PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hakan Arikan-(Futbol)


Namik Kartaloglu
21-08-2008, 21:53
http://img296.imageshack.us/img296/6564/hakanarikansji6.jpg

Adı soyadı : Hakan Arıkan
Önceki Takımı :Ankaraspor
Forma Numarası : 84
Pozisyon :Kaleci
Doğum Tarihi :17.08.1982
Doğum Yeri : Kocaeli - Karamürsel
Boy : 192
Yabancı Dil :İngilizce
Hobiler :Tenis
Kilo : 86
Ayakkabı No :44
Takım :A Takım
Medeni Durum :Evli
Eğitim : Lise
Milli Maç :1

Namik Kartaloglu
04-09-2008, 00:00
Hakan Arıkan

Cola Turka ile Futbolcu Günlüğü’nde yeni konuğumuz, yeni transferimiz Hakan Arıkan… Başarılı performansıyla alkış alan Arıkan, röportajımız sırasında verdiği cevaplarla yeşil sahaların dışındaki Hakan’ın nasıl birisi olduğunu gözler önüne serdi.

1982 senesinin Ağustos ayında Kocaeli’de dünyaya gelen Hakan Arıkan’ın çocukluğu toprak sahalarda top peşinde koşarak geçti. Mahalle maçlarında mağlup durumdayken kaleye geçer, takımını kurtarır, arkadaşlarını baklava parası vermekten kurtarırdı. Gel zaman git zaman derken Hakan’ın yetenekleri dikkat çekti ve kendisini bir anda kaleci olarak buldu. Amatör olarak yaptığı kalecilik bir anda Hakan’ın bütün dünyasını kapladı ve hayatının geri kalan kısmında iyi bir kaleci olmaya karar verdi.

Hakan’ın profesyonel macerası ilk olarak Petkimspor’da başladı. Petkimspor’la profesyonel sözleşmeye imza atan Hakan Arıkan, 2 sezon Petkim formasını taşdıktan sonra Kocaelispor’da forma giydi. Kocaelispor’da yaklaşık olarak 4 sezon görev yapan Hakan’ın yetenekleri iyice dikkat çekti ve Ankaraspor’un uzattığı mukaveleye imza atarak Başkent yollarına düştü. Ankaraspor’da sezona 3. kaleci olarak başlayan Hakan Arıkan’ın talihi Galatasaray’ı konuk ettikleri maçta döndü. O zamanki teknik direktörü Aykut Kocaman’ın verdiği görevi layıkıyla yerine getiren Hakan, 90 dakika içinde kurtardığı iki penaltı ile futbol dünyasının dikkatlerini çekti. Genç kalecinin adını bir tarafa not eden futbolcu seçiciler sezon sonunda Hakan’ı transfer edebilmek için türlü teklifler sundu. Ancak Hakan’ın gönlünde Kartal vardı… Beşiktaş’ın teklifini hiç düşünmeden kabul eden Hakan, artık hayallerine kavuşmuştu.

Hakan Arıkan’ın Petkimspor’da başlayan futbol macerası şu an Beşiktaş’ta devam ediyor. Takımımız’da geçen sezon sakatlıklar ve cezalardan dolayı zaman zaman kalede sıkıntılar yaşanmıştı, ancak bu sezon kale emin ellerde. Sezon başında yapılan Rüştü, Hakan ve Atilla transferleri Beşiktaş’ın kale sorununu çözdü. Teknik Direktörümüz Ertuğrul Sağlam da geçtiğimiz günlerde yaptığı bir basın toplantısında bu durumu, “Elimizi kalecilerimizin isminin yazılı olduğu bir torbaya atsak ve o haftaki kaleciyi buna göre seçsek gözümük arkada kalmaz” diye özetlemişti.

