Muhittin Saban
31-03-2007, 01:00
Benim ilgi alanlarımdan biri de Gezegenler ve eski çağ uygarlıklarıdır. Bunlara bağlı olarak da tabi ki sonsuz evren ve gökyüzü. Sizinle arşivimden bir parçayı paylaşmak isterim.
Hubble’ın gözü ile baktığımız da aslında ne kadar da akıl almaz bir büyüklükte ki evren içinde bulunduğumuzu anlamak ve görmek çok hoş.Sınırlarını tahmin bile edemeyeceğimiz büyük bir boşluk, matematiksel hesapların bile başını döndürecek devasa bir göksel şölen….!(Tek rakibi İnönü Tribünleri)
Aşağıda ki linki tıklayıp play tuşuna bastıktan sonra seyredeceğiniz görüntüler ilginç ve düşündürücü.!
Giriş kısmında evrenin ne kadar büyük olduğu, milyarlarca yıldızın yanında Dünya’mızın ne kadar küçük olduğunu ve araya “numa numa” şarkısının o ünlü playback görüntüsünün koyularak aslında günlük hayatımızın koşuşturması içinde şöyle bir durupta bu dev görüntüyü yeterince algılayamadığımızı anlatıyor.
Sonuç biraz ilginç ve felsefi.Hubble teleskopu, 2003 yılında uzayın boş sanılan bir bölümüne 11 gün süreyle kilitleniyor…!Yani hiçbir şey olmayan ve gözükmeyen o küçük parçaya kilitleniyor.Bu küçük kara parçadan,Hubble teleskopu derin uzay görüntülerini yakalıyor.Dikkat ederseniz son kısımda görülen ışıkların hepsi aslında birer “Galaksi”…! ve milyarlarca yıldız daha..En düşük olasılık hesabında bile, görebildiğimiz Evren’de Dünya’ya benzeyen milyarlarca daha gezegen olması kaçınılmaz
Aslında hayat mücadelesi ile uğraşmaktan uzaya bakmaya vakit mi kalıyor.Ama birazda bizde de var ihmalkarlık. Hiç olmazsa geceleri açık havada kısa süreliğine de olsa başımızı gökyüzüne çevirerek, içinde bulunduğumuz Evren’i az da olsa algılamaya çalışsak iyi olmaz mı, ne dersiniz? Mesela açık havanın olduğu İnönü'de bir maç akşamı kafamızı yukarı kaldırıp ta gökyüzünü ve yıldızları seyretmeye ne dersiniz? İnanın muhteşem bir histir o. "İstikbal göklerde" değil mi, kartalımız gökyüzünün tek hakimi değil mi? Ben bayılıyorum o sonsuz evrenin içinde kaybolmaya.
Neyse,
Şöyle bir düşünecek olursak “Hubble” teleskopu, elinden çıktığı insan uygarlığı ile kendisi arasında ki en uzak mesafede bulunuyor. İnsanlığın uzayda ki evreni gezen tek “Göz”ü”..! ve bu gözün bizlere gösterdiği görüntüleri seyrederken şöyle düşündüm;
“Aklın alamayacağı kadar büyük olan bu Evren’de yalnız olabileceğimizi düşünmek haksızlık olur”…!
İsterim ki,günün birinde teleskop Hubble, “hımbıl” düşüncelerin, “ Ne uzaylısı, ne başka yaşanacak dünyalar, olur mu kardeşimmmm saçmalamayın” tarzı çıkışlarını çürütecek bazı kanıtları görür ve bize de gösterir. Gerçi öyle olsa da bu görüntüleri Dünya kamuoyu ile paylaşacak “NASA”lı bir babayiğit göremiyorum ben…!
Evet artık bir bakalım, Hubble 2003 yılında çok azımızın ara sıra yaptığını yaparak, uzayın bir noktasına odaklanıyor. Acaba orada da bir Hubble var da karşılıklı bakışıyor mu yuz? Der gibi..!
