PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Optik Başkan Bulunmaz Eşin, Şampiyon Yap Beşiktaşı Taraftar İçin.



Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 07:39
Öncellikle benimle bu güzel anılarını paylaşan Darıcaİbo'ya (İbrahim ÖZDİNÇER'e) Alattin ÇAM'a, Yelken BİROL'a Musa GÖKTÜRK'e Karga Mustafa'ya ve diğer Beşiktaşımızın Şehitlerine Sonsuz Teşşükür ederim.


Sana selamlar Olsun Optik!

Gözlerimiz uzağa bakıyor Optik!
Düşlerimiz Siyah&Beyaz… En çok sevinirken ağlıyoruz nazlı-kırılgan bi o kadar da sitemkar. Seninle ilgili-sana dair dersimizi iyi çalıştık be Optik, senin nüfuz ettiğin Beşiktaş aşkına kattığın derslerde hepimiz ama alayımızın parmakları havada be Optik.

Barbaros inliyor Optik! Bildiğin, adımladığın ve her köşesine çentik attığın semt Kartal çığlıklarıyla sana selam ediyor. Heyecanla boğuşuyoruz, coşku sel olmuş haykırıyoruz, ışığın ve samimiyetin semtinden sana selam yolluyoruz.

Esince dağılan değil, esince Kartalın kanadına güç katan yüreğimizle seni yâd ediyoruz Optik! En çok-en fazla seni kucaklamak bu mutluluğun altyapı taşlarının mimarına sarılmak ne güzel olurdu.


Fermanımız Beşiktaş sevgisine dairse ve bu Beşiktaş aşkına dahilse fermanı yazan kalemin senden geldiğini biliriz Optik! Barbaros’ta mutluluk fışkırıyor Optik, senin sokağında senin arşınladığın kaldırımlardan Serencebey yokuşundan senin mirasın üzerimize akıyor!
Beşiktaş vefamız, Beşiktaş yolundaki samimiyetimiz sözcükleri dize getiriyor Optik…

Semtin bütün sokakları senin gözlerinle aydınlanıyor bilesin! Bitmedi dahası var seni çok seviyoruz Optik! Ruhun şad olsun gülümseyen Kartalımız…


Dededen Beşiktaşlı

1969 İstanbul Kadırga doğumlu Mehmet Işıklar. Babası Arap, annesi Arnavut kökenli. Kendini bildi bileli Beşiktaş için olmuş deli. Aşkının müsebbibi gençliğinde Beşiktaş’ın Taksim stadında oynanan hiçbir maçını kaçırmayan dedesi. Dedesinin Mehmet’in üzerinde bıraktığı etki ömür boyu silinmemiş, henüz 6 yaşındayken gittiği bir maçla başlayan renk aşkı ise hiç eksilmemiş.

1974-75 sezonunda babasından yalvar yakar izin kopararak dükkanlarının çırağı ile birlikte numaralıda izlediği ilk maçında, Beşiktaş Trabzon’a yenilince küçük Mehmet başlamış ağlamaya. Yanındaki koltukta maç boyunca cep kanyağı içip çikolata yiyen yaşlı bir adam susması için Mehmet’e çikolata ikram etmiş ama nafile. Mehmet ikramı geri çevirmese de gönlüne söz dinletememiş, gözyaşlarını dindirememiş. Ta ki yaşlı adam Beşiktaş’ın büyük takım olduğunu, bir sonraki maçı kazanacağını söyleyene kadar…

Ortaokulu Ortaköy Gaziosmanpaşa’da okurken Mehmet, tribünleri hiç ihmal etmemiş. Kaşkolu boynunda, darbukası koynunda neredeyse her maçına gitmiş Beşiktaş’ının. Sevilmek için sevmese, sevdiği kadar sevilmişte. Tribünlerde adeta bir maskot haline gelmiş kalın siyah çerçeveli, şişe dibi misali camları olan gözlüğüyle. O zamanda nüktedanmış Beşiktaş tribünleri ve Mehmet’e ömrünün sonuna kadar adının önünde taşıyacağı lakabı takmış: “Optik”

En Enteresan Öğrenci

Vakti zamanında aralarında ortaokul öğrencisi Mehmet’in de olduğu tutkulu Beşiktaş taraftarları bazı maçlar öncesinde stat çevresinde sabahlarlarmış. Mehmet’in annesi bu gecelerde telaş içinde oğlunu arar, karşına çıkan taraftarlara bir hışımla “Mehmet’imi verin” diye yakarırmış. O kadar insan içinde annesinin Mehmet’i, tribünlerin Optik’i bulunur, kulağından çekilerek teslim edilirmiş annesine. Bir daha böyle haylazlıklar yapmaması da sıkı sıkı tembihlenerek. Ama ne fayda, “Optik” sevmiş bir kere. En fazla bir saat sonra tekrar evden kaçarak katılırmış fanatik grupların eğlencesine.

Sabahlamayla sınırlı kalmazmış Beşiktaş’ı için yaptıkları. Deplasmana kalkan otobüslerde usulca saklanırmış arka beşlinin ardına. Tribün liderlerinden dayak yiyip evine gerisin geri gönderilmemek için, otobüs az biraz yol aldığında çıkarmış ortaya.

Ortaokulu bitirince İstanbul’un gözde okullarından Kabataş Erkek Lisesine kaydını yaptırmış ailesi biricik oğulları Mehmet’in. Lise öğrencisi Mehmet ne yardan vazgeçmiş ne de serden. Beşiktaş’ını içerde dışarıda desteklerken okulu da yarıda kesmemiş. Deplasman maçları sonrası Pazartesi’yi pas geçse de, Salı’dan devam etmiş öğrenciliğine.

Kabataş Erkek Lisesi yıllığında arkadaşları onu şöyle anlatıyor:
“343 Mehmet Işıklar
Mehmet Işıklar, belki de, Kabataş tarihinin gelmiş geçmiş en enteresan öğrencisidir. Koyu bir B.J.K taraftarıdır. Deplasmanlarda B.J.K’nın tüm maçlarına gider. Bu arkadaşımız pek zeki olmasına karşın ders çalışmaz. Genellikle derslerde uyumayı sever. Sınıfımızın en renkli simasıdır. Neşe kaynağıdır. İlerde iyi bir ekonomist olacağına inandığımız bu arkadaşımıza yaşamında başarılar diliyoruz.”

Vakitle birlikte tribünlerdeki etkinliği de ilerlemiş Optik’in. Beşiktaş semtinde örgütlediği gençlerle birlikte Çarşı grubunu kurduktan kısa bir süre sonra adı “Optik Başkan”a çıkmış. Böylece çocukluğundan beri hayalini kurduğu tribün önderliğine de adım atmış.

Galatasaray Lisesi Öğretmeni

Liseyi bitirince Mimar Sinan Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanmış. İkinci sınıftayken ailesine Tarih okumak istediğini söyleyip tekrardan üniversite sınavına girmiş. Halihazırda bir üniversitede okuduğundan puanı düşürülse de derece yaparak girmiş İstanbul Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne. Taziye ziyaretine gittiğim ailesinden öğrendiğime göre sene kaybetmeden birincilikle bitirmiş Üniversite’yi.

Tüm bunlar olurken Beşiktaş’ını yağmur çamur demeden içerde dışarıda desteklediğini söylememe gerek var mı acaba?

Üniversite’yi bitirmesinin ardından bir ara akademisyenliği aklından geçirse de lise öğretmenliğinde karar kılmış. Öğretmenlik öncesi stajını ise kimselerin bilmesini istemediği bir yerde yapmış. Her gün okula giriş ve çıkışlarda birileri görecek diye kaygı duyarmış. Çünkü her gün gittiği lisenin adı Galatasaraymış!

Öğretmenlik stajını tamamladıktan sonra tayininin çıktığı Ankara Çubuk’a tarih öğretmeni olarak gitmiş Optik. Çubuk Yatılı lisesinde girdiği ilk derste kimin hangi takımı tuttuğunu öğrenip aklına not etmiş. İki yıl sürdürdüğü öğretmenlik boyunca Galatasaray ve Fenerbahçelilere hakkını, siyah beyaz renklere gönül verenlere ise gönlünden kopanı yani bir not fazlasını vermiş Mehmet öğretmen. Takım farkı gözetmeksizin de ihtiyacı olana cebindeki parasını.

Dayanamamış Hasretliğe
Bu iki sene boyunca ayrı düşmüş Beşiktaş’ından. Kimi zaman okuldaki öğrencileriyle birlikte izlemeye gelse de aşkını, kesmemiş bu gelmeler Optik Başkan’ı. Askerliğini İzmir’de tamamladıktan sonra bir daha dönmemiş mesleğine. Ailesi “oğlum ilerde tayinin İstanbul’a çıkar dese de” yetmemiş bu vaat, hasretinden çılgına dönen Mehmet’e. Vurmuş kendini semtine. Serencebey’e, Balık pazarına, Köyiçine.

Sonrası yürek burkan, gözleri bir dolduran bir hikaye. Akılla değil kalple yapılan bir tercihin bedeli. Öğretmenlikten eski mesleği tribün liderliğine dönen yakışıklı bir holiganın meşum kaderi. Ailesi üzülse de, tribünler ve belki de en çok başıboş hayvanlar sevinmiş altın kalpli holiganın dönüşüne. Sahipsiz sokak köpeklerine kimlik kartı çıkartan, onların karınlarını doyuran güzel bir adammış. Ölmeden beş gün önce cezaevinden elinde iki küçük kediyle çıkmış ve arkadaşlarının söylediğine göre evine gitmeden önce onlara ev aramış Optik Başkan. Yalnız köpeklerin değil, durumu yettiğince cebinde parası olmayan herkesin yardımına koşmuş “Son Holigan”. Durumu daha iyi anlamak için gelin İnönü’de sık duyulan şu tezahürata kulak verelim.

“Sabahtan beri hiçbir şey yemedik..
Karnımız acıktı bizim..
Optik Başkan bize yemek ısmarlasana...
Parasını alırsın sonra.

Her Yanda Başka Bir Anı

Sol görüşlü olduğu herkesçe bilinen, Çarşı grubuna fikirleri ile yön veren, sıradanlığı bile sıra dışı olan bu enteresan adamla İnönü’ye yolu düşen herkesin neredeyse bir anısı var.

Kimisi, o dönem iskeleti Beşiktaş’ın as oyuncularından oluşan Türk Milli Takımı’na karşı yedeklerle sahaya çıkan Beşiktaş’ı desteklemesini anlatıyor, kimisi Kazan’ın önünde öfkeli kalabalık tarafından tartaklanan Fenerbahçe formalı genci kurtarıp, cebinde parası olmadığını öğrenince cebine para koyup taksiyle oradan uzaklaştırışını.

Bu anılardan en ilginci “guybrush threepwood” adlı Ekşi Sözlük yazarının yaşadığı.. Bu satırları Tempo Dergisinde Cem Dizdar da yazmıştı. Ben de aynen aktarıyorum..

“Yıllar önce bir arkadaşımın, ‘Gel lan maça gidelim’ demesi ile Beşiktaşlı olmadığım halde İnönü’ye gittim. Kapalıda güzel bir yere konuşlandık. Önümde bir adam var. Belli sevilen biri, arkadan laf atıyorlar, gelen selam seviyor, geçen selam veriyor. Koca bir ilk yarı boyunca muhabbet ediyoruz. Futbolculardan başlayan muhabbetimiz çok farklı konularda devam ediyor.İlk yarı sonuna doğru ‘Bir zamanlar biz Alen’le iki kişi inletirdik bu stadı, şimdi on kişi var beceremiyor’ deyince, anlıyorum amigolardan bir kendisi. Neyse yarı bitiyor, ‘Kusura bakma arkadaşım, geliyorum birazdan’ diyor. O sıra bir adam geliyor tribüne, kucağında 3-4 yaşlarında bir çocuk. Çocuk siyah beyaz Beşiktaş armalı eşofman giymiş, kafasında Beşiktaş armalı şapka, sırtında da bir Beşiktaş çantası. Yanakları ağlamaktan al al olmuş, babasının kucağında. ‘Optik’i gören oldu mu?’ diye sordu adam. O sıra anladım biraz önce muhabbet ettiğim adamdan bahsettiğini.’Buradaydı ağabey’ dedim ‘Gelir birazdan’. Arkadan bir sordu.’Hayrola ağabey?’ diye. ‘Ya evde seyredecektim maçı, başladı ağlamaya çocuk,’Optik Optik’diye.. Kalktım maça getirdim’ dedi adam.’Yok artık o kadar da değil’ diye düşündüm ben. Tesadüf, ölüm haberini aldıktan sonraki ilk tepkim de aynı oldu. O çocuk belki 11-12 yaşında şu an ve belki en çok ağlıyor yine.” Yazısını ise şu cümleyle bitirmiş ‘guybrush threepwood’:
“İkinci yarıyı, kucağında o çocukla izledi Optik”


Ve Hataları...

Hiç mi yanlış yapmamış peki Optik Mehmet ömrü hayatında, ne de olsa bir amigo değil mi eninde sonunda, amma da abarttın ha diyenlere vakti zamanında uyuşturucu kullandığını ve hapiste bu nedenle yattığı söyleyeyim. Ayrıca Optik Başkan tribün kavgalarının zirve yaptığı dönemde bir çok olaya da karışmış. Yakın arkadaşlarından Ayhan Güner’in anlattığı bir anıyı nakledeyim.

“Bir gün barda oturuyoruz. Yanımıza emanet almamışız aniden baskın yedik Fenerlilerden. Üzerine kılıçla gelen Fenerliye baktı. Bir sağına elini attı, bir soluna elini attı baktı ki boş… Boynundaki zinciri koparıp öyle meydan okudu elinde kılıçla gelen herife. Tam bir efsaneydi. ”

Lakin yaptığı hatalara rağmen bu dünya da hoş bir seda bırakıp gittiğini de eklemeden geçmeyelim. Her tribün emekçisini çapulcu zannedenleri boş verelim ve Optik Başkan’dan incilerle yazıyı bitirelim.

-Beşiktaş dışında özel hayatım yoktur.
-Sen babadan kalma miras değil, doğacak çocuğuma borcumsun, canım Beşiktaş’ım!
-Ben Beşiktaş’ı Ali Veli için sevmiyorum, onların hepsi gidicidir ama ben tribünde kalıcıyım
-Benim adım Optik Başkan on bin tane deplasmana gittim.