Takımımız’da şu anda Rüştü, Hakan, Murat, Atilla ve Korcan olmak üzere 5 tane kaleci bulunuyor. Bu mevkide görev yapacak oyuncular için rekabetin had safhada olduğunu söylememize gerek yok. İşte rekabetin bu denli yüksek olduğu bir mevkide Hakan kaleyi devraldı ve bırakmaya da niyeti yok gibi gözüküyor. Yaptığı kurtarışlar da bunun habercisi…

Hakan ile yaptığımız röportajın başında geçmişe uzanıyoruz. Bazen mahalle maçlarında görev yapan çocukların spikerlik yaptığı da görülür ve dönemin en önemli futbolcusunu ağızlarından düşürmezler, “Sergen vurdu goool!” gibi… Gençlerin kaleye burun kıvırdığı bir futbol dünyasına sahip Türkiye. Gerçi son bir kaç yıldır Türk kalecileri dikkat çekmeye başladı, ama dünya piyasasında iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar Türk kaleciden bahsedilir ki bu durum kaleci üretemediğimize önemli bir ispattır. “Böyle bir durumda kalecilik nereden aklına geldi” diye ilk sorumuzu soruyoruz Hakan’a. “Küçüklüğümden gelen bir heves. Bu hevesimi ilerletip yeteneklerimi iyi kullanarak ve çok çalışarak kaleci oldum” diye cevaplıyor.

Kaleci konusundaki kısırlığımızın sebebi belki de millet olarak duygusal bir yapıya sahip olmamızdır. Futbolda bir kaleciyi günah keçisi ilan etmek için gol yemesi yeterli. Bu durumu kaldırabilenler zaten şu anda kalecilik yapıyorlar. Hedefteki insan olmak nasıl bir duygu?

“Kaleciler zaman zaman ön planda bazen de geri planda olur. Ben bunu özellikle Türk futbolunda kaleciliğin bir cilvesi olarak görüyorum. Aslında kalecilerin günah keçisi olması çok doğal. Çünkü en basitinden herkes golü kalecinin yediğini düşünür. Dışarıdan bakıldığı zaman bu çok normal bir düşünce. Fakat, takım içinde durum böyle değil. Sonuçta futbol bir takım oyunu ve yenilen bir golde herkesin payı var. Biz kaleciler için önemli olan dışarıdaki insanların ne düşündüğü değil takım içindeki düşüncenin nasıl olduğudur.”

Anadolu takımlarında görev yapan futbolcularla büyük takımlarda oynayanların arasında bir çok fark var. En basitinden popülarite Anadolu’da biraz daha az seviyede. Büyük takıma geldikleri zaman futbolcuların hayatlarında ister istemez bir takım değişiklikler oluyor. Kimi bu değişimi kaldıramayarak futbol dünyasının çarkları arasında yok oluyor, kimi bütün avantajları ve dezavantajları iyi değerlendirerek adını unutulmazlar arasına yazdırıyor. Bu durumu bireyselliğe indirip Anadolu’dan yeni göçen bir futbolcuya iki bölge arasındaki farkı, bunun futbolcu üzerindeki etkisini soruyoruz.

