Orijinalini görmek için tıklayınız : Yuh be O da Kaçar mı Kardeşim..! bi s Olmaz bu TakımDan..!
Özgür Ergün
02-09-2009, 18:25
Başlığı koyarken ne yazacağıma dair en ufak bir fikrim yoktu ha az buçuk ne anlatmak istediğimi biliyordum ama bunu nasıl hangi cümleler ile ve nasıl bir yazım tekniği ile yapmalıyım daha da önemlisi yapmalımıyım yapmamalı mıyım..!
İnsan bazen aklından geçenlere yetmediğini hisseder ya kelime dağarcığının ve cümle kurma yeteneğinin ki benim şu an olduğum hal tam bu haldir..!
Taraftar olmak öncelikle bir tercihtir seçtiğimiz bir şeydir. Bir takıma yandaş olmaktan bahsetmiyorum Taraftar olmaktan bahsediyorum..! adımızı, ailemizi, dinimizi v.s. seçemeyiz ama taraftar olmayı seçeriz ve seçemediklerimizin bize yaşatığı mutsuzluğu sıkıntıyı bu tercih ettiklerimizi yaşayarak gidermeye çalışırız.
Seçerek yaşadıklarımız biraz da rehabilitasyonunumuzdur bizlerin.
Arkadaşlarımızı seçeriz, kıyafetimizi, filmleri, müziği ne bileyim işte saçımızın rengini seçeriz ve bu seçtiklerimizin bizi mutlu etmesini iyi hissettirmesini bekleriz.
Taraftar olmak da tam böyle bir şeydir işte boşverin siz kaybetmenin mutsuzluğunu aslında orda bile bize ve bize yakın olan bir sürü insana ortak yaşatılan şeyden haz aldırız..!
Haz almak ben buna Keyf diyorum...
Seçtiğimiz şeyin Keyf vermesini beklemek kadar doğal bir şey yok hele de bu seçilene dair emek v.s. harcadı isek bizden haklısı yok!
Beşiktaşlıyız ölene kadar... ve emek falanda harcıyoruz bu forum bile yeterli harcanan emeği göstermeye kaldı ki dergi bu işin en üst düzeyi!
her ne ise şunu anlatmak tı muradım;
Keyf almaktan vaz geçmeyin; keyf almadığınızda seçtiğiniz şey en büyük zulmünüz olur bunu unutmayın.
Bu forum ve Beşiktaşlı olma seçtiğimiz ve emek harcadığımız hayatımıza keyf haz vermesini beklediğimiz işler buna engel olacak hiç bir şeye izin vermeyin..1
Boşverin yahu maçı maçın sonucunu;
Bir düşünün hayatınızda Şairler parkı, parkta insanlar, parkta ki insanların elinde biralar dillerinde marşlar var..! Keyfinizden taviz vermeyin...!
Daha ne olsun...
Yürüyün be kim tutar sizi !_music_! !_music_!
Ismail Hakki Demirel
02-09-2009, 18:48
Boşverin yahu maçı maçın sonucunu;
Bir düşünün hayatınızda Şairler parkı, parkta insanlar, parkta ki insanların elinde biralar dillerinde marşlar var..! Keyfinizden taviz vermeyin...!
Daha ne olsun...
Yürüyün be kim tutar sizi !_music_! !_music_!
Valla onu bunu bilmemde , bu durumu çok özledim :)
Mert Kavak
02-09-2009, 20:45
her cümlesine katılıyorum...
bırakın skor tabelasını konuşmayı biz işimize bakalım çünkü biz taraftarız!!!
Taylan Kurt
02-09-2009, 21:01
Ağzına eline sağlık özgür abi cok güzel yazmışsın ...
Umit Bayezit
02-09-2009, 21:43
özgür az biraz da BEŞİKTAŞ'ımla yaşadığın keyifli anlarda ki gerçek keyfe
ve sana ihtiyacı olduğunu; kollanmayı, korunmayı istediği anlarda düşünmeden iki yana açtığın kollarınla onu sımsıkı sardıktan sonra yaktığın efkarlı tütünün O'nunla olan keyfinede dokunsaydın yahu...