Hasılı kelam Allah taksiratını affetsin Optik Başkan.
Rahat uyu yufka yürekli Holigan


Taziye Ziyareti

Vefatının ardından Mehmet Işıklar’ın evine taziye ziyaretine gittim. Ailesi keder içindeydi. Eski bir gazeteci olan babası Abdullah Bey’in acısı yüzünden okunsa da metanetini korumayı başarıyordu. Annesi de benzer bir haldeydi. Ablası Emine Hanım dahil tüm aile çok bitkindi. Lakin hepsi birkaç gün önceki cenaze töreninde Mehmet’e gösterilen sevgi nedeniyle müteşekkirdi. Cenaze’ye yüzlerce insanın katıldığını ve etraftan geçenlerin cenazenin kime ait olduğunu merak ettiğini gururla söylediler. Bir gün önce Beşiktaşlı futbolcuların da baş sağlığına geldiğini belirttiler. Ben de cenazeye ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras ile Beşiktaş eski başkanı Serdar Bilgili’nin çelenk gönderdiğini söyledim kendilerine.

Ablası adli tıpta çalışan bir kimya mühendisi. Baş sağlığı için gelenlere ikramda bulunuyordu kendisi. Babası ve annesi ile konuşurken bana da eksik olmasın börek ve tatlı ikram etti. Hayatımda ilk defa evladını kaybeden insanlar görmenin etkisiyle önümdeki güç bela didiklerken annesi bana dönerek: “Oğlum çekinme yesene, Mehmet çok cömert bir çocuktu, yemeni isterdi.” deyince babası dayanamadı ve;

“Bir gün eve dönerken köşedeki bakkalın önünde gördüm Mehmet’i. Elinde koca bir kaşar peyniri… Yanı başında hep beslediği sokak kedilerinden bir tanesi.. O kadar yedirmiş ki kediye Mehmet, kedi ayakta zor duruyordu. O ise hala beslemeye çabalıyordu “ diyerek bu hoş anıyı nemli gözlerle anlattı.
Ben gördüklerin ve duyduklarım karşısında çok etkilenmiştim. Ne de olsa hayatımda ilk kez evlat acısı çeken insanlarla yüz yüze gelmiştim. Önümdekini zar zor bitirdikten sonra teşekkür edip, müsaade istedim.
Buradan kederli ailesine tekrar baş sağlığı dilerim.

KUTSAL TOPRAKLARDAN, KUTSAL DÜNYALARA...

Sen biliyormusun?

Seni ne kadar çok sevdiğini?

Hiç tahmin edebiliyor musun?

Haberin var mı tanımadığı insanların sana getirdiği başka insanları nasıl kafasında yıllarca didik didik düşündüğünden?

Senin haberin bile yokken, ismini günde BİN kaç kez söylediğinden?

Sen çaresizken sana çare yaratabilme arayışından?

Evet!

Senin için korktu! Geride duramadı! Çünkü sana vereceklerine sınır bile koymamıştı.

Sen giderken, onun da özgürlüğünü götürdün beraber gittiğiniz yere...

Artık sen onunla bir'din. Başkaları kendiyle bir'ken.

Ama o Bir'likten cinnet doğmadı aranızda.

Çünkü senin yoluna esir olmuştu, yanına yoldaştı.

Sen sıcak yuvanda dinlenirken, o , sağanak yağmurun altında yorgun kalakalmıştı.

Senin yıllarının izlerini , renklerinin sadeliğini taşıyan kaşkolu hala boynundaydı.

Akaretlerdeydi o tabela. Kapısında 3 basamak, İçerisi buz.

Senin için orada üşümeye devam ediyordu.

Orada cebindeki tüm parayı çıkarıp tanımadığı küçük çocuklara veriyordu da seni daha çok kişiye izlettirme hevesinden.

Sen bunlardan bihaberken, her yeni gün yepyeni hesapların içerisine düşmüştü.

Son hesabı, buluşma gününüzdü. 1 ağustos 2007'i hayal ederek yaşıyordu.

Sen buluşmanıza gelicektin, ama onun bu kez mazereti var!

Şimdi sen buna inanamayabilirsin, belki de ağlayabilirsin.

Ama ne olur başkalarına duyurma.

Sadece gururuna sarıl ve yaşa.

Çünkü o , sessizce gelip sessizce gitmelerin insanı.

Ama "ben Burdayım, senin için burdayım!" dediğini çok uzaklardan duymuşsundur.

Doğru, belki de bu 5 kelime salladı Beşiktaşı bugün. Ki ne depremler salladı da bu derece yıkıcı

olmadı.

Şimdi hem Beşiktaş, hem biz.

İlk defa sensiz...

Böyle gelecekse 1 Ağustos, gelmesin kalsın.

Ama şundan eminki

Bu kez beraber açacaksınız kanatlarınızı gökyüzüne.

Belki de ilk kez beraber uçacaksınız.

Ama sen!

Bizler için değil,

Sadece onun için saldır o gün!

Tribünler "Optik başkan için saldırın" diyerek inleyecek o gün!

En sessiz tezahuratımız bile düşmanlarının kulaklarında çınlayacak o gün!

Çünkü SEN ve O herşeyinizle bunu hakediyorsunuz.


Murat Dedeoğlu


Her zaman takımımıza destek olalım. Ne olursa olsun Beşiktaş’ın arkasında olduğumuzu Beşiktaş’ı temsil edenlere inandıralım. Cümlelerinin karşılığını dolu dolu vermek için bir ömrü Beşiktaş’a verdin Başkan

Küçük bebelerin kucağında maç izleyip de ağlamayı zırlamayı kestiğine şahit olan tribün taşları açtı binbir kollarını sana doğru, seni kucaklamak için sana doymak için 2 senenin her saniyesinin hasretini sıkıp ter olup akıtmak için Beşiktaş’a. Evet Beşiktaş’a; gençliğinin ve hayatının kalemini kırıp da verdiğin Beşiktaş’a. Öyle bir iştir ki bu Ferhat la şirine aslı ile kereme hayata küsme nedenidir senin sevdan. Uğruna yıllarca mesai harcadığın, evlendiğin, gönül nikahı kıydığın Beşiktaş’ından ayrı geçen 2 sene. Omuz omuza verilmiş kardeşlerinle durmadan dimdik yürüdüğün Beşiktaş yolunda senin adamlığını örnek bilmiş binlerce onbinlerce kartal yüreği. Hakkında bırak tribünümüzden rakip tribünlerden bile tek kötü laf eden çıkmamıştır, edenin ya akli dengesi bozuktur ya da mayası. 1974’lerde ilk maça girdiğin heyecanın yüzünde yarattığı gülüştü sanırım her tribünde görüşümde bana gülmen. Uğur olsun diye yaktığın sigaralarını takip ederdim hep, nasılda kalbinden çıkardı dumanı, kaplardı o dumanın büyüsü futbolcuları. Beşiktaş uğruna kalemi kırılmış bir hayat dedim ya Başkan, Beşiktaş uğruna yakılmış okul yılları ve Beşiktaş uğruna elinin tersiyle itilmiş bir öğretmenlik hayatı.

Ne bileyim ben başkan, ne sen sor ne ben söyleyeyim duyduğum saatten beri kelime edemiyor, duyamıyorum, duymak istemiyorum. Senli tribünün tadını dokusunu ve adamlığının nefesini koklamışlıktan mıdır nedir sensizliğin korkusu sardı dört bir yanımı şimdiden. Tüm umutlarım, duygularım, bilincim törpülendi. Bilinçaltında hala senden kalma uğur sigaraları, hindi babalar, durumu olmayana yardım etmeler karın doyurmalar ve en önemlisi senden miras kalan ve herkesin istediği kadar almakta hür olduğu adamlığın miras kaldı bilinçaltında.

Şimdi sensizlik zamanı. Geçici ayrılığında bile burkulan yüreklerimiz ebedi ayrılığına nasıl dayanır bilinmez. Şimdi kim bize sahilde bira ısmarlayacak, maç öncesi aç karnımızı doyuracak, kim hindi baba çektirecek, uğur olsun diye Beşiktaş’ımıza kim yakacak o malum dakikada sigarasını...

Gittin başkan bizi sensiz, biz başkansız, bizi Beşiktaş’la baş başa bırakıp gittin. Gittin de ne oldu, şimdi kim Beşiktaş için ömrünün kalemini kıracak.

Sokak köpekleri şimdi sensiz Başkan, sensiz, kimsesiz, aç ve biz sensiz sokaklarda sokak köpekleriyle kucak kucağayız artık. Gittin, çözülen yün yumağı, savrulan yapraklar gibi dağıttın gittin bizi Başkan, Başkanım, Optik Başkanım bir kitaba başlar gibi, koşarken yavaşlar gibi bir anda tökezledik hayat yolunda, vakitsiz bir sonbahara yakalandık, yaz düşünde çok sarardık, yaza varmadan bir adım daha bu gudubet Temmuz’da seni aldı Kartallar ülkesi, kıskandı sevgimizi, inat yaparcasına Optik Başkan sen çok yaşa dememize, Optik Başkan artık bizle yaşayacak hükmü geldi biz seni bilmesek endişelenir, üzülür, kederlenirdik; ama biliriz ki eşsiz adamlığınla ve sevginle biz geldiğimizde oraların Başkanı sen olacaksın tüm gönülleri feth etmiş durumda, biz yine fenere söveceğiz, cimboma giydireceğiz. Sensiz günlerimizde miras bıraktığın adamlığımızdan ödün vermeden dimdik yürüyeceğiz, çizdiğin ve yürüdüğün yolda, yalansız riyasız rantsız…

Kalbimizin Kral dairesi senindir her daim Optik Başkan, başkanım, Mehmet abi, hocam, Mehmet hocam.

Gittin başkan, sessiz sitemsiz, diğer ölen arkadaşlar gibi sessiz sitemsiz

Sana 1 maçı bile çok gören hayat umarım bu sene şampiyonluğumuzu sana armağan eder, işte o gün mümkün olur bahsetmek adaletinden dünyanın.

Gittiğin her yerde omuz omuza olacağız unutma başkan, gittiğin diyarlarda da yankılanacak o kalpten gelen sesin yine...

Biiiir baba hindiiiii

Ömür Hıncal (Doktor)


Mehmet'imi verin

Geberiyorum diye haykırmak istersin ya kahrından, hani soğuk bir duş alırsın ateşler içinde. Ve mazi film şeridi gibi geçer önünden. Sonra gözünün kıyılarında yaşlar birikir fütursuzca. Ve titreme gelir vücudunun her yanına. Bütün mazi, her hatıra bedenine saplanan bir mermidir aslında. Kapatırsın gözlerini, delik deşik olmuşsundur. En garibi de hiç kan akmaz vücudundan. İşte o koyar adama. Sevda ambarlarının en dolusuydu. Ilıman motifli bir hasretin en ince sesiydi belki de. Hoyrat geçen gecelerin yenilmez tribünlerinde hepimizin optiğiydi. Gecenin sessiz karanlığını bir acıklı ses bozardı bazen. "Mehmetimi verin." "Anne" derdik. "Bu kadar adam içinde nereden bulalım şimdi 'Optik'i. Şeyy Mehmet'i." Sesimiz titrerdi konuşurken. Çünkü Optik denmesini istemezdi oğluna. Tamam anasının 'Mehmet'iydi ama bizim de biricik 'Optik'imizdi. Dünyamız Beşiktaş etrafında dönerken, tam göbeğimizden canı canımızdan bir edebiyat öğretmeni çıkartmanın gururunu taşıdık o dönemlerde. Optik öğretmen olmuştu Ankara'da. Lakin Beşiktaşsızlık ona göre değildi. İstanbul hasret, Beşiktaş gurbetti onun için. Ve döndü. Uzun bir kitap gibi anlatmak ister aslında. Sayfa sayfa ağlarsınız. 'Optik başkan' yine gitti. Duramadı durduk yerde ve yine siyahını seçti Beşiktaş'ın. Ah be çocuk bugün sezonun merhabasındaydık. Hani hindi baba vardı menüde. Hani omuz omuzaydık ya artık. Neyse... Ne 'Optik' biter anlatmakla ne de onun için bu yazı.


Yokluğunu Bile Umuda Ekledik
Lavlar püskürüyor sanki yüreğimden,bir dar sokağın kıyısından koparıldın apansız,şen kahkahan düşüyor yorgun gecelerime.
Meydanlara koşuyorum belki varsın diye,gece feneri bir elimde,diğerinde mum sesi,arıyorum seni karanlıklarda.
Susturmak için çığılğımı kuşatıyoru öfkemle.Dik başın gibi son barikatın arrdında
kaldırıyorum yıldızları tutan yumruğumu.
Saksıdaki fesleğen bile hasret kaldı sana,ayın şavkı vuruyor tan vakti bana emanet ettiğin resminin altındaki saza.Çok Özledik Be Abi ,diyor çocuklar,afiş yapmışlar emanetini.Sen simsiyah gecelerin bembeyaz aydınlığı,son barikatın Işıkları,işte hayatınla ödedin başkaldırmışlığını.
Ey doğa dostu,ey kimsesizlerin sahipsizlerin,insanın hayvanın koruyanı...Dostum kardeşim sen de ö<zlüyormusun,sen de izliyırmusun bizi.Son barikatın çelik yürekli tuğlaları mahzun olsa bile şimdi,bilenen bir öfkenin sesi duyuluyor direnen Halkın Takımı Yolcularının nefesinde.
Dolmabahçe yolları üşüyor sensiz,Barbaros yetim ve yine sessiz,çaresizliğin solmuş yüzü geçici yenilgilerle sarsılsa bile,zaman öfke soluyan koluyla inecek elbet mabedin yollarına.
Aşıladığın umudun ışığı,dağılan sizin ardından başgösterecek bulutların arasından.Sessizliği atacak,savuracak tüm direnenler gibi,Halkın Takımı Barikatını inşa edenler duyacak sesini.
Ey Beşiktaşlının sevdiği gözlerin sahibi,sevinçleri çoşturan,kederleri dağıtan,Şerefbeyin son temsilcisi.
Çarpık gülüşlerde çoğalsada hain yürekler,onursuzluğun satılmışlığın tacını giysede sahte önderler,dört bir yanı sarsa da sinsi kurşinilikler,masmavi umut bulutlarından yürüyemesede bugün kızıl zafer ateşleri,inan bize yürüyeceğiz söz verdiğimiz güzelliklere.
Beyazın tek rengi Karakartalın kanatlarında bize umudunun selamını,hep birlikte konacağız Akaretler yokuşuna.
Sen soloyu seçtin tek kişilik ölümünle,bzise şimdilik çok sesli korodayız,sinsi ay kuşansa da silahını tek haberimiz yeter,deriz ki hep birlikte ona,bekle köşende bekle bizi,kızıl zaferlere yürüyeceğimiz günlerimizi.
Selamın geçer karanlıktan bile,ulaşır bize.
Yeryüzü sevdalara mahkum oluncaya dek sürecek bu onurun kavgasında yanımızdasın umudumuzsun..
Herşey yazdığım gibi Optiğim,yokluğunu bile umudumuza ekledik işte,orada bile rahat yok sana.