“Anadolu takımlarından alınan futbolcular ilk başlarda hem tedirginlik yaşıyorlar hem de tedirgin ediliyorlar. Ben bunları normal karşılıyorum. Önemli olan yeni futbolcunun kendisi hakkındaki olumsuz düşünceleri yok etmesi. Ben bu sorunu hallettiğimi düşünüyorum. İki Hakan arasındaki en önemli fark Beşiktaşlı Hakan’ın çok çalışması. Burada sürekli göz önündesiniz ve hata yapma lüksünüz yok. Anadolu takımında yaptığınız bir hatayı sonraki haftalarda telafi edebilirsiniz, fakat hedefleri büyük olan takımlarda bu durum böyle değil. Ankaraspor ile Beşiktaş’ın maç temposu aynı değil. Burada daha fazla çalışmak zorundasınız. Ben de bunun bilincinde bir insan olarak kafamı daha çok futbola verdim. Bu tempoya ayak uydurabilmek için çok çalışıyorum ve en önemli farkın bu olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden de devamlı kontrollü olmak zorundasın. Bu da futbolcu psikolojisini çok fazla derecede zorluyor. Kendisini İstanbul hayatına kaptıran bir çok yetenekli isimden bugün söz edilmiyor, bunun farkındayım. Öyle olmamak için özel bir çaba sarfetmiyorum. Sorumluluklarınızın bilincinde olduğunuz müddetçe her şeyi yapabilirsiniz. Sonuçta futbolcu da bir insan. Futbolcunun çalışmamak gibi bir lüksü yok. Hatta büyük takımdaysanız 2-3 kat daha fazla çalışmanız gerekiyor. Ben ailesine çok bağlı bir insanım, sürekli onlarla vakit geçiriyorum. Bilinçli bir futbolcu olduğumu düşünüyorum ve bu bende İstanbul korkusu yaşamama sebep olmuyor.”

- Anadolu takımlarında görev yapanların hepsi büyük takımlarda oynamak ister. Beşiktaş’ın teklifini kabul etmenin sebebi nedir?

-Ben Beşiktaş’a gelmeyi çok istedim. Bu muhteşem taraftarın önünde oynamak apayrı bir duygu.

-Taraftar demişken, taraftarın futbolcu üzerinde nasıl bir etkisi var?

-Gerçekten çok fazla etkileri var. Her maça çıkmadan önce acaba bugün ne yapacaklar diye merak ediyorsunuz. Onlar futbolcuların en büyük hırs kaynağıdır. Futbolcu, taraftarını mutlu etmek için saha içinde mücadele ediyor. Taraftarın tezahüratları da futbolcuyu gol bulma yolunda motive ediyor. Tabii ki bu paniğe dönüşmediği sürece çok olumlu. Umarım sezon sonuna kadar onların desteğini paniğe dönüştürmeden mücadele eder ve onları mutlu ederiz.

Hakan Arıkan, Ankaraspor’da görev yaptığı geçen sezon Galatasaray ile oynanan maçta kurtardığı iki penaltıyla dikkat çekmişti. Bunun hemen sonrasında ise A Milli Takım’ın Lüksemburg ile yapacağı karşılaşma için aday kadroya davet edildi ki, bu durum, Hakan’ın ilk kez Ay-Yıldızlı forma ile tanışması anlamına geliyordu. Milli formayı giymek her futbolcu için çok önemlidir. Dünyanın en önemli takımlarında oynamak isterler, yeryüzündeki bütün kupaları kazanmak isterler, ama Milli görevi ifa etmek hepsinin gönlünde ayrı bir yerdedir. A Milli Takım’a çağrılan bir futbolcu olarak neler hissettmiş onu merak ediyoruz.

“Her futbolcunun hayatını değiştiren dönüm noktaları vardır. Benim hayatımı değiştiren olayların ilki Galatasaray maçıydı. O maçta çok iyi bir oyun ortaya koyduğumu düşünmüyorum sadece iki tane penaltı kurtardım. İlerleyen haftalarda çok daha iyi bir performansım vardı, ama göz önünde bulundurulmadı. Daha sonra A Milli Takım’a çağrıldım. Gerçekten bir futbolcu için kolay kolay unutulabilecek bir hadise değil. Kulübünüzdeyken sadece oynadığınız kulüp için mücadele ediyorsunuz, ancak, Milli Takım’da bütün ülkeye karşı sorumluluğunuz var. Bu tarif edilemez bir duygu.”

