Mustafa Fatih
24-02-2009, 01:51
- Abi havada baya soğudu hee..
- Ulan oğlum sanki gezmeye çıkıyoruz. Boğazdan geçeceğimizi biliyorsun, maçta akşam hangi kafayla kalın giyinmezsin..
- Ustümde formam olsun istedim.
- Neyse tamam. Nasıl olsa bizim dönüşteki yol paralarını girişte polise kaptırcaz, hiç olmassa bir atkı alırız şunlardan.
- **
- Abi biraz eksik var ama şurdan bir atkı verebilcen mi ?
- Kardeş, ne kazanıyoruz ki ne vereceğiz.
- Abim bak elimde 3-5 kuruş para kaldı. Tüm bozukluklarım bunlar çocukta üşüyor, bi’ atkı sar boynunada şunun hepimiz memnun kalak. İki lira eksikle bi’şey kaybetmezsin.
- Al ulan al. Ama bana bak bi’ dahaki gördüğümde alırım…
- Alırsın abi, alırsın… Haydi eyvallah.
Acaba futbolun mu bir tanımı yoktur, yoksa takım sevdasının mı ?
Zordur taraftar olmak.
Bilet paraları, yol paraları, havanın soğukluğuna-sıcaklığına rağmen tribünde olmak, yağmur-çamur demeden omuz omuza durma, parkta seni bekleyen sevgiliyi bırakıp çubuklunun peşine koşma, okulda ananın-babanın azarına aldırmadan binbir bahaneyle maça gelme, okulda üstünü karaladığın sırayı bırakıp maça kaçma, karnını doyurmaya yetecek parayı maç uğruna yol parasına vermek, harçlığından kıyıya köşeye koyup biriktirdiğin parayla bilet almak … Say say, say biter mi bakalım ?
Peki şikayet eden var mı ?
Pardon, yanlış sordum şikayet edebilen var mı ?
Gülmeyin, hepimiz aynıyız dimi… Ne kadar zor olsada, Beşiktaş uğruna değer deyip devam ediyorduk. İçimizdeki Polyanna’ydı beklide bunu düşündüren…
Futbol artık bir para kapısı oldu. Neresine bakarsan, neresinden tutarsan para kazanırsında, kaybedersinde. Endüstriyelleşen futbol artık zorluyordu tribündeki, o her bir insanın yüreğindeki sevdayı…
Sanki “bırak,sevme” dermiş gibiydi…
Taraftarlar, yönetimler tarafından artık bir para kaynağı olarak bakılıyor. Futbolcu alırım/satarım paramı kazanırım devri bitti artık. Yolunacak kaz, taraftardır.
Nasıl mı ?
Hani bazılarımız diyor ya,
“ maça gelecek adam zaten kombinesini alır.”
“ Beşiktaş maçına geliyorsun, 3. ligdeki maça değil herhalde fiyatlar böyle olacak.”
“ Bu bilet fiyatlarınada şikayet edilir mi ?”
“ 20’yi ödeyen adam 30’uda, 40’ıda öder.”
“….”
“……”
…
Peki gelin bakalım bi’ hesap edelim.
Örneği kendimden veriyorum. En kötü şartlardan devam ediyorum.
Aylık kazanç 500 YTL.
Evimizde Türkiye Kupası dahil 3 maç yapıyoruz, ayda... Normal şekilde…
Anam, babam maçlara gitmez. Üç kardeş Yeni Açıktan destekleriz takımımızı…
Haydi başlıyoruz;
Yeni Açık bilet fiyatı : 25 YTL x 3 Maç = 75 YTL
Acıbadem’den Inönü yolumuz var,
Üsküdar minibüs fiyatı 1.30
Beşiktaş gemi fiyatı 1.40
Yol parası : 2.70 x 2 (Dönüş parası) = 5.40 YKR
Yemek parası : 5 YTL (En düşük şekilde)
Birde maç biletini almak için ödediğimiz yol parası var onuda eklemeliyim.
