PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ali Gültiken...


Namik Kartaloglu
14-03-2009, 01:43
"Beşiktaş'ta konjonktür şampiyonluğa uygun"
Siyah-Beyazlı kulüp içerisinde geçtiğimiz dönem yaşanan görevden alınma vakası sonrasında başlayan telefon trafiğinde geçen zamanın ardından Ali Gültiken ile Plaza Otel'in kafesinde görüştüğümüzde 'Şükür kavuşturana!' sözüm üzerine yüzündü kocaman bir gülümseme beliriyor...

Bir dönem Türk Futbolu'na 'Metin-Ali-Feyyaz' üçlemesi içinde her futbolcuya nasip olmayacak bir sevginin tam göbeğinde oturuyor Ali Gültiken...
Beşiktaş’ın unutulmaz forvetlerinden. Metin Tekin ve Feyyaz Uçar ile oluşturdukları ileri üçlü pek çok başarı kazanırken, isimlerine yapılan özel tezahüratlar halen hafızalardadır.
Futbola Bakırköy Yücespor Kulübü'nde başlayan Ali Gültiken çok geçmeden Beşiktaş Genç Takımı'na gelir.
1984/1985 sezonunda ise A Takım'a yükselmiştir.
İlk yıllarında sağbek mevkiinde oynamasına rağmen, çok geçmeden İngiliz teknik direktör Gordon Milne, çalışkanlığına da güvenerek onu santrfor mevkine yerleştirir.
Siyah-Beyaz formayla oynadığı 262 lig maçında 91 gol ile fileleri havalandırır.
1987/1988 sezonunda ise 38 maçta 30 golle en yüksek performansını gösterirken, gol krallığında Tanju Çolak'ın ardından hemen ikinci sıradaki yerini almıştır bile. Aynı yıl Avrupa Gol Krallığı'nda ise altıncı sıradadır.
Beşiktaş'ın namağlup şampiyonluk kürsüsüne çıktığı 1991-1992 sezonununda oynanan en kritik maç olan 9 Mayıs 1992 günü İnönü Stadı'ndaki Galatasaray maçında takımı adına bir gol attıktan sonra yaşadığı ağır sakatlık Ali Gültiken için sonun başlangıcı olur.
Futboldan uzun bir süre uzak kalır.
Bu ciddi sakatlığın etkisinden tam olarak kurtulamayan Ali Gültiken, bir süre daha futbol oynasa da, eski formunu bir türlü yakalayamayacaktır.
Beşiktaş forması altında 5 Türkiye Ligi Şampiyonluğu, 3 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı, 1 Başbakanlık ve 5 TSYD Kupası şampiyonlukları yaşayacaktır.

38 kez Türk Milli Futbol Takımı formasını giyen Ali Gültiken futbola vedasının ardından erkek giyim sektöründe kendi ismiyle kurduğu firma ile erkeklerin şıklığında ciddi bir marka haline gelmiştir.
Ticarete bırakan Gültiken, bir dönem Erzurumspor'da çalışır, ardından ise Rasim Kara'nın yardımısı olarak Yozgatspor'da görev yapar.
Aralıklı zamanlarda da olsa televizyon programlarında spor yorumcusu olarak rastlarız Ali Gültiken'e.
Çok geçmeden ise Mustafa Denizli'nin yardımcısı olarak Vestel Manisa'da görev alır.
Mustafa Denizli'nin İran takımı Pas'a geçmesi ile Ali Gültiken de İran'a gider.

“BEŞİKTAŞ BU SEZON HEDEFİ YAKALAR”

Talihin bir cilvesi olsa gerek ki, şimdi sohbetimize başlarken, Mustafa Denizli Beşiktaş'ın hocası olarak karşımızdadır.
Sohbetimize Beşiktaş ile başlamak istiyorum ve takımın kısa bir yorumunu istiyorum Ali Gültiken'den...
“Şu an itibariyle iyi bir kadro yapısına sahip. Hedefi yakalayabilecek bir takım görüntüsü içinde. Ama lig maratonunda inişler çıkışlar olacaktır. Önemli olan bu dönemler içerisinde ne kadar çabuk yukarıya çıkabildiğinizdir. İnşallah başarılı olacaklar diye düşünüyorum.”