Hakan, Lüksemburg karşılaşmasında görev yapamamıştı. Fakat Brezilya ile oynanan hazırlık maçında dünyanın en önemli futbolcularına karşı mücadele etti ve kalesini gole kapattı. Hakan o gün Dünya Kupası’nı en fazla kazanmış olan bir takımın ataklarını boşa çıkardı, dünyanın en pahalı futbolcularının gol arzusunu engelledi. Ronaldinho, Gilberto Silva, Edmilson, Diego, Robinho gibi dünya futboluna mâl olmuş futbolculara karşı görev yapmak, onların gol çabalarını boşa çıkartmak ismi daha az duyulmuş bir futbolcu için neler ifade ediyordu?

“Gerçekten çok zor bir iş. Karşınızda bütün dünyanın bildiği, beğendiği futbolcular var. Sizler de onlardan biri olmak için mücadele ediyorsunuz zaten. Benim adıma çok heyecanlı bir gündü. Özellikle maçtan bir gün önce son derece heyecanlıydım ama sonradan normale döndüm. Bu gibi durumlarda profesyonel futbolcunun heyecanı başlama düdüğüne kadar sürmeli, bende de aynısı olmuştu zaten.”

Hakan ve Rüştü’nün Beşiktaş’a gelmesi ile Ay-Yıldızlı takımımızın geri bloğu da Beşiktaşlı oldu. A Milli Takım’ın savunmasını son maçlardan da anlaşılacağı gibi Beşiktaşlılar oluşturuyor. Kalede Hakan ya da Rüştü, savunmada İbrahim Üzülmez, İbrahim Toraman ve Gökhan Zan. Bu futbolcuların aynı kulüpte oynamasının A Milli Takım’a da büyük fayda sağladığı bir gerçek. Sorumluluk artıyor ama Hakan’ın gözünü korkutmuyor.

“Tabii ki büyük bir sorumluluk altına giriyoruz. Milli maçlardan alnımızın akıyla çıkacağımızı düşünüyorum. Şu ana kadar bir sürü maç yaptık ve çok az gol yedik. Milli Takım’da da bu birlikteliğimiz devam ediyor ve hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Sonuçta her zaman birlikte oynadığımız için koordinasyonumuzda iyi oluyor.”

Yaşıtları büyük takımlarda oynamanın hayalini kurarken, Hakan 25 yaşında Türkiye’nin en büyük takımının kalesini korumaya başladı. Hakan’ın bugün bu konumda olabilmesi için bir takım özelliklerinin üst seviyede olması gerekiyordu. Beşiktaş’ta oynayabildiğine göre bu özelliklerinin yeterli kıvamda olduğunu anlayabiliyoruz, ancak herkesin bir takım eksiklerinin de olduğu yadsınamaz bir gerçek. En belirgin özelliklerini ve eksiklerini soruyoruz genç kalecimize, “Her futbolcunun eksik olduğu yerleri vardır. Kendi kendine bunları düşünür ve bilir. Hocalarımla tamamlamam gereken yönlerimi konuşuyoruz, nasıl çalışmam gerektiği konusunda fikir alışverişi yapıyoruz ve buna göre çalışmalarımızı düzenliyoruz” diyor.

Geçtiğimiz yıl gençleştirilen bir kadro ile mücadele etmiştik. Teknik Direktörümüz Sayın Ertuğrul Sağlam da gençlere önem veren genç bir isim. Beşiktaş’ta genç bir teknik adam ve çok sayıda genç futbolcu Şampiyonluk mücadelesi veriyor. Teknik adamın genç olmasını ve bunun da Ertuğrul Sağlam olmasını Hakan şöyle değerlendiriyor:

“Genç bir teknik direktörle çalışmak futbolcu için büyük bir avantaj. Ertuğrul Sağlam’ın bize sürekli olarak “Ben sizin abinizim” diyor. Hocamızın genç olmasının futbolcular açısından en büyük avantajı herkes istediği zaman irtibat kurabiliyor, Ertuğrul Hoca herkesi anlayabiliyor. Futbolcularla arasında abi-kardeş ilişkisi var. Ayrıca Ertuğrul Sağlam, bana güvenen insanların başında geliyor ve ben de güvenini kazandığım insanları mahçup etmemeye çalışıyorum. Eski teknik direktörüm Aykut Kocaman’ın da bendeki yeri apayrıdır. Geçen sene Ankaraspor’dayken Aykut Hoca vardı ve ben o zaman 3. kaleciydim. Aykut Hoca bana güvendi ve forma şansı verdi, belki başka bir hoca olsaydı hala 3. kaleci olarak kalacaktım. Bana güvenerek Ankaraspor’da kaleyi emanet eden Aykut Kocaman’a ve Beşiktaş gibi büyük bir takımın kalesini bana devreden Ertuğrul Hocama çok teşekkür ediyorum.”

Hakan, Beşiktaş’a transfer olduktan kısa bir süre sonra Türk futbolunun en önemli markalarından Rüştü Reçber de Beşiktaş’a katılan bir başka kaleci oldu. Takip ettiğimiz kadarıyla herkeste Hakan’ın yedek kalacağı görüşü hakimdi. Ancak Hakan, Rüştü’den kaleyi devraldı. Rüştü transferi Hakan’ı etkilemiştir diye düşünüyorduk ama pek de öyle değilmiş. Hakan, bu konuda hiçbir duygusallığa kapılmamış. “Rüştü ağabey ya da bir başkası kaleyi korumuş bu beni ilgilendirmez. Bunu sorun haline getirmem, daha çok çalışarak görevimi yaparım” diye konuşan Hakan, Rüştü Reçber ile ilgili şunları söylüyor:

“Rüştü ağabey ile sürekli birlikteyiz. Aramızda ağabey-kardeş ilişkisi var. O benim ağabeyim, ben de onun kardeşiyim. Zaten dışarıdakiler de bunu görür. Rüştü ağabey ile Milli Takım’da da beraber çalıştık. Bu yüzden kaleyi kaptırıp kaptırmama gibi bir düşüncemiz yok. İkimiz de iyi çalışıyoruz, birbirimize çok güven veriyoruz. O ya da ben oynamışız hiç farketmez. Onun tecrübelerinden çok fazla yararlanıyorum. Rüştü Reçber benim için çok büyük bir avantaj. Maçtan hemen sonra duş almadan oturup konuşabildiğim bir insan.”

-Kadromuzdaki diğer kaleci arkadaşların için neler düşünüyorsun?

-Murat ağabey ve Korcan şu anda sakat, umarım kısa sürede onlar da iyileşip aramıza dönecekler. Atilla gerçekten müthiş yetenekli bir kaleci, o da ilerleyen dönemlerde Milli Takım’da ve burada çok büyük başarılara imza atacaktır. Şu anda onunla aramızda ağabey-kardeş ilişkisi var, ki bu her zaman olacaktır. Hem Rüştü ağabey hem de ben ona en iyi şekilde örnek olacağımızı düşünüyorum.”

Cevaplardan da anlaşıldığı gibi takım içerisinde arkadaşlık adına çok olumlu bir hava hakim. Kolej havası diye adlandırılan durum bu olsa gerek. Hakan Arıkan, takım içindeki arkadaşlığı şöyle anlatıyor:

“Maç programımız çok yoğun olduğu için dışarıda buluşup kimse ile birşey yapamıyoruz. Yoğun dönemi atlattıktan sonra tabii ki paylaşacağımız çok şeyimiz olacaktır. Şu anda aramızdaki irtibat çok iyi. Maç öncesi, maç sonrası kritikler yapıyoruz. Devamlı iletişim halindeyiz. Umarım sezon sonuna kadar böyle devam eder ve Şampiyonuluğu da hep beraber göğüsleriz.”