Özer Özçetin


Yakışıklı holigana! Optik Mehmet’e...

O mu hayata uymadı, hayat mı ona, bilinmez. Belki çok barışıktılar ikisi de, bu hiç bilinmez.
Aykırıydı. Her aykırı gibi ‘dik’ti. Dikine giderdi, hep dikine...
Bir ‘Baba Hindi’ydi... Yaramaz bir çocuktu, külhaniydi...
Çoğumuz kadar yorgun, hepimiz kadar ayık, herkes kadar ‘uyanık’tı...
Kaya gibi sertti, pamuk şekeri kadar yumuşak...
Saygılıydı, efendiydi, kavgacıydı...
Selam verilmeden geçilecek biri değildi...
Ailesi için ‘oğulları Mehmet’, tribündekiler için ‘Optik Başkan’, yaşıtları için ‘Optik Mehmet’, büyükleri için kısaca ‘Optik’ti...
Hayatla arasında kurduğu dili belki de en iyi tanımlayan, lakabıydı; “Optik.”
Aynaydı... Mercekti... Işığın kırılması, ışığın yansımasıydı...
Son kez öldüğü gece konuşmuştuk, üniversiteden arkadaşımız Hayati Kurt’un telefonundan...
İçerden çıkalı bir kaç gün olmuştu. “Geçmiş olsun” demiş, “Lig başlamadan bir gece kafayı çekeriz” diye sözleşmiştik.
Ertesi günün öğleden sonrasında, Sait Faik’in adası Burgaz’da yatan güzel gülüşlü kardeşim Reha Mağden’in ölümünün birinci yılında mezarı başına gitmek için vapura binerken, Adnan’ın telefonuna geldi Optik’in ölüm haberi.
Öyle olur ya, ilk anda inanamazsınız. Öyle de oldu. Önce şaşkınlık, sonra keder...
“Her ölüm erkendir” ya, bu da çok erken oldu be Mehmet... Daha çok maça gidecektik. Aşık Mahzuni diyordu ya “Kirvem bu yıl bu dağlarda aman/Sensiz yazın tadı m’olur aman/Selamın niye kesildi/Bir selamın adı m’olur aman...” Aynen öyle...
Yine de biliyoruz; “Ölümle yaşamı ayıran çizgi, siyahla beyazı ayıramaz ki...”
Ona, ‘Optik Başkan’a, ‘Mor külhani’ Ece Ayhan’ın ‘Bakışsız bir kedi kara’sıyla selam ederim...
penche.com’dan ‘gracchus’ koymuş siteye, sağolsun, ordan aldım... Usul usul okuyun...
“Gelir dalgın bir cambaz/Geç saatlerin denizinden/Üfler lambayı/Uzanır ağladığım yanıma/Danyal yalvaç için/Aşağıda bir kör kadın/Hısım/Sayıklar bir dilde bilmediğim/Göğsünde ağır bir kelebek/İçinde kırık çekmeceler/İçer içki Üzünç Teyze tavanarasında/İşler gergef/İnsancıl okullardan kovgun/Geçer sokaktan bakışsız bir/Kedi Kara/Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk/Kanatları sığmamış/Bağırır Eskici Dede/Bir korsan gemisi! girmiş körfeze...”

Cem Dizdar

İki arkadaşımız Optik Başkanımızın Babası Abdullah amcayı semtte görünce yanına varıp konuşmuşlar. Hal hatır sormuşlar. Abdullah amcamız demiş ki arkadaşlara;

"Çocuklar, çok sevindim. İşte beni böyle ne zaman görürseniz yanıma gelin. Halimi hatırımı sorup selam edin. Buna çok sevinirim. Çok sevindim bugün de.." demiş..

Semtte görünce çekinmeyelim. Tanıyan tanımayan, bir elini öpse, bir selam verse, hal hatır sorsa, bir nebze olsun Abdullah amcamızın acısını bal eylemiş olacağız.

Kabristanın yapıldığı haberini vermiş Abdullah amca. Arkadaşlar da Mehmet abinin yanına varıp, hasbihal edip selam verip selam almışlar. Giden, resimleyen, taşıyan arkadaşların hepsinin yüreklerine sağlık.

hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız

biz ki sessiz ve yağız
bir yazın yumağını çözerek
ve ölümü bir kepenek gibi örtüp üstümüze
ovayı köpürte köpürte akan küheylan
ve günleri hoyrat bir mahmuz
ya da atlastan bir çarkı felek
gibi döndüre döndüre
bir mahpustan bir mahpusa yollandığımız

biz, ey sürgünlerin nazımı derken
tutkulu, sevecen ve yalnız
gerek acının teleğinden ve gerek
lacivert gergefinde gecelerin
şiiri bir kuş gibi örerek
halkımız, gülün sesini savurup
bir türkünün kekiğinden tüterken
der ki, böyle yazılır sevdamız

hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız

Rahat Uyu Optik Başkan...

Yusuf Helvacı

***

Dün gece rüyamda gördüm seni yine
Kapalıya geldin beyazlar içinde
Nur içinde bir yüz dilinde bir beste
Ruhum hep seninle Beşiktaş'ım diye

Her yer karanlıktı bir sendin aydınlık
Kara topraklarda beyazsın sen artık
Yokluğuna alışmak çok zor Optik Başkan
Unutmayacağız seni son holigan

Gördün mü cennette Baba Hakkı'ları
Baba Şeref'leri ve tüm şehitleri
Beşiktaş uğruna ölmek gerekirse
Can verip geliriz yer ayır bizlere

BİRİ ÇIKIP GELSE HERŞEY YALAN DESE
BU KAPALI SENSİZ MEZAR OLUR BİZE
GİTTİĞİN YERLERDEN YER TUT OPTİK BAŞKAN
UNUTMAYACAĞIZ SENİ SON HOLİGAN !!!

Kerem Ünal

Temmuz kavuşturdu seni bizlere,
Tanıyan tanımayan kardeşlerin gün saydı,
Kavuşma olmuştu temmuz ayında,
Bir yaz sıcağında daha sıcak olmuştu içimiz,
Başkan gelmişti,
Deplasmanın tribünün tadı, kutunun tadı,
Daha bir farklı olacaktı,
İmrenerek bakacaktı herkes eskiden olduğu gibi bizlere,
Ama yine temmuz aldı ya seni bizden,
O kavurucu yaz sıcağında,
Hem senin hem bizim buz kesmişti bedenimiz,
Kardeşlerin yalnız kalmıştı,
Seni bize getiren temmuz aynı anda seni bizden almak için hain planlarını yapmış,
Ah be abim, olsaydın ya burda şimdi,
Özledik be abi özledik...
Hemde çok özledik abi...

Onur Kabakçı (SyvbeByz)

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 07:39
Oğlum radyonun sesini aç! Penaltı gibi bir şeydi “o an” yakaladın yakaladın, yakalayamadın mı, kendi kendine söylenirsin, ne zaman başladı bu türkü niye hep sonradan haberimiz olur, diye. Hele yanlışlıkla ses düğmesi yerine istasyon arama-kurtarma düğmesine dokundun mu olacakları düşün artık! Optik Başkan’ı verdik toprağa ve ben eve dönerken bindiğim minibüste radyodan duydum türküyü: “Su ver Leyla’m yanıyorum...”

Dokunmatik ya da uzaktan kumandalı dijital versiyonlu bir radyodan kulağıma yayılan ses, alnımın minibüsün camıyla bir olmasına neden oldu. İlk defa Beşiktaş’ıma kavuştuğum yıl 1986 yılı Samsun-Beşiktaş maçı... 2-2 biten maç sonucu tribünde ağlayan yetişkinleri gördüm. Tanıdıklara sordum; “Nedir, niye ağlıyorlar?” Köyiçililer başka sever Beşiktaş’ı Leyla-Mecnun gibidir, tarifsizdir sevgileri, dediler. Ve o günden sonra Siyah-Beyaz’ın peşini bırakmadı yüreğim. Ne zaman “Köyiçi” lafını duysam içim Leyla’dan su dilenir.

Özer Özçetin ağabeyimizle konuşurken bu öyküyü anlattım. “O maçta ben de vardım, Optik de vardı.” dedi. Samsun’a indik bir gece vakti. Üşüyoruz, hava bıçak gibi sert... Kaptık battaniyeleri, gittik stadın önüne, sabahın olmasını bekledik, diye anlattı, anlattı...
Optik Başkan’ı anlattı... Bizim bildiğimizin ötesinde ne kadar az şey bildiğimizi yüzümüze çarparcasına anlattı aylarca...

Optik Başkan’ı bulmak, olumsuz şartlara rağmen .konuşmak, Optik Başkan’ın isteklerini yerine getirmek ne harika bir duyguydu.
Her maç sonrası Optik Başkan’a mektup yazdım, isteklerini ilettim. Ama kavuşma duygusuna fena kaptırdım.
Ne mi oldu? Dört nala tane yazılmış mektup gönderilemedi Optik’e...
Habire ‘yarın’ dedim, yarın gönderirim ve forzabeşiktaş sitesinde çoktan şafak sayılmaya başlanmıştı, ben de kaptırdım kendimi. Forza’da şafak saymaya başlayan Karakartalımız 72 dedi.
Ertesi gün, Uğur Yılmaz kartalımız 71 dedi.

Ve Optik Başkan bir gün “şafak 01 Adana“ dedi.

Sevdamıza, dostumuza, canların canına, cananımıza kavuşmaktı derdimiz.

Kutsal mabedin tavaf edildiği siyah beyaz raks ettiği bir günde “Optik Bakan” sesi bu kez tebessümle çıkacağını hayal ederken; şafak artı beş’te Optik Başkan’ı kaybettik.

Arayan Özer ağabeydi...
“Optik Gitti!” dedi.
Nasıl abi?!! Ne oldu, dedim.
“Konuşamıyorum, ağlıyorum.” dedi.

Optik Başkan, dostlarından aldığı pasla mabede şafak sayarken, kalbi fena şahlandı ve Azrail’le girdiği ikili mücadelede yaşamını kaybetti.

“Ümit, öfkeli ve mahzun
Ümit, sapına kadar namuslu”

Son Holigan atağın yönünü değiştirdi
Sevgili Optik’in alanındaydık.
Âlem, “Son Holiganının” gerisinde, hayatın içinde atılan teknik faulü seyrediyordu.
Herkes Optik Başkan’ın alanındaydı.
Optik Başkan’la ilgili seyir defterine, bu “gitme” yazılmamıştı.


Zamanın acımasızlığı ve hayatın devam kararı almasından sonra “Optik Başkansız” ilk maç Beşiktaş-Konya maçı...
Arayan Uğur’du, şafak 71 diyen kartalımız Uğur Yılmaz... Ağlıyordu... Ben bu besteyi yapmasaydım, keşke Optik abi gitmeseydi, Almanya’dan mabedi izliyorum, benim bestemi söylüyorsunuz; dayanamıyorum abi, hıçkıra hıçkıra ağlıyorum, dedi. Biz de tribünde beste söylerken ağlıyorduk.

Emanetini en iyi şekilde koruyup kollayamazsak işte o zaman bütün yürekler ağlasın “Son Holigan”...

“Biri çıkıp gelse her şey yalan dese
Bu kapalı sensiz mezar olur bize
Gittiğin yerlerden yer tut Optik Başkan
Unutmayacağız seni Son Holigan” (Uğur YILMAZ –Berlin çArşı)

