Hakan Kirezci
18-03-2010, 23:32
http://img693.imageshack.us/img693/6577/kapakmaster12sayicopy.jpg
http://img227.imageshack.us/img227/4149/arkakapak12copy.jpg
http://img709.imageshack.us/img709/6881/iindekiler12.jpg
BİZDEN
Merhaba dostlar…
Beşiktaş taraftarının “yeter” şeklindeki galiz! Küfürlerinin “yetmez” şeklinde cevaplandığı bir kongreyi geride bıraktık. Hayırlı uğurlu olsun diyeceğiz ve futbol dünyasının şahit olmadığı kadar ağır bir küfür olarak tescili yapılan küfrümüzü etmeye devam edeceğiz anlaşılan.
YETER!...
Yeter de neye yeter; kime yeter?..
Bu minicik kelimenin neden tüm Beşiktaş tribünlerinin dilinde şarkı olduğunun anlamını kavrayamayanlara neye yeter dediğimizin cevabını kapak konumuzda Ümit Bayezit yeter derecede açık bir biçimde anlatıyor.
Beşiktaş Tribünlerinden Kemal Güllü’nün şu peşine takıldığımız “tepük” oyunun oyuncularına bir çift lafı var. Bunun yanı sıra Oyuna dahil olan ve sebeplenen her unsurun tapudan bir hisse kapmaya çalıştığı kurtlar sofrasına kutsal topraklardan zilliyet haklarımızı getirip koymuş. Demekte ki Kemal Güllü; Beşiktaş’ın mülkiyeti yoktur ama zilliyetlik hakları bizdedir.
Özkaynaktan yetişme yazarlarımızdan Fırat Gürgan ise iğneyi kapıp kendimize yani taraftara batırmış. Beşiktaş taraftarının geleneklerini güncel taraftara bir nebze de olsa bir hatırlatma anlamında önemli bir yazı Fırat’ın yazısı.
Üretim - Tüketim kültürü. Emek - Sermaye çelişkisi. Seyreden – itiraz eden farkı. Bakmak - görmek gibi bütün çift vuruşları bu işin ustası Yılmaz Yılgın (Yumurtakafa Yılmaz) kullanıyor. Halkın Takımı Dergisinin vazgeçilmez klasiği bu vuruşları yerinden seyretmek ayrı bir zevk bizler için; eline sağlık Yumurtakafa Yılmaz.
Geçtiğimiz dönemde ülke gündemimizde grizu ve göçük faciaları önemli bir yer tuttu. Futbolumuzda ise bu tür patlama ve göçüklerin adına şike diyerek konuyu patlatmış Kenan Özcan. Kendisine teknik anlamda konuk yazar dediğimize bakmayın; sohbeti öyle güzel ki kendisini bırakmaya hiç niyetimiz yok artık.
Derginin hazırlık aşamasında, Murat Aru masaya, bir sitede rastladığı nefis bir yazıyla geldi. www.haberveriyorum.net sitenin adı. Bu sitenin “Tribün halleri” başlıklı köşesinde endüstriyelleşme mağduru Manchester United taraftarının isyanını anlatan Ahmet Bertuğ imzalı bir yazı. Kendisiyle hemen irtibat kurup bu yazıyı yayımlamak isteğimizi ileterek izin istedik. Sağ olsun bizi kırmadı ve bu güzel araştırmayı sizlere sunma olanağını bulduk. Bu sayımızın konuklarından Ahmet Bertuğ dostumuza hem güzel yazısı hem de onu yayımlamamıza izin verdiği için teşekkür ederiz; umarız bu dostluğumuz devam eder.
Melike Sözener. İzmir’in muhtelif yerel gazetelerinde köşe yazarlığı ve habercilik yapan bir yazı emekçisi kardeşimiz. Bu sayımızdan itibaren sade ve sakin üslubuyla çarpıcı yazılarına tanık olacağımızı sandığımız Melike, Halkın Takımının en yeni üyelerinden biri olarak dergimize azami katkıyı verecek ve bizi de zorunluluktan doğan cinsiyetçi görünümden kurtaracak bir yazarımız olarak aramıza katıldı.
Kendisine hoş geldin derken o da bize bir Çarşı analiziyle hoş bulduk diyor. Kalemine sağlık Melike.
Barbaros Tantan bu dönem analizinde son kongremizi masaya yatırarak başarı-başarısızlık ekseninde asıl kazanması gerekeni iri harflerle vurgulamış; Beşiktaşlılık kazanacak.
