Orijinalini görmek için tıklayınız : İşte "O An" Anladım ki...
Muhittin Saban
07-03-2007, 13:03
Dün geceki Liverpool-Barcelona maçının bittiği an, işte benim içimde de Türk futbolunun bittiği “O an” dı!
48 bin seyircinin ayağa kalkıp tek bir ağızdan söylercesine haykırdığıo meşhur “Asla Yalnız Yürümeyeceksin” şarkısı İngilizce bilmesem de sözlerini bildiğim için benim tüylerimi diken diken yaptı.
Maçtan sonra ne futbolcularda bir sevinç taşkınlığı ne seyircilerde sınırları aşan yanlış bir hareket vardı. Hatta o muhteşem koroya Barcelona’lı taraftarlar da dayanamayıp eşlik ettiler.
Sizce neden bu kadar yürekten söylüyorlardı? Bence turu geçtikleri için değildi. O seyirci futbolcuların ortaya koydukları mücadeleci futbol için teşekkür ediyorlardı. Hem de 3 gün önce kendi liglerinde Manchester gibi ezeli rakipleri ile yaptıkları ve uzatmada yedikleri gol ile yenilmelerine rağmen. Düşünün 3 gün önce şampiyonluğa giderken kendi evlerinde bir darbe alıyorlar ve 3 gün sonrada hayati bir maça çıkıyorlar. İçlerinde ne kadar inanç ve mücadele duygusu varsa sahaya yansıtıp ezilmeden yenilmelerine rağmen istediklerini alıyorlar.
Böyle bir mücadele ve bu mücadeleyi gösteren futbolcu nasıl sevilmez. Bu kadar harika bir motivasyon ve disiplin sağlayan teknik kadro nasıl takdir görmez ve alkışlanmaz.. Hepsine bu güzellikleri yaşattıkları için teşekkür ediyorum.
Şimdi bize dönüyorum;
Maçın bittiği ve o muhteşem şarkının yankılandığı “O an” Türk futbolunun benim gözümde darbe yediği andır. Biraz ağır olacak ama Türk futbolu Başkanları ile Başında ki ile yöneten Bakan ile Yöneticileri ile Teknik kadrolar ve futbolcuları ile ve bunlara taraftar profillerini de eklersem deyim yerindeyse bataklığın içindedir ve çırpınmaktadır!
Futbolda bana göre kötü gidişin tek sebebi iyi ve doğru yönetilmemektir. Türk Futbolu, en büyük darbeyi de Aziz Yıldırım’ın başkan olduğu dönemlerde yemiştir.Halen de de yemektedir. İlk 3 yıl tesisleşme adına iyi işler yapan bir kişiliği nedense tarifsiz bir hırs basmış ve bu hırs onu kendisinin önderliğinde mensubu olduğu camiayı tüm Türkiye’den izole ederek bir Cumhuriyet oluşturma çabalarına kadar götürmüştür.
Türkiye Aziz Yıldırım ile di,dişirken futbol günden güne erimeye başlamış ve kaçınılmaz bir çöküntü içinde erezyona maruz kalmıştır. Baştakiler pozitif düşüncelere ve gelişmelere kafa yoracakken kişisel çekişmeler ve kamuoyu önünde baş gösteren reklam çabaları futbolun içine etmiştir!
Bütün başkanlar dahildir bu şablonun içine. BU modele hizmet eden başkanlar ve bunlara şakşakçılık eden basiretsiz yöneticiler bir adım öteye götürememişlerdir Türk futbolunu.
Hakikaten futbolumuz kısır bir döngü içerisinde bir oraya bir buraya savrularak sonu(na) koşar adım ilerlerken dün gece işte “O an” düşündüm de; “Meğerse Türkiye’de futbol bitmiş okeye dönüyormuş” Ama sahte okeye..!
Beni bir Beşiktaş taraftarı olarak ümitlendiren tek dinamik ise; Beşiktaş taraftarının sıradışı ve asi düşünce yapısı ve bu yapının sağlamlığı ile bu çürümüş sistem karşısında yıkılamaz bir “ Son Barikat” olarak ayakta dimdik durmasıdır..Tıpkı Liverpool’un o muhteşem taraftarı gibi;
“Hayallerin sarsılsa da alt üst olsa da,
Asla Ama Asla Yalnız Yürümeyeceksin................”
.
Özer Özçetin
07-03-2007, 13:16
Evet güzeldi ama,formada bira reklamı,kulübün sahibinin artık bir patron olması,bende kırıklıklar yarattı ve UNİCEF reklamı taşıyan bir takımı daha gönülden destekledim.Hep sermaye kaybetsin endüstriyel futbol dedikleri olgu yara alsın diye bekledim.
