PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir mektup..


Hakan Kirezci
23-02-2007, 17:21
Her ne kadar yazdıklarıma gösterdiğim özen -Bu yaştan sonra- "Forum yazarlığı" yolunda kariyer yapma çabaları olarak algılanmış olsa bile gerekli cevabı vermeyi ve gereken hareketi yapmayı kısa bir süre için erteledim.

Merak edilmesin çok uzun sürmez; endişeye mahal yok.

Erteleme sebebim, bir kızın babası için kulübe yazdığı şu mektubu burada paylaşmak istemem. Uzun söze gerek yok; İşte mektup şudur ve bu gurur da bana yeter...

Merhaba;

Beşiktaş'lıyım diyeli 20 seneyi geçmiş.. Sanırım bu konuda kıdemli bile sayılabilirim artık. ''Beşiktaş'lı olunmaz Beşiktaş'lı doğulur'' özdeyişinin canlı bir örneği değilim belki, olsa olsa ''zararın neresinden dönülse kardır'' atasözüne bir örnek teşkil ediyor olabilirim. Evet, şuurumun henüz tam yerine olmadığı, bebeklik ve çocukluğa geçiş evresi olarak adlandırdığımız 1-5 yaş arası, dış güçlerin etkilerine maruz kalarak ''Aslan benim en sevdiğim hayvandır'' cümlesini kurmuşluğum vardır, fakat ileri görüşlü bir insan olan babamın, sahip olduğu tek kızını başka takımlara kaptırmaya gönlü elvermemiş, ve bir yerde kızının hayvan sevgisini de kullanarak oyuncak aslana karşılık gerçek bir kartal yavrusu vaadetmiş, bu vaadini üzerinden yıllar geçtiği halde yerine getiremese de minik kızının o zamanlar gönlünü fethetmiş ve onu tam anlamıyla sadece bir Beşiktaş'lı değil, Beşiktaş aşığı yapma fırsatını elde etmiştir. İyiki de etmiştir.

Aslında bu maili takımıma yolluyor olmamın sebebi de bu hikayeye dayanıyor. Bir nevi gönül borcumu ödemek istiyorum diyelim. Babam çevremde ''Beşiktaş'lıyım'' diyen insanlardan hep daha farklı olmuştur benim gözümde. Gençliğinde Kadıköy'den vapura binip, üstünde siyah beyazlı eski terzinin diktiği forma ile, Beşiktaş aşkına Beşiktaş'a doğru giden vapurun bacasında tüten o dumanın altında, sadece Beşiktaş aşkıyla milyon dolarlık zenginlerden daha zengin olduğunu anlattığı için belki de.. Ya da ''Ben kızıma hayata karşı onurlu, gururlu, erdemli, başı dik durmayı öğretmek yerine Beşiktaş'lı olmayı öğrettim'' dediği için..

Yıllardır farklı şehirlerde olsak da, o kadar da sık görüşemesek de, takımımızın maçlarını izler ya da dinlerken onun da o sırada benimle aynı heyecanı paylaştığını bilmek bile bana yetiyor aslında. Yüzüncü yılı kutladığımız sene doğumgününde bir Beşiktaş rozeti yollamıştım adresine. Şöyle bir mesaj gelmişti:
'' 1964 yılında halan doğduğunda bana alınan bisiklet kadar duygulandıran ve mutlu eden bir hediye bu. Hayatımda ilk defa..'' Daha fazla anlatabilirim aslında, öyle çok anı var ki kafamda onunla ilgili.. Ama çok uzun da yazmamak lazım, biliyorum.

Mail göndermeye karar veriş sebebime gelince.. 01.02.2007 babamın doğumgünü. Yapmak isteyip yapılamayan alternatifler bir yana, çocuklar gibi sevineceğini tahmin ettiğim ve bunu da ancak sizin yardımınızla yapabileceğim bir doğumgünü hediyesi var benim aklımda.. 50 yıldır gönül verdiği takımından gelen bir tebrik mektubu..
Mektup olmasını özellikle arzu ediyorum Beşiktaş ruhunu yansıtması için.. Ama elbette mektup yerine bir maille bile yetinebiliriz:) Sadece ona özel olduğunu bilsin, otomatik gönderilmiş bir mail gibi görünmesin..
Takımımdan tek istediğim budur. Tabi şampiyonluktan sonra:))

Sevgiler..
--
Açelya KİREZCİ

Not: Beşiktaş kulübü, talep edilen mektubu bir de hediye ekleyerek göndermiştir.

