PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hatırladığım kadarıyla KAPALI


Özer Özçetin
22-02-2007, 10:23
e d i t ......

Alaattin Çam
22-02-2007, 11:03
arafta kalmadım hiç yazılarımda kalmasın özer abi nedir ki!

Özer Özçetin
22-02-2007, 11:21
e
d
i
t....

Umut Tutun
22-02-2007, 11:25
hay çok yaşa be abi. "maçı kazanmak" adına Beşiktaş'a neleri kaybettirdiğinin, bu arada neleri kaçırdığının farkında olmayanlar için yazın, anlatın, anlattırın.

"gelenek" dediğimiz budur. " gelenekten geleceğe " dediğimiz budur.

gelenek, Beşiktaşlılığın en güzel yanıdır.sahada da yaşar, kulüp binasında da...yaşamalıdır; bambaşkadır, en büyük zenginliğimizdir.
ama en çok da Beşiktaş'ın biricik sahibince, taraftarınca yaşatılacaktır.

bin tane endüstriyel dönem yaşanacak, bin tane yönetim,oyuncu,hoca gidecek gelecek...göremeyeceğiz o günleri...çok şey değişecek bu alemde...

ama tek bir şey, tek bir şey değişmeyecek:

bu büyük aile, nesilden nesle akacak büyük bir onur, ve gurur kaynağı yarattı...
bu tarihten bir gelenek çıktı ve geleceğe hediye edildi.

geleneğimiz onurumuz,
geleneğimiz geleceğimizdir...

Serdo Yeşil
22-02-2007, 11:43
Özellikle ayrı bir konu başlığı açtım,ayrı bir sayfa olsun diye,kırgınlıkları iç çekişmeleri bir kenarda bırakan Beyaz üstü Siyah yazılı bir sayfa.
Beşiktaş Kapalısı hep efsane olmuştur dillerde sadece 1.ligdeki rakipler değil 2 ve 3.liglerde ve hatta amatör kümelerde bile öykünülürdü Beşiktaş Kapalısına.1978 lerde 1979 larda falan zaman zaman fener maçlarına giderdim hani M.Ekşi ve Şabanın gol attığı ve 1-0 iki sene üstüste kazandığımız fener maçları,sonra bana yakın Zonguldak Bolu ve Ankara deplsamanlarına gittim,bir keresinde Trabzona gittim.
Ama işe tam teşekküllü olarak 1982 yılında ve askerliğin ardından 1984 de başladım.Hala Aldırma Kartalın devam ettiği Gündoğdunun söylendiği tribünler ne hoştu,derbilerde yine işin hakimi bizdik,kapalı yavaş yavaş değil hızla efsaneleşiyordu artık.Aksarayda Selçuk Cinerin restaurantında başlayan maçlarda ,maç öncelerinde sabahlamalrda Beşiktaşın çocuklarıyla buluşup birlikte hareket eden bir güç vardı artık,M.Köylü Mustafa,Veysel,Mehmet,Kurtuluşlu Karga Mustafa,Bağlarbaşılı Uğur,Ali Rıza,Mlatepeli Yılmaz,Küçükyalı Aslan sonra Sedat,Sudaiye Hakan,Batur Hilmi Engin,Beşiktaşta Cavit,Ayhan,Optik,Cem Selim,Özden Cüneyt,Soner,Deve Erol Küçük Erol,Hürriyet, Sarı, Mardinli Veysel,Ercü,Çene Ergün,Kabataş Hakan,Yumurtakafa Yılmaz,Bayrampaşadan Şenol,Leventten Şenol,yayladan Mostra Kemal,Üsküdardan Kasap Yılmaz,Kadıköyden motorcu Haluk,Göztepeden Erdal çığ gibi büyüyyen her maçta bir araya gelen,bir arada sabahlayan,bir arada deplasmana giden,basket maçlarına giden,saydığım semtlerden arkadaşlarını sürece katan bir Kapalı efsanesi doğuyordu,tabiiki işin merkezi Beşiktaştı Çarşıydı.
Ardından sürece en heyecanlı döneminde Cengiz katıldı,feriköyden Ebeş Erol,çağlayanlı Hakan, şişlili Uğur,ersin Boncuk katıldı,siyavuşlu Erdal ve çevresi Erhan lar birlikte katıldı.Eyüp Nişantaşı Şişli Ferköy Karagümrük te efsaneye güç veriyordu.Denyu Yılmaz ,Ankaralı Ayhan da sürece güç verenler kervanına katıldı
Artık herkesin saygı duyduğu,sevmeyenlerin önünü iliklediği bir efsane vardı Beşiktaş Kapalısı ve dolayısıyla Çarşı.
İlk kez bir taraftar topluluğu tvlerde boy gösteriyordu,basın toplantıları düzenliyor,spor proğramlarına katılıyordu,bu çığ büyüdü yine ilk kez bir taraftar grubu dergi çıkardı artık bu ihtiyaçtı,dernekleşmeler başladı.Genç Beşiktaşlılar Derneği gibi ve 2000lerin ilk başında 1903 Beşiktaş Derneğigibi.
Bu arada unuttum Rahmetli olan Serkan,Spastik Erol unda tribüne emekleri çoktur.Yine rahmetli Beylerbeyili Sarı Süleyman hepsi tribüne emek vermiştir.
Neticede gecenin gündüze katıldığı kendi imkanlarıyla deplsamnalara giden,Maltepeden Suadiyeden Bağlarbaşından Beşiktaştan deplasmanlara otobüs kaldıran bir aşk topluluğu verdiği mücadele ile toprağa verdiği canları ile Beşiktaşın efsanesi Çarşıyı kalplere yazdı.
Emek verenler sağolsun,ebediyete intikal edenlerin ruhu şad olsun,Beşiktaş ve Çarşı hep var olsun

Öneclikle Beşiktaşımzla yaşadıgın tarihini bizlerle paylaştıgın ve bizlerin okurken yaşamış gibi hissedip yaşananları düşledigimiz bir ortama dogru götürdügünüz için teşekkür ederiz
Özer agbi dün size özel mesaj attım okudunuzmu bilmiyorum mesajımın konusu İçerenköye annenizi ziyarete gelmişsiniz bizde içerenköyde oturuyoruz birdahaki gelişinizde sıcak bir sohbet bogazlardan aşşagıya inen hoş bir içeçek içeriz sizlerin anılarını sizlerde yaşatırız

Safak Batman
22-02-2007, 13:28
selam olsun taş üstüne taş koyanlara.
selam olsun umudu yaratanlara,umut olanlara...

çok yaşa özer abi,
anlat özer abi anlat
dost gurur duysun,düşman bilsin barikatın ardındakileri

Eyup Kaymaz
22-02-2007, 13:32
hatırladıkların yetiyorda artıyor bile yüreğinizin nasıl bir sevda ile yanıp tutuştuğunu anlatmaya.

Ersan Üngüder
22-02-2007, 13:46
Bu sevda bitmez
Bu hasret bitmez...

Cihad Erbek
22-02-2007, 16:02
Agzından bal damlıyo Özer abi devam

Birkan Bürüngüz
22-02-2007, 16:10
bazen durup çarşıya dışardan bakıyorum
işte diyorum sevda bu olsa gerek
ama özer abinin yazdıklarını okuyunca bazen de kalbim sıkışmıyor değil
saydığı isimler çok önemli abiler ama yeni gelen nesil ne kadar farkında bunun
çarşı ismini kullanıpta bunu sadece sağa sola sataşmak olan görenleri farkedince bazen başım öne eğiliyor

Özer Özçetin
22-02-2007, 16:57
e
d
i
t....

Umut Tutun
22-02-2007, 17:55
onlar biraz zor artık abi...

şimdi geçerli olan, örneğin , birbirini görmediğin teknolojik ortamlarda,

- bilmişlik taslamak, üste çıkma çabası, hak etmeden-birden-durduk yerde
"özel bir saygı beklemek" , " bir laf edeyim herkes bana hasta olsun" modeli, saçma bir " tartışma anlayışı" , tartışalım derken inceden inceye yönlendirme çabası- gündem olayım derdi, Beşiktaşlıyız-kardeşiz diye lafa başlayıp daha dinlemeyi-anlamayı sindirememek...

köşebaşlarını tutanlar dümeni nereye kırıyorsa bizim gemi de oraya sürükleniyor yani...

sıcaklıktan,dostluktan,dayanışmadan ödün veren, Beşiktaş'ın verdiği ödünden bin sayfa yazsa neye yarar?

gelenek, kurallarını kendisi koyarak, taşları sırtlayarak inşa etmiş herşeyi...yaşayarak, paylaşarak...dış kapıdan derin derslerle değil, tam da içinden göbeğinden, yaşayarak-yaşatarak...bedelle, ama birbirini taşıyarak omzunda.

bu dönemde ise malum birileri ittiriyor yukarıdan taşları altında kalalım diye. birbirini koruyacağına, kendi derdine düşüp kardeşini taşın altında koyacak insanlar neredeyse...onu da görmemizi isteyen çok da, neyse henüz görmedik...

"konu tartışılacak" ama, ne sıcaklık, ne dostluk, ne dayanışmadan iz var...

tartışılmasın o konular böyle. gidilsin nasıl olsa uygun dergi, gazete, forum , vs vs var; o dil nereye yakışırsa oralarda tartışılsın...niyetler oralarda dökülsün...
" Beşiktaşlılığı sorgulama" meselesi değil bu; " Beşiktaşlı olabilmeyi-ve onu yaşatabilmeyi " sorgulama meselesi.

peki konu ne : " bir forum var, tartışıyoruz. peki ne güzel.ama ne yapıyoruz, efendim tartışırken birbirimizi yiyoruz, yeri geldiğinde dalga geçip, alaya alıp, küçümseyip, ders veriyoruz...anlamak konusunda çabamız da yok...
ama her şey Beşiktaş için..."

sen öyle san...bunların çoğu Beşiktaş için değil, kendin için.

herkes bunun ayırdında olmalı. neyin Beşiktaş neyin kendin için olduğu gün gibi açıktır.

yukarıda bahsi geçen ve gelenek dediğimiz ise taşıdığı erdem ile bunu tartışılmaz hale getirmiştir. orada tartışılan şey bu olamaz çünkü.

ama bugün maalesef üstüne şburada bahsetmek gerekecek kadar " konu" olmuştur.

karşı(mı)ymış, felsefeymiş, forummuş, tutarlılıkmış...
hikayedir...

Beşiktaş'ta geleneğini hissetmeyen ve anlamayandan geleceğe dair birşey beklemenin anlamı yoktur...

Özer Özçetin
22-02-2007, 18:15
edit....

Özgür Öge
22-02-2007, 23:35
Anıların devamını bekliyoruz Özer abi.Yalnız ekleyeceğim birşey var Samsun maçı Stankoviç ile şampiyon olduğumuz senenin 2.devresi idi.O maça kadar yenilmemiştik ama bildiğim kadarıyla 55 maçlık seri de yoktu.O maçla takım biraz paniklemiş,ertesi hafta İnönü'de Altay ile 3-3 berabere kalıp sonra Denizli'ye de 2-0 mağlup olmuştuk.Sonraki haftalarda seri galibiyetlere başlayıp mutlusona ulaşmıştık.Ali'nin kafa golü düşündükçe hala gözümün önüne gelir.Kalede Adem-Zafer ikilisinden biri vardı soldan bir orta geldi ön direkte Ali güzel bir vuruşla topu bizim filelere göndermişti.Doğruluk payı varmıdır bilmem ama bir söylentiye göre Gordon Teknik direktörümüz olduğunda,eski yıllara ait video bantlarını izlerken Ali'nin bu golü ilgisini çekmiş,genç takımda forvet mevkisinde oynadığınıda öğrenince Ali'ye forvette şans vermiş.

Özer Özçetin
23-02-2007, 00:52
e d i t....

Özer Özçetin
24-02-2007, 00:28
edit.....

Ahmet Özdemir
24-02-2007, 13:36
çocuk sayılırdım o konya beşiktaş maçında sevdiğim renk ilk kez geliyordu konya ya ve ben malum izin alamadığım için evden kaçtım.
hanği takımın tarafında olmam gerektiği konusunda tereddütler yaşarken konya taraftarının nalçacılarından hayvan muratla levis hüseyin beni yanlarına çağırdılar.
mehmet abinin yanına gitde beşiktaşlılar geliyor dikkatli olmalı, peki abim deyip mehmet abiyle protokol tribününden bayrak ve birkaç filamayla saha ortasından şimdiki nalçacılar'ın olduğu yere gidip bayrakları ve pankartları astık, geldiler.
ama ne geliş o zamanlar taraftarın birbirine küfür etmekten başka hiçbir tezahuratın olmadığı konya da Beşiktaş taraftarı tribüne yerleşir yerleşmez ilk golü atmıştı.