Aramıza yeni katılan profesyonellerden biri de Mete Kızık. Cumhuriyet gazetesinden çeşitli araştırma yazılarıyla tanıdığımız Mete, beyaza talihsiz kaptanlarımızdan Delgado’yu siyaha ise faşist Arjantin cuntasının Tarım Bakanı’nın biricik kızı, Hollanda prensesi Maxima Zorreguieta’yı yerleştirerek Arjantin kontrastını net bir biçimde yansıtmış bizlere. Futbolcu Delgado’dan daha çok Arjantin’li yoksul çocuk Matias Emilio’yu daha iyi anlamak için okumak gerek Mete’nin yazısını.
Ülkemiz uzun bir süredir rastlayamadığımız ölçüde dirençli bir işçi direnişine tanık oldu. Bir nevi köleleştirme yasası olan 4 C dayatmasına direnen Tekel işçilerinin çadırlarında Ankara’nın acı soğuğunu paylaştı Halkın Takımının Ankara grubu; atkıları, bayrakları ve de ellerinde plastik çay bardaklarıyla.
Hem işçilere öğrettiler ki Beşiktaş neden halkın takımıdır, hem de işçilerden öğrendiler ki hayat denilen çelik leblebi nasıl çiğnenir. Bu karşılıklı alışveriş sırasında elbette Beşiktaş sohbetleri de eksik olmadı. İşte bu sohbetlerden birini, Beşiktaş taraftarı Tekel işçisi Kerim Dinç’le yapılan sıcacık direniş çadırı sohbetini Ankara’lı kardeşlerimiz düzenleyerek sizlere sunuyorlar. Bizleri layıkiyle temsil eden Ankara’lı kardeşlerimize teşekkür ederek bu söyleşiyi zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz.
Yazılarını artık dergimiz sayfalarında görmeye alıştığımız Itır Esen, bu kez kartalca sohbetlerin konuğu oldu. Kendisiyle sohbeti ise yine tahmin ettiğiniz gibi Ümit Bayezit gerçekleştirdi. Ümit, muhabbeti en sağlam kardeşlerimizden biri olarak bu işi başkasına kaptıracağa benzemiyor ya da başka bir açıdan bakarsak kimseye satamayacak gibi görünüyor.
Bundan sonrası için kendisine kolay gelsin dileklerimizle birlikte teşekkürlerimizi de sizler adına sunuyoruz.
Tribünlerden bir ses daha, ancak bu kez başka bir efsanenin cefakeş taraftarının gerçek anlamda doldurduğu Göztepe tribünlerinden bir kardeşimizin sesi geldi. Burak Güzel bu kardeşimizin adı.
Endüstriyelleşmenin ilk parıltısıyla gözleri kamaşarak gerçekleri fark edemeyen Göz Göz taraftarı maalesef sırlar dökülünce bir taraftarın tadabileceği en acı gerçekle yüzleşmek zorunda kaldı. Canları kadar sevdiği şanlı Göztepe’leri; Avrupa sahalarında büyüklere çim yolduran; Fevzi’lerin, Gürsellerin, Fuji Mehmet’lerin, Ali Artuner’lerin, Çağlayan’ların koca Göz Gözü amatör kümeye kadar düştü. Can düşmanı gibi gördükleri Karşıyaka taraftarının dahi tadını kaçıran bu durumdan kurtulma yolunda elinde kalanlarla büyük bir mücadele veren Göztepe şimdi Bank Asya ligi kapısını zorluyor. Gencecik yaşına karşın bu gerçeği dibine kadar yaşayanlardan biri olan Burak bizimle duygularını paylaşmış. Endüstriyel taraftarının kaçtığı ve gerçek taraftarını peşine takan Göztepe’yi tekrar asli yerinde görmek dileklerimizi sunuyoruz. Endüstriyelleşmeye karşı son barikatin ardında Göztepe’ye (bu haliyle) ihtiyaç var.
Dehanın bir armağan mı yoksa sahibine bir yük mü olduğu karmaşık bir tartışma konusu. Bunu anlamak için dahi olmak gerekiyor sanırız. Süper yetenekle gerçek dehanın sık sık karıştırıldığını düşünürsek gerçeği ancak bize sunulanları içgüdülerimizle algılayarak anlama şansımız var gibi.
Neyse, konu uzun. Hayatın bir çok alanında karşımıza çıkabilecek olan bu durumu Hakan Kirezci kendince bir yerinden tutarak irdelemiş ama siz ille de futbol derseniz önerimiz Pele-Maradona üzerinden konuyu düşünmeye çalışmanız olacak.