Vedat Benakay
02-09-2009, 21:46
Ne Mutlu Ki BEŞİKTAŞLIYIM.BEŞİKTAŞLI Dostlarlayım...
Safak Batman
02-09-2009, 23:41
mazoşist bir ilişki gibi görülebilir belki uzaktan baktığınızda ama bazen yenilmekte keyiflidir.kimsenin size ve yaptıklarınıza bir anlam verememesi de bazen keyif verebilir insana.mesela taaa ankaradan kalkıp gelmişsinizdir stada ve 1 gol bile görememişsinizdir,dönersiniz ertesi gün arkadaşlarınız dalga geçmeye çalışır ama asıl dalga geçenin siz olduğunuzu bilmeniz,o bile keyif verir...
mesala 8-0 yenilmişsinizdir,gazeteler futbolcularınızın gözlerine bant çekmişken siz ertesi gün formanızla,dolaşırsınız sokaklarda yada siyah-beyaz kravatınızı takar öyle gidersiniz,sizin salak olduğunuzu düşünenlerin olayı kavrayamamış olduğunu anlamanız bile keyiflidir...
Sercan Çıracıoğlu
02-09-2009, 23:41
Ne Mutlu Ki BEŞİKTAŞLIYIM.BEŞİKTAŞLI Dostlarlayım...
Apploud
Hakan Kirezci
03-09-2009, 00:10
Özgür'le başka bir başlıkta planladığımız tartışmanın giriş yazısı bu yazı olsun madem.
Ben orada, taraftarı olmayan bir kulübün sadece sicil kaydı düşülmüş tüzel bir varlıktan öte birşey ifade etmeyeceğini, kulüpleri kulüp yapanın bizzat taraftar olgusu olduğunu iddia etmiştim ve Özgür bu konuya temkinli yaklaşmıştı.
İster endüstriyelleşme öncesindeki saf rekabet ortamında olsun isterse endüstriyelleşmiş futbol piyasasının bir enstrümanı olarak olsun bir kulübün (takımın) değeri ardında duran taraftarının büyüklüğüyle doğru orantılıdır. Ötesi taraftar o takımın varlık sebebidir.
Daha da sloganlaştırırsak kulüplerin asıl sahibi taraftardır.
Şimdi burada taraftar profilini deşelemek gerekiyor. onmilyonlarca taraftarı olan bir kulübün büyük gücü malumumuz. O milyonlar kendilerini müşteri satüsünde konumlandırmışlar ve kabullenmişlerse bu niteliklerini, takım gücünden ve değerinden birşey kaybetmez ancak aralarındaki ilişki salt bir alışveriş ilişkisinden öteye de geçmez. Bu durumda taraftarın mülkiyet hakkı pasif bir pratik olarak ifadesini bulur. Sadece verileni alan, beğenmediğinde mızıldanan ve başarıyı, gücü ve zenginliği kutsayan bir yapılanmanın sonucu o takımın rahatlıkla satılabilir şirketlere dönüşmesini de birlikte getirir. Örnekleri bol miktarda mevcut yurtta ve dünyada.
Halka açık bir şirketin yüzde seksen hissesine sahip olan halkın idari olarak hiçbir yetkiye sahip olamamasına karşılık sadece yüzde yirmiyi elinde toplayan bir kişi ya da grubun o şirketin sahibi konumunda olabilmesi bu durumu net olarak izah ediyor. (bkz. borsa şirketleri)
Buna itiraz eden bir taraftar kitlesi kulübü yönetmeye çalışanların en istemediği ve çekindiği taraftar profilidir. Taraftarın takımıyla ilişkisinin alışveriş ilişkisinden öteye, felsefi düzleme taşınması demek o kulübün idare edilebilirliğini yani iktidarı zorlayan en önemli faktör olarak ortaya çıkıyor. Bu yüzdendir ki endüstriyelleşme olgusu dahilinde taraftara benimsetilmeye çalışılan yıldız futbolcu transferleri, sürekli başarı vaadleri, popüler markaların kulüple içiçe olmasını sağlamak, gösterişli stadlar, ve yükselen değerlerin kutsandığı insan ilişkilerinin kadim değerleri kovması için tribünlerin altını oymak (kadınlar çocuklar gelsin, localarda rahat maç seyretsin, şarkıcı türkücü takımı gösteri yapsın, havai fişekler patlasın, balolar yapılsın vs.vs.vs.)
