Serenat Tutaklı
26-02-2007, 03:23
Kayıp değil, ayıp
G.Antep maçı beraberliğinden sonra takımla beraber dönüyorum. Uçakta yanıma futbolcu bir kardeş geldi ve “Vedat ağabey bugünkü beraberliğe aldanma. Çok gol kaçırdık, pozisyon da vermedik. Konya ve Trabzon deplasmanlarında bu takımı göreceksin. Çıtayı yükselttik. Şampiyonluktan başka bir şey düşünmüyoruz” diye konuştu. Ah be kardeş. Çıtayı öyle yüksek tutmuşsunuz ki, benim bildiğim çıtanın üstünden atlanır, siz altından yürüyerek çıktınız.
Çok tuhaf bir 90 dakika seyrettim dün akşam. Futbol oynayanlar bana kendini anlatır. Bende seslendiririm. Vicdan notu verip, iyisini kötü oynayandan ayrı tutarım. Dünkü Beşiktaş’ın kaybı, kayıp zabıtlarına geçmez, ayıp zabıtlarına geçer. Beşiktaş sağdan orta yaptı beceremedi, soldan orta geldi, gol yerinde değilim.
RUH HALLERİ İYİ DEĞİL
Oralardan çoktan geçtim. Bir takımın bütün olarak ruh haline bakıyorum. O sağdan, soldan ortaları herkes görürdü, yazardı. Beşiktaş’ın ruh hali iyi değil. Bu deplasman fobisi Beşiktaş’a yakışmıyor. Beşiktaş’ın futbolcuları maalesef ve maalesef Beşiktaş formasının smokin ile eşdeğer olduğunu bilmiyor. Pijama hafifliğinde kullanıyor. Ayıptır çocuklar ayıp. Futbolda her şey olur. Ama dün ikinci yarıdaki görüntünüz kepazelik. Bir defans ki evlere şenlik. Kapalıçarşının kapısından geçenler bile daha az sayıda. Onlar da olsa ne olacaktı? O zaman herhalde Trabzon’a yerleşirdiniz. Buraya dönmeye yüzünüz olmazdı.
Ziya Doğan, Ersen Martin’le niye başlamadı? Ona da aklım ermiş değil. Gökhan Zan’ın olmadığı bir Beşiktaş’ta ilk formayı vereceğin adam Ersen olmalıydı be Ziya. Kaldı ki ligin ilk yarısındaki maçta da seni galibiyete taşıyan bu çocuktu. Hatandan döndün, maçı da döndürdün. Allah muhafaza bir de Yattara olsaydı!.. Skor tabelasında numara kalmazdı. Beşiktaş bundan sonra ne yapar? Ligde 2. olunursa öpüp başa koyulur, kupa kazanılırsa bu ayıp biraz örtülür. Ama dün seyrettiğim Beşiktaş için fikir yürütemiyorum. Böyle bir maçın hakemine de hiçbir şey denmez.
G.Antep maçı beraberliğinden sonra takımla beraber dönüyorum. Uçakta yanıma futbolcu bir kardeş geldi ve “Vedat ağabey bugünkü beraberliğe aldanma. Çok gol kaçırdık, pozisyon da vermedik. Konya ve Trabzon deplasmanlarında bu takımı göreceksin. Çıtayı yükselttik. Şampiyonluktan başka bir şey düşünmüyoruz” diye konuştu. Ah be kardeş. Çıtayı öyle yüksek tutmuşsunuz ki, benim bildiğim çıtanın üstünden atlanır, siz altından yürüyerek çıktınız.
Çok tuhaf bir 90 dakika seyrettim dün akşam. Futbol oynayanlar bana kendini anlatır. Bende seslendiririm. Vicdan notu verip, iyisini kötü oynayandan ayrı tutarım. Dünkü Beşiktaş’ın kaybı, kayıp zabıtlarına geçmez, ayıp zabıtlarına geçer. Beşiktaş sağdan orta yaptı beceremedi, soldan orta geldi, gol yerinde değilim.
RUH HALLERİ İYİ DEĞİL
Oralardan çoktan geçtim. Bir takımın bütün olarak ruh haline bakıyorum. O sağdan, soldan ortaları herkes görürdü, yazardı. Beşiktaş’ın ruh hali iyi değil. Bu deplasman fobisi Beşiktaş’a yakışmıyor. Beşiktaş’ın futbolcuları maalesef ve maalesef Beşiktaş formasının smokin ile eşdeğer olduğunu bilmiyor. Pijama hafifliğinde kullanıyor. Ayıptır çocuklar ayıp. Futbolda her şey olur. Ama dün ikinci yarıdaki görüntünüz kepazelik. Bir defans ki evlere şenlik. Kapalıçarşının kapısından geçenler bile daha az sayıda. Onlar da olsa ne olacaktı? O zaman herhalde Trabzon’a yerleşirdiniz. Buraya dönmeye yüzünüz olmazdı.
Ziya Doğan, Ersen Martin’le niye başlamadı? Ona da aklım ermiş değil. Gökhan Zan’ın olmadığı bir Beşiktaş’ta ilk formayı vereceğin adam Ersen olmalıydı be Ziya. Kaldı ki ligin ilk yarısındaki maçta da seni galibiyete taşıyan bu çocuktu. Hatandan döndün, maçı da döndürdün. Allah muhafaza bir de Yattara olsaydı!.. Skor tabelasında numara kalmazdı. Beşiktaş bundan sonra ne yapar? Ligde 2. olunursa öpüp başa koyulur, kupa kazanılırsa bu ayıp biraz örtülür. Ama dün seyrettiğim Beşiktaş için fikir yürütemiyorum. Böyle bir maçın hakemine de hiçbir şey denmez.