Can Durukan
23-02-2007, 17:35
forum yazarlığı alanında kariyer yapma fikrine sen sıcak bakmasan da ben sıcak bakıyorum abi..bence sakıncası yok..yüzümün bilinmesindense yazdıklarımın bilinmesi,hatırlanması daha bir hoşuma gidiyor..gerçi forumun yeniden açılmasından itibaren bu manada pek bir şey yapamadım ama hele bir biriksin etekteki taşlar birşeyler karalarım yine..yerseniz..
bu bağlamda senin yüzünü görebilme zevkine ulaşmaktan çok yazdığın bir yazıyı okumak daha bir eğlenceli sanki..ki bu yazılar iyice birikince ola ki zamamın birinde,ucube bi rakı sofrasında bu yazılar üzerine tatlı tatlı konuşabilme düşüncesi pipo-pardesü-fular üçlemesine fetişi olan okur-yazar adam olma duygularımı bile ateşler açıkcası..top sakal bile bırakabilirim ki hiç sevmem..olacaksa tam olsun..!
nyse uzatmadan (sakallarım gibi) yazmaya,yaşamaya devam abi..bir de yolun düşerse bir beşiktaş maçına..şairlerin tercihen soğuk ve akşamüstü bir vaktinde seni ağırlamak kendi adıma çok mutlu eder beni..kızın açelyaya da sevgiler,kocaman öpücükler..ve tabi ki iyi ki doğdun hakan abi..
eyvallah..

Güneş Çetiner
23-02-2007, 17:38
Ne yazılabilir ki bu duygu yüklü mektubun ardına..İyi ki varsınız Kartal Yürekliler..

Gökhan Gürses
23-02-2007, 17:47
siyah beyaz bir film gibi hakan abi. nasıl sevmişsinki öylede sevdirmişsin sevdiklerine.

Özer Özçetin
23-02-2007, 18:14
Hakan Hocam forum yazarlığı kariyeri yapma meselesine falan takılmana gerek yok,senin Beşiktaşlılığın,bu gönül işine kafa yorarak yaptığın yorumlar ve kızın Açelyaya aşıladığın Karakartalın Siyah Beyaz sevdası herşeye değer,zemheride merhaba dediğin Beşiktaşlı hayatına bin selam olsun.

Alaattin Çam
23-02-2007, 18:17
meyveler geçidine hazırlanıyorum!

akşamı bekliyecem okumak için, üzümün kızı ve bir parça elma yol yarılanmadan okumayacağım...

burayı ilhak ediyorum!

Gürhan Oğuz
23-02-2007, 18:22
Beşiktaş'lı değil, Beşiktaş aşığı yapma fırsatını elde etmiştir. İyiki de etmiştir.

iyiki etmiştir senin satırlarını okuma güzelliğini yaşatmıştır


Merak edilmesin çok uzun sürmez; endişeye mahal yok.

Erteleme sebebim, bir kızın babası için kulübe yazdığı şu mektubu burada paylaşmak istemem. Uzun söze gerek yok; İşte mektup şudur ve bu gurur da bana yeter...

hakan hocam çok duygu yüklüsün
benim endişem yok senin satırların ne kada uzun olursa olsun
okunası satırlardır, yazılası bir şeyler varsa elbetteki bu satırlarda olacaktır ve olamalıda


Takımımdan tek istediğim budur. Tabi şampiyonluktan sonra

söylenecek tek söz yiğenimin dediği bu son sözdür hocam unutma

Erkan Özberk
24-02-2007, 00:24
bu aşkın büyüklüğü onu seven insanların büyüklüğünden ve bu aşkın kazandırdığı olgunluktan.

Arda Can
24-02-2007, 00:29
çok güzel ya..doğum günün tekrar kutlu olsun hakan abi..

Şenel Kızıldaş
24-02-2007, 02:17
ben ölmek istiyorum ya.........

yok böyle bir AŞK!!!

Ugur Gursel
24-02-2007, 03:04
Hakan Bey ben forumun yazan değil okuyan üyelerindenim.Sizinde özel okuyucunuzum.
Forum tadilata gidince Forza da bir iki yazınızı okumuş ve gelen tepkiler canımı sıkmıştı biraz.(orada birşeyler yazmak ve okumak giderek zorlaşıyor açıkçası ama yeri burası değil galiba, sadece üzücü...)
Sizi okumak büyük keyif.Güzel insanlara ihtiyacımız heryerde giderek artmaktayken size kariyerinizde gönül dolusu başarılar.