İnsanların sevdaları aidiyet duyguları bağlılıkları bir yere kadar kullanılabilir,Liverpol taraftarı aslında sevdalarına sahip olamamanın verdiği acıyl maça asıldıkça asıldı,bu işin bir yönü.
Diğer yönü de futbol dünyasının Türkiye ayağının temiz olmaması,buna canı yürekten katılıyorum,kulüplerine hizmet ettiklerini lanse edip verdikleri paraları senetlerini alarak garantiye alan ama o paraları çarçur ederken kulüplerine hiç bir garanti vermeyen başkan ve yönetim portreleri izliyoruz.Yarattıkları yalan rüzgarından asla bir başarı belgeseli yaratamıyorlar.Görev aldıkları kulüpler sadece onların tanıtım mekanları oluyor,kirli ilişkiler manzumesi yayınlıyorlar düşmanlık tohumları ekiyorlar,levent kızıl gibi adamcıkları tetikçi olarak kullanıyorlar,meriç tunca gibi zavallıları kalemşör yapıyorlar.
Fikret Arul
07-03-2007, 17:23
Bence türk Futbolu zaten bitmiştir.. İnsanların çırpınışları artık kartlaşmış Pislikler üzerine Dökülen yeni kirleri üflemekten öteye gitmemektedir, ki Futbolun Kirlenmek güzeldir Sloganını benimsemiş yöneticileri işlerine gelmediği için engel Üzerine engel koyarak Her geçen gün futbolun gerilere gidişini hızlandırmaktadır..
Bize Dönecek olursak, Bahsedilen Taraftar Grubunun Elinden, Mağlup olduğumuz dakikalarda Haykırırcasına bağırarak aldığımız desible rekorumuz, UEFA'dan, 2-0 gerideyken takıma verdğimiz muhteşem destek ve Sportmenlik anlayışımıza dair teşekkürümüz var..
Daha saymakla bitmez.. Seyirci değiliz, skora bakmayız..
Yokuş Aşağı yuvarlanan Bu durumu, Düzlüğe en azından tribün bazında çıkarabilecek Tek yer Beşiktaş Tribünüdür..
Her Türlü Zorluk ile savaşan tek yer orasıdır çünkü..
Gürhan Oğuz
07-03-2007, 18:19
bizler hayallerin değil yaşananların taraftarıyız
bizi uyutmaya çalışanlara karşı her zaman uykudayken bile bir gözümüz açık durmaktayız
dedik ya bizim bir barikatımız var onu savunuyoruz .
koyulan her aş bir alttakinin omuzlrinda dahada sağlam olmak zorunda
zira yarınlarımız adına atılan bu temeller gelecekteki beşiktaş duruşunu belirleyecektir.
dünyada sporun artık bir spor olmaktan çokıp bire sektöre dönüşmesine hizmet eden anlayışlar federasyon kapısında ayrılmaz oldular..
akıttıkları paraların geri dönüşü olmadı.
anadoludaki kulüpler istemeden endüstriyel spora karşı üç korner bir penaltı diye direnirken elbette üsttekilerinde istemeden yollarına taş koyuyorlar
buda baba kulüp yöneticilerinin işine gelmiyor gelmeyecekte
ya direne direne kazanacağız. yada direne direne yaşasın
üç korner bi rpenaltı
Muhittin Saban
07-03-2007, 19:09
İnsanların sevdaları aidiyet duyguları bağlılıkları bir yere kadar kullanılabilir,Liverpol taraftarı aslında sevdalarına sahip olamamanın verdiği acıyl maça asıldıkça asıldı,bu işin bir yönü.
.
Özer bey ve diğer arkadaşlar,
Liverpool kulübünün yönetim ve idari yapısında nasıl bir sistem işliyor ki bu satış işlemi topyekün onay alıyor. Çünkü satış süreci boyunca herhangi bir karşıtlığa dair isyan, şiddet ya da gösteri tarzında Ada'dan hiç bir ajansa haber düşmedi.. Ya da ben görmedim.Bu konu hakkında bilgisi olan var mı?
Özer bey yukarıda ki cümlenizin ilk virgülüne kadar olan kısmında haklısınız. Ancak virgülden sonraki kısmı biraz beni düşündürdü. Çünkü o farklılığı yıllardır yansıtan bir taraftar topluluğu bu kadar kolay teslim olabilirmiydi? Yani acısız bir operasyon mu yaşadılar. Bana tuhaf gelen hatta dikkatimi çeken taraftarın bu satış ile hiç ilgilenmediği oralı olmadığı yönündedir. Deyim yerindeyse "Gıkları çıkmamış" sanki.