- Bu son yaşanan değişiklik sizi şaşırttı mı?
“Şaşırtmadı. Çünkü, bu işin içerisinde yaşayan ve bire bir içerisinde olan bir kişi olarak bunu bekliyordum. Başka dönemlerde de olabilirdi.”

- 8-0 Liverpoll mağlubiyetinin ardından dahi bu karar alınmadı, bu dönemde biraz manidar mı oldu?..
“O dönem içerisinde olmazdı. Bu sezon itibariyle yönetim daha doğrusu başkan tarafından böyle bir karar alınacak diye bir his bende oluşmuştu.”

- Aportta beklenen bir durumu sezinlediniz yani...
“Evet... İçeride bir rahatsızlık vardı.”

“MUHASEBELERİN GÖRÜLECEĞİ ZAMANLAR DA ÖNEMLİDİR”

- Siz ve sizin ardınızdan Sinan Engin de şu an görevde değil. Ertuğrul Sağlam da yine kulübün içinden yetişen bir isim. Farklı noktalardansınız... Hepiniz Siyah-Beyaz simgelersiniz, ama şu an hiç biriniz kulüp de değilsiniz...
“Her olayı kendi içerisinde değerlendirmek lazım. Futbolda ben ile onlar arasında karar alınmasında şu fark olabilir: Futbolda sonuçları değerlendirirsiniz. Bunların bir muhasebesi vardır. Muhasebelerin de görüleceği zamanlar vardır. Benimle ilgili yanlışlık ise sezon bitmiş, birtakım hedefler yakalanmış. Başarı elde edilmiş. Yeni sezonla ilgili planlama yapmışsınız, sezona girmişsiniz. Bundan sonra yapılan tavırdı yanlış olan. Profesyonel yaşam içerisinde insanlar gelir, insanlar gider. Bunlar son derece normal. Zaten büyük reaksiyonlarda hep o dönem içerisinde geldi.”

(Beşiktaş Kulübü çerçevesinde yaşanan o hareketli günlerde yolunu Siyah-Beyaz renklerden ayıran Ali Gültiken'in o sıralar tüm ısrarlarıma rağmen konuşmamayı tercih etmesini hatırlatıyorum.)

- Siz o dönem daima sessiz kalmayı yeğlediniz...
“Doğrusu buydu. Ben yaptığım işlerin sonuçlarının iyi olacağını düşünüyordum ve biliyordum. Sonuçlarını hep beraber gördük ve yaşadık.”

“BAŞKANIN İRADESİNE TAKILDIK”

- Teşbihte hata olmaz ama, bu noktada 'Taş yerinde ağırdır' demek tüm olayı özetliyor sanıyorum. Menajerlik kurumunun oturması için sizin de ciddi çabalarınız oldu. Fakat olmadı, yolunda gitmeyen neydi?
“Yolunda gitmemek demeyelim. Bu bir irade meselesidir. Menajerlik müessesinin kulübün yönetimi ve başkan koyar. Onun çizgilerini de onlar çizer. Siz gelirken de o çizgilerle ilgili birtakım taleplerde bulunursunuz, çalışma alanlarınızla ilgili... Beşiktaş'tan önce Türkiye'de genel bir menajer sistemiyle ilgili doğru bir tanım yok. Menajer ne yapar? Bizim bulunduğumuz dönem içerisinde Futbol Şube Sorumluluğu ve takımı yönetmekle ilgili bir sorumluluktu, bunu genişletmek için de çeşitli hamleler için mücadelemiz oldu. Bu sizin yetkiniz olmadığı için yine dönüyorsunuz yönetime. Ve başkanın iradesine takılıyorsunuz. Bizim gidebildiğimiz yere kadar ben gitmeye çalıştım.”

