PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Besiktasin Yeni Ilkeleri!


Namik Kartaloglu
15-10-2008, 10:46
Beşiktaş'ın Yeni İlkeleri!
14.10.2008 17:04:00
"Sonbaharın serinliğini yaşadığımız bugünlerde Beşiktaş'ımızın başarıları hepimizin yüreğini ısıtıyor. Süper Lig ve UEFA Kupası maçlarına fırtına gibi başlayan Takımımız, her geçen gün performansını artırarak bizlerle birlikte bütün futbolseverlerin beğenisini kazanmaya devam ediyor."

Bu sözler kime ait?

Yıldırım Demirören'e...

Ne zaman söylenmiş?

Fi tarihinde değil. Bu ayın başında söylenmiş... Hâlâ Beşiktaş resmi sitesinde "Başkanın Ekim Yazısı" olarak duruyor...



Bu Ekim ayında neler yapmış sayın başkan?

Birdenbire Süper Lig ve UEFA kupası maçında fırtınalar estiren takımının teknik direktörünün işe yaramadığının farkına varmış, yeni teknik direktör arayışlarına girmiş.

Uçağa atlamış, gitmiş Kiev'e... Premier Palace Hotel'in lobisinde eski teknik direktörü Mircea Lucescu ile görüşmüş. "Ne istersen veririm, gel!" demiş... Ama olmamış... Alamamış...



Sonra ne yapmış sayın başkan?

Bu görüşmeyi inkâr etmiş. Kendisine bu görüşmeyi soran Ertuğrul Sağlam'a "Ben görüşmedim. Sadece telefon ettim, halini hatırını sordum!" demiş...

Yani, YALAN söylemiş...

Gözünün içine baka baka, inandırıcılıktan uzak, çirkin bir YALAN söylemiş...



Ertuğrul Sağlam istifayı basınca köşeye sıkışan sayın başkan ne yapmış?

Düpedüz tükürdüğünü yalamış...

Yıllara dayanan "Mustafa Denizli" takıntısını inkâr yoluna gitmiş...

2000 yılında Briegel'in gönderilmesinin ardından Erol Kaynar tarafından Mustafa Denizli'ye teklif götürüldüğünde "Bu hocayı almaya kalkarsanız ben istifa ederim!" diye kendini ortaya atan sanki sayın başkan değilmiş...

10 ay önce Lig TV canlı yayınında, Ömer Güvenç, Mustafa Denizli ismini gündeme getirmediği halde, cevabına ısrarla Mustafa Denizli ismini katarak "Benim başkan olduğum kulübe giremez!" diyen başkasıymış gibi davranma yolunu seçmiş...

Yani ne yapmaya karar vermiş?

Yine YALAN söyleyerek durumu idare etme yolunu seçmiş...



Peki bu yalanını, toplum önüne çıkarak nasıl savunmuş?

Elbette, bir başka YALAN daha söyleyerek...

Ne söylemiş?

Şunları söylemiş: "Ertuğrul hocayla ilgili spekülasyonlar vardı. Çünkü maç çok önemliydi. Ben hocamızı korumak için aile dostum, değerli büyüğüm Mustafa Denizli ile ilgili açıklamalarda bulundum. O günün şartlarında inandığım bir açıklamaydı. Mustafa Denizli'yi aradım, bunu niye yaptığımı söyledim. Ailece görüşürüz hocamızla. Yaptığımız görüşmede bu konu gündeme gelmedi"

Özetlemek gerekirse: "Yiyen yesin, yemeyen gargara yapsın!" demiş...

"Benim her söylediğime inanmayın. Çıkar, size gaz vermek için gerekirse Aziz Yıldırım'a çatarım. Sonra onu telefonla arayarak gönlünü alırım. Size başka söylerim, ona başka söylerim, kendime başka söylerim...Yalandan kimse ölmemiş" demiş...

Peki, Beşiktaşlılar ne yapmış?

Büyük bir çoğunluğu, afiyetle yemiş... Memnuniyetlerini göstermiş... Taraftar forumları hareketlenmiş... Umut dolu mesajlar birbiri ardına eklenmiş. Sanki bir Lig TV yorumcusu değil de, Manchester United'i çalıştıran teknik adam transfer edilmiş gibi şarkılar, türküler, tezahüratlar söylenmiş...

Yetmemiş, Beşiktaş'ın yüceler yücesi makamı, Beşiktaş'ın delikli kuruşunun hesabını soran o yürekli insanlarının bir arada toplandığı muhteşem divanı tüm bu olan bitenlere onay vermiş... Desteklemiş...



Bu arada son deplasman Ukrayna'ya taşınan o birbirinden değerli misafirlerin 67.000 YTL tutan seyahat masrafları başkanın hesabına işlenmiş...



Sonuç:

Görünen o ki "YALAN" Beşiktaş kulübünün resmiyet kazanan bir ilkesi hâline gelmiş...