Hissettiğim kadarı ile onların tek odaklandığı nokta Liverpool formasını sahada taşıyan o ayakların nasıl mücadele ettiği, hırsları takımları adına ne verdikleriydi.
Acaba taraftarların bu satışa olan umursamazlıkları ve sadece o renklere olan sevdalarını hiç yitirmeksizin haykırmalarının sebebi "İyi yöneticilerle iyi yönetilme" rahatlığından olabilir mi?
.
Özer Özçetin
07-03-2007, 19:30
Hocam ben bunu kabul etmiyorum,hangi iyi yönetme,Liverpol yıllarca Ada futbolunun en sağlam takımı oldu,şampiyonluklarla süsledi müzesini,İstanbuldaki 3-3 lük maç unutulurmu,o zaman o patronlar varmıydı,Chelsayıda yakında göreceğiz 3-5 yıllık yükseliş bunlar ama çöküşleri korkunç olacaktır,Liverpolun muhteşem taraftarı geçmiş günleri mutlaka mumla arayacaktır,onların omuzunda Şampiyonlar şampiyonu apoleti var,patronsuz başardılar bunu,patronla belki 2-3 yıl bir yükseliş daha yaşarlar ama ben asla daim olacağına inanmıyorum.
Kulüpler demokratik yapıya geçmedikçe üye sayıları sevenlerinin sayısına yakın olamadıkça,aşkı sevdayı korumak çok zor olacaktır.Bugün kulüpleri yöneten zihniyetler görev süreleri içinde yaldızlı görüntülerle günü kurtarma adına bazı şeyler yapabilir,aslında attıkları her adım gelecek adına felaketin taşlarını döşemektedir.Ha şunu anlarım taraftar Liverpol gibi susar sessiz kalırsa amenna,o zaman herkes layık olduğu gibi yönetiliyor demektir.
Ama acılarını kısmen son yıllard yaşıyoruz kendi adımıza,gelecek günlerde üzüldüğümüz bu anları bile arayacağız.
K
Muhittin Saban
07-03-2007, 20:03
Özer bey,
Sanırım yanlış anlaşıldım. Şunu bilmenizi isterim ki ben de en az sizin kadar futbolun sanayileşmesinden ve "endüstriyel futbol" teriminden nefret ediyorum. Hatta bu konu ile ilgili sıkıntımı da bu forumda"Bir Endüstriyel Futbol Hikayesi" başlıklı yazımda dile getirdim.
Onun içindir ki ben de zaten bu tuhaf rahatlıklarının sebebini merak ederek bir soru yöneltmiştim. Hadi Chelsea ya da bir başka Avrupa kulübü için aynı hayreti sergilemezdim. Ama Liverpool taraftarının aşırı derecede sessiz kalması tuhafıma gitmişti benim. Çok özel bir merak diyebilirsiniz ama ben bu kolay ve sesiz teslimiyetin arkasında ne var onu merak ediyorum.
Chelsea konusunda hem fikiriz. Ayrıca siz daha uzun bir zaman süre tanımışsınız ben o kadar bile tanımıyorum onlara. Hatta yine geçen bir örnek vermiştim, yetiştirdiği futbolcuları satılık ayak gören bir zamanların Ajax'ı şimdilerde nerede diye?
Bu arada Özer bey, Çözüm için proje konumuz ne oldu? Var mı bir gelişme?
.
Özer Özçetin
07-03-2007, 21:42
Proje masada,haber bekliyoruz kulüpler demokratikleşmeden ve özkaynağa dönmekten imtina ederlerse kendi bilecekleri iş diyeceğiz,patent sahibi arkadaş sürekli işin peşinde olan GSM operatörüne teslim olacak sonunda.
Bu arada basında önümüzdeki hafta konuyla ilgili yayınlar başlayacak,biz önce Beşiktaş adım atsın istedik,önümüzdeki yönetim toplantısına kadar Beşiktaşımızdan haber bekliyeceğiz.
Aslında proje Liverpol Chelsa gibi gidişatların önüne set çekecek tek barikat ama anlayana veya anlayıpta imparatorluklarının sarsılmasını istemeyen bazı imtiyazlı kişilerin dikkatine.
Ne diyelim,bu arada sizin beni benim sizi anladığım aşikar,ben biraz da konuyu açalım okuyacak ilgilenecek arkadaşlar da dikkat kesilsin istedim.
İskender Kalafat
08-03-2007, 00:40
liverpool taraftarı (nam-ı diğer the kop) kulübün satışından sonra kulüp binasına yürümüş, binanın önüne bozuk paralar atmış, amerikalılara satacağınıza biz satın alsaydık demişlerdir. sessiz kalma gibi bir durum sözkonusu değildir.
Vedat Hamzacelebioglu
08-03-2007, 01:18
Sistem bu!