"Müjdeee, müjdeee size, Beşiktaştan Müjde size, Zarif, Sağlam, esnek ko..., rahat ko..., müjdeee."

inanamamıştım olamazdı benim sevdiğim takımın taraftarı bana bunu yapamazdı, yapmamalıydı..! büyük acıydı!

ve inanın maçı hiç seyredemedim, tribünde bağıramadım, sadece susup gözyaşlarımı görmesinler diye kendimi saklandım, eve gidince yediğim dayak ta cabası..

şimdi bakıyorum izliyorum, yüzümde hafif bir gülümsemeyle..

olsundu be, güzeldi be

acısı bile bu kadar güzel olanın..

yumurtakafa yılmaz
26-02-2007, 21:13
1979-1980, İstanbul'da Trabzon'a 1-0 yenilmişiz. Yaşım henüz 10-11 çıkışta protesto ediyoruz "En büyük taraftar, futbolcular sahtekar" sonra Toplum polisinden (Çevikkuvvet) ilk jop darbesini yiyorum.
Ağbilerimiz, Taksim'e Maksim gazinosunun yanındaki otele gidiyor ve bizde peşlerine takılıyoruz. Otelin penceresinde Nejdet ve birkaç futbolcu beliriyor. Protesto hat safhada bütün gücümüzle tepkimizi gösterip Beşiktaş'a geri dönüyoruz.
Ertesi gün, Şeref stadına gidip aynı şekilde kızgınlığımızı ifade ediyoruz, futbolcuların başı eğik, utangaç bir şekilde antranmana devam ediyorlar.
Belki çocukça yada amatörce yada çok duygusal bir tepki şekliydi fakat Sinanpaşa İlkokulunda fb ve gs lilerle uğraştığımız yetmezmiş gibi birde trabzon lularla uğraşmamız gerekiyordu.
Bu gün gelinen nokta sürekli geçmişi aratır durumda...
Çoğu insan ne istediğini bilmiyor yada ifade edemiyor...
Kafalar karışık...
Yönetenler tüketim toplumu istiyor, popüler herşeyin tüketilmesi mübah, kar kutsaldır.
Neyin Endüstrisi, biz farkına varmadan sanayii toplumu mu olduk yoksa...
Tam da azgelişmiş ülkeler ile 3. dünya ülkeleri arasına sıkıştırılmışken !!!
Endüstriyel futbol !!! anlayışı, sadece destek istiyor. Tepkiden korkuyorlar, tepkimizden korkuyorlar.
Başarısızlık=Tepki, doğal olan budur.
Kapalıyı sosyete mekanı yapma arzusu, colaturka ve diğerleri ile yapılan anlaşmalar ve futbolculara ödenen onlarca milyon dolar.
Başarını kaynağı para değil, trübünde boğazı yırtılana kadar bağıran taraftarın sıcaklığını hisseden, sahadaki oyuncunun yüreğidir.
İnadına 3 korner, 1 penaltı...
İnadına BEŞİKTAŞ

Özer Özçetin
27-02-2007, 17:06
Yılmaz daha genişce anılar,Kapalı topiğine unutma Hocam,yakında semt sayfalarının olduğu Forzalar Alfin Ustada olacak onları yayınlayacağız anıları tazelersin.

Umut Tutun
27-02-2007, 17:38
Yılmaz abi, nihayet yahu. abi hele şu sıralar en kötü dönemleri, en zor dönemleri anlatın.en apayrı, en zor yaşanmış omuzdaşlıkları ve altüst dönemlerden sağlam ve daha güçlü çıkan inancı anlatın.

Özer abi yoldaşlık duygusunun gündelik hayatı ayakta tuttuğu dönemden notlar aktarmıştı, biz de son yıllarda hem tribünde sözle hem de teknolojik imkan denen şeyler ile güzellik yaratacak şeylerin, arıza yaratılmasına nasıl aracılık ettiğini anlattık.

bir yandan gulyabani pozisyonunda endüstriyel saldırılar, diğer yandan kendi içimizde diri tutmamız gereken ve bizi biz kılan yanlarımızda zayıflık belirtileri...

buna nasıl direnmek gerekecekse öyle direneceğiz.

son barikattayız biz...

Rasim Bektaş
27-02-2007, 18:36
kısa metrajlıda severim seni

Umut Tutun
27-02-2007, 18:46
Özer abi, ekip sağlam zaten...toplantı gündemi ne idi acaba?

takım yenildi, yarıştan koptuk niyetine, hocalara alaycı isimler bulma, topçulara üç noktalı hitaplar yaratma, dostlara gönderme dolu ve ağlama duvarı biçiminde sızlanma seansı olmadığı kesin.

Özer Özçetin
27-02-2007, 20:35
edit.....

yumurtakafa yılmaz
27-02-2007, 21:46
İngilizcem kuvvetli olmadığı için bazen yazılarım nereye gidiyor bende bilmiyorum.

Beşiktaş'ımızın uğruna yapılanların hepsi mübahmış gibi görünsede, belli değer yargılarının ve geleneksel kültürel davranışların hayatımıza yön verdiği gerçekliğinden kaçamayız.
Beşiktaş'ımız, semtimiz ve onurumuz uğruna yaşadığımız onca zorlukları, bizden sonra gelen bazı arakadaşlar yanlış anlıyor gibi...

Semtimize gelen misafir Beşiktaş'lı arkadaşlar, çok normalmiş gibi önlerine gelene dikiliyor ve racon kesiyor, bu oluşumda saygı duyulması gereken unsurlara dahi dikilmeyi marifet sayıyor. Belki bilerek değil fakat içindeki asi ruhu ifade etmenin bir parçası olarak görüyor.
Genç arkadaşların içindeki o müthiş enerjiyi, bende yüreğimde hissediyorum ancak yaşanılması gereken onca güzellikler ve paylaşılması gereken onca değerler varken, kısa yoldan meşhur olma cesareti ile kendini bitirme sevdası niye ???
Bizler, onurumuza, geleceğimize ve Beşiktaş'ımıza sahip çıkma uğruna bedeller verdik; hiç birimizin aklında meşhur olma sevdası yoktu, aklımızda tek bir şey vardı;
Sade ve sadece BEŞİKTAŞ
Kapalının mücadelesi, 10 yıl değil 25 yıldır veriliyor. Belki bazı arkadaşlar o tarihte hayatta yoktu ve o mücadeleyi veren bir çok arkadaş da şu anda aramızda yoktur.
Lütfen biraz saygı...
Lütfen samimi sevgi...

Özer Özçetin
27-02-2007, 22:30
edit.....

Deniz Can
28-02-2007, 01:03
Ozer Abi diyor ya " o donem hergun Fulya'dayiz diye"...

Ve yine demisti ki bu yuzden " biz maclari pazartesiden alirdik".

Anlat Ozer Abi, devam...

Özer Özçetin
28-02-2007, 09:53
edit......

Erkan Özberk
28-02-2007, 10:41
böyle bir başlığı açtığın için kendi adıma çok teşekkür ederim özer abi. biz istanbul'da olmayan beşiktaşlılar için bu anılara ortak olmak ve sizin bunları bizimle paylaşmanız gerçekten çok hoş. daha fazlasını bekliyoruz :)

yumurtakafa yılmaz
28-02-2007, 17:19
1982'li yıllarda kapalıda yer kavgaları hat safhaya ulaşmıştı. O zamanlar kapalı, eski açık, yeni açık ve numaralıda müsabaka yapan iki takımın taraftarıda yerini alırdı. Sadece kapalıdaki o akustik hava stadın geneline hakim olur ve bütün tribünler bu sese uyum sağlardı.
Kapalının, stadın geneline hakim olan o akustik yapısı nedeniyle tüm taraftarlar burada yoğunlaşırdı, taraftarlar takımlarına destek vermek için yer kavgasına başlayınca beraberinde sabahlamaları da getirdi.
Bizler o dönemlerde doğru dürüst para bulamadığımızdan stada girmek için ya satıcı gibi erkenden girerdik yada kaçak girmenin yollarını arardık ve yönetimlerde bize sahip çıkmadığından çoğu zaman sabahladığımız halde bazen maçada giremezdik.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen hiçbir zaman büyüklerimize saygısızlıkta bulunmadık, bizden küçük olanlarıda zarar görürler diye sabahlamalarına izin vermiyorduk. Bu tavır, tutulan takıma sahip çıkmanın yanısıra semtine ve semtindeki insanlara da sahip çıkmanın vazgeçilemez yapı taşlarındandır.
Sarı Murat,Küçük Erol ve Yavuz (Tekdiş) bize bunun için sürekli sitem eder hatta bizi gizlice takip etmenin yollarını ararlardı fakat biz yine de izin vermezdi.
1985-1986 sezonunda yine sabahlamak üzere toplanmışız, motor iskelesinin önündeki üst geçidin altındayız. fb'liler sabahlayamadıklarından arabayla üstten monotof atıp kaçmışlardı koştuk fakat yakalayamamıştık.
Sabaha doğru, Yıldız yokuşundan Yenimahalleye oradan aşağı ıhlamurkuyu dan Kerem sinemasının önünden Şair Nedim Caddesine çıktık. Birden karşımıza ekip çıktı ve bizi dağıtmak için müdahale etmeye çalıştı, ortalık toz duman ve ekip çekilmek zorunda kaldı, bizde Caddeyi takip ederek Yüzme İhtisa Klübünün (Swis otelin altı) altındaki ağaçlığa çıktık.
Sayım yaptık ve Cüce Ayhan ortada yok, geri dönerek baktığımızda İzmit'den gelen bir taraftar vardı yaklaşık 130 kg. sete çıkamamış ve Ayhan'dan yardım istemiş, Ayhan'da yardım edeyim derken koyun postu gibi adamın altında kalmıştı. Bizim için komik bir olaydı fakat Ayhan'ın Beşiktaş'lı taraftara yardımcı oolması takdire şayandı. Şu an ise, tantanacılar stadın çevresinde taraftarı çarpmak için fırsat kolluyor ve insanları teşkilata getirmeye çalışıyor, müdahale olunca hemen Çarşı ismini kullanıyorlar.
Bunlar için Çarşı mutlaka önlem almak zorundadır, taraftara sahip çıkmak boynunun borcudur.
gs, a.gö.ü'nü 8-0 yenmişti ve şampiyonluğu kucaklamıştı.
Yaklaşık 20 arkadaş Maçka'dan ilerlemeye başladık, Spor Serginin önünde polis korumasında yaklaşık 1500 gs'li şampiyonluk turu atıyor. Beklendiği üzere çatışma başladı Orduevi'ne kadar kovalarken yerde esmer bir çocuk ağlıyor, bizimkilerde indirmek üzere önlerine set oldum, bu çocuk bizimle deplasmanlara gelen Beşiktaş'lı sandığımız salak çıktı.... :)) Yinede müdahale ederek çocuğu darbelerden koruyup kaldırdık ve o çocuğu bir daha bizim maçlarda göremedim.
Maçka otelinin önüne geldiğimizde bir araç gs bayrağı ile tur atıyor, herkes elindekini savuruyor bende elimdeki parke taşını atarken birden neye uğradığımı şaşırdım, adeta kafamı duvara çarpmıştım !!! "Yolun ortasında direk yoktu bu nerden çıktı" diye bağıra bağıra geri çekiliyorum. Ayhan yanıma koşarak bana yardımcı olmaya çalışıp özür diliyor. Meğer oda araca parke taşı atmaya çalışmış tutturamayarak yanlışlıkla benim kafama o koca taşı indirmişti.

(Devam edecek)

Umut Tutun
28-02-2007, 17:41
sanal gündemler, uyduruktan sorunlar, medyatik zorlama konular...hepsi çöpe...

barikatın ardında gerçek gündem var, bizim gündemimiz, geleneğin gündemi...

gerçek sevda,inanç,dostluk,dayanışma hikayeleri...ben buna bakarım.

siyah-beyaz yoldaşlık ve kardeşlik kitap sayfalarından ezber kalıbı değilmiş demek ki, yaşadıkça ve yaşatıldıkça anlamlı imiş.

bu gurur bizim.

Özer Özçetin
28-02-2007, 22:34
edit........

İsmail Şahin
28-02-2007, 22:49
biz neden Beşiktaşlı olduk ?...

gerçek bir sevda vardı ortada
harbi bi Kartal duruşu
sizinle ve sizin gibi olan nicelerce
sizinle aynı havayı solumuş bir babanın oğlu olmak bile yetiyor herşeye...

unutan da, unutturan da, utandıran da rengarenk kalsın senelerce...

Özer Özçetin
07-03-2007, 22:07
Bayrampaşalı Şenol sayfayı görmüş çok sevindi,aradı güzel olmuş sayfa ,konu ve site dedi,Halkın Takımını selamladı..

Ersan Üngüder
07-03-2007, 23:46
Bizden de Şenol abiye selamlar

Ozgur Selcuk
14-03-2007, 16:20
göz yaşı umut ve ihtiras. Ne güzel şey BEŞİKTAŞ lı olmak

Özer Özçetin
14-03-2007, 21:21
edit.......

