Murat Aru
21-02-2007, 12:18
http://www.birgun.net/resimler/yazarlar/hayricem.gifHayri Cem[/URL] [URL="javascript:resizeFont(-1)"] (javascript:resizeFont(1))http://www.birgun.net/themes/default/images/pix.gifhayricem@birgun.net (hayricem@birgun.net)
Adam öldürmeden ceza verilemez
20/02/0714 Şubat 2007
tarihinde Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu stadında AZ Alkmaar maçı oynanırken çıkan olaylarda 6 kişi bıçakla çeşitli yerlerinden yaralandı. Hatta, olayların meydana geldiği tribünde ateşli silah kullanıldığı da iddia edildi. Ama ateşli silah iddiası doğrulanmadı.
Medyayı, özellikle de Fenerbahçe medyasını hayret ve şaşkınlıkla izlemekteyim. Son derece önemli olan bu olay resmen geçiştirildi. Oysa, 21 Kasım 2004 tarihinde İnönü Stadyumunda Cihat Aktaş adlı 16 yaşındaki çocuğun bıçaklanarak öldürülmesinde medyanın tepkisi günlerce sürmüştü. Birinci sayfaya sekiz sütuna "Ölüm Stadı" manşeti atanlar şimdi suskun. Hatta olayı örtbas etme çabası içindeler. Bu çirkin olayı protesto etmek ve sorumlularını cezalandırmak için mutlaka bir gencimizin ölmesi mi gerekmektedir?
Hrant Dink'in öldürülmesi ile birlikte gündeme gelen derin devlet konusunda havanda su döven medya, "derin futbol" konusunda çok önemli ip uçları verebilecek olan bu fırsatı bilerek harcadılar. Bu olayın üstüne gidilse, yönetimlerin taraftar ile yaptığı pazarlıkları, taraftarın yönetim tarafından nasıl kullanıldığını, devamlı rededilen bedava bilet konusu gibi pek çok olay açığa çıkabilirdi. Genç Fenerbahçeliler grubunun neden Aziz Yıldırım yönetimine cephe aldığı, buna karşın Esenler grubu olarak adlandırılan militan taraftarların neden bu tribüne yerleştirildiği, yönetimle ne tür ilişkileri olduğu aydınlatılsa derin futbol hakkında çok önemli ip uçları yakalanabilirdi.
ACİZ MEDYA, ACİZ FEDERASYON
Beşiktaş'a üç maç saha kapatma cezası veren Futbol Federasyonu sessizliğini koruyor. Olayın bir UEFA maçında gerçekleşmiş olması Futbol Federasyonu'nun sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Gözlemci raporu ne olursa olsun adliyeye intikal etmiş bir olay ortada duruyor ve Federasyon yetkilileri korkularından olayın üzerine gidemiyor. Seçim hesapları yapan Haluk Ulusoy oy kaygısı ile olayın soğutulmasını sağlıyor. Oysa olayın üstüne gitse kamuoyunun desteğini daha fazla alabileceğinin farkında değil. Beşiktaş'a daha araştırma bitmeden hüküm giydiren bir Federasyon Fenerbahçe'ye karşı aciz kalıyorsa Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor ve diğer kulüplerin oylarına nasıl talip olabilir?
Emniyet kuvvetlerimiz ve İl Spor Güvenlik Kurulu da sessisliği tercih edenler saflarına katılmışlar. Konuyla ilgili olarak yeterli açıklama yapılmadığı gibi İl Spor Güvenlik Kurulu da henüz bir inceleme başlatmış değil. Oysa aynı kurul, İnönü Stadyumundaki olay karşısında ne kadar hızlı davranmış ve karar almıştı. Demek ki onlar da yaralananlardan her hangi birinin ölmemiş olmasını olayın kapatılması için yeterli buluyorlar.
Fenerbahçe yönetimi, "Stadyum güvenliği emniyet güçleri tarafından sağlandığından biz suçlu değiliz" diyor. Bu savunma tezi hem mevcut yasalarla çelişmekte hem de etik bir tez değil. Önce neden yasalarla çeliştiğine bakalım; 28.04.2004 yılında yürürlüğe giren "Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlemesine Dair Kanun"un 1.Geçici maddesinde,"Bu kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içerisinde, spor kulüpleri 5. ve 10. maddelerde yazılı hükümleri yerine getirmek zorundadırlar" diyor. Beşinci madde, saha ve stadyumlarda kulüplerin alacakları güvenlik önlemleri net bir şekilde tanımlanmış. Söz konusu kanun halen geçerli ise Fenerbahçe kulübü olaylardan birinci derecede sorumludur.
İnönü stadyumunda yaşanan olay sırasında ise, kanunuda da açıkça belirtildiği üzere henüz Beşiktaş kulübü sorumlu değildi. Ama, buna rağmen Beşiktaş kulübü cezalandırıldı. O olay sonrası Beşiktaş'ın stadyumunun kapatılması için her türlü girişimde bulunan Fenerbahçe yönetimini ve Fenerbahçe medyasını bu pişkin tavırlarından ötürü şiddetle kınıyorum. Bir kınama da Yıldırım Demirören'e; Siz böyle sessiz ve umarsız kaldıkça her önüne gelen Beşiktaş'ın ensesine vurmaya devam eder.
