PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Futbol ve düşmanlık...


Hakan Kirezci
09-12-2010, 23:07
Bundan tam 2 yıl önce, 2008 Kasım'ında kayıtlarıma aldığım bir Yılmaz Yılgın yazısını sizlere sunuyorum.

Bu aşağıdaki yazıyı ben yazıp buraya koysaydım eğer, bugün kendine holigan diyen birçok asi ruh muhtemelen bana sen ne ayaksın diyecekti. Öyle ya; ne maçlarda görülmüşlüğümüz var ne de kazanda içmişliğimiz. Facebooklarda resmimiz karakollarda ismimiz yoktur.

Ama bunları yazan Yılmaz Yılgın, asi ruhların tanıyacağı şekilde diyeyim Yumurtakafa Yılmaz...

Buyurun okuyun arkadaşlar.
Haydi bakalım Yılmaz'ın izniyle...

* * *

FUTBOL ve DÜŞMANLIK



http://img18.imageshack.us/img18/4296/hooliganze.jpg

İşin özü ikisi de bir birine zıt ifadelerdir.

Oysa spor en ilkel saldırgan tutumu bertaraf edebilmenin yolu değil miydi?
Peki günümüzde bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan bu holigan anlayış ne ister ?
Oyunu görmez; onun asıl derdi rakip takım taraftarlarının bulunduğu tribünlerdir. Orayı adeta bir savaş alanı olarak görür. Rakip takım taraftarlarının varlığı bile onun için kabul edilemezdir. Hiçbir zaman yalnız değildir. Vurucu kırıcı her türlü teçhizata sahiptir. Tuttuğu takıma her koşulda bağlı olduğunu haykıran bir holigan için asıl önemli olan rakip taraftarlarla kavga etmek ve etrafı kırıp dökmektir. Sıradan bir holiganın en ürkütücü yanı ise, bir maçın kazanılması için her yolu meşru görebilmesidir.

http://img52.imageshack.us/img52/7978/hooliganr300506228x370.jpg

Futboldan sadece görsel bir zevk değil, aynı zamanda psikolojik bir tatmin de bekler. Kendisini takımın bir parçası olarak görür. Taraftar psikolojisi çok farklı bir ruh dünyası yaratmaktadır. Bunun sosyal yaşamdaki bazı başarısızlıklarla da ilgisi vardır. Gündelik hayatta başarısız olan birey, toplum içinde kendisine sağlayamadığı statüyü tribünde bağırarak tesis etmeye çalışır.

Araştırmalarda 1950’lerden günümüze “futbol fanatizmi” diye tanımlanan holiganizmin yükselişinin nedenleri şu şekilde sıralanıyor:

1- İşçi sınıfının “kaba” ve “saygın” diye tanımlanan kesimlerinin hem kendi içinde hem de karşılıklı ilişkilerinde görülen yapısal değişimler.

2- Gençlere yönelik “boş zaman pazarı”nın yükselişi.

3- Genç taraftar gruplarının yurt içi ve yurt dışı maçlarına gitme talep ve imkanlarındaki artış.

4- Futbolun yapısal boyutunda ve kulüp – taraftar ilişkilerinde meydana gelen değişiklikler.

5- Kitle iletişim araçlarının yapı ve işleyişindeki hızlı değişim.

6- Tabloid basının yükselişi.

7- Gençlere yönelik işgücü pazarının gerçek anlamda çöküşü.


Futbol fanatizminde şiddeti tetikleyen başlıca unsurlar şöyle sıralanıyor:

1- Gazetelerdeki kışkırtıcı haberler

2- Gazeteci ve Kameramanların tutumu

3- Aşırı alkol kullanımı

4- Tahrik

5- Taraftarları etkileyen bazı politik gruplar

6- Polisin taraftarlara yönelik sert tutumu

7- Bilet satış ve dağıtımının yarattığı sorunlar

8- Statlardaki düzensiz ve eşitsiz yerleşimin yarattığı sorunlar.

Düşmanlıkların son bulması için yapılan spor karşılaşmalarının geldiği son durum maalesef bu. Evet, biz Resmi Kurumların almış olduğu karar sonucu, Bursa maçına gitmedik bir diğer ifadeyle gidemedik. Ya gitseydik ?..

Olabilecekleri tahmin etmek zor olmasa gerek bu nedenle böyle bir karar çıkmış.
Esasında iyi de olmuş diyebiliriz. Ancak; çözüm mü ? Nereye kadar düşmanlık sürecek?

