PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Atilla Gökçe ağzındaki baklayı çıkarıyor; nihayet.


Hakan Kirezci
15-04-2009, 12:30
ARENANIN AKTÖRLERİ (Atilla Gökçe)

Ali Sami Yen Stadı’nda yaşadığımız ya da tanık olduğumuz görüntüler, çok mu şaşırttı ? Hayır... Bence beklenen bir şeydi. Biraz ayar kaçtı, biraz havası kaçtı ve futbolsuz derbi tam da beklendiği gibi kin ve nefretle dolup taşarak herkese öfke saçtı! Bu öfkeden hepimiz nasiplendik. Bazılarımız utanmıştır, olabilir. Utanmak, artık eskiyen değerler hükmünde olduğu ve pek de endüstriyel bir değer taşımadığı için, geçiniz...

Pazar günü sergilenen tablo, temeli yıllar önce atılmış bir yozlaşmanın ürünüdür. Bu ürün paketlenip hazırlanmış, içine iktidar savaşı, eyyamcılık, yalakalık, yalancılık, bol bol ego sosu konarak, görgüsüzlük, yüzsüzlük, yalancılık katılarak pazarlanmıştır. Marka değeri diyerek medyaya yüklenenler de gözlerimizin içine bakarak marka değerini yerle bir edecek her türlü haltı işlemekte hiçbir sakınca görmemişlerdir.

Fenerbahçe’nin Şükrü Saracoğlu gibi onurlu bir devlet adamının, eski bir başbakan/başkanın adını taşıyan stadına “Fenerbahçe Arena” adını daha münasip (!) görerek önerenler, bu yeni kavga ve çatışma kültürünün aktörleridir. Kendi anlayışlarına göre doğru ve tutarlıdırlar. Rakibi yok sayan, rakiple alay eden, kendi tarihine ve ortak kültüre hiç saygı duymayanların Avrupa’daki Arena’lara değil, eski Roma’da gladyatör kanıyla sulanan arenalara özendikleri de açıktır.
Futbol, işçi sınıfının, zengin fakir ayrımı yapılmaksızın çok basit malzeme ve kurallarla oynanan masum bir oyunu olmaktan çıkmıştır artık...Televizyon yayınları, kendi rating ilkelerini (!) de dayatarak, kendi markalarını yaratıp cilalayarak, karşılığında yüz milyonlarca Euro/Dolar ödeyerek, o masum oyunun ruhunu satın almış, giderek kızışan kavga ve çatışma ortamına dönüştürmüştür.

Bebek yüzlü güzel çocuk David Beckham’ın, Manchester United’daki futbol yıldızlığından Madrid-Los Angeles-Milan hattında nasıl bir popstar haline getirildiğini de bir düşünün... Eskiden Beckham’ın yüzde yüz isabetli kanat ortalarına, frikiklerine koşanlar, şimdilerde Victoria’nın düzenlediği reklam anlaşmalarıyla izliyorlar Beckham’ı. 2006 Dünya Kupası yayıncısının da özel kameramanlar kullanarak İngiltere maçlarında Beckham’ın “ıstıraplı bebek” yüzüne odaklanması futbolu artık popüler kültürün en çok sömürülen ve dönüştürülen alanı haline getirmiştir.

Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası’nın yeni formatı, Platini’nin sıkıntıları da kurtaramamaktadır bu oyunu bir TV dizisi olmaktan. Masum oyunun kahramanları da artık TV ekranlarında her maçta hangi etkinlikleri sergileyeceği bilinmeyen aktörlere dönüşmüştür.

Sabri Sarıoğlu’nun arka direğe yaptığı ortalarda en küçük bir gelişme yoktur. Volkan Demirel’in de yan toplardan daha çok öfke ve şiddet içeren davranışları merak edilmektedir. Emre’nin kafa kesme hareketi, Lugano’nun oyunu nefretli bir savaş olarak kabul eden anlayışı, futbol cemaatinin yeni tiryakilikleridir.
Antik çağda tiyatro, “gibi yapmak” tır...