Alaattin Çam

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 07:41
Mehmet Hoca (Optik Başkan)
Nihayet tayin olmuştu.Beklediği gün gelmişti işte,girecekti sınıfına öğrencileriyle tanışacaktı.Belki yabancılayabilirlerdi bücürler...Rahatsızlığı nedeniyle mesleği bırakan Aysel hoca hanımın yerine girecekti derslere...Heyecanla ilk İstiklal Marşı'nı okurken bir yandan da afacanları süzüyordu...En arka sırada bir ufaklığın hazır olda durmayıp ellerini pençe gibi havaya kaldırdığını gördü...Gözleri hariç yüzü siyah-beyaz bir kaşkolla kaplanmıştı...Birden içi ısındı bu çakır gözlü çocuğa...Bir zamanlar kendi de böyle gezerdi semtte,ama işte öğretmen olmuş kader onu buralara sürüklemişti...
Tören bitti girdi ilk dersini vereceği 5-B sınıfına heyecanla...
-Günaydın
-Sağol
-Oturun
.................................................. ...................................
Bir sessizlik çöktü sınıfa.Öğrencilerine göz gezdiriyordu...Derken mütjiş birşey oldu...Az önceki çakır gözlü çocukla yine kesişti gözleri,içi sevinçle doldu...Hemen kontağa geçmek istedi onunla...İlk ders tanışmaya ayrılacaktı.Önlerden bir çocuğa verdi ilk sözü...
-Adın?
-Serdar öğretmenim...
-Baban ne iş yapıyor?
-Bir inşaat şirketinde genel müdür...
-Neler yaparsın boş zamanlarında?
-Kitap okuyorum,İngilizce öğreniyorum...
-Hangi takımı tutuyorsun sen?
-fenerbahçe...
-Büyüyünce ne olacaksın Serdar?
-Astronot...
Başka bir çocuğa kayıyor gözü...Saçları özenle taralı,giysileri yepyeni
-Sen,adın?
-Hakan
-Senin baban ne iş yapıyor?
-Bankacı...
-Sen nasıl geçiriyorsun vaktini?
-Babamla ata binerim golf oynarım...
-Sen hangi takımlısın bakalım?
-galatasaray...
-Ne olacaksın büyüyünce?
-Mühendis...
''Bu kadar yeter'' dercesine o çakır gözlü çocuğa veriyor sözü
-Söyle bakalım çakır,benim adım Mehmet ya seninki?
Çocuk şaşkın çünkü en sevdiği futbolcunun ismi bu...Ayrıca İstanbul'daki amca hala çocukları hep bahseder maçlardan tribünlerden ve o tribündeki bir kahraman Mehmet'ten,nam-ı değer ''Optik Başkan''dan...Kanı ısınıyor birden bu öğretmene...
-Adım Metin Tekin Kara...
-Baban ne iş yapıyor Metin?
-Kapıcı...
Sınıfta gülüşmeler...Aldırmıyor Mehmet Hoca
-Sen neler yaparsın boş zamanlarında Metin?
-Babama yardım ederim genelde,top oynamayı severim ama ayakkabılarım eskiyor...
-Ne olacaksın bakalım büyüyünce?
-Babam önce adam ol dedi öğretmenim...
Gözleri doluyor Mehmet Hoca'nın...Havayı dağıtmak istercesine
-Hangi takımı tutuyorsun sen peki?
-Takım tutmuyorum öğretmenim...
Şaşırıyor Mehmet Hoca zihninden geçiriyor gözlemlerini...İsmi Metin Tekin,ya o boynundaki kaşkol?Peki nasıl takım tutmaz bu çocuk? Şaşılacak şey doğrusu...
Üstelemiyor zaten ders zili de çalmak üzere...
.................................................. .....................................
İlk kez gördüğü bu çocukların durumunu bilmek istiyordu Mehmet Hoca...Bir seviye tespit sınavı hazırladı.Karma sorulardan oluşacaktı bu sınav.Öğrencilerinin hangi derslere nelere eğilimli olduklarını görmek açısından çok olumlu olacaktı...Babası Kemal öğretmen hep yapardı bu testi...
Sınavı bitirip çıktı okuldan,evine gitti...Akşam yemeğinin ardından sınav kağıtlarını okumaya koyuldu.Çok ilginç cevaplar vardı gerçekten...Zehir gibi olanlar da vardı öğrencilerin içinde,bilgiye çok aç olan da...Derken olan son kağıtta oldu..Neredeyse dilini yutacaktı Mehmet Hoca...Bu nasıl bir sınav kağıdıydı?
Soru 1:Birleşik kelimeye örnek veriniz...
Cevap 1:BEŞİKTAŞ
Soru 2:Asal sayılara örnek veriniz...
Cevap 2:1903
Soru 3:Atatürk'ün kişisel özelliklerinden birini yazınız...
Cevap 3:M.Kemal Atatürk en büyük Beşiktaşlıdır...
Soru 4:Balkan Savaşı'nın önemi nedir?
Cevap 4:Beşiktaşımız Balkan Savaşı'nda şehitler verince kırmızı-beyaz olan renkleri siyah-beyaz olarak değiştirilmiştir...
Soru 5:Ana renkler nelerdir?
Cevap 5:Siyah ve beyaz yüm renklerin çıkış noktasıdır...
Buraya kadar okuyabildi Mehmet Hoca...Metin'in kağıdıydı bu.Ama hani bu çocuk takım tutmuyordu?
Ertesi gün okulun merdivenlerinde yakaladı Metin'i çağırdı yanına...
-Sen bana takım tutmuyorum demiştin değil mi Metin?
-Evet...
-Ama kağıdın hasta Beşiktaşlı gibi...
-Ben de öyleyim zaten
-Hani takım tutmuyordun?
-Diğerleri takım tutar biz Beşiktaş'ı yaşıyoruz...Bizimkisi farklıymış,aşkmış babam öyle dedi...
Bundan sonra daha da çok sevecekti Mehmet Hoca'sı Metin'i...Onun o çakır gözlerinde sanki kendi çocukluğunu görüyordu...Artık her adımını takip eder olmuştu Mehmet'in...Beden dersindeydiler şimdi.Maç yapacaklardı...Herkeste takımının forması Metin'de ise beyaz bir atlet,üzerine Metinin çocuksu harfleriyle siyah bir BEKO yazısı...
Maç bitmişti ve maçın yıldızı Metin olmuştu attığı gollerle...
Maçı okul müdürü de izliyordu…Maç sonu çağırdı Metin’i…
-Aferin çocuk,iyi oynadın…
-Teşekkür ederim…
-Gel seni galatasaraya transfer edelim…
-Hayır,olmaz Beşiktaşlıyım ben…
-Olur olur,hem bak forma da alırım ben sana…En kral formadan..9 numara ha?
-İstemiyorum,Beşiktaşlıyım ben…
-Ama bir forman bile yok…
-Babamın parası yok çünkü…
İşte burada kopuyordu film.Sınıf arkadaşlarının kahkahalarına dayanamadı Metin…Ağladığını kimse görmesin diye uzaklara doğru koşmaya başladı.Tabi Mehmet Hoca da peşinden…
En sonunda bir köşebaşına çömeldiler.Hoca nefes nefese,Metin ise hıçkırıklarla doluydu…
-Yok işte formam,yok ama formam olmasa da Beşiktaşlıyım ben,Beşiktaşlıyım…
-Üzülme Metin,aferin sana…
Sarıldı öğretmenine ve devam etti hıçkırmaya…Ne vardı sanki babası zengin olsaydı,ne vardı istediği formayı alabilseydi ona,ne vardı kapıcı değil de diğer babalar gibi genel müdür,avukat,doktor olsaydı…
Mehmet Hoca burada bir ders daha verdi öğrencisine… Maddiyatın önemli olmadığını,babasının ona bulunmaz bir miras olan Beşiktaşlılığı bıraktığını anlattı durdu yol boyu…Evinin kapısından içeri girerken Metin yarın karşılaşacağı sürprizi tahmin bile edemiyordu…
Ertesi gün çıkışa kadar bekleyemedi Mehmet Hoca…Derste,dün Metin’e gülen arkadaşlarının gözleri önünde verdi hediyesini…
Şaşkındı Metin,heyecanla açtı paketi…Açtığında ise kavuşmuştu hayallerine…Mehmet Hoca’sının hediyesi-tam da babasının anlattığı meşhur Sarı Fırtına Metin’in forması gibi-11 numaraydı…Armaya baktı bir kez daha…Mehmet Hoca’sının çocukluğuna dair anılarda anlattığı gibi sıkıca tuttu ve öptü armayı…Minnet dolu gözlerle bakıyordu Mehmet Hocasına…
-Teşekkür ederim öğretmenim,çok sağolun…
-Bundan sonra gollerini bu formayla atarsın tamam mı Metin?Attıkça da beni hatırlarsın artık…
-Hiç unutmayacağım sizi ve formamı…Beşiktaşlı vefalıdır…
Yine günlerden Cuma olmuş beden dersi gelmişti…Metin’i apayrı bir heyecan sarmıştı şimdi…Yeni formasıyla ilk gollerini sıralamak için bekliyordu sabırsızlıkla…
Maçın başlamasıyla bitmesi bir olmuştu sanki…5-2 Metin’in takımı kazanırken,Metin tam 3 gol atmıştı yeni formasıyla ve her gol sevincinde Mehmet Hoca’sına koşmuştu Metin…Hele maçtan sonra müdür beyin gözlerinin içine bakarak çektikleri siyah beyaz yok mu işte o ömre bedeldi doğrusu…
Ama bu güzel günler çabuk bitti.Daha mütevazi bir okula yazılacaktı Metin ortaokul için…Zaten Mehmet Hoca’nın da tayini çıkmıştı.Ayrılacaktı Metin çok sevdiği öğretmeninden ama Metin o siyah beyaz formayı unutmayacaktı hiç…
Yıl 2010…
Doktor Metin Bey’in sözü vardı oğluna…Matematik sınavından aldığı güzel notun ödülü olarak maça götürecekti onu…Protokol tribününde locası vardı profesörün ama ufaklık tutturmuştu ‘’ille de kapalı’’diye…Haklıydı da…Ruh da oradaydı,kaşkollu ağabeyler de…
Güzel gidiyordu maç…Son dakikalara girilmişti ve 3-1 galipti takım…Ufaklık çok mutluydu.’’Kartal gol gol’’e eşlik edip arkasından da gol gelince daha bir sevinçle sarılmıştı babasına…Arka sıralardan gelen bir ses bütün büyüyü bozdu ufaklık bunları düşünürken…Kapalı ambulans istiyordu…Belli ki biri rahatsızlanmıştı…
Profesör anında sesin geldiği yöne doğru fırladı…Doktor olduğunu anlattı etrafa…Hemen hastanın göğsünü açıp ilk müdahaleyi yaptı…Spazm durmuş görünüyordu ama hastaneye gitmeleri gerekliydi…İhtiyarın yanındaki ufaklık da çok korkmuştu belki ona da bir sakinleştirici iyi gelecekti…
Çalıştığı hastaneye götürdü hemen.Sedyeyle kardiyolojinin acil servisine götürdüler hastayı…Gereken yapıldı ritim normale dönmüş,solunum düzelmişti…Ufaklık da daha iyi gibiydi,ikisi arkadaş olmuşlardı…
Derken açtı gözlerini ihtiyar
-Neredeyim ben?
-Maçta ufak bir rahatsızlık oldu heyecandan,ben doktorum,şimdi iyisiniz merak edilecek bir durum yok…
Bu çakmak çakmak bakan çakır gözlüyü tanımıştı ihtiyar…Üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala hatırladığı çakır gözlerdi bunlar…
-Hangi takımı tutuyorsun sen bakalım?
Profesör şoktaydı…Beraber maçtan gelmişlerdi hastaneye…Öyleyse neydi bu soru?Derken o bariton sesi hatırladı…Siyahına beyaz diyen sesi…
-Takım tutmuyorum Mehmet Hoca’m…Bizimkisi farklı…
Hasretle sarıldılar eski günleri yad ettiler.Çocuklar pek bir şey anlamamışlardı ama bu iki adamın birbirlerini çok sevdikleri belliydi…Profesör kapıcı babasından oğluna kadar bir çırpıda anlatıverdi geçen zamanı…Hoca ise artık torun torba sahibi olmuştu…
Oğlunu çağırdı yanına Profesör:
-Bak oğlum bu amca benim öğretmenimdi hadi öp elini…
İhtiyar da diğer çocuğu çağırdı yanına:
-Bak oğlum bu amca da senin gibiydi ben son gördüğümde.Maşaallah büyümüş doktor olmuş.Sen de doktor olmak istiyordun değil mi?
Sessiz durdu çocuklar…Sessizliği yine Profesör bozdu…
-Hadi tanışın çocuklar…
Çocuklar birbirlerine doğru yürüdüler.İlk hamleyi profesörün oğlu yaptı
-Merhaba,ben Mehmet…
-Memnun oldum ben de Metin…
Burası sözün bittiği yerdi işte…İki adam da saklamıyorlardı artık gözyaşlarını…
Metin Hoca doğru öğrenmişti Beşiktaşlılığı…
-Hadi hocam dedi, bir kez daha… Siyahhhhhhhhhhh
-Beyazzzzzzzzzzzzzzzzzzz

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 07:50
97 yılı fenerliler İnönü eski açık önünde optik başkanı kıstırır. 2 seçeneği vardır başkanın, ya kaçıp denize atlayacak yada kendini vurduracak. Optik 3 yerinden vurulur, hastaneye fener tribününden ziyaretine gelenler ona niye denize atlamadığını sorarlar başkanın cevabı hazır; Optik denize atladı dedirttirirmiyim.

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 07:52
optik mehmet Beşiktaş tribünlerinde 4 nesille yaşamış ender kişilerdendir.bu nesilleri şöyle açalım.ilk nesil 1975-1983 diyelim yani bekir-musa sol görüşlü kişilerdi ve kapalı tribün liderleriydi ismail-gazi-alaka imail-bestekar yelken birol-hacı baba-şeref-pehlivan,mecidiyeköylü mustafa ilk ekipteydi ve rahmetli optik başkan 1969 doğumlu olduğu için 6 yaşından sonra bunların yanın da deplasmanlara dahi götürüldü rahmetlinin her zaman idolü bekir abi olmuştu 1989 yılında bolu deplasmanında yolda yıktığı boluluları bekir abiye anlatırken heyecanı anlatıldı oradakiler tarafından bizlere sanki tüm boluyu maça sokmıyacaktı başkan,ve ikinci nesil 1983-1988 arası 65 doğumluların olduğu genellikle tabiiki bango siirtli veysel-yankeee-seytan-bağlarbaşılı uğur-batur-karga mustafa-albay yılmaz-şükrü ...vs.optik yavaş yavaş 3.nesili kurmaya başlıyacaktı 2.nesilin yaptığı en büyük vukuat fenerbahcenin 1984 yılında bordouex u orada selcuk yulanın golleriyle 3-2 yenip elediği maçtan sonra dereağzındaki tesislerinde sabahlayan taraftarı olmasına rağmen tesilere karga mustafanın taktiksel zekasıyla girip talan etmesidir.o devrin bitişinde 1987 yılındaki karakol olayınında etkisi vardır.ve efsane nesil 1988-1993 jaws cengiz dönemine kadar sürmüştür.hürriyet-optik-sarımurat-cüce ayhan-ankaralı ayhan-deve erol-tatar şenol-şevsek ali-parlak serkan-soner-pembe hasan-alen-ingiliz-keçi-marlo erdal-kokarca cavit-selim ...vs.olduğu dönemdir ve sabahlamaların en hızlı,çatışmaların en sert dönemidir.her türlü kesici alet kullanılmıştır ve spor sergi olaylarının en hızlandığı dönemdir taki meşhur kulaksız vakasından sonra son bulan dönemdir ve optik başkan hiç ara vermeyip 4.nesille birlikte 25 temmuz 2007 ye gelmiştir allahtan gani gani rahmet diliyorum büyük başkanım.saygılar.

İbrahim Özdinçer.