Son 4 yıldır Şampiyonlar Ligi hasretiyle doluyduk. Bu sene bu özleme son verdik ve Şampiyonlar Ligi’ndeki ilk maçımızı sabırsızlıkla bekliyoruz. Futbolcular için çok farklı bir atmosfere sahip Devler Ligi. Futbolcu için bir vitrin, futbolseverler için ise ayrı bir dünya. Hakan, Beşiktaş’a gelmeden önce Şampiyonlar Ligi’ni bir futbolsever olarak takip ediyordu, ancak şu anda hazırlıkları bitmek üzere olan Şampiyonlar Ligi kataloğunda ismi yazılı olan bir futbolcu. Günün birinde Şampiyonlar Ligi’nde devlere karşı kalesini korumak Hakan için bir hedefmiş zaten... “Kendi adıma da Takımımım adına da hedeflerimize ulaşmaya başladık” diyen genç kaleciye Zürih maçındaki eleştirileri hatırlatıyoruz. 6 dakikalık uzatmaların 7. dakikasında yediğimiz golle İsviçre’de rakibimiz ile berabere kalmıştık. Hakan, uzatma dakikalarında gereksiz yere süreyi uzattığı gerekçesi ile eleştiri oklarının hedefi olmuş ve yenilen golün tek sorumlusu olarak yazılmıştı gazetelerde. Bu konu üzerine Hakan’a cevap hakkı doğmuştu ama o susmayı tercih etti, herhangi bir açıklama yapmadı. İşin aslını kendi ağzından öğreniyoruz:

“O maçta ben çakmak yağmuruna tutulmuştum. Bu yüzden de süreyi uzattın gibi birşey bana söylenemez. Böyle bir düsüncenin olması bile gerçekten yıpratıcı. Bu görüşe kesinlikle katılmıyorum.”

Hakan’ın maç öncesi herhangi bir uğuru yokmuş, dua eder maça çıkarım diyor. Performansının sürekli hale gelmesi için ise tek yolun çalışmaktan geçtiğini, moralinin sürekli yüksek olması gerektiğini belirtiyor. Onun da her futbolcu gibi hayalleri ve hedefleri var. Önce Beşiktaş’ta kazanılması gereken bütün kupalar, sonra Milli Takım, en sonunda ise Avrupa’da adından söz ettirecek bir kaleci olmak ileriye dönük en önemli planları.

-Takımımız’ın kalesi ve defansı arasında nasıl bir uyum var. Maç içinde neler yapıyorsunuz?

-Maç içinde sürekli olarak konuşuyoruz. Hem defanstaki arkadaşlarımın hem de benim performansım artıyor.Tehlikeyi uzaklaştırmak için devamlı iletişim halindeyiz. Birbirileri ile irtibatı güçlü olan takımlar başarılı olurlar. Biz de bunu en iyi şekilde gerçekleştiriyoruz.”

Son bir kaç yıldır Türk kaleciliği sıçrama yapmaya başladı. Artık takımların kalesini yerli isimler koruyor. Hakan da bu jenerasyonun öncü isimlerinden bir tanesi, dolayısıyla önemli bir misyon yüklenmiş durumda. Bu zor görevi en iyi şekilde yerine getirebilmek için çok çalışmak gerektiğini söyleyen Milli Kalecimiz, Türk kalecilerin de dünya futbolunda yer alması için herkesin elini taşın altına sokması gerektiğini ve gelecek nesillere örnek olmaları gerektiğini belirtiyor.
İstanbul hayatına uyum sağlamaya çalışıyor Hakan, yeni doğan çocuğu ve eşi ile mutlu bir aileye sahip. Başarısındaki en büyük etkiyi de ailesine bağlıyor, Allah ağızlarının tadını bozmasın. Futboldan arta kalan zamanlarında sürekli ailesinin yanında vakit geçirdiğinden olsa gerek henüz İstanbul’un yollarını öğrenememiş. İstanbul’u seviyor ama trafiğine alışamamış bir türlü. “Trafiğine alışsam İstanbul’la aramda bir sorun kalmayacak” diyen Hakan’dan son olarak bir anısını rica ediyoruz.