Özer Özçetin
14-03-2007, 21:26
edit.......

yumurtakafa yılmaz
20-03-2007, 17:59
gs maçına sabahlayacağız, Mabet tadilat da olduğu için maç Kadıköy'de oynayacak, gece saat 11:30'da Karaköy'den kalkan son vapura yürüyerek yetişmeye çalışacağız.
Neyseki son vapura yetiştik, parası olan jeton almaya başlamıştı ki bir anda başta galugulu yılmaz elinde zincirle ve diğer gs'liler saldırmaya başladı. Hemen toparlandık ve karşı saldırıya geçtik, ani baskın beklemiyorduk fakat her an tetikte olma gereği ile şartlanmış ve saldırıyı karşı saldırıyla cevaplamıştık. Perşembe Pazarı ve Bankalar Caddesine kadar önümüze ne gelirse süpürdük, sonuçta kovalamanın verdiği müthiş bir huzurla vapurumuza bindik. (Jetonsuz)
Sabaha kadar Kalamış tarafında sabahladık, saat 5:00 civarı stada gitme kararı aldık ve başladık yürümeye, bir tane bile gs'li yoktu fakat yaklaşık 200 kadar polis önümüzü kesti ve bize müdahaleye kalkıştı.
Aynı inançla bizde karşılık verince neye uğradıklarını şaşırmışlardı, bazıları kaçamamış apartman aralarına saklanmaya çalışıyor bazılarıda kapılara vurup bağırıyordu. Bazı arkadaşlar ellerindeki sopaları atmaya başladı (hata) uyardık fakat dinletemedik ve geri çekilerek Kalamış parkına döndük. Bizi burada çevirdiler ve arama yapacaklarını söylediler bizde sırtımızı denize vererek malzemeleri suya bıraktık.
Polis kortejinde stada götürüldüğümüzde yeni gelen taraftarlar, akşamki olayları duymuş olacaklar ki bizi alkışlarla karşıladılar.
O kadar sene tüm maçlara sabahladık fakat gs'lilerle bir kez karşı karşıya geldik, bizim maçlara sabahlamıyorlardı, oda onlara ders oldu.

Kızıltoprak olaylarını da anlatıcam.....

Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünür düşünürüm
İstanbul

Bin bir direkli Haliç’inde akşamlar
Adalarında bahar Süleymaniye’nde güneş
Hey sen ne güzelsin ey kavgamızın şehri
İstanbul

Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyun koyuna yatan çocuklarınla bekle
Bekle zafer şarkılarıyla geçişimizi
İstanbul

Haramilerin saltanatını yıkacağız
Bekle o günler gelsin, gelsin İstanbul
Sen bize layıksın bizde sana İstanbul
İstanbul

Boşuna çekilmedi bunca acılar
Büyük ve sakin Süleymaniye’nle bekle
Parklarınla köprülerinle meydanlarınla
Bekle bizi İstanbul
Bekle bizi İstanbul

Özer Özçetin
20-03-2007, 18:49
edit........

Umut Tutun
20-03-2007, 19:41
gürsoyun "doğan" larına karşı, Beşiktaş'ın "kartal"ları...

Muhittin Saban
20-03-2007, 20:08
Kadıköy'de ki üstsüz maraton ve oynanan fener maçlarının tadı benim de damağımda kaldı. Gece sokağa çıkma yasağı Kadıköy iskelesine yanaşan son vapur ve beşiktaş diye inleyen meydan. Polisin bizleri otobüs duraklarından dışarı çıkarmamaları, kayaların üzerinde işkembeciden alınan şarap niyetine sirke şişeleri:-)) hafif çakır olunca da durak üstlerinde sızmalar.

Ve birden saat gece 02:00 bir hareketlenme "hadi stada gidiyoruzz" hurra ara sokaklardan stada doğru sessiz bir yürüyüş(polisin haberi yok tabi bu toplu yürüyüşten) "O ne?" ara sokaklarda ki apartmanlardan kalabalığın üzerine atılan taşlar ve saksılar..! Ama yine yola devam. Otopark kenarlarından sökülen zincirler ellerde sopalar(bence de hata idi ama ne yapalım savunma adına) kaldırım taşları.. Sessiz 20 dakikalık toplu yürüyüşten sonra tam tren üst geçitten geçerken polis arabalarının ana caddeden bizim önümüzü kesmesi..! Elde ne varsa(taş, sopa, zincir) doğru hepsi tren yoluna..

Neyse tekrar geri gönderiliş iskeleye ve sabah Kadıköy de stad da muhteşem bir kuşatma sonuçta meydan savaşı arada polisler kalır kaçmaya çalışırlar ve zafer...Ama ne yalan söyleyeyim bıçak şimdiki gibi moda bir saldırma aleti değildi. O zamanlar sadece savunma adına bir şeyler taşınırdı üstlerde.

Ehh o kadar aktif bir geceden güneşin sabah ile buluştuğu günün ilerleyen saatlerinde bir de müthiş bir tezahürat... Öyle zordur ki güneş tepeden vururken ayakta kalabilmek, bağırabilmek. Sonuçta maç 1-1 biter bizim Ncdet penaltıdan gol atar ve kupa maçı berabere biter. (Erdoğan Arıca'nın da o zamanlar sağ bek iken taç atarken şortunu indirerek edep yerini göstermesi de cabası!) Şimdilerin beyefendisi olmuş haspamm.!

Bu arada Özer abiler ne de olsa bizden daha büyük oldukları için bel ki kalite takılıp Porto falan içmiş olabilirler:-))


Vallahi şarap yerine sirkeydi :-)

.

Muhittin Saban
21-03-2007, 16:18
Özer abi,

Sana çok ilginç bir konu hakkında soru sormak istiyorum. Abi,Hatırladığın kadarıyla ve bilgin varsa bizlerle burada paylaşırsan sevinirim. Bu soracağım sorunun konusu bir çok genç arkadaşın tuhafına gidebilir.

Hatırlıyormusun abi, sanırım Eskişehir'de hükmen galip sayıldığımız ve onların küme düşmesi bizim şampiyonluğumuz ile biten seneden ya 1 sonra ya da 2 sonraki sene kapalı tribünde ilginç bir gelişme yaşanmıştı. yanlış hatırlamıyorsam kapalının kafa adamlarından Bora isimli biri(ben o zaman daha küçüktüm size oranla) Galatasaray tribünlerine yani Gs taraftarlığına transfer olmuştu! hatta hemen sonra da İnönüdeki bir Beşiktaş- Gs derbisinde onların yanında tezahürat yapmıştı. hadi burada bizim yapacak bir şeyimiz yoktu ama Gs'lilerin midesi nasıl kaldırmıştı onu anlayamamıştık. Yanyana paylaşılan kapalı da bayağı da makara oluyordu onun transfer olması ile ilgili yapılan atışmalarda.

Özer abi; Acaba hatırladın mı? Eğer hatırladıysan konunun içeriğini ve açılımını bizimle paylaşabilirmisin?

.

Özer Özçetin
21-03-2007, 16:30
edit......

A.Tugan Çetin
21-03-2007, 17:36
Ellerine sağlık Özer Abi.Çok anlamlı ve zorlukla geçen mücadeleler bunlar..Bizlere ders olması gereken yazılar...Yılmaz Abi'nin de yazdıklarında adeta o dönemleri yaşıyoruz..O yılları anlamak,mücadeleleri okumak için devam Özer Abi..Teşekkürler...

Özer Özçetin
03-04-2007, 22:44
edit.....

Özgür Ergün
03-04-2007, 23:25
Özer abi olmuyor böyle ama :( veriyon br parmak ondan sonra bekle dur :( abi daha çok yaz daha çok anlat gözünü seveyim :)

Özer Özçetin
09-04-2007, 23:23
edit......

Hazeli Akgöl
11-04-2007, 16:12
yazınızı okurken çok duygulandım....ben daha öncesini bilirim Ankaraya gelenleri tabii...isim hafızam yoktur ama hepsinin inanmışlığı ve sevgileri hala hafızamdadır...ben ortaokul sıralarında sene 60 lı yıllar...BJK küme düşme tehlikesinde idi....harçlıklarımızı biriktirdik arkadaşlarla bjk bir kibrit çak kampanyasına yolladık....biz böyle yürekten sevdik...gençlik yıllarımızda sol hareket içinde olduk..bjk sevgiside burda daha çoğaldı..çünkü taraftarı hep bizdik yani halktık...geldim 50 lili yaşlara hala sevgisi kalbimde
ve hala yaşlanan bedenim ankara daki maçlarına gider ve ben orda gençleşirim..
saygıyla ve sevgi ile hepinizi kucaklarım

yumurtakafa yılmaz
18-04-2007, 11:56
Kadıköy'de fb maçına sabahlayacağız, gece tenteli bir kamyon ile karşıya geçeceğiz. Toplam mevcudumuz 34 kişi civarında, karşıya geçtik, yine Göztepe'de tren yolu üzerinde raylarda bekliyoruz. (Tam olarak neresi bizde bilmiyoruz)
Sabaha doğru, Kalamış'a doğru ilerlemeye başladık ve köşeyi döndüğümüzde bir gözcü farkettik. Aşağıda ise yaklaşık 400-500 fbli var, sol tarafta hürriyet elindeki emaneti yere sürerek etrafa kıvılcımlar saçıyor.
Sokak lambaları sönük durumdaydı, biz aşağı inene kadar lamabalar yandı, bizde bir an şaşkınlığa sebep oldu.
Neyse kavga başladı, vur vur adamlar bitmiyor, geri çekilmek zorunda kaldık bu esnada ekiplere yakalandık. (Benimle birlikte bir kaç kişi)
Kızıltoprak Karakolunda ufak bir fasıldan sonra kimlik tespiti yapıldı ve rezalethaneyi boyladık.
İfade vermek için ara koridora çıktığımızda, Bayrampaşalı Şenol, Bağlarbaşılı Uğur ve bir kaç kişi daha köprü üzerinde fblilerle kapışıyor. Hemen fırladık joplarla geri püskürtüldük, yardım edememenin azabını yaşıyorduk. Bizimkiler binlerce fb liye karşı daha fazla dayanamadı ve Karakola sığınmak zorunda kaldı, fbliler Karakolun camlarını taşlamaya başladı bu esnada bizimkiler Karakol girişindeki yangın mızrakları ve kazmaları alıp karşı saldırıya geçti, içerdeki mutluluğumuzu ifade etmek mümkün değil, yaklaşık 150 metre kovaladılar. Bazılarıda kurtulmak için kendisini kurbağalı dereye atmıştı.
Polisler, yaklaşık 30-40 fbliyi getirip rezalete attı fakat yer dar olduğu için sığmadılar, bizi çağırıp kapıya omuz atmamızı söylediler, içerden sesler geliyor tabii yer ufak zor bela sığdırdık.
Hastaneden haberler gelmeye başlayınca biraz üzüldük. Akşam ki kavga sonucunda, 80 fbli hastaneye kaldırılmış bizden de 7 kişi yara almıştı.Öğleye doğru fblileri paketleyip gönderdiler bizide maç sonuna kadar misafir edip bıraktılar.
Sonuçmu???
Vesilonoviç, (Ganyan Veysel) maçtan evvel avucunu açarak 5 işaretini göstermişti nitekim BEŞİKTAŞ'lı futbolcular onu kırmadı.

Özer Özçetin
18-04-2007, 12:26
Saldır Yılmaz saldır,tanısınlar bu tribüne emek verenleri,Uğuru Şenolu tanısınlar,Yumurtafaka Yılmazı tanısınlar,geçmişini bilmeyen geleceğine sahip çıkamaz,Zaten bugün yaşadığımız sıkıntı da budur.Karakola ilk giren fırıncının oğlu Turandı,esmer Turan hatırladınmı.

Özer Özçetin
18-04-2007, 12:37
İnönüde bir fener maçına yatmıştık,köprünün altındaki parktayız,fenerliler arabalarla geçip istihbarat yapıyor.Bizde o zaman araba falan nerde.Selçuk Cinerin oradan 4-5 tane dolmuş taksiye binip gece semte iniyoruz.Saat 2 civarı falan acıktık,Optik,Mostra ve ben önce kokoreç aldık,biralama falan ardından köprünün altına doğru gitik,baktık ortalık ekip kaynıyor,fenerliler sabahlamaya gelemeyip,polise haber vermişler,ekipler bizim çocukları dağıtıyor,direneni arabaya almaya çalışıyor,gittik sabahçı kahvesinde bekledik,fenerliler maç saatine yakın geldiler,10 dakika kala.

yumurtakafa yılmaz
18-04-2007, 14:09
Yine fb maçı yer Ali Samiyen. Sabah doğru Mecidiyeköy'deki eski otobüs durağının altında beklemeye başladık. Rahmetli KOKO (Cavit) arabayla gelerek bize müjdeli haberi verdi. "fb liler Zincirlikuyu tarafından geliyor koşun" Yayından fırlamış ok gibi fırladık, stadın önünde kapışmaya başladık muzo'nun burnu kırılmış ve kanlar içinde kalmıştı. Ekiplerde kavganın arasında kalmış ve ne yapacağını şaşırmıştı derken fb li bir çocuk Polisin elinden jopu alıp aramıza dalıp uzaklaştı.
Biz de zincirden boşanırcasına saldırdık ve Profilo'nun aşağısına kadar kimi yakaladıysak tepeledik. fb liler için durum içler acısıydı, kapılar açıldıktan sonra aramıza dalan çocuk yanımıza geldi ve bizimle konuşmak istedi Çene çocuğu tokatladı ve kovdu.
fb yi yine 4 golle uğurladık.
Aramıza dalan fb li çocuk daha sonra öğrendiğimize göre, başka kanala geçerek Okmeydanı civarında öldürülmüştü.
Bu da ayrı bir hüzün...
Eski düşmanda olsa, bu cesaretli insanı anmadan geçmek doğru olmaz...