Bunları büyüklük olarak görenlerin çoğalması ve taleplerin bu yolda gitgide büyümesi taraftarın elindeki mülkiyetin intifa haklarını (kullanma hakkı) devredip çıplak mülkiyete rıza göstermesiyle sona erer ve yarın başkanın ne dediğini anlamak için rusça ya da arapçaya ihtiyaç duyabilir o taraftar.
Şimdilik konuya böyle bir ( moda tabirle) açılım getirmekle yetineyim.
Onur Kurt
03-09-2009, 00:43
skorbord'a göre takım tutsaydık fenerli olurduk .
Deniz Akkuş
03-09-2009, 02:49
özgür yüreğine sağlık.. özlemişim senin yorumlarını okumayı...
Utkan Çalışkan
03-09-2009, 10:57
dün akşam Cem Dizdar NTV de St.Pauli başkanına atfen bir şeyler söyledi.Pusula programında kulüp tanıtılırken klup başkanı şunu demişti "biz Almanya'nın en iyi 24.takımıyız"...çünkü o sırada St.Pauli ikinci ligte ve orta sıralardaydı... Cem Dizdar'ın da tv de belirttiği ve içten bir şekilde katıldığım olgu bu işte.... biz bir takımız ve taraftar geçekten 12.adam... ve bir laf da başka bir siyasal jargondan alıntı olsun ..."umudun en büyük ailesiyiz..."
Murat Aru
03-09-2009, 13:51
Özgür'ün yazısı ve Hakan Abi'nin getirdiği bu noktadan sonra...
Taraftar değiliz! Seyirci hiç değiliz! Biz Beşiktaşız!..
Belkide üzerine yürünmesi gereken noktada budur.
Büyük sorumluluk, büyük düş! Kendin olma, kendine dönme, sahip olma,
Belki ozaman, gülmek ve mutlu olmak için kıçında "Levi's" pantolonunun olmasına gerek olmadığının farkına varmış oluruz.
Emre Ersoydan
03-09-2009, 14:38
Valla onu bunu bilmemde , bu durumu çok özledim :)
özlenmez mi yqa.hele ki macın saatı yaklasınca cocukca heyecanlanmaya baslıyosun ya..özledim be mabedimi.üni baslamadan gidebilsem keske
Özgür Ergün
03-09-2009, 19:26
Şimdi muhabbeti hakan abinin götürmek istediği yerden ittirelim bakalım ne çıkacak;
öncelikle bir dileğim var; yahu bu kadar mı zordur akıl yürütmek işin içine ardına sosyolojisine feylozofisine v.s. bakmak, okuyan yazan arkadaşlardan isteğim korkmadan, üşenmeden, dert etmeden, dert derman beklemeden düşünmeleri ve yazmaları... burda yanlış yok saçma yok anlamsız hele hiç yok... biraz dert edinmek gecekondu bile olsa cümleler kurmak öenmli bunu yapın lütfen..!
Gelelim mevzuya;
Kendimi bildim bileli taraftarım solcu, öğrenci, işsiz v.s. olmadan öncede Beşiktaşlı idim, nedeni ise muhtelif asl olarak pederin beşiktaşlı olmasıdır.. sonra bir şekilde siyah-beyaz tv'de seyrede seyrede içimdeki duygu büyüdü ilk maçıma 86 yılıydı sanırım ankarada gittim ankaragücü ile oynadık skoru hatırlamıyorum.