Arena kültürünün televizyon yayınlarıyla desteklenen yeni yıldızları da “futbol oynar gibi yaparak” çatışmakta, savaşmaktadırlar.

Medyanın başlattığı yangın, medyanın sıktığı benzin, verdiği gazla giderek büyümekte, kendi taleplerine uygun yönetici davranışları, kendi standartlarında yazar ve yorumcular da bularak yangını emsalsiz bir reality show haline getirmektedir.

Endüstriyel öncesi dönemde futbolun anıt oyuncuları antrenmana bisikletle gelir-gider, orta sınıfın semtlerinde yaşar, yıllar süren emekleri karşılığında bir küçük ev, eh belki de bir araba edinerek yine orta sınıf yaşarlardı.
Kuşkusuz onlar daha çok seviyorlardı futbolu. Ve yüreklerinde nefret ve kibir gibi duygular, kafalarında şeytani parasal hesaplar asla yer alamazdı.

Bugünküler büyümüş egolarıyla, sınıf değiştirmiş, eğitimsiz ama çok talihli, çok yetenekli endüstriyel yıldızlar olarak özel sitelerde oturuyorlar. En sağlam patronların bile garajına çekemediği jeepler bunların altında. Borsa, yatırım, emlak, tatil, turizm, giyim- kuşam, yeme-içme konusunda her birinin yatırımları ve çok gelişmiş(!) ince zevkleri, çok güzel sevgilileri var.

Ama ne yazık ki sevgi portföyleri o kadar zengin değil.

Bu yeni “aksiyon” dizisi, itiraf edelim hepimizin ilgisini çekiyor... Birlikte yarattığımız kirli oyunu, üstad yönetmenlerin (!) elinde her yıl tazelenen senaryolarıyla hep birlikte tüketiyoruz.

...İtiraf etmenin zamanıdır : Biz futbolu değil, kahramanları seviyoruz.
Gollerini değil, rollerini alkışlıyoruz.

yumurtakafa yılmaz
16-04-2009, 21:14
muhalif olmak artık popüler olmaya başlıyor...

safları belirginleştirmek için geç bile kalındı.

rüzgara karşı durmak aptallık, rüzgardan yararlanmak akıl işidir.

doldurun yelkenlerinizi açılıyoruz...

en uzun yolculuk için tedarikini hazır eylesin.

Namik Kartaloglu
16-04-2009, 21:40
Atilla Gökçe bizim iflah olabilmemiz icin kizil irmak nehrini icmemiz gerekecek galiba, damaklarimiz kurudu anlata anlata. Anlattiklarimiza dar gelince, Muhtar emmimiz ha bire yeniledi Halkin Takimini. Bir de basinizi kaldirip baksaydiniz buraya, biz belki sizin gibi murekkep emmedik ama yazdiklarimiz gercekten dogru seylerdi, safcaydi, temiz duygularlaydi. Bir tek hani o bahsini ettigin "...Medyanın başlattığı yangın, medyanın sıktığı benzin, verdiği gazla giderek büyümekte, kendi taleplerine uygun yönetici davranışları, kendi standartlarında yazar ve yorumcular da bularak yangını emsalsiz bir reality show haline getirmektedir...." dedigin. Kimliksizler, kisiliksizler, onursuzlar bakti bu tarafa o da haber calmak icin o da karalamaya bahane bulmak icin. Ah ah bizi de duymaniz icin degirmenciden sertifika mi alalim saclar orada agarmadi diye?
Atilla Gökce cok guzel yazmissin kalem tutan ellerine saglik ama tren simdi cok uzakta.

Hakan Kirezci
16-04-2009, 21:51
En azından adamın taşma vakti gelmiş Namık, gelmiş de yeter artık deme cesaretini göstermiş. Namuslu adammış yine de.

Eski spor yazarları derneği Başkanıdır Atilla Gökçe. Spor yazarlarının üstadıdır. En azından -geçte olsa- onun ağzından gerçeğin ifşaası belki bazılarına ders olur diyeceğim ama pislikten beslenmeye o kadar alışmış ki spor medyası ekmek teknelerindeki pisliği temizleseler aç kalır bunlar.