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 07:54
başkan ilk yıllar bekir abiyi idol edinmişti.Bunu zaten kendisi devamlı söylerdi.Bir bolu deplasmanı optik başkan otobüsten iniyor bekir abi bakıyor bolulular karşıda optik mehmet 15 veya 16 yaşında atlıyor öne kimseye bir şey bırakmıyor.Bekir abinin lafı şu oluyor başkana.Bıraksan boluda adam kalmayacak. ölmedinki sen ...öyle büyük anlamı varki duyduğumda bu kelimeyi ürperti geliyor içim üşüyor kanım çekiliyor.o kadar çok seviyorumki yolda tabelada yazarken gördüğümde dahi arabanın camından sanki ilk defa gördüğüm bir roman kapağı gibi baştan sona en az on kere okuyorum.birinle tanıştığımızda bizim gibilerin sorduğu soru vardır.hangi takımlısın diye kişinin ağzından BEŞİKTAŞ lafı çıktımı sanki onu yıllardır tanıyormuşcasına mutluluk kaplamazmı içimizi işte gerçek şampiyon dendiğinde halkın takımı dendiğinde yaratıcı vefakar cefakar taraftarın yuvası dendiğinde şerefli ikinciliklerin takımı olarak yıllardır bu gururu taşımamaktamıyız.biz beşiktaşlıyız derken onlardan her yönden üstün olduğumuzu bildiğimiz için gururlanmaktayız.beşiktaşlıyım derken karşıdakinin sana içinden helal olsun dediğini bilmektesinde ondan arkadaş.karşıdaki ne olursa olsun sana saygı göstermektedir.onlar senin haklarını yeselerde sen onların hakkına hiç bir zaman tennezzül etmedinde ondan.paunoviç-kuzman-şekerbegoviç-arnavutoviç-kovaçeviç-ferdinand-madida-bako-walsh-amokachi-kuntz-madida-mrmiç-nouma-sverisson elin yabancıları bile bu ruhu aldıklarında bize çok şeyler vermedilermi.onları cok sevmedikmi Beşiktaşı sevdikleri için.kapalıda bağıran taraftarı sokakta kaçan otobüsün peşinden bile bağırtamazsın nasıl bir sevdadır bu BEŞİKTAŞ 90 dakika insanların ciğerlerini ağızlarından çıkartacakları derecede bağırtıyor.niye rakiplerimiz bunu yapamıyorlar çünkü bananecilik var biz de o yok sanki beşiktaşlılıktan kovulcakmış hissi hakim içimizde kafamızda yer etmiş artık biz bu yüzden büyük çok büyük taraftarız.bu yüzden Beşiktaş formasının kutsallığından söz ediyoruz.mahallede top oynayan çocukların bile beşiktaşlısının nasıl oynadığına bakıyoruz topa kötü vursada onun kafasını gidiyoruz okşamaya istiyoruzki çocuk beşiktaşlı kalsın zaten o zaman vatanına yararlı doğru dürüst bir insan olacağını bilmekteyizdir.insanın her alanını sadece semt ismi olduğu halde bu kadar büyük bir sevda ile kaplayan BEŞİKTAŞ ı bu sabah işe giderken apartmanın kapısına geldiğinde duyanlar adamdaki enerjiye bak dediler bana bu enerjiyi veren tabiiki en büyük aşk şanlı BEŞİKTAŞ..herkes BEŞİKTAŞLI OLAMAZ .

İbrahim ÖZDİNÇER

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:03
1997 KADIKÖY-İBRAHİM ÖZDİNÇER

Alpayın fenere geçtiği sezon kadıköydeki fener maçına girmeden önce fenerin numaralısının arkasındaki büfede fenerlilerin arasında çömelmiş demleniyoruz.Fenerliler her zamanki gibi çarşı üsttenmi gelecek yoksa derenin üstündeki köprüdenmi gelir sağlammıyız kaçmak yok hesaplarında.aşırı bir kalabalık var ve beşiktaş otobüsü geliyor şişeleri futbolcuların bulunduğu otobüse atıyorlar.biz yerimizde kalkmadan içkimizi devam diyoruz.tabiiki enayide deiliz o kadar atkımız zulada.ve bağrış oluyor ÇARŞI geliyor diye.en önden biz koşuyoruz ama nerde çarşının yanına girecen kaldık !!!!lerin yanında ÇARŞI bizide kovalıyor arada beşiktaş atkısını çıkartana kadar lunaparkta soluklanıyoruz.ara bir yere giriyoruz iki tane fenerlide orada "KELİME EDİTLENMİŞTİR"ocukları fena saldırdı diyorlar.öylemi senmisin küfür eden ara sokak o kişiyi bünyesine alıyor.fenerliler bunlar Beşiktaşlı diye başlıyorlar bizi kovalamaya bakıyoruz kaçış yok başlıyoruz vuruşmaya.o sırada boya hırpalansakta oradan yırtıyoruz.stada geldiğimizde ne görelim sadece siyah ve beyaz var.ve çarşı kapılarda adam arıyor fenerli varmı hesabı nerde.hepsi girmiş maça kaçıyor ya maç.alpay şerefsizi o maçta bize el kol hareketi yapmıştı.kaybettik maçı ama her zamanki gibi starejide yine ... ettik ÇAYBAHCESİNİ...

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:06
1994-ankara Ibrahim özdinçer

Ankarada Maçtayız.gençlerbirliği Maçı Maçtan önce çinçinin Saldırısı Oldu.sene 1994 Boya Olay Oldu.maçı Feyyazın Golüyle Aldık 1-0.tribünde çok Komik Bir Olay Oldu.ismini Hatırlamıyorum Ama Optik Başkanın Yanında Genelde Dolaşırdı Abimiz.onların Yanındayız Ankaralı Bir Beşiktaşlı Başladı.ben Her Hafta Inönüye Burdan Giderim Fenerliler Benden çekinir Isimde Yaptım Orda çakal Bekir Derler.şurda şu Olaylarımız Var çarşıda Beni Tanımayan Yoktur Söz Sahibiyidir Diye Anlatmaya.pardon Abi Der Durur Siz Ankaranın Nersindensiniz Diye Sorar.işte O Abimizde Sakince Beşiktaşçarşı Arkadaşım Deyince.çakal Bekirin Eli Ayağına Dolaşır.yüz Kızarık Konuşmayı Keser Bizde Onu üzmek Istemeyiz.maç Başlar Ve O şahsı Bir Daha Etrafta Göremeyiz.maç Bittikten Sonra Eski Otagara Ulustaki Gara şampiyon Beşiktaş Nidalarıyla Girişimiz Ve Otobüslerdeki Insanların şaşkın Bakışları Gözümün önündedir Hala.

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:07
1993-inönü Ibrahim özdincer

Yıllardır Kapalıda Maç Seyrederim.ama Bir Gün Vardıki Unutamam.gercekten Kapalı Fantastikti.fenerbahçe Ile Inönüde Tsyd Kupası Oynuyoruz.allahım Alt Kata Genç Beşiktaşlılar Yazan Bir Davul Ordusu Dizilmiş.150 Ye Yakın.yarabbim Savaşa Gidiyoruz.sanki.90 Dakika Sefam Olsun Ohh Ohhh B.ersoyun şarkısını Söyledik Ezdik Feneri.bir Yanımda Cimbom Bir Yanımda Fener.umurumdamıki.....birde Körfez Yeni çıkmış Lider Güvenç Bizim Darıcagençlerbirliğinden Kocaeline Gitmiş.4 Atacaz Kartala Inönüde Diyor.eski Açığı Doldurmuşlar.1-0 öne Geciyorlar.kartalım Atıyor 4 Tane...5.golü Attırmıyoruz.kapalıda Bir Pankart Açılıyor 4 Nedir Güvenç Diye.kocaelinin 16 Davuluna Maçtan Sonra El Koyuyoruz.nasılmı Sırrrrrrrrrrrrr.

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:09
EYLÜL 1990 İBRAHİM ÖZDİNÇER

BEŞİKTAŞ-BOLUSPOR


!!!!leri geçen sene ligde kupada sürklase eden Lest ferdinand o.p.rangersa geri dönmüş.Gordon milne de ülkesinden alan walsh,lan wilson ve mc donald adında üç yaşlı ingiliz getirmişti.Hava sıcaktı ve senenin ilk maçı yani 3 senelik şampiyonluk serisinin ilk maçı ve inönü full.fotospor stadın tepesinde yumurta şeklindeki balonuyla dolanıyor reklamını yapıyor gazete daha çıkmamış ama o hafta cıkacak.takım sahaya konfetiler arasında çıkıyor.engin-recep-ulvi-kadir-şifo-gökhan-walsh-ali-metin-feyyaz-rıza-zeki-turan-şenol hepsi var.walsh bir top oynuyor sebanın asker arkadaşı diyenler utanıyor.bu kadarmı takır takır top oynanır.beşiktaş boluyu 3-0 mağlup ediyor.Ve lige çok iyi bir başlangıç yapıyor.mc donald 2 hafta sonra gönderiliyor ve wilsonda sadece bir kadıköydeki fener maçında parlıyor.ama ALAN WALSH 2 SENE SOL KANADI SIRTINDA TAŞIYOR SENİ HİÇ BİR ZAMAN UTUTMAYACAĞIZ ...İHTİYAR SARI KAFALI İNGİLİZ....

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:11
SENE 1996 YER BURSA İBRAHİM ÖZDİNÇER

Bursaya deplasmanda şansımızın tutmadığı seneler.Sinan engin in 2 golüyle 1987 de deplasmanda son haftada ezdiğimiz bursa aslında taraftarının büyük bir bölümü BEŞİKTAŞlıdır.O yıllardada şimdiki gibi yılmaz vural zamanları bir kaşıntıları olmuştu.Ramazan ayıydı bir gece önceden gittik bursaya.arap şükür diye bir mekam vardır çarşambada istanbulun kumkapısı.ramazan nedeniyle oraya uğradık alkol yok ama balık ve kola içtik.sonra heykel denen mekanı vardır.ulucaminin olduğu yerler gece saat bir bizde beşiktaş atkısı ama zulada emanet hazırda tabi.heykelden ileri doğru meşhur bir çay bahçeleri vardır kendileri ii bilir ismini.oturduk çay içiyoruz aradan on dakika geçti.selamün aleyküm geldi ve aleyküm selam.hoşgeldinizde atkılar ne ayak dendi.buyur otur cay ısmarlayalım dedik.oturdu biz 7 veya 8 kişiyiz.dedikki arkanda kaç kişi var kimse yok dedi.manyakmısın o zaman dedik.teksaslıyım dedi.Peki sen bizi ne sandın bursalımı diye arkadaş bir cevap verdi.Tabi göt oğlanının arkasında var bir grup ama biz zaman geçiriyoruz.o arada kendi aramızda fısıltılarla imha planını ve yarasız atlatmayı planlıyoruz.çay parasını ödedik kalkarken havada bir sandalye bizim barışa geldi ve hurra çullandılar.ama haytımda ettiğimiz en kısa kavga oldu.tulumba gibi 3 kişi aynı yerlerinden anam anam diye inliyor diğerlerimi bekleyin gelecez diye gittiler ve bıçaklanaları hastaneye yine biz götürdük.ceplerine yemek paralarınıda koyduk.hakkınızı helal edin dedik ve ertesi gün maçımıza girmek için çekirgede bir otelde yattık.maç tan yarım saat önce iftar açacaz beşiktaş atkılıyız diye köfte vermiyor araba.öylemmiii...senin ananı si.....demekle köftelerde alındı.hemde bol miktarda.biraz günaha girdik ama.aç kalmaktan iidir.2-0 mağlup duruma düştük.sonra ertuğrulun 2 golü 2-2 bitti maç.yani zaten TEKSAS diye bir sağlam grup gerçekten olmamıştır.ha bana hergele meydanı ***leri kaf-kaf,çin-çin ankaragücülüler,göz-göz göztepe taraftarını sorarsan hiç yoktan delikanlı gibi karşımıza çıkıp kapışıyorlardı.ama bursa gercekten cok pasif bir taraftara sahip yani istanbulun galatasarayı gibi anlayın işte....

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:12
1993 İNÖNÜ İBRAHİM ÖZDİNÇER



FANİ MADİDA yeni gelmiş.kapalıda açılıştayız.lest ferdinanddan sonra 2.esmerimiz gelmiş.kapalı o sene yüz boyama modasını çıkarıyor.üst katta bir bakıyorum biri elinde boya geziyor.kardeş banada sürsene dedik.sür babam sür.en kara biz olacaz ya.açılış bitti.madi resital sundu.koştuk sahildeki camiye boyaları cıkarcaz meğer yağlı boyaymış karaköy sahilindeki benzinci bile çıkaramadı.karşıya geçtik.trabzon-!!!! hazırlık maçı yapmış dağılıyorlar.altıyolda eziğin biri bu kim lan böle dedi.fani ulan deyip bir kafada serdim lavuğu.salı pazarının olduğu yerde biraz kargaşa oldu birazda trende.eve geldiğimde.3 gün banyo yaptım ancak rengimi buldum.fani madidaaaaa.......oooo...

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:16
Kulaksız Fenerbahce...since 1993 Ibrahim özdincer




Kulaksız Vakasındada Sene 1993 Yer Inönü çarşamba Günlerden Kupanın 2.maçı Feyyazın Gol Atıp 1-0 Kazndığımız.maçtan önce Kapalının Arkasında Biralama Yapıyoruz.20 Kişi Falan Varız.aşağıdan Caymazlı-pepeli-araplı-kemikli Fener Tayfası 150 Kişiler Var Kapalının önüne Geldiler.bizim Oradaki Taraftarlara Saldırdılar.ben Hazırlanın Dedim.sopa Yicez Ama Girelim.zoruma Gitti.başladık Taş Yağdırmaya.tam üstümüze çullancaklar.serencebey Yokusunda Hani çağrı Filmindeki Islam Ordusu Gibi Tek Sıra çarşıyı Gördük.allahım Nasıl Iniyorlar Aşağıya Allahın Kulu Kalmadı Kalan Gidiyor.bizde Yukardan Indik Elimizde Ne Varsa Yarısı Karaköy Yolundan Yarısı Dolmabahceden Kaçıyor.bir Baktım Ekmek Arabalarının Altına Saklanmış Fenerliler Dahi Var Tekmeliyoruz.sanırım Caymazın Kulağını Kestiler.ama Ondan Feci Olanlar Vardı.bir Dahada O Günden Sonra Fenerliler Kapalının Kapısına Toplu Halde Gelemediler.polislerin Dahi Kaçtığına şahit Oldum .çarşı Bu Sefer ölümüne Girmişti.ve Son Noktayıda Koydu.bu Alemde Kral çarşı.keçi Ye Sevgilerle...