- Dünyada uygulanan menajerlik sistemi Türkiye'ye büyük mü geliyor?.. 'Kulübü yöneten ben isem, her kararı ben veririm' görüşü halen hakim... Sizce?..
“Türkiye'deki kulüplerin yapılarından, geniş yönetim kurullarından kaynaklanıyor. Ama ciddi bir mesafe kaydettik. Bunu söyleyebiliriz. Zamanla daha da gelişecek. Bunun kaçarı yok!..”

“NE KADAR BÜYÜK İŞADAMI OLSANIZ DA FUTBOLUN KENDİ DİNAMİKLERİ VARDIR!..”

- Bu öyle bir güç ki, paylaşılmasına dahi tahammül edelemiyor!..
“Elbette bir göreve talip olan insanlar bir mücadelenin ardından sorumluluk alıyorlar. Onların durduğu noktadan bakıldığında görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyor. Ama bir müddet sonra, iş donanıma gelip dayınıyor. Çünkü, siz ne kedar büyük işadamı, sanayici, ticaret erbabı olursanız olun futbolun kendi dinamikleri var... Her işte olduğu gibi futbolun kendi birikimleri var. Ben nasıl bugün tek başıma 'Ben şu holdingin genel başkanı olucağım, tüm ticaret bağlantılarını, otomotiv sektörünü yönetebilirim' deme lüksüm var mı? Yok... Ama futbolda bu lüks var!.”

- Teknik adam aynı zamanda menajer olarak sizi tanıyoruz. Kendinize bundan sonrası için çizdiğiniz yol nedir?
“Teknik adam olarak yola devam etmek istiyorum.”

- Artık kulüp menajerliği çizginiz içinde yer alıyor mu?
“Elbette. Bundan sonra futbolun içinde teknik direktör olarak yer almak istiyorum. Menajerliği artık sadece Beşiktaş ve Milli Takım'da düşünürüm.”

"NİYETİM BAŞKA OLSA, SUSMAZDIM"

Kulüple arasında geçen tatsızlıklara rağmen 'kızgın' ibaresinin olmaması dikkatimi çekiyor Ali Gültiken'de...
Ama 'kırgın' olduğu her halinden belli...
Beşiktaş sevgisinin önüne hiç bir şeyin geçmesine izin vermemiş.
Camiaya sıkınıt getirecek hiç bir davranışın içinde olmayacağını da anlamam mümkün.

Bakın bir özcümle her şeyi açıklıyor: “Hayatımız sürdüğü müddetçe Beşiktaş bizimle birlikte hep var olacak. Bugün olmazsa yarın, olur, öbür gün olur...”

Bu güne kadar ısrarla randevu talep etmeme rağmen, geçen aylar sonrası buluşmamızda bu soruyu sormadan edemeyeceğim...

- 'Neden bu kadar sustunuz?..'
“Camia içinde pek çok kişi ve olayla ilgili bilgiye sahibim. Konuşabilirim. Fakat bunları dile getirmek ne bana, ne de kulübüme bir şey kazandırmayacaktır. Bu zamana kadar bu tür oluşumların içinde yer almadım, almam da... Böyle bir niyetim olsaydı. görevden aldıktan sonra bugüne dek susmayı tercih etmezdim. O zamanlarda konuşabilirdim ama söyleyeceğim sözler o vakit kulübe sıkıntı verebilirdi.”

Beşiktaş taraftarı olsun olmasın tüm sporseverlerin gösterdiğ reaksiyonları gördüğünde ise rahat bir nefes aldığını bir kez daha tahmin ediyorum Ali Gültiken'in...