Özer Özçetin
18-04-2007, 22:20
Bir de bizim meşhur basket yakalanması vardır,fener maçı öncesi çok büyük bir ekip yakalanmıştı gece,en teşkilatlı topluluktu gelmiş geçmiş,her yönünden sağlamdı,emaneti vs. si.Gazeteler boy boy yayınlamıştı,Çene en başta çıkmştı basında.Bu işlerin bir de tedarik ikmal bölümü vardı,karakolları ziyaret iaşe gibi ekleride.Küçükyalı Aslan birlikte,akşama kadar kovalamıştık.
Ardından fransız tv ler geldi,A.samiyende gs maçı var,basket maçı fotosu ellerinde ,holiganlar nerede diye soruyorlar,Çene ile Kabataş aynımda,bakın dedim,o fotodaki başkumandan burada,işte Çene...
Şaşırdılar röportajlar,foto çekmeler ,illaki fransa da biryerlerde yayınlanmıştır.

yumurtakafa yılmaz
19-04-2007, 09:59
Spor Sergi'de fb ile basket maçımız var, gece Maçka Parkının üzerinde sabahlamaya başladık. Gece çok soğuk ve yerler karlıydı, ateş yaktık fakat nafile soğuk iliklerimize işliyor.
Hürriyet poşusunu başına sarmış karda yatarak şov yapıyor, hepimiz bu duruma gülüyoruz.
Bu maç aynı zamanda Bağlarbaşılı Uğur'a yapılan kalleş saldırınında cevabı niteliğindeydi.
Fakat bazı arkadaşlar, soğuktan dolayı, çaya çorbaya gidiyorum bahanesi ile gece kaçmaya başladı. Kalanlar ise aklımda kaldığı kadarıyla, Bango Veysel, Bayrampaşalı Şenol, Mostra Kemal, Güneşin Oğlu, Şeytan Yılmaz, Suadiyeli Hakan, Asabi Sedat, Karga Mustafa, KOKO ile birlikte yanlarında semtlerden arkadaşlar ve birde tam kadro biz vardık.
Sabaha doğru Açıkhava Tiyatrosunun altında fb liler göründü, bizde maratona başladık. fb lileri Divan Otelinin önüne kadar kovaladık, buradaki köprünün üzerinden bizi taşladılar, tekrar yüklendik ve müthiş bir av başladı.
Taksim'de bizden başka kimse kalmadı, Etap otelinin yanı, Gümüşsuyu, Beyoğlu, Elmadağ ve Cihangir komple temizlenmişti.
Spor Sergiye geri döndük, sabah fb liler polis eşliğinde Harbiye istikametinden tezahürat yaparak gelmeye çalıştı ve aynı şekilde ikinci kez kovaladık.
Geri çekilirken ekipler beni aldı, bende elimdeki malzemeyi ağaçların arasına fırlattım, beni ve Nenem Ağzı paketleyip harbiye Karakoluna götürdüler.
İçeri girdiğimizde 2 tane esmer vatandaş vardı, polisler onlara ağbi falan diyor. Onları nezaretten çıkarıp bizi attılar, nezaretin önünde bu 2 vatandaşın ifadesi alınıyor.
- Ağbi bankayı niye soydunuz.
*Paramız yoktu.
-Duvarı neyle kırdınız.
*Çekiç ve murçla kırdık.
-Çekici nerden aldınız.
*Nalburdan çaldık.
-Niye çaldınız.
*Paramız yok dedik ya.

Bizde bu mevzuyu gülerek dinliyoruz, vatandaşlar Kasımpaşa Pamukbank Şubesini soymuş fakat parayı yakalatmamışlar :)
Onları sevk ettikten sonra bize Karakol için arka bahçede odun kırdırdılar ve komple Karakolu paspaslattıktan sonra maç bitişinde serbest bıraktılar.
Maçın sonucunu da hatırlamıyorum.

Alaattin Çam
19-04-2007, 10:15
Şehrin arka bahçesinde yaşananlara ve yaşayan nitelikli insanların varlığına şahitlik etmek ne güzel. Bin selam olsun yürekli Kartallara

Murat Aru
19-04-2007, 13:07
Yılmaz Abimin Özer Abinin yazılarını okumak için heyacanla bakıyorum foruma, yazılarınızı bölmemek içinde araya girip bişi yazmak istemiyorum.

Abi devam edin.

Lütfen araya girip bişi yazmayalım. Bu başlıkta abilerimizin yazılarını okuyalım.

Özer Özçetin
19-04-2007, 13:20
edit...

yumurtakafa yılmaz
19-04-2007, 14:11
1990 yılı Askerden yeni gelmişim, Mabet te fb maçı oynanacak, geceden tüm hazırlıklarımızı yapmışız fakat bu sefer sabahlama mekanımız Stadın önü, kalabalığız ve kendimizden de eminiz.
fb lilerin Açıkhava Tiyatrosu etrafında olduğunu duyduk, Cem, Cüce Ayhan, Marlo Erdal, Sarı kısaca ÇARŞI olarak bizler çaktırmadan stadın önünden ayrılıp Gümüşsuyu istikametine koşar adımlarla çıktık.
Bazı arkadaşlar yanlarına çoğu zaman emanet almaz kavga sırasında emanetleri atıp kaçanların emanetlerini alırdı. Bende de emanet yoktu, Mete Kavşağında soluk soluğa kalarak kavgaya başladık, taşlar molotoflar yağmaya başladı, Sarı solda biraz arkada, yanında ve biraz önde Cem, yanında ben, sağ tarafta Marlo sıralanmışız. Emaneti kullanamayan bir çocuk öylece yanımda duruyor, emaneti istedim vermedi o esnada emaneti yere atarak kaçtı, bende yere eğilip emaneti almaya çalışınca kafama taş yedim ve bir anda fb lilerin arasında kaldım, geri baktığımda bizimkilerin çekildiğini farkettim fakat iş işten geçti tabii.....
Sonuç, stratejik hata stadın önündeki arkadaşlar ile birlikte fb lileri uçurabilmek varken yokuş yukarı koşarak kavgaya girdik ve ben 22 emanet yarası ile Şişli Etfaldeyim.
Etfale gidişimde ilginç, bir Polis beni ayağa kaldırdı ve şoför arkadaşına arka kapıyı açmasını söyledi, oda "arabam kan olur" diyerek bastı gaza başka bir ekip otosu geldi ve oda aynı şeyi söyledi, beni ayağa kaldıran Polis elindeki gazeteyi göstererek "bunu serelim, birşey olmaz genç çok kan kaybediyor" dedi ve bu şekilde Şişli Etfale yetiştik.
Ameliyat olmam gerekiyor fakat kan kaybı çok olduğundan sadece lokal anastezi ile çalışıyorlar. 4-5 doktor biri kolumu dikiyor biri bacağımı biri böbreklerde diğeri kalbe bakıyor.
Ertesi sabah, yattığım yerden (Girişte solda ilk oda) kapıya bakıyorum Çolak Cüneyt ile Cüce Ayhan ve Deve Erol beni ziyarete gelmiş fakat ailemden çekindikleri için içeri giremiyorlar, işaretederek yanıma çağırdım ve maçın sonucunu sordum.
BEŞİKTAŞI'ımızın uğruna yaşadığım hiçbir şeyden pişman değilim.
Ve en önemlisi sorumlulukların hepsi bana aittir.
Bizler kanımızı ve canımızı, kimine göre bir hiç, bize göre de Şerefimiz için verdik.
Hiç kimsenin çekincesi olmasın, bu olayları bir daha yaşamak gerekirse İMTİNA ETMEYİZ........
Sıra Deplasman maceralarında......

Umut Şen
19-04-2007, 16:20
yIlmaz abi maçın sonucunu merak ettim ben şimdi :)

yumurtakafa yılmaz
19-04-2007, 16:33
yIlmaz abi maçın sonucunu merak ettim ben şimdi :)

BEŞİKTAŞ=3 fb=1

Federasyon Kupası maçıydı.

yumurtakafa yılmaz
20-04-2007, 08:51
Özer, ara sıra araya girerek hatırlatmalarda bulunuyor ve gerçekten de iyi yapıyor. Bazı olayları hatırlamakta zorlanıyorum hatta arkadaşlarımın isimleride buna dahil. Bu nedenle ismini unuttuğum tüm arkadaşlardan özür dilerim. (Unutmadan !!! Yara aldığım maçta, boğazıma döner salladılar eğildim saçım ile derimin bir bölümü benden ayrılmak zorunda kaldı.)

Eskişehir deplasmanına gideceğiz, Süleyman Seba nasıl olduysa taraftar için otobüs kaldırma kararı aldı.
Cepte beş kuruş yok sadece yüreğimizde BEŞİKTAŞ sevgisi var üstelik Ramazan ayındayız.
Açıklama yapmayayım bir şekilde yolda karnımızı doyurduk ve Eskişehir'e indik. İnci (Selim), Cüce Ayhan, Pembe Hasan hep beraber stadtan uzaklaşıp şehre girdik. Ara sokaklardan birinde bir pastahane bulup karnımızı doyurduk ve dolaşmaya devam ederken Es-Es ler birden karşımıza çıktı, 150-200 kişi varlar meğer onlarda stada gelip kavga yapacaklarmış. Onlarda şaşkın bizde tabii şaşırdık, bizim Es-Es avına çıktığımızı sanıyorlar. :) Biraz küfürleşme falan sonra konuşmalar ve derken düzgün bir şekilde kavga çıkarmadan ayrıldık.
Stadın yanında boş bir alan vardı, Semra ÖZAL helikopter ile maça gelmişti hepimiz nefretle bakıyoruz, onun BEŞİKTAŞ taraftarı olması zorumuza gidiyordu.
Neyseki maçı Ziya'nın golüyle kazandık ve geri dönüşümüz muhteşem oldu.
Bilecik'te mola verdik, yemek yiyicez bütün esnaf dükkanları kapatmış.
Açık bir dükkan bulduk ve içeri daldık, yemeğimizi yiyoruz, çıkışta para kasasında rahmetli CAVİT (KOKO) hesap alıyor. :) Cavit'i tanımayanlarda hiç itiraz etmeden para veriyor. Neyse; ayıp olur dedik ve aramızda topladığımız bir miktar parayı (:o) lokanta sahibine vererek İstanbul'a geri döndük.

Özer Özçetin
20-04-2007, 09:28
edit......