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:17
maçta sabah stada gittim baktım kimse yok.Birkaç fbli geziyo.Kazanın oraya gittik kimse yok.Fulyaya gittik kimse yok.Parkları dolaşıyoruz ( o zaman dinazorlu ve .ikilmis park diye tabir etmislerdi ) gene kimse yok.Ulan diyoruz milelt nerde.Neyse ogleni gecti.Stada gittik tekrar acik hafif dolu kapali bos kapalin onunde fbliler falan var.Neyse uzatmayalim tekrar kazana gittik orada bizimkiler yol kesiyo fbli atkıları sapkalari topluyor öyle stada yolluyor.Derken haber geldi çarşı itünün orada toplanmış diye.Herkez fırladı gittik itüye bir baktım ki dünya adam toplanmış.Hepsinin elinde taşlar sopalar dönerler.Abilerden bir grup öne diğer grup arkaya geçti kimse kaçmasın stadın orada.Neyse aşağıya bir inişimiz var yokuştan sanırsınız savaş var akıncılar geliyor.Stadın onine doğru gelirken .ikilmis fener tezahurati basladi.Sonra tas sopa yagmuru.Sonra caymazin kulagi hatira olarak alindi ).Şuan düşünüyorum da topluca yokuştan inip gövde gösterisi güzel ama ondan sonra yaşananlar hoş olmadı.

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:18
1992 Inönü Ibrahim özdinçer

Beşiktaş Axaj La Oynayacak Ilk Maçı 2-1 Kazanmış Rakip.stad Full Televizyonlar Bir Haftadır Basbas Bağırıyor Meşale Atılmasın Diye Sanki Bu Söylenmemiş Gibi Bizim Orada Salladılar Bir Tane Baktım Polis Arkadaşı Kaptı Bende Bırakmadım Onu Benide Kaptı.vura Vura Sahanın Içinden Götürüyor Kapalı Bağırıyor Burası Türkiye Israil Deil.diye.arkadaş Küfür Ediyor Adam Sabri Sadıklar çıkıyor Ist.emn.amirimi Bilmiyoz Ama Büyük Bi Adam Herhalde.sokuyorlar Polis Minübüsüne Ver Allahım Ver.yalvarıp Sahaya Tekrar Giriyoruz.ama.4-0 Mağlup Takım.o Moral Bozukluğu Ile Yediğimiz Sopayıda çıkarıyoruz Vuranlardan....

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:20
2004 KADIKÖY İBRAHİM ÖZDİNÇER
AHMET HASSANLA-SERGENİN GOLATTIĞI MAÇTI.Sahilde birahanede demleniyorum.Saat 18-30 altıyoldan koyuldum yukarı atkım boynumda sallana sallana.!!!!ler kös kös bakıyor.seyimde deil kralı gels uçuracağımı hissediyorum.bilet yok çarşı içeri girmiş.girdim !!!! tarafına fenerlilerin arasından inerken vay ibrahim abi ne arıyorsun diye bir ses.bir baktım doğan fenerli arkadaş saol dedim.muhabbeti ettik ben gidiyorum çarşının yanına bu şerefsizlerle aynı tribünde hava tenefüs etmem dedeim.seyret dedim.çektim polisi açtım montu polis kapandı üstüme al beni kartal tribününe dedim.polisler sardı etrafımı tokmak attılar polise geldi elime düstü aynen iade !!!!ler g....oldu...birde çıkışta görüsürüz işareti sapıttılar bendeki rahatlığa.açık tribün kapıları açıldı siyah beyazıma kavuştum

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:21
1998 KOCAELİ İBRAHİM ÖZDİNÇER

nihatın ilk çıktığı sene trenle maça gidiyoruz.trende yakaladık 4-5 yaşlarında bir velet sorduk hangi takımlısın cimbom dedi keseriz cükünü dedik yok hala cimbom diyor.giydirdik atkıyı şapkayı bak cimbom şapkası bunlar diye git anana göster dedik 5 daka sonra anası yan vagondan cocukla beraber kahkahayla geldi.indik derincede yürüyoruz ismetpaşaya.çarşı saat 18.00 da inecek demleniyoruz açığın arkasındaki bakkalda.baktım opt...başkan takmış önüne 3-5 çingneyi koşturuyor bizim tarafa.yenidoğanın cocuklarmış.bağırıyorlar bizde Beşiktaşlıyız diye.başkana yara vermiş şerefsizler.2.darbeyi vumak için toplandık.başkanın yarası sarıldıtalimatı verdi....önde körfez,arkasında polis,arkasında çarşı...gerisimi sakat....maçı 2-0 aldık.baba orhanla otobüste şarap içerek döndümmmm

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:22
1991 KADIKÖY İBRAHİM ÖZDİNCER

80 li yıllarda bir BEŞİKTAŞ sempatizanlığı başladı.Beşiktaş çok güçleniyordu.15 senelik özlemde bitmiş.Artık moda Beşiktaş olmuştu.Sahadaki takım dan söz etmeye bile gerek yok onlar efsaneydi.Tribünlerde ise zaten 78den sonra başlamış olan gücün adıda iyice konmuş oluyordu ÇARŞI.Bu isim şimdiki gibi tüm Türkiye'de bilinmiyordu fakat istanbul stadları ÇARŞI ismini ezberine almıştı.16.11.1991 yer kadıköy ligin 10.haftası BEŞİKTAŞIN NAMAĞLUP ŞAMPİYON OLDUĞU SEZONUN İLK FENER MAÇIYDI.ÇARŞININ İKİ MOTORLA İSKELEYE YAKLAŞIRKEN DENİZDE AÇTIĞI BEŞİKTAŞ BAYRAĞINI UNUTAMAM karşıladık onları iskelede ve altıyoldan stada bir inişimiz var ayak sesleri bile hala kulağımda stadın ordaki köprüde duruldu.fenerbahçeliler numaralı tribünün arkasında içki içiyorlardı.İnanırmısınız hayatımda ilk defa beleş biramı içtim.Ve fenerbahçeliler sayesinde iYiki biraya alıştım ya rakı içseydim belkide meftaydık en sahtesinden.Nasıl kaçıyorlar arkada lunapark vardı oraya kadar kovaladık.İnsan kendi sahasında kaçarmı ayıp be fener.Sonra ÇARŞI GELİYOR ÇARŞI diye tribünler nasıl bağırıyor.Yarabbim ne gündü o.Şifo mehmetim 2.golü atıyor semih çizgidenmi çıkardı muhabbeti hakem veriyor golü.maç 2-2 bitiyor.Artık kadıköy sokakları bizim,iskeleye kadar aykut varmış-rıdvan varmış bestesiyle iniyoruz.Herkez aval aval ÇARŞIya bakıyor.Sadece böyle bir taraftar topluluğu olurmu diye bakıyorlar.ve halada BAKMAYA DEVAM EDİYORLAR.

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:23
100.YIL ŞAMPİYONLUĞU 18 MAYIS 2005
BEŞİKTAŞ-GALATASARAY YER.İNÖNÜ İBRAHİM ÖZDİNCER

Numaralı biletim vardı.Sabah kazanın orada yuvarlamaya başlamıştıık.Yer gök siyah beyaz derler ya gerçekten çarşıda gökyüzü gözükmüyordu.Çok sıcaktı hava numaralıya erken girdim.Kapalının adamı numaralıda rahat dururmu.en alt basamaktayım zemine sıfır zafer demirayı,ali cansunu çağırıp helalleştim demirörene sarılıp helal abi dedim.atladım sahaya maçtan önce tuttum tümerin kollarından bu maçı almak zorundasınız dedim tamam koçum lafıyla yerime koşarken bir gazeteciyle papaz olduk tokat vurdum ama sonra üzüldüm.arkamda ilhan mansızın eşi oturuyordu.fatoşun kafasına attıklarımızın haddi hesabı yoktu.sahanın üstüne serili bayraktan-dakika doksandaki sergen golünden-sinan babanın şovundan-gece üsküdardaki görülmemiş konvoydan.ve saat sabahın 6.00 sı olmuştu.ve biramızı hala yudulmlarken.ağzımızdan dökülen sözler şöyleydi.SENİNLE BAŞLADI HAYAT.KARTALIM GÖKLERDE AÇ KANAT.İ...FENERE İ....CİMBOMA İNAT.KARTAL ŞAMPİYONLUK TURU AT.......ÖZLÜYORUZ....DOYAMIYORUZ MAALESEF...


MAYIS 1997 ZEYTİNBURNUYLA İNÖNÜDE OYNUYORUZ. İBRAHİM ÖZDİNCER

Maçtan önce kapalının arkasında toplanıldı.Kararlar alındı seba başkanın bahsettiği olaylı maçtır bu.kapalı her zamanki gibi full ve sırtımızı dönüp ilk 20 dakika maç öyle seyredildi.1980 yılındaki gaziantepspor maçındada kaplı aynı protestoyu yapmıştı ama bu cok daha etkili oldu.bir anda sahaya dönüldü ve BEŞİKTAŞINSEN BİZİM CANIMIZLA TUFAN KOPTU...AFFET BİZİ SEBA...

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:24
Mühendi Oktayın Vefatı...
Yer Ali Samiyen
Beşiktaş-galatasaray Maçı.
1990 Senesi şubatı Galiba... Ibrahim özdincer

Ilk Yarının Son Maçıydı Herhalde.ali Samiyene çok Sağlam Gittik.galatasaraylılar Bizden Az Bir şey Fazlaydı.ama Maçtan önce Kaçacak Yer Arıyorlardı.en Hızlı Zamanlarımız.maç Ortada Giderken Otobana Doğru Olan Kaleye Doğru Turan Ceza Alanına Girerken 45.dakikada Vurdu Ve O Karlı Soğuk Havada Ali Samiyen Yıkıldı.aynı Anda Maçtan çıkıldı Ve Biz Toplu Halde Tezhüratlarla çarşıya Girdik...akşam Televizyonda Durakta Tek Başına Bekliyen Mühendisimizi Korkaklar Ordusu 30-40 Kişi Katletmiş.sonradan Bırakın Inenüyü Kendi Sahalarına Bile Beşiktaş Maçında S....geldiler.o Akşam Sabaha Kadar üzüntümden Ağladım.allah Mekanı Nı Cenent Etsin Kokorca Cavit Abimizin ölüm Haberinide Kadıköyde Almıştım.ertesi Hafta Cavit Abimizin Büyük Posteri Dalgalanmıştı Kapalıda.kpalıda Oktaylar ölmez Pankartıda Harikaydı...nur Içinde Yatın....31.12.1997 De Trafik Kazasında Kaybettiğimiz Zafer Soner Arkadaşımıda Rahmetle Anıyorum.gerçekten çarşının Yiğidiydi...

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:25
Sene 2 Yıl Oldu Galiba
Alisamiyende Kapalı Altta Seyrettiğimiz Maç (açık Yapılıyordu O Sene)
Saat öğlen 11 Arkadaşlarla Kazanın Orda Toplanıyoruz Kimselerde Bilet Yok Herkez Bilet Arıyor (biletler 70 Milyondu) Birileri Sahte Bilet Basmış Kaptık 5-6 Tane Tabi Turnike Yok Gireriz Hertürlü Hesabı Saat 5 E Kadar Demleniyoruz Semtte Kafalar Iyice Güzelleşti Sarının Tayfası Ayaklandı Gidiyoruz Samiyene
500 Kişi 5000 Kişi Farketmes Bize Tezahüratı Ile Gidiyoruz Köşeyi Döndük çelikkuvvet Etrafımızı Sardı Hemen Köşeyi Bi Döndük En Az 2000 Travesti Beklio Bizi çelik Kuvvet Olmasa Dalıcaz... Bi Wukuat Olmadan Geçtik Neysse "kelime Editlenmiştir" Yönetimi Turnike Koymuş Giriş Kapısına Bi Deniyelim Dedik Yine Bileti Okumadı Turnike Haydaa Direk Alıp Bindirdiler Ekip Münübüsüne 30 A Yakın Warız... Bizi Pendik E Götürüp Bıraktılar Dedik Biz Bu Maçı Seyredicez "kelime Editlenmiştir"... Bindik Otobüse Bi Daha şişliye Küfür Ede Ede Geçiyoz Mecidiyeköyden Giriş Kapısı Polis Dolu Yaklaşamıoz Numaralı Tarafında Duruyoz Maç Başladı Baslıcak 15 Kişi War Yokuz... Içeri Giremeyen Ultravestiler Beliriyo Ilerde 20 Kişi Falan Küfür Ederek Geliolar Bizim Tarafa Doğru Serkan Abi Arabadan Döneri Kapıp üstlerine Koşmazmı Bizde Arkasından Pata Küte Birbirimize Daldık 9-10 Tane Tro Kolpa Yapıp Kaçtı Bi Baktık Arkadam Bizimkiler Gelio 20 Ye Yakın Içeri Giremeyenler Bunları Mecidiyeköyyde Bi Kovalamışız Koşarken Ayakları Götüne Wuruyopdu şerefsizim Malum Sonrası Polis Dağıttı... Ama Fena Benzettik Travestileri O Ayrı Mesele...

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:26
1993-ali Samiyen Ibrahim özdinçer

4.şampiyonluğa Gidiyoruz.iki Maçımız Kalmış.ilki Samiyende Galatasarayla.sonuncusu Inönüde Gençlerbirliği Ile.samiyendeki Maç Saat 13.00 Da Başlıyacak.sabah 09.00 Da Staddayım.o Zaman Cep Filan Yok.girdim Bir Stadın Orda Ara Sokağa.telefon Kulubesi Buldum.içerde Manitaya Telefon Ediyorum.baktım Kulubeyi Gayseliler Sallıyor.biri Yerden Taşı Aldı Vurdu Cama.kulubeden Bende Olara Vurarak çıktım.yerden Kaptığım Bir Taşı Hiç Elimden Düşürmeden Elinde Kelebeği Olan Birine Yerleştirdim.polisin Gelmesiyle Kaçıştık.saat 11.00 Civarı çarşıya Indim.11,30 Civarı çıktık Yola Asfaltın Karşıından Taş Yağdırmamızla.tribün önü Boşaldı.kaçışan Cimbomlular Birbirlerini Eziyorlar Baktık Karşılık Alamıyoruz Inanın Acıdık Ve Hur-rayla Beraber Girdik Kapalıya.arkadaşın Biride Kartalla Gelmiş.kimse Eline Alamıyor.rızaya Hediye Etti Kartalı Maçtan önce.ilker Vardı çarşıdan Arkadaş Maçtan önce Yara Almış şişli Etfale Kaldırmışlar.ciddi Bir şey Olmadığını Anlayınca Rahatladık.maç Hakanla-feyyazzın Karşılıklı Golleri Ile 1-1 Bitti.herşey Son Haftaya Kalmıştı Yani +2 Averaja...

