PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İbrahim Altınsay-Gözünüz Aydın


Serenat Tutaklı
22-02-2007, 21:00
UEFA maçında Şükrü Saracoğlu Stadı'nda Fenerbahçe taraftarı olduğunu söyleyen gruplar birbiriyle çatışmış. Bıçakla yaralananlar olmuş. Silah atıldığını söyleyenler var. Bir gazetenin manşeti: 'Gözünüz Aydın'. Neden? UEFA gözlemcisi olayları raporuna yazmamış, ceza almaktan kurtulmuşuz.
Zamanında "Biz küfrü durdurduk, tribünlere hakimiz" diyen Fenerbahçe yönetimi sanki Patagonya takımının maçındaymış gibi. "Bu iş polisin işi, olay çıkaranları tanımıyoruz" diyorlar. Silahlı, bıçaklı çatışmaları tribüne sızan AZ'li seyirciler çıkarmış olmalı. Kameralar orada, tribün orada, kapılar orada, güvenlik güçleri orada, yaralılar var, failler yok. 'Gözünüz aydın'.
Konya'da resmi taraftar temsilcisi konuk takım taraftarına hareket çekiyor, kameralar yakalıyor. Yakalamazsa 'gözünüz aydın'... Aynı hareketi aylar önce başkent Ankara'da şeref tribününde kulüp başkanı 'İlhan ağbi' çekiyor, ses yok. Başka bir şeref tribününde silahlar gösteriliyor, bir başkasında yöneticiler dövüşüyor. Soruşturma yok, ceza yok, 'gözünüz aydın'.
Konya'da bir gazeteci Beşiktaş Başkanı'na küfrediyor. Doğal olarak olay çıkıyor... Ancak unutuluyor ki bu Beşiktaş Başkanı'na edilen ilk küfür değil. İnönü'de Beşiktaş Başkanı'na edilen küfürlere etkili tavır alınmayınca iş buraya kadar geliyor... 'Gözünüz aydın'.
Her hafta bir başka maçta küçük grupların çıkardığı olaylar... Düşmanlık, şiddet, ırkçılık, ayrımcılık içeren sloganlar... Yapılıyor ediliyor, yasalar yönetmelikler çiğneniyor, sonra geliyor kıvırtmalar. "Bizimle ilgisi yok", "Suç unsuru bulamadık", "Birkaç kendini bilmez", "Görmek istemediğimiz hareketler"... Çok sıkışıldığında gelsin 'zaman aşımı' deterjanı...