“BEŞİKTAŞ'TA KONJEKTÜR ŞAMPİYONLUĞA UYGUN”

- Acaba şampiyon adayınız kim?..
“Elbette Beşiktaş!..”

- Bu gönlünüzün mü, yoksa mantığınızın sesi mi?!
“Hislerim var ama bu tamamen mantığımın söylediğidir. Çünkü, Beşiktaş'ın bu yılki konjonktürü şampiyonluğa uygun... Kadro zenginliği de var. Genel sıkıntı kamuoyu kırgınlıkları ve futbol dışındaki tartışmalardır.”

Geçtiğimiz yaz aylarında tüm dünyanın futbola odaklandığı bir dönemde adeta yarattığı mücizelerle tüm dünyanın gözbebeği haline gelen Milli Takımımızı soruyorum Gültiken'e:

- Bunları yaşayabileceğimiz aklına gelir miydi?..
“Millilerin, ülke insanına bu güzellikleri yaşatacağına yüzde yüz emindim. Ciddi bir futbol ülkesi olduk. 30-40 kişilik üst düzey seviyede oyuncumuz var. Yurt dışında dünya futbolseverlerinin takip ettiği oyunculara sahibiz. Türkiye'nin sermayesi oldular. Başarı benim için hiç şaşılası bir durum olmadı. İnanmıştım. Çünkü biliyorum ki, şans deneyenin yanındadır!..”

“BELÇİKA'YI İKİNCİLİKTE YANIMIZA ALDIK”

- Fatih Terim'in hedef çıtasını yükselterek, 'Dünya Kupası Şampiyonluğu'nu nasıl değerlendiriyorsunuz?..
“Fatih Hoca bu sözleri bilerek söyledi. Bunun benzerlerini başarabilmiş bir ülkeyiz. Gruplardan çıktığımız takdirde önemli sonuçlara imza atacağımıza inanıyorum. Son sonuçlarla ikincilik için yanımıza Belçika'yı aldık. Grupları geçtiğimiz taktirde şanslı eşleşmeler çok önemli. EURO 2008'de Avrupa takımlarını yenebileceğimiz herkese gösterdik.”

- Milli Takımın yakaladığı ivme kulüp takımlarına henüz aksetmedi. Sizce bunun nedeni nedir?..
“Kulüplerin aşması gereken sıkıntılar var. Kulüp takımlarımızın Milli Takımın yakaladığı seviyeye henüz ulaşamadı. Bunun ölçeği lig kalitesidir. Bakın İngiltere ligine... 4 takımını finale çıkardı. Finali yine 2 İngiliz takımı oynadı. Lig temposu Avrupa arenasında önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Avrupadaki başarının temelinde lig kalitesini yukarı taşımak gelmektedir.”

Ali Gültiken ne kadar kırgın olsa da gönlünden geçenlerin ayak izlerini satır aralarından ziyadesiyle anlayabiliyorum.
Belki bir nebze kırgın, ama asla ve kat-a kızgın değil.
Bir ömrün adanmışlığı var: O isim Beşiktaş.
Bir yere taşımışlık var: O isim Beşiktaş.
En önemlisi, gönül vermişlik var: O isim Beşiktaş...
Hadi gel de böylesine sevdiğin renklere kızgın ol!..
Nasıl?..
Sizce de mümkün olması imkansız değil mi?..
O halde gönülde bir umut var...
Ki... O da, bu kırgınlığın tamir edileceği gün elbet gelecektir...

Röportaj: Saadet ÖZCAN

Ertan Eylem
14-03-2009, 20:38
Gülün solmasın Ali dikenlerin Başkana...

Birol Erkul
16-03-2009, 10:20
zaten kulübe kırgın yada kızgın olamaz kimse...hataları yapanlar kişilerdir...beceriksiz kişiler....son söz YILDIRIM DEMİRÖREN YETERRRRRRR......İSTİFA.....DEFOL GİT....DAHA NE KDR AÇIK KONUSAYIM....