştiriyorlar; Beşiktaş defansı kötü diye. Peki ne yapmalı o zaman? Bunu başımızdaki insanlar görmüyor mu? Dünyaca ünlü antrenörler görmedi mi bunları? Del Bosque, Rıza hoca, Tigana defansı unuttu mu? Bence çok iyi bir defansımız var. Gazetelerde görüyoruz. Yabancı bir oyuncu alınmalı diye yazıyorlar. Bizden daha iyiyse alınsın. Rekabet olur, bu da başarıyı getirir. Bizden kaliteli bir oyuncu olmayacaksa kimsenin alınmasına gerek yok. Bana göre Türkiye’nin en iyi defansı bizim Takımımız’da”

Sezon başında adı bir çok yabancı takımla yazılan Toraman’ı bir çok Avrupa ekibi istemiş. Mukavelesinin sonuna gelen ve bu sene 2010 yılına kadar Siyah Beyazlı Takımımız’la anlaşma yenileyen Toraman, sadece Avrupalı olmak için yurt dışına gitmeyi düşünmüyor. İyi bir takımın oyuncusu olması gerektiğine inandığını söyleyen futbolcumuz için önemli olan Avrupa’dan bir takımın ismi değil, kıtanın önemli liglerinde boy gösterebilmek. İbrahim Toraman, ya İtalya’da oynamak istiyor ya da İspanya’da top koşturmak istiyor. Ama bir noktayı hatırlatmadan da edemiyor; “Önce Beşiktaş’ta Şampiyonluk yaşamak istiyorum. Ondan sonra Avrupa’dan gelen teklifleri değerlendiririm.” Yurt dışındaki temsilcilerimizle sürekli görüşen Toraman, Emre Belözoğlu ve Tugay Kerimoğlu’nun Türk futbolunun yurt dışında sürekli takip edildiğini ve Türk futbolcusunun ciddi anlamda değerlendirilmek istendiğini söylediklerini belirtiyor. Bu arada atlamadan geçmeyelim; Toraman’ın en beğendiği yabancı oyuncu ise Ricardinho.

Herkesin bildiği gibi maç öncesi kampları her takım için çok önemlidir ve bir takımın mahrem bir bölümü olduğu düşünüldüğü için çoğu kimse kampta neler yaşandığını bilmez. Toraman, kamplarda çok iyi vakit geçirdiğini ve futbol dünyasındaki bir çok ismin tersine hiç sıkılmadığını söylüyor. “Maça konsantre olmak için kamplar çok önemli” diyen başarılı oyuncumuz, aşırı konsantrasyondan kurtulmak için oyun oynayarak vakit geçirdiklerini belirtiyor. Takımımız’ın kamplarında futbolcularımız gelecek maç hakkında konuşup hem konsantre meselesini hallediyor hem de aralarındaki arkadaşlık bağlarını kuvvetlendiriyorlarmış...

Röportajın sonlarına yaklaşıyoruz ve İbrahim Toraman’a ikinci yarıyı soruyoruz. Verdiği cevapla içimizi rahatlatıyor:

“Kaybedeceğimiz bütün puanları kaybettik. Artık böyle bir lüksümüz yok. Son maçlarımız belli bir noktaya geldiğimizi gösteriyor. İkinci yarı hazırlıklarını yapacağımız kampın ardından hedefe gideceğimizi düşünüyorum”

Son olarak başından geçen ilginç bir anısını paylaşıyor yıldız oyuncumuz…

“Senesini tam hatırlamıyorum. Ümit Milli Takım kampındaydım. Doğum günümden bir gün önceydi. İtalya ile bir maçımız vardı. Çıktık oynadık. Ertesi gün yani doğum günüm olduğu gün ise A Milli Takım kampına çağrıldım. Bugünü unutamıyorum. Benim için çok ayrı bir önemi vardır bu hatıramın. İnanılmaz mutlu olmuştum. Doğum günümde ilk kez A Milli Takımımız’ın formasını giymiştim.”