Lümpen ittifakı
Kulüp yönetimleri, rakibe saldırmayı marifet sayan, sporu tükürük yarışı sanan lümpen burjuva yöneticilerin elinde... Tribünler de, rant ve nüfuz peşindeki karanlık tiplerin kışkırttığı, oraya buraya saldırttığı geleceksiz, umutsuz bir avuç lümpen proleterin işgalinde... Aslında ezici
bir çoğunluk oluşturan futbolseverler tribünlerden çekiliyor... Örneğin Saracoğlu'nda maç izlemek gerçek bir zevk, bir heyecan.
Ancak haftalar sonra evinde seyircili lig maçı oynayan Fenerbahçe'nin Sakarya maçında tribünlerde boşluklar var... 'Gözünüz aydın'.
Canım, sıradan insanlar, halk kimin derdi ki... Halkın temel hak ve özgürlükleriyle, örneğin yaşama hakkıyla ilgili bir protesto eylemine şiddetle saldıranların, linç kampanyaları başlatanların ağzında bir sakız var hep: 'Kamu düzeni'... Pekiyi, bu maçlara gelen futbolseverler de kamunun bir parçası değil mi ki, statlarda ve şeref tribününde olanlar hiçbir kovuşturmaya uğramıyor, failleri ceza almıyor?
İş inkâr edilemez boyuta gelince 'hak mahrumiyeti' diye cezadan çok ödüle benzeyen yaptırımlarla ya da saha kapatma, seyircisiz oynama gibi daha fazla adaletsizlik yaratan cezalarla geçiştiriliyor? Bu statlar genel hukukun dışında dokunulmaz alanlar mı?
Sonunda beraatla biteceği bilindiği halde bazı antidemokratik yasa maddelerinden bir sürü insan hakkında anında dava açılıyor. Bu insanlar 'suçlu' diye teşhir ediliyor... Ama iş statlarda ve futbol klüplerinde olanlara gelince nedense kamu düzeninin parçası sayılmıyor oraları. Oraya hukuk dokunamıyor. Ya da 'zamanaşımı'nın beyazlatıcı kollarına terk ediliyor. Neden mi? Çünkü gücü yetenin borusunu öttürdüğü, dokunanın elinin yandığı bir düzen var orada. Suçun değil, alınacak cezanın seviyesinin tartışıldığı, koca koca adamların suçu yok etmek yerine, cezayı indirmek için uğraştığı bir yer orası. Cezayı indirince de bayram yapıyorlar... 'Gözünüz aydın'.
Ülkede halk, tribünde insan yok mu?
İtalya'da bir polisin ölümü sonrasında alınan önlemler bizim gazetelerde madde madde yayımlandı. Statlar nasıl iyileştirilmeli, neden ve nasıl özelleştirilmeli, güvenlik nasıl sağlanmalı, bir bir sayıldı. Şimdi İtalya'da seyircisiz oynanan maçlarda görüyoruz; statlar şantiyeye dönmüş. Tabii bu bizi hiç ilgilendirmez. Bu İtalyanlar böyledir; ha bire şike yaparlar, hakem satın alırlar, paralı taraftar besler, birbirlerine saldırtırlar. Bize ne canım. Faşizm de oradan çıktı ve sadece onlara ait bir şey.
Aslında bu önlemler UEFA kriterleri içinde var ama kimin umurunda. Bizim derdimiz başka; 'Federasyon Başkanı Saracoğlu'na gider mi, gidemez mi'...
Bu ülkede rahat ve çağdaş statlarda maç izlemek bir 'Batı dayatması'... Maçlarda insanca seyir koşulları istemek 'dış mihrakların aleti olup bölücülük yapmak'... Bizim futbolseverler koyun sürüsü; rahat ve insanca koşullarda maç izlemeleri ne haklarına... Tribünlerde kan akıyor, 'UEFA görmedi' diye bayram yapıyoruz. Ulusal forma giymiş futbolcular rakiplerine saldırtılıyor, 'Raporda yok' diye havalara zıplıyoruz. 'Bırakın el âlemi, kendi insanımız, kendi ülkemiz için bu işleri düzeltelim' dediğinizde ülkenizi Batı'ya jurnallemiş oluyorsunuz...
Bu ne büyük bir aşağılık kompleksi, ne büyük bir suçluluk telaşı, anlamak mümkün değil.
En vahimi, bu ülkede yaşayan insanların ezici çoğunluğu futbolu bir şiddet ve kirlilik yuvası olarak görüyor artık.
Gözünüz aydın!

Serdo Yeşil
26-02-2007, 11:01
Seni artık bu camianın içinde görmek istiyoruz

Arda Can
26-02-2007, 21:05
yönetimin içinde olması gereken adam gibi adamlardan...

Ferhat Talan
02-03-2007, 17:37
Siz, futbol oyununun bir spor olduğuna inananlar... Siz, karşınızda güçlü bir rakip varsa ve eşit koşullarda yarışılırsa oyunun anlam ve değer kazanacağını düşünenler... Siz, maçlara takımınızla özdeşleşmek, rakibinize saygı duymak ve futbol gösterisi izlemek için gidenler... Siz, ülkenin bütün sporseverleri... Birleşiniz! (İbrahim Altınsay)

Devrim Demir
03-03-2007, 15:43
gönüllerin başkanı, futboldan en iyi anlayan insanların başında geliyor özellikle siyasal birikimine hayranım büyüksün ibrahim abi