Serdo Yeşil
24-02-2007, 09:57
Her ne kadar yazdıklarıma gösterdiğim özen -Bu yaştan sonra- "Forum yazarlığı" yolunda kariyer yapma çabaları olarak algılanmış olsa bile gerekli cevabı vermeyi ve gereken hareketi yapmayı kısa bir süre için erteledim.Hakan KİREZCİ

Evet KARTAL yürekli agbimiz bizlerin sizlerden ögrenecegi o kadar çok şey varki senin hakkında yazdıkların hakkında insanların nasıl algılamak istedigi seni üzmesin sen yetişdirdigin Beşiktaş aşkı büyütüp kazandırdıgın deger anlatılmaz yaşanası bir duygudur. Onu yaşamakta sana biçilmiş degerdir sen bizler için degerlisin

Gurkan Kadik
24-02-2007, 23:29
çok şükür Beşiktaşlıyım. guruluyum.

Gürhan Oğuz
25-02-2007, 13:16
yola devam hakan
daha gidilecek çok uzun yolumuz var
derlenip dürülmesin bayraklar

Özer Özçetin
25-02-2007, 13:40
Hakan Hocam bitmesin mektupların,hele ki şu Siyaha çalan hüzünlü atmosferde

Safak Batman
25-02-2007, 21:17
ne güzel böyle bir kızın babası olabilmek.
ne güzel böyle yürekten bağlı taraftarla sahip bir takımın taraftarı olabilmek.

Demir Han
25-02-2007, 22:19
Bir aşksın sen Beşiktaş.....
Silinemeyen....Satın alınamayan...Taraftarı olmadan anlaşılamayan ..
En kara gecelerde Beyaz kanatlarını üzerimize seren
Bizlere şarkılar söyleten,bizleri ağlatan,bizleri omuz omuza veren...
Bizleri BİZ yapan

Muhittin Saban
26-02-2007, 19:03
Öz eleştirim,

Hakan abi,

Ben de iki kız babası olarak senin bu sayfalara taşıdığın yazına yankı vermek istiyorum, izninle..

Yazında, kardeşimiz Açelya'nın bir babaya hak ettiği ancak pahalı olmayan bir hediyenin nasıl da duygu yüklenerek teslim edildiğini ve bununla da kalmayıp hediye ettirildiğine şahit olduk. Açelya'nın kaleme aldığı satırları beni seneler öncesine götürdü.

Evet ben de iki kız evladı babasıyım. Beşiktaş'lı babasının omuzlarında 5-6 yaşlarında o zaman ki Mithatpaşa stadının eski açık tribününde, Niko'ları, Sanlı kaptanları, Zekeriya Alp'leri, Sabri Dino'ları ve tek gözlü frikik ustası Kör Tuğrul'ları seyrede seyrede Beşiktaş'lılığımı "sonsuzuma" kadar bitmemek üzere şarj ettim.

İşte o yüzdendir ki 14 yıl önce bir evladın, hele hele istatistiki olarak bir babaya kendini daha yakın hisseden bir kız evladın babasının tuttuğu takıma bağlandırılması, o takımın değerlerinin gencecik ve tertemiz "kanına" dozunda aşılanması misyonunu fazlası ile üstlendim.

Benim vazifem senin ki kadar kolay olmadı Hakan abi.Çünkü kızımın etrafında o kadar fazla sayılabilecek potansiyel bir "başka takıma kazandırma" tehlikesi var dı ki korkum çok fazlaydı. hem de ne tehlike herkes bir şeyler vaat ediyordu kızıma, tıpkı senin Açelya'ya canlı bir Yavru Kartal vaad ettiğin gibi!