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:27
1993-İNÖNÜ İBRAHİM ÖZDİNÇER
İNÖNÜ SON HAFATA GENÇLERBİRLİĞİ MAÇI FULLDÜ.AMA DİĞER 3 SENEYE GÖRE ŞAMPİYONLUK ZOR GELECEKTİ.GÜNEŞLİ MAYIS GÜNÜNDE MAÇ BAŞLADI.VAHAP BEYAZ-AHMET ÇAKARLI MEŞHUR SENE İNŞ.BİTECEKTİ.RECEPE KIRMIZI KART ÇIKIYOR.TAKIMDA 1 GOL YİYOR ALLAHTAN İLK YARI 1-1 BİTİYOR.RADYOMUZDAN GAYSENİN RADE ZALADA 35 DAKKADA 5 GOL ATTIĞINI DUYUYORUZ.BİZ MAÇI 3-1 ALSAKTA.ŞAİBE TARİHİNDEKİ EN FARKLI GALİBİYETİNE AVERAJLA BELİRLENEN ŞAMPİYONLUKTA ULAŞIYOR.MAÇTAN SONRA TÜM İSTANBULDA GALATASARAYLI ARABALARIN KONVOYLARIN YOLU KESİLİYOR.TÜM BAYRAKLAR AŞAĞIYA ÇEKİLİP YIRTILIYOR.BEŞİKTAŞTA HER YERDE POLİS TOPLU İNSANLARI EVLERİN İÇİNE KADAR KOVALIYOR.BENDE 5. KATA HİÇ BİLMEDİĞİM BİRİNİN EVİNE SAKLANIYORUM ALLAH RAZI OLSUN.ALINTILARIN HESABI YOK.ŞİŞELERLE KONVOYLARA SALDIRIYORUZ.ŞEREFSİZLER ŞU ANDA SÜRÜNMELERİNİN TEK SEBEBİ O ZAMAN ŞAİBE İÇİN HARCADIKLARI PARADIR.........



Bahriyeli hasan,kafa sabahattin,pehlivan,bekir abilerden,mostra kemalden,karga mustafadan,albayımız gitgetir yılmaz abimizden,marlo erdaldan,benim için gerçek en büyük efsane hürriyet abiden,şeref abi,şükrüabi,pendik,kritik,javs cengiz,sonerimden,sedat kesen ve coşkun abilerimizden yaşadıklarımı ve büyüklerimden duyduklarımıda size anlatıp yardımcı olmaya çalıiacağım tribünümüz oluşumunu geçmişe giderek genç nesilin öğrenmesi ve ben ÇARŞIyım derken tarihini bilip hareket etmesini sağlayacağımıza inanıyorum.HİÇ BİR BEŞİKTAŞLI YA BU PEHLİVANDA KİMDİ DEMEMELİ.

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:28
Şampiyonlar ligi 3-0 lık barcelona maçı . maç 21:45 te başlıyo . saat 8 gibi barcelonalı futbolcular takım elbiselerle sahaya çıktılar çimleri filan inceliyolar .. kapalıda bir başladık bağırmaya allahım böyle bir ses yok . hiç unutmam rivaldo kapalının önüne kadar geldi ellerini arkada bağladı ve tribunu seyretti herif aptal olmadıysa ne oldu ? . nou camp ta 80.000 kişiye oynuyo ama böel taraftar görmüşmü hayatında . o sahneyi hiç unutmam adam saygı duyarak en az 3 dakka bizi seyretti .


ziyan bi rus mı slovakmı hatırlamıyorum takımla ön eleme maçı yapıyoruz . maçın devre arası takımlar içeri girdi .. 3-4 tane yedek rus sahada pas yapmaya başladı 30.000 kişi ıslıklamaya başladık herifler gürültüden elleriyle kulaklarını kapatıp yedek kulubesine kaçtılar ..



O ZAMAN ERZİNCANLILAR KAHVESİNDE TOPLANILIR KARARLAR ORADA ALINIRDI.HÜRRİYET ABİ ÖYLE İRİ YARI BİRİDE DEİLDİ.1,70 BOYLARINDA AMA ÇEVİK.PEPEYİ YANILMIYORSAM KADIKÖY İSKELESİNDE KOKO CAVİT ABİNİN ÖLÜMÜNDEN 2 GÜN SONRAKİ MAÇTA YARA VERMİŞTİ.KULAKSIZ VAKASINDA OLAYI BİTİREN O ZAMAN JAWS DİYORLARDI AMA KEÇİYİ ORADA GÖRDÜM BEN.ZANNEDERSEM KEÇİYDİ.HÜRRİYET ABİNİN EZİKLERLE HİÇ BİR ZAMAN İŞİ OLMAMIŞTIR.ŞU ANDADA İÇERDE İSTİRAHAT ETMEKTEDİR.BEN BEŞİKTAŞA 3 ANIT DİKSEM.İNANIN BİRİ O OLURDU.DİĞERLERİDE KARTAL VE FORMA.UNUTMADAN OPTİK MEHMET TE ONDAN AŞAĞI DEİLDİR YANİ.YUKARDAKİ ANILARIN ÇOĞUNDA TAYFANIN BAŞINDAYDILAR.BUNLARDAN SONRA CENGİZ GELDİ OLAYI DEVAM ETTİRDİ.VE 1993 TE BARIŞ İMZALANDI.

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:29
unutulurmu be hürriyet abiler, cengizler, rahmetli koko cavit elveren ,mestan,deve erol ah ulan nah gayrettepe dıscorıum baskınının sabahında yız o dönemler başta fener tayfasından pepe, caymaz,*** cevat ,pkk oğuz , hepsi gayrettepe park yada şimdi atv stüdyosu olan 89 ve 93 yıllarında istanbulun tek dıscosu olan pasajın orda toplanırlar ve gövde gösterisi yaparlar . o dönemler köyiçinde ki şampiyon kokereç balık pazarında idi bilen bilir orada çalışan garson bir arkadaş fenerliler tarafından vurulmuştu bunun intkamı için gayrettepe parka baskın yapılacaktı(şimdi gayrettepe florence nıghtangle hastanesi ozaman otel inşaatıydı epey boş kaldı fenerliler orda yatıp kalkıyolardı] akşam saat 9 gibi başta hürriyet abinin bulunduğu grup 6 arabayla gayrettepeye geldi tabi bizde peşlerinden daha küçüğüz olayları uzaktan seyrediyoruz baktık parkta kimse yok tabi sinirler gerildidi inşaatın bekçisine sordular hepsi disco dadır dediler , parkla disco arası yürüyerek 5 dakika hürriyet abi çıktı parktaki bankın üstüne beyler yaralamadık hatta öldürmedik tek bir fenerli bırakan namert olsun dedi ve başladık yürümeye benim yanımda kemal diye bir arkadaşım var aldık elimize taşları başladık arkadan yürümeye hürriyet abiler izin vermediği için arkadan gidiyoruz biz küçükler.tam disconun oraya geldiğimizde bizi kapıda farkedenler içeriye haber verdiler ama onlar daha dışarı çıkamdan bir saldırıki sormayın herkesin elinde pala önüne gelene savuruyoruz fenerliler yerlerde kanlar içinde yatıyor bi tek şimdi gülbağda takılan fenerli *** cevat ayakta o sırada cevat 8 yerinden delik deşik bıçaklandı en ağır yarayı o aldı bıçakladıktan sonra abiler gözümüzün önünde cevatı çöp bidonuna attı öldü diye. tabi artık polis
in gelmesi an meselesiydi penim kafam kanıyodu mermere çarpmıştım taş atarken yaklaşık hürriyet abinin başını çektiği 30 kişi başladık türk telekomun ordaki ara sokakdan parkın ordaki arabalara doğru koşmaya bu olay fenerlilere verilen en büyük darbeydi o dönem çok konuşuldu hatta epey bir fenerli tribünü bıraktı. burdaki en ilginç olaysa 8 yerinden bıçaklanıp çöpe atılan *** cevat ölmemişti o olayudan sonra adı fener tribününde 9 canlı cevat olmuştı-u. ah ah çok güzel günlerdi hürriyet abinin parkta yaptığı o konuşmayı gözlerinin içine bakarak izleyişim hiç aklımdan çıkmaz ...

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:29
SENE 1996

90DA ALİŞENE GOOOLLL....

SERGEN YALÇIN.... ibrahim ÖZDİNÇER


Gerçekten o sene çok kötü bir takıma sahiptik.Yani kadro kalitesi olarak çaybahcesi üstündü bizden.Genede lise tarafındaki açığı fullemiştik ve maç başladı susmayan bir tribünle direniyorduk rakibe.Fakat bu defans anlayışı nereye kadar uygulanacaktı.!!!! tribününüyle yumurta savaşı yapılıyor.Kafanızı koparcaz işaretleri kalabalıklardan çıkıyordu.dakika 84te sergen frikik iin önümüzdeki kaleye doğru topa geliyordu vuruşu ağları sıyırıyordu.Dakika 90 olduğunda sergen 2.kez atışını 25 metreden kullanıyor ve rüştü ağlara takılıyordu top ise süzgeçe.TRİBÜNÜMÜZ çıldırmıştı.MAÇ bitiyor.PEZ....ALİ ŞEN...İ...ALİ ŞEN...NASIL KODU AMA 90 DA SERGEN..90 DA SERGEN ...0000000

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:30
13 yaşındayken, kadıköyde yatılı okuyorduk. bir çarşamba 3 arkadaş okulu kırıp inönüdeki bir fener maçına gittik.tribünlerin yarı yarıya olduğu yıllar, kadıköyden gelen bızdıklar olarak siyah beyaz renklerimizi kamufle ettik yol boyunca. ilk derbimizdi, derbilerde kim nerede oturur bilmiyorduk henüz. tehlikelimidir bilmiyorduk, çarşı nedir bilmiyorduk. beşiktaşta vapurdan inince çıkardık siyah beyaz aksessuarlarımızı ve inönüye doğru yürüdük. eski açık tarafında fenerliler toplanmış bekliyordu. etrafta fazla beşiktaşlı yoktu. fenerlilerde bizi gözlerine kestirdiler. bir dolu eşşek kadar adam saldırdı üzerimize, bende bir tokat bir tekme yedim. napıcağımız şaşırmış yukarı doğru koşuyorduk. kim olduğunu bilmediğim uzun kıvırcık saçlı kalın gözlüklü şirin yüzlü bir abi ve 2 arkadaşı koştular bizi çekip kurtardılar. lunapark tarafına doğru yürüdük, siz buralarda biryerde takılın bir süre aşağı inmeyin, biz keşfe gelmiştik birazdan hep beraber gelecez dediler ve gözden kayboldular. daha ergenliğe bile girmemiş üç çocuk korkmuş, sarsılmış bir halde ne yapacağını bilemeden orda kedi yavrusu gibi bekledik. korkumuzdan stada yaklaşamıyoruz. birden nerden çıktıklarını anlamadığımız siyah beyaza bürünmüş bir insan kalabalığı koşa koşa geldi ve fenerlileri dağıttı. kulak kesme muhabbetinin olduğu maç. çarşı geldi dediler, çarşı caymazın kulağını kesmiş dediler. orda duydum ilk kez çarşıyı. Ve o 13 yaşındaki çocuklar için çarşı, zorroydu, köroğluydu...

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:30
templar fenerbahçeli bir arkadaş.Dolmabahçe de askerdir nöbetttedir.

başkan:maşallah boya posa bak yarma gibi.
templar:saol abi(tanımıştır başkanı)
başkan:ne işin var burda tam komondoluksun .
templar:bende memnun değilim zaten
başkan:fenerlimisin
templar:nerden anladın
başkan:memnuniyetinden cok kulakların cınlar.bizimkiler cok bağırır bu yollarda.varmı bir isteğin
templar:canının sağlığı abi

''Dünyanın öbür ucunda, memleketinden olabilecek en uzak noktalardan
birinde yapayalnız geçen bir hayatta, o nefes alıp vermelerin devam
edip etmeyeceğinin belirleneceği ameliyat masasına, üzerine Siyah-
Beyazlı formasını giyip uzanmaktır Beşiktaşlılık.
Beşiktaş "son arzu"dur. O forma da, yeri ve zamanı
geldiğinde "kefen"...

"Sen babamdan kalan miras değil, evladıma olan borcumsun" cümlesini
bir pankartın üzerinde Beşiktaş İnönü'nün duvarına asan anlayıştır
Beşiktaşlılık.

Beşiktaş nesilden nesle taşınan bir "yaşam biçimi", bir "hayat
anlayışı"dır. O forma da "kutsal emanet"...

Siyah-Beyaz, ölüm-yaşam" sloganındaki iddia ve "romantik realizm"dir
Beşiktaşlılık.

Beşiktaş kaderciliktir isyankarca. O forma da zıtlıkların uyumunun
kanıtı...

"Tarihi zafer"in habercisi bir skorla biten ilk 45 dakikanın
ardından, ikinci yarıda yaşanan dram sonrası hüsran ile biten maçın
ardından, bir gece yarısı gittiği idman sahasının tel örgüsünün
arkasından, futbolcusuna "İlk yarının sonunda yatağına götürüp
uyuttuğum oğluma yarın sabah ben ne diyeceğim?" diye göz yaşları
içinde sormaktır Beşiktaşlılık.

Beşiktaş "söz"dür, "umut"tur, "duygu"dur. O forma da yeni sabahlara
altında uyanılacak yorgan...

"Başarı için her yol mübah ise ben böyle başarıyı istemiyorum"
diyebilmektir Beşiktaşlılık.

Beşiktaş "başarı"ya tapmak değil, "dik durmak"tır. O forma da bedel
ödemeyi göze alabilenlerin üniforması...

Şahıslara değil, renklere ve felsefeye olan aşktır Beşiktaşlılık.

Beşiktaş "takım sevgisi"nden öte, "ahlak anlayışı"dır. O forma
da "moda" değil, "tarihi zenginlik"...

Rakipleri aşağılamak değil, saha içinde futbol, tribünde ise kıvrak
zeka ve espri yeteneği ile kazanmayı ilke edinmektir Beşiktaşlılık.

Beşiktaş belden aşağı vurmadan mücadele etmektir. O forma da
göğsündeki armanın tam ortasında duran liyakat nişanının hakkı
verilerek ıslatılacak en nadide giysi...

