PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : E. Yagmurdereli'nin bir sozu uzerinden


Muhsin Ogretme
19-02-2010, 23:44
Bir dost, E. Yagmurdereli'nin "Ben muhalif olduğum için Beşiktaşlı değilim, Beşiktaşlı olduğum için muhalifim." sozunu facebook sayfasina tasimis. Sonrasinda ben ve bir baska dost (ismini saklayarak kopyalayacagim asagiya, kendisi takim tutmaz) bazi yorumlar yazmisiz. Sizeler ne dusunursunuz merak ettim.

Muhsin Ogretme
Hey kartalim Orkun'un bee. Anlat bakalim neler dedi Esber amca.

Muhsin Ogretme
Yani Pazar gunu gittikten sonra :) Cok heyecanlanmisim...

Dost 1
şimdi no ofens yani orkuncum ve muhsin abi de... ya abicim bu kadar anlam yüklemeyin şu mevzuya ya. top oynuyolar bağırıyosun işte oley diye. taraftarlık bu işte bu kadar. beşiktaşlı olduğu için muhalifmiş. abi dünyanın en saçma lafı. bak aynı ayarda bir laf edeyim:
"tetriste çubuk beklemediğim için halkların kardeşliğine inanıyorum. tetris asla tetris değildir."

Muhsin Ogretme
"Anlayamaz kimse bu aski" :) *****'cum oyle taraftarlar da var tabi, seyirci de var, afedersin okuz de var suruylen. Inonu'de de var. Son barikat Besiktas!

Dost 1
ya muhsinim abim benim olayım o değil. beşiktaşın milyon tane taraftarı var, tabi öküz dolu olacak, futbol bu. ama gına geldi romantik-solcu-beşiktaşlı muhabbetinden. yok halkın takımı, iyilerin dostu, vahşi kapitalizmin ve yavşak endüstriyel futbolun can düşmanı beşiktaş o ye geyiğinden. bildiğin mainstream takım abi bu, alakası olmadığı halde politik anlam yüklenmesine gıcık oluyorum resmen.

hayır bir de cidden bu lafı eşber yağmurdereli söylediye eğer, zerre değeri kalmamıştır gözümde. muhalifliğini beşiktaşa bağlamak nedir ya? futbol bu abicim, bildiğin oyun işte. hapse niye girdin? rambo okandan farkın ne o zaman?

takım tutarsın, takımı seversin, ama gelip bunu anlamlandırmaya, hem de sol diskuru taraftarlığına bağlarsan salak derim ben adama. ... See more
(hep o feridunla haşmet yüzünden bunlar :P)

Muhsin Ogretme
Dunyaya siyasal bakisimizi, taraftari oldugumuz takimla birlestirmek bizim yaptigimiz. O gina getiren muhabbeti agirdan. adabiyla yapmayi beceremeyenler, agi ve hareketleri ishal olmuslar yuzunden bana da gina geldiyse gerisini sen dusun. Haklisin, Besiktas Jimnastik Kulubu, bildigin siradan, spor uzerinden islenen heyecani kara donusturmeye calisan bir kulup su anda. Digerlerine gore bazi farklari var elbet. Sevilesi farklari yillar icinde azalsa da (Y. Demiroren sagolsun mesela). Ama gonlumuzde yatan o degil bizim gibilerin. Besiktas futbol takimi, endustriyel futbolun can dusmani degildir. Ama bazi taraftarlari oyledir. Elimde hic bir istatistiki veri olmamasina ragmen, iddia ediyorum ki oylesi taraftarlarin en buyuk oranda bulundugu takim da Besiktas'tir. Feridun baskadir ama be *****'um :)

Hasan Can
21-02-2010, 10:26
Şu futbola siyaseti sokmayın diyenlere ayar oluyorum.Bu ülkede futbolun siyaseti değil siyasetin futbolu oynanıyor.

Vedat Benakay
21-02-2010, 11:09
herkesın dusuncesıne saygı duymak tabı saygıyı bozmamak sartıyla bızım felsefemızdır.bu kardeste oyle bakıyor konuya...ıste onlardan cok oldugu ıcın bu vatanda durum ortada..bırde omerın face booktakı yazılarını okusanız varya of of of...

Muhsin Ogretme
21-02-2010, 13:36
herkesın dusuncesıne saygı duymak tabı saygıyı bozmamak sartıyla bızım felsefemızdır.bu kardeste oyle bakıyor konuya

Ozledigim yaklasim budur. Herkesin akli bir olmaz.