Bu sayımızın atölye sayfalarını geçen sayımızda olduğu gibi bu sayımızda da bir yazısını okuyabileceğiniz Mete Kızık’ın 2008 yılında yayımladığı bir kitabının tanıtımına ayırdık.
Ülke ülke gezerek ve kişilerle birebir konuşarak derlediği kitabında Mete, 68 kuşağının küresel isyanını en ince detaylarıyla yansıtmış bu kitabında.
Dergimizin klasiği Satranç sayfamızı, yine her zaman olduğu gibi uluslararası Hakem ve FIDE eğitmeni Aykut İlker Mete üstadımızın kaleminden ulaştırıyoruz sizlere. Yoğun gündeminde dergimizi bir kez olsun ihmal etmeme nezaketini gösteren Aykut hocamıza Halkın Takımı satranç severleri adına teşekkür ediyoruz.
Beşiktaş taraftarı olarak gelenekselleşen kardeş okullara yardım kampanyamızın üçüncüsünü gerçekleştirmiştik bildiğiniz üzere. Kampanya süresince büyük zorluklarla toplanan yardım kolilerinin ulaştırılması bizler için yardımları toplamaktan daha büyük bir sorun haline gelmişti. Van’a, Diyarbakır’a yurdun dört bir yanından koca kolileri göndermek için ödenmesi gereken kargo ücretleri çoğu zaman yardımların gerçek değerini dahi aşacak boyutlarda olabiliyordu.
Bu sorunu aşmak için başvurduğumuz kargo şirketlerinden nezaketen bir red cevabı dahi alamazken Yurtiçi Kargo şirketi cevap vermekle kalmadı aynı zamanda tüm kolilerimizi ücretsiz olarak uzaklarda okumaya çalışan minik kardeşlerimize eksiksiz olarak ulaştırmayı kabul etti. Böylelikle başarabildiğimiz kampanyamızın bir anlamda sponsorluğunu üstlenen Yurtiçi Kargoya ve tüm çalışanlarına Halkın Takımı ve tüm Beşiktaş taraftarı adına teşekkür ve minnet duygularımızı ifade etmek isteriz.
13. sayımızda görüşmek üzere…
Dergimiz 22 Mart Pazartesi günüden itibaren dağıtıma verilecektir
http://img227.imageshack.us/img227/4149/arkakapak12copy.jpg
http://img709.imageshack.us/img709/6881/iindekiler12.jpg
BİZDEN
Merhaba dostlar…
Beşiktaş taraftarının “yeter” şeklindeki galiz! Küfürlerinin “yetmez” şeklinde cevaplandığı bir kongreyi geride bıraktık. Hayırlı uğurlu olsun diyeceğiz ve futbol dünyasının şahit olmadığı kadar ağır bir küfür olarak tescili yapılan küfrümüzü etmeye devam edeceğiz anlaşılan.
YETER!...
Yeter de neye yeter; kime yeter?..
Bu minicik kelimenin neden tüm Beşiktaş tribünlerinin dilinde şarkı olduğunun anlamını kavrayamayanlara neye yeter dediğimizin cevabını kapak konumuzda Ümit Bayezit yeter derecede açık bir biçimde anlatıyor.
Beşiktaş Tribünlerinden Kemal Güllü’nün şu peşine takıldığımız “tepük” oyunun oyuncularına bir çift lafı var. Bunun yanı sıra Oyuna dahil olan ve sebeplenen her unsurun tapudan bir hisse kapmaya çalıştığı kurtlar sofrasına kutsal topraklardan zilliyet haklarımızı getirip koymuş. Demekte ki Kemal Güllü; Beşiktaş’ın mülkiyeti yoktur ama zilliyetlik hakları bizdedir.
Özkaynaktan yetişme yazarlarımızdan Fırat Gürgan ise iğneyi kapıp kendimize yani taraftara batırmış. Beşiktaş taraftarının geleneklerini güncel taraftara bir nebze de olsa bir hatırlatma anlamında önemli bir yazı Fırat’ın yazısı.
Üretim - Tüketim kültürü. Emek - Sermaye çelişkisi. Seyreden – itiraz eden farkı. Bakmak - görmek gibi bütün çift vuruşları bu işin ustası Yılmaz Yılgın (Yumurtakafa Yılmaz) kullanıyor. Halkın Takımı Dergisinin vazgeçilmez klasiği bu vuruşları yerinden seyretmek ayrı bir zevk bizler için; eline sağlık Yumurtakafa Yılmaz.