Bursaspor’un taraftar grubu Teksas’lı kardeşlerimiz henüz bazı şeylerin farkında değil herhalde. Yapabildikleri; A.Gücü taraftarlarıyla birlikte hareket ederek bir nevi gençliğin verdiği heyecanla macera yaşamaya çalışmak.

Halbuki Beşiktaş camiası dünyanın dört bir yanında bilinen, geçmişte yaptıkları gıpta izlenen büyük bir güce sahiptir.

Bizim durgunluğumuz kimseyi aldatmasın, altında yatan nedenleri ancak bu kavgaları yaşayanlar bilir.

Şu anda bizim gençliğimizin de kanı kıpır kıpır her an bir şeyler yapmaya yaşatmaya müsait olmasına karşın bu arkadaşları devamlı sakin olmaya davet ediyoruz.

Gençlerimiz sadece İstanbul da değil; Trabzon, Antalya, İzmir, Van, Bursa ve Ankara dahil Ülkemizin her tarafında ve diğer Ülkeler de her şeyi yakından takip ederek tepki gösteriyor.

Yani, bir iki kente sıkışmış bir camia değiliz. Nereye kadar zaptedebiliriz doğrusu kimse bilemiyor.

Ola ki; bir olay meydana geldi, hangi taraftan olursa olsun bir kişinin zarar görmesi bizi üzer. Bursaspor’lu yada Ankaragüç’lü bir kardeşimizin burnunun kanaması beni de yaralar.

Bizler sorumluluk sahibi insanlarız, ağzımızdan çıkacak kelimeleri dikkatli sarf etmek zorundayız. Herhangi bir şekilde zarar gören bir gencin anne yada babasına ne diyeceğiz arkadaşlar, gözyaşı sadece gözlerden akan tuzlu sudan ibaret değildir, ateş düştüğü yeri yakar.

En yakınımızda duran sonuç ortada; Karşıyaka’lı kardeşimizi ne uğruna kaybettik?.. Aksini düşünen varsa; bunun hesabını hem bu dünyada hem de öbür dünyada nasıl vereceğini iyi hesaplamalı; çünkü karşılıksız kalmayacağı aşikardır.

Gelin; Dostluk ve Barış elini uzatalım, kırgınlıkları tartışmaları bir kenara bırakalım. Suçlu aramaktan vazgeçelim.

Hiçbir ana-baba gözyaşı dökmesin.

Yılmaz YILGIN

Hakan Kirezci
09-12-2010, 23:12
Demiş zamanında. Şimdi kan da döküldü gözyaşı da... Acaba testi kırıldı mı?

Cem Ozel
10-12-2010, 08:50
Bu son olaylarda ekstra olarak polisin, zaafiyetinide gördük. Otobüslerde yapılan aramalarda kesici aletlere rastlandıktan sonra , amacı kavga olan o taraftarları gözaltına almak yerine gelişlerine izin verilmesi anlamsızdır. Polis olayları önleme şansını kullanmamış durumda.

Murat Aru
10-12-2010, 09:14
Yılmaz Abi demiş demiş demiş!!!
Yaşadıklarından, birikiminden arındırıp sunmuş.
Tesadüf mü son yaşananlar?
Bu yazıyı okuyanlar yazının yazıldığı tarihe dikkat etsin.
Tesadüf diye birşey yoktur!

Vedat Benakay
10-12-2010, 17:20
Bu Son Olaylarda Artık Yeter Ulenı Gormedıkmı Sızlerce.yıllarca Suskunlugumuzun Dısa Vurumu Degılmı Bu...yıllarca Kendılerıne Teksas Tomıkıs Dıyelnlerın Hakaretlerını Dınledık Ve Onları Korukleyen Medyayı ızledık Pekı Bu Semtımızın Namus Oldugunu ınsanlara Haykırmamız Degılmıydı..bu Futbol Terorumu Yoksa Teslımıyetcılıge Karsı Bas Kaldırımı...bence Bu Bır Dıık Durusssss

Onur Delican
10-12-2010, 21:27
isterdik dostluk olsun arkadaşlık olsun ama adamların gelişinden belliydi yapılanı hakkettiler sonuna kadar.

yumurtakafa yılmaz
11-12-2010, 18:44
rakiplerin yediği b.k bize uymaz.

birde şu var; BEŞİKTAŞ taraftarları bir kente sıkışmış taraftar grubuyla mı??? uğraşacak!!!

birileri bizim üzerimizden prim yapmanın peşinde.

yöneticiler ve yönetenler dahil.

tuzak var, kapan var.

TİKKAT TİKKAT

faş-it!!! var.

NO WAR.