Selen Eskier
24-04-2007, 12:05
keşke bizde görebilseydik o güzel günleri bizde yaşasaydık o unutulmaz anıları..
ben daha 19 yaşındayım 4 yaşımdan beri maçlara geliyorum yani 15 yıllık cacık bir tribün hayatım var..10 yaşıma kadar ailemle geldim sonra tek başıma uğraştım tribüncü abilerim ablalarım gibi olmaya..ama o eski günleri eski atmosferi yaşayamadım kapalı benim içinde gecirdigim 15 senesini çok değiştirdi..her gecen senede değişiyor..tek dileğim eskisi gibi olması daha iyi bir tribün olması..
benim ailem arkadaslarım herseyim orası..YANİ SİZ..

yumurtakafa yılmaz
27-04-2007, 21:27
Şeref Stadı otel olunca, Fulya antranman sahası olmuştu.
gs liler bizim Sarı Fırtına Metin'i ayartmaya çalışıyordu ve bizde gerçekten Metin'in ayrılmasını istemiyoruz.
Fulya'dayız, Ercü, Camgöz, Pembe, Çene, Cem, Cüce Ayhan, Deve Erol, Morgöz hep birlikte antraman sonunda futbolculara uyarıda bulunucaz.
Metin'in Doğan arabası var, Çene emaneti çıkarıp arabanın lastiğini deldi. Bizde "neden yaptın" diye sorduğumuzda, "bir yere gitmesin de bizi dinlesin" dedi. Neyse duştan çıkıp geldi, biz biraz kızgın şekilde sorguya çekiyoruz oda titrek cevap veriyor. "Görüştüm fakat gitmiycem" falan diyor. Derken Samet çıktıbiraz ilerde arabasına binerken aklı sıra bize fırça atıyor hemen tepkiyi koyduk oda arabaya binerek kaçmaya çalışıyor, yaklaşık 50 mt. koştuk tabii onun "motor" gücü var yakalayamadık.
Metin bir maçta sakatlanmış ve kafatasında çatlak meydana gelmişti ve gs onu almaktan vazgeçmişti, sevindik tabii Metin TEKİN BEŞİKTAŞ tarihine mal olmuş, yiğit bir BEŞİKTAŞ'lı olarak kalmıştı.
Özer'in daha evvel Metin AŞIK'ın (eski fb başkanı) Fulya açılışına gelişini yazmıştı, benimde ekleyecek bir notum var.
Metin AŞIK'ın etrafını sararak bir ufak uyarıda bulunduk. fb lilere para vererek emanet temin etmelerini sağlıyor onları paraya boğuyordu. Hemen elini cebine attı çek koçanını çıkarark "arkadaşlar ihtiyacınız varsa sizede çek keseyim" şaşırmıştık, "ne diyo lan bu" Cem kızarak çek koçanına malum bir adres gösterdi, (arka taraflarda)

Zincirlikuyu'da europort disko önünde fb'liler varmış gittik bekliyoruz, hiç kimse gelmedi. Sakallı bir denyo yanımızdan geçip taşlamada bulunuyor "haracımı almaya geldim" falan diyor. Biraz yukarda gürültü oluştu 3-5 kişi Sarı Murat'ı aklı sıra sıkıştırmaya çalışıyor. Maalesef sakallı ve arkadaşlarının yüzünde baloncuklar oluştu. :) Sakallı daha sonra gelip özür diledi. "ağbi gelmeden evvel haber verseydiniz giriş için bilet ayarlardık"
Cebinden Milli Piyango biletlerini çıkarmış hediye olarak bize veriyor. :)
Ne alakası varsa !!!
Daha sonra Çene o diskonun önünde birini yaraladı ve Askerden izne gelmiş olduğu halde mapus damlarıyla tanıştı.

yumurtakafa yılmaz
01-05-2007, 18:51
Çok uzaklara gitmek istemezdim fakat “Beşiktaş’ta yaşamak ile başka bir semtte yaşamak” arasındaki kendine has özellikleri anlatmak gerektiğinden, 1980 öncesi ve sonrasını yazmak durumundayım.
1970 yılında memleketten göç ederek, Abbasağa Mahallesinde eski ahşap bir eve taşınıp yerleştik. Babam, Beşiktaş Ihlamurkuyu Caddesinde bulunan, un fabrikasında çalışıyordu, o tarihlerde henüz 2-3 yaşlarında olduğumdan futbol ile ilgili herhangi bir bilgim yoktu sadece Beşiktaş’lı olduğumu biliyordum.
1973 yılında, Şair Nedim Caddesine taşındık. Şimdiki Maya Pastanesinin olduğu yer. Kıbrıs Barış Harekatını burada yaşamıştık ve ailece Bülent ECEVİT’çi (Karaoğlan) oluvermiştik.
1975-76 yılları arasında, Yenimahalle Bostan Üstüne taşındık. Bu taşınma, aynı zamanda hayata bakışın yeni yeni oluştuğu evrelerdi. Yakın akrabalarımızın hemen hepsi Beşiktaş’ta otururdu ve hepside koyu Beşiktaş’lıydı.
Okula başladıktan sonra Mabetteki goooollll sesleri bizi kendine çekiyor fakat cesaret edip gidemiyorduk. Selaltı Sokakta oturan Selim (İncibaba), Hasan (Pembe), Tuzbaba’dan Ayhan (Cüce), Mısırlıbahçe’den Ergin (Çene) birlikte birkaç kez Mabete gitme cesareti gösterdik, İstanbul’da sadece bir stad olduğundan Fenerin ve Cimbomun maçlarıda burada oynanıyordu. Ayhan (Eskiden Cimbomluydu) bazen bize takılmazdı fakat biz diğer takımların maçlarına da gidiyor, sandaviç, şapka, gazete ve strafor (Köpük) satıp para kazanıyorduk. O tarihlerde koltuk yoktu ve taraftarlar betona oturmak zorundaydı bu nedenle gazete ve köpükten bayağı para kazanıyorduk. Daha sonra semtin bütün çocukları, özellikle Beşiktaş maçlarını seyretmek amacıyla İnönü’ye gitmeye başladık. Hafta sonlarını iple çekiyor ve deplasman maçları hariç her maça gidiyorduk. Bazen de hafta içi, Şeref Stadına giderek Beşiktaş’ın antramanını izliyorduk.
Bizi heyecana boğan diğer unsur, Okuldayken (Ben Sinanpaşa İlkokulunda okuyordum) duyduğumuz silah sesleriydi, okul çıkışında buluşup sesin geldiği tarafa koşuyor merakımızı gideriyorduk.
Sağ sol çatışmaları hayatımızın bir parçası olmuştu, insanlar birbirini öldürüyor bize de oyun gibi geliyordu.
Babamla birlikte birkaç kez 1 Mayıs yürüyüşüne katılmıştık, yürüyüşün başladığı yer Beşiktaş olduğu için herkesin dikkati burada yoğunlaşıyordu, 1977 1 Mayıs katliamının olduğu süreçte, zarar görmememiz için bizi götürmemişlerdi.
ÇARŞI’nın tarihini yazanlar bu siyasi çalkantıları çocukluğunda yaşamış ve 12 Eylül’den sonra lümpen bir futbol sevdasıyla hareket etmiştir.
Ancak, bu lümpenlik İstanbul Metris Cezaevi firarı ile kısmen aşılarak, Devrimcilere saygı duyan bir isyan hareketine dönüşmüştür. Bazı arkadaşların gözaltılarda takındığı tavır ve cezaevlerindeki hal ve hareketleri herkes tarafından takdirle karşılanmış ve ÇARŞI onurunu buralarda da yaşatmışlardır. Tüm bu kendiliğindenci oluşumlar içinde gittikçe gelişerek bu gün, alanlarda ve stadlarda memleket meselelerine de sahip çıkarak kendisini geliştirmiş ve taraflı tarafsız herkesin sempatisini kazanmıştır.
Çarşı’nın siyasi görüşü yok diyenlere itham olunur

Özer Özçetin
02-05-2007, 15:19
edit.....

Özer Özçetin
11-05-2007, 14:30
edit.....

Mert Çevik
19-05-2007, 19:52
abilerim ya biz uğraşsak kassak sizin yanınızdan bile geçemeyiz bende kendmi beşiktaş aşığı zannederdm
benmki sizinkinin yannda ancak hoşlanma kalır
kendimi ezk hissettim bir anda ya

yumurtakafa yılmaz
28-05-2007, 21:27
Nerede kalmıştık ???
Deplasman maceraları ve semt mücadeleleri...
trabzon deplasmanına gidilecekve ben yetişemediğimden isyanlardayım... Üstelik şampiyonluk maçı, neyse arkadaşlar aralarında para topluyor fakat para yetersiz, şoför kabul etmiyor tabii, bizimkiler dönüşte paranın ödeneceğine dair söz verip şoförü bir şekilde ikna ediyorlar. Adapazarı tarafında yola devam ederken birde bakıyorlar direksiyon şoförün elinde kalmış, araba kendiliğinden gidiyor. Adeta bir çizgi filmi andıran bu durumda, araba yavaş gittiği için kaza yapılmadan duruluyor ve zor bir şekilde tamirciye yanaşıyorlar. Tamirci işin uzun süreceiğini söyleyince bizimkiler şoförü dövüp geri geliyor. Arkadaşları BEŞİKTAŞ'ta görünce şaşkın bir şekilde seviniyoruz. Maçı hep beraber televizyonda seyrediyoruz, bizim kaleci Zafer hayatının maçını oynuyor ve adeta şampiyonluğu bize hediye ediyor... Teşekkürler ZAFER....

fb li olduğu varsayılan kasımpaşa gurubu emanetlerle bizimkilerin takıldığı kahveyi basmaya çalışıyor, sonuçta fb açısından hüsran tabii ki, fb liler kaçıyor bizimkiler kovalıyor, polisin biri silahını ateşliyor ve Cüce AYHAN kalçasından vuruluyor. Ayhan bu durumda dahi mevzuya devam ediyor ve daha sonra yürüyerek Şişli Etfal hastanesine gidiyor... Cüce AYHAN'ı kaybettiğimizde kurşun hala vücudundaydı, polis kurşunu olduğu bahanesi ile mermiyi çıkarmamışlardı. Ya da bize öyle ifade edildi. (Aradan 5 yıl geçtikten sonra AYHAN'ı kaybettik)

Oysa AYHAN hala aramızda ve hala en ön safta tüm solcu kişiliği ile bize umut taşıyor.
Her 1 MAYIS'ta Çene, Deve Erol, Morgöz, Şenol ve Ayhan ile birlikte alanlardayız...
İnanmıyorsanız 2008 1 MAYIS'ına gelin, görürsünüz...

Özer Özçetin
28-05-2007, 21:38
edit.......

yumurtakafa yılmaz
15-08-2007, 19:00
tekrar selam dostlar.
yazılarımda dikkat ettiyseniz OPTİK ten pek bahsetmedim...
hatta bir çok arkadaş şaşı veysel ide tanımadığı için ondanda bahsetmedim.
işin aslı şaşı veysel in babasının semtte kirli işlere bulaşarak çocuğuna kötü alışkanlıkları aşılaması, veyselinde alışkanlıklarından ötürü bu kötülükleri başta OPTİK, CÜCE AYHAN ve diğer arkadaşlar bulaştırması hepimizi üzdü.
bu olayları öğrendikten sonra bir çok sefer arkadaşlarımızı tedavi amacıyla gözetim altına aldık fakat doğrusu başaramadık.
şaşı veysel ile babsı ceza aldı fakat bu arkadaşların alışkanlıklarında herhangi bir değişikliğe yol açmadı.
nitekim, şaşı veysel, babsı hacı, SONER ve CÜCE AYHAN hayatını kaybetti.
kendi aramızda bunun vicdani hesaplaşmasını tartışmaya başladık.
ve bir canımızı daha bu şekilde kaybedebileceğimizi biliyorduk ve kendimizi buna hazırlıyorduk. OPTİK ile ilgili bolu dan iyi haberler gelmeye başlayınca hepimiz bu mutluluğu kendi aramızda paylaşıymaya başladık. taa ki tahliye olup aramıza katılana kadar. daha ne olduğunun farkına varmadan bir canımızı kaybetmiştik.
oysa hazır değilmişiz...
peki bize kim yemek ısmarlayacak...

ankara ya deplasmana gideceğiz, mola verildi herkes yemek yiyor, ücret isteyen garsona herkes OPTK i gösteriyor. OPTİK ise kafası güzel, ayılmak için kendisine cacık söylemiş, cacığın içinde yüzüyor. arabalara bindik, OPTİK araçta yok baktık garsonlar OPTİK' silkeliyor. indik aşağı ne oluyor dedik. OPTİK- cacık otuz bin lira benden dört milyon istiyor i...ler.. şuraya bak yaaa... dedi. bizde gerekeni yaptık ve OPTİK i alarak yolumuza devam ettik.

"OPTİK BAŞKAN BİZE YEMEK ISMARLASANA" esprisi de burada başladı.

Umut Şen
15-08-2007, 19:58
:) gözü yaşlı bi tebessüm bu yılmaz abi optik abi ile ilgili anılarını sık sık bizimle paylaşmanı istiyoruz

yumurtakafa yılmaz
16-08-2007, 19:59
maziyi anmak bizi çoğu zaman mutlu kılar. (yiğitliklerle dolu)
fakat bize acı veren bazı olayları da yad etmeden geçemeyiz.
mevzuları anlatırken, hep başarılardan bahsetmek bizim gerçekliğimize uymaz.
benim vurulmamdan sonra ercü (eski ÇARŞI lı) - olabilir kardeşim noolmuş, bir yılmaz gider bin yılmaz gelir, kavga devam eder demiş ve açıkçası pek umursamamıştı. akabinde Cumhurbaşkanlığı Kupası için ankara ya fb maçına gidildi ve bir gözünü kaybetti. üzücü tabii ki, sonrasında ercü de bizi terk etti.
aslına bakarsanız, bende 1-2 sene ara vermek zorunda kaldım fakat BEŞİKTAŞ aşkı her şeyden üstün geldi.
bu yolda düşenler oldu.
vurulup ölenler oldu.
evlendim ilk işim eşimi maça getirmek oldu;
çocuğum oldu ilk iş olarak onu maça getirdim.
geçmişten geleceğe, onurlu bir duruş için adınıda ONUR koyduk.
diğer çocuğum (kız) ağbisinden yav... fb. marşını duymuş dilinden düşürmüyor. (henüz 4 yaşında) ağbiside -ayıp sen kızsın söyleme, diyor.