Geçtiğimiz dönemde ülke gündemimizde grizu ve göçük faciaları önemli bir yer tuttu. Futbolumuzda ise bu tür patlama ve göçüklerin adına şike diyerek konuyu patlatmış Kenan Özcan. Kendisine teknik anlamda konuk yazar dediğimize bakmayın; sohbeti öyle güzel ki kendisini bırakmaya hiç niyetimiz yok artık.
Derginin hazırlık aşamasında, Murat Aru masaya, bir sitede rastladığı nefis bir yazıyla geldi. www.haberveriyorum.net sitenin adı. Bu sitenin “Tribün halleri” başlıklı köşesinde endüstriyelleşme mağduru Manchester United taraftarının isyanını anlatan Ahmet Bertuğ imzalı bir yazı. Kendisiyle hemen irtibat kurup bu yazıyı yayımlamak isteğimizi ileterek izin istedik. Sağ olsun bizi kırmadı ve bu güzel araştırmayı sizlere sunma olanağını bulduk. Bu sayımızın konuklarından Ahmet Bertuğ dostumuza hem güzel yazısı hem de onu yayımlamamıza izin verdiği için teşekkür ederiz; umarız bu dostluğumuz devam eder.
Melike Sözener. İzmir’in muhtelif yerel gazetelerinde köşe yazarlığı ve habercilik yapan bir yazı emekçisi kardeşimiz. Bu sayımızdan itibaren sade ve sakin üslubuyla çarpıcı yazılarına tanık olacağımızı sandığımız Melike, Halkın Takımının en yeni üyelerinden biri olarak dergimize azami katkıyı verecek ve bizi de zorunluluktan doğan cinsiyetçi görünümden kurtaracak bir yazarımız olarak aramıza katıldı.
Kendisine hoş geldin derken o da bize bir Çarşı analiziyle hoş bulduk diyor. Kalemine sağlık Melike.
Barbaros Tantan bu dönem analizinde son kongremizi masaya yatırarak başarı-başarısızlık ekseninde asıl kazanması gerekeni iri harflerle vurgulamış; Beşiktaşlılık kazanacak.
Aramıza yeni katılan profesyonellerden biri de Mete Kızık. Cumhuriyet gazetesinden çeşitli araştırma yazılarıyla tanıdığımız Mete, beyaza talihsiz kaptanlarımızdan Delgado’yu siyaha ise faşist Arjantin cuntasının Tarım Bakanı’nın biricik kızı, Hollanda prensesi Maxima Zorreguieta’yı yerleştirerek Arjantin kontrastını net bir biçimde yansıtmış bizlere. Futbolcu Delgado’dan daha çok Arjantin’li yoksul çocuk Matias Emilio’yu daha iyi anlamak için okumak gerek Mete’nin yazısını.
Ülkemiz uzun bir süredir rastlayamadığımız ölçüde dirençli bir işçi direnişine tanık oldu. Bir nevi köleleştirme yasası olan 4 C dayatmasına direnen Tekel işçilerinin çadırlarında Ankara’nın acı soğuğunu paylaştı Halkın Takımının Ankara grubu; atkıları, bayrakları ve de ellerinde plastik çay bardaklarıyla.
Hem işçilere öğrettiler ki Beşiktaş neden halkın takımıdır, hem de işçilerden öğrendiler ki hayat denilen çelik leblebi nasıl çiğnenir. Bu karşılıklı alışveriş sırasında elbette Beşiktaş sohbetleri de eksik olmadı. İşte bu sohbetlerden birini, Beşiktaş taraftarı Tekel işçisi Kerim Dinç’le yapılan sıcacık direniş çadırı sohbetini Ankara’lı kardeşlerimiz düzenleyerek sizlere sunuyorlar. Bizleri layıkiyle temsil eden Ankara’lı kardeşlerimize teşekkür ederek bu söyleşiyi zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz.
Yazılarını artık dergimiz sayfalarında görmeye alıştığımız Itır Esen, bu kez kartalca sohbetlerin konuğu oldu. Kendisiyle sohbeti ise yine tahmin ettiğiniz gibi Ümit Bayezit gerçekleştirdi. Ümit, muhabbeti en sağlam kardeşlerimizden biri olarak bu işi başkasına kaptıracağa benzemiyor ya da başka bir açıdan bakarsak kimseye satamayacak gibi görünüyor.
Bundan sonrası için kendisine kolay gelsin dileklerimizle birlikte teşekkürlerimizi de sizler adına sunuyoruz.