Olsun biz söylemeye devam ederiz; dinleyen dinler ya da enkaz bunların üstüne yıkılır, herşey biter.

Ercan Kartal
17-04-2009, 14:48
var olan durumu tahlil etmekten ziyade bir ozelestiri gibi algiladim ben , atilla gokceden baslayip yuregi bir nebze temiz kalan spor yazarlarina kadar ulasmasini diliyorum. bu tip yazarlarin arkasini yaslayacagi taraftar kitlesinin az olmasi bu sekildeki tahlil/ozelestiri yazilarinin gecikmesine neden oluyor. aslinda onlar kadar bizimde cok fazla gorevimiz var yerine getirilmesi gereken

Namik Kartaloglu
17-04-2009, 18:39
Polemik olsun diye yazmiyorum ama yazmasamda cok uzulecegimi biliyorum. Yanlis anlasilmak kimse istemez sanirim. Atilla Gokce de yanlis anlasilmak istemedi Yumurtakafa Yilmaz da yanlis anlamamisti ben de yanlis anlamamistim. Sonrasinda Hakan Abi yanlis anlamamis ama Ercan Kartal sana geldigimizde sen nedense bizi yanlis anlamissin. Biz de görduk adam özelestiri yaptigini. yuregi temiz kalan bir nebze yazarlar GS-FB macinin olaylarini yasadiktan sonra basladilar saz calmaya oysa davetliler Oyun havasina coktan girmistiler daha önce niye sazi calmadilar da dugunun sonunu beklediler? diye soruyoruz. Ve elestiriyoruz, gec kalmis özelestiri kötu mu? tabiki degil. Ama o gec kalmis özelestiri de geciken özelestirinin verildigi sebep gibi kisa sure gecerliligini koruyacak sonrasinda yine ayni tas yine ayni hamam. Geciktirme konusuna gelince kimi geciktirdik? veya kim kimi geciktirdi? yillardir son barikat diyoruz Atilla Gökce Besiktas camiasi icindedir Son Barikat lafini herkesten cok duymustur, son barikati niye analiz etmedi niye okurlarina sunmadi? neden simdiye kadar kulak asmamis? Yine diyorum Burada Halkin Takiminda Yillardir yazildi ve muhtar Yer yoklugundan ha bire Halkin Takimini yenilemek zorunda kaldi. Bir defa olsun kulak kabartsaydilar, bir defa. Taraftar projemiz mi yoktu? Turubunlerde " 10 kuponluk basin bunu da basin" , "bu da size kapak olsun" ve daha neler neler. Nukleersiz Turkiye dedik onu da asi cocuk yine yaramazlik yapti diye espriyle alip yazdilar ve ustune sungeri cektiler. Oysa oturup kara kara dusunmeliydiler biz neyiz diye? iki uc Futbol kulubunun soytarilari olacagimiza akli basinda "gazeteci" (diplomasi olmayan gazetecilerdir tirnak icinde ki gazeteciler) olalim demediler. Ne zaman ki GS-FB sampiyonluktan uzaklasti, ne zaman ki GS ve FB ne CL ne de UEFA(olasi) ya gidemeyecek, ne zaman ki GS, FB Turkiye kupasinda zor durumda( bu yil biri ruyasinda bile göremeyecek, digeri de bu cezalarla zora benziyor) basladi bunlar yanlislari hatirlamaya ve yanlislarindan dolayi özelestiri vermeye.
Yine diyorum cok guzel bir yazi yazmissin Atilla Gökce kalem tutan ellerine saglik ama tren simdi cooook uzakta, ulasamiyacaksiniz.

uzun lafin kisasi gec kalmis bir tahlil yapmis sayin Atilla Gökce.

Orhan Kotan´in bir siirinden bir iki cumle
".. artik namuslu olmak yetmiyor, namusun mihenk tasinda vurusmak gerek."