ÇARŞI daki isyan anlayışının nasıl geliştiğini daha evvel kısmen kendi çocukluğumu anlatarak ifade etmiştim.
bu konu hakkında OPTİK ile bir şeyleri anlatmadan geçemiycem.
OPTİK in ailesi muhafazakar bir aile idi dolayısı ile OPTİK de bundan etkilenmiş bir arkadaş idi... zamanla, toplumsal duyarlılıklar ön plana çıkmış ve 89 Bahar Eylemlerinde (sınıf eylemleri) zirveye çıkmıştı.
OPTİK in İ.Ü. üniversite hayatına başlamasıyla hayata bakışında tamamen farklı çizgi oluşmuştu.
İ.Ü. sol anlayışın kalesi olmasına karşın, azınlıkta olan bazı kişiler Ülkemizi kurtarmak adına satırlarla sol görüşlü öğrencilere saldırıyordu. OPTİK ve arkadaşları satırlı birini yakalamış ve kolluk kuvvetlerine teslim etmiş fakat OPTİK ler ceza almıştı. (yakaladıkları şahıs zivil poliz çıkmış)
kendisi ile zaman zaman ülke sorunları konusunda tartışır ve neyin nasıl olması gerektiği konusunda net sonuçlara varırdık. bu tartışmalarda hemen hemen hepimiz aynı düşünceyi paylaşırdık. çok sesli bir ortamda tek bir yürek olmayı bu tartışmalarda geliştirdik.
o dönemlerde de güncel olayları takip ederdik. ancak güncel olayların hayatımızı ve dostluklarımızı zedelemesi ya da etkilemesi mümkün değildi.
oysa şimdi; bütün gençler hayatını ve görüşünü basit bir şekilde dizilere ve medyatik popüler kültüre endekslemiş durumda...
para, bir araç olamktan çıkmış ve amaç haline dönüşmüş...
biz dostluklarımız maddi değil maneviyat üzerine kurduk.
ve öyle sade kalacak...

Şenel Kızıldaş
17-08-2007, 01:10
yılmaz abi anlattıkların için teşekkürler...

Özer Özçetin
19-08-2007, 12:44
Bugün sizlere çok çnemli bir nostalji yapacağım,Beşiktaş tribününün Kadıköydeki kahramanlıkları meşhırdur,tesislerin basılması başta olmak üzere bir çok mevzu,ama bir tanesi var ki hep yanlış anlatılır aksine tarihi bilmeyen fenerlilerce övünç vesilesi olarak yansıtılır.
Bir çok siteye giriyorum buna ortak taraftar siteleri de dahil,özellikle gözüme çarpan bir şey,Beşiktaş taraftarı kahraman ama biz de onlara karakol mevzuunu yaşattık karakola sığındılar diye hatta o konuda besteleri bile var.Olayın gerçeği ise şöyledir.
fener ile bizim tribün arasında devamlı gel git yapan bir çocuk vardı[ki gs ile kadıköyde oynadığımız maçta yara almıştı,ben onu kanlarını silerken o zamanki Bulvar da fotomuz çıkmıştı]karakolun karşısında köprünün üzerinde duran 5-6 kişilik Beşiktaş grubuna yaklaşıyor selam kelam derken,o dönemde tribünde yetkili olan arkadaşımız bunu tokatlayıp bir daha yanımıza gelme diyor,o da gidiyor 200 kişiden daha fazla olan bir fenerli grubunu toplayıp getiriyor,bizimkiler karakolun önündeki yangın tertibatında olan kazma kürek yangın tüpleriyle daha fenerliler yaklaşmadan hücuma geçiyor sayıca 200 den fazla olan grup yara alarak çil yavrusu gibi dağılıyor,bu arada güvenlik güçleri ön grubun arkasında kalan 2-3 arkadaşı içeri alıyor,daha sonra diğerlerini de fenerlilerin tarafından gelen güvenlik güçleri karakol tarafına sürüklüyor.Toplam 7 kişi içeri alınıyor mAÇ bitim satine kadr karakolda kalıyor,Bizimkiler içerdeyken fenerliler karakol önüne gelip slogan atıyor.Bir saat önce 3 kişi tarafından çil yavrusu gibi dağıtılan 200-300 kişlilk fenerli topluluğu iki grup güvenlik gücü tarafından içeri alınan 7 kişinin eli kolu bağlanınca karakol önüne ancak gelebiliyor.
Bu satırları ortak sitelere taşıyın,gerçekleri herkes öğrensin.

Simsek Burak
21-08-2007, 20:17
Yilmaz Abime ve Özer Abime anilarini bizler ile paylastiklari icin cok tsk. ediyorum. Anilarinizin devamini bekliyoruz..

Omer Kalaycıoglu
25-08-2007, 13:30
yaa hangi sene unuttum ama bağlarbaşında sabahlamıştık bir fb macında iett garajında yaklaşık 2bin kişi sabaha karşı yola cıktık bağlarbaşından kadıköye kadar ölmeye ölmeye geldik fener an..........geldikdiyee haydarbaşa köprüsü üzerinde yolumuzu kezmişti emniyet kadıköye sokmamak için. sonuc = yürüyerek stada ulaştık ilk gördüğümüz fenerlileri öğlen önlerinde polisle gelirken görmüştüm.ne acı dimi kendi stadına önünde polisle geliyorsun. birde eskiden kapalı yarı yarıyayken sözde yani cünki hep biz alıyorduk bunu anlattığınız fenerli arkadaşlar inanmazsa onlara kemal sunalın şaban gol kralı filmini izlettirin o sahneler bir fb macı öncesi cekildi kapalıya iyi baksınlar bir tane fbli varmı. burdaki abilerimden özür diliyerek nacizana bir katkı yapayım dedim nede olsa yaş 35 oldu. bağlarbaşılı ömer

yumurtakafa yılmaz
08-09-2007, 18:43
buralarda yazı yazarken bir kaç tane bizi üzen olay gerçekleşti. biz istesekte istemesekte ama tahmin ederek ama uzak durmaya çalışarak şahsımıza yapılanları da sineye çektik.
tasfiye edilen d--- y----z lakaplı bir arkadaşımız var, vardı.
insiyatif kullanmaya çalışan medyatik ve geveze olduğu kadar bize uzak.
genç arkadaşlara misyon yükleyerek, olduğundan farklı mizansenler yaratmaya çalıştı.
Grup Yorum'un konserinde forma hediye etmeye kadar.
Çene ve ben bu arkadaşı çözdük ve diğer arkadaşları da bu konuda uyardık ama biraz geç kaldık desem yeridir.
bizim sayemizde kendisine kariyer yapmayan çalışan bu arkadaşa 2003-2004 sezonunda yol verdik.
bütün bunları anlatma gereğini duymamın sebebi, dost seçerken dikkatli olmaya çağrı niteliğindedir.
BEŞİKTAŞ-istanbulspor maçında 1-1 berabere kaldık ve hiç yoktan bu genç arkadaşlar Asya Kartalları ile kapıştı...
önlerine geçtim fakat nafile, Ali arkadaş ayağından yaralandı...
olayı bizzat gören biri olarak yüzüm kızardı...Asabi Sedat'ı tanıyordum, Ali arkadaş'ta BEŞİKTAŞ ve ÇARŞI uğruna bir çok defa hayatını ortaya koyan arkadaşlarımızdı...
ancak; d---- y----- dahil yeni arkadaşlar bu canlarımızı tanımadığı için, maalesef kan akıtıyordu.
Tüm semtlerdeki arkadaşlarımıza çağrımdır...
hiç kimse, kimseye misyon biçmesin.
akılsız dostum olacağına, akıllı düşmanım olsun.

biz buradayız...

en yakın zamanda BEŞİKTAŞ'tayım.

yumurtakafa yılmaz
08-09-2007, 19:39
[QUOTE=Özer Özçetin;34532]Bugün sizlere çok çnemli bir nostalji yapacağım,Beşiktaş tribününün Kadıköydeki kahramanlıkları meşhırdur,tesislerin basılması başta olmak üzere bir çok mevzu,ama bir tanesi var ki hep yanlış anlatılır aksine tarihi bilmeyen fenerlilerce övünç vesilesi olarak yansıtılır.
Bir çok siteye giriyorum buna ortak taraftar siteleri de dahil,özellikle gözüme çarpan bir şey,Beşiktaş taraftarı kahraman ama biz de onlara karakol mevzuunu yaşattık karakola sığındılar diye hatta o konuda besteleri bile var.Olayın gerçeği ise şöyledir.
fener ile bizim tribün arasında devamlı gel git yapan bir çocuk vardı[ki gs ile kadıköyde oynadığımız maçta yara almıştı,ben onu kanlarını silerken o zamanki Bulvar da fotomuz çıkmıştı]karakolun karşısında köprünün üzerinde duran 5-6 kişilik Beşiktaş grubuna yaklaşıyor selam kelam derken,o dönemde tribünde yetkili olan arkadaşımız bunu tokatlayıp bir daha yanımıza gelme diyor,o da gidiyor 200 kişiden daha fazla olan bir fenerli grubunu toplayıp getiriyor,bizimkiler karakolun önündeki yangın tertibatında olan kazma kürek yangın tüpleriyle daha fenerliler yaklaşmadan hücuma geçiyor sayıca 200 den fazla olan grup yara alarak çil yavrusu gibi dağılıyor,bu arada güvenlik güçleri ön grubun arkasında kalan 2-3 arkadaşı içeri alıyor,daha sonra diğerlerini de fenerlilerin tarafından gelen güvenlik güçleri karakol tarafına sürüklüyor.Toplam 7 kişi içeri alınıyor mAÇ bitim satine kadr karakolda kalıyor,Bizimkiler içerdeyken fenerliler karakol önüne gelip slogan atıyor.Bir saat önce 3 kişi tarafından çil yavrusu gibi dağıtılan 200-300 kişlilk fenerli topluluğu iki grup güvenlik gücü tarafından içeri alınan 7 kişinin eli kolu bağlanınca karakol önüne ancak gelebiliyor.
Bu satırları ortak sitelere taşıyın,gerçekleri herkes öğrensin.
(özür dilerim bu mevzuyu, ben karıştırmş olsamda)

MEVZU DAĞILMASIN, TESİSLERİN BASILDIĞI SÜREÇ

BU MAÇIN ERTESİNDE SÖYLENEN TEZAHÜRAT.

1-2-3-4-5-6-7-8-9-10 NAKAVT

bu mevzuda maalesef ben yoktum.

Özer Özçetin
09-09-2007, 18:35
Beşiktaş tarihini yeniden yazmaya gerek yok,ortada şanlı şerefli bir mazi var,gelecek günleri yeniden eskiye bakarak inşa etmek hepimizin asli görevidir,Beşiktaşın efsane Kapalısında harca el atan herkesin ,bir tuğla koyanın yeniden yapılanmada hakkı ve sözü vardır olmalıdır.Ayrıca G.YORUMA forma veren sadece D.Y. değildir,bunu bilmekte yarar var.Birde tribünden gidişi sadece o kadar bir cümleyle açıklanacak kadar basit değildir.
Biz bu saatten sonra eski defterleri yeniden açarsak barışı dostluğu nasıl inşa edeceğiz.
Eskileri yüreğimize taş basarak kötü yönleriyel unutacağız,iyi yönleriyle dört elle sarılıp güzellikleri yeniden kuracağız.

yumurtakafa yılmaz
01-10-2007, 22:36
inter yada roma ile maçımız var. arkadaşlar ile sabahlamaya karar verdik ve taksim'e çıktık.
gs'li ismail'i gördük biraz takıldık ve yolcu ettik.
eskiden, tekila ve jumbo diye dandik iki klüp vardı, onun önündeyiz, gençler klüpten çıkanlara takılıyor.
genelde 3. cinsler mevcut bir tanesi çantasını açıp falçata çekerek tehditte bulundu.
haydaa, arkadaşlar şaşkın.
emanetler fora tabii :) vatandaş yoldan geçen bir motorikletin arkasına binerek kaçıyor.
rahmetli OPTİK bu mevzuda başrol oyuncusu, hala arkadaş olmak için arkasından sakin olması için bağırıyor. :)

Engin Kara
02-10-2007, 16:17
Yılmaz ve Özer abi lere oncelıkle selam ve saygılar.Anılarınızı saygı ve zevkle okuyoruz.sızler kadar deılsede bızde tribüne bağlarbaşından kendı gucumuz kadar destek vermeye çalışıyoruz.benım bı sorum olacak;Uğur abi sanırım artık trıbune gelmıyo.kendısı ıle aynı semtten olmamıza ragmen hıc karsılasma oturup sohbet etme sanısmız olmadı.bızım bır ust jenerasyondakı abılerımızde burda kendısı hakkında çok şey anlattılar.ozellıkle sızın donem maçlara sabahlayan Gürol abimiz var burda,o çok şey anlattı.Uğur abi hakkında bıraz bilgi verırsenız,hem biz hemde forumdakı diğer arkadaslar bu trıbune cok emeği gecmıs bı buyugumuzu daha detaylı tanıma sansı bulur sanırım.
Saygılar ve selamlar...