Adam öldürmeden ceza verilemez
20/02/0714 Şubat 2007
tarihinde Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu stadında AZ Alkmaar maçı oynanırken çıkan olaylarda 6 kişi bıçakla çeşitli yerlerinden yaralandı. Hatta, olayların meydana geldiği tribünde ateşli silah kullanıldığı da iddia edildi. Ama ateşli silah iddiası doğrulanmadı.
Medyayı, özellikle de Fenerbahçe medyasını hayret ve şaşkınlıkla izlemekteyim. Son derece önemli olan bu olay resmen geçiştirildi. Oysa, 21 Kasım 2004 tarihinde İnönü Stadyumunda Cihat Aktaş adlı 16 yaşındaki çocuğun bıçaklanarak öldürülmesinde medyanın tepkisi günlerce sürmüştü. Birinci sayfaya sekiz sütuna "Ölüm Stadı" manşeti atanlar şimdi suskun. Hatta olayı örtbas etme çabası içindeler. Bu çirkin olayı protesto etmek ve sorumlularını cezalandırmak için mutlaka bir gencimizin ölmesi mi gerekmektedir?
Hrant Dink'in öldürülmesi ile birlikte gündeme gelen derin devlet konusunda havanda su döven medya, "derin futbol" konusunda çok önemli ip uçları verebilecek olan bu fırsatı bilerek harcadılar. Bu olayın üstüne gidilse, yönetimlerin taraftar ile yaptığı pazarlıkları, taraftarın yönetim tarafından nasıl kullanıldığını, devamlı rededilen bedava bilet konusu gibi pek çok olay açığa çıkabilirdi. Genç Fenerbahçeliler grubunun neden Aziz Yıldırım yönetimine cephe aldığı, buna karşın Esenler grubu olarak adlandırılan militan taraftarların neden bu tribüne yerleştirildiği, yönetimle ne tür ilişkileri olduğu aydınlatılsa derin futbol hakkında çok önemli ip uçları yakalanabilirdi.
ACİZ MEDYA, ACİZ FEDERASYON
Beşiktaş'a üç maç saha kapatma cezası veren Futbol Federasyonu sessizliğini koruyor. Olayın bir UEFA maçında gerçekleşmiş olması Futbol Federasyonu'nun sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Gözlemci raporu ne olursa olsun adliyeye intikal etmiş bir olay ortada duruyor ve Federasyon yetkilileri korkularından olayın üzerine gidemiyor. Seçim hesapları yapan Haluk Ulusoy oy kaygısı ile olayın soğutulmasını sağlıyor. Oysa olayın üstüne gitse kamuoyunun desteğini daha fazla alabileceğinin farkında değil. Beşiktaş'a daha araştırma bitmeden hüküm giydiren bir Federasyon Fenerbahçe'ye karşı aciz kalıyorsa Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor ve diğer kulüplerin oylarına nasıl talip olabilir?
Emniyet kuvvetlerimiz ve İl Spor Güvenlik Kurulu da sessisliği tercih edenler saflarına katılmışlar. Konuyla ilgili olarak yeterli açıklama yapılmadığı gibi İl Spor Güvenlik Kurulu da henüz bir inceleme başlatmış değil. Oysa aynı kurul, İnönü Stadyumundaki olay karşısında ne kadar hızlı davranmış ve karar almıştı. Demek ki onlar da yaralananlardan her hangi birinin ölmemiş olmasını olayın kapatılması için yeterli buluyorlar.
Fenerbahçe yönetimi, "Stadyum güvenliği emniyet güçleri tarafından sağlandığından biz suçlu değiliz" diyor. Bu savunma tezi hem mevcut yasalarla çelişmekte hem de etik bir tez değil. Önce neden yasalarla çeliştiğine bakalım; 28.04.2004 yılında yürürlüğe giren "Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlemesine Dair Kanun"un 1.Geçici maddesinde,"Bu kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içerisinde, spor kulüpleri 5. ve 10. maddelerde yazılı hükümleri yerine getirmek zorundadırlar" diyor. Beşinci madde, saha ve stadyumlarda kulüplerin alacakları güvenlik önlemleri net bir şekilde tanımlanmış. Söz konusu kanun halen geçerli ise Fenerbahçe kulübü olaylardan birinci derecede sorumludur.
İnönü stadyumunda yaşanan olay sırasında ise, kanunuda da açıkça belirtildiği üzere henüz Beşiktaş kulübü sorumlu değildi. Ama, buna rağmen Beşiktaş kulübü cezalandırıldı. O olay sonrası Beşiktaş'ın stadyumunun kapatılması için her türlü girişimde bulunan Fenerbahçe yönetimini ve Fenerbahçe medyasını bu pişkin tavırlarından ötürü şiddetle kınıyorum. Bir kınama da Yıldırım Demirören'e; Siz böyle sessiz ve umarsız kaldıkça her önüne gelen Beşiktaş'ın ensesine vurmaya devam eder.