Umit Bayezit
11-12-2010, 20:41
forum var yazılıyor anlatılıyor
abilerimiz hem burada hem hayatta ne zaman istesek yanı başımızda
dergimiz var ince eleyip sık dokuyup kelimlere bile indirgeyerek hassasiyeti sunulan. kalp kıracak gönül kırdıracak boyutlarınıda gördük hassasiyetin
tek amaç yanlış yönlendirmemek kitleyi
olanların ve olabileceklerin farkındayız çünkü
olay neden oldu peki bunca çabaya rağmen
hayatın normal süreci diyemeyiz tabiki çünkü su yatağına giremedi bir türlü istememize rağmen
sebep bizden gayrisi
malumun ilanına gerek yok hepimiz biliyoruz
kurum kurum
şahıs şahıs
vedat abime katılmamak mümkün değil
yeter ulAn dedi bizim çocuklar
sımsıkı tuttuğumuzu düşünürken onları
kayıp gittler...

Sabri Haluk Erdem
16-12-2010, 19:11
Neden Beşiktaşlı Olduğumu hiç bilmiyorum. Ya da kelimelerle anlatamam.
Babamın Annemin ve Ablamın sporla hiç ilişkisi yoktu.
Ağabeyim takım tutmazdı.
Amcam uzaktaydı ve onun da sporla ilişkisi yoktu.
Mahalle ağabeylerim in kimi fb li kimi gs li idi. yaşıtlarımda aynı şekilde fb ya da gs. taraftarıydı. Bir başka deyişle Beşiktaşlı olmamım hiçbir dış etkeni yoktu diye düşünüyorum.
Hatta, okuma yazmayı söktüğüm ilk yıllarda bir gazete sayfasında okuduğum (1968)
“Kartal Kanaryanın Yuvasını Bozdu” başlığına nasıl ağladığımı dün gibi hatırlarım.
Sanırım renkler çekti beni önceleri. Siyah ve Beyazın birlikteliğinin verdiği çekiciliğin,
vahşi kartalın, mazlum kanaryanın sıcak yuvasını bozması haberinin mecazi bir anlam taşıdığını algılamam ile ağır basmaya başladığını düşünüyorum.
Ancak:
Bu gün Beşiktaşlılığımı perçinleyen sahip olduğumuzu düşündüğüm hakim kültürdür.
Bütün lunpen ya da adını ne koyarsanız koyun davranış biçimlerine rağmen
Beşiktaşlıların, Ulusal ya da Uluslararası gelişmelere karşı koyduğu genel tepkilerdir.
(Örnğ: Hepimiz Etoyuz, Çarşı Nükleer de karşı vb. vb. vb.)
Bu çeşit tepkilerin, olayın sadece bir futbol oyunu değil, bir kültürün ya da bir dünya görüşünün göstergesi olduğunu düşünüyorum.
Kısacası Bursaspor taraftarı denilen o zavallı ama tehlikeli kitle ile Beşiktaşlılar arasında son yıllarda gelişen olayların doğrudan sporla ilgili değil, başka nedenlerle geliştiğine inanıyorum.
Yani…. Ümit kardeşimin dediği gibi:
“YETER ARTIK” dedi bizim çocuklar.
İyiki de dediler.

Safak Batman
17-12-2010, 20:30
Beşiktaş Kulübü Onursal Başkanı Süleyman Seba, ''Futbol kavgayla izlenecek oyun değildir, yaşanan şiddet olaylarını gördükçe ve duydukça üzülüyorum'' dedi.

Seba, Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde, Beşiktaşlı Taraftarlar Derneği Lokali açılışında yaptığı konuşmada, dernek lokallerinin iyi niyetlerle açıldığını, çalışmalarından dolayı dernek başkanı Tarkan Adik ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarını kutladığını söyledi.

Gazetecilerin, Türkiye'de futbolda yaşanan şiddetin artmasına yönelik sorusu üzerine Seba, şunları kaydetti:
''Benim futbol oynadığım yıllarda bu tür şiddet olayları yoktu. Futbol kavgayla izlenecek oyun değildir, yaşanan şiddet olaylarını gördükçe ve duydukça üzülüyorum. Futbolun kendine göre esprisi vardır. Geçenlerde Barcelona ile Real Madrid maçını seyrettik. Futbolun ne olduğunu onlardan öğrenmek lazım.''

Seba, Beşiktaş'ın Avrupa ve Türkiye'de oynadığı futbolu nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, ''O konuya girmem. Biz vazifemizi iyi veya kötü yaptık. Benim işlerim bitmiştir. O nedenle burada onun, bunun gıyabında konuşmayı da asla kabul etmem'' diye konuştu.

Dernek Başkanı Adik'ten bilgiler alan Seba, üyelerle sohbet etti.