Serenat Tutaklı
28-03-2007, 14:12
Çocukları ezmeyin
Beşiktaş Teknik Direktörü Jean Tigana'nın her şeyi tartışılabilir ama disipline düşkünlüğü tartışılmaz. Hem de futbolcusunu, futbolcusundan çok gözeten bir disiplindir onunki. Şimdi Tigana'nın Beşiktaş'ta ve Ümraniye'de verdiği ödünlere bakıyorum da "Bu benim tanıdığım hoca mı?" diye şaşırıyorum. Belki, "Girdik bir işe, bari olay çıkarmadan sonucuna ulaştıralım" diyordur.
Ya da Avrupa ölçülerinde bile bayağı 'yüksek' sayılacak maddi kazançlarından vazgeçmek istemiyordur.
Beşiktaş'ın futbol şubesi sorumlusu Celal Kolot, işte bu Tigana'ya "!!!! bir çocukluk yaşamış, onun için böyle sert" demiş... Vallahi ben Tigana'nın nasıl bir çocukluk yaşadığını bilmiyorum. Büyük olasılıkla, her göçmen ailesi gibi Tigana'nın ailesi de yoksuldu ve çocuklarını zor koşullarda büyüttüler. Ne var ki ailenin yoksul ve Siyah olması, çocukların !!!! yetişeceği anlamına gelmiyor. Hele futbola yatkınlarsa... O Tigana ve çoğu onun gibi yoksul göçmen çocuğu olan arkadaşları, 1978 Dünya Kupası'na formalarını unutarak gelmiş Fransa'yı, 1982'de gönüllerin takımı yapacak, iki yıl sonra Avrupa Şampiyonluğu'na ulaştıracaktı. Tigana'dan Zidane'a artık Fransa futbolu bütün bu '!!!!' göçmen çocuklarının sırtında yükseliyor. Hem de onlar Fransız olmaktan önce Malili, Kamerunlu, Senegalli, Cezayirli, Bask olduklarını açıkça söylemelerine karşın. Gidin Nantes'ın, Metz'in, Marsilya'nın altyapı okullarına bakın, Fransa bütün bu çocukları kucakladığı sürece Fransa oluyor. İktidar bunu unuttuğunda da varoşlarda yakılan otobüsler hatırlatıyor. Neyse, bu ayrı konu...
Özgüven parayla alınır mı?
Yoksul bir siyah çocuğun ille de !!!! olacağını düşünmek son 25 yılda bizim toplumumuzda gelişmiş çarpık bir bilinç... Böyle ortamlarda yetişmiş çocukların sağlam bir kişiliğe, özgüvene ve önderlik kültürüne sahip olamayacağı düşünülüyor. Kültür ve terbiye zenginlere özgü, parayla alınabilecek şeyler sanılıyor. Oysa tam tersi... Yoksul ama onurlu yaşayan ailelerin çocukları olanak bulduklarında topluma örnek olacak, önderlik yapacak bir kişilik gösterebiliyorlar. Yaşadıkları zor koşullar onları daha mücadeleci, azimli, hırslı ve paylaşmacı yapıyor.
Futbolda ise neredeyse kural bu. Bütün dünyanın yolsul çocuklarının oynayabileceği tek oyun futbol. Futbola yatkınlığınız varsa hayatınız değişebilir. Hayata ilişkin kültürel, toplumsal ve ahlaki terbiyenizi burada alabilirsiniz. Dünyanın üst düzey takımlarında 'sıla derdi'ne düşmeden oynayabilirsiniz. Başka bir deyişle, bu terbiyeniz yoksa ne kadar iyi oynarsanız oynayın, iyi futbolcu olursunuz belki ama örnek olamazsınız. Öyle Zidane'lara falan gitmeye gerek yok. Talihsiz açıklamayı yapan yöneticinin şube sorumlusu olduğu Beşiktaş'ta yetişmiş Kaptan Rıza Çalımbay'ı anmak yeterli...