Gidiş, dönüş : 2.40 YKR
Çek toplam fiyat : 87,8 YKR
Fakat bi’ dakika duralım, biz üç kardeştik. Şu hesaba birde şimdi bakalım.
87,8 x 3 = 263,4
Hey yavrum hey, bizim Beşiktaş uğruna sadece bilet, yol, yemek üzerine harcadığımız para bu…
Kızabiliyor musun ? Kızamazsın, çünkü biz Polyanna’cılık oynuyoruz artık. Beşiktaş sevgisi buna engel olamıyor.
Peki bu adam Kartal Yuvasından kendisine üst-baş alamıyor mu/alamayacak mı ?
Alır alır, zor alır…
O fiyatlar hakikaten Halkın Takımına göre mi ?
Ulan ne zormuş seni sevmek. Polyanna tarafımız mı yaptırıyordu bize bunları yoksa ?
Şimdi anladınız mı bilet fiyatları 5 olsun, 10 olsun diyenleri ?
Hepimizin bildiği bir söz vardır; zenginin malı züğürdün çenesini yorar...
Antep maçı öncesi,
- Selamun Aleykum abi, yahu güleceksin ama sana bi’ şey soracağım..
- Neymiş o ?
- Abi vallahi cebimde 7.65 kuruş para var, stad boş biletler elinde falan kalırsa bi’tanesini verebilir misin bu paraya ?
- Nediyorsun oğlum sen ? Git güldürme beni…
- Abi yanında durayım, maç başladıktan sonrada alırım nasıl olsa elinde kalır bi’ tane..
- Yok, yok bizde hiç bilet kalmaz. Ulan bu parayla maça mı gelinir ?
- Durumlar böyle olunca, köpek gibi gelirsin, neyse hadi sağol..
Karaborsacılar stad etrafında cirit atarken, bende dışarıda içeri girmenin yollarını arıyordum. Birkaç lirayla evden çıkıp, belki girerim umuduyla dolaşıyordum. Cebimde eve dönüş parasını ayırıp, o 7.65 kuruşla belki satan olur diye düşünüyordum.
Ne komik değil mi ?
Karaborsacılara demediğini bırakmayan ‘ben’, bu sefer onlardan bilet için ocaklarına düşmüştüm.
Ama artık hakikaten onlarada kızamıyorum, içimizdeki ikinci kişilik burada da ortaya çıkıyor artık.
Suç onlarda değil, sattıran poliste ve yönetimde.
Hani forma, polar, atkıları korsan satıyorlar diye kimimizin anasına avradına sövdüğü adamlar varya… Artık onlara da kızamıyorum. İçimizdeki Polyanna ruhu her bi’şeye artık güzel tarafıyla baktırıyor.
Adamların ekmeğine, kazanç kapılarına laf atıyoruz. Yahu neden birde diğer taraftan bakmıyoruz. Hani üç kardeşiz ya, bunlara birde baba ekle. Evlatlarını mutlu etmek için elinden geleni yapan babayı…
Herkes istemez mi stad siyah-beyaz formalarla dolu olsun, herkesin boynunda atkı olsun…
Peki o baba o üç çocuğunada alabilecek miydi orijinal formayı ? Kaçımız düşündü bunu ?
O ekmek parasını kazanan adamdan aldığı formalarla hem satıcıyı, hem çocuklarını, hemde kendini mutlu etti. Bu adam birde aile geçindirmek zorunda değil mi ?
Suç satıcıda, alan babada, sevinen çocuklarda mı ? Suç Kartal Yuvasındaki fiyatlarını biçenlerde !
Ah ulan Polyanna, sen ne içim bir şeysin ?
Hani Halkın Takımı Beşiktaş diyoruz ya, sizce hakikaten devam ediyor mu ?
Beşiktaş gerçekten halk mı, halk gerçekten Beşiktaş’mı ?
Polyanna dürtüyor sorarken, yanlış soruyorsun/konuşuyorsun diye…
“Sizi bu duruma düşürenler futbolu, taraftarı büyük bir banka kasası gören başkanlarınızdır…” diyor (!)