Uygulama bizzat başkandan...

Destekleme, yüceler yücesi Divan Kurulu'ndan ve taraftarın büyük bir bölümünden...

***

YAZARIN NOTLARI:

"Mustafa Denizli Galatasaray'ı şampiyon yaptı!"

Bu söz, koca bir YALANdır!

Galatasaray'ın şampiyon olduğu 1986-87 ve 1987-88 sezonlarında teknik direktörü JUPP DERWALL'dir.

Mustafa Denizli, Derwall'in bu dönemdeki yardımcısıdır. (Maalesef Galatasaray resmi sitesinde bile, teknik direktörler sıralamasında Derwall'in 1987-88 sezonu sonuna kadar takımın başında olduğu bilgisi verildiği halde, şampiyonluk listesinde, nasıl oluyorsa oluyor 1987-88 sezonunun şampiyon teknik adamı Mustafa Denizli olarak gösteriliyor ve hata yapılıyor. Bu satırların yazarı arzu edildiği takdirde o dönemin videolarını ve gazetelerini meraklılarına sunup, teknik adamın Derwall olduğunu hatırlamalarına yardımcı olacaktır)

Mustafa Denizli, Galatasaray'da teknik direktör olarak 1988-89 sezonunda çalışmıştır. Galatasaray ligi, şampiyon Fenerbahçe'nin 24 puan gerisinde tamamlamıştır. Şampiyon olmamıştır.

Yine bu sezon, Türkiye Kupası yarı finalinde, ilk yarı sonunda 3-0 önde olduğu Fenerbahçe'ye ikinci yarı 4-3 yenilerek elenen Galatasaray rakiplerin dalga konusu olmuştur.

Şampiyon kulüpler kupasında yarı finale çıkılmıştır. Yarı finalde Galatasaray'ı 4-0 yenerek finale çıkan Steau Bükreş, finalde Milan'a 4-0 kaybetmiştir.

***

"Beşiktaş takımın başına Mustafa Denizli'yi getirerek önemli bir iş başarmıştır"

Bu söz, koca bir YALANdır!

Beşiktaş, aranan, istenen bir teknik adamı değil, geçmişinde teknik direktörlük kariyeri olan bir LigTV yorumcusunu takımın başına getirmiştir.

Takip ettiği yol, sezon ortasında hocasını kovan, kurtarıcı olarak LigTV yorumcularını takımın başına getirmekten medet uman bazı Anadolu takımlarıyla birebir aynıdır.

"Madem Denizli bu kadar önemliydi, neden bu sezon başında getirilmedi? Veya geçen sezon niye getirilmedi. O vakitler Milan'ı mı çalıştırıyordu, Real Madrid'le mi görüşmeler yapıyordu? Ortalıkta böylesine önemli, böylesine şampiyonluk garantili bir teknik adam varken, Ertuğrul Sağlam macerasına neden sürüklenildi?" sorularının hiç ama hiç dile getirilmemesi ilginçtir."

***

"Beşiktaş duruşu...Beşiktaş ilkeleri"

Ne yazık ki, Süleyman Seba sonrası bilançosuna bakıldığında, artık bu söz de, koca bir YALANdır!

Başkalaşım geçiren, ilkelerini ve duruşunu yitiren sadece kulüp değildir. Bir rakip kulübün 10-15 yıl önceki özelliklerini kendi özellikleriymiş gibi benimsemeye ve iyiden iyiye kabullenmeye başlayan sadece kulüp değildir. Değişim ve yozlaşmanın bulaşıcı bir virüs gibi bir kısım taraftara da sirayet ettiği artık açıkça görülmektedir. Bu başkalaşım, "Mustafa Denizli, şampiyon yap bizi!" sloganlarıyla süslenerek sezon boyunca sesini yükseltecek gibi görülmektedir.

Mustafa Denizli Beşiktaş'a şampiyonluk kazandırabilir mi? Olabilir... Bir derbi maçında rakibi karşısında 3'lük, 5'lik olmasına sebep olabilir mi? Bu da olabilir...

Önemli olan, bundan sonra yaşanacak süreçte Beşiktaş şampiyon da olsa, Beşiktaş gibi olamayacaktır...

Tıpkı, bugünkü yıkımın hazırlayıcısı 100. yılda gelen o şampiyonluğun, diğer tüm şampiyonluklardan farklı bir şampiyonluk olması gibi... Beşiktaş'ın Beşiktaş gibi şampiyon olmaması gibi...



İlkeler mi?

Görünen o ki, bir süre daha, "İLKESİZLİK İLKE OLARAK" benimsenmeye devam edilecektir...

Ta ki, iyiden iyiye dibe vuruncaya kadar...