Aslında zengin ve egemen sınıfların çocuklarında var '!!!!lik' tehlikesi... Hiçbir şeyle tatmin olmayan bir şımarıklık, ilk zora geldiğinde güce sığınan bir mızmızlık, devamlı babadan ve paradan destek arayan bir güvensizlik böyle ortamlarda büyüyen çocuklarda kolayca ortaya çıkabiliyor... Şimdiki futbol düzenimize bakıyorum da, 'Futboldaki muktedirler böyle bir çocukluk mu yaşadılar acaba?' diye sormadan edemiyorum. Herhalde çocukluklarında babaları bunlara top oynama izni vermedi ya da mahalle maçlarında oyuna sokulmadılar. Belki topun sahibi oldukları için mahalle maçlarına alındılar ama ilk beceriksizliklerinde oyunbozanlık yaptılar, yenilmeyi öğrenemediler. Baksanıza bitmek
bilmez bir hırsla futbolun hakça yarışma özüyle oynuyorlar, bu oyunu içinden çıkılmaz bir çirkefin içine atıyorlar. Yetmiyormuş gibi kendi komplekslerini başkalarının üzerine yansıtıyorlar.
Muhammet adında bir çocuk
Futbolun muktedirleri sadece komplekslerini tatmin etseler o kadar vahim değil. Ne var ki, kulüpleri birer 'heves tatmin' yeri görmenin ötesinde yeni kuşakların terbiyesini bozuyorlar. Bunun son örneği Beşiktaş altyapısındaki küçük Muhammet...
Koca koca adamlar televizyonlarda, gazetelerde boy gösteriyor, Muhammet'e değer biçiyor, "Barcelona 3 milyon verdi" balonları uçuruluyor, Beşiktaş Başkanı "5 milyona vermeyiz" diyor. Medya buna inanıyor ya da böylesi işine geliyor. Muhammet, Beşiktaş-Erciyes maçına, altyapıda oynayan arkadaşları gibi top toplayıcısı olarak çıkınca, '3 milyonluk top toplayıcısı' manşetleri atılıyor. Kimse, onun için en büyük şeyin maçtan sonra Mehmet Sedef ağbisinin formasını almak olduğuna dikkat etmiyor.
Evet Muhammet'in gerçekten üstün bir futbol yeteneği ve algısı var ama
o 12 yaşında bir 'ÇOCUK' sadece.
Buna hiç kimse aldırmasa bile Barcelona'nın yetkilileri aldırıyor. Onun için Muhammet'i transfer etmek diye bir şey gündemlerinde yok. Transfer etmek isteseler, yıl başına 2 bin avroyu Beşiktaş'a verir, Muhammet'i ailesiyle birlikte Barselona'ya götürürler. Ancak böyle bir transferin, bırakın transferi, bu tür haberlerin basında yer almasının, çocuğun gelişimini olumsuz etkileyeceğini düşünüyorlar.
Barcelona'nın Muhammet'e önerdiği sadece bir burs... Futbol eğitiminin yanı sıra genel eğitimini de kapsayacak bir burs bu; onun fiziksel gelişimini sağlayacak, yeteneklerini kullanmasını öğretecek... Daha da önemlisi, dünyaya ve futbola geniş açıdan bakmasını sağlayacak kültürü, kariyerini yönetecek bilinci verecek bir eğitim bursu. Bütün bunlardan sonra çocuk 16 yaşına geldiğinde transfer edeceklerse edecekler. Barcelona, 12 yaşındaki bir çocuğun ruhuna bu kadar titiz yaklaştığı için Barcelona işte. Yoksa parayı bastırıp gösteriş transferleri yaptığı için değil.
80 milyonda kaç kişi
Tabii bizim "3 milyon mu eder, 5 milyon mu?" uzmanlarının elinde 16 yaşına gelince Muhammet nerede olur, düşünmesi bile insanı karamsarlığa itiyor... Ülkemizin en önemli varlığı,
80 milyona yaklaşan nüfusu, nüfusun da önemli bölümünün genç olması değil mi? Pekiyi ülkenin bütün çocukları futbola düşkünken bu nüfustan neden çok sayıda çağdaş kültürde ve bilinçte futbolcu çıkmıyor? Hepsi '!!!!' mi bunların, yoksa bu fidanları biz mi eziyoruz? Tigana'nın çocukluğuyla uğraşacağımıza bunu düşünsek daha iyi olmaz mı?