Futbolculara Hak ettiği paranın onlarca katını verip, ondan futbol adına bir şey beklemek gülünç değil mi ?
Kaçı şuan “ben Beşiktaş aşkına oynarım” der ?
Biri çıkıp diyemez, onlar artık bizim büyüklerimizin anlattığı o ‘eskiler’de kaldı (!)
Polyanna bundan şikayet etsede, çubukluyu giyiyorlar diyor sonuçta…
Anlaşıldı Beşiktaş’ı sevmek artık zor iş…
Ulan Polyanna seni bir gün vuracağım, vallahi vuracağım bak !
Gör bak nasıl vuracağım öldüreceğim seni. Çünkü Beşiktaş’ı sevmek için sana gerek kalmayacak (!)
Gülüyosun dimi…
Doğru sende haklısın… Sen daha çok uzun seneler yaşarsın. Torunumun torununa kadar gidersin bu gidişle. Böyle giderse sen sakın ola Beşiktaş’ı bırakma, peşinden devam et !
Devam et ki, Beşiktaş’ı seven bu yürekler hiçbir engel tanımadan sevdalarına devam edebilsinler…
Ama seni vurmak hakikaten istiyorum (!)
Fakat şu zamanlar senin olmaman tribünlerin boş kalması demek…
Fakat,
İyi ki varsın POLYANNA !
Saygılarımla…
Bu endüstriyelleşen futbolda, her bir taraftarın içindeki ‘sevda’ ilelebet devam etsin… Etsin ki, bazı şeyleri değiştirmek için gereken ‘yürek’ler var olsun….
Belki de, bu yazıyı zamansız bulacaksınız ama bence tam tersi. Sezonun biteceği şu günlerde ürünlerde indirim ve yeni sezonda başka fiyatlandırmalarla bizlere sunulmalı. Lisanslı ürün diyorsan, bazı şeylerin altına da elini koyman gerekiyor...
-FORZA-
- Ulan oğlum sanki gezmeye çıkıyoruz. Boğazdan geçeceğimizi biliyorsun, maçta akşam hangi kafayla kalın giyinmezsin..
- Ustümde formam olsun istedim.
- Neyse tamam. Nasıl olsa bizim dönüşteki yol paralarını girişte polise kaptırcaz, hiç olmassa bir atkı alırız şunlardan.
- **
- Abi biraz eksik var ama şurdan bir atkı verebilcen mi ?
- Kardeş, ne kazanıyoruz ki ne vereceğiz.
- Abim bak elimde 3-5 kuruş para kaldı. Tüm bozukluklarım bunlar çocukta üşüyor, bi’ atkı sar boynunada şunun hepimiz memnun kalak. İki lira eksikle bi’şey kaybetmezsin.
- Al ulan al. Ama bana bak bi’ dahaki gördüğümde alırım…
- Alırsın abi, alırsın… Haydi eyvallah.
Acaba futbolun mu bir tanımı yoktur, yoksa takım sevdasının mı ?
Zordur taraftar olmak.
Bilet paraları, yol paraları, havanın soğukluğuna-sıcaklığına rağmen tribünde olmak, yağmur-çamur demeden omuz omuza durma, parkta seni bekleyen sevgiliyi bırakıp çubuklunun peşine koşma, okulda ananın-babanın azarına aldırmadan binbir bahaneyle maça gelme, okulda üstünü karaladığın sırayı bırakıp maça kaçma, karnını doyurmaya yetecek parayı maç uğruna yol parasına vermek, harçlığından kıyıya köşeye koyup biriktirdiğin parayla bilet almak … Say say, say biter mi bakalım ?
Peki şikayet eden var mı ?
Pardon, yanlış sordum şikayet edebilen var mı ?