“Ankaraspor’dayken Galatasaray’a karşı oynadığımız maçı bir türlü unutamıyorum. O maçta iki tane penaltı kurtarmıştım. Benim için unutulmaz bir hatıra bu. Çünkü geçen sezonu şampiyon olarak tamamlayan bir takıma karşı oynuyorsunuz ve en önemli futbolcularına geçit vermiyorsunuz. Aynı zamanda o maç benim Süper Lig’deki ilk maçımdı, heyecanlıydım ve beni kalede görenler bu çocuk kim diye düşünüyorlardı. Sanırım o maçla birlikte o çocuğun kim olduğunu gösterdim.”

Namik Kartaloglu
01-04-2009, 18:44
En iyi huyu: Sakinliği
En kötü huyu: Yok
En büyük başarısı: “Daha yolum var” diyor
En heyecanlandığı an: Kızının doğumu
En korktuğu şey: Yok
En beğendiği şarkıcılar:
Tarkan, Murat Boz, Ceza, Sagopa Kajmer
En hoşlandığı müzik türü: Pop, hiphop
En son okuduğu kitap: Bab-ı Esrar
En son aldığı albüm: Sagopa Kajmer
En beğendiği film türü: Macera, aksiyon
En beğendiği aktris ve aktör:
Cem Yılmaz, Türkan Şoray
En beğendiği komedyen: Cem Yılmaz
En sevdiği yemek: Pilav
En son tatili: Milano (İtalya)
En beğendiği dış ülke: Avustralya
Hayatında en değer verdiği şey: Ailesi
Hayat felsefesi: Dürüstlük
Hep yapmak istediği ama sürekli ertelediği bir şey: Yabancı dil öğrenmek
Bugüne kadar aldığı en güzel hediye: Kızı
Kıyafetlerinde nelere dikkat ediyor:
Modaya uygun olmasına ve yakışmasına
Yakışıklı olduğunu düşünüyor mu:
“Gibi” diyor
En çok neresini beğeniyor: Gözlerini
En beğenmediği yeri: Yok
En çok ne için dua ediyor:
İnsanlık ve ailesi
Elinde olsa dünyada neyi değiştirirdi:
“Bazı değerlerin geri gelmesini sağlardım” diyor
Batıl inancı: Yok
Uğuru: İnanmıyor

Hüseyin Eraslan
10-06-2011, 11:11
4 yil formasını terlettigim Beşiktaş'ımdan ayrıldım. Karakterimden ve kişiliğimden ödün vermemeye çalıştım. Saygısızlık ettiysem affola. HAKAN ARIKAN

Yolun açık olsun Hakan. İyi kaleciydin ama şanssızdın. Başarılar.

Murat Baylan
10-06-2011, 11:58
4 yil formasını terlettigim Beşiktaş'ımdan ayrıldım. Karakterimden ve kişiliğimden ödün vermemeye çalıştım. Saygısızlık ettiysem affola. HAKAN ARIKAN

Yolun açık olsun Hakan. İyi kaleciydin ama şanssızdın. Başarılar.

Aynı fikirdeyim. İyi bir kaleci. Yolu açık olsun.

Kutay Tarakçı
10-06-2011, 12:11
emekleri için teşekkürler..her ne kadar kötü oynayıp skoru etkileyen maçlar çıkarsa da,takımı kurtardığı maçlar da oldu.

yolun açık olsun hakan arıkan..

Ali Savasan
11-06-2011, 18:46
Psikolojik olarak gelişmesi lazım yoksa fizik falan maşallahı var. Umarım kendisini toplar. Beşiktaş'ta bu kadar kalması hataydı. Takımda durdukça dağıldı, konsantrasyonu bozuldu. Kaleye Cenk geldi çok iyi maçlar çıkardı o iyice yıkıldı. Hala kızarım Ertuğrul'a yahu bırak oyunu 5 gol yemiş çıkar kaleciyi bozma!