Beşiktaş Teknik Direktörü Jean Tigana'nın her şeyi tartışılabilir ama disipline düşkünlüğü tartışılmaz. Hem de futbolcusunu, futbolcusundan çok gözeten bir disiplindir onunki. Şimdi Tigana'nın Beşiktaş'ta ve Ümraniye'de verdiği ödünlere bakıyorum da "Bu benim tanıdığım hoca mı?" diye şaşırıyorum. Belki, "Girdik bir işe, bari olay çıkarmadan sonucuna ulaştıralım" diyordur.
Ya da Avrupa ölçülerinde bile bayağı 'yüksek' sayılacak maddi kazançlarından vazgeçmek istemiyordur.
Beşiktaş'ın futbol şubesi sorumlusu Celal Kolot, işte bu Tigana'ya "!!!! bir çocukluk yaşamış, onun için böyle sert" demiş... Vallahi ben Tigana'nın nasıl bir çocukluk yaşadığını bilmiyorum. Büyük olasılıkla, her göçmen ailesi gibi Tigana'nın ailesi de yoksuldu ve çocuklarını zor koşullarda büyüttüler. Ne var ki ailenin yoksul ve Siyah olması, çocukların !!!! yetişeceği anlamına gelmiyor. Hele futbola yatkınlarsa... O Tigana ve çoğu onun gibi yoksul göçmen çocuğu olan arkadaşları, 1978 Dünya Kupası'na formalarını unutarak gelmiş Fransa'yı, 1982'de gönüllerin takımı yapacak, iki yıl sonra Avrupa Şampiyonluğu'na ulaştıracaktı. Tigana'dan Zidane'a artık Fransa futbolu bütün bu '!!!!' göçmen çocuklarının sırtında yükseliyor. Hem de onlar Fransız olmaktan önce Malili, Kamerunlu, Senegalli, Cezayirli, Bask olduklarını açıkça söylemelerine karşın. Gidin Nantes'ın, Metz'in, Marsilya'nın altyapı okullarına bakın, Fransa bütün bu çocukları kucakladığı sürece Fransa oluyor. İktidar bunu unuttuğunda da varoşlarda yakılan otobüsler hatırlatıyor. Neyse, bu ayrı konu...
Özgüven parayla alınır mı?
Yoksul bir siyah çocuğun ille de !!!! olacağını düşünmek son 25 yılda bizim toplumumuzda gelişmiş çarpık bir bilinç... Böyle ortamlarda yetişmiş çocukların sağlam bir kişiliğe, özgüvene ve önderlik kültürüne sahip olamayacağı düşünülüyor. Kültür ve terbiye zenginlere özgü, parayla alınabilecek şeyler sanılıyor. Oysa tam tersi... Yoksul ama onurlu yaşayan ailelerin çocukları olanak bulduklarında topluma örnek olacak, önderlik yapacak bir kişilik gösterebiliyorlar. Yaşadıkları zor koşullar onları daha mücadeleci, azimli, hırslı ve paylaşmacı yapıyor.
Futbolda ise neredeyse kural bu. Bütün dünyanın yolsul çocuklarının oynayabileceği tek oyun futbol. Futbola yatkınlığınız varsa hayatınız değişebilir. Hayata ilişkin kültürel, toplumsal ve ahlaki terbiyenizi burada alabilirsiniz. Dünyanın üst düzey takımlarında 'sıla derdi'ne düşmeden oynayabilirsiniz. Başka bir deyişle, bu terbiyeniz yoksa ne kadar iyi oynarsanız oynayın, iyi futbolcu olursunuz belki ama örnek olamazsınız. Öyle Zidane'lara falan gitmeye gerek yok. Talihsiz açıklamayı yapan yöneticinin şube sorumlusu olduğu Beşiktaş'ta yetişmiş Kaptan Rıza Çalımbay'ı anmak yeterli...