Tribünlerden bir ses daha, ancak bu kez başka bir efsanenin cefakeş taraftarının gerçek anlamda doldurduğu Göztepe tribünlerinden bir kardeşimizin sesi geldi. Burak Güzel bu kardeşimizin adı.
Endüstriyelleşmenin ilk parıltısıyla gözleri kamaşarak gerçekleri fark edemeyen Göz Göz taraftarı maalesef sırlar dökülünce bir taraftarın tadabileceği en acı gerçekle yüzleşmek zorunda kaldı. Canları kadar sevdiği şanlı Göztepe’leri; Avrupa sahalarında büyüklere çim yolduran; Fevzi’lerin, Gürsellerin, Fuji Mehmet’lerin, Ali Artuner’lerin, Çağlayan’ların koca Göz Gözü amatör kümeye kadar düştü. Can düşmanı gibi gördükleri Karşıyaka taraftarının dahi tadını kaçıran bu durumdan kurtulma yolunda elinde kalanlarla büyük bir mücadele veren Göztepe şimdi Bank Asya ligi kapısını zorluyor. Gencecik yaşına karşın bu gerçeği dibine kadar yaşayanlardan biri olan Burak bizimle duygularını paylaşmış. Endüstriyel taraftarının kaçtığı ve gerçek taraftarını peşine takan Göztepe’yi tekrar asli yerinde görmek dileklerimizi sunuyoruz. Endüstriyelleşmeye karşı son barikatin ardında Göztepe’ye (bu haliyle) ihtiyaç var.
Dehanın bir armağan mı yoksa sahibine bir yük mü olduğu karmaşık bir tartışma konusu. Bunu anlamak için dahi olmak gerekiyor sanırız. Süper yetenekle gerçek dehanın sık sık karıştırıldığını düşünürsek gerçeği ancak bize sunulanları içgüdülerimizle algılayarak anlama şansımız var gibi.
Neyse, konu uzun. Hayatın bir çok alanında karşımıza çıkabilecek olan bu durumu Hakan Kirezci kendince bir yerinden tutarak irdelemiş ama siz ille de futbol derseniz önerimiz Pele-Maradona üzerinden konuyu düşünmeye çalışmanız olacak.
Bu sayımızın atölye sayfalarını geçen sayımızda olduğu gibi bu sayımızda da bir yazısını okuyabileceğiniz Mete Kızık’ın 2008 yılında yayımladığı bir kitabının tanıtımına ayırdık.
Ülke ülke gezerek ve kişilerle birebir konuşarak derlediği kitabında Mete, 68 kuşağının küresel isyanını en ince detaylarıyla yansıtmış bu kitabında.
Dergimizin klasiği Satranç sayfamızı, yine her zaman olduğu gibi uluslararası Hakem ve FIDE eğitmeni Aykut İlker Mete üstadımızın kaleminden ulaştırıyoruz sizlere. Yoğun gündeminde dergimizi bir kez olsun ihmal etmeme nezaketini gösteren Aykut hocamıza Halkın Takımı satranç severleri adına teşekkür ediyoruz.
Beşiktaş taraftarı olarak gelenekselleşen kardeş okullara yardım kampanyamızın üçüncüsünü gerçekleştirmiştik bildiğiniz üzere. Kampanya süresince büyük zorluklarla toplanan yardım kolilerinin ulaştırılması bizler için yardımları toplamaktan daha büyük bir sorun haline gelmişti. Van’a, Diyarbakır’a yurdun dört bir yanından koca kolileri göndermek için ödenmesi gereken kargo ücretleri çoğu zaman yardımların gerçek değerini dahi aşacak boyutlarda olabiliyordu.
Bu sorunu aşmak için başvurduğumuz kargo şirketlerinden nezaketen bir red cevabı dahi alamazken Yurtiçi Kargo şirketi cevap vermekle kalmadı aynı zamanda tüm kolilerimizi ücretsiz olarak uzaklarda okumaya çalışan minik kardeşlerimize eksiksiz olarak ulaştırmayı kabul etti. Böylelikle başarabildiğimiz kampanyamızın bir anlamda sponsorluğunu üstlenen Yurtiçi Kargoya ve tüm çalışanlarına Halkın Takımı ve tüm Beşiktaş taraftarı adına teşekkür ve minnet duygularımızı ifade etmek isteriz.
13. sayımızda görüşmek üzere…
Dergimiz 22 Mart Pazartesi günüden itibaren dağıtıma verilecektir