Emre Yildirim
18-03-2007, 04:12
Bilim ve Teknolojinin 16.Yüzyıldaki Peygamberi
Leonardo Da Vinci 16.yy’daki Bilim ve Teknoloji Peygamberidir.Yani hiç kimse kabul etmese bile ben öyle kabul ediyorum.Savaş aletlerinden,resime müzikten mimariye,heykeltıraşa anatomiden aerodinamike kadar birçok alanda çalışmalar yapmış ve bazende hayaller kurmuş bir adam.
Aslında Da Vinci hayattaki yalnızlığı ve doğduğu andan itibaren horlandığı insanlardan nasılda farklı olduğu ölümsüzleşerek kanıtladı.Evlilik dışı bir ilişkiden doğmuş,anasız babasız büyümüş,kendi yaşıtlarındaki arkadaşları tarafından devamlı horlanarak ve yalnız kalarak,yaşlı ninesi ve dedesi tarafından küçük bir kasabada büyütülmüştü.Ve hayatı hep böyle geçti.Daha tam bir genç delikanlı iken 24 yaşında eşcinsel olduğu ileri sürülerek hayatında tekrar bunalıma girdi.Belki bunlar onu Leonardo yaptı ya da Leonardo'yu bunlar yıprattı.
Ama Leonardo hayatı boyunca durmak ve hayattan emekli olmak istemedi.Ki Onun bir sözünde belirttiği gibi “Durgun su,saflığını yitirir ve soğukta buz tutar.Tıpkı faaliyetsizliğin aklın gücünü zayıflatması gibi…”Da Vinci hayatı boyunca ışıldayacaktı.Leonardo hep imkansızı istedi.Bazen imkansızı başardı.Bunu icatlarından daha iyi anlıyoruz.O hep uçmak istedi.Hayatı boyunca uçmak..Bunun için Hazerfen Ahmet Çelebi’nin yaptığı gibi planör denemeleri,paraşüt icatı,hatta mekanik Helikopter denemeleri onun devamlı olarak sonsuzluğa uçmak istediğinin altını çizer.
Leonardo evrenseldi.Ünü ta o zamanlar televizyon,internet vb. gibi iletişim aletlerinin olmamasına rağmen tüm dünya tarafından biliniyordu.Öyle ki günümüzde bilim adamlarının değişik ülke ve kuruluşlar tarafından tranfer edilmesi biçimde olması gibi Leonardo’yu da Dünya’daki bir çok Kral,Dükler,zenginler istiyordu.Ve öyleki 65 yaşında I.François tarafından davet edilişi gibi…Leonardo 1516 da Amboise’a Kral şatosunun yanında yer alan kendi evine yerleşmişti.Burası Kral tarafından Usta’nın kendisine tahsis edilmişti.Ama Usta buraya üç hafta eşeğin sırtında ayağında deri sandaletlerle gidiyorken yanında hizmetkarları,malzemeleri ve tabiî ki yanında hiç ayıramadığı bi de tablosu “Mona Lisa” vardı.Yaşlıydı,yorgundu.Fakat buraya o güzel ve ihtişamlı şatonun bahçesinde çalışmalarına devam etmek ve yeni bir baş yapıt üretmek için istiyordu.
Leonardo kendisinin de dediği “Dolu dolu yaşanmış bir gün iyi bir uyku getirir.Dolu dolu yaşanmış bir yaşamda huzurlu bir ölüm getirir.” Gibi huzurlu bir şekilde fakat bazı projelerinin gerçekleşmemesi üzerine biraz hüzünlü bir şekilde vefat etti.Devamlı olarak anlamaya çalıştığı evren,gezegenler den gökyüzünden,uçsuz bucaksız gibi görünen denizlerden ovalardan, kırlardan ve en önemlisi kendi eserlerinin yanında ayrılıyordu.Ve şöyle diyordu:”Ruh,bedenden ayrılırken çok ağırdan alıyor.Kederinin ve feryatlarının nedensiz olmadığını düşünüyorum” dediği gibi.Bunu kendince anlamlandırmıştı.Ve 67 yaşında ölen Leonardo vasiyeti üzerine Saint-Florentin Kilisesine gömülmüştü.