Buket Yıldız
15-12-2008, 23:33
2 sene önce Toraman dendiğinde bir acayip olurdum Beşiktaş aşığı derdim ruhu var derdim..şimdiyse Toraman mı? hıı oda digerleri gibi ruhsuz diyorum..dedirtenler utansın!

Namik Kartaloglu
18-01-2009, 17:03
"İkinci Yarıdan Çok Umutluyum"
18.01.2009 15:59

Başarılı Futbolcumuz İbrahim Toraman, BJK TV'ye açıklamalar yaptı.

BJK TV Yayın Koordinatörü Erdem Ulus'un sorularını yanıtlayan İbrahim Toraman şunları söyledi:

-Öncelikle kamp değerlendirmesi alalım. Nasıl geçti Antalya'da günler ve çalışmalar?

-Takım olarak iyi bir durumdayız. Hava güzeldi, ortam güzeldi. Bunu en iyi şekilde değerlendirmeye çalıştık. İnşallah bu, ligin başlamasıyla beraber lige yansır.

-Werder Bremen maçını izledik. Beşiktaş'ın ilk hazırlık maçıydı. Beşiktaş 2-1 kazandı. Nasıl buldun takımı? O maçta kendini nasıl değerlendiriyorsun?

-Şimdi böyle özel maçları hiçbir zaman ciddiye alıp değerlendirmemek lazım ama oyundaki istek ve arzu olarak, oyun disiplini olarak iyi yöndeyiz diye düşünüyorum. Çünkü Werder Bremen karşımıza tam kadro olarak çıktı. Bütün as oyuncularıyla beraber çıktı. Hem kondisyon açısından, hem iyi bir antrenman havası açısından, hem bizim açımızdan iyi bir maç oldu. Özel maç da olsa sonuçta galip geldik. Gerçi bu tür maçlarda skorların pek bir önemi yok ama yine de her şeye rağmen her türlü oyunda kazanmak her insanı mutlu eder. O yüzden de iyi bir maç oldu diye düşünüyorum. Dediğim gibi inşallah bunların faydasını önümüzdeki günlerde görürüz.

-Yeni transfer Yusuf da ilk kez Beşiktaş formasıyla bir maça çıktı. Bir hazırlık maçı olmasına rağmen milli takımı saymazsak ilk kez yan yana oynadınız yanılmıyorsam. Nasıl buldun Yusuf'u?

-Yusuf'un kalitesi zaten belli. Belki çok abartılı eleştiriliyor ama bence çok fazla bunlara takılmamak lazım. Yusuf'un kalitesi, yetenekleri belli. Ben onun ikinci yarıda şampiyonluk yolunda takıma olumlu yönde katkı sağlayacağına inanıyorum. Açıkçası ona güveniyorum.

-Mustafa Denizli ile beraber sistem de değişti. Ertuğrul Sağlam daha farklı bir sistemle oynatıyordu. Mustafa Denizli farklı bir sistemle oynatıyor. Bu savunma hattı sizleri nasıl etkiliyor?

-Her hocanın kendine göre taktiği, oyun anlayışı, futbolcuya bakışı var. Herkeste farklı bir sistem var. Ertuğrul Hoca'nın da, Mustafa Hoca'nın da taktiği farklı tabii ki. Yani biz futbolcular olarak hangi hoca olursa olsun istediğini sahaya yansıtabilmek, sistemine ayak uydurabilmek için çalışıyoruz diye düşünüyorum. Mustafa Hoca'nın geldiği günden beri bize anlatmak istediği ofansif futbolu kabullendirmek, çok pozisyona girmek, atak oynamak, gol yesek de hiçbir zaman bunun önemli olmadığını bilmek… O yollarda daha başarılı olmak gerektiğini bize anlatıyor. Biz de oyuncular olarak bunları yerine getirmeye çalışıyoruz.

-Bu kampta da arkadaşlığın çok ön plana çıkmış olduğunu görüyoruz. Antrenmanları takip ediyoruz. Oteldeki durumu gözlemlediğimizde, hatta burada çalışan personel arkadaşlarla konuştuğumuzda bize Beşiktaş'ın havasının çok başka olduğu söyleniyor. Bu hava ikinci yarıya yansıyacak mı?