Aslında zengin ve egemen sınıfların çocuklarında var '!!!!lik' tehlikesi... Hiçbir şeyle tatmin olmayan bir şımarıklık, ilk zora geldiğinde güce sığınan bir mızmızlık, devamlı babadan ve paradan destek arayan bir güvensizlik böyle ortamlarda büyüyen çocuklarda kolayca ortaya çıkabiliyor... Şimdiki futbol düzenimize bakıyorum da, 'Futboldaki muktedirler böyle bir çocukluk mu yaşadılar acaba?' diye sormadan edemiyorum. Herhalde çocukluklarında babaları bunlara top oynama izni vermedi ya da mahalle maçlarında oyuna sokulmadılar. Belki topun sahibi oldukları için mahalle maçlarına alındılar ama ilk beceriksizliklerinde oyunbozanlık yaptılar, yenilmeyi öğrenemediler. Baksanıza bitmek
bilmez bir hırsla futbolun hakça yarışma özüyle oynuyorlar, bu oyunu içinden çıkılmaz bir çirkefin içine atıyorlar. Yetmiyormuş gibi kendi komplekslerini başkalarının üzerine yansıtıyorlar.
Muhammet adında bir çocuk
Futbolun muktedirleri sadece komplekslerini tatmin etseler o kadar vahim değil. Ne var ki, kulüpleri birer 'heves tatmin' yeri görmenin ötesinde yeni kuşakların terbiyesini bozuyorlar. Bunun son örneği Beşiktaş altyapısındaki küçük Muhammet...
Koca koca adamlar televizyonlarda, gazetelerde boy gösteriyor, Muhammet'e değer biçiyor, "Barcelona 3 milyon verdi" balonları uçuruluyor, Beşiktaş Başkanı "5 milyona vermeyiz" diyor. Medya buna inanıyor ya da böylesi işine geliyor. Muhammet, Beşiktaş-Erciyes maçına, altyapıda oynayan arkadaşları gibi top toplayıcısı olarak çıkınca, '3 milyonluk top toplayıcısı' manşetleri atılıyor. Kimse, onun için en büyük şeyin maçtan sonra Mehmet Sedef ağbisinin formasını almak olduğuna dikkat etmiyor.
Evet Muhammet'in gerçekten üstün bir futbol yeteneği ve algısı var ama
o 12 yaşında bir 'ÇOCUK' sadece.
Buna hiç kimse aldırmasa bile Barcelona'nın yetkilileri aldırıyor. Onun için Muhammet'i transfer etmek diye bir şey gündemlerinde yok. Transfer etmek isteseler, yıl başına 2 bin avroyu Beşiktaş'a verir, Muhammet'i ailesiyle birlikte Barselona'ya götürürler. Ancak böyle bir transferin, bırakın transferi, bu tür haberlerin basında yer almasının, çocuğun gelişimini olumsuz etkileyeceğini düşünüyorlar.
Barcelona'nın Muhammet'e önerdiği sadece bir burs... Futbol eğitiminin yanı sıra genel eğitimini de kapsayacak bir burs bu; onun fiziksel gelişimini sağlayacak, yeteneklerini kullanmasını öğretecek... Daha da önemlisi, dünyaya ve futbola geniş açıdan bakmasını sağlayacak kültürü, kariyerini yönetecek bilinci verecek bir eğitim bursu. Bütün bunlardan sonra çocuk 16 yaşına geldiğinde transfer edeceklerse edecekler. Barcelona, 12 yaşındaki bir çocuğun ruhuna bu kadar titiz yaklaştığı için Barcelona işte. Yoksa parayı bastırıp gösteriş transferleri yaptığı için değil.
80 milyonda kaç kişi
Tabii bizim "3 milyon mu eder, 5 milyon mu?" uzmanlarının elinde 16 yaşına gelince Muhammet nerede olur, düşünmesi bile insanı karamsarlığa itiyor... Ülkemizin en önemli varlığı,
80 milyona yaklaşan nüfusu, nüfusun da önemli bölümünün genç olması değil mi? Pekiyi ülkenin bütün çocukları futbola düşkünken bu nüfustan neden çok sayıda çağdaş kültürde ve bilinçte futbolcu çıkmıyor? Hepsi '!!!!' mi bunların, yoksa bu fidanları biz mi eziyoruz? Tigana'nın çocukluğuyla uğraşacağımıza bunu düşünsek daha iyi olmaz mı?