Özer Özçetin
03-10-2007, 07:13
Uğur şu anda ticaretle uğraşıyor,ben görüşüyorum,tribüne emek veren,zahmetini çeken değerli bir arkadaşımızdır.

Mehmet Yucegonul
04-10-2007, 11:14
Yımaz abimz 20 tane bıçar darbesi alıyor;
BEŞİKTAŞI'ımızın uğruna yaşadığım hiçbir şeyden pişman değilim.
Ve en önemlisi sorumlulukların hepsi bana aittir.
Bizler kanımızı ve canımızı, kimine göre bir hiç, bize göre de Şerefimiz için verdik.
Hiç kimsenin çekincesi olmasın, bu olayları bir daha yaşamak gerekirse İMTİNA ETMEYİZ........
vallahi ne diyebilinirki size sadece saygım ile ellerinizden öperim onur namus adalet bizim paylaşıldıkça çoğalan bu sevda bizim....
Ayrıca şu günlerde birşeyler aklımdan geçiyor demek ama bilemiyorum..Sizinde Çarşı'nın kurucuları olarakda geçiyordur eminim...Neyse emin olunki kavganız bizim omuzlarımızda da sürecek gerektiği yerde..

Orhan Gurel
05-12-2007, 15:33
http://www.halkintakimi.com/forum/images/ca_evo/statusicon/forum_new.gif

yumurtakafa yılmaz
09-12-2007, 19:37
Beşiktaş maçlarına girmenin bir çok yöntemi vardı. Bunlardan birisini de Çolak Cüneyt bulmuştu, kuyrukta bekleyenlere bağırıp çağırıyor, Ankara’dan taraftarların geldiğini ve yolda taraftarların soyulduklarını söyleyip, “pamuk eller cebe” diye bağırarak para topluyordu. yanlıs_! Sağ olsun bayağıda başarılı oluyordu çoğumuz maça giriyorduk hatta bizden gizli zula bile yapıp harçlığını çıkarıyordu.
Aslında fiziksel engelli olduğundan dilencilik bile yapabilirdi !_kork_! Tabii bizden utanmasa…
Daha sonra Çene başka yöntemler geliştirdi…
Sene 1984 aylardan Ekim, Pembe Hasan, Cüce Ayhan ve Camgöz ile biraz muzlu süt ile muz likörü aldık, Ihlamur caddesi ile Şair Nedim caddesi arasındaki parkta içiyoruz.
Geç saatlerde sigaramızda bitince biraz üşümeye başladık. Baktık tenteli bir kamyon park halinde hemen içine daldık.
Koyun koyuna yatıyoruz derken bir gürültü patırtı koptu, tenteyi kaldırıp dışarı baktığımızda birde ne görelim… )_ Yıldız dan Balmumcu ya doğru gidiyoruz…
Araç yavaşlayınca paldır küldür arabadan indik ve başladık Barbaros’a doğru koşmaya. Zavallı şoför şaşırmış olacak ki inip arabanın arkasına ve bize bakıp kafa sallıyor.
Ayıptır söylemesi tuvalet ihtiyacı duyduk, Eti Parkın altındaki Tuvalete indik kapılar kilitli Ayhan camın açık olduğunu fark etti ve hep beraber içeri daldık.
İhtiyacımızı gördükten sonra kapı ağzında demir bir bağış kumbarası dikkatimizi çekti.
İçi görünmüyordu belki para vardır düşüncesi ile Cüce Ayhan bir kibrit yaktı içine bakarken yanan kibrit elinden kumbaraya düştü…
Aman Allahım kumbarada para var ve tutuşmuş durumda !_kork_! para atılan yere ağzımı dayayıp üfledim ve ateşi söndürdüm.
Biraz kurcalayınca kilidi açmayı başardık, paraları saydık maalesef 200 liramızı yanlışlıkla kaybetmiştik. !_yok_!
İlk iş olarak Şöhretler kahvesine gittik sabaha doğru güzel bir kahvaltı, hepimizin cebinde marlbora, akşamki maç içinde paramız hazır;
İşte hayat bu…bu_!
Sene 1990 askerden yeni gelmişim, avrupa takımlarından biriyle maç var zor bela maça girdik.
Polis içerde zor kullanıyor, rahmetli Serkan’ı aralarına almış eziyorlar hemen yukardan aşağıya doğru uçuş yaptık ve Serkan’ı kurtardık derken baktım bu sefer polis beni silkeliyor.
Öküz Ömer ile beni yukarı aldılar, gözü moraran vatandaş bana alttan çalışıyor…
-Gomserim aha bu vurdu vallaha, ekibe teslim edek…
Neyse, komiser işi uzatmadan bizi dışarı çıkardı… İçeri girmek için çektiğimiz bütün zahmetler heba olmuştu…
Böyle hayat mı olur yaaaa…
!_sinir_!

yumurtakafa yılmaz
11-01-2008, 19:10
kapalı da bir etkinlik vardı, ertesi günde maç. arkadaşlar ile etkinliğe gittik (bizi hiç ilgilendirmediğini bildiğimiz halde) etkinlik sonrası dışarı çıkmayarak, kazan dairesi gibir bir yere yaklaşık 30 kişi saklandık. Amacımız anlamışsınızdır herhalde :)
sabaha doğru hava ışıdı dalan derken henüz kapılar açılmamış tabii, Rahmetli Hacı Baba nasıl becerdi bilemiyoruz ama sıcak su ana borularından birini patlattı ve o patlama ile sıcak buhar püskürmeye başladı... :)
hepimiz canımızı kapıdan dışarı zor attık ve 2. soruna merhaba dedik... polis stad da, kapılar açılmadan evvel yerlerini almışlar, bir kovalamaca başladı... :)
ben gittim büfenin yanına elime bir sepet aldım etrafa bakıyorum soğukkanlı bir şekilde olan bitene gülüyorum...
maalesef, bir çok arkadaşımız içerde kalmayı beceremedi ve dışarı atıldı ben ve bir kaç arkadaş (Cüce Ayhan) kapılar açılınca çıktık setimize, maç saatine kadar bir yere kıpırdamadık...
(son paramızı sigaraya vermiştik, tuvalet de ücretliydi gerçi biz kısmen işi çözmüştük, herkesin bildiği gibi işte daha sonraları tuvaletler mecburen ücretsiz oldu :) )

Serdar Yeşil
12-01-2008, 12:14
Yukarıda yazılanları okuyunca keşke ben şimdiki yaşımdan 20 sene önce doğsaydım bu sefayı bende yaşasaydım, Yılmaz abinin ve Özer Hocanın yaşadıkları tamamen istediğimiz düzenin komün hayatını sürdürmüşler ve çareler tükenmeksizin, şimdi ise maça gelemiyorum diyen arkadaşa yardım edecek durumda kimse yok hem maddi hem manevi açıdan
Bizlerle paylaştığınız anılarınız bizlerin BEŞİKTAŞ sevgisini dalgalandırarak vuruyor barboros sahiline

Mehmet Yucegonul
07-05-2008, 20:32
Özer abi ve Yılmaz abimden isteğim biraz daha anlatabilirmisiniz.Çocukların (bizlerin) sizlerden öğreneceğimiz çok şey var daha.Sizin yazılarınızı görmekten çok mutlu oluyorum gerçekten öğrenmemiz gerek çok şeyler var bunu daha önce istiyecektim ama bazı üzücü olaylarımız oldu zamanı değil diye istemedim.İnşallah bize anlatacağınız siyah-beyaz anılarınızı çok görmezsiniz gerçektende şimdiki nesile yani bizlere sizin öğreteceğiniz çok şey var.

yumurtakafa yılmaz
24-06-2008, 22:09
uzun zamandır yazı yazmıyorum...
birde baktım çağrıkar artmış, ne yapalaım çala kalem sallanmıyor bu işler, doğruları yazmak boynumuzun borcudur.

"Arkadaşlar lütfen yazılarınız da doğruları abartmadan yazın bizden sonra bu işe başlayanları abartılı yorumlarla aldatmayın"
(Savaş Anıları) Che

sabahlama süreçlerinde semtteki bütün arkadaşlar ile adeta sözleşmişcesine akşam hava kararmadan buluşmaya başlanır yeni stratejiler hakkında görüş bildirirdik.
semtin dışından bize güç veren dostlar ilede bu görüşleri paylaşır mümkün mertebe sorunları asgariye indirmeye çalışırdık.

gün geldi Vatani görev sırası çattı.

ne yapmalıydık...
evvela Deve Erol ve Kabataş alnının akıyla tamamladı ve geri döndü.
sıra Cem'e gelmişti fakat onun Askere gitmesi bizim için büyük bir kayıp niteliğindeydi.
o sırada, paralı Askerlik davası çıktı. Cem biraz para topladı ancak yetmemişti nitekim ödemeyi takside bağladı ve öylece Topkapı garına geldik.
Cem'de şaşırmıştı, parası olan nakit olarak olmayan ise kimisi havlu, kimisi çorap vs. getirmişti. :)
neyse; Cem'i bedelli olarak Askere gönderdik 1 ay olmadan da geri geldi.
taksit konusu can sıkıyordu malum ödeme yapma zorunluluğu var...
tüm arkadaşlar ile önce gizli sonrada açık bir organizasyona girdik ve tüm taksitleri anlımızın akıyla yatırdık...
bu paylaşım hepimizi mutlu kıldı...Cem'e ihtiyacımız vardı ve semtin değişmez adamlarından biriydi.. (sabahlamalar için ve hepimiz için)
akabinde Cüce Ayhan'ı Muş' gönderdik.
Oda maç var diye Harem de inip geri dönmüştü. :)
hepimiz kızdık tabii; o ise bizden ayrılmadan son bir kez sabahlamayı kafaya koymuş bir kere...
Neyse maçtan sonra birkez daha uğurladık Cüce Ayhan'ı.
izne geldiğinde isyan ediyordu.
görev yaptığı yerde "alarm çaldığı halde çalışmayan bir tanka ceza vermişlre ve tankı ağaca zincirle bağlamışlar" bizim Cüce Ayhan'ıda oraya nöbetçi olarak dikmişler...:) :)
mantıklı bulmadığından isyan edip duruyordu. nitekim; izni bitince yine firara çıktı.
hep beraber zorla tekrar uğurladık.
daha evvel bahsetmiştim, Çene izin dönüşünde europort'un önünde birine bilet kesmişti ve bu nedenle kısa bir süre mapus ta kaldı.
bende, Mustafa Kemal (Bursa) ilçesinde görev yaptım.
konu açılmışken bir anımı anlatayım...
operatörlük yaptığımdan gece nöbeti yok ve uyku sorunum da yok.
gece nöbete gidecek bir arkadaşı şaka olsun diye ranzaya bağladım... :)
nöbet sırası gelince bunu dürttük :) tabii ki kalkamıyor :) başladı ağlamaya...susturamıyoruz.
elbisilerini giydirip silahını omuzuna atıp yolladık gözden kaybolana kadar ağlıyor.
sabah iştimayı pencereden izliyorum. bu arkadaş elini kaldırdı belli ki beni komutana şikayet ediyor.
herkes gülüyor... ???
komutan yanıma geldi bir tokat attı ve "bööle şağa mı olur laa" deyip gitti. ???

arkadaşlara sordum nedir bu diye.
seni şikayet etti dediler.
arkadaş;
komutanım yılmaz dan şikaatcıyım, nöbete gedecem, çavuş beni dürtdü.
elimi çektim elim gelmiyo,
ayağmı çekdim ayam gelmiyo,
gafamı kaldıracam gafam galkmıyo...
komutan ; eeee
arkadaş;
kendimi öldüm zannettim. :) :)

arkadaş meğer nöbete giderken kendi ölüsüne ağlıyormuş :) :) :)

Umit Bayezit
24-06-2008, 23:36
çok yaşa yılmaz abi :D

çArşı emekçileri varolsunlar imrenmemek gıpta etmemek mümkün değil

eyvallah ağalar hakkınızı helal edin

kısa zamanda çok şey okudum bilmediğim çok konu olduğunu farkettim her satırını tek tek bilahere okuyacağım tekrar tekrar

Özer Özçetin
09-07-2008, 14:46
Dinamo Kievle oynadığımız bir maç vardı herhalde sizlerle paylaşmıştım hani Türkiyenin Şampiyonlar liginde ilk çeyrek final oynayanı fener diyenler vardı ya,oysa biz oynamıştık ilk kez 86-87 de.
Dün akşam sitede çocukları top sahasında gezdirirken bir komşum geldi yanıma,ben İzmirdeki maçta vardım dedi,sarı paltolu sen değilmiydin diye sordu.
Evet o gün bir bestem vardı,tribünde tam ortada söyleyip arkadaşlarla tekrarlıyorduk.
sene 86 k..duk Tirana
şimdi sıra geldi Çeyrek finale
Haydi Kartal bastır
k.. şu Kieve
diye..
maç başladı tribünlerde 50 bine yakın taraftar,tezahüratı yapıyoruz,2000 lerin futbolunu oynayan takım mekanik futbolun kralı D.Kiev diye lanse edilen rakip maçı 2-0 a getirince Karşıyakalılar ayaklandı aleyhimize tezahürata başladı meğerse golleri yememizi bekliyorlarmış.Numaralının ortasındaki sırayı iki baştan kırdık kocaman kalaslar elimizde kan gövdeyi götürüyor,bende sarı palto var bir anda etraftan sıçrayan kanlarla sarı kırmızı oldu,Karşıyakalılar kendilerini stad dışına attı,hepsi sarı paltoluyu yakalayın diye bağırıyor,biz paltoyu katladık bir poşet bulup içine koyduk,otobüslerin olduğu yere doğru gidip otobüse bindik,bir arkadaş ta teyp getirmiş tezahüratları kayda almış,arabada millet gelene kadar tezahüratları dinliyoruz,birileri geliyordıştan otobüse bakıyor,Karşıyakalı ama atkı şapka yok ,beni tanıyabilseler hepsini oraya yöneltecekler,bir yanda çeyrek finalde elenme üzüntüsü,bir yanda 5-0 lık acı skor ama stad içinde kazanılan bir cenk.
Zaten hazırlıklı gelmişler,nasıl olsa D.Kiev Beşiktaşı yener biz de saldırırız diye düşünmüşler,fakat hesap edemedikleri bir şey,Beşiktaşın kalbinin tam yanlarına yerleşmiş olması ve evdekin hesabın Çarşıya uymaması idi.
Efsane Kapalıdan dönmüştü tüm hesaplar

Özer Özçetin
07-08-2008, 22:24
Özgür ben geçen ay sıramı savdım,haftaya bir anı daha patlatırız.