-Yansıması lazım artık. Çünkü zaten takımda kamp döneminde stres yoktur. Hani "Arkadaşlık çok iyi, aile havasında" falan derler ya... Çünkü kampta maç stresi yok. Maçtan sonraki ruh halin yok. Bunu sadece kafa olarak, beyin olarak, fizik olarak, güç olarak, kondisyon olarak kendimizi ikinci yarıya hazırlamak için yapıyoruz. O yüzden de her şey çok olumlu olarak gidiyor. En iyi şekilde bunları depolayıp lige en iyi şekilde girebilmek istiyoruz. O yüzden şu anki havamız çok iyi. İnşallah bu lige iyi yansır ve sonuna kadar bunu götürürüz. Her sene şampiyonluğa yaklaşıyoruz. Geçen yıl da kaybettiğimiz iki maç var. O kadar zor deplasmanlardan zor rakipleri yenerek 3 puanla döndük. Ama Gençlerbirliği Oftaş ve Büyükşehir Belediye maçlarını kaybettik. İki maçta 6 puan kaybettiğimiz için şampiyonluktan olduk. Belki bunlar hesapta yoktu. Dediğim gibi bunlar da bize bir tecrübe oldu. İyi bir başlangıç yaparsak iyi gideceğine inanıyorum ben.

-Zapatoncy ve Sivok bu sezon takıma gelen oyuncular. Yeni oyuncularla oynuyorsunuz. Zapo ve Sivok'un performansları da beğeniliyor seninkiyle birlikte. Onlarla uyumun nasıl?

-İyi diye düşünüyorum. Her zaman takım kötü gittiğinde defans eleştirilir ama ben bunlara katılmıyorum. Bir takım olarak bakmak lazım olaya. Defansı iki kişi yapmazsınız ki. Bunun sağında da var, solunda da, önünde de, ilerde de var. Onlar top kaptırdığı zaman çok fazla dikkat çekmiyor ama en geride kaptırıldığı zaman veya bir hata olduğu zaman bu göze batabiliyor. Ben geçen yıllarda da bunun çok büyük bir sorun olduğunu düşünmüyordum ama sakatlıklar olduğu zaman tabii ki etkiliyordu bizi. Çünkü uzun bir süre sakat olduğun zaman oyun sistemi de bozuluyor. Yan yana oynadığınız zaman o eksiklik hissediliyor. Ama bu sene yeni katılan arkadaşlarımız var. Önümüzdeki maçlarda daha çok katkıları olacağını düşünüyorum. Dediğim gibi sahaya çıktığımız zaman coşkulu şekilde çıkıyorum. Eğer takım mağlup olursa bir şekilde takımı ateşleyebilmek, ilerde gol atabilmek, takıma en azından umut verebilmek, iyi mücadele etmek, yüksek seviyede konstantre olabilmek gibi şeyleri sahada yansıtmaya çalışıyorum. Son zamanlarda iki tendonumda sakatlık olduğu için bu beni biraz etkiliyor. İkinci yarıda daha iyi tedavi olup gireceğim için yine o istekli, arzulu görüntümü sahaya yansıtacağımı düşünüyorum. Sahaya çıktığım zaman defans oyuncusuyum ama dediğim gibi ilerde, ofansif olarak oynamaktan zevk alan bir oyuncuyum. İleriye çıkmaktan, orta sahada top kazanmaktan, takıma katkı sağlamaktan keyif alıyorum.

Serkan Balcı
31-01-2009, 22:32
son zamanlarda çok mücadele ediyor.umarım formu bozulmaz.

Tamgaç Keçe
23-07-2009, 12:15
super bı ınsan.kişilil olarakta beşiktaşlı duruşu olarakta.maclarda cok hırslı elınden gelen herseyı yapıyor..ayrıca bı keresınde tanısıp konusma ımkanı buldum.o kadar samımıkı bı ara ıbrahım toraman oldugunu unuttum karsımdakının sankı arkadasımla konusuyo gıbıydım..:)o derece yanıı...