Konuyu acan arkadasim cevaplar vermis. Uzunca biraz, ama okumaya, ustunde dusunmeye deger.

"anaakım olarak değerlendirilen her olgu statükoya hizmet etmediği gibi, her muhalif de devrime hizmet etmez. her amerikan filminin emperyalizmi içten içe empoze ettiğini söyleyemeyeceğin gibi, her bağımsız filmin de hollywood'un temsil ettiği tüm değerlere karşı olduğunu iddia edemezsin. elbette bu kadar büyük bir coğrafyaya ve de nüfusa yayılmış bir yandaşlığın homojen bir yapısı olmayacaktır, bu aşikar. hatta ve hatta daha da ötesinde stada düzenli olarak giden adamlar arasında bile homojen olarak dağılmış değil. olması da beklenemez zaten. hatta daha da ileri gidelim, miniskül oranda aslında içlerinde muhalif olanlar. ancak bu seslerini çıkarmamalarını gerektirir yakubum?

burada benim desteklediğim ve de facebook üzerinden milleti haberdar etmeye çalışığım şeyin bir gün "çarşı faşizme karşı" diye bağırıp, başka bir gün diyarbakırspor maçında "pkk dışarı" diye bağıran çarşı garabeti olduğunu mu sanıyorsun? bilakis onlara alternatif bir şey olsun diye buraya koyuyorum. sözünü ettiğin imajın özellikle son 2 senedir çok uzağında durduğum yetmiyormuş gibi, ileri derecede karşısındayım. hatta daha dün bu konu üzerine ********'la konuştuk ufaktan. bu romantik-beşiktaşlı-taraftar imajını pohpohlamaktan ziyade, ondan kurtulmayı amaçlayan bir şey benim adıma. bir nevi tribünün gerçek muhalif kesimini örgütlemekle alakalı. ütopik mi? evet. gerçekçi mi? hiç değil. ne kadar sosyalizme benziyor değil mi? üstelik de belki de çaşı tarafından desteklenen bir etkinlikle yapmak lazım bunu. belki de akrebin etrafını ateşle sarınca kendi kendini sokar umuduyla..."

"bir takımı tutmak, o takımı sevmek basit bir şey değildir. basit bir şey bu kadar ciddiye alınmaz. eğer bu kadar ciddiye alınıyorsa ve gerçekten bu kadar basit bir şeyse, ortada bir sorun var demektir. futbol bir şeyleri değiştirme yolunda kitleleri harekete geçirebilecek mediumların açık ara en başında geliyor. futbol "hepimiz etoo'yuz" diyen popülist tribüne, ülkenin yarısını 'öteki', diğer yarısını da 'vatan-elden-gidiyorcu' yapan açılım sürecinde "hepimiz kürt'üz" dedirtebilecek bir mecradır. olur mu bilmiyorum, olursa çok büyük bir olay olur mu, ondan da pek emin değilim ama bir başlangıç olacağı kesin.

bu etkinlik benim adıma beşiktaş özelinden çok sol ruhla alakalı. anlaşılan bu düşüncede yalnız değilim ki birçok galatasaraylı da bu etkinlikten birkaç saat sonra beşiktaşla oynayacakları bir derbi maçı olmasına rağmen etkinliğe katılacaklar. ben kendi taraftarımı örgütlemeye çalışıyorum. çünkü futbolun, futbol kültürünün, futbol hikayelerinin azımsanacak şeyler olmadığını düşünüyorum. futbolun ulaştığı her mecraya anlatacak derdi olduğunu düşünüyorum. takdir edersin ki bizim köşedeki bakkaldan daha ötesine mesajlar ulaşıyor. bill shankly'nın dediği gibi “Some people think football is a matter of life and death. I assure you, it's much more serious than that.”"

"beşiktaş taraftarının geneli itibariyle ucuz solculuk üzerinden yürüttüğü meddahlık senin de algılarını kapamış kanımca. o kadar kusmuşsun ki sen de benim gibi bunları duymaktan, tepki koyuyorsun. oysa bilmiyorsun ki çarşı ne etliye, ne sütlüye karışır. birkaç sene önce 1 mayıs'a çarşı pankartıyla katılan 10-15 kişinin görüntüleri televizyona çıktığında, Alen "bizim onlarla alakamız yok" demişti. bunda da olacağı budur. amaç da bunun görülmesini sağlamaktır. bu genel beşiktaş taraftar profiline karşı desteklediğim bir etkinliktir, onlardan biri olarak değil... birkaç hafta önce gençlerbirliği maçında demirören protesto edilmeye çalışıldı. 15. dakikada maçtan çıkılacaktı. ardından oluşan ortamdan haberdar olsan ne demek istediğimi anlardın ama en azından şu entry'm belki biraz yardımcı olur:

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=18048310

beşiktaş'tan değil ama bu taraftar yapısından rahatsızım....

beşiktaş'la muhalif olmayı özdeşleştirme durumuna gelince, o ayrı bir yazı konusudur. sadece şu kadarını söyleyebilirim, beşiktaşlılar galatasaraylı ve fenerbahçeli olmadıkları için beşiktaşlıdırlar. düzen sana fb'yi, gs'yi öğretir, bunu dikte eder, sen muhalefet edersin. bu son cümlenin aksini iddia edebilir misin? gazeteleri açıp okuman, televizyondaki programlara bakman, konuşulanları dinlemen yeterli. böylesine büyük iki düşmanın yeri gelince canciğer kuzu sarması olmasının sebebi de budur. (bkz. geçen sene adnan polat: "türkiye'nin iki büyük takımını devre dışı bırakmak için tezgah kurdular") bu yazdığım romantizm değil, bilimsel bir gerçeklik. seni rahatsız eder, etmez o sana kalmış."

"eşber'in dediğine gelince, öncelikle o kendi söylediği bir laftır. sonrasında da şu kadarını söyleyeyim, nüktedanlık bazen ciddiyetin gölgesinde kayboluyor.

yine bill babayla bitirelim: "the socialism i believe in is everyone working for each other, everyone having a share of the rewards. it's the way i see football, the way i see life""


Bir baskasi cevap yazmis:
"abi düzen değil baban dayın veya amcan sana gs'yi ya da fb'yi öğretir. dersen ki eğer beşiktaşlılar belirli bir süre spor basınını takip ettikten sonra akıllı mantıklı bir şekilde takım seçen insanlardır (veya çoğu öyledir) tamam bişey diyemem de sonuçta en geç 4-5 yaşında kararı verilen bi olgudur takım tutmak. yaptığın seçimden yaşamının ilerleyen dönemlerinde mutlu olabilrsin, gerek maç sonuçlarından, gerek duruştan vs. gururlanabilirsin, hatta işin sosyal boyutu seni sosyal - siyasal düşünceler anlamında da farklı yerlere götürebilir; farklı bi insan olmanı sağlayabilir ancak bu takımını 5 yaşında seçtiğin gerçeğini değiştirmez."


Konuyu acan cevaplamis:
"aslında biraz da kast ettiğim o benim de. beşiktaşlı baba, dayı, amca beşiktaşlı olmayı öğretmez sadece, beşiktaşlılığı öğretir. çok anlatamadığımın farkındayım ama ben mesela babamdan beşiktaş'ı tutmaktan ziyade beşiktaş'ın neyi temsil ettiğini öğrendim. belki siyasal değil ama sosyal boyutunu o yaştan itibaren gördüm ('gördüm' burada 'anladım' manasında kullanılmamıştır, sözlük anlamıyla 'gördüm' manasında kullanılmıştıır). beşiktaşlıyı beşiktaşlı yapanların çoğu da gs'li, fb'li olmadğı için bjk'li adamlar. 15 sene şampiyon olamayan, 2 defa küme düşmekten son haftada kurtulan, ekonomik olarak çöken, "beşiktaş için bir kibrit de sen yak" kampanyalarının yapıldığı senelerde büyüyen jenerasyonun, kulüp tarihinin takımına en bağlı taraftar grubu olmasının hiçbir mantıklı açıklaması yok aksi durumda. "

Hakan Kirezci
21-02-2010, 14:51
Futbola dair bu tarz yaklaşımları farklı birçok alanda da görmek mümkündür ve buna birçok kez değinmiş biri olarak bir kez daha bazı şeyleri tekrar etmek isterim.