Genel yozlaşmadan etkilenmemenin mümkün olmadığının farkında olarak,
bu bozulmayı asgari seviyede tutabilmek için mücadele etme çabasıdır
Beşiktaşlılık.

Beşiktaş "direnmek"tir. O forma da ütüsü mümkün olduğunca az bozulsun
diye üstüne titrenen kıyafet...

Emekle, alın teriyle kazanılan, ancak vakti zamanında tescil
edilmemiş olan şampiyonluklarının yıllar sonra resmi kayıtlara
geçirilmesi için yaptığı haklı hukuk mücadelesi rakipleri tarafından
saptırılıp, yapılan sanki bir "yıldız kapma" yarışıymış gibi
gösterilirken; formasındaki armanın üzerine konulacak olanla değil, o
armanın kalbinde taşıma ayrıcalığına sahip olduğu "ay-yıldız" ile
övünmektir Beşiktaşlılık.

Beşiktaş "haksız kazanç", "haksız rekabet" değil; hakkını, olması
gerektiği yollardan arayıp almaktır. O forma da onur mücadelesinin
bayrağı...

Beşiktaş'ın, Beşiktaşlılığın yukarıdaki tariflerini ancak bu ortak
aşka gönül verenler tam manasıyla anlayabilir, hissedebilirler.
"Seyirci" ile "taraftar" arasındaki farkın ayrımında olmayanlar, bu
yazıda yer verilen görüşleri "abartı" hatta "saçmalık" şeklinde bile
değerlendirebilirler. Zaten bu da doğal olandır, normal olandır.

Ve şimdi, içinde bulunulan şu "vahim süreç"te, tüm bunların, yani
Beşiktaş ve Beşiktaşlılık gerçeğinin; İspanya'dan, Brezilya'dan,
Romanya'dan, Mısır'dan, Kolombiya'dan, Norveç'ten, Kadıköy'den,
Mecidiyeköy'den gelenlere anlatılmasının (hatta gelmiş de geçmekte
olan) vaktidir.
Asıl yapılması gereken ve maalesef asıl zor olan işte budur...

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:31
Beşiktaşın yağmurlu bir günde maçı vardır.Oğluyla babası yağmur yüzünden evdedir.Zaten çocukta bir maça gitmiştir.Ve kafasını okşayan biri olmuştur babası ona optik demiştir çocuğu bu optik lafı ve kafasını okşayan insanın sıcaklığı etkilemiştir.Televizyon açıktır maç sırasında kamera tribüne döner sette işte o muhteşem insan sallanarak durmaktadır elini ağzına götürüp ovuşturuyor elini sallamasıyla kapalı haykırıyordu bAba optik,baba optik beni optiğe götür baba başlar ağlamaya çocuk adam ne yapsın giydirir çocuğu kapalının kapısında yalvarır görevliye girer devre arası maça sete iner başkanı bulamaz,optik mehmet aranır tribünce koridordan çıkıp gelir çocuk buna sarılır,bu çocuğa ikinci yarı başkan koridordo çocukla oynamaktan maçta seyredemez.anlayana tribüncülük.

80 li yıllarda bir BEŞİKTAŞ sempatizanlığı başladı.Beşiktaş çok güçleniyordu.Onbeş senelik özlemde bitmiş,artık moda Beşiktaş olmuştu.Sahadaki takım dan söz etmeye bile gerek yok onlar efsaneydi.Tribünlerde ise zaten 78'den sonra başlamış olan gücün adıda iyice konmuş oluyordu ÇARŞI.Bu isim şimdki gibi tüm Türkiye'de bilinmiyordu fakat istanbul stadları ÇARŞI ismini ezberine almıştı.16.11.1991 yer kadıköy ligin 10.haftası BEŞİKTAŞIN NAMAĞLUP ŞAMPİYON OLDUĞU SEZONUN İLK FENER MAÇIYDI.ÇARŞININ İKİ MOTORLA İSKELEYE YAKLAŞIRKEN DENİZDE AÇTIĞI BEŞİKTAŞ BAYRAĞINI UNTAMAM.Karşıladık onları iskelede ve altıyoldan stada bir inişimiz var ayak sesleri hala kulağımda stadın ordaki köprüde duruldu.Fenerbahçeliler numaralı tribünün arkasında içki içiyorlardı.İnanırmısını hayatımda ilk defa beleş biramı içtim ve fenerbahçeliler sayesinde iyiki biraya alıştım ya rakı içseydim belkide meftaydık en sahtesinden.Nasıl kaçıyorlar arkada lunapark vardı oraya kadar kovaladık.İnsan kendi sahasında kaçarmı ayıp be fener.Sonra ÇARŞI GELİYOR ÇARŞI diye tribünler nasıl bağırıyor.Yarabbim ne gündü o.Şifo mehmet'im 2.golü atıyor.semih çizgidenmi çıkardı muhabbeti hakem veriyor golü.Maç 2-2 bitiyor.Artık kadıköy sokakları bizim iskeleye kadar aykut varmış-rıdvan varmış bestesiyle iniyoruz.herkes aval aval ÇARŞIya bakıyor.Sadece böyle bir taraftar topluluğu olurmu diye bakıyorlar.Öyle bir gururla dolaşıyoruzki okula bile gittimi artık jiletle kolumuza çarşı yazıyoruz o zaman nerde böyle atkılar.Bizim çarşı olduğumuzu bilsinler diye.Her inşaat duvarına yağlı boya ile yazıyoruz aşkımızı nerde şimdiki spreyler.deplasmanlarda mesela kocaeli-bursa bizim taraftarlar çarşı geliyor diye bağırıyor tabii onlar ne yapsın çıkıyor çarşının karşısına dinlermi sizi çarşı eziyor geçiyor evlerinde ee şimdi bursa-kocaeli düşman bize neden düşmansın kardeşim yalovada yolumuzu kestin bizde hesabı kestik kendi kaşınan ağlamaz işin ilginç tarafıda kocaeli ve bursanın %60-65 i şimdi BEŞİKTAŞLI.1993DE üniversiteye gittim.arkadaşlarıma ÇARŞIyı anlatıyorum.Böyle bir topluluk olurmu diyorlardı.Böylesine kim kimi sever.Canından kim vazgeçer.Yakında herkes tanıyacak onları dedim ve çıktı artık ÇARŞI bir marka ÇARŞI artık 50-60 kişi deil ÇARŞI artık bir ordu.Bileği dünyanın hiç bir yerinde bükülmeyecek ŞANLI BEŞİKTAŞ ORDUSU.HER TÜRLÜ TESİSATIDA BULUNMAKTA.BASINA KARŞI FORZASIYLA.ALAYINA KARŞI BÜYÜK ORDUSUYLA BU ALEMDE TEK KRAL ARTIK ÇARŞI..SEVGİLER KARDEŞLERİME ibrahim özdinçer.

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:32
Samsunspor-Beşiktaş maçı Samsunspor'un cezası nedeniyle maç Ankara'da oynanıyor. maç bitmiş Beşiktaşımız yenilmiş. yan tarafımızdan Samsunspor taraftarını taşıyan çift katlı bir otobüs geçiyor. Beşiktaşlılar ile Samsunsporlular el kol hareketi yapıyor. otobüs duruyor ve içnden 20-25 kadar samsunsporlu -şirinler grubu- arkadaş ellerinde dönerlerle Beşiktaşlılara saldırıyor. başkan belinden kemerini çıkarıyor, onu gören kemerini çıkarıyor, yolun karşısındaki Samsunsporlulara koşuyor, tam bu sırada acı bir fren sesi Optik Başkan havada Samsunsporluların elinden döner bıçakları yavaş yavaş yere iniyor, Beşiktaşlılar kemerleri atıyor. Optik Başkan Ankara'da hastaneye kaldırılıyor, herkes öldü diyor Ankara'dan istanbul'a kadar otobüste çıt çıkmıyor, tribünün kafa abileri Optik'in yanından arıyorlar; "Birşeyi yok merak etmeyin, mesajı da var Galatasaray maçında tribünde" o gün anladık sen ölmezmişin, ölmedin ki sen.

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:32
eses başkan esde temizlensin herkes.başkan ben ikizler burcuyum 8 haziran doğum ruh yapısı olarak seni senelerce sevdim ama seninde ikizler olduğunu duyduğum gün daha cok sevdim,neşeli,gırgır,gözükara,sevdiği şey tek olan ve onu son duruma kadar seven,biz mesela camiye başlasak imam olurduk başkan çünkü her şeyin aşırısı huyumuzda,doğdun ve yaşıyorsun başkan akşam rüyamda gördüm seni hani 1996 kasımıydı fenerle kadıköyde oynuyoruz sergenin 90 daki golü hatırladınmı başkan,ben dışarda beşiktaşlılara köfte vermeyen köftecileri koşturuyodum sen ne yapıyordun kapının ağzında durmuş stada giremeyen Beşiktaşlıları gel abi cocuğunuda al diye tek tek maça soktun.yanıma biri geldi o gün başkan bizi bu maça sokan kim dedi.bende optik dedim.adam optik mi dedi.dur şunu bir daha göreyim.adını duymuş kendini görmemiş hey gidi başkanım hey şimdi nerde senin gibiler sen taraftarınla tek tek ilgilenirdin.karaborsacıların üstüne kabus gibi cökerdin şimdimi nasıl diyon başkan bir ara anlatırım.ha dün seni rüyamda gördüm demiştim ya kapalının önünde duruyordun,senin ismini oraya cok görenlere karşı. optik başkan bulunmaz eşin,şampiyon yap Beşiktaşı taraftar için.

Bİr Maçtan İbrahim Abinin Yüreğine Sağlık

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:33
Ankara ya deplasmana gideceğiz, mola verildi herkes yemek yiyor, ücret isteyen garsona herkes OPTK i gösteriyor. OPTİK ise kafası güzel, ayılmak için kendisine cacık söylemiş, cacığın içinde yüzüyor. arabalara bindik, OPTİK araçta yok baktık garsonlar OPTİK' silkeliyor. indik aşağı ne oluyor dedik. OPTİK- cacık otuz bin lira benden dört milyon istiyor i...ler.. şuraya bak yaaa... dedi. bizde gerekeni yaptık ve OPTİK i alarak yolumuza devam ettik.

"OPTİK BAŞKAN BİZE YEMEK ISMARLASANA" esprisi de burada başladı.
YUMURTAKAFA YILMAZ

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:34
12 kasım 1983 zonguldak deplasmanı na gidicez otbüz bulmakta zorlanıyoruz köy içinde toplandık birol seb git bi otobüs bul gel birol saat 19.oo da topkapıya gitti 21 de geldi Man bir otobüs bulmuştu hacı baba haybeci birol ne biçim otobüs bu diye bağrıyor " birol hacı bu çift katlı hacı otobüdün altına eğilmiş bakıyor haybeci bunun katı yok ulan ""hacı sarhoş elinde şarap şişesi bindik otobüse otobüsün arkadan 2 koltuğu yok kahvedn sandelyae aldık yola çıktık parası olmayanlara takviye çalışmaşarı yapıldı düzcede çobanoğlu tesislerine geldik mola dan sonra şöför gidemiyor ya rakadaş senin neyin var

"ben trakya tarafına çalıştığım için yolu bilmiyorum tarif edin gidim""

hayda hemen kaptanın yanına sarı fatihi koyduk sen tarif et gidelim fatih zonguldaklıyım ben dedi gece epeyce oldu fatih uyumuş bizim fitaş erdal vardı koşarak arkaya geldi şokta hepimiz ölücez niye baksana kaptana kapatan bi direksiyona kapaklanıyor bir kalkıp yola bakıyor durum kötü

gecenin espirisi enverden geliyor "korkmayın KAPTANIN STİLİ ÖYLE"""

sabaha kadar uyuku muyuku kalmadı kimsede

maç mı necdetin 65 -87 dk golleri ile kazandık

içimden geldi payLaşam istedim neden biLmiyorum başkanım... eski günleri özlüyorum... o zamanLar aŞkLarda inançda daha farklıymış...

Selen DEVECİ Canım Ablam Teşşükürler.

Mehmet Küçüksaraç
17-07-2010, 08:38
Bu Güne Kadar Beşiktaş Tribünleri'ni Tribün Yapan Tüm Abilerime Teşşükür Ederim.

Bizlere Öğretiğiniz Kavga Kavgamız.

Yüreğim Daha Fazla Kaldırmıyor Benim İlerleyen Zamanlarda Yazdıklarımı Dinlediklerimi Aktarmaya Devam Edeceğim. Tabi Bazı Anlatılmaz Şeyler'de Vardır.

Bu Arada Kimin Yolu Darıca'ya Düşerse Manav İbo'ya Gideceğim Diyin Yeterlidir.

İbrahim Abi Kızınız Nida'yla Beraber Nice Yıllara Fotolarını Bekliyorum Ufaklığın.

Umit Bayezit
17-07-2010, 09:34
sağol mehmet

Akin Akoglan
17-07-2010, 10:35
Emeklerine sağlık Mehmet

Ethem Kelmendi
17-07-2010, 11:23
Öncelikle emeğine sağlık Mehmet...
Vefatından 2 gün önce tanıma imkanım olmuştu Optik'i hayatımın en güzel ve en heyecanlı anlarından biriydi...
Çok özledik be abi...:(

Onur Kurt
21-07-2010, 20:36
keşke o dönemde yaşasaydım .

Mehmet Küçüksaraç
22-07-2010, 15:49
O Dönemde Yaşamak Bir Çoğumuzun Hep Aklında Oldu. Ama İstek Olduğu Sürece İrade olduğu Sürece O Dönemlere Dönülebilir Herkes Bende Dahil Hep Birşeyler Bekliyoruz Yanlış Olanıda Bu Saten.

Serkan Aymak
24-07-2010, 23:00
Emeğine yüregine saglık Mehmet kardeşim....

Çok özledik be abi............................................... .............

Muhammet Emin Özek
27-07-2010, 18:27
yaktığın ateş git gide sönüyor optik başkan...eski ruh,eski aşk kalmadı çoğumuzda.gelde körükle yüreğimizi.tıpkı abilerimizin eskiler gibi olsun gene.. :(

özledik be abi..

Onur Kurt
02-08-2010, 20:22
son holigan izindeyiz

Eser Toprak
05-03-2011, 19:11
Çok sevdik be abi.

Uğur Horozoğlu
24-06-2011, 23:17
Mehmet'imi verin..