Tıklayın:Hubble’nin "Göz"ü (http://www.deepastronomy.com/hubble-deep-field.html)
Hubble’nin yolu, bizimde gözümüz açık olsun.
.
Hubble’ın gözü ile baktığımız da aslında ne kadar da akıl almaz bir büyüklükte ki evren içinde bulunduğumuzu anlamak ve görmek çok hoş.Sınırlarını tahmin bile edemeyeceğimiz büyük bir boşluk, matematiksel hesapların bile başını döndürecek devasa bir göksel şölen….!(Tek rakibi İnönü Tribünleri)
Aşağıda ki linki tıklayıp play tuşuna bastıktan sonra seyredeceğiniz görüntüler ilginç ve düşündürücü.!
Giriş kısmında evrenin ne kadar büyük olduğu, milyarlarca yıldızın yanında Dünya’mızın ne kadar küçük olduğunu ve araya “numa numa” şarkısının o ünlü playback görüntüsünün koyularak aslında günlük hayatımızın koşuşturması içinde şöyle bir durupta bu dev görüntüyü yeterince algılayamadığımızı anlatıyor.
Sonuç biraz ilginç ve felsefi.Hubble teleskopu, 2003 yılında uzayın boş sanılan bir bölümüne 11 gün süreyle kilitleniyor…!Yani hiçbir şey olmayan ve gözükmeyen o küçük parçaya kilitleniyor.Bu küçük kara parçadan,Hubble teleskopu derin uzay görüntülerini yakalıyor.Dikkat ederseniz son kısımda görülen ışıkların hepsi aslında birer “Galaksi”…! ve milyarlarca yıldız daha..En düşük olasılık hesabında bile, görebildiğimiz Evren’de Dünya’ya benzeyen milyarlarca daha gezegen olması kaçınılmaz
Aslında hayat mücadelesi ile uğraşmaktan uzaya bakmaya vakit mi kalıyor.Ama birazda bizde de var ihmalkarlık. Hiç olmazsa geceleri açık havada kısa süreliğine de olsa başımızı gökyüzüne çevirerek, içinde bulunduğumuz Evren’i az da olsa algılamaya çalışsak iyi olmaz mı, ne dersiniz? Mesela açık havanın olduğu İnönü'de bir maç akşamı kafamızı yukarı kaldırıp ta gökyüzünü ve yıldızları seyretmeye ne dersiniz? İnanın muhteşem bir histir o. "İstikbal göklerde" değil mi, kartalımız gökyüzünün tek hakimi değil mi? Ben bayılıyorum o sonsuz evrenin içinde kaybolmaya.
Neyse,
Şöyle bir düşünecek olursak “Hubble” teleskopu, elinden çıktığı insan uygarlığı ile kendisi arasında ki en uzak mesafede bulunuyor. İnsanlığın uzayda ki evreni gezen tek “Göz”ü”..! ve bu gözün bizlere gösterdiği görüntüleri seyrederken şöyle düşündüm;
“Aklın alamayacağı kadar büyük olan bu Evren’de yalnız olabileceğimizi düşünmek haksızlık olur”…!
İsterim ki,günün birinde teleskop Hubble, “hımbıl” düşüncelerin, “ Ne uzaylısı, ne başka yaşanacak dünyalar, olur mu kardeşimmmm saçmalamayın” tarzı çıkışlarını çürütecek bazı kanıtları görür ve bize de gösterir. Gerçi öyle olsa da bu görüntüleri Dünya kamuoyu ile paylaşacak “NASA”lı bir babayiğit göremiyorum ben…!
Evet artık bir bakalım, Hubble 2003 yılında çok azımızın ara sıra yaptığını yaparak, uzayın bir noktasına odaklanıyor. Acaba orada da bir Hubble var da karşılıklı bakışıyor mu yuz? Der gibi..!
Tıklayın:Hubble’nin "Göz"ü (http://www.deepastronomy.com/hubble-deep-field.html)
Hubble’nin yolu, bizimde gözümüz açık olsun.
.