(Düşüncelerimden çalıntıdır.)
Leonardo Da Vinci 16.yy’daki Bilim ve Teknoloji Peygamberidir.Yani hiç kimse kabul etmese bile ben öyle kabul ediyorum.Savaş aletlerinden,resime müzikten mimariye,heykeltıraşa anatomiden aerodinamike kadar birçok alanda çalışmalar yapmış ve bazende hayaller kurmuş bir adam.
Aslında Da Vinci hayattaki yalnızlığı ve doğduğu andan itibaren horlandığı insanlardan nasılda farklı olduğu ölümsüzleşerek kanıtladı.Evlilik dışı bir ilişkiden doğmuş,anasız babasız büyümüş,kendi yaşıtlarındaki arkadaşları tarafından devamlı horlanarak ve yalnız kalarak,yaşlı ninesi ve dedesi tarafından küçük bir kasabada büyütülmüştü.Ve hayatı hep böyle geçti.Daha tam bir genç delikanlı iken 24 yaşında eşcinsel olduğu ileri sürülerek hayatında tekrar bunalıma girdi.Belki bunlar onu Leonardo yaptı ya da Leonardo'yu bunlar yıprattı.
Ama Leonardo hayatı boyunca durmak ve hayattan emekli olmak istemedi.Ki Onun bir sözünde belirttiği gibi “Durgun su,saflığını yitirir ve soğukta buz tutar.Tıpkı faaliyetsizliğin aklın gücünü zayıflatması gibi…”Da Vinci hayatı boyunca ışıldayacaktı.Leonardo hep imkansızı istedi.Bazen imkansızı başardı.Bunu icatlarından daha iyi anlıyoruz.O hep uçmak istedi.Hayatı boyunca uçmak..Bunun için Hazerfen Ahmet Çelebi’nin yaptığı gibi planör denemeleri,paraşüt icatı,hatta mekanik Helikopter denemeleri onun devamlı olarak sonsuzluğa uçmak istediğinin altını çizer.
Leonardo evrenseldi.Ünü ta o zamanlar televizyon,internet vb. gibi iletişim aletlerinin olmamasına rağmen tüm dünya tarafından biliniyordu.Öyle ki günümüzde bilim adamlarının değişik ülke ve kuruluşlar tarafından tranfer edilmesi biçimde olması gibi Leonardo’yu da Dünya’daki bir çok Kral,Dükler,zenginler istiyordu.Ve öyleki 65 yaşında I.François tarafından davet edilişi gibi…Leonardo 1516 da Amboise’a Kral şatosunun yanında yer alan kendi evine yerleşmişti.Burası Kral tarafından Usta’nın kendisine tahsis edilmişti.Ama Usta buraya üç hafta eşeğin sırtında ayağında deri sandaletlerle gidiyorken yanında hizmetkarları,malzemeleri ve tabiî ki yanında hiç ayıramadığı bi de tablosu “Mona Lisa” vardı.Yaşlıydı,yorgundu.Fakat buraya o güzel ve ihtişamlı şatonun bahçesinde çalışmalarına devam etmek ve yeni bir baş yapıt üretmek için istiyordu.
Leonardo kendisinin de dediği “Dolu dolu yaşanmış bir gün iyi bir uyku getirir.Dolu dolu yaşanmış bir yaşamda huzurlu bir ölüm getirir.” Gibi huzurlu bir şekilde fakat bazı projelerinin gerçekleşmemesi üzerine biraz hüzünlü bir şekilde vefat etti.Devamlı olarak anlamaya çalıştığı evren,gezegenler den gökyüzünden,uçsuz bucaksız gibi görünen denizlerden ovalardan, kırlardan ve en önemlisi kendi eserlerinin yanında ayrılıyordu.Ve şöyle diyordu:”Ruh,bedenden ayrılırken çok ağırdan alıyor.Kederinin ve feryatlarının nedensiz olmadığını düşünüyorum” dediği gibi.Bunu kendince anlamlandırmıştı.Ve 67 yaşında ölen Leonardo vasiyeti üzerine Saint-Florentin Kilisesine gömülmüştü.
(Düşüncelerimden çalıntıdır.)