Mert Kayalar
09-08-2008, 15:00
Yeni ekleyeceğiniz Anıları merakla bekliyoruz

Tolga Gülaçtı
19-01-2009, 21:29
benim kapalı ile aşkım 2002-2003 yılında yani yüzüncü yılımızda başladı herşey ilk gittiğim maç ise ligin 2'ci haftası kocaeli ile çok heycanlıydım küçüktüm ozamanlar 12 13 yaşlarındaydım ve sivas'tan evden kaçıp gitmiştim atladım deplasman otobüsüne gittik işte neyse ilk defa inönüde ve yüzüncü yılımızda bir maç'ı izliyecek olmak bana büyük keyif veriyordu gerçekten o maç'ı 2-1 kazanmamız ve 2'ci golü 90'da atmamız unutmayacağım bir an'ı olarak hala hafızamdadır..

Engin Kara
24-06-2009, 17:22
bu başlık bu kadar hareketsiz kalmamalı...
özer ve yılmaz abiler...???

Mustafa Şişman
05-07-2009, 17:06
bütün kartallara selam...
tony scumahher'in fenere geldiği yıldı..samet aybabanın jübilesi yapılacak inönüde.yanlış hatırlamıyosam kurban bayramının 3.günüydü..herzamanki heyecanla ve tutkuyla sabahlama moduna girmiştim..semtte(kurtuluş)gerekli çalışmalar yapılmış,emanetler ayarlanmış akşam üstü beşiktaşa doğru yola çıktık harbiye ve maçka güzergahından..
o zamanlar CONRAD şantiye falandı galiba.orda yatılacakmış..cepte metelik yok tabanvay aracımızla gruba katılmak üzere şantiyenin çamurlarına bulana bulana grubu bulduk..hey maşallah kimler yokki(aramızda olmayanları rahmetle analım)cüce ayhan,parlak serkan,optik mehmet,soner,mostra,mestan,sarı şenol,hürriyet,deli metin,kenya,erdal(marlo) daha aklıma gelmeyen tribün savaşçıları...
bizim kocakafa murat a dedimki "ulan bu kadroyla yunanistanı bile alırız anasını satiim"
sabah kuşluk vakti şantiyeden hareket edildi.telekominikasyon olmadığından 131 araçlarla istihbarat sağlanıyordu..şimdiki swiss otelin önünden yeni açığın arkasına inmiştik.şöyle yüksekçe bir yere çıkıp teşkilate baktım,peh peh peh inanılmaz bir ambians vardı.dönemin tribün kıyafeti eşofman üstü,kot,spor ayakkabı,yanlız gözler görünecek şekilde sıkıca sarılmış atkı..aksesuar olarakta 90 lık dönerler,satırlar,kazma ve kürek sapları vardı..haaa ben daima arka cebime bursa mı koyardım ne olur ne olmaz...
beklemeye başlmıştık haber gelecekti amcamlar nerde diye...
sonunda beklenen an geldi amcamlar maçka parkından stada doğru yürüyüşe geçmişler.hadi beyler diyerek bizde ters istikamete maçka parkının içine doğru yürümeye başladık.lunaparkın üstünü biraz geçmiştikçi bir bağırtı duyduk.bize bir hurra çektiler ama ortada kimse yoktu.şaşkın şaşkın etrafa bakınırken ağaçlardan atlayan fenerlileri gördük..öyle bir yürüyün laaaaaaan çektikki ,amcamların rekorları alt üst edişini görmeniz lazımdı...maçka-açıkhava tiyatrosu-elmadağ- taksim meydanı ....tam meydana kadar kovaladık bunları..hızır paşalar yetişip bizi dağıtmaya başlayınca hürriyetle ben atatürk kültür merkezinin varan turizme bakan yüksek duvarının orda kıstırıldık...polisin hürriyetin suratına indirdiği jopun sesi hala kulaklarımdadır...ben ordan tüyüp the marmara otelinin otoparkına saklandım...ama beni oradan aldı ekip..yolda bi iki tokat atıp bıraktılar...
stada indiğimde teşkilatın 4 te 3 ü kapalının önünde bitkin bir vaziyette oturuyordu...insanların gözlerinde verilmiş bir savaşın yorgunluğu,kazanılmış bir zaferin ışıltısı vardı......
herkese saygı ve sevgilerimi sunarım

Hakan Kirezci
05-07-2009, 20:12
Mustafa kardeşim hoşgelmişsin.
Bu başlık ellerinden öper artık. Devamını da dinlemek isteriz.

Mustafa Şişman
05-07-2009, 21:19
Mustafa kardeşim hoşgelmişsin.
Bu başlık ellerinden öper artık. Devamını da dinlemek isteriz.

hoşbulduk hakan abi...izmirliymişsin SELÇUK ALBAY yaşıyosa selamımı söyle...
abi biz bu kapalı tribünün öne çıkmayan adsız savaşçılarıyız..bizim jenarasyonun (1984-2003)da ,bizimle beraber koridor mevzusu yapan kardeşleriminde,her deplasmanda gırtlağını yırtan kardeşleriminde,hatta bize çocukken erketelik yaptıran abileriminde anılarını ,yaşadıklarını bu platformda görmek isteriz

Mustafa Şişman
12-07-2009, 01:26
merhaba arkadaşlar
bir anıdan ziyade,konunun başlığı ile ilgili bir yazı yazmak istedim...
"hatırladığım kadarıyla kapalı"
bizden daha genç olan kardeşlerimizin akıllarından çıkarmamaları gereken yegane olgu,"taraftarın tribünü değil,tribünün taraftarıdır"size sorarım o tribüne bizden daha fazla yakışan kim var?o tribün vakti zamanında(diğer güzide rakiplarimizin)stadı hizmete açık değilken bizim mabedimize maçlara geliyorlardı.o zaman yayıncı kuruluş kısıtlama yapmadığı için,her maçı izliyorduk.biz tribün adamı olduğumuz için maçtan çok ne bağırıyorlar ,nasıl bağırıyorlar ona dikkat ederdik..
ama görürdükki asla ve kata hiçbir zaman biz olamıyorlardı.
amigo suat abiyle çektiğimiz pınarbaşı,orhan abiyle çektiğimiz 3 lü,stadın dörttbir yanını dolaşan SİYAAAH-BEYAAAAZ-ŞAMPİYOOON-BEŞİKTAAAAŞ tearühatı,rakiplerimizin bize imrenmeleri için küçücük bir nedendi.
asıl imrendikleri.......
Bağlılığımız
Elele verişimiz
Şanımız
İnancımız
Korkusuzluğumuz
Tepkimiz
Aşkımız
Şerfimiz

işte bu maddeler bizi onlardan ayıran sekiz harfin açılımıdır..
ben kapalıyı,karga mustafayla,aslan abiyle,uğur abiyle,selçuk abiyle,özer abiyle,güven abiyle,kenan abiyle,mostra kemal abiyle tanıdım..çokta gururluyum

Sercan Çıracıoğlu
12-07-2009, 14:08
hay çok yaşa be abi. "maçı kazanmak" adına Beşiktaş'a neleri kaybettirdiğinin, bu arada neleri kaçırdığının farkında olmayanlar için yazın, anlatın, anlattırın.

"gelenek" dediğimiz budur. " gelenekten geleceğe " dediğimiz budur.

gelenek, Beşiktaşlılığın en güzel yanıdır.sahada da yaşar, kulüp binasında da...yaşamalıdır; bambaşkadır, en büyük zenginliğimizdir.
ama en çok da Beşiktaş'ın biricik sahibince, taraftarınca yaşatılacaktır.

bin tane endüstriyel dönem yaşanacak, bin tane yönetim,oyuncu,hoca gidecek gelecek...göremeyeceğiz o günleri...çok şey değişecek bu alemde...

ama tek bir şey, tek bir şey değişmeyecek:

bu büyük aile, nesilden nesle akacak büyük bir onur, ve gurur kaynağı yarattı...
bu tarihten bir gelenek çıktı ve geleceğe hediye edildi.

geleneğimiz onurumuz,
geleneğimiz geleceğimizdir...



Abicim ağızına sağlık ne güzel yazmışsın yav...

Berk Kızılkanat
31-07-2009, 09:37
Mustafa abi sana bir sorum olcak. Şimdi anladığım kadarıyla o zaman çok sağlam bi tayfa varmış. Yanlız yeni jenerasyon Hürriyet abinin adını diğer büyüklerimizden daha çok duyar. Hürriyet abinin aradan sıyrılma nedeni nedir? Eğer cevabı çok sağlam bi abimizse Bağlarbaşı Uğur abinin de çok efsane bir abimiz olduğunu duymuştum. Acaba bazı büyüklerimiz kendini geri planda mı tutuyorlardı?

Mustafa Şişman
02-08-2009, 00:47
Mustafa abi sana bir sorum olcak. Şimdi anladığım kadarıyla o zaman çok sağlam bi tayfa varmış. Yanlız yeni jenerasyon Hürriyet abinin adını diğer büyüklerimizden daha çok duyar. Hürriyet abinin aradan sıyrılma nedeni nedir? Eğer cevabı çok sağlam bi abimizse Bağlarbaşı Uğur abinin de çok efsane bir abimiz olduğunu duymuştum. Acaba bazı büyüklerimiz kendini geri planda mı tutuyorlardı?

sevgili kardeşim,renkdaşım
sorduğun soruya cevap vermek hayli zor..her delikanlı kendine göre sağlamdır..bahsi geçen kişiler arasaında o sağlamdı bu sağlamdı diye tartışma yapamayız..o zamanlar icraatı yöneten kişi namını alırdı..bir gün karga mustafa olurdu,bir gün hürriyet,bir gün uğur v.s v.s...
karga mustafa tesislerin basılma olayında büyük rol oynamıştır..hürriyet spor sergi de basket maçında icraatlar yönetmiştir...uğur tribünden tribüne atlamıştır yarı yarıya iken tek başına....
bu tribünün eski abilerini liderlik veya sağlamlık konusunda kıyaslamak ban kalırsa yakışık almaz ..yaşandı bitti hepsi bu kadar..haa yeni nesil arasında bir klasman belirlemek gibi bir konu açılırsa arkadaş arasında sana tavsiyem "mütevazılık iyidir"

Berk Kızılkanat
03-08-2009, 11:45
eyv abi cevabın için teşekkürler...

D.Asya Açıkelli
10-09-2009, 22:57
bu topic keşke devam etse

Hakan Kirezci
10-09-2009, 23:18
Topic dergide devam ediyor Asya
Hem de fena devam ediyor valla ben söyleyeyim de.
Hoşgeldin bu arada canımızın kuzeni. Muhtara öneriyorum 17 liklere bir bölüm açsın. Dershane kadar nüfusumuz oldu sanki. Toplu eğitim öğretim ve boş geçen dersler...

Hakan Murat
02-03-2010, 18:37
efsane hürriyet ve jaws cengiz kapalı için verilen mücadelelerde göze batan abilerimizdir.peki şuan bu abilerimiz nerde ne iş yapıyolar.bana b ilgi verirseniz çok sevinicem. neredesinsen25@hotmail.com