Peki ya Beşiktaş? Şu ana kadar ilgilenen oldu mu,olduysa kimler ilgilendi? Bu konuda bir bilgimiz var mı? Haberimiz olacak mı? Ya da Beşiktaş'ın satılmayacağını kim garanti edebilir?
Ama şunu söyleyebilirim; üye sayısı arttıkça, satış işlemini kolay kolay yapamazsınız.Çünkü; deyim yerindeyse sadece para babası veya 3-5 kişi kulüp üzerinde söz sahibi değildir.Sıkar biraz.
Ancak,önce tüzük değişikliği yapılmalı.Özellikle de tüzük maddesinin bir tanesi "kulüp, hiç bir şekilde satılamaz" olmalı.
Göreyim ben ondan sonra emperyalist düzeni!
Özgür Ergün
08-03-2007, 01:27
tüm tartışmalarda taraf oalcağım kısa bir süre sonra ama;
Aklım yüreğim hep CNT-FAI, Barcelonadan yana olacak.. öyle ya da böyle göğüs reklamını bile uniceften yana kullandılar ya daha ne olsun...!
Özgür Kartal
08-03-2007, 01:41
unicef münicef derken yavaş yavaş reklam alacaklar milleti hazırlıyolar işte
Erkan Özberk
08-03-2007, 09:27
Özer Abi Liverpool taraftarına niye kızıyorsun.Onlar takımlarına halen bağlıysa bu onların bu satışı onayladığının bir göstergesi olarak kabul edilmemeli. Salı akşamı gördük ki takımı sonuna kadar destekleyen yine onlardı.
Ertan Eylem
14-03-2007, 17:43
Sevgili Muhittin Bu coşkuyu yaşayan ve yaşatan tek takım taraftarı olduğumuz için değilmiki bu kadar üzerimize gelinmesi.Endüstriyel futbol imparatorlarına kafa tutmamız değil mi onları öfkeden çıldırtan(ya da kudurtan)
"Halkın Takımı da neymiş Endüstriyel Futbol İmparatorları nın takımı olsana be kardeşim.Sen in ne alakan var küresel ısınmayla, barışla şunla bunla sen top una baksana" diyorlar.Diyorlarda mahallenin asi , haylaz ve yaramaz çocuğu laf dinler mi hiç!!!
Gürhan Oğuz
14-03-2007, 18:21
gün gelecek, sokaklar endüstriyel futbolu yenecektir
Namik Kartaloglu
14-03-2007, 21:55
unicef münicef derken yavaş yavaş reklam alacaklar milleti hazırlıyolar işte
Unicef municef olayi degil olay Özgur can bilmem biliyormusun o gögus reklamini almislar bir de ustune yilda 9 milyon Euro para veriyorlar unicef municefe! Gelde o takimin önunde sapka cikarip belini bukme!
Özer Özçetin
14-03-2007, 22:13
Sadece yüreğine sağlık desem az mı dersin Namık Hocam
Serenat Tutaklı
14-03-2007, 23:11
Namık abi konuyu dağıtmak istemem ama bu Barcelona örneği bence tam uymuyor.Sen de diyorsun ya üstüne 9 milyon verdiler.İşte bunu verebilme güçleri var.Reklam almayı savunduğumdan değil asla ama örnek de Barça yani.Zaten ihtiyacı yok forma da sponsora.Yanlış hatırlamıyorsam Bilbao'da da formasında reklam yok.O daha sempatik geliyor bana ve daha inandırıcı.
Muhittin Saban
15-03-2007, 00:39
Aslında tam manası ile düşününce formaya reklam koymanın çok üzücü bir gerçek olduğunu daha fazla hissetmeye başladım. Nasıl ki özel arabımıza reklam koymak tuhaf ve satılmışlık hissi veriyorsa Beşiktaş gibi her zaman öteki olmuş bir kulübün de formasında reklam taşıması aynı duyguyu veriyor.
Düşünsenize nereye gitseniz formanın üstünde sizinle geliyor ve gözüküyor.Kimbilir o reklamı yapılan kuruluş işcisine hakkını veriyor mu? Ya da bayiliklerinden biri Atatürk'ün Cumhuriyeti için bir tehdit unsuru olmuş birinin cebini mi besliyor.
Aklıma geldi de medyada bir haberden;
"Türkiye Öğrenci Meclisi'nde 81 ili temsil edecek öğrenciler arasında 6 imam hatipli bulunuyor. Meclis'teki oturumu da Devrek İmam Hatip Lisesi'nden 20 yaşındaki Muhammet Döngel yönetecek" miş...
Nerden nereye gelmişim ben de, sorsalar alt tarafı forma!
.
vBulletin v3.6.5, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.