Mustafa Şengezer
24-07-2009, 17:31
bir ara galatasaraylı bir abim bana demiştiki.''ibrahim toramanı görünce beşiktaşı görüyom sanki'' bu her şeye yeter bence...

Mustafa Şengezer
14-02-2011, 15:31
Bir yorum:

Bjk taraftarları arasında bu aralar kendisini eleştirmek moda olan futbolcudur. sivok hata yapınca arkasını toplamalıdır, hilbert ofsaytı bozunca kaçırdığı adama yetişmelidir, aurelio topu kaptırdığında geri kazanmalıdır, nobre kaleciye nişanlayınca seken topa koşmalıdır, hakan boşa çıkınca kafayı vurdurmamalıdır, almeida ofsaytta beklerken pas atmamalıdır, yok toraman sen bunları yapamıyorsun hatalısın. keşke önceki sezon sonu bjk'nin teklifini kabul etmek yerine sana büyük ihtimalle daha yüksek bir ücret öneren fb ya da gs'ye gitseydin de herkes rahatlasaydı. hem milli takımdaki yerin de garanti olurdu.

demiş arkadaşın biri, bence de çok güzel bir tespitte bulunmuş.

Hakan Kirezci
14-02-2011, 17:42
Sence iyi bir stoper ne yapmalıdır Mustafa?

Mustafa Şengezer
14-02-2011, 18:15
Abi yukarda arkadaşın dediklerini yapmalıdır haToraman hiçbirini yapmasada Beşiktaşa en çok yakışan,formayı hak eden adamlardan biridir.

Benim zoruma giden şeyi söyleyeyim madem, gerçektende dikkat edelim her sene bir adama sallamak moda oldu bizim taraftarlar arasında.Bu sene de moda İbrahim Toraman...

Bu arada Hakan abi siz Toraman ve Sivokla bu sistem zor dediğiniz için yukardaki yazıyı eklemedim,yanlış anlamayın beni.Sizdende ilk defa Toramanla ilgili bir eleştiri duydum zaten,ben genel anlamdaki yaklaşımı belirtmek istedim.

Hakan Kirezci
14-02-2011, 18:33
Yok ben herhangi birşeye gönderme yaptığını düşünmedim. Bu arkadaşın yazdıklarını okuyunca aklıma şu geldi. Bizim avukat tayfasının birkaçıyla içiyoruz zamanında. Bunlar başladılar sekreterlerini övmeye. Yok etraf pırıl pırılmış. Bütün notları gayet güzel alıyorlarmış. Telefonda çok düzgün konuşuyorlarmış. Çay kahve sürekli soruyor ve getiriyorlarmış vs vs... Ulan dedim zaten sekreter ne iş yapar? Bunları yapsın diye işe alıyorsunuz yapınca da şaşırıp övüyorsunuz. Bu da buna benzemiş. İyi bir stoper o dediklerinin hepsini yapabilmeli zaten. Ben Toraman'ı senin kadar sever ve yakıştırırım Beşiktaş'a. Sivok'u da beğeniyorum Ersan'ı da. Söylemim eleştiri boyutudan çok bir tesbit. 4-3-3 mucidi Rinus Michel böyle demiş. Bu sistemde stoperlerin ikisi de ama en az biri çok süratli ve hareketli olmalı, topu dikine çok doğru çıkarabilmeli. Yoksa böyle stoperiniz 4-3-3 oynamayın kardeşim diyor adam. Bizim stoperlerin hiçbiri böyle değil o yüzden 4-3-3 demek bizim için yaş bir dizilişmiş onu demek istedim. Keşke bir Gökhan Keskin'imiz olsaydı şimdilerde ama yok maalesef.

Ben Toraman'ı ya da başka birini yetersiz diye eleştirmem zaten. Bu konudaki ölçütlerim futbolun çok dışında çoğumuzun olduğu gibi.

Özgür Öge
16-02-2011, 00:03
samet aybaba neyse toramanda odur.sametin gönderdiklerinin hepsi Beşiktaş'a geri dönüp hizmet etti ama kendisi hiçbir zaman Beşiktaşlı samet olarak anılmadı.