Gülmeyin, hepimiz aynıyız dimi… Ne kadar zor olsada, Beşiktaş uğruna değer deyip devam ediyorduk. İçimizdeki Polyanna’ydı beklide bunu düşündüren…
Futbol artık bir para kapısı oldu. Neresine bakarsan, neresinden tutarsan para kazanırsında, kaybedersinde. Endüstriyelleşen futbol artık zorluyordu tribündeki, o her bir insanın yüreğindeki sevdayı…
Sanki “bırak,sevme” dermiş gibiydi…
Taraftarlar, yönetimler tarafından artık bir para kaynağı olarak bakılıyor. Futbolcu alırım/satarım paramı kazanırım devri bitti artık. Yolunacak kaz, taraftardır.
Nasıl mı ?
Hani bazılarımız diyor ya,
“ maça gelecek adam zaten kombinesini alır.”
“ Beşiktaş maçına geliyorsun, 3. ligdeki maça değil herhalde fiyatlar böyle olacak.”
“ Bu bilet fiyatlarınada şikayet edilir mi ?”
“ 20’yi ödeyen adam 30’uda, 40’ıda öder.”
“….”
“……”
…
Peki gelin bakalım bi’ hesap edelim.
Örneği kendimden veriyorum. En kötü şartlardan devam ediyorum.
Aylık kazanç 500 YTL.
Evimizde Türkiye Kupası dahil 3 maç yapıyoruz, ayda... Normal şekilde…
Anam, babam maçlara gitmez. Üç kardeş Yeni Açıktan destekleriz takımımızı…
Haydi başlıyoruz;
Yeni Açık bilet fiyatı : 25 YTL x 3 Maç = 75 YTL
Acıbadem’den Inönü yolumuz var,
Üsküdar minibüs fiyatı 1.30
Beşiktaş gemi fiyatı 1.40
Yol parası : 2.70 x 2 (Dönüş parası) = 5.40 YKR
Yemek parası : 5 YTL (En düşük şekilde)
Birde maç biletini almak için ödediğimiz yol parası var onuda eklemeliyim.
Gidiş, dönüş : 2.40 YKR
Çek toplam fiyat : 87,8 YKR
Fakat bi’ dakika duralım, biz üç kardeştik. Şu hesaba birde şimdi bakalım.
87,8 x 3 = 263,4
Hey yavrum hey, bizim Beşiktaş uğruna sadece bilet, yol, yemek üzerine harcadığımız para bu…
Kızabiliyor musun ? Kızamazsın, çünkü biz Polyanna’cılık oynuyoruz artık. Beşiktaş sevgisi buna engel olamıyor.
Peki bu adam Kartal Yuvasından kendisine üst-baş alamıyor mu/alamayacak mı ?
Alır alır, zor alır…
O fiyatlar hakikaten Halkın Takımına göre mi ?
Ulan ne zormuş seni sevmek. Polyanna tarafımız mı yaptırıyordu bize bunları yoksa ?
Şimdi anladınız mı bilet fiyatları 5 olsun, 10 olsun diyenleri ?
Hepimizin bildiği bir söz vardır; zenginin malı züğürdün çenesini yorar...
Antep maçı öncesi,
- Selamun Aleykum abi, yahu güleceksin ama sana bi’ şey soracağım..
- Neymiş o ?
- Abi vallahi cebimde 7.65 kuruş para var, stad boş biletler elinde falan kalırsa bi’tanesini verebilir misin bu paraya ?
- Nediyorsun oğlum sen ? Git güldürme beni…
- Abi yanında durayım, maç başladıktan sonrada alırım nasıl olsa elinde kalır bi’ tane..
- Yok, yok bizde hiç bilet kalmaz. Ulan bu parayla maça mı gelinir ?
- Durumlar böyle olunca, köpek gibi gelirsin, neyse hadi sağol..
Karaborsacılar stad etrafında cirit atarken, bende dışarıda içeri girmenin yollarını arıyordum. Birkaç lirayla evden çıkıp, belki girerim umuduyla dolaşıyordum. Cebimde eve dönüş parasını ayırıp, o 7.65 kuruşla belki satan olur diye düşünüyordum.