Tuğrul Yenidoğan

M.Ilke Bortacina
15-10-2008, 11:40
nerde eski beşiktaşlılar.. nerdeee???? Adamların Adam olduğu zamanlar.. tüm memleketlerde beşiktaşı yere göğe sığdıramazlardı.. şimdi ise elalemin diline maskara olduk.. yazık..

birinin adı çıkacağına canı çıksın daha iyi derler bende ekliyorum " Canın çıksın Demirören.. "

Akin Akoglan
15-10-2008, 13:41
tek ilke ilkesizlik hayırlı olsun

Emre Yüksel
15-10-2008, 14:02
Ya bu adam ne kadar utanmaz...
Söyleyecek söz bulamıyorum.( buldum da buraya yazamıyorum) :)

Gokhan Gurgan
15-10-2008, 14:07
Yazar, Beşiktaş'ın özelikle son yıllarda çalkantılı bir döneme girdiğini, temel evrelerle beraber sıralayarak açıklamış, bu çetrefilli durumu da yönetimin yaptığı amatörce hatalara indirgemiştir. Yüksek dozajda ki, kötü yaptırımların fenomen şeklinden yararlanan yazar; Beşiktaş'ın idari hayetine eleştirisel bazda mantıklı sorular iletmiş, eleştiri oklarını da Seba ve onun varisi Bilgili'den koltuğu alan Demirören heyetine yöneltmiştir. Türk Spor'undaki olan bitenin, hatta ve hatta gelişme gösteren hadiselerin yanlış bir şekilde biçimlendirilerek, kamuoyuna lanse edildiği konusunda iddialı çıkışlar yapan yazar; bu analizlerinin üzerine notlar tutmuştur. Denizli'nin geçmişteki kariyerinin abartlıdığına, kağıt üzerindeki başarılarının da fazlasıyla yüceltildiğine dikkat çeken yazar; tüm bu övgüleri aşırı ve anlamsız bulduğunu belirtmiş, basın ve medyanın Denizli hususunda asparagas haber yaptığını vurgulamış, bunlara istinaden özgüvenini arkasına alarak, araştırmasındaki savları kanıt olarak ortaya çıkarmıştır. Son olarak, Beşiktaş'ın gün geçtikçe yozlaşma sürecine sokulduğunu hatırlatan, yazar; tehlike çanlarının fark edilmesini, Beşiktaş'la gönül bağı olan herkesle paylaşmak isteyerek, okurlarının değerlendirmesine sunmuştur...

Suleyman Korkmaz
15-10-2008, 16:57
umarım böyle yazılar diğer forumlardada okunur tartışılır.ve birileri hatırlar beşiktaş ilkelerini duruşunu yüreğine sağlık tuğrul yenidoğan

Adem Bulduk
15-10-2008, 18:06
elalemin dilene maskara ettiya bizi 2 elim dünyada ve ahitrette yakasında olsun

Sinan Kara
15-10-2008, 19:16
ama ne hikmekse taraftarda bu durumdan gayet memnun görünüyor.herkes y.d. den şikayetçi herkes istifasını istiyor,alenen söylenmesede(!) agzına geleni söylüyor,ama maçlarda tribüne bakıyorsun tepki yok...

adolf hitleri hiç sevmem ama bir lafı var ki;herşeyi özetliyor;
her millet kayık olduğu şekilde yönetilir... buna benden olsun...

anlayana...

Sinan Kara
15-10-2008, 19:18
layık demek istedim:)

Zulfikar Kaya
18-10-2008, 19:36
Aslinda Besiktasin sorunu ulkenin genel sorunundan pek farkli degil. Kendi oz degerlerinden kopus ulkemizde 12 eylulle basladi .zaten 12 eylulun esas hedefide buydu,hafizasiz gecmisini hatirlamayan bir toplum yaratmak.Bu furya 80 de basladi ve 90 a kadar hemen hemen butun kurum kuruluslara ve bireylere sirayet etti ve etkili oldu.Besiktasta ise birazda Seba faktorunden dolayi 2000 yilina kadar tam anlami ile etkili olamadi.Bunu goren bu yeni carpik duzenin palazlandirdigi Ozal zengini diye adlandirdigimiz topluluk 96 dan sonra secimlerle sansini denedi basaramayacagini anlayinca gunluk yasaminda zaten bu yeni ve carpik duzenin birer esiri olmus ve bizden cok beni yasaminin merkezine oturtmus kisilerin agzina bir parmak bal calmak sureti ile ,bu sahislar genis taraftar kitlesinin icersine yerlestirilerek ,birazda saha ici basarisizliklarinin etkisiyle yaratilmak istenen duzenin farkinda olmayan genis taraftar galeyana getirilerek Seba ve yonetimine karsi bildigimiz nahos tepkiler ve kufurler ettirilmis nihayetinde 2000 yilinda kendi kirli devrimlerini gerceklestirmislerdir ve ne gariptirki Besiktasin bu gun yasadigi sorunlarin kaynagi olan kisiler her krizde Besiktas ileri gelenleri diye anilmaktalar esas ilkesizlik bu noktada baslamiyormu sizce?