Önce kulağına isim konulurken “Beşiktaş” nefesini üfledim.Vaatlerin karşı konulamaz gücünü etkisiz kılmak için ben, mecburen işi daha sıkı tuttum. Şöyle ki; Şimdilerde anlıyorum ki benim yöntemim “çağ dışı” bir yöntemmiş!. Ben kızıma olası karşı potansiyel saldırılardan etkilenmemesi için o zamanlar sevgi yerine “korku” aşılamışım meğerse. Kızıma “Eğer Beşiktaş’ı tutmazsan senin ekmeğini keserim” demiştim. O da, sürekli ona “ hadi en büyük Fener de bak sana bakkaldan neler neler alacağım” tarzında gelen tahriklere karşı kızımda “Hayır olmaz babam o zaman benim ekmeğimi keser” diye karşılık verirdi. Tabii çok matrak bir şeymiş gibi tahrikçiler ve ben gülerdik. Dedim ya şimdilerde anlıyorum çok yanlış bir tarz seçtiğimi. Ama lütfen bana kimse kızmasın çünkü o zamanlar içimde ki korku bana bunu yapmaya zorlamıştı.

Derken kızımı en sonunda geri dönüşümsüz bir şekilde Beşiktaş’lı yaptım. Tehlikenin geçtiğini anlayınca bu sefer ona Beşiktaş’ın ne demek olduğunu Beşiktaş’lılık çizgisinin nerelerde başlayıp nerelerde bittiğini anlayabileceği dilden anlattım. Hakikaten şimdi benimle ağlayıp benimle çoşuyor. Düşünüyorum da “iyi mi etmişim kötü mü?” diye. Aslında kötü olanı seçmişim ama neyse ki fazla zarar görmeden gerçek kimliğine kavuşuverdi kızım. Ama bu örnek ve alınan sonuç sadece bir şanstı benim ve kızım adına. Ya kötü etkilenseydi?

Sıra küçük kızımda diyemeyeceğim çünkü annemiz Galatasaray’lı ve büyük kızımı kurtarma operasyonları zamanında hiç sesini çıkarmayarak ve müdahale etmeyerek bana olan saygısını göstermişti. Kaldı ki ben iş te iken bütün gün ona Galatasaraylılığı aşılaması kaçınılmazken.

Şimdi ben ona saygımı gösteriyorum ve küçük kızıma kesinlikle müdahale etmiyorum. Ona bıraktım kendi takımının sevgisini baskısız bir ortamda aşılaması adına. Ama bir itirafta bulunayım; Biliyorum ki büyük kızım ve dayısı Elif’imizi annesine teslim etmeyecekler. Alt programda tıpkı Hakan abinin vaadleri gibi ona yükleme yapacaklar. Ben de uzaktan hiçbir şey olmuyormuş gibi çaktırmadan güleceğim..(Bu bir itiraftır, umarım eşim bu satırları okumaz)

Son olarak Hakan abi,

Sen Açelya’ya Beşiktaş’lı olmayı öğretmeden önce“hayata karşı onurlu, gururlu, erdemli, başı dik durmayı” öğretmemişsin ama aslında “Bir taşla iki kuş vurmuşsun”. Zaten Beşiktaş’lı olduktan sonra insan kaçınılmaz olarak hem hayata karşı onurlu hem gururlu hem de erdemli olmayı öğreniyor.

Darısı yeni bebek sahibi olmuş ve olacak arkadaşlarımıza. Yaşım 40, genç arkadaşlara naçizane bir tavsiyem olacak; Bebeklerinizi, küçüklerinizi tıpkı Kartal’ın yavrularını kanatları ile sardığı gibi sevgi ile sarın. Çünkü ben hata yapmışım ve çok geç anladım.

“Korku ile değil sevgi ile işlenmeli Beşiktaş aşkı”


bitti....


.

Açelya Kirezci
27-02-2007, 01:38
Yorum yapan herkese çok teşekkür ediyorum. Dolaylı yoldan da olsa ben de artık ''forum yazarı'' olmuş sayılırım sanırım:)
İyi geceler herkese..

Özgür Ergün
27-02-2007, 02:03
Biz cinslerin sanırım ortak derdi(ya da farkı) sevdiğimiz inandığımız her şeye çok büyük bir TUTKU ile bağlanmamız.

Bu kötü mü asla! Aksine bizi biz yapan bizi başkalarında farklı kılan işte bu tutkulu(sevdalı) yüreğimiz. Eminim ki kendinden çok daha büyük bir yaprak parçasını taşıyan karıncayı dakikalarca seyretmişizdir. Birilerini şaşırtacağına inandığım bu seyretme hali biliyorum ki bu forumda ki herkes için inanılması zor bir macera olmuştur.

Hayata ve inandıklarına bu kadar coşkulu bir tutku ile bağlı olan bizler öyle küçücük hesapları mı aşamayacağız.. hadi canım sende.. o zaman sen bizi tanımamışsın derim... ve geçerim... :)