Ne komik değil mi ?
Karaborsacılara demediğini bırakmayan ‘ben’, bu sefer onlardan bilet için ocaklarına düşmüştüm.
Ama artık hakikaten onlarada kızamıyorum, içimizdeki ikinci kişilik burada da ortaya çıkıyor artık.
Suç onlarda değil, sattıran poliste ve yönetimde.
Hani forma, polar, atkıları korsan satıyorlar diye kimimizin anasına avradına sövdüğü adamlar varya… Artık onlara da kızamıyorum. İçimizdeki Polyanna ruhu her bi’şeye artık güzel tarafıyla baktırıyor.
Adamların ekmeğine, kazanç kapılarına laf atıyoruz. Yahu neden birde diğer taraftan bakmıyoruz. Hani üç kardeşiz ya, bunlara birde baba ekle. Evlatlarını mutlu etmek için elinden geleni yapan babayı…
Herkes istemez mi stad siyah-beyaz formalarla dolu olsun, herkesin boynunda atkı olsun…
Peki o baba o üç çocuğunada alabilecek miydi orijinal formayı ? Kaçımız düşündü bunu ?
O ekmek parasını kazanan adamdan aldığı formalarla hem satıcıyı, hem çocuklarını, hemde kendini mutlu etti. Bu adam birde aile geçindirmek zorunda değil mi ?
Suç satıcıda, alan babada, sevinen çocuklarda mı ? Suç Kartal Yuvasındaki fiyatlarını biçenlerde !
Ah ulan Polyanna, sen ne içim bir şeysin ?
Hani Halkın Takımı Beşiktaş diyoruz ya, sizce hakikaten devam ediyor mu ?
Beşiktaş gerçekten halk mı, halk gerçekten Beşiktaş’mı ?
Polyanna dürtüyor sorarken, yanlış soruyorsun/konuşuyorsun diye…
“Sizi bu duruma düşürenler futbolu, taraftarı büyük bir banka kasası gören başkanlarınızdır…” diyor (!)
Futbolculara Hak ettiği paranın onlarca katını verip, ondan futbol adına bir şey beklemek gülünç değil mi ?
Kaçı şuan “ben Beşiktaş aşkına oynarım” der ?
Biri çıkıp diyemez, onlar artık bizim büyüklerimizin anlattığı o ‘eskiler’de kaldı (!)
Polyanna bundan şikayet etsede, çubukluyu giyiyorlar diyor sonuçta…
Anlaşıldı Beşiktaş’ı sevmek artık zor iş…
Ulan Polyanna seni bir gün vuracağım, vallahi vuracağım bak !
Gör bak nasıl vuracağım öldüreceğim seni. Çünkü Beşiktaş’ı sevmek için sana gerek kalmayacak (!)
Gülüyosun dimi…
Doğru sende haklısın… Sen daha çok uzun seneler yaşarsın. Torunumun torununa kadar gidersin bu gidişle. Böyle giderse sen sakın ola Beşiktaş’ı bırakma, peşinden devam et !
Devam et ki, Beşiktaş’ı seven bu yürekler hiçbir engel tanımadan sevdalarına devam edebilsinler…
Ama seni vurmak hakikaten istiyorum (!)
Fakat şu zamanlar senin olmaman tribünlerin boş kalması demek…
Fakat,
İyi ki varsın POLYANNA !
Saygılarımla…
Bu endüstriyelleşen futbolda, her bir taraftarın içindeki ‘sevda’ ilelebet devam etsin… Etsin ki, bazı şeyleri değiştirmek için gereken ‘yürek’ler var olsun….
Belki de, bu yazıyı zamansız bulacaksınız ama bence tam tersi. Sezonun biteceği şu günlerde ürünlerde indirim ve yeni sezonda başka fiyatlandırmalarla bizlere sunulmalı. Lisanslı ürün diyorsan, bazı şeylerin altına da elini koyman gerekiyor...
-FORZA-