PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Endüstriyel Futbol Biri Açıklasın Lütfen


Demir Han
22-07-2009, 15:46
Merhaba Dostlar
Bunca zamandır foruma üyeyim kafam hala karışık zaman zaman yaşanan ve yaşadığım gelgitler...artık buna bir dur demeli...

Endüstriyel futbola karşıyız..evet olayın sadece kazanma ve para üzerine kurulması ve kulübü tabir-i caiz ise satmaya varan noktalara gelebilecek bir hadise..belki bu bile eksik.. ama tamamlayalım lütfen.

Diyoruz ki başarılı olalım..peki nasıl ? Piyasada (bakın bu kelime bile endüstriyel) iyi oyuncuları bünyenize katmanız gerekiyor.İyi ama hepsinin bir bedeli var...iyi oyuncu iyi para...Yada kendi yağımız ile kavrulalım haddimizi bilelim alt yapımız ile sadece yerli oyuncular ile ve onlara da makul rakamları vererek yoluna mütevazi olarak devam edelim.Hatta bütçemize göre yabancı birkaç oyuncu alalım.

Ama diyorsak ki Querasma gibi oyuncuları alalım diyorsak...nasıl gelecek bu para.
Bizim istediğimiz biçimde kazanımlar ile nereye kadar erişebiliriz ülkenin durumu kulübün durumu ortada.Kombineler içindeki en masum olanı sadece onla yola devam etsek yukarıdaki gibi oyuncular biraz hayal.O zaman ne yapılacak peki ve o yapılanlar ile nereye kadar gidilir ?

Tamam endüstriyel yozlaşmaya karşı olalım.Ama tabiki reklam olacak...vb leri de ama o kadar sap ile saman karışmış durumdaki nerden gelecek bu para endüstriyel futbola karşı olan arkadaşlar bunu biraz açabilirler mi ?

Ben şahsıma ülkeme bakınca tüm oyuncularımın yerli olmasını belki bir yada iki sağlam yabancı ile paramız yetiyorsa yola devam etmek.Şampiyonluk hiç de önemli değil benim için.Ayran yok iken içmeye... misali olmayalım

Lütfen aydınlatın...nasıl olacak hem endsütriyel olmayacağız hem de Quaresma'yı isteyeceğiz...bu nasıl çelişki

Eren Yıldırım
22-07-2009, 16:31
Bu Soruya Cevap Verilmez gibime gelio :) İiyi yerden yakalamıssın

Ismail Hakki Demirel
22-07-2009, 18:47
Quaresma'da kim yahu ben Messi'yi istiyorum.Hatta Torres'le iyi ikili olurlar.

Hakan Kirezci
22-07-2009, 19:02
Bu soruya cevap verilir elbet neden verilmesin?
Demir Han’da belirtmiş zaten kafam karışık diye. Sorunun kaynağında kafalar karışık olabilir cevabı vereceklerde değil.

Önce genel bir bakış;

Endüstriyel futbola karşı olmanın temelinde kendi tuttuğumuz futbol takımının özel durumundan çok daha evrensel bir felsefe yatmakta. Nedir bu felsefe dersek; genel anlamda endüstriyelleşmenin getirdiği ahlak dönüşümünün sahip olunan değerlerle çatışmasına itiraz etmek diye kısa bir ön açıklamayla işe başlayabiliriz. Bunun direk futbolla ya da futbol takımlarıyla bir ilgisi yok.
-Kazanmak için her yol mübahtır prensibini öncül şart olarak gören makyavelizmin karşısına adil olma zorunluluğunu;
- Dönüştürücü gücün sermaye olduğu fikrinin karşısına asıl güç olan emeği;
-Ne kaa ekmek o kaa köfte anlayışının karşısına gücün yettiğince üret, ihtiyacın kadarını tüket anlayışını;
-Biyolojik bir gerçekliğin vurgusundan ibaret olan “naturel selection” (Doğal ayıklanma), yani sadece güçlülerin hayatta kalabileceği, zayıfların yok olmaya mahkum olduğu yolundaki bilimsel bir tesbitin sosyolojik bir gerçeklik olarak sunulması ısrarına karşı zayıfın kollanıp korunmasına, hayatın her türüne saygıyı koymak ve bunda ısrar etmek.

Bu genel olarak bir duruşun ifadesidir. Bu saydığımız maddelerin ilk bölümlerindeki ahlaki ilkelerin karşısına koyduğumuz alternatif ilkelerin savunulmasına dair bir duruşun, yerel üretim biçimlerinin endüstriyelleşmesiyle değişen üretim ve buna bağlı olarak tüketim ilişkilerinin yarattığı parazitlerin (küfür olarak değil sözlük tanımı üzerinden kullanıyorum parazit kelimesini; üretmeden üretenlerden geçinme halinin tanımı olarak yani) bünyeye hakim olarak dayattıkları ahlak anlayışının girdabına kapılmaya karşı bir itiraz halinin ifadesi.

Demir Han’ın sorularını teker teker açalım.

Diyor ki bedel ödemeden başarılı olmayı talep etmenin mantığı nedir?
Başarıyı doğru tarif etmek ve başarılı olmak için gereken unsurların tesbitini de sağlıklı yapmak gerekiyor. Başarıdan kasıt bir kulüp için şampiyonlar ligi şampiyonluğu ve istediği yıldız oyuncuyu bünyesine katabilme gücü ise o zaman başarı kavramından ne anladığımızı sorgulamakta yarar var.

Bir başarının arkasındaki ihtiyaç salt para ise eğer, bu durumda Volkswagen tosbaayı pist yarışında ferrariyle geçmek başarıdır. Bu başarıyı elde etmek için ihtiyacınız olan tek şey sadece paradır. Bununla da yetinmeyip organizasyonun tüm alanlarında paranızın gücüyle etkin hale gelip başarıyı daha da garantileyebilirsiniz. Bu durumda mücadelenizdeki temel strateji önce parayı ele geçirmekten ibarettir. Antalya’ya 7 milyar dolar harcayarak otel yaptıran bir Rus için bırakın Beşiktaş’ı; Real Madrid’i, Milan’ı satın almanın güçlüğü nedir ki? Bu durumda başarı için en garantili yol takımı allayıp pullayıp sağlam bir sermayeye satmaktan başka ne olabilir ki? Altyapıdan adam yetiştirmekler, ayağını yorganına göre uzatmaklar, mütevazı olmaklar falan hepsi kaybedenler sınıfında figüran olmaktan öteye taşımaz bizi.

Salt kazanmak için tek birşey gerekiyor demek ki; para…
Ama yukarıda bahsettiğimiz duruşu muhafaza edebilmenin koşulları oldukça ağır elbette. Yolu engebeli, dolambaçlı, sarp… Bu muhafazakarlığa rağmen kazanabilmek ise hepsinden daha zor. O zaman tercihimizi baştan koymak lazım ki kendimizi doğru ifade edebilelim. Piyasa dediğiniz mevcut koşullarda ya başarıyı kutsayacağız ya da duruşumuzu. Her ikisini birden elde edemiyorsak da ya endüstriyel ahlaka boyun eğip başaranın peşine takılacağız ya da daha iyi yenilmeye devam edeceğiz iç huzuruyla.

Hem endüstriyel olmayacağız hem Quaresma’yı isteyeceğiz önermesinin bizimle (yani endüstriyel futbol karşıtlarıyla) hiçbir ilişkisi mevcut değildir.

Zaten endüstriyelleşmenin kazanında kaynayan bir kulübümüz var. Olmayacağız diye de bir derdimiz yok bu anlamda. Derdimiz şudur;

Kulüplerin varlık sebebi taraftarıdır. Taraftar yoksa kulüp mulüp olmaz. Bunun dışında söylenenlerin hepsi hikayedir. İşte bu taraftarın yaptırım gücünü kullanabilme yeteneği kulübünün geleceğini de belirler. Bizler yani endüstriyel Futbol karşıtları, milyonlarca ortağımızla birlikte dayatılan ahlak anlayışına karşı kendi duruşumuzu örgütlemek zorundayız. Bunun için ne Quaresma’ya ne bilmem ne kupasına ihtiyacımız var. Arkasında doğru bir felsefenin yoğun bir biçimde örgütlenmesiyle kazanılmayacak hiçbir başarı yoktur. Zor olan yol budur ama doğru olan yol da budur.

Şimdilik borç harç falanca topçu alınır, filanca takım elenir, fişmekancaya da beş çekilir. Bunlarla günlük sevinçlerimizi yaşarız ama bizler, yani onca okumuş yazmış, bunca yaşa gelmiş, aklı fikri ve iz’anı olan milyonlarca kişi bu kadar salak mıyız ki bu saydığım başarılarla kendimizden geçip ortalığı ayağa kaldırıyoruz? Sevincimizin, mutluluğumuzun, gözyaşlarımızın arkasında bu kıçıkırık birkaç gol ve üç beş teneke kupa mı yatıyor ki daha fazlasını nasıl elde ederizi tartışıyoruz.

Elbette hiçbiri değil. İnsan olarak, canlı olarak, hayata karşı sorumluluklarının farkında olan kişiler olarak mevcut değerlerimizi simgeleştirdiğimiz iki renk ve üç hecede somutlaştığımızdan dolayı böyle oluyoruz. Mutluluğumuzun ve acılarımızın kaynakları yenilen-atılan goller, alınan-alınamayan kupalar değil hapishanelerde beslenen kedi yavrularının mutluluğu, onları artık bir daha yanımızda göremeyecek olmamız, güzel insanların bir bir aramızdan kayıp gitmeleri, vefa duygumuz, Barnebau’da aşağılanan siyah topçu, üzerine baraj kurulan Hasankeyf, emeği çalınan işçilerin bayramını kendi alanında yapabilmesi, onların yanında olabilmenin onuru, yakılan aydınlarımız, nükleer enerjiyle kirletilen dünyamız vs.vs.vs…

Hangi endüstriyel oligarkın umurundadır bunlar?Bizim umurumuzda o yüzden istemiyoruz.
Quaresma’yı almak için bunlardan hangisini feda ederiz?
O yüzden istemiyoruz Quaresma’yı da bir başkasını da.
Reklamlarla kirletilen forma bizim bu değerlerimizin simgesi olan formaysa o formayı da istemiyoruz. İsterse en güzel tasarımlarla en kaliteli malzemeden en baba marka çıkarsın.

Burada kafaları karıştıran şey şudur ki daha önceleri de gündeme gelmişti. Şimdi tekrar ele almakta yarar var.

Artık herkesin ayrı bir Beşiktaş’ı var arkadaşlar.
Kim hangi Beşiktaş’ı tutuyorsa onun şarkısını söylüyor ve biz bunları aynı Beşiktaş sandığımızdan kafalarımız karışıyor.

Bizim için değerli olan başarı, sahip olduğun duruşunu bozmadan ve hatta tüm karşıtlarına dayata dayata elde edilen başarıdır. Bunun için herkesin aynı Beşiktaş (anlayışı) etrafında bütünleşmesi şartı vardır. Son Barikatten kasıt da zaten budur sokağa yığılan üç beş çöp varili değil. Patlatılan bunca çenenin de nedeni bundan ibarettir.

Namik Kartaloglu
22-07-2009, 22:09
Yukarida Hakan abi herseyi acmis. Benim söyleyebilecegim bu satirlardan sonra sadece bir iki cumle.

Quaresma yi isteyen de bir taraf, kapalinin tavanina reklama karsi olup tupcu diyen de ayni taraf. ya quaresma yi istemeyip reklam oldugunda karsi cikacaksiniz ya da istediginiz zaman reklama da karsi olmayip Besiktas Kulubu Baskanina(Besiktaslilara sözum) tupcu diye fenerbahceli diliyle balon hakaretler etmeyeceksiniz. Bunun baska sekli nasil olur? sorusuna da Quaresma da evinde kalsin! Reklam da olmasin.. Ne kapalinin tavaninda, ne formanin herhangi bir yerinde, Bir tek Besiktas Armasi herseye yeter.

Gol gecerli sayilmasin elimle attim, kirmizi kart görmeyi göze alip hakeme evet faul yaptim, Takim arkadaslarina de ikinci yari cikip adam gibi oynasinlar demektir basari. Karsi takimin kisiligini rencide etmemek icin sadece yeterli derecede gol atip galip gelmektir basari. Biz buna Hos gelir sefa gelir deriz.

Demir Han
22-07-2009, 22:28
Merhaba Hakan Bey
Tüm yazdıklarınız ve açıklamalarınız için teşekkürler fakat sanırım burada ilk hamlede
"Artık herkesin ayrı bir Beşiktaş’ı var arkadaşlar.
Kim hangi Beşiktaş’ı tutuyorsa onun şarkısını söylüyor ve biz bunları aynı Beşiktaş sandığımızdan kafalarımız karışıyor." söyleminize bir çırpıda katılasım geliyor

Öte yandan yazdıklarınızın yoğunluğunu canlı örnekler ile biraz genişletmek ve örneklemek lazım.

Bana sorarsanız takımda 8-9 yabancı ve devşirme olması tamamen yanlıştır.Bizi de endüstriyelleşme konusunda da kötü yollara iten de budur.Ha keza alınan adamlar bir adam etse canım yanmaz ama toplasanız bir klas adam etmiyorlar.Brezilyalı fırsaçıların avrupalı emeklilerin son durağıyız yok mu bu ülke de gazoz kapağı ile tenefüs araları gibi kısa aralarda bile maç yapan gençliğimin içinde bir Nobre bir Bobo...

Şimdi eğer bunca adam gelirken bizler bunun önünde durmaz bunu savunmaz isek bizde bu sele kapılacak isek reklam almak kadar doğal birşey olamaz bence.İlk Örnek kapalıya alınan reklam.Bugün Quaresma'yı isteyen sahada oynayan o yabancılara paralarını ödemek isteyen bir durumda isek o reklama da bunun bir sponsoru olarak bakmalısın yada istememeli diğerlerini de göndermelisin.

"Bunun için ne Quaresma’ya ne bilmem ne kupasına ihtiyacımız var. Arkasında doğru bir felsefenin yoğun bir biçimde örgütlenmesiyle kazanılmayacak hiçbir başarı yoktur. Zor olan yol budur ama doğru olan yol da budur."

Aslında tüm yazdıklarınızı bu özetliyor ama eğri oturalım doğru konuşalım üstadım "dönülmez akşamın ufkundayız" Biz de bir Beşiktaş şarkısı söylüyoruz ama sanırım çok kısık kaldık.Bu felsefenin en azından şimdilik taraftar bulması mümkün değil.Bu forumdaki hemen herkes gelecek gollerin,şampiyonlukların,rakipleri yenmenin arzusunu içinde yaşadığını tahmin edebiliyorum.Yoksa ben niye yazayım sizler okuyasınız :)

Şimdi kimse en azından takıma yıldız oyuncu isteyenlerle oynayanları alkışlayanlar sızlanmasın.O reklamda, formadaki reklamda matematiksel olarak olması gereken unsurlar ve bana sorarsanız bu konudaki en iyi örnek de M.United dır.İyi yönetilmek için belkide profesyonel sportif yönetimlere bırakmak lazım işleri

Son olarak ta
"Ama yukarıda bahsettiğimiz duruşu muhafaza edebilmenin koşulları oldukça ağır elbette. Yolu engebeli, dolambaçlı, sarp… Bu muhafazakarlığa rağmen kazanabilmek ise hepsinden daha zor. O zaman tercihimizi baştan koymak lazım ki kendimizi doğru ifade edebilelim. Piyasa dediğiniz mevcut koşullarda ya başarıyı kutsayacağız ya da duruşumuzu. Her ikisini birden elde edemiyorsak da ya endüstriyel ahlaka boyun eğip başaranın peşine takılacağız ya da daha iyi yenilmeye devam edeceğiz iç huzuruyla."

İşte tüm mesele bu....peki ama hangisi....ben de bunu sordum aslında


Not:Hala formasına burnunu sokak çocukları gibi silen Brezilya'nın sokağından çıkmış gelmiş bir Nobre yerine benim yalın ayakla bile futbol oynayan Ahmet'im Mehmet'ime forma vermemek inanın çok koyuyor.

Ufuk Biyik
23-07-2009, 08:34
aklımın dilimin yettiğince 2 satırda ben yazmak istedim. Önce şunu ayırt edelim Beşiktaş kulubunu biz yönetmiyoruz yönetenlerse tamamen düzenin çarkına uymuş dişlilerdir bu şartlarda daha farklısını beklemek belkide hata olur. O zaman düzenin insanı yönetiyorsa yıldız bir transfer istemek hakkımızdır neden mi bu kulubu yönetenler yönetmeyi bilse 70 milyon dolarmı euro mu her neyse boşa harcanmış bir mebla var bu parayı adam akıllı transferler yapılır yani çok fazla bu kirli futbolun içine girmeden bu işi çok daha rahat halledebilirler ama yönetmeyi bilseler. Evet şampiyonluklarda istiyoruz kupalarda sonucta kim sevgilisinin sürekli üzülmesini ister mutlu olmasıda gerekmez mi yani hep siyah yaşıyacağız diye bir kural yok ya bu hayatın beyazı varsa elbette onuda istemek hakkımızdır ama nasıl??? işte bu soru ve cevabı çok önemli başarıya giden her yol mübah değildir. örneğin m.topuz gibi bir futbolcu ben x takımındanım bilmem ne kadar versenizde BEŞİKTAŞ ta oynamam deyip biz o futbolcuyu alırsak yani paranın çirkin yüzünü kullanıp insanlıktan çıkar ve çıkartırsak işte o başarıyı istemeyiz ve tarihimizde şerefli 2.likler var şerefli başkanlarımız sayesinde biz isteriz ki şerefli haklı galibiyetler vedat kaptan gibi evet faul diyen, gol değil elimle attım diyen yani özünde insanlığını yitirmemiş futbolcu yönetici başkan taraftar isteriz ve mücadelemizde budur kapitalizme endüstireyel futbola insanı duygularımızla baş kaldırıyoruz.

yanlış kelam ettiysem affola

Fatih Alper Ozen
24-07-2009, 10:13
Şunu samimiyetle söylemem gerekir ki Beşiktaşımız altyapıdan gelen gençler ve savaşan yüreğini koyan bir kaç dışardan futbolcu ile (Nouma,Amokachi,İlhan Mansız gibi) küme düşse de üzülmem.Benim canımı sıkan,isyan ettiren kulübün ticaret merkezi haline getirilip,değerleri hiçe sayılıp,taraftarlarını düşünmeyip sanki kendi kurduğu bir şahıs şirketiymiş gibi yönetilmesi ve aynı zamanda tüm bunları yaparken de saha içinde ve dışında başarıyı yakalıyamamaları(geçtiğimiz sene hariç).İnanın Quaresma yı falan istemiyorum artık,yıldız futbolcu gelmese de olur.Onun yerine Necip oynasın,varsın topukla gol atmasın varsın fantastik hareketler yapmasın ama en azından tüm dünyaya dosta düşmana diyelim bakın bu oynayan bizim evladımız Beşiktaşlı futbolcumuz diyelim.Kapalının tavanına mavi renkli Türk Telekom reklamı almaktansa transfer yapmayalım Korcanlarla Neciplerle Serdarlarla küme düşelim..

Namik Kartaloglu
24-07-2009, 11:29
1996 Ekonomi krizinden tum dunya etkilendi, en babayigit ulkeler bile. Iskandinaviya ulkeleri de bunlardan etkilenen ulkeler arasindaydi, ekonomi sosyal yasama da vurmus Irkcilik alip basini gitmisti hatta isi abartan irkcilar ulkenin yabanci uyruklu kralicesine bile Defol Ulkemizden demeye baslamisti. Bu irkci akimi durdurmak icin parti bakanlari ve uyeleri okullari dolasarak bu akimin önunu kesmek icin ugrasiyorlardi. Bir parti baskani bir sinifta irkci bir ögrenciye; Neden yabancilarin gitmesini istiyorsun? Hasan(Irkcinin sira arkadasi) da gitsinmi? Yok! yok! Hasan kalsin, Hasan benim en iyi arkadasim hasan ve onun ailesinin disinda hepsi gitsin! demisti.

Yukardaki masali niye anlattim? Amokachi, Nauma, I.Mansiza evet ama digerlerine hayir demek ne kadar samimi? Umbro, Puma, Kappa ya hayir da Nice, Adidas a evet demek ne kadar samimi? Beko, Turkcell, evet te Cola Turka ya niye hayir?

Dengeyi beyinlerde yapmak önceligi olmali insanin. O dengeyi saglayamadigimiz zaman 70 lik rakiyi sicak bir gunde ac karnina susuz icmis haline döneriz. Futbolun Endustirisi Ulke futbolunu Vedat(Okyar) Abi gilin devresinden sonra yitirdi, Artik futbolcular transfer ucreti aliyor ve Ali Gultikenler trafikte suratle araba kullandiklarinda trafik polislerinin refagetiyle fulyaya yetistiriliyordu. Bu demek istiyorum; Endustri futbolu agina takilali olmus bir 20 yil kadar, simdi atip TUPCU demek fazla bana inandirici gelmiyor. Roberto Carlos hakeme su savururken yuzune tukurulen hakem carsambayi sel almis sarkisi söyluyorsa özuru degil kabahati bizimdir.

Fatih Alper Ozen
24-07-2009, 12:45
1996 Ekonomi krizinden tum dunya etkilendi, en babayigit ulkeler bile. Iskandinaviya ulkeleri de bunlardan etkilenen ulkeler arasindaydi, ekonomi sosyal yasama da vurmus Irkcilik alip basini gitmisti hatta isi abartan irkcilar ulkenin yabanci uyruklu kralicesine bile Defol Ulkemizden demeye baslamisti. Bu irkci akimi durdurmak icin parti bakanlari ve uyeleri okullari dolasarak bu akimin önunu kesmek icin ugrasiyorlardi. Bir parti baskani bir sinifta irkci bir ögrenciye; Neden yabancilarin gitmesini istiyorsun? Hasan(Irkcinin sira arkadasi) da gitsinmi? Yok! yok! Hasan kalsin, Hasan benim en iyi arkadasim hasan ve onun ailesinin disinda hepsi gitsin! demisti.

Yukardaki masali niye anlattim? Amokachi, Nauma, I.Mansiza evet ama digerlerine hayir demek ne kadar samimi? Umbro, Puma, Kappa ya hayir da Nice, Adidas a evet demek ne kadar samimi? Beko, Turkcell, evet te Cola Turka ya niye hayir?

Dengeyi beyinlerde yapmak önceligi olmali insanin. O dengeyi saglayamadigimiz zaman 70 lik rakiyi sicak bir gunde ac karnina susuz icmis haline döneriz. Futbolun Endustirisi Ulke futbolunu Vedat(Okyar) Abi gilin devresinden sonra yitirdi, Artik futbolcular transfer ucreti aliyor ve Ali Gultikenler trafikte suratle araba kullandiklarinda trafik polislerinin refagetiyle fulyaya yetistiriliyordu. Bu demek istiyorum; Endustri futbolu agina takilali olmus bir 20 yil kadar, simdi atip TUPCU demek fazla bana inandirici gelmiyor. Roberto Carlos hakeme su savururken yuzune tukurulen hakem carsambayi sel almis sarkisi söyluyorsa özuru degil kabahati bizimdir.
Tabii ki abi haklısın.Söylediklerin doğru,Beko'ya Turkcell'e evet de Cola Turka'ya neden hayır?Burda haklısınız ama önceden bu tür reklamlar kulübün belli ihtiyaçlarını karşılamaya yönelikken şimdi sanki daha çok para kazanmaya yönelik olmaya başlandı gibi geliyo bana.Yani olay artık basket takımının ismini değişmesine kadar gitti.Tamam bütün takımlar bunu yapıyo dünyada da bazı kulüpler özellikle basket takımlarının önüne sponsor ismi alıyor.Ama abcimim o zaman nerde kalıyor bizim farkımız diğerlerinden?Halkın takımıyız diyoruz,Beşiktaş farklıdır diyoruz ama bu yönetime de göz yumuyoruz.2 hafta üstüste bağaramıyoruz Yönetim İstifa diye.Yok takım olumsuz etkilenmesin,yok efendim lig bitsin bekliyelim.Artık beklenicek bişey kalmadı.Telekomun vereceği parayı biz kendi aramızda toplıyalım da o tavana bir Rıza Çalımbay'ın bir Şekerbegoviç'in bir Şükrü Gülesin'in resmini assınlar.

Birol Erkul
27-07-2009, 08:36
benim anlayamadığım bi mevzu var sırf altyapı olduğunda neden mütevazi karşılanıyor.....yurtdışındaki yıldızlar uzaydan gelmedi ya neticede hepsi bir altyapı ürünü değilmi...70 milyonluk ülkede onlar kadar bizde de yıldız yok mu sanki...misal avrupadan şu anda batuhan kalitesinde yaşında fiziğinde bir forvet yok gibi..

Demir Han
28-07-2009, 16:43
Açıkçası bu açtığım başlıktan pek de umduğumu bulabilmiş değilim

Murat Aru
28-07-2009, 17:38
Demir Han ne aradığını anlamadım ama ben artık "Seyirci" kelimesini hakaret sayıyor ve "Taraftar" kelimesinin de miadının dolduğunu düşünüyorum.

Kimse değil, taraftar değil seyirci hiç değil ben Beşiktaş olmanın yolunun doğru yol olduğunu onu başardığımızda da Endüstriyel denen zırtapozluğun ellerinde patlayacağını düşünüyorum.

Yoksa rüzgara karşı işemenin faydası yok....

Özgür Ergün
28-07-2009, 18:29
Valla bu sıcaklarda yeni şeyler söylemek için yeterli enerjim yok...

o yüzden uzun zaman önce benzer bir tartışma için açtığım başlığın linkini koyuyorum.. elbette güncellenmesi gerekli ama dedim ya enerji meselesi..!

http://www.halkintakimi.com/forum/showthread.php?t=3319

Serdar Kaya
03-08-2009, 14:01
o değilde sahada 11 oyuncumuz mücadele ederken taraftarın quaresma diye yırtınması hoş deil... nerde kaldı takıma saygı...

Emre Yüksel
03-08-2009, 17:07
Endüstriyel futbol şudur.

http://resim.haber1903.com/icerik/PIC_0005.JPG
http://resim.haber1903.com/icerik/PIC_0003.JPG
http://resim.haber1903.com/icerik/PIC_0002.JPG

Demir Han
03-08-2009, 18:50
Bence resim herşeyi anlatmıyor...ama bu anlayış ise bunu da bilmem yeterli..ilk resim olacak ise o zaman istediğimiz oyunculara dikkat ayak yorgan olayı

Fatih Alper Ozen
04-08-2009, 14:29
Endüstriyel futbolun ne olduğunu,futbolun endüstrileşmeden önce nasıl bir oyun olduğunu anlamak istiyosan Dar Alanda Kısa Paslaşmalar filmini izliyebilirsin.Bir diğer yöntem ise Süleyman Seba,Baba Hakkı veya Şekerbegoviç'i araştırabilirsin.

Demir Han
04-08-2009, 23:38
Sevgili Fatih,
Tavsiyelerin için teşekkürler.Dediklerini biliyorum.Yukarıda da anlatmak istediklerimi ortaya koydum.Beklentiler konusunda dikkatli olmalıyız bunu işaret etmek isterim.

Fatih Alper Ozen
05-08-2009, 13:34
Aslına bakılırsa taraftarların(her taraftarın değil tabi) istekleri,beklentileri ve hayalleri de endüstriyel futbola davetiye çıkardı.Yıldız futbolcu isteyen sadece başarıya endeksli,taraftarlığı galibiyet ve şampiyonluklara sevinme olarak algılayan bu potansiyel kitleyi tuzaklarına düşürmek için göz boyama eylemlerine giriştiler.Biz size süper futbolcular,rahat sıcak stadlar,ünlü teknik adamlar,son teknoloji formalar temin edicez siz de bize paranızı akıtcaksınız,itiraz etmiyceksiniz,yönetime karşı gelmiyceksiniz dediler(Tıpkı kapitalist dünyanın hükümetleri yada küresel şirketleri gibi).Yani senin ne demek istediğini anlıyorum.Tuzağa düşmeyelim diyosun.Ama sanırım geç kaldık.