Futbolla ilgisinin -en azından takım tutmak bazında- olmadığını öğrendiğimiz arkadaşın Beşiktaş taraftarının söylemlerinden bıkmış olması normaldir elbette. Örneğin birçok kişi gibi ben de sanat dallarının bir takım mensup ve sevenlerince dünyayı dönüştürme misyonunu sürekli üstlenmelerinden aynı derecede gına getirmiş biriyim. Ya da öğretmenlerin dünyayı değiştirecek en önemli unsur olduğuna dair söylemler; anaların bu göreve diğerlerinden daha layık olduğu iddiaları. Diğer taraftan dünyayı daha yaşanası hale getirecek olan tek gücün tarımsal üretim olduğuna karşın hayır sanayi üretimidir diyenler. Bununla yetinmeyip çoluk çocuk arıcılık yapmazsak insanlık aleminin asla barış ve huzura kavuşamayacağından tutun da asıl kurtuluşun brokoli üretiminin yaygınlaştırılmasında arayanlara kadar her millet, halk, kurum, kuruluş, aile, kişiye kadar küçülebilen bir reçete sunma, diğerini beğenmeme merakı doğamızda var; engellenemez bir durum.

Yakında dergimizde de yazmaya başlayacak gazeteci bir kızımızla tanıştım. Karı-koca futbolla zerre ilgileri olmayan bu arkadaşların dergimizi inceledikten sonraki yaklaşımları bir hayli dikkat çekici. Hala takım tutmadıklarını ama artık içinde Beşiktaş geçen her haberi okumaya başladıklarını ifade etti geçen gün.

Takım olarak Fenerbahçeli olmasına karşın Beşiktaş taraftarının taraftarı olduğunu ifade eden bir başka arkadaşa bir de Galatasaray'lının eklendiğini bizzat müşahade ettim.

Birçok kez söyledim hala da söylüyorum; bir insanın hangi takımı tuttuğunu anlamak için onun beyanına değil kendisine bakarım. Beyanlarında Beşiktaş'lı olduğunu ifade eden nice Fenerli ve Galatasaray'lı görmüşken tam tersi yüzlerce de örnek gösterebilirim. Takım isimleri ille de sahada oynanan top oyunlarını temsil etmek zorunda değildir; ülkemiz özelinde hakim olan ana zihniyetleri de temsil ederler diyenlerdenim.

4-5 yaşlarında kendilerine bir şekilde empoze edilen takım isimlerini üzerinde taşımakla yaşama karşı tercihlerini birleştirebilenler ve birleştiremeyenler vardır. Bizler birleştirebilenlerdeniz, arkadaşı rahatsız eden de bu sanırım; daha doğrusu kavramakta zorlandığı. Elbette kulüp yapıları üzerinden kimsenin solculuk dayattığı yok. Bunu zorlamak zaten sahtekarlıktan öte birşey değildir ama hayata dair felsefesini siyah-beyaz kontrastında sembolleştirmeyi becerebilen, adalet anlayışını lehlerine verilen haksız bir penaltı kararından hareketle inşaa edip ezilenlere, aşağılananlara,talan edilen değerlere, doğaya, hayvan sevgisine, emeğe saygıya kadar taşımayı becerebilenlerden duyulan bu rahatsızlık niye? Onlara ucuz romantik söylemler aşağılamasıyla saldırmanın ardında yatan ulvi düşünce sistemi nasıl birşey merak etmiyor da değilim.

Entelektüel olmanın böyle göğse takılan broş gibi zarif ama gereksiz ucuzlukları hep vardır. Kitlelerin içerisinden yükselen anlaşılabilir sesler entelektüel elitizmi hep rahatsız edegelmiştir. Öncülük rolü çalınmış ve onun ağzından, dilinden kopup soyut sembollere taşınmıştır. Zarif, elit bir kitap yazar sadece 50 kişi okur; onlarında sadece 20 si anlar onlar da yanlış anlar. Olsun; o görevini yerine getirmiştir. Popülizme düşmemiştir ya daha da mutludur anlaşılamamaktan. Ya da flu bir film çeker, aptal bir oyun yazar/sahneler, üç fırça darbesiyle öyle resimler yapar ki breh breh...

Tüm bu ince, zarif eylemlerin usul usul fısıldandığı ve bu yüzden kendisinden ve etrafında martinilerini yudumlayan üçbeş masa yoldaşından başkasını duyamadığı sesleri caart diye bastıran bir slogan öylesine kaba ve öylesine göz çıkarıcıdır ki, bu kadar da olmaz tabii. Hele bu ses bir de tribünlerden yükseliyorsa bu ne banalliktir, ne ucuzluktur.

Futbola ilgi duymak ve onunla ilişki kurmaktan kaçınan, kitle iletişiminin bu en büyük silahını su borusu zanneden tüm arkadaşlara tavsiyem lütfen popülist olmama adına toplaştığınız yerden bir yere ayrılmayın ki sizi herkes görebilsin.