Taraftar oldum, bazen eyleme gitmek yerine maça gitmeyi tercih ettim pişmanmıyım hayır, çok solcu arkadaşlarımdan bi sürü laf yedim pişmanmıyım hayır :) ha bir şansım vardı optik ile aynı okuldaydım ve bizim teşkilatın alayı beşiktaşlı idi... polisten dayak yedikten ve yararıları hastaneye taşıdıktan sonra alel acele maça yetiştiğimizi bilirim..!
Bunu ben kişisel tarihim ile böyle yaşadım ve yaşıyorum, kendimi bir şeyin tarafında hissediyorum.
Gelelim hakan abinin dokunduğu bizim daha önce üzerinde sohbeti geçen kısma;
hakan abi der ki klüp dediğin taraftarsız olmaz, olan şey kağıt üstünde bir yazıdır ötesi hikaye taraftar yoksa eğer hiçbir şeyin anlamı yoktur.
genel olarak haklı bulmakla birlikte; aslında taraftarın, taraf olmak sayesinde içine girdiği sarhoşluk halinin yönetenlerin işine geldiğine inanmaktayım.
taraftar olmak bir bilinç kaybıdır, mantık yoktur, akıl yürütme yoktur, hesap kitap, çözümleme v.s. yoktur... bir kere taraftar oldun mu artık kör bir teslimiyetin içindesindir.
işin en komik tarafı da şudur bunun bize ait bir özellik olduğuna inanırıaz sadece yahu yok öyle taraf olan herkes emin olun senin benim yaşadığımı yaşamaktadır. renk fark etmez.. yok olur mu biz Beşiktaşlılar farklı bağlıyız takımımıza :):) hadi lennn!
Neyse yoruldum bu giriş kısmı; devamı gelecek..! :):)
Özgür Ergün
03-09-2009, 19:27
Şimdi muhabbeti hakan abinin götürmek istediği yerden ittirelim bakalım ne çıkacak;
öncelikle bir dileğim var; yahu bu kadar mı zordur akıl yürütmek işin içine ardına sosyolojisine feylozofisine v.s. bakmak, okuyan yazan arkadaşlardan isteğim korkmadan, üşenmeden, dert etmeden, dert derman beklemeden düşünmeleri ve yazmaları... burda yanlış yok saçma yok anlamsız hele hiç yok... biraz dert edinmek gecekondu bile olsa cümleler kurmak öenmli bunu yapın lütfen..!
Gelelim mevzuya;
Kendimi bildim bileli taraftarım solcu, öğrenci, işsiz v.s. olmadan öncede Beşiktaşlı idim, nedeni ise muhtelif asl olarak pederin beşiktaşlı olmasıdır.. sonra bir şekilde siyah-beyaz tv'de seyrede seyrede içimdeki duygu büyüdü ilk maçıma 86 yılıydı sanırım ankarada gittim ankaragücü ile oynadık skoru hatırlamıyorum.
Taraftar oldum, bazen eyleme gitmek yerine maça gitmeyi tercih ettim pişmanmıyım hayır, çok solcu arkadaşlarımdan bi sürü laf yedim pişmanmıyım hayır :) ha bir şansım vardı optik ile aynı okuldaydım ve bizim teşkilatın alayı beşiktaşlı idi... polisten dayak yedikten ve yararıları hastaneye taşıdıktan sonra alel acele maça yetiştiğimizi bilirim..!
Bunu ben kişisel tarihim ile böyle yaşadım ve yaşıyorum, kendimi bir şeyin tarafında hissediyorum.
Gelelim hakan abinin dokunduğu bizim daha önce üzerinde sohbeti geçen kısma;
hakan abi der ki klüp dediğin taraftarsız olmaz, olan şey kağıt üstünde bir yazıdır ötesi hikaye taraftar yoksa eğer hiçbir şeyin anlamı yoktur.
genel olarak haklı bulmakla birlikte; aslında taraftarın, taraf olmak sayesinde içine girdiği sarhoşluk halinin yönetenlerin işine geldiğine inanmaktayım.
taraftar olmak bir bilinç kaybıdır, mantık yoktur, akıl yürütme yoktur, hesap kitap, çözümleme v.s. yoktur... bir kere taraftar oldun mu artık kör bir teslimiyetin içindesindir.
işin en komik tarafı da şudur bunun bize ait bir özellik olduğuna inanırıaz sadece yahu yok öyle taraf olan herkes emin olun senin benim yaşadığımı yaşamaktadır. renk fark etmez.. yok olur mu biz Beşiktaşlılar farklı bağlıyız takımımıza :):) hadi lennn!
Neyse yoruldum bu giriş kısmı; devamı gelecek..! :):)
Emre Ersoydan
03-09-2009, 19:43
####taraftar olmak bir bilinç kaybıdır, mantık yoktur, akıl yürütme yoktur, hesap kitap, çözümleme v.s. yoktur... bir kere taraftar oldun mu artık kör bir teslimiyetin içindesindir.####
bu kadar basit.
Hakan Kirezci
03-09-2009, 19:47
Tamamen yanlış olduğu için bu kadar basit ama şimdilik susacağım ve diğer görüşleri bekleyeceğim.
Emre Ersoydan
03-09-2009, 19:52
hakan abi eğer ekonomı.klup geleceği vs gıbı konularda fıkırlerın olduğu ıcn yanlıs olması doğal bısey fakat taraftar gozuyle bakacak olursak klup ne duruma gelırse gelsın destek yıne gelecektır.taraftarlıkda ha 1 lıgdesındır ha 3.ama çözümleme yapan herseyı gormezden gelen bır ıcın tabıkı planlar ve detaylar uzerınde cok konusulması gereken seylerdır.kı zaten 'yönetici'sıfatındakı ınsanlarda bunun ıcın var.bız trıbun olan kesımdeyız onlar yuvarlak masa...
Özgür Ergün
03-09-2009, 20:36
Tamamen yanlış olduğu için bu kadar basit ama şimdilik susacağım ve diğer görüşleri bekleyeceğim.
Hadi bakalım :):)
Metin Yalçınkaya
03-09-2009, 22:51
Taraftar olmak ya da taraf olmak.Genel olarak baktığımız zaman dışarıdan bizi görenler ne kadar da boş bir teslimiyetin içinde olduğumuzu sanırlar ve kendilerince dalga geçerler.Aslında bu bir aşk derken gerçekten de bir sevgiliye duyulan aşkın aynısını yaşarız ve hatta daha da fazlasını barındırırız küçük yüreğimizde.Büyük bir aşktır bu hiçbirşey de bu tadı ve kıvamı yakalayamazsınız.Özgür abinin dediği gibi biraz da sarhoşluk halidir bizim yaşadıklarımız.Ben h. sonları beşiktaşım maçını kazandığı zaman büyük bir çoşku ile sabah olmasını beklerim ki yaşadığım sevinci çevremde ki insanlara da yansıtabileyim.Mağlubiyetlerimiz de ise içimde bir burukluk olur ama asla tarafında olduğum, kalbimin büyük bir yerini kaplayan aşkımdan utanmam ve sıkılmam.Her yeni güne yeni bir umutla başladığımız bu evrende bizlerinde arkasında durabileceğimiz bir aşk'a sahip çıkması ve ya sahip olmak istemesi bence çok doğaldır...Tarafız,Tarafındayız BEŞİKTAŞK'IM
Hakan Kirezci
03-09-2009, 23:11
Bir spor kulübünün tüzel kişiliği İçişleri Bakanlığının denetiminde, yasalarla sıkı sıkıya bağlı ve hiçbir ekonomik değeri olmayan bir kayıttan ibarettir. Yönetim kurulu ve denetçilerle birlikte toplam 7 kişi ve bir sabit adres yeterlidir var olabilmesi için. Bu tüzel kişilik ekonomik anlamda etkileyebildiği nicelik kadar piyasada kendini ifade edebilir.
“taraftar olmak bir bilinç kaybıdır, mantık yoktur, akıl yürütme yoktur, hesap kitap, çözümleme v.s. yoktur... bir kere taraftar oldun mu artık kör bir teslimiyetin içindesindir.”
Özgür’ün bu tanımı bildiğimiz aşkın ta kendisi. Taraftar yerine aşık kelimesini koymak yeterli. Erkek ile kadının birbirleriyle bir arada olabilmelerinin itici gücü olan duygu bütünü. Hastalık gibi ifade etmiş Özgür, belki de öyledir ama ilacı da yok değil. Halkımız türkülerinde dillendirmiş; “Sevda baştan gitmiyor soyunup yatmayınca” Yani ilaç belli.
Bir taraftarın takımına karşı bu duygu yoğunluğunu yaşamasına da aşk diyoruz ama sevdanın baştan gitmesi nasıl olacak? Takımıyla soyunup birlikte yatamayan taraftar bu aşkını onun rakipleriyle yaptığı maçlarda kendini takımıyla özdeşleştirerek söndürme yoluna gidecek besbelli. Kazandığı sürece sorun yok da kayıplar nasıl değerlendirilecek kaybeden tarafın taraftarınca onu bilemem ama tribün literatüründeki yoğun cinselliğin nedeni bu olsa gerek.
Şimdi başta dedik ki kulübün ekonomik değerini ardındaki taraftarın niceliği belirliyor. Buna bir bakalım.
Bir GSM operatörünü satmaya kalktığınızda piyasa değeri aktif abone sayısının sabit bir rakamla çarpılması sonucu elde ediliyor. 100 ya da 200 dolar gibi bir rakamı abone sayısıyla çarpınca değer ortaya çıkıyor. Kulüplerde de bu böyle. Kimin için? Reklam veren için, yayıncı kuruluş için, o kulübe sayfa ya da program süresi ayıracak medya için, gelip topunu oynayacak futbolcu için…
Siz Cola Turka’nın sahibi olsanız göğüs reklamını formasına vermek için seçeceğiniz kulübü hangi kriterlere göre seçersiniz? Hitap ettiği hedef kitlenin büyüklüğüne göre. Üzerine ödeyeceğiniz paranın miktarını da bu kritere göre belirlersiniz. Digitürkün sahibisiniz ve maçlarını yayımlayacağınız kulüpleri, ödeyeceğiniz parayı seçiyorsunuz; kriterleriniz ne olurdu?
Bunlar bildiğimiz şeyler. O halde gerçeğin altını çizelim. Bir kulübün arkasındaki taraftarın niceliği o kulübün piyasa değerini belirliyor. Nicelik küçüldükçe kulübün hacmi de küçülür ve sonunda yok olur gider. Burada tartışma konusu o taraftarın niteliğinden kaynaklanıyor. Duygusal anlamda bağlandığı takımının ardında mutlaka bilinçsiz, mantıksız, irrasyonel, hesapsız-kitapsız bir topluluk mu olmak zorunda?
Eğer takımınızla ilişkinizi, yukarıda bahsettiğimiz tarzda her maçı sembolik anlamda bir seks ilişkisi olarak yaşamaktan öteye taşıyamamışsanız bu tanım cukkadanak size oturmaktadır. Böyle bir durumda beklentiniz daha fazla yenmek (siz bunu istediğiniz kelimelerle ifade edin) için daha fazla güçlü olmak gerektiğine inanmak, bunun için daha büyük stadlarda daha fazla bilet paraları ödemeye razı olmak, daha pahalı göğüs reklamlarıyla övünmek, daha çok forma vs. satın almak için gırtlağından kesmek, daha zengin başkan ve yönetici istemek karşılığında da daha yıldız futbolcu satın alınmasını, herkese karşı galebe çalınmasını, bütün kupaların toplanmasını ve en azından yenilinmemesini talep etmek. (ağır geliyor tabi eylemin pasifinde kalmak)
En müşteri taraftar profiline dahi akıl, mantık, bilinç ve hesap-kitap dışı demek zor bu durumda görüldüğü üzere. Denilse denilse halka açık kulübün küçük hissedarları denilebilir.
Aşk bedenselleşmiş ve bedenler de takımın hizmetine girmiş. Partner bolluğundan dolayı evliliklerdeki tekdüzelik de olmadığından ömür boyu bu aşkı diri tutmak da mümkün. Tek sakıncası taraftar olarak özdeşleştiğiniz takımınızın (dolayısıyla sizin) her daim aynı pozisyonda kalamaması ama yaşanan heyecan bu aşkın ıstırabına da değiyordur mutlaka.
Peki takımıyla bir şekilde kurduğu aşk ilişkisinden, sembolize edilmiş cinsellik yerine bir takım kadim insanlık değerlerinin temsilini bekleyen taraftar profilini nasıl tanımlayacağız? Sayısal anlamda milyonları bulduğu halde rekabet alanı olarak vaad edilen kupaları, şampiyonlukları, zaferleri, lüks stadyumları, pahalı göğüs reklamlarını ya da sirk maymunu kılıklı forma pazarlamacısı yıldız futbolcu piyasasında eşinip aşkının kişisel tatminini yaşamaya çalışmak yerine adaleti, şerefli mücadeleyi, karşıtına saygıyı öne çıkaran taraftarı? … yetmedi;
Altı oyulan Kazdağlarından, Hasankeyfe; nükleer santrallere karşı çıkan Greenpeace’ den, Taksim’e çıkan işçi sınıfına; Muz atılan siyahlardan, gezegenlik hakkı gaspedilen Plüton’a; Taciz mağdurlarından, faşizmin mağdurlarına kadar verdiği desteği taraftarlık kapsamı içerisine alıp kucaklayan ve bu desteğini forması, renkleri ve tuttuğu takımı üzerinden ifade ederek dünya görüşünün adını mahkemesiz, avukatsız takımının adıyla değiştirmeyi tercih eden taraftarı nasıl tanımlayacağız?
O taraftarın taraftarlığını tarif ederken nasıl “taraftar olmak bir bilinç kaybıdır, mantık yoktur, akıl yürütme yoktur, hesap kitap, çözümleme v.s. yoktur... bir kere taraftar oldun mu artık kör bir teslimiyetin içindesindir…” diyebiliriz?
Bir maçın birkaç saatlik pratiğinde yaşanan bu tür semptomları taraftar olmanın külliyen tarifi ve taraftar olma hali olarak ilan etmenin ne derece eksik ve eksik olduğu oranda da yanlış olduğunu söylemek yanlış mı olur?
Ben bunu anlamadım.
Bu niteliklere sahip bir taraftarın omuz verdiği kulüp adını temsil ettiği değerler bütününün tarihine yazdırır. Livorno, St. Pauli, Adana Demirspor derken bu nedenlerle ayırıyoruz bu takımları. Peki bunların toplamından fazla taraftarı olan bir takımın bu nitelikleriyle ağırlığını koyması ne anlama gelebilir bir hayal edin. Beşiktaş taraftarı bu nitelikte bir taraftar mıdır? Olsaydı bugün tartıştığımız konuların çoğu gündemimizde olamazdı. Ancak bu büyüklükte olup da genetiğinde bu nitelikleri var olan tek takım Beşiktaş ve tek taraftar grubu da Beşiktaş taraftarıdır. Mücadele bu yönde verilmekte zaten. Halkın Takımı da bu yüzden var, bizler bu yüzden varız yoksa tarifini eleştirdiğim Beşiktaş taraftarı olarak resmi adres belli zaten.
Varolanın bedene hakim kılınması mücadelesi yoksa başkaca bir sıkıntısı yoktur Beşiktaş’ın. Yönetim gitsin muhalefet gelsin, o satılsın bu alınsınlar değil çözüm. Çözüm taraftarın Beşiktaşlı olduğunun, Beşiktaşlı olmanın da ne anlama geldiğinin farkına varmasında yatıyor.
Sanırım